IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




2Beğeni(ler)
  • 2 Post By Burce

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17 Şubat 2016, 22:01   #1
Çevrimdışı
Gramofon-Radyo-Plaklar


sohbet


Türkiye'de müzik tarihi üzerine yazılmış makaleler ve ropörtajlar.Eski radyo dergileri,şarkı hikayeleri,Sanatkarların yaşamları ve eski anılar üzerine...

Radyolu günlerin bir yıldızı daha "Nevin Demirdöven"


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Nevin Hanım, Arınık ailesinin en büyük çocuğu olarak 1926 yılında İzmir Bayındır’da dünyaya gelir.Bayındır’lı tütün tüccarı baba Ahmet Bey ve eşi Hacer hanımın Nevin’den sonra bir erkek,bir de kız olmak üzere iki çocukları daha olacaktır. Nevin Arınık,bir gün olacak ,tüm ülkenin tanıdığı bir ses sanatçısı olacaktır.Evin küçük kızı Nermin’de daha sonra ablası gibi radyoda sesini duyuracak ve tanınacaktı.Evin oğlu Nejat ise Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okuyacaktı.

Nevin Demirdöven okul günlerini şöyle anlatıyor:
Ben ilkokulu bitirinceye kadar Bayındır’daydık.Okulda beni sık sık müsamereye çıkarırlardı.Ben de şarkı söyler,manzume okurdum.En çok sevdiğim de ‘İzmir yollarında’ydı.Babamın vefatı sonrası ilkokulum bitince ailece İzmir’e taşındık.Burada beni hemen İkiçeşmelik Kız Ortaokuluna kaydettirdiler.Hiç kimsenin aklına sesim gelmiyordu,hatta benim bile.Sonra ortaokulu bitirdim ve liseden de bir sene okuduktan sonra çıktım ve memuriyet hayatına atıldım.Merkez postanesinde memur olarak işe başladım.İki sene çalıştığım postanede çok samimi arkadaşlar edinmiştim.Onlara ara sıra bildiğim şarkıları söylerdim. Bu arada Hisar Camii imamı bestekar Rakım Elkutlu’dan 3-4 ay boyunca ders almıştım.Çalışma arkadaşlarım sesimi çok beğenirlerdi.Onların teşvikiyle 1944 yılında İzmir’de açılan radyo imtihanına girdim.Radyo imtihanına girene kadar yalnızca üç şarkı biliyordum. ‘Ay öperken,Ne yaptım kendimi nasıl aldattım,Derdimi ummana döktüm’şarkılarını…

Musiki derslerine yorulmak bilmeden büyük bir azimle çalışır.Rakım Hocanın bu istidatlı talebesi,kısa bir zamanda yetişerek radyo imtihanlarına hazırlanmıştır.1944 senesinde İzmir Radyosunun açtığı ses müsabakasına katılan ve 248 katılımcı arasında pek iyi derece ile mükafatlandırılan Demirdöven,bu çetin imtihanı kazanıp radyoya girmiş tek adaydır.
Ailem benim radyoya girmeme taraftar değildi.Fakat ben onları dinlemeyip,postaneden derhal istifa edip Ankara’ya geldim.Tarihi de bugün gibi hatırımdadır,14 Kasım 1944…Radyoda kıymetli hocalarımdan Nuri Halil Poyraz,Refik Fersan,Ruşen Kam,Cevdet Kozanoğlu,Veli Kanık,Mesut Cemil gibi sanatkarlardan dersler alıyordum.Bu dersler 6 ay kadar sürdü...Yılbaşı gecesi de mikrofon karşısına ilk defa çıkmıştım.İlk okuduğum şarkı ‘Hicran yine hicran mı bu aşkın sonu’ydu.O anda çok heyacanlıydım,adeta dizlerim tutulmuştu.Ertesi gün bir hayli mektup ve telgraf almıştım.Altı ay sonra,haftada bir defa olmak üzere ayda toplam dört şarkı söylemeye başlamıştım.Sonraları değişti…

İnançlarına bağlı mütevazi bir hayat yaşayan sanatçı içki ve sigaradan da asla hoşlanmıyordu.Bu yüzden bir ropörtajda niçin içkili sahnelerde okumadığını şöyle anlatıyordu:
İçkili salonlarda okumak mı?Asla!…Müstakil konserlerde severek okurum ve okuyorum.İnanırmısınız ki içkili bir salonda hangi solist okursa okusun dinlerken gayri ihtiyari çok sevdiğim birisi de olsa tiksinti duyuyorum.
Sahnelerde gözükmeyip sadece radyoda dinleyicilere seslenmesi onun halk tarafından merak edilmesine ve sevilmesine sebep olmuştu. Gayet mazbut gösterişsiz bir hayat sürdüren sanatçı sadece musiki ve ailesiyle meşgul oluyordu.Taranması ve kolay bakımı nedeniyle saçını daima kısa kestirir,mütevazi giyinirdi.Moda ile ilgisi pek bulunmamaktaydı.Fazla parayı da insanları değiştirme gücünden dolayı sevmez,kimseye muhtaç olmayacak kadar kazanmayı isterdi.

Evlendiği zamana kadar Nevin Arınık olarak halka şarkılarını okuyan sanatçı Topçu Yüzbaşı olan eşi Hasan Demirdöven ile evlendikten sonra Nevin Demirdöven olarak neşriyatlara çıkmaya başlamıştı.Hasan bey de alaturkaya meraklıydı.Çok güzel keman çalan Yüzbaşı eşi ile beraber, Nevin Demirdöven evde beraber eserlere çalışırlardı.Daha sonra doğacak kızlarına Müzeyyen ismini verdiler.Çocuğu ve ailesiyle ilgilenen bir sanatçı olarak Nevin Demirdöven’in günleri,ev ve radyo arasında geçer gider. Sanatçı;eşi Hasan Demirdöven ile tanışmasını şöyle anlatıyor:

Evlenmezden önce o kadar çok mektuplar alırdım ki,postacılar mektup tomarı taşımaktan adeta usanırlardı.Kimi takdir ettiğini söyler,kimi ilanı aşkda bulunur,kimi evlenelim der,kimi malını mülkünü sayar döker…Son zamanlarda bu mektup yığınlarına bir pembe zarf dahil olmuştu.Haftada bir defa,muntazaman beni bulan bu pembe zarflara ben de öylesine alışmıştım ki,biraz arası uzasa meraklanır,heyacanlanır,uykusuz geçirdiğim geceler olurdu.Ciddi cümleler,vakur kelimeler,bir asker ağzından veya kaleminden çıktığı besbelli tahakküm edici ifadeler.Yavaş yavaş bunların cazibesine kapıldım.Daha doğrusu erkeğine boyun eğen her dişi gibi tevekkül göstermeye başladım.Neticede bu gelen mektuplara ben de cevap veriyordum…

1946 yılını 1947 senesine bağlayan gece Hadımköydeki kıtasında nöbetçi bulunan Hasan Bey yalnız başına kaldığı gece Nevin hanıma mektup yazmakla meşguldür.Kısık sesle dinlediği radyoda da Nevin hanımın anons edilmesiyle radyonun sesini açar. Radyoda Nevin hanım sanki Hasan Beye hitaben şarkısını okuyordur: “Artık yeter bu hasret.. Gel,koş yanıma”… Birkaç gün sonra da Hasan Beyin tayini Ankara’ya çıkar ve Nevin hanıma kavuşur.Radyo dergileri mülakatlarında eşiyle tanıştığı günlerden şöyle bahsetmiştir:
İnanırmısınız biz birbirimizi görmeden,tanımadan anlaştık.Eşim İstanbuldaymış.Bana çok mektup yazdı,sesimi beğendiğinden bahsetti.Mektupları o kadar güzeldi ki..Nihayet 1947 de buraya tayin oldu.Geldiği sene nişanlandık.29 Haziran 1948 tarihinde de evlendik.Çok hassas biridir,musikiyle meşgul olur.Kocam okuyuşlarımla çok alakadardır.Radyoda iyi okuduğum gün muhakkak bana çikolata alır ve evde radyonun üzerine koyar.İyi okuyamadığım zamanlar da yüzüme açıkça söyler.Onunla her gece bir saat muhakkak çalışırız.Hele eski bestekarlara bayılır.Tabi bende aynı şekilde…Sabahları yedi buçukta kalkar eşimin kahvaltısını hazırlarım.O işe gittikten sonra 15 dakika çalışırım,saat 9 da derse,radyoya giderim.11 de eve döner ve yemeklerimi hazırlarım. Öğleden sonra komşuları dolaşırım.Akşam yemeği pek erken yeriz,kocam saat 6 da eve gelir ve gelir gelmez sofraya otururuz.

Radyoda bir çok sınavdan başarıyla geçerek birinci sınıf kadroya geçen Nevin Demirdöven’in kendine has olan sesi çok beğeniliyordu.Sabite Tur nasıl keman sesli sanatkar vasfına erişmişse Nevin Demirdöven’de Ney sesli kadın olarak tasvir edilmeye başlanmıştı.Neşeli iken insanı coşturan, hüzünlü anlarda ise ağlatan bu ses Ankara Radyosu’nda haklı bir şöhret getirmişti.Bazen radyo başında ağlayanlar sadece dinleyenler değil sanatçının kendisi de oluyordu.Bir neşriyatı sırasında duygularına hakim olamayıp ağlayan sanatçının yarıda bıraktığı şarkıyı Afife Ediboğlu okumaya devam etmişti.Bu hadiseyi sanatçı şöyle anlatıyor:

Herhalde 1950 yılında olacak…Mikrofon başında milyonlarca insanın sesimi dinlediği bir andı...Hatırımda kalmadı,ama zannederim,çok sevdiğim şarkılardan birini okuyordum.Öyle içten, öyle duyarak okuyordum ki,nasıl oldu bilmiyorum,bir an… Arkamdaki saz grubu,stüdyodaki eşyalar,önümdeki mikrofon, herşey ve herşey nazarlarımda birdenbire ıslandılar ve eben etrafımı ben etrafımı ıslak görmeye başladım.Akabinde de sürekli bir hıçkırık kasırgasına tutuldum.Kriz gelmiş,kendimden geçmiştim.Düşünün bu hadise milyonlarca insana hitabedilen bir mikrofon başında vukua geliyor.O an kırdığım potun azametini herhalde tasavvur edersiniz.Bereket versin,yanıbaşımda Afife Ediboğlu vardı da benim yarım bıraktığım şarkıyı o tamamladı.Tabii bu hal,dinleyicileri de meraka düşürmüş olacak ki,aldığım yüzlerce mektupta olayın mahiyeti ve teferrüatını aydınlatmamı istiyorlardı.

En fazla hoşuma giden makam Acem Kürdi’dir.Sevdiğim bestelere gelince Zekai Dede’nin “Bin cefa görsem ey sanem senden”,Selahattin Pınar’ın “Kalbim yine üzgün,seni andım da derinden” ve Sadi Hoşses’in “Sabret gönül bir gün olur bu hasret biter” adlı şarkıları okumaktan en fazla zevk aldığım eserlerdir. Radyo dergilerinde yayınlanan ropörtajlarında kendinden şöyle bahsediyor:
Başkasına şaka yapmayı çok severim ama,kendime şaka yapılmasına çabuk sinirlenirim.Dikişi ve örgüyü severim.Spor giyinir,çok yüksek topuklu giymem.Bebe biçimi ayakkabılardan hoşlanırım.Valeybol oynamayı sinemaya gitmekten hoşlanırım…

Yurdun birçok bölgesinde konserler veren sanatçı radyo ile sesinini ulaştıramadığı yerlere de giderek halk ile kucaklaşır.60’lı yıllardan sonrada gazino sahnelerine çıkan Nevin Demirdöven’in assolist olduğu yıllarda Emel Sayın’da Nevin hanımın altında ikinci solist olarak sahneye çıkıyordu.Daha sonraki yıllarda Emel Sayın sesi,görünümü ve sahneyi doldurması gibi haklı sebeplerle assolist olarak sahneye çıkmaya başlayacaktı.Nevin Demirdöven bu arada gelen plak tekliflerine olumlu bakar ve plaklar doldurur.
1996 yılının Eylül ayında yaş haddinden emekli edildiğini öğrenir.İstanbul Radyosu ses sanatçıları Nevin Demirdöven, Gönül Söyler, Perihan Kövenç, Zekiye Öğülür, Nadir Hilkat Çulha, Nusret Ersöz, Bülent Oral, Ekrem Şen ve saz santaçıları Hafız Kani Karaca (kudüm), Hüsnü Anıl (kanun), Nihat Doğu (kemençe),Selahattin Erköse ve Rıdvan Ay tan (ud); Ankara Radyosundan Cengiz Dişçioğlu (ud), İsmail Oytun (klamet) ve Hüseyin İleri (ritm); İzmir Radyosu'ndan Ahmet Güneş (ney) ve Turan Yalçın (şef) TRT kurumu tarafından kendilerine jübile yapılıp gönülleri alınarak uğurlanabileceği yerde çok şık olmayan bir şekilde emekli edilmişlerdi.Üstelik kurum tarafından bu durum kendilerine önceden tebliğ edilmemişti…Nevin Demirdöven bu tarihten sonra mütevazi bir hayat sürdürür.Vefatından önce TRT kurumu tarafından eski kayıtlarından seçilmiş eserlerden oluşan bir albüm hazırlanır ve yayınlanır.
Nevin Demirdöven 21 Şubat 2015 günü İstanbul’da vefat ettiğinde artık radyolu günler çağı kapanmış,sayılı musiki zevki sahibi dinleyiciler dışında ismini hatırlayan kalmamıştı.Diğer sanatkarlar unutulduğu gibi…


