| Analiz değil tehdit
Irak'ta ABD'nin tezgahladığı ve Sünni-Şii çatışması diye sunulan gelişmelere New York Times gazetesinden bir yorum eklendi. Buna göre Irak'taki ortam bütün bölge ülkelerinin içine çekileceği bir bölgesel savaşa neden olabilir.
Aşçı daha mutfağa bile girmeden "belli ki bu yemek yanacak" derse, ne düşünürsünüz? Yemek eğer ateşte fazla bırakılırsa yanar… Ateşi kontrol edecek olan kişi sonucu baştan söylerse, "bunun niyeti bozuk" demez misiniz?
ABD kaynaklı analizler, tahminler de başka anlama gelmiyor. Medeniyetlerin çatışacağı "öngörüsü" aslında Washington'un dünyayı ne hale getirmeyi planladığını deklare ediyordu. Şimdi de Irak'ta birbirlerinin ibadet yerlerini bombalamak için nedeni olmayan toplulukların savaşa gittiklerini söylüyor ABD kaynakları…
Üstelik burada da durmuyorlar. İran'ın Şiilerin, Suudi Arabistan, Ürdün, Kuveyt ve başkalarının Sünnilerin yanında savaşa gireceğini, Kürtlerin bağımsızlıklarını ilan edip Türkiye Kürtlerini ayaklandırmayı deneyeceğini, bunun üzerine Türkiye'nin de kavgaya dahil olacağını, bu arada Şii grupların kendi aralarında da savaşacağını, İran'ın nükleer silahına başkalarının yanıt verebileceğini…
Bu kadar felaket senaryosu yetmezmiş gibi, bu tür durumlarda "yardıma çağırılan" uluslararası güçlerin de işe yaramayacağını, hatta kaos ortamında ABD birliklerinin de çekileceğini yazıyorlar. (Herhalde okurların bu nottan ABD'nin Irak'tan çekilmesinin kötü bir şey olduğu sonucunu çıkarması bekleniyor.)
Anlayacağınız, ABD dünya savaşı anonsu yapıyor! Anons için Beyaz Saray'ın sicili belli bir borazanının sayfaları kullanılıyor…
Niyeti bozuk aşçı suçu üstünden atmayı ihmal eder mi! Zaten Şiilerle Sünniler bin küsur yıl önce de savaşmış. Hatta Şii İran ile Sünni Irak daha 1980'lerde birbirine saldırmış…
Bu facianın nasıl engellenebileceğine ilişkin ABD tezini zaten biliyoruz:
Bıraksan birbirlerini boğazlayacak olan Ortadoğu halklarına uygarlık, barış, demokrasi aşısı yapmak için emperyalist ordulara ihtiyaç var. Bu "geri halkların" ilacı bombalanma, işkence, tecavüz, evlerinin başlarına geçirilmesi… Bunların kendi doğal kaynaklarını adam gibi işletmelerinin de asla mümkün olmadığını eklemeye gerek yok!
Bu tehditlerin nedeni, ABD açısından işlerin Irak'ta sarpa sarmasıdır. Seçimden başka her şeye benzeyen organizasyonlarla bile ABD istediği hükümeti kurduramamakta, asıl önemlisi anti-emperyalist direniş işgalciyi çileden çıkartmıştır.
İnsanlığın baş belası ABD'yi durduracak tek yol, direnişin daha da yükselmesidir. Bugün Irak'ın yurtsever halkının sergilediği direniş öylesine yükselmelidir ki, savaş tehditleri sökmemeli, provokasyonlar geri tepmelidir. Birbirine düşürülmek istenen halklar el ele verdiklerinde işgalciyi tüm bölgeden kovalayacak güce sahip olacaklardır.
Ya Türkiye egemenleri... "Madem ileride mecburen girecekmişiz, bari şimdiden..." diyerek Amerikan filminde rol kapmaya çalışmaları en yüksek olasılık.
Buna izin vermemek ve yurtseverliği bizim ülkemizde de egemen kılmak da bizim işimiz. ALINTI |