| Cevap: Şakk-ı Kamer Mu'cizesi
Köle Addas
Bağ sahipleri, Resûl-i Kibriyâ Efendimizin maruz kaldığı şen’i ve menfur saldırıyı uzaktan seyretmişler ve acıma duyguları harekete geçmişti. Köleleri Addas’la Efendimize biraz üzüm göndererek ikrâmda bulundular.
Addas tabak içindeki üzümü alıp Peygamber Efendimize getirdi. Resûl-i Ekrem üzümü, “Bismillah” diyerek alıp yemeğe başlayınca Addas’ın dikkatini çekti. Kendi kendine, “Vallahi” dedi. “Bu sözü, bu beldenin halkı bilmezler ve söylemezler.”
Fahr-i Âlem Efendimiz, “Ey Addas, sen hangi dindensin?” diye sordu.
Addas, “Ninevalıyım ve Hıristiyanım” cevabını verdi.
“Demek, sen o salih kişi Yunus İbn-i Mettâ’nın hemşehrisisin?”
“Sen, Yunus İbn-i Mettâ’yı nereden biliyorsun?”
“O, benim kardeşimdir. O bir peygamberdi. Ben de peygamberim.”
Bunun üzerine, Addas kendisini tutamadı ve Resûlullah Efendimizin başını, ellerini ve ayaklarını öptü.
Manzarayı uzaktan seyreden bağ sahiplerinden biri diğerine, “Senin adamın,” dedi, “gözünün önünde kölenin itikadını bozdu.”
Addas, yanlarına dönünce de ikisi birden ona çıkıştılar.
“Yazıklar olsun sana, Addas! Sen bu adamın başını, ellerini ve ayaklarını nasıl öptün?”
Addas’ın efendilerine cevabı ise şu oldu:
“Yeryüzünde, bu zâttan daha hayırlı bir kimse yok! Bana bir şey bildirdi ki, onu ancak bir peygamber bilebilir.” |