[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
İnsanlara gerçekleri söyleyin.
Canlarını yaksa bile.
Kırılacaklarsa, yalandan değil, hakikatten kırılsınlar.
Çünkü gerçek, insanı küçültmez.
Sadece maskeleri düşürür.
Ve maskesiz kalan herkes, ya büyür ya da kaçar.
İnsanlara gerçeği söylemediğinizde iyilik yapmış olmazsınız.
Onları olduğu yerde dondurursunuz.
Gelişemeyen herkes, bir gün sizi suçlar.
Gerçek, şefkatsiz değildir.
Şefkatsiz olan, susmaktır.
Çünkü suskunluk, insanı çocuk bırakır.
Bırakın canları yansın.
Yanmak, büyümenin en kısa yoludur.
Her dönüşüm biraz acıyla başlar.
İnsanlara gerçekleri söyleyin.
Ve sonra geri çekilin.
Çünkü büyümek, kimsenin başkasının elinden tutarak yapacağı bir şey değildir.
Hakikat verilir.
Değişim seçilir.
Ama şunu bilin.
Gerçeği söylemek, sizi yalnız bırakabilir.
Çünkü herkes aynaya bakmak istemez.
Bazıları hakikati alır ve büyür, bazıları inkâr eder ve saldırır.
Gerçek, anlatıldığı anda değil, insanın yalnız kaldığı anda çalışır.
İlk anda reddedilir.
Sonra zihinde dolaşır.
Ve bir gün, içeriden kapıyı çalar.
Bu sizin meseleniz değildir.
Gerçek söylendikten sonra sorumluluk el değiştirir.
Çünkü kimseyi ikna ederek büyütemezsiniz.
Bazıları o kapıyı açar.
Sessizce değişir.
Kimseye göstermeden büyür.
Bazıları kapıyı kilitler.
Suçu dışarıda arar.
Ve aynı yerde, aynı hikâyeyi anlatmaya devam eder.
Sevgi, sürekli korumak değildir.
Sevgi bazen, birinin acısına karışmamayı bilmektir.
Gerçeği söylemek, herkesle kalmak demek değildir.
Ama kendinle kalabilmenin tek yoludur.
Herkesi tutamazsınız.
Herkesi taşıyamazsınız.
Herkesi kurtaramazsınız.
Ama şunu yapabilirsiniz.
Hakikati söyleyip, geri çekilmek.
Şunu bilerek geri çekilmek.
Büyüyenler sizi zaten anlayacaktır.
Kaçanlar ise, hiç hazır değildi.
Gerisi, onların yolculuğu.