78 devir plaklarındaki şarkılar
Bu dere yonca/ Alim Türküsü,Sen göğsüme taktığım,Kına mı yaktın eline,Ne çok çektim hasretini,Bahçeye indim ki,Ayrılık yarı ölmekmiş,Bir dert gibi,Sormadın halimi

Albüm LP
Türküola Almanya 380
A
Cana Rakibi/ Havada Bulut Yok /Ayağına Giymiş/ Atladım Bahçeye Girdim / Bilal Oğlan /Allı Yemeni
B
Şahane Gözler/ Dağlar Dağlar /Alişimimin Kaşları /Köşküm Var Deryaya Karşı / Estergon Kalesi / Vardar Ovası /Ben Sevdim Seveli

Trt Arşiv Serisi / Nevin Demirdöven'den Seçmeler
Ulus Müzik 162
1.Bu Gülzarın Yine Bir Nev-Baharı
2.Kar Etmedi Zalim Sana Bu Ah Ü Eninim
3.Çaldırıp Çalgıyı Rakkaseleri Oynatalım
4.A Benim Mor Çiçeğim
5.Kanun Taksimi
6.Ben Sana Gönül Vereli Bak Ne Hal Oldum
7.Keman Taksimi
8.Feryad İle Yad Eylerken Ben Seni Her Bar
9.Ağlamakla İnlemekle Ömrüm Gelip Geçiyor
10.Sana Ey Canımın Canı Efendim
11.Karşıyaka'da İzmir'in Gülü
12.Ud Taksimi
13.Gülen Gözlerinin Manası Derin
14.İki Karpuz Bir Koltuğa Sığarmı
15.Çayır İnce Biçemedim
16.Bahçeye İndim Ki Gülleri Derem
17.Söyleyin Güneşe Bugün Doğmasın
18.Yalnız Bırakıp Gitme Bu Akşam Yine Erken
19.Küçük Yaşta Aldım Sazı Elime
20.Elmalı Kantosu

Bir zamanların efsane sesi: "Mualla Mukadder"


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Ankara Radyosu 1950’li yıllarda bir yıldız sanatçısını daha mikrofonlarından yaratmıştı.Dünyaya geldiği Çanakkale’de ilk tahsilini yaparken musikiye merakı ve yeteneği olan sanatçıyı aileside teşvik etmişti. 1949 yılında yeniden yayına başlayan İstanbul Radyosu’nda yaklaşık iki yıl program yaptıktan sonra,Ankara Radyosu sanatçıları arasına katılan Mualla Mukadder,esas şöhretini burada yapar.1.70 boyu 70 kiloluk balık eti fiziği sarışın,iri ela gözleriyle Avrupai görünümü olan sanatçı ses güzelliği ile kısa zamanda halkın sevgilisi olmuştu.Adı evli olduğu zamanlar dahi bir çok tanınmış ünlü ve siyasetçi ile aşk dedikodusuyla anıldı.Rahatsızlanıp sahnelerden çekildiği zamana kadar şöhretinin zirvesinde radyo ve sahnenin aranılan seslerindendi…
27 Şubat 1924‘de Çanakkale’de doğmuşum.Babam emekli gümrük müfettişi Abdülgani Bey’dir.Aynı zamanda Udi Mısırlı İbrahim Efendi ve Hanende Karakaş Efendi ile uzun zaman arkadaşlık etmiş. Rahmetli annem de sesi güzel bir musiki öğretmeni idi.İlk tahsilimi Çanakkale’de yaptım.Gerek annemin gerek babamın oldukça beğenilir sesleri vardı.Bugünkü sesimin,biraz da onlardan bana intikal etmiş bulunduğuna inanıyorum.Küçük yaşta musikiye karşı hevesimi ve sesimin güzel olduğunu anlıyan annem,beni daima inkişaf ettirmek imkanlarını arardı.Musikiye karşı içimde büyük bir sevgi ve arzu vardı.Seneler geçtikçe annemin ve babamın benim üzerimde dikkatle durmaları tuhafıma gitti.Bilhassa herhangi bir şarkıyı iki üç defa dinleyip kulak dolgunluğu ile aynen tekrar edebilmem herkesi şaşırtıyordu.Halbuki bu benim için çok kolay birşeydi.

On beş yaşıma geldiğim zaman evde benden bir şarkı okumamı istediler mi,kendi aklımca nazlanır okumaya başlayınca da daha okumak isterdim…1940 senesinde İstanbul’da bulunuyorduk. Bir gece Üsküdar Halkevinde bir düğüne gitmiştik.O gece ısrarla şarkı okumamı istediler.Alaturka çalabilen bir caz kemancısının refakatinde kıymetli bestekar Selahattin Pınar’ın “Gönül yarasından acı duyanlar” şarkısını okuyup bitirince salonda bir alkış tufanıdır koptu.Bir kaç şarkı daha söyledim.Bu takdir beni şaşırtmıştı.Fakat o gecenin yegane hatırası,bu sahada bir varlık olabileceğime beni inandırmış olan o beklemediğim takdirdir.
Musikimiz beni fazlasıyla sarmıştı.Hem mektebe gidiyor hem de notalar satın alarak gizlice musiki sahasında bir şeyler öğrenmeye çalışıyordum.Evde notalarımla sabahı nasıl ettiğimi,bilmediğim günler olurdu.Uykusuz bir halde mektebe gittiğim çok günler vardır.Merak bu ya,ud öğrenmeye heves ettim.Ettim değil,çalmayı da sağdan soldan öğrendim.

1943 yılında İstanbul Konservatuvarına girerek koro kısmında çalışmaya başladım. Buradan aldığım dersler beni tatmin etmiyordu. Konservatuvara devam ederken Erenköy Kız Lisesi’ne gidiyordum. Konservatuardaki derslere ısınamadığımdan buradan ayrılarak lise tahsilime devam ettim.Erenköy kız lisesinde iken bestekar Lemi Bey’in yeğeniyle konuşuyor,dayısının bestekar olduğunu bildiğimden lafı döndürür dolaştırır musikiye getirirdim.Çok sevdiğim bu arkadaşım,bir gün beni evlerine götürdü.Musikimizin ilk kısmını Lemi Bey’den aldım.Bu dersler üç sene kadar devam etti.Bir gün ailem musikiye karşı ihtilamı,Lemi Beyden ders aldığımı öğrenmişler,ertesi sene beni liseye göndermediler.Fakat,artık ben ummana düşmüş manzara gibi idim.Türk musikisi bütün benliğimi sarsmış,kendisine esir etmişti.Artık kendi kendime çalışıyor, öğrendiğim besteleri,kah sabahın aydınlığına,kah gecenin karanlığına terkediyordum.

Bir gün nasıl oldu bilmem,yakınlarımızdan bir ailenin düğününde yine ailece gitmiştik.Çok samimi olan bu düğünde birkaç genç kız muhtelif bestekarların bestelerini okudular.Bir aralık dostlarımdan birisi ‘Bir de Mualla okusun’ diyerek beni gösterince utancımdan ne yapacağımı şaşırdım.Fakat artık ısrarlar başlamıştı.O garip haleti ruhiye içinde Lemi Beyden öğrendiğim klasiklerden birisini okudum.İşte bu okuyuş,hayatımda bir dönüm noktası oldu.Sesimin güzelliğinde bütün hazır bulunanlar ittifak ettikleri gibi,müzikten ve Türk musikisinin inceliğinden anlıyanlar hayranlıklarını gizlemediler.
1943 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuvarına giren Mukadder,bir müddet koroda şarkı söylemiştir.Bu arada Muhlis Sebahattin Bey’in teşvikiyle birkaç konser veren sanatçı,umumi bir takdir kazanmasına rağmen kendisini daha iyi yetiştirmek gayesiyle sahne hayatından çekilerek çalışmalarına devam eder.

…Suriye,Kıbrıs ve bazı orta şark memleketlerine giderek konserler verdim.Turneler sonunda istirahat etmek üzere İstanbul’a geldik. İşte bu sıralarda müstakil konser verebilmek arzusuna kapılmıştım. Tokatlıyanda verilen bir baloda ilk konserimi verdim. Davetliler arasında merhum Muhlis Sebahattin’de vardı. Konserimden sonra onun lütüfkar sözlerinden manen elde ettiğim kazanç sonsuzdur. Muhlis Sebahattin Bey sesimi beğenip operetine davet etmişti. Rahmetli Muhlis Sabahattin bana şu lütüflarda bulundu:
“Kızım Mualla.Musikiden anlayan,sanatı bilen bir sanatkar olarak söylüyorum sende işlenmesi icabeden büyük bir cevher var.Yorulmadan,dinlenmeden,bunu biraz daha geliştir.Bir sanatkar için elzem olan bütün hasletleri şahsında toplıyan sensin,tevazuhun ayrıca bir kıymettir,sana elden gelen yardımı yapmaktan geri durmayacağım”
O gece kendimi musiki bahsinde bir şeyler biliyor zannetmiştim. Günler geçiyordu.Türk musikisine basamağından yukarıya bir adım atınca hiç ve hiçbir şey bilmediğimi anladım. Hala Muhlis Sebahattin Bey’in değişik tavrının tesiri altındayım.Zaman zaman eserlerini repertuarıma almayı ihmal etmem.Bilahare Udi Nasibin Mehmet bey’den muntazaman dersler aldım…

Bu sürecin sonunda tekrar İstanbul Belediye Konservatuvarına girişini şöyle anlatıyor:
Sonradan gene bir aile toplantısında,merhum bestekar Sadettin Kaynak’ın yeğeniyle tanıştım.Onun delaleti ile kıymetli bestekardan çok istifade ettim.Üstadın,1945 senesinde yeniden İstanbul Belediyesi Konservatuvarı İcra Heyetine intisabımdaki yardımlarını burada zikretmeliyim.Ayrıca,bu konuda Safiye Ayla’nın yakın alakasını da belirtmek isterim.Bugünkü durumumu ise hocam kıymetli bestekar merhum Şerif İçli’ye borçluyum.
8 Aralık 1945 günü dönemin ünlü sanatçılarından Mefharet Yıldırım ve Suzar Yakar’la birlikte Kristal Gazinosu’nda sahneye çıkmaya başlar. Gazetelere verilen ilanda; “Bu akşamdan itibaren Anakara’dan temin edebildiğimiz Hollywood sarışın yıldızı Mualla Mukadder, Nubar Tekyay idaresinde” Kristal Gazinosu’nda olacağı belirtiyordu. Mualla Mukadder bundan sonra Yenikapı Çakır Gazinosunda sahneye çıktı. 11 Şubat 1948 tarihinden itibaren İsmail Dümbüllü Tiyatrosu’nda çalışmaya da başladı. Kadıköy Süreyya Sineması’nda Müzeyyen Senar Işıl, Hakkı Derman, Şerif İçli, Şükrü Tunar’la birlikte dönemin en önemli sanatçı ve bestecileriyle birlikteydi. Aynı yıl İsmail Dümbüllü ile “Dümbüllü Macera Peşinde” filminde oynadı. Rol arkadaşları İsmail Dümbüllü ve Hakkı Ruşen’di. Filmin yönetmeni ise Şadan Kamil’di. Bu sırada Burhan Atakan’la evlendi. Eşi Burhan Bey, Mualla Mukadder Hanım’a büyük destek verdi. Kıbrıs’ta verdiği konserler, onun tüm Türkiye tarafından tanınmasını sağladı.

