Tekil Mesaj gösterimi
Alt 13 Ocak 2020, 23:37   #1
Çevrimdışı
Fragile
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Anna Karina: “An”ların Aktrisi




Anna Karina: “An”ların Aktrisi



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Jean-Luc Godard ne kadar Fransız Yeni Dalgası ise, Anna Karina da o kadardır diyebiliriz herhalde. Karina’yı o dönemki eşi Godard’ın vizöründen gördüğümüzden midir bilinmez 60’lar Fransız sinemasının en güzel ve ikonik yüzlerinden biri olarak biliyoruz.

1940 yılında Danimarka’da doğan Karina, modellikle başladığı kariyerini Godard ile tanışmasıyla birlikte sinemaya çeviriyor. Une femme est une femme, Vivre sa vie, Bande à part, Alphaville ve Pierrot le fou gibi Yeni Dalga’nın imza filmlerinde başrol oynuyor. Yönetmen ile araları bozulup evlilikleri sona erince Anna Karina başarılı kariyerini sürdürüyor. Ancak sona eren yalnızca bir evlilik değil, sinema tarihinin en başarılı yönetmen-oyuncu işbirliklerinden de biri oluyor. Godard’ın Le Mepris‘de anlattığı hikayenin de aslında bir nevi Godard-Karina evliliğinin son dönemlerini simgelediği de bilinen bir gerçek.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Karina’yı kelimeler ile anlatmak pek mümkün değil, daha çok özel sahnelerin ve “anların” aktrisi diyebiliriz onun için. Bande à part‘taki Madison dans sahnesi çoğu kişi için favori olsa da, bana göre en unutulmaz sahne Vivre sa vie‘deki Jeanne d’Arc sahnesi. Kendi isteği ile seks işçiliği yapmaya başlayan Nana’yı canlandıran Karina, müşterilerinden biriyle sinemaya girer. Sinemada Dreyer’in muazzam sessiz filmi La Passion de Jeanne d’Arc oynamaktadır. Adam Nana’ya kolunu atar, tam o esnada da filmin sonuna gelinmektedir. Filmde Jeanne d’Arc’ın kendini feda edişi, karakteri oynayan Falconetti’nin muhteşem yakın plan çekimleri ile verilir. O esnada Godard ufak bir numara yapar. Birden Karina ağlamaya başlar, Jeanne d’Arc’a dönüşmüştür. Dreyer’in Falconetti’yi gösterişini Godard Karina için taklit eder. Bu şekilde de filmin hüzünlü sonunu üstü kapalı bir şekilde işaret eder. Karina’nın filmi izlerken döktüğü göz yaşları da Karina’nın kendisi ile birlikte Yeni Dalga’nın ikonları arasında yerini alır.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Minimal oyunculuğu ile karakteri söylemedikleri ve yapmadıklarıyla hayata taşımaktaki başarısı Anna Karina’yı çağının en iyileri arasına sokuyor. Halen daha Fransız Yeni Dalgası’nı konuşurken ismini saydığımız birkaç oyuncu varsa da, muhtemelen onların en başında Karina geliyor.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

-Alıntıdır-

 
Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
sohbet odaları sohbet bizimmekan reklamver