[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Birbirimize artık tahammül etmiyoruz.
Çünkü kimsenin kimseye gerçekten değecek hâli kalmadı.
Herkes “idare edilen” olmayı bıraktı, ama kimse “sorumluluk alan” olmak istemiyor.
İnsan ilişkileri artık bir sabrın değil, bir tükenmişliğin hikâyesi.
Herkes biraz yorgun.
Biraz kırık.
Biraz da fazlasıyla dolu.
Ve bu doluluk, sevgiyle değil, birikmiş cümlelerle, yutulmuş itirazlarla, bastırılmış öfkeyle dolu.
Kimse dinlemek istemiyor, herkes anlatmak istiyor.
Kimse anlamak istemiyor, herkes haklı olmak istiyor.
Ve haklılık, artık ilişkilerin yeni silahı.
Eskiden insanlar “kalp kırılır” diye korkardı.
Şimdi “mesajıma geç gördü” diye savaş çıkarıyor.
Eskiden susmak, düşünmekti.
Şimdi susmak, cezalandırmak.
Herkes sınırlarını konuşuyor ama kimse kendi kötülüğünü konuşmuyor.
Herkes “beni yoran insanlar” diyor ama kimse “yoran ben miyim?” diye sormuyor.
İlişkiler artık bir bağ değil, bir gerilim hattı.
En ufak sarsıntıda herkes ya kaçıyor ya saldırıyor.
Orta yol yok.
Olgunluk yok.
Sükûnet yok.
Ve öfke.
Öfke büyüyor.
Çünkü insanlar artık sevilmedikleri için değil, anlaşılmadıkları için çıldırıyor.
Görülmedikleri için, duyulmadıkları için, “önemsizleştirildikleri” için.
Herkes çok güçlü görünmeye çalışıyor.
Ama herkes içinden içinden “Biri beni gerçekten anlasın artık” diye bağırıyor.
İlişkiler vitrine döndü, duygular depoya kaldırıldı.
Herkes mutlu pozlar veriyor, ama herkes bir yerinden sızdırıyor.
Ve sonra soruyorlar.
“İnsanlar neden bu kadar gergin?”
Çünkü herkes yalnız.
Kalabalıkların içinde bile.
Limit tükendi.
Tahammül kalmadı.
İyi niyet yorgun.
Empati bitkin.
Ve öfke, birikmiş bütün cümlelerin sözcüsü oldu artık.
Bu çağın ilişkisi şudur.
Çabuk bağlan, çabuk vazgeç, bol bol suçla, hiç yüzleşme.
Ama bilinmesi gereken bir şey var.
Öfke büyüyorsa, orada mutlaka konuşulamamış bir acı vardır.
Ve biz artık acılarımızı konuşmak yerine
birbirimizi yakıyoruz.