| Cevap: İçinden Geçeni Söyle...
Kendimi hiçbir yere ait hissedemedim. Çoğu insanda var olan kök salma içgüdüsü, bana uğramamış. En aşina olduğum sokaklarda bile beni yabancı gibi gezdiren, bir zihinsel bağlantısızlık ile doğmuşum. Gittiğin her yere kendini de götürdüğün için, nerde olsan değişmez bir gurbet.
Belki insanlardan ve onların aktivitelerinden -hadi sizleri üzmemek için yüzde doksanından diyeyim- duyduğum hoşnutsuzluk hali; yaşadıkları semtlere, içlerine doluştukları binalara, işgal ettikleri mahallelere ya da açtıkları dükkanlara duygusal anlamlar yüklememe mâni oluyor. Belki de düz ruh hastasıyım. Her halükârda “Bak burası çocukken ekmek aldığımız fırın” şeklinde heyecanlanıp, gözlerim parlayarak bir yeri işaret etmek hiç nasip olmadı. Evler, okullar ve semtler; bir sonraki trene binmek için beklenen platformlar gibi, içindeyken bile geride bırakacağımı bildiğim, geçici mekanlar olarak kaldı.
Böyle bir ruh haliyle yaşamanın, tutunduğun şeyleri bırakamama gibi bir yan etkisi var. Hayat yolculuğunuzda ne kadar az anı biriktirdiyseniz, biriktirdiklerinizin özgül ağırlığı o kadar fazla oluyor. Belki okul günlerinizi hatırlayıp iç çekmiyorsunuz, sahil gazinolarını hasretle anmıyorsunuz, gittiğiniz rüya tatil aklınızda yer etmiyor ama neyi severseniz de çok seviyorsunuz işte. Yokluğu burnunuzun direğini sızlatıyor. 3 Ay, Beatrice, İpek- bunu beğendi |