[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Bir süre iyi olmayacağım.
Bu cümle, bu his, bir teslimiyet değil bir dürüstlük manifestosu.
İyileşmeyi zorla hızlandırmaya çalışmaktan yoruldum.
Kendime “artık geçmedi mi?” demekten.
Her düşüşte “hadi kalk” diyenlerden.
Acının da bir takvimi varmış gibi davrananlardan sıkıldım.
Bazı şeyler insanın içini öyle paramparça eder ki,
o kırıkların arasına güneşin girmesi bile zaman alır.
Ve işte ben, o zamanı kendime vermek istiyorum.
Bir süre iyi olmayacağım.
Çünkü iyi olmam gerekiyor diye iyi olamıyorum.
Bırakın biraz dağınık kalayım.
Bir sabah hiçbir şey hissetmeden uyanayım,
bir akşam sebepsizce ağlayayım.
Bir şarkıda kaybolayım, bir fotoğrafta takılı kalayım.
Bir insanın izinden silinmek bu kadar kolay değil.
Ve siz...
Yersiz mutluluk nasihatleriyle gelmeyin.
“Boş ver”, “geçecek”, “her şeyin bir sebebi var” demeyin.
Belki de her şeyin bir sebebi olmaması canımı yakıyor.
Ben sadece biraz durmak istiyorum.
Kendimi dinlemek, suskunluğumu anlamak,
ve içimdeki sessizlikle barışmak.
Bir süre iyi olmayacağım.
Ama bir gün...
Tam da kimsenin beklemediği bir anda.
Bir sabah güneş doğduğunda, hiç fark etmeden iyi olacağım.
Gerçekten, kendiliğinden.
Bazen “iyi ol” baskısı, en büyük kötülük oluyor insana.
Çünkü kimse bilmiyor, iyi olmamanın da bir anlamı var.
Acının içinde kalmak, insanı karanlıktan geçiriyor ama aynı zamanda olgunlaştırıyor.
Kırıldığın yerden ışık sızıyor belki, ama o ışığın yanması bile yakıyor önce.
Ben yanmayı seçiyorum.
Çünkü bu yanışın içinde sahicilik var, yalan gülüşler değil, gerçekten hissedilen bir varoluş var.
Bir süre iyi olmayacağım çünkü bunu hak ediyorum.
Kendime söz verdim.
Hiçbir duygumu susturmayacağım.
Ağlayacaksam ağlayacağım, susacaksam susacağım.
Zorla gülmeyeceğim artık.
Bazen “iyi değilim” diyebilmek, en büyük cesarettir.
Ve ben bu defa cesur olacağım toparlanmak için değil, dağınıklığımı sahiplenmek için.