Musikimiz öyle bir define ki,içine ne kadar girerseniz o kadar daha genişliyor.Bilmediklerinizi daima tekrar etmediniz mi arada boğulup gidersiniz.Hiç şakası yoktur.Bu sıralarda daha evli değildim…Az çok beğenilen sesim bana ümitler veriyordu.Yalnız sahnedeki çalışmam umduğum derecede cazip ve kolay olmamıştı.Bir aralık ümitsizliğe de düşmedim değil.İşte bu sırada Binbaşı Burhan Atakan ile kısa bir tanışma sürecinden sonra evlendim.Çalışmalarımda kocamın büyük teşviki olmuştur.Sıkı bir çalışma devresine girdim.Bu arada Kıbrıs’tan bir teklif alarak oraya gittim ve çok muvaffak oldum.Artık gayem,inşası bitmek üzere bulunan İstanbul Radyosunda okumaktı.Büyük bir heyacan içinde İstanbul Radyosunda ilk konserimi 23 Ekim 1949 gecesi verdim.Herkes muvaffak olduğumu, eskiye nazaran çok ilerlediğimi söylüyordu.İkinci konserimi vapurda dinleyen Sahibinin Sesi şefi Bay Mihran bana parlak bir teklif yaptı.Bu müesseseyle 3 sene için bir anlaşma yaptım…

Burhan Atakan ile evlendikten sonra artık Mualla Mukadder Atakan olarak anılmaya başlayan sanatkar için şöhreti kazanacağı Radyo günleri başlar.23 Ekim 1949 tarihinden itibaren İstanbul Radyosu’nda görev alır. İstanbul Radyosu’nda her hafta düzenli program yapmaya başlar. Bu arada ünlü plak şirketi “Sahibinin Sesi” Firmasıyla üç yıllık bir anlaşma yapar. Böylece Mualla Mukadder Hanım, sesini daha geniş kitlelere duyurma olanağı bulur. Artık Türkiye dışında, Kıbrıs, Ortadoğu ve Balkanlar’da da Mualla Mukadder Hanım’ın plakları satılıyordu. Dönemin ünlü ses sanatçıları Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Perihan Altındağ Sözer, Zehra Bilir, Hamiyet Yüceses ve Münir Nurettin Selçuk gibi pek çok sanatçıyla birlikte konserler vermeye devam eder. Cumhuriyet gazetesinde “Radyo Bilmecesi” diye yayınlanan yarışmada ismi yer aldı.
İlk defa mikrofon karşısına,1949 senesinde İstanbul Radyosunda çıktım.Müteakiben 1951 senesinde Ankara Radyosuna intisab ettim.1957 yılına kadar bu radyoda bulundum.1957 senesinde serbest sahne konserleri vermek üzere İstanbul’a geldim.

Mualla Mukadder tekrar İstanbul’a yerleştiği tarihe kadar Ankara Radyosunda yıllarca çok beğenildi ve takdir edildi.Özellikle programının sonuna,günün moda şarkılarından birini de koyunca, bütün bir Türkiye onunla beraber eserleri söylerdi.Zeki Duygulu’nun Uşşak şarkısı ‘Bir selam vermeden gelir geçersin,Mahsun kalbimi viran edersin,Güzel gözlerle süzüp geçersin,Seven kalbimi ezip geçersin’ güfteli eserinde olduğu gibi radyo başında yüzbinlerce dinleyiciden oluşan bir koro kendisine eşlik ederdi.Radyonun canlı neşriyatlarında günün 12.30-13.00 saat dilimindeki programlarında Mualla Mukadder’in okuyacağını öğrenen bütün ülke nefesini tutarak takip ederdi.Son derece gür ve notalara hakim bir ses tonuyla okuduğu şarkılar,dinleyicileri mest ederdi.Bu canlı neşriyatlar genelde klasik eserlerden oluşurdu.Ancak günün sevilen bestekarlarının eserleri de bu programlarda yer alırdı.

22 Mart 1953 Pazar günü saat 10.15’te başlayan bir ‘Mualla Mukadder Atakan’ canlı yayınına ait program şu şarkılardan oluşuyordu:
Çalanlar,Vedia Tunççekiç,Naci Tektel,Halil Aksoy,Ömer Altuğ
1-Artaki Candan’ın Nihavent eseri “Koklasam saçlarını ,bir gece ta fecre kadar” 2-Selahattin Pınar’ın nihavent şarkısı “Geçti ömrüm yine hala ben o bin dert ileyim 3-Münir Nurettin Selçuk’un Nihavent eseri “Yok başka yerin lütfu ne yazdan ne de kıştan) 4-Nasibin Mehmet’in hicazkar şarkısı “Görmezsem eğer sevdiceğim hüsnü mir’atın 5-Neveser Kökdeş’in hicazkar şarkısı “Ruhumda neşe hayale daldı” 6-Yesari Asım Arsoy’un kürdilihicazkar şarkısı “Ömrümce o saf aşkını 7-Lavtacı Hristo’nun kürdilihicazkar şarkısı “ Gidelim Göksu’ya”….
1955 yılından itibaren Tepebaşı Gazinosu,Kızkulesi Salacak plajı gazinosu, Küçük Çiftlik Parkı,Bebek Gazinosu ,Nisan 1959’dan itibaren Kazablanka ve 1960 yılının başında kış sezonunda Maksim’de yer alır.Takiben Küçük Çiftlik Parkı ve 60’lı yıllarda X Klöb Kınalıada’da sahneye çıkar.1957 yılında Sevim Tanürek ile birlikte Bebek Belediye Gazinosunda yaptığı programlar çok takdir toplar.

Mualla Mukadder Hanım 18 Ocak 1955 Salı gecesi doğduğu yer olan Çanakkale’de de bir konser verdi. Bu konser Demokrat Parti İl İdare Heyet tarafından düzenlendi ve Mualla Mukadder Atakan da konser vermek üzere davet edildi. Konser Çanakkale Belediye Sinema Salonu’nda gerçekleştirildi. Salon ağzına kadar doluydu ve pek çok kişi konseri ayakta izledi. Mualla Mukadder Hanım’a Sadi Işılay, Necdet Varol, Burhanettin Ökte ve İzzettin Ökte’den oluşan bir saz heyeti eşlik etti. Çanakkaleliler hemşehrileri Mualla Hanım’ı her şarkısından sonra ayakta alkışladılar. Konser sonunda on beş yıl önce Çanakkale’den ayrılan ve ilk kez Çanakkale’ye konser amacıyla gelen sanatçıya çeşitli hediyeler verildi ve tertip heyeti adına Demokrat Parti İl İdare Kurulu Başkanı şunları söyledi: “On beş sene sonra hemşehrilerinin karşısına kıymetli bir ses sanatkârı olarak gelen Mualla Mukadder Atakan ile hepimiz iftihar duymuş olup, budan böyle kendilerinin şehrimizi sık sık ziyaret etmelerini canı gönülden arzu ederiz” dedi.Mualla Mukadder Hanım ve beraberindeki saz heyeti 20 Ocak 1955 günü Çanakkale’den ayrılarak Edremit’e doğru yola çıkmışlardı.

1955 yılı Yaz aylarında Beyaz Park Gazinosunda konserler vermişti. 1956 yılbaşını Hilton’da geçirdi ve gazetelerde ismi şöyle yer aldı: “Noel çamları ve Santa Klaus maketi ile bezenmiş bir eğlence yerinin en gözdesi Hilton Oteli idi. İstanbul’un bütün tanınmış şahsiyetleri frak, smokin veya şahane tuvaletler içinde orada randevulaşmışlardı. Sabık Bakanlardan Dr. Mükerrem Sarol, Kemal Zeytinoğlu, güzellik kraliçelerinden Ayşe Banu, Suna Soley, sanatkârlardan Mualla Mukadder, Ayten Çankaya, Muzaffer Tema, sabık Basın Yayın ve Turizm Umum Müdürü Halim Alyot (Çanakkale milletvekilliği yaptı), başta Fatma Tatari’nin kızı Ayfer Terzioğlu ve Ömer İnönü (İsmet İnönü’nün oğlu) olmak üzere İstanbul sosyetesinin tanınmış simaları ile keselerine fazla güvenenler Hilton Oteli’nde idiler. Hilton Oteli’nde yemekli duhuliye (giriş) bir çift için 270 lia idi. Takriben 1200 kişi hazır bulundu. Yılbaşı gecesi sarf edilen para 500 bin civarında dolaşıyordu.”

Mualla Mukadder Hanım, filmlerde rol almaya da devam etti. 12 Şubat 1956 tarihinde gösterilmeye başlanan “Kader” filminde Belgin Doruk, Kenan Artun, Nezihe Becerikli, A. Tarık Tekçe ile birlikte rol aldı. Mualla Mukadder Hanım’ın şöhreti o kadar doruklara çıktı ki, o sırada Amerikan tarzı yaşamın simgesi olan yazlıklar yapılmaya başladığında bunların gazetelerde tanıtımında onun ismi yer aldı. İlan şöyleydi:
“Eşsiz sanatkâr Mualla Mukadder Atakan da Altındeniz Plaj Sitesi dinlenme yerleri A tipinden almıştır. A Tipi bir oda 1 teras. Yarısı peşin yarısı ayda 120 lira taksitle 5.700 lira, peşin % 25 tenzilatlı 4.275 lira”

Sadun Aksüt Mualla Hanım’ı ve Selahattin Pınar ile olan bir anısını şöyle aktarıyor:
“Mualla’nun elleri ve ayakları gerçekten biblo kadar düzgün ve güzeldi.Bebek Belediye Gazinosunda çalışırken bir akşam,Selahattin Pınar ile Mualla’nın odasına çıktık.Mualla sahneye çıkmak üzere tuvaletini giymiş,yüksek topuklu,önü ve arkası açık,bağcıklı beyaz bir de ayakkabı giymişti.Selahattin ağabey,Mualla’nın ayaklarını görür görmez müthiş bir pedişizm titremesiyle bağırdı:Çıkar şu ayakkabını Allah aşkına,bir kere öpücem o ayağı!Yahu bu kadar güzel ayak olur mu?Ve de Mualla’nın bütün karşı koyuşlarına rağmen,Pınar,Mualla’nın ayakkabısının tekini çıkarıp büyük bir heyacan ile ve de kendinden geçerek onun ayağını öpmüştü!

Mualla Mukadder ile güzel bir Anadolu turnemiz ve de İzmir Fuarı’nda bir ay çalışmamız var ki dillere destandı…Kürt Beşir’in gazinosu her gece tıklım tıklım dolar taşardı.Hüseyin Coşkuner,Hüsnü Anıl,Polat Tezel ve ben Mualla Mukadder’in baş sazendeleri idik.Öyle güzel günlerimiz oldu ki…Son derece uyum içinde geçen bir çalışma dönemi…Şimdi o günleri düşündükçe ve de bugünkü gazino ortamını öğrendikçe…Evet ben ve benim jenarasyonum müzik piyasasında çok güzel günler görmüş ve yaşamışız…Mualla çılgın,üşütük,tatlı,kabadayı,dişi ve yırtıcı bir kadındı.Her şeyden önemlisi Türk musikisinin gerçekten de güçlü,güzel sesiydi.Beline kadar yırtmacı olan,göğüsleri meydanda ve de sahnede göbek atan cinsten solistlerden değildi!”

Mualla Mukadder Hanım, bu kadar yoğun çalışmaları arasında evliliğini yürütemedi ve “şiddetli geçimsizlik” nedeniyle eşi Burhan Atakan’dan 1957 yılı sonunda ayrılmıştı.Mualla Hanım’ın ikinci evliliği de uzun sürmeyecekti.14 Temmuz 1958 yılında radyodan sanatçı arkadaşı Celal Şahin ile evlenir.Ancak bu evlilikleri on ay kadar sürer ve şiddetli geçimsizlik nedeniyle 7 Mayıs 1958 tarihinde boşanırlar.Daha sonra Çanakkale Ezine’den Cahit isimli bir bey ile de evlense de ondan da boşanır.

