| Bir Cinin Doğumu
İlçemiz nüfusunun 2000 civarında olduğu günlerde, “cinlerin miri” Mir Osman’ın karısının
doğumu gündeme gelmis. Cinler, periler ne yapmıslarsa kadının doğumunu
gerçeklestirememişler. Aralarından biri, Kısla Mahallesi’nde oturan Fatma isimli bir kadının bu
isten çok iyi anladığını söylemis. Bunun üzerine Osman, Fatma’yı getirmeleri için iki cine görev
vermis. Görevli cinler de aksam ezanından sonra saklandıkları yerden çıkıp insan suretinde Kısla
Mahallesi’nin etrafında kesif gezisi yapmıslar. Yatsı namazından sonra Fatma’yı evinden alıp
Mir Osman’ın bulunduğu Veysike köyüne götürmüsler. Bir ara Fatma “Beni nereye
götürüyorsunuz?” diye sormus. Cinler fazla konusmamasını söyledikten sonra normal hallerine
dönmüsler. Fatma ayaklarının ters olduğunu görünce, bunların cin olduğunu anlamıs. Gazaplarına
uğramamak için, her söylediklerini yapmaya karar vermis. Nihayet Osman’ın huzuruna çıkmıslar.
Cinler, “Đste mirim; sözünü ettiğimiz kadın bu” demisler. Cinlerin miri de “Bak kızım, benim
karım doğum yapamıyor; sancılar içinde kıvranıp duruyor. Onu doğurtursan ve bir erkek çocuk
olursa, benden sana kıymetli bir mükafat. Doğurtamazsan, sana ne yapacağımı çok iyi bilirsin”
demis. Fatma, cinlerin elinden bir an önce kurtulmak için bütün bildiklerini uygulamaya
baslamıs. Nihayet kadını doğurtmus; üstelik dünyaya gelen de bir oğlan çocuğuymus. Osman,
Fatma’nın ödülünü vermek için büyük bir tören düzenlemis. Ödül olarak Fatma’nın kucağını
soğan kabuklarıyla doldurmus. Fatma’yı sabah ezanına yakın, iki cinin refakatinde evine
göndermis. Eve yaklastıkları sırada ezan okunmus; cinler ezan sesini duyar duymaz ortalıktan
kaybolmuslar. Özgürlüğüne kavusan Fatma da eteğindeki soğan kabuklarını yere atıp kocasına
seslenmis. Evin salonunda kocasıyla karsılasmıs ve olup bitenleri kocasına anlatmıs. Kocası
hayretler içinde “Sen ne yaptın Fatma; o soğan kabukları altındı. Baksana bir kaçı eteğine
takılmıs; hemen gidip diğerlerini alalım” demis. Gitmisler; ama soğan kabuklarının yerinde yeller
esiyormuş. |