Dönemin birkaç sanatçı hanımının Demokrat Parti yöneticileri ile yakın arkadaşlıklarının olduğu ileri sürülmüştü.Bunlardan biri de Mualla Hanımla ilgiliydi. Demokrat Parti döneminin neredeyse “resmi sanatçısı” olarak anılan Mualla Mukadder Hanım için “Kara Karga” mizah dergisi 1952 yılında “Mualla Mukadder Menderes’te Boğuldu” diye başlığı ile çıktı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 26 Haziran 1953 tarihli oturumunda ise Tuzla Uçaksavar Alayı tarafından kendisine bir St. Vagon araba tahsis edilmesi ve bu arabanın İzmit Dağlarında bozulması tartışmalara sebebiyet verdi ve Meclis tutanaklarına geçti. Avrupai bir kadın olan Mualla Mukadder’in küçük büstünü bazı siyasiler camekânlarına koyuyorlardı.Gazeteci Tevfik Yener o günlerin tanığı olarak Mualla Mukadder ile ilgili 26.09.1999 tarihli Sabah Gazetesindeki köşesinde şunları anlatır:

“Mualla Mukadder Hanım’ın sesi kadar güzelliği de dönemin siyasetçilerinin dikkati çekti. Bir ara Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan’la adı anıldı. Ancak dönemin mizah dergilerine de konu olan aşk hikâyesini Başbakan Menderes’le yaşadı. “Mualla Mukadder, 1950’li ve hatta 60’lı yıllarda yürekleri hoplatırdı. Balıketi güzelliğin kraliçesiydi. Sahnelerin en pahalı assolistleri arasındaydı. Yeşil gözleri ve kumrala yakın sarı saçlarıyla gerçekten hoş kadındı. Sıcak olduğu söylenirdi. Isısının yüksekliği mantığa uygundu. Çünkü Mualla Hanım; sanayi mıknatısı kadar çekiciydi… Başbakan Menderes, İstanbul’a geldiğinde Park Otel’de kalırdı. Park Otel, yakın tarihin anılarını barındıran muhteşem binaydı. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin önemli olaylarına tanık olmuştu. Park Otel’de kimler kalmıştı: Sadrazam Tevfik Paşa, Atatürk, İngiltere Kralı 7. Edward ve uğruna tahtını terk ettiği eşi Madam Simpson…

İlk eşi Burhan Atakan ile
19. Yüzyıl sonunda yaptırılan Park Otel’in mülkiyeti Tevfik Paşa’nındı. Sonra çocukları işletmeye vermiş. Ben o yıllar “ufaklık” sayılırdım. Ancak, adaşım Tevfik Paşa’nın mülküne dadanmıştım. Barına sokulamazdım (1965 yılına kadar), lokantasına nadiren, ama balkonu ve pavyonundan vazgeçemezdim. İşte o gün; Mualla Mukadder’i lobide oyalanırken gördüm. Saratoga uçak gemisiyle İstanbul’a gelen Amerikalı arkadaşım Herbie Beadle’ı getirmiştim Park Otel’e... Eşi olmayan bar balkonundan güneşin batışını seyrettirmek için... Herbie, tıpkı James Dean’a benzerdi. Terastan Üsküdar’a ve Boğaz’a baktığında “Bu ne manzara...” demekten kendisini alamamıştı. Evet. Mualla Mukadder neden Park Otel’e gelmişti. Hızla birinci kat merdivenine yürüdü. Görülmek istemiyordu. Birinci kat ise Başbakana ayrılırdı. Daima...Mualla Mukadder o kata çıktığı gün, Menderes de oradaydı. Belki güzel Mualla başka kata çıkmıştı. Belki de vatandaş Mualla Hanım, başbakanına dilekçe vermişti. Ama, Adnan Bey de ülkenin güzel kadınlarını tanımak istemez miydi? Örnekler vardı.Aşk veya dilekçe. İkisi de olabilir. Olabilir…O sıralarda; yine derlerdi ki “Mualla Mukadder’i istihbarat sıkıştırmış. Başbakan neler konuşuyor, neler yapıyor, gördüğün kadar bize aktar demişler. Bunlar olmuş veya olmamış. Bir gerçek var ki; Adnan Bey'i de, Mualla Hanım'ı da kaybettik. Haklarında söz ederken, belki günaha girdim. Affetsinler, nur içinde yatsınlar…”

Mualla Mukadder Hanım, Demokrat Parti’nin iktidardan düşürüldüğü 27 Mayıs 1960’tan sonra da İstanbul Radyosu’nda çalışmaya devam etti. Bir süre Osmanlı Bankası’nın desteklediği “Sanatkârlar Konuşuyor” adlı programa katıldı. Zeki Müren’le de “Gece Postası” programını yaptı. 60’lı yıllar radyo ve sahne çalışmalarının en yoğun olduğu zamanlar sanatçının şöhretinin zirvesinde olduğu yıllardı.
Boş vakitlerimi çok iyi değerlendiririm.Bahçemle uğraşmak, vaktimin büyük bir kısmını alır. Ayrıca musiki çalışmaları,radyo programları,reklam bantları,plak hazırlıkları beni bir hayli meşgul etmekte.Eğer bu çalışmalar dışında fırsat bulursam sinema ve tiyatroya gidiyorum.Zira yeni yapacağım plak,sahne hazırlıkları ile hızlı,yorucu bir çalışma içindeyim.Yürüyüş yapmayı ve futbol seyretmekten hoşlanırım. Fenerbahçe taraftarıyım.Fırsat buldukça sinemaya giderim…Sadece alaturka değil alafranga müzikten de hoşlanırım.Plaklarım hep alafranga desem yeridir.Kendim alaturkacı olmama rağmen alafranga daha çok hoşuma gidiyor.

1960’lı yıllarda sahnelerde lokomotif sanatçılar Zeki Müren ve Behiye Aksoy’un gecede 1500 ile 3000 lira arasında değişen ücretler aldığı dönemde Sevim Tanürek,Mualla Mukadder,Sevim Çağlayan,Neşe Can,Nuri Sesigüzel,Mediha Demirkıran,Yıldırım Gürses, Ahmet Sezgin, Nesrin Sipahi,Güneri Tecer ve Nezahat Bayram gibi başaltı solistleri 500 ile 1000 lira arasında değişen ücretler ödeniyordu.Bu sanatkarlarında altındaki Gönül Yazar,Gönül Akkor,Sevim Şengül gibi üvertür öncesi sanatçılar içinde gecede 150 ile 300 lira arasında değişen ücretler ödeniyordu.İlerleyen dönemlerde bu sanatçılardan assolistliğe yükselenler oldu.Sevim Tuna ilk olarak İzmir’de Recep Özgen Çay Bahçesi’nde sahneye çıktığında aynı bahçede Mualla Mukadder assolistti.Sevim Hanım uzun süre Mualla Hanımın alt kadrosunda çalışmıştı.

1971 yılında safra kesesinden ameliyat geçiren Mualla Mukadder bu tarihten sonra sahnelerden çekilir.1979 yılından itibaren Gönen’in Ekşidere köyüne yerleşen sanatçı burada eski yılların hatıralarıyla yaşamaya başlar.Yanından bir derenin geçtiği,bahçesinde ağaçları, çiçekleri ve havuzu bulunan şirin evde oturmaya başlar.Birikimini yatırdığı Banker Kastelli’ye parasını kaptırınca yaşamı zor bir hal alır.Burada Saniye Can ve Sevim Şengül gibi sanatçı arkadaşları kendisini hiç yalnız bırakmaz.1986 yılının Haziran ayında geçirdiği trafik kazasında ayakları alçılı koltuk değnekleri ile yürümek zorunda kalır. Bu sırada oldukça kilo alır.

Rahatsızlandığı günlerde
Tedavisini devam ettiremeyince kırık olan ayağı çok ağrımaya başlar.Birçok kez ameliyat geçirmesine rağmen durumu düzelmeyince 1990 yılında sağ bacağını kaybeder.Ayağının iyileşmemesinde çok sigara içmesininde sebep olduğu rivayet edilir.Bir süre sonrada yemek yaparken sağlam olan bacağına kızgın yağ dökülür.Sanatçı arkadaşları Mualla Mukadder’i İstanbul’a getirip ona minik bir daire alıp sık sık ziyaret edip ilgilenmek için bir konser tertip ederler.Yıldırım Mayruk Mualla Hanım için özel bir kıyafet hazırlar.Biletler sahneye olan yakınlığına göre 50-100 bin liradan satışa çıkar.7 Ağustos 1992 günü Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda adına düzenlenen geceyi Sayra Orkan ve Bülent Oral birlikte sunarlar.


Kendi döneminin hemen tüm sanatkarları ile sanat dünyasında yeni tanınmaya başlamış bir çok sesin de katıldığı gecede sanatçılar ücret almadan geceye katılırlar.
Mualla Mukadder Atakan,17 Eylül 1997 tarihinde vefat ettiğinde geride pek çok bilinmeyeni de birlikte mezara götürdü ama söylediği şarkılar hala pek çok sanatseverin dilinde ve onu gelecek kuşaklara taşıyor.


78 devirli Sahibinin Sesi plaklarındaki şarkıları:
Yenilendi derdim/ Seni Çılgınca/Aşkımın ilkbaharı/Erişti Nevbahar/Neden düştük biz bu hale/Yar peşinde koşa koşa/Hayatta yalnızım/Gurbet/Artık gelecek sanma/Yasemenler dile geldi/Bir gün gelecek sen de/Sesinde şarkısı aşkın/Kaynanam/Nedir senden çektiğim/Benim aklımı alacaksın/Mazideki aşkımdan kalan/Sensin gözümün nuru/Selam vermeden gelip geçersin/Sevda öyle müşkül ki/Sevda ona yaklaşma/Ferdayı düşünmem/Talihim olsaydı/Aşkın gibi bir hatıra/İşte bahar,açtı güller/Gönlüm yaralı/Yar gitti emel soldu/ Bu nazlar bu yalvarışlar/ Doldur kadehleri tek tek atalım/Beklerim her gün bu sahillerde/Yıldızlı semalardaki /Aşkı seninle tattı gönül/Ayrılık ateşten bir ok/ Bağa girdim /Derdime eşsiz ağlar/ Neyleyim neyleyim /Zannetme seni /Tamara /İnle ey sevgili /Hiç gülmedi benim yüzüm /Seni ben ellerin olsun /Bağda üzüm budanır /Senin olsun mendilim / Gönül ferman dinlemez / Geceler gariplerindir / Huysuz ve tatlı kadın / Nedir ya Rab / Bu garip başıma gelenler nedir / Kayıkçı/ Bir ateşim yanarım / İspanyol meyhanesi / Yaşlı gözlerimde /Yemin ettim bir kere / Gitmesin hayalin / Yine canlandı gözümde o eski hatıralar / Ayva çiçek açmış / Hasret acısı gibi alın yazısı gibi / Ben küskünüm feleğe / Görünmek isterim / Bahçemde sefa / Boğaziçi / Ağla gönül ağla / Safinaz / Al gönlünü ondan bana ver / Güzel yüzün mehtab gibi / Eller ne derse desin / Viran olan kalbimde / Siyah gözlere şarkı / Unutulmuş ne varsa / Döktüm de saçlarını / Pınarın başında / Bir biçare gönlüm / Şu felekten muradımı alamam


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


45lik
1962
Ferdayı Düşünmem / Talihim Olsaydı Sahibinin Sesi 2535
Gönlüm Yaralı / Zannetme Seni Sahibinin Sesi 2588
1963
Ben Küskünüm Feleğe / Görünmek İsterim Sahibinin Sesi
Boğaziçi / Bahçemde Safa Sahibinin Sesi
Inle Ey Sevgili / Seni Çılgınca Sahibinin Sesi
Sevda Öyle Müşkül Ki / Bu Nazlı Yalvarışlar Sahibinin Sesi 2603
Beklerim Her Gün Bu Sahillerde / Yıldızlı Semalarda Sahibinin Sesi 2607
Ayrılık Ateşten Bir Ok / Aşkı Seninle Tattı Sahibinin Sesi 2612
Sesinde Şarkısı Aşkın / Bir Gün Gelecek Sen De Sahibinin Sesi 2695
1964
Al Gönlünü Ondan Bana Ver / Ayva Çiçek Açmış Sahibinin Sesi 2815
Eller Ne Derse Desin / Viran Olan Kalbimde Sahibinin Sesi 2834
Siyah Gözlere Şarkı / Unutulmuş Ne Varsa Sahibinin Sesi 2846
Pınarın Başında (Ayşem) / Döktüm De Saçlarımı Sahibinin Sesi 2847
Biçare Gönlüm / Nedir Yarap Sahibinin Sesi 2851
Geceler Gariplerindir / Safinaz Sahibinin Sesi 2860
1965
Hiç Gülmedi Benim Yüzüm / Seni Ben Ellerin Olsun Diye Mi Sevdim Sahibinin Sesi 2890
Bağda Üzüm Budanır / Senin Olsun Mendilim Sahibinin Sesi 2899
Gönül Ferman Dinlemez / Yine Canlandı Gözümde O Eski Hatıralar
Sahibinin Sesi 2924
Tamara / Huysuz Ve Tatlı Kadın Sahibinin Sesi 2983
Kayıkçı / Bu Garip Başıma Gelenler Nedir Sahibinin Sesi 2984


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


1966
Bir Ateşim Yanarım / Ispanyol Meyhanesi Sahibinin Sesi 3016
Yaşlı Gözlerimde / Yemin Ettim Bir Kere Sahibinin Sesi 3017
Güzel Yüzün Mehtap Gibi / Gitmesin Hayalin Sahibinin Sesi 3023
Senden Ayrı Senden Uzak / Yalvarıyorum Sana Sahibinin Sesi 3028
Çatılmış Kaşlarınla / Yitirmişim Ben Güdümü Sahibinin Sesi 3064
Bir Çift Yeşil Göz / Maziden Kalan İzler Sahibinin Sesi 3065
Duydum Ki Güzel / Ayrılsak Da Beraberiz Sahibinin Sesi 3066
1967
Yalan Billahi Yalan / Elveda Allahaısmarladık Sahibinin Sesi 3102
Sil Beni Hatıra Defterinden / Nerdesin Nerde Sahibinin Sesi 3109
Talihin Elinde Oyuncak Oldum / Gülmedi Şu Bahtım Gülmedi Sahibinin Sesi 3110
Bülbülün Çilesi / Çapkın Yaramaz Sahibinin Sesi 3120
Yalvardım Koş Gel Bana / Benim Senden Başka Sahibinin Sesi 3131
Yalancının Mumu Yatsıya Kadar Yanar / Başımın Belası
Sahibinin Sesi 3144
1968
Para Eder Çulum Yok / Hatırlarmısın Sahibinin Sesi 3213
Her Mevsim İçimden Gelir Geçersin / Benmiyim Ağlayan Benmiyim Gülen Sahibinin Sesi 3236
1969
Kaderim Bu / Yaşatma Beni Artık Sahibinin Sesi 3302
Şarap Ve Dudak / Öyle Bir Sevgili Buldum Ki Sahibinin Sesi 3326
Nadide / Felek Bağlamış Nasibimi Kısmetımı Sahibinin Sesi 3327
Seninle Düştüm Dile / Çiçekler Takmış Başına Sahibinin Sesi 3328
Başka Söz Söyleyemem Aşktan Yana / Suç Kimin Günah Kimin
Sahibinin Sesi 3386
Bir Bakışla / Gitmek Mi Zor Kalmak Mı Sahibinin Sesi 3387
1970
Aşkınla Kül Oldum / Bıktım Artık Bu Hayattan Sahibinin Sesi 3421
Sen Benim Ömrümsün / Sevmesini Bilmedin Sahibinin Sesi 3422


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


EP
Mualla Mukadder
Egefon Plak 1001
01. Yarım Kalan Aşk
02. Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar
03. Sensiz Kalan Gönlümde
04. Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim
05. Sevmekten Kim Usanır
06. Dönsende Artık Sevemem Seni

LP 1968 Mualla Mukadder Sahibinin Sesi LP 102
01. Seni Ben Ellerin Olsun Diye Mi Sevdim
02. Mazide Kalan İzler
03. Çatılmış Kaşlarınla
04. Bir Ateşim Yanarım
05. Yitirmişim Ben Gülümü
06. Tamara
07. İspanyol Meyhanesi
08. Yıldızlı Semalar
09. Gönlüm Yaralı
10. Gülmedi Şu Bahtım Gülmedi Gitti
11. Huysuz Ve Tatlı Kadın
12. Ayrılsak Da Beraberiz
*Kaset 1979 İstanbul Meyhanesi Türküola Almanya 1130
*Kaset 1980 İspanyol Meyhanesi Kervan Plak Almanya 0616
*Kaset 1987 Mualla Mukadder Coşkun Plak 24
*CD 2005 Mualla Mukadder Efsane sesler arşivi
01. Avuçlarımda Hala 02. Saçının Tellerine 03. Çatılmış Kaşlarınla
04. Yitirmişim Ben Gülümü 05. Ayrılsakta Beraberiz 06. Bir Çare Gönül
07. Viran Olan Kalbimde 08. Bir Bakışla 09. Bülbülün Çilesi
10. Ayşem 11. Dertleri Zevk Edindim 12. Talihin Elinde Oyuncak Oldum
13. Gülmedi Şu Bahtım 14. Yine Canlandı 15. Seni Ben Ellerin Olsun
16. Hiç Gülmedi Gönül 17. Başka Söz Söyleme 18. Ayva Çiçek Açmış
19. Suç Kimin Günah Kimin
Türkiye'de müzik tarihi üzerine yazılmış makaleler ve ropörtajlar.Eski radyo dergileri,şarkı hikayeleri,Sanatkarların yaşamları ve eski anılar üzerine...

Radyolu günlerin bir yıldızı daha "Nevin Demirdöven"


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Nevin Hanım, Arınık ailesinin en büyük çocuğu olarak 1926 yılında İzmir Bayındır’da dünyaya gelir.Bayındır’lı tütün tüccarı baba Ahmet Bey ve eşi Hacer hanımın Nevin’den sonra bir erkek,bir de kız olmak üzere iki çocukları daha olacaktır. Nevin Arınık,bir gün olacak ,tüm ülkenin tanıdığı bir ses sanatçısı olacaktır.Evin küçük kızı Nermin’de daha sonra ablası gibi radyoda sesini duyuracak ve tanınacaktı.Evin oğlu Nejat ise Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okuyacaktı.

Nevin Demirdöven okul günlerini şöyle anlatıyor:
Ben ilkokulu bitirinceye kadar Bayındır’daydık.Okulda beni sık sık müsamereye çıkarırlardı.Ben de şarkı söyler,manzume okurdum.En çok sevdiğim de ‘İzmir yollarında’ydı.Babamın vefatı sonrası ilkokulum bitince ailece İzmir’e taşındık.Burada beni hemen İkiçeşmelik Kız Ortaokuluna kaydettirdiler.Hiç kimsenin aklına sesim gelmiyordu,hatta benim bile.Sonra ortaokulu bitirdim ve liseden de bir sene okuduktan sonra çıktım ve memuriyet hayatına atıldım.Merkez postanesinde memur olarak işe başladım.İki sene çalıştığım postanede çok samimi arkadaşlar edinmiştim.Onlara ara sıra bildiğim şarkıları söylerdim. Bu arada Hisar Camii imamı bestekar Rakım Elkutlu’dan 3-4 ay boyunca ders almıştım.Çalışma arkadaşlarım sesimi çok beğenirlerdi.Onların teşvikiyle 1944 yılında İzmir’de açılan radyo imtihanına girdim.Radyo imtihanına girene kadar yalnızca üç şarkı biliyordum. ‘Ay öperken,Ne yaptım kendimi nasıl aldattım,Derdimi ummana döktüm’şarkılarını…

Musiki derslerine yorulmak bilmeden büyük bir azimle çalışır.Rakım Hocanın bu istidatlı talebesi,kısa bir zamanda yetişerek radyo imtihanlarına hazırlanmıştır.1944 senesinde İzmir Radyosunun açtığı ses müsabakasına katılan ve 248 katılımcı arasında pek iyi derece ile mükafatlandırılan Demirdöven,bu çetin imtihanı kazanıp radyoya girmiş tek adaydır.
Ailem benim radyoya girmeme taraftar değildi.Fakat ben onları dinlemeyip,postaneden derhal istifa edip Ankara’ya geldim.Tarihi de bugün gibi hatırımdadır,14 Kasım 1944…Radyoda kıymetli hocalarımdan Nuri Halil Poyraz,Refik Fersan,Ruşen Kam,Cevdet Kozanoğlu,Veli Kanık,Mesut Cemil gibi sanatkarlardan dersler alıyordum.Bu dersler 6 ay kadar sürdü...Yılbaşı gecesi de mikrofon karşısına ilk defa çıkmıştım.İlk okuduğum şarkı ‘Hicran yine hicran mı bu aşkın sonu’ydu.O anda çok heyacanlıydım,adeta dizlerim tutulmuştu.Ertesi gün bir hayli mektup ve telgraf almıştım.Altı ay sonra,haftada bir defa olmak üzere ayda toplam dört şarkı söylemeye başlamıştım.Sonraları değişti…

İnançlarına bağlı mütevazi bir hayat yaşayan sanatçı içki ve sigaradan da asla hoşlanmıyordu.Bu yüzden bir ropörtajda niçin içkili sahnelerde okumadığını şöyle anlatıyordu:
İçkili salonlarda okumak mı?Asla!…Müstakil konserlerde severek okurum ve okuyorum.İnanırmısınız ki içkili bir salonda hangi solist okursa okusun dinlerken gayri ihtiyari çok sevdiğim birisi de olsa tiksinti duyuyorum.
Sahnelerde gözükmeyip sadece radyoda dinleyicilere seslenmesi onun halk tarafından merak edilmesine ve sevilmesine sebep olmuştu. Gayet mazbut gösterişsiz bir hayat sürdüren sanatçı sadece musiki ve ailesiyle meşgul oluyordu.Taranması ve kolay bakımı nedeniyle saçını daima kısa kestirir,mütevazi giyinirdi.Moda ile ilgisi pek bulunmamaktaydı.Fazla parayı da insanları değiştirme gücünden dolayı sevmez,kimseye muhtaç olmayacak kadar kazanmayı isterdi.

Evlendiği zamana kadar Nevin Arınık olarak halka şarkılarını okuyan sanatçı Topçu Yüzbaşı olan eşi Hasan Demirdöven ile evlendikten sonra Nevin Demirdöven olarak neşriyatlara çıkmaya başlamıştı.Hasan bey de alaturkaya meraklıydı.Çok güzel keman çalan Yüzbaşı eşi ile beraber, Nevin Demirdöven evde beraber eserlere çalışırlardı.Daha sonra doğacak kızlarına Müzeyyen ismini verdiler.Çocuğu ve ailesiyle ilgilenen bir sanatçı olarak Nevin Demirdöven’in günleri,ev ve radyo arasında geçer gider. Sanatçı;eşi Hasan Demirdöven ile tanışmasını şöyle anlatıyor:

Evlenmezden önce o kadar çok mektuplar alırdım ki,postacılar mektup tomarı taşımaktan adeta usanırlardı.Kimi takdir ettiğini söyler,kimi ilanı aşkda bulunur,kimi evlenelim der,kimi malını mülkünü sayar döker…Son zamanlarda bu mektup yığınlarına bir pembe zarf dahil olmuştu.Haftada bir defa,muntazaman beni bulan bu pembe zarflara ben de öylesine alışmıştım ki,biraz arası uzasa meraklanır,heyacanlanır,uykusuz geçirdiğim geceler olurdu.Ciddi cümleler,vakur kelimeler,bir asker ağzından veya kaleminden çıktığı besbelli tahakküm edici ifadeler.Yavaş yavaş bunların cazibesine kapıldım.Daha doğrusu erkeğine boyun eğen her dişi gibi tevekkül göstermeye başladım.Neticede bu gelen mektuplara ben de cevap veriyordum…

1946 yılını 1947 senesine bağlayan gece Hadımköydeki kıtasında nöbetçi bulunan Hasan Bey yalnız başına kaldığı gece Nevin hanıma mektup yazmakla meşguldür.Kısık sesle dinlediği radyoda da Nevin hanımın anons edilmesiyle radyonun sesini açar. Radyoda Nevin hanım sanki Hasan Beye hitaben şarkısını okuyordur: “Artık yeter bu hasret.. Gel,koş yanıma”… Birkaç gün sonra da Hasan Beyin tayini Ankara’ya çıkar ve Nevin hanıma kavuşur.Radyo dergileri mülakatlarında eşiyle tanıştığı günlerden şöyle bahsetmiştir:
İnanırmısınız biz birbirimizi görmeden,tanımadan anlaştık.Eşim İstanbuldaymış.Bana çok mektup yazdı,sesimi beğendiğinden bahsetti.Mektupları o kadar güzeldi ki..Nihayet 1947 de buraya tayin oldu.Geldiği sene nişanlandık.29 Haziran 1948 tarihinde de evlendik.Çok hassas biridir,musikiyle meşgul olur.Kocam okuyuşlarımla çok alakadardır.Radyoda iyi okuduğum gün muhakkak bana çikolata alır ve evde radyonun üzerine koyar.İyi okuyamadığım zamanlar da yüzüme açıkça söyler.Onunla her gece bir saat muhakkak çalışırız.Hele eski bestekarlara bayılır.Tabi bende aynı şekilde…Sabahları yedi buçukta kalkar eşimin kahvaltısını hazırlarım.O işe gittikten sonra 15 dakika çalışırım,saat 9 da derse,radyoya giderim.11 de eve döner ve yemeklerimi hazırlarım. Öğleden sonra komşuları dolaşırım.Akşam yemeği pek erken yeriz,kocam saat 6 da eve gelir ve gelir gelmez sofraya otururuz.

Radyoda bir çok sınavdan başarıyla geçerek birinci sınıf kadroya geçen Nevin Demirdöven’in kendine has olan sesi çok beğeniliyordu.Sabite Tur nasıl keman sesli sanatkar vasfına erişmişse Nevin Demirdöven’de Ney sesli kadın olarak tasvir edilmeye başlanmıştı.Neşeli iken insanı coşturan, hüzünlü anlarda ise ağlatan bu ses Ankara Radyosu’nda haklı bir şöhret getirmişti.Bazen radyo başında ağlayanlar sadece dinleyenler değil sanatçının kendisi de oluyordu.Bir neşriyatı sırasında duygularına hakim olamayıp ağlayan sanatçının yarıda bıraktığı şarkıyı Afife Ediboğlu okumaya devam etmişti.Bu hadiseyi sanatçı şöyle anlatıyor:

Herhalde 1950 yılında olacak…Mikrofon başında milyonlarca insanın sesimi dinlediği bir andı...Hatırımda kalmadı,ama zannederim,çok sevdiğim şarkılardan birini okuyordum.Öyle içten, öyle duyarak okuyordum ki,nasıl oldu bilmiyorum,bir an… Arkamdaki saz grubu,stüdyodaki eşyalar,önümdeki mikrofon, herşey ve herşey nazarlarımda birdenbire ıslandılar ve eben etrafımı ben etrafımı ıslak görmeye başladım.Akabinde de sürekli bir hıçkırık kasırgasına tutuldum.Kriz gelmiş,kendimden geçmiştim.Düşünün bu hadise milyonlarca insana hitabedilen bir mikrofon başında vukua geliyor.O an kırdığım potun azametini herhalde tasavvur edersiniz.Bereket versin,yanıbaşımda Afife Ediboğlu vardı da benim yarım bıraktığım şarkıyı o tamamladı.Tabii bu hal,dinleyicileri de meraka düşürmüş olacak ki,aldığım yüzlerce mektupta olayın mahiyeti ve teferrüatını aydınlatmamı istiyorlardı.

En fazla hoşuma giden makam Acem Kürdi’dir.Sevdiğim bestelere gelince Zekai Dede’nin “Bin cefa görsem ey sanem senden”,Selahattin Pınar’ın “Kalbim yine üzgün,seni andım da derinden” ve Sadi Hoşses’in “Sabret gönül bir gün olur bu hasret biter” adlı şarkıları okumaktan en fazla zevk aldığım eserlerdir. Radyo dergilerinde yayınlanan ropörtajlarında kendinden şöyle bahsediyor:
Başkasına şaka yapmayı çok severim ama,kendime şaka yapılmasına çabuk sinirlenirim.Dikişi ve örgüyü severim.Spor giyinir,çok yüksek topuklu giymem.Bebe biçimi ayakkabılardan hoşlanırım.Valeybol oynamayı sinemaya gitmekten hoşlanırım…

Yurdun birçok bölgesinde konserler veren sanatçı radyo ile sesinini ulaştıramadığı yerlere de giderek halk ile kucaklaşır.60’lı yıllardan sonrada gazino sahnelerine çıkan Nevin Demirdöven’in assolist olduğu yıllarda Emel Sayın’da Nevin hanımın altında ikinci solist olarak sahneye çıkıyordu.Daha sonraki yıllarda Emel Sayın sesi,görünümü ve sahneyi doldurması gibi haklı sebeplerle assolist olarak sahneye çıkmaya başlayacaktı.Nevin Demirdöven bu arada gelen plak tekliflerine olumlu bakar ve plaklar doldurur.
1996 yılının Eylül ayında yaş haddinden emekli edildiğini öğrenir.İstanbul Radyosu ses sanatçıları Nevin Demirdöven, Gönül Söyler, Perihan Kövenç, Zekiye Öğülür, Nadir Hilkat Çulha, Nusret Ersöz, Bülent Oral, Ekrem Şen ve saz santaçıları Hafız Kani Karaca (kudüm), Hüsnü Anıl (kanun), Nihat Doğu (kemençe),Selahattin Erköse ve Rıdvan Ay tan (ud); Ankara Radyosundan Cengiz Dişçioğlu (ud), İsmail Oytun (klamet) ve Hüseyin İleri (ritm); İzmir Radyosu'ndan Ahmet Güneş (ney) ve Turan Yalçın (şef) TRT kurumu tarafından kendilerine jübile yapılıp gönülleri alınarak uğurlanabileceği yerde çok şık olmayan bir şekilde emekli edilmişlerdi.Üstelik kurum tarafından bu durum kendilerine önceden tebliğ edilmemişti…Nevin Demirdöven bu tarihten sonra mütevazi bir hayat sürdürür.Vefatından önce TRT kurumu tarafından eski kayıtlarından seçilmiş eserlerden oluşan bir albüm hazırlanır ve yayınlanır.
Nevin Demirdöven 21 Şubat 2015 günü İstanbul’da vefat ettiğinde artık radyolu günler çağı kapanmış,sayılı musiki zevki sahibi dinleyiciler dışında ismini hatırlayan kalmamıştı.Diğer sanatkarlar unutulduğu gibi…


78 devir plaklarındaki şarkılar
Bu dere yonca/ Alim Türküsü,Sen göğsüme taktığım,Kına mı yaktın eline,Ne çok çektim hasretini,Bahçeye indim ki,Ayrılık yarı ölmekmiş,Bir dert gibi,Sormadın halimi

Albüm LP
Türküola Almanya 380
A
Cana Rakibi/ Havada Bulut Yok /Ayağına Giymiş/ Atladım Bahçeye Girdim / Bilal Oğlan /Allı Yemeni
B
Şahane Gözler/ Dağlar Dağlar /Alişimimin Kaşları /Köşküm Var Deryaya Karşı / Estergon Kalesi / Vardar Ovası /Ben Sevdim Seveli

Trt Arşiv Serisi / Nevin Demirdöven'den Seçmeler
Ulus Müzik 162
1.Bu Gülzarın Yine Bir Nev-Baharı
2.Kar Etmedi Zalim Sana Bu Ah Ü Eninim
3.Çaldırıp Çalgıyı Rakkaseleri Oynatalım
4.A Benim Mor Çiçeğim
5.Kanun Taksimi
6.Ben Sana Gönül Vereli Bak Ne Hal Oldum
7.Keman Taksimi
8.Feryad İle Yad Eylerken Ben Seni Her Bar
9.Ağlamakla İnlemekle Ömrüm Gelip Geçiyor
10.Sana Ey Canımın Canı Efendim
11.Karşıyaka'da İzmir'in Gülü
12.Ud Taksimi
13.Gülen Gözlerinin Manası Derin
14.İki Karpuz Bir Koltuğa Sığarmı
15.Çayır İnce Biçemedim
16.Bahçeye İndim Ki Gülleri Derem
17.Söyleyin Güneşe Bugün Doğmasın
18.Yalnız Bırakıp Gitme Bu Akşam Yine Erken
19.Küçük Yaşta Aldım Sazı Elime
20.Elmalı Kantosu

Bir zamanların efsane sesi: "Mualla Mukadder"


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Ankara Radyosu 1950’li yıllarda bir yıldız sanatçısını daha mikrofonlarından yaratmıştı.Dünyaya geldiği Çanakkale’de ilk tahsilini yaparken musikiye merakı ve yeteneği olan sanatçıyı aileside teşvik etmişti. 1949 yılında yeniden yayına başlayan İstanbul Radyosu’nda yaklaşık iki yıl program yaptıktan sonra,Ankara Radyosu sanatçıları arasına katılan Mualla Mukadder,esas şöhretini burada yapar.1.70 boyu 70 kiloluk balık eti fiziği sarışın,iri ela gözleriyle Avrupai görünümü olan sanatçı ses güzelliği ile kısa zamanda halkın sevgilisi olmuştu.Adı evli olduğu zamanlar dahi bir çok tanınmış ünlü ve siyasetçi ile aşk dedikodusuyla anıldı.Rahatsızlanıp sahnelerden çekildiği zamana kadar şöhretinin zirvesinde radyo ve sahnenin aranılan seslerindendi…
27 Şubat 1924‘de Çanakkale’de doğmuşum.Babam emekli gümrük müfettişi Abdülgani Bey’dir.Aynı zamanda Udi Mısırlı İbrahim Efendi ve Hanende Karakaş Efendi ile uzun zaman arkadaşlık etmiş. Rahmetli annem de sesi güzel bir musiki öğretmeni idi.İlk tahsilimi Çanakkale’de yaptım.Gerek annemin gerek babamın oldukça beğenilir sesleri vardı.Bugünkü sesimin,biraz da onlardan bana intikal etmiş bulunduğuna inanıyorum.Küçük yaşta musikiye karşı hevesimi ve sesimin güzel olduğunu anlıyan annem,beni daima inkişaf ettirmek imkanlarını arardı.Musikiye karşı içimde büyük bir sevgi ve arzu vardı.Seneler geçtikçe annemin ve babamın benim üzerimde dikkatle durmaları tuhafıma gitti.Bilhassa herhangi bir şarkıyı iki üç defa dinleyip kulak dolgunluğu ile aynen tekrar edebilmem herkesi şaşırtıyordu.Halbuki bu benim için çok kolay birşeydi.

On beş yaşıma geldiğim zaman evde benden bir şarkı okumamı istediler mi,kendi aklımca nazlanır okumaya başlayınca da daha okumak isterdim…1940 senesinde İstanbul’da bulunuyorduk. Bir gece Üsküdar Halkevinde bir düğüne gitmiştik.O gece ısrarla şarkı okumamı istediler.Alaturka çalabilen bir caz kemancısının refakatinde kıymetli bestekar Selahattin Pınar’ın “Gönül yarasından acı duyanlar” şarkısını okuyup bitirince salonda bir alkış tufanıdır koptu.Bir kaç şarkı daha söyledim.Bu takdir beni şaşırtmıştı.Fakat o gecenin yegane hatırası,bu sahada bir varlık olabileceğime beni inandırmış olan o beklemediğim takdirdir.
Musikimiz beni fazlasıyla sarmıştı.Hem mektebe gidiyor hem de notalar satın alarak gizlice musiki sahasında bir şeyler öğrenmeye çalışıyordum.Evde notalarımla sabahı nasıl ettiğimi,bilmediğim günler olurdu.Uykusuz bir halde mektebe gittiğim çok günler vardır.Merak bu ya,ud öğrenmeye heves ettim.Ettim değil,çalmayı da sağdan soldan öğrendim.

1943 yılında İstanbul Konservatuvarına girerek koro kısmında çalışmaya başladım. Buradan aldığım dersler beni tatmin etmiyordu. Konservatuvara devam ederken Erenköy Kız Lisesi’ne gidiyordum. Konservatuardaki derslere ısınamadığımdan buradan ayrılarak lise tahsilime devam ettim.Erenköy kız lisesinde iken bestekar Lemi Bey’in yeğeniyle konuşuyor,dayısının bestekar olduğunu bildiğimden lafı döndürür dolaştırır musikiye getirirdim.Çok sevdiğim bu arkadaşım,bir gün beni evlerine götürdü.Musikimizin ilk kısmını Lemi Bey’den aldım.Bu dersler üç sene kadar devam etti.Bir gün ailem musikiye karşı ihtilamı,Lemi Beyden ders aldığımı öğrenmişler,ertesi sene beni liseye göndermediler.Fakat,artık ben ummana düşmüş manzara gibi idim.Türk musikisi bütün benliğimi sarsmış,kendisine esir etmişti.Artık kendi kendime çalışıyor, öğrendiğim besteleri,kah sabahın aydınlığına,kah gecenin karanlığına terkediyordum.

Bir gün nasıl oldu bilmem,yakınlarımızdan bir ailenin düğününde yine ailece gitmiştik.Çok samimi olan bu düğünde birkaç genç kız muhtelif bestekarların bestelerini okudular.Bir aralık dostlarımdan birisi ‘Bir de Mualla okusun’ diyerek beni gösterince utancımdan ne yapacağımı şaşırdım.Fakat artık ısrarlar başlamıştı.O garip haleti ruhiye içinde Lemi Beyden öğrendiğim klasiklerden birisini okudum.İşte bu okuyuş,hayatımda bir dönüm noktası oldu.Sesimin güzelliğinde bütün hazır bulunanlar ittifak ettikleri gibi,müzikten ve Türk musikisinin inceliğinden anlıyanlar hayranlıklarını gizlemediler.
1943 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuvarına giren Mukadder,bir müddet koroda şarkı söylemiştir.Bu arada Muhlis Sebahattin Bey’in teşvikiyle birkaç konser veren sanatçı,umumi bir takdir kazanmasına rağmen kendisini daha iyi yetiştirmek gayesiyle sahne hayatından çekilerek çalışmalarına devam eder.

…Suriye,Kıbrıs ve bazı orta şark memleketlerine giderek konserler verdim.Turneler sonunda istirahat etmek üzere İstanbul’a geldik. İşte bu sıralarda müstakil konser verebilmek arzusuna kapılmıştım. Tokatlıyanda verilen bir baloda ilk konserimi verdim. Davetliler arasında merhum Muhlis Sebahattin’de vardı. Konserimden sonra onun lütüfkar sözlerinden manen elde ettiğim kazanç sonsuzdur. Muhlis Sebahattin Bey sesimi beğenip operetine davet etmişti. Rahmetli Muhlis Sabahattin bana şu lütüflarda bulundu:
“Kızım Mualla.Musikiden anlayan,sanatı bilen bir sanatkar olarak söylüyorum sende işlenmesi icabeden büyük bir cevher var.Yorulmadan,dinlenmeden,bunu biraz daha geliştir.Bir sanatkar için elzem olan bütün hasletleri şahsında toplıyan sensin,tevazuhun ayrıca bir kıymettir,sana elden gelen yardımı yapmaktan geri durmayacağım”
O gece kendimi musiki bahsinde bir şeyler biliyor zannetmiştim. Günler geçiyordu.Türk musikisine basamağından yukarıya bir adım atınca hiç ve hiçbir şey bilmediğimi anladım. Hala Muhlis Sebahattin Bey’in değişik tavrının tesiri altındayım.Zaman zaman eserlerini repertuarıma almayı ihmal etmem.Bilahare Udi Nasibin Mehmet bey’den muntazaman dersler aldım…

Bu sürecin sonunda tekrar İstanbul Belediye Konservatuvarına girişini şöyle anlatıyor:
Sonradan gene bir aile toplantısında,merhum bestekar Sadettin Kaynak’ın yeğeniyle tanıştım.Onun delaleti ile kıymetli bestekardan çok istifade ettim.Üstadın,1945 senesinde yeniden İstanbul Belediyesi Konservatuvarı İcra Heyetine intisabımdaki yardımlarını burada zikretmeliyim.Ayrıca,bu konuda Safiye Ayla’nın yakın alakasını da belirtmek isterim.Bugünkü durumumu ise hocam kıymetli bestekar merhum Şerif İçli’ye borçluyum.
8 Aralık 1945 günü dönemin ünlü sanatçılarından Mefharet Yıldırım ve Suzar Yakar’la birlikte Kristal Gazinosu’nda sahneye çıkmaya başlar. Gazetelere verilen ilanda; “Bu akşamdan itibaren Anakara’dan temin edebildiğimiz Hollywood sarışın yıldızı Mualla Mukadder, Nubar Tekyay idaresinde” Kristal Gazinosu’nda olacağı belirtiyordu. Mualla Mukadder bundan sonra Yenikapı Çakır Gazinosunda sahneye çıktı. 11 Şubat 1948 tarihinden itibaren İsmail Dümbüllü Tiyatrosu’nda çalışmaya da başladı. Kadıköy Süreyya Sineması’nda Müzeyyen Senar Işıl, Hakkı Derman, Şerif İçli, Şükrü Tunar’la birlikte dönemin en önemli sanatçı ve bestecileriyle birlikteydi. Aynı yıl İsmail Dümbüllü ile “Dümbüllü Macera Peşinde” filminde oynadı. Rol arkadaşları İsmail Dümbüllü ve Hakkı Ruşen’di. Filmin yönetmeni ise Şadan Kamil’di. Bu sırada Burhan Atakan’la evlendi. Eşi Burhan Bey, Mualla Mukadder Hanım’a büyük destek verdi. Kıbrıs’ta verdiği konserler, onun tüm Türkiye tarafından tanınmasını sağladı.

Musikimiz öyle bir define ki,içine ne kadar girerseniz o kadar daha genişliyor.Bilmediklerinizi daima tekrar etmediniz mi arada boğulup gidersiniz.Hiç şakası yoktur.Bu sıralarda daha evli değildim…Az çok beğenilen sesim bana ümitler veriyordu.Yalnız sahnedeki çalışmam umduğum derecede cazip ve kolay olmamıştı.Bir aralık ümitsizliğe de düşmedim değil.İşte bu sırada Binbaşı Burhan Atakan ile kısa bir tanışma sürecinden sonra evlendim.Çalışmalarımda kocamın büyük teşviki olmuştur.Sıkı bir çalışma devresine girdim.Bu arada Kıbrıs’tan bir teklif alarak oraya gittim ve çok muvaffak oldum.Artık gayem,inşası bitmek üzere bulunan İstanbul Radyosunda okumaktı.Büyük bir heyacan içinde İstanbul Radyosunda ilk konserimi 23 Ekim 1949 gecesi verdim.Herkes muvaffak olduğumu, eskiye nazaran çok ilerlediğimi söylüyordu.İkinci konserimi vapurda dinleyen Sahibinin Sesi şefi Bay Mihran bana parlak bir teklif yaptı.Bu müesseseyle 3 sene için bir anlaşma yaptım…

Burhan Atakan ile evlendikten sonra artık Mualla Mukadder Atakan olarak anılmaya başlayan sanatkar için şöhreti kazanacağı Radyo günleri başlar.23 Ekim 1949 tarihinden itibaren İstanbul Radyosu’nda görev alır. İstanbul Radyosu’nda her hafta düzenli program yapmaya başlar. Bu arada ünlü plak şirketi “Sahibinin Sesi” Firmasıyla üç yıllık bir anlaşma yapar. Böylece Mualla Mukadder Hanım, sesini daha geniş kitlelere duyurma olanağı bulur. Artık Türkiye dışında, Kıbrıs, Ortadoğu ve Balkanlar’da da Mualla Mukadder Hanım’ın plakları satılıyordu. Dönemin ünlü ses sanatçıları Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Perihan Altındağ Sözer, Zehra Bilir, Hamiyet Yüceses ve Münir Nurettin Selçuk gibi pek çok sanatçıyla birlikte konserler vermeye devam eder. Cumhuriyet gazetesinde “Radyo Bilmecesi” diye yayınlanan yarışmada ismi yer aldı.
İlk defa mikrofon karşısına,1949 senesinde İstanbul Radyosunda çıktım.Müteakiben 1951 senesinde Ankara Radyosuna intisab ettim.1957 yılına kadar bu radyoda bulundum.1957 senesinde serbest sahne konserleri vermek üzere İstanbul’a geldim.

Mualla Mukadder tekrar İstanbul’a yerleştiği tarihe kadar Ankara Radyosunda yıllarca çok beğenildi ve takdir edildi.Özellikle programının sonuna,günün moda şarkılarından birini de koyunca, bütün bir Türkiye onunla beraber eserleri söylerdi.Zeki Duygulu’nun Uşşak şarkısı ‘Bir selam vermeden gelir geçersin,Mahsun kalbimi viran edersin,Güzel gözlerle süzüp geçersin,Seven kalbimi ezip geçersin’ güfteli eserinde olduğu gibi radyo başında yüzbinlerce dinleyiciden oluşan bir koro kendisine eşlik ederdi.Radyonun canlı neşriyatlarında günün 12.30-13.00 saat dilimindeki programlarında Mualla Mukadder’in okuyacağını öğrenen bütün ülke nefesini tutarak takip ederdi.Son derece gür ve notalara hakim bir ses tonuyla okuduğu şarkılar,dinleyicileri mest ederdi.Bu canlı neşriyatlar genelde klasik eserlerden oluşurdu.Ancak günün sevilen bestekarlarının eserleri de bu programlarda yer alırdı.

22 Mart 1953 Pazar günü saat 10.15’te başlayan bir ‘Mualla Mukadder Atakan’ canlı yayınına ait program şu şarkılardan oluşuyordu:
Çalanlar,Vedia Tunççekiç,Naci Tektel,Halil Aksoy,Ömer Altuğ
1-Artaki Candan’ın Nihavent eseri “Koklasam saçlarını ,bir gece ta fecre kadar” 2-Selahattin Pınar’ın nihavent şarkısı “Geçti ömrüm yine hala ben o bin dert ileyim 3-Münir Nurettin Selçuk’un Nihavent eseri “Yok başka yerin lütfu ne yazdan ne de kıştan) 4-Nasibin Mehmet’in hicazkar şarkısı “Görmezsem eğer sevdiceğim hüsnü mir’atın 5-Neveser Kökdeş’in hicazkar şarkısı “Ruhumda neşe hayale daldı” 6-Yesari Asım Arsoy’un kürdilihicazkar şarkısı “Ömrümce o saf aşkını 7-Lavtacı Hristo’nun kürdilihicazkar şarkısı “ Gidelim Göksu’ya”….
1955 yılından itibaren Tepebaşı Gazinosu,Kızkulesi Salacak plajı gazinosu, Küçük Çiftlik Parkı,Bebek Gazinosu ,Nisan 1959’dan itibaren Kazablanka ve 1960 yılının başında kış sezonunda Maksim’de yer alır.Takiben Küçük Çiftlik Parkı ve 60’lı yıllarda X Klöb Kınalıada’da sahneye çıkar.1957 yılında Sevim Tanürek ile birlikte Bebek Belediye Gazinosunda yaptığı programlar çok takdir toplar.

Mualla Mukadder Hanım 18 Ocak 1955 Salı gecesi doğduğu yer olan Çanakkale’de de bir konser verdi. Bu konser Demokrat Parti İl İdare Heyet tarafından düzenlendi ve Mualla Mukadder Atakan da konser vermek üzere davet edildi. Konser Çanakkale Belediye Sinema Salonu’nda gerçekleştirildi. Salon ağzına kadar doluydu ve pek çok kişi konseri ayakta izledi. Mualla Mukadder Hanım’a Sadi Işılay, Necdet Varol, Burhanettin Ökte ve İzzettin Ökte’den oluşan bir saz heyeti eşlik etti. Çanakkaleliler hemşehrileri Mualla Hanım’ı her şarkısından sonra ayakta alkışladılar. Konser sonunda on beş yıl önce Çanakkale’den ayrılan ve ilk kez Çanakkale’ye konser amacıyla gelen sanatçıya çeşitli hediyeler verildi ve tertip heyeti adına Demokrat Parti İl İdare Kurulu Başkanı şunları söyledi: “On beş sene sonra hemşehrilerinin karşısına kıymetli bir ses sanatkârı olarak gelen Mualla Mukadder Atakan ile hepimiz iftihar duymuş olup, budan böyle kendilerinin şehrimizi sık sık ziyaret etmelerini canı gönülden arzu ederiz” dedi.Mualla Mukadder Hanım ve beraberindeki saz heyeti 20 Ocak 1955 günü Çanakkale’den ayrılarak Edremit’e doğru yola çıkmışlardı.

1955 yılı Yaz aylarında Beyaz Park Gazinosunda konserler vermişti. 1956 yılbaşını Hilton’da geçirdi ve gazetelerde ismi şöyle yer aldı: “Noel çamları ve Santa Klaus maketi ile bezenmiş bir eğlence yerinin en gözdesi Hilton Oteli idi. İstanbul’un bütün tanınmış şahsiyetleri frak, smokin veya şahane tuvaletler içinde orada randevulaşmışlardı. Sabık Bakanlardan Dr. Mükerrem Sarol, Kemal Zeytinoğlu, güzellik kraliçelerinden Ayşe Banu, Suna Soley, sanatkârlardan Mualla Mukadder, Ayten Çankaya, Muzaffer Tema, sabık Basın Yayın ve Turizm Umum Müdürü Halim Alyot (Çanakkale milletvekilliği yaptı), başta Fatma Tatari’nin kızı Ayfer Terzioğlu ve Ömer İnönü (İsmet İnönü’nün oğlu) olmak üzere İstanbul sosyetesinin tanınmış simaları ile keselerine fazla güvenenler Hilton Oteli’nde idiler. Hilton Oteli’nde yemekli duhuliye (giriş) bir çift için 270 lia idi. Takriben 1200 kişi hazır bulundu. Yılbaşı gecesi sarf edilen para 500 bin civarında dolaşıyordu.”

Mualla Mukadder Hanım, filmlerde rol almaya da devam etti. 12 Şubat 1956 tarihinde gösterilmeye başlanan “Kader” filminde Belgin Doruk, Kenan Artun, Nezihe Becerikli, A. Tarık Tekçe ile birlikte rol aldı. Mualla Mukadder Hanım’ın şöhreti o kadar doruklara çıktı ki, o sırada Amerikan tarzı yaşamın simgesi olan yazlıklar yapılmaya başladığında bunların gazetelerde tanıtımında onun ismi yer aldı. İlan şöyleydi:
“Eşsiz sanatkâr Mualla Mukadder Atakan da Altındeniz Plaj Sitesi dinlenme yerleri A tipinden almıştır. A Tipi bir oda 1 teras. Yarısı peşin yarısı ayda 120 lira taksitle 5.700 lira, peşin % 25 tenzilatlı 4.275 lira”

Sadun Aksüt Mualla Hanım’ı ve Selahattin Pınar ile olan bir anısını şöyle aktarıyor:
“Mualla’nun elleri ve ayakları gerçekten biblo kadar düzgün ve güzeldi.Bebek Belediye Gazinosunda çalışırken bir akşam,Selahattin Pınar ile Mualla’nın odasına çıktık.Mualla sahneye çıkmak üzere tuvaletini giymiş,yüksek topuklu,önü ve arkası açık,bağcıklı beyaz bir de ayakkabı giymişti.Selahattin ağabey,Mualla’nın ayaklarını görür görmez müthiş bir pedişizm titremesiyle bağırdı:Çıkar şu ayakkabını Allah aşkına,bir kere öpücem o ayağı!Yahu bu kadar güzel ayak olur mu?Ve de Mualla’nın bütün karşı koyuşlarına rağmen,Pınar,Mualla’nın ayakkabısının tekini çıkarıp büyük bir heyacan ile ve de kendinden geçerek onun ayağını öpmüştü!

Mualla Mukadder ile güzel bir Anadolu turnemiz ve de İzmir Fuarı’nda bir ay çalışmamız var ki dillere destandı…Kürt Beşir’in gazinosu her gece tıklım tıklım dolar taşardı.Hüseyin Coşkuner,Hüsnü Anıl,Polat Tezel ve ben Mualla Mukadder’in baş sazendeleri idik.Öyle güzel günlerimiz oldu ki…Son derece uyum içinde geçen bir çalışma dönemi…Şimdi o günleri düşündükçe ve de bugünkü gazino ortamını öğrendikçe…Evet ben ve benim jenarasyonum müzik piyasasında çok güzel günler görmüş ve yaşamışız…Mualla çılgın,üşütük,tatlı,kabadayı,dişi ve yırtıcı bir kadındı.Her şeyden önemlisi Türk musikisinin gerçekten de güçlü,güzel sesiydi.Beline kadar yırtmacı olan,göğüsleri meydanda ve de sahnede göbek atan cinsten solistlerden değildi!”

Mualla Mukadder Hanım, bu kadar yoğun çalışmaları arasında evliliğini yürütemedi ve “şiddetli geçimsizlik” nedeniyle eşi Burhan Atakan’dan 1957 yılı sonunda ayrılmıştı.Mualla Hanım’ın ikinci evliliği de uzun sürmeyecekti.14 Temmuz 1958 yılında radyodan sanatçı arkadaşı Celal Şahin ile evlenir.Ancak bu evlilikleri on ay kadar sürer ve şiddetli geçimsizlik nedeniyle 7 Mayıs 1958 tarihinde boşanırlar.Daha sonra Çanakkale Ezine’den Cahit isimli bir bey ile de evlense de ondan da boşanır.

Dönemin birkaç sanatçı hanımının Demokrat Parti yöneticileri ile yakın arkadaşlıklarının olduğu ileri sürülmüştü.Bunlardan biri de Mualla Hanımla ilgiliydi. Demokrat Parti döneminin neredeyse “resmi sanatçısı” olarak anılan Mualla Mukadder Hanım için “Kara Karga” mizah dergisi 1952 yılında “Mualla Mukadder Menderes’te Boğuldu” diye başlığı ile çıktı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 26 Haziran 1953 tarihli oturumunda ise Tuzla Uçaksavar Alayı tarafından kendisine bir St. Vagon araba tahsis edilmesi ve bu arabanın İzmit Dağlarında bozulması tartışmalara sebebiyet verdi ve Meclis tutanaklarına geçti. Avrupai bir kadın olan Mualla Mukadder’in küçük büstünü bazı siyasiler camekânlarına koyuyorlardı.Gazeteci Tevfik Yener o günlerin tanığı olarak Mualla Mukadder ile ilgili 26.09.1999 tarihli Sabah Gazetesindeki köşesinde şunları anlatır:

“Mualla Mukadder Hanım’ın sesi kadar güzelliği de dönemin siyasetçilerinin dikkati çekti. Bir ara Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Refik Koraltan’la adı anıldı. Ancak dönemin mizah dergilerine de konu olan aşk hikâyesini Başbakan Menderes’le yaşadı. “Mualla Mukadder, 1950’li ve hatta 60’lı yıllarda yürekleri hoplatırdı. Balıketi güzelliğin kraliçesiydi. Sahnelerin en pahalı assolistleri arasındaydı. Yeşil gözleri ve kumrala yakın sarı saçlarıyla gerçekten hoş kadındı. Sıcak olduğu söylenirdi. Isısının yüksekliği mantığa uygundu. Çünkü Mualla Hanım; sanayi mıknatısı kadar çekiciydi… Başbakan Menderes, İstanbul’a geldiğinde Park Otel’de kalırdı. Park Otel, yakın tarihin anılarını barındıran muhteşem binaydı. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin önemli olaylarına tanık olmuştu. Park Otel’de kimler kalmıştı: Sadrazam Tevfik Paşa, Atatürk, İngiltere Kralı 7. Edward ve uğruna tahtını terk ettiği eşi Madam Simpson…

İlk eşi Burhan Atakan ile
19. Yüzyıl sonunda yaptırılan Park Otel’in mülkiyeti Tevfik Paşa’nındı. Sonra çocukları işletmeye vermiş. Ben o yıllar “ufaklık” sayılırdım. Ancak, adaşım Tevfik Paşa’nın mülküne dadanmıştım. Barına sokulamazdım (1965 yılına kadar), lokantasına nadiren, ama balkonu ve pavyonundan vazgeçemezdim. İşte o gün; Mualla Mukadder’i lobide oyalanırken gördüm. Saratoga uçak gemisiyle İstanbul’a gelen Amerikalı arkadaşım Herbie Beadle’ı getirmiştim Park Otel’e... Eşi olmayan bar balkonundan güneşin batışını seyrettirmek için... Herbie, tıpkı James Dean’a benzerdi. Terastan Üsküdar’a ve Boğaz’a baktığında “Bu ne manzara...” demekten kendisini alamamıştı. Evet. Mualla Mukadder neden Park Otel’e gelmişti. Hızla birinci kat merdivenine yürüdü. Görülmek istemiyordu. Birinci kat ise Başbakana ayrılırdı. Daima...Mualla Mukadder o kata çıktığı gün, Menderes de oradaydı. Belki güzel Mualla başka kata çıkmıştı. Belki de vatandaş Mualla Hanım, başbakanına dilekçe vermişti. Ama, Adnan Bey de ülkenin güzel kadınlarını tanımak istemez miydi? Örnekler vardı.Aşk veya dilekçe. İkisi de olabilir. Olabilir…O sıralarda; yine derlerdi ki “Mualla Mukadder’i istihbarat sıkıştırmış. Başbakan neler konuşuyor, neler yapıyor, gördüğün kadar bize aktar demişler. Bunlar olmuş veya olmamış. Bir gerçek var ki; Adnan Bey'i de, Mualla Hanım'ı da kaybettik. Haklarında söz ederken, belki günaha girdim. Affetsinler, nur içinde yatsınlar…”

Mualla Mukadder Hanım, Demokrat Parti’nin iktidardan düşürüldüğü 27 Mayıs 1960’tan sonra da İstanbul Radyosu’nda çalışmaya devam etti. Bir süre Osmanlı Bankası’nın desteklediği “Sanatkârlar Konuşuyor” adlı programa katıldı. Zeki Müren’le de “Gece Postası” programını yaptı. 60’lı yıllar radyo ve sahne çalışmalarının en yoğun olduğu zamanlar sanatçının şöhretinin zirvesinde olduğu yıllardı.
Boş vakitlerimi çok iyi değerlendiririm.Bahçemle uğraşmak, vaktimin büyük bir kısmını alır. Ayrıca musiki çalışmaları,radyo programları,reklam bantları,plak hazırlıkları beni bir hayli meşgul etmekte.Eğer bu çalışmalar dışında fırsat bulursam sinema ve tiyatroya gidiyorum.Zira yeni yapacağım plak,sahne hazırlıkları ile hızlı,yorucu bir çalışma içindeyim.Yürüyüş yapmayı ve futbol seyretmekten hoşlanırım. Fenerbahçe taraftarıyım.Fırsat buldukça sinemaya giderim…Sadece alaturka değil alafranga müzikten de hoşlanırım.Plaklarım hep alafranga desem yeridir.Kendim alaturkacı olmama rağmen alafranga daha çok hoşuma gidiyor.

1960’lı yıllarda sahnelerde lokomotif sanatçılar Zeki Müren ve Behiye Aksoy’un gecede 1500 ile 3000 lira arasında değişen ücretler aldığı dönemde Sevim Tanürek,Mualla Mukadder,Sevim Çağlayan,Neşe Can,Nuri Sesigüzel,Mediha Demirkıran,Yıldırım Gürses, Ahmet Sezgin, Nesrin Sipahi,Güneri Tecer ve Nezahat Bayram gibi başaltı solistleri 500 ile 1000 lira arasında değişen ücretler ödeniyordu.Bu sanatkarlarında altındaki Gönül Yazar,Gönül Akkor,Sevim Şengül gibi üvertür öncesi sanatçılar içinde gecede 150 ile 300 lira arasında değişen ücretler ödeniyordu.İlerleyen dönemlerde bu sanatçılardan assolistliğe yükselenler oldu.Sevim Tuna ilk olarak İzmir’de Recep Özgen Çay Bahçesi’nde sahneye çıktığında aynı bahçede Mualla Mukadder assolistti.Sevim Hanım uzun süre Mualla Hanımın alt kadrosunda çalışmıştı.

1971 yılında safra kesesinden ameliyat geçiren Mualla Mukadder bu tarihten sonra sahnelerden çekilir.1979 yılından itibaren Gönen’in Ekşidere köyüne yerleşen sanatçı burada eski yılların hatıralarıyla yaşamaya başlar.Yanından bir derenin geçtiği,bahçesinde ağaçları, çiçekleri ve havuzu bulunan şirin evde oturmaya başlar.Birikimini yatırdığı Banker Kastelli’ye parasını kaptırınca yaşamı zor bir hal alır.Burada Saniye Can ve Sevim Şengül gibi sanatçı arkadaşları kendisini hiç yalnız bırakmaz.1986 yılının Haziran ayında geçirdiği trafik kazasında ayakları alçılı koltuk değnekleri ile yürümek zorunda kalır. Bu sırada oldukça kilo alır.

Rahatsızlandığı günlerde
Tedavisini devam ettiremeyince kırık olan ayağı çok ağrımaya başlar.Birçok kez ameliyat geçirmesine rağmen durumu düzelmeyince 1990 yılında sağ bacağını kaybeder.Ayağının iyileşmemesinde çok sigara içmesininde sebep olduğu rivayet edilir.Bir süre sonrada yemek yaparken sağlam olan bacağına kızgın yağ dökülür.Sanatçı arkadaşları Mualla Mukadder’i İstanbul’a getirip ona minik bir daire alıp sık sık ziyaret edip ilgilenmek için bir konser tertip ederler.Yıldırım Mayruk Mualla Hanım için özel bir kıyafet hazırlar.Biletler sahneye olan yakınlığına göre 50-100 bin liradan satışa çıkar.7 Ağustos 1992 günü Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda adına düzenlenen geceyi Sayra Orkan ve Bülent Oral birlikte sunarlar.


Kendi döneminin hemen tüm sanatkarları ile sanat dünyasında yeni tanınmaya başlamış bir çok sesin de katıldığı gecede sanatçılar ücret almadan geceye katılırlar.
Mualla Mukadder Atakan,17 Eylül 1997 tarihinde vefat ettiğinde geride pek çok bilinmeyeni de birlikte mezara götürdü ama söylediği şarkılar hala pek çok sanatseverin dilinde ve onu gelecek kuşaklara taşıyor.


78 devirli Sahibinin Sesi plaklarındaki şarkıları:
Yenilendi derdim/ Seni Çılgınca/Aşkımın ilkbaharı/Erişti Nevbahar/Neden düştük biz bu hale/Yar peşinde koşa koşa/Hayatta yalnızım/Gurbet/Artık gelecek sanma/Yasemenler dile geldi/Bir gün gelecek sen de/Sesinde şarkısı aşkın/Kaynanam/Nedir senden çektiğim/Benim aklımı alacaksın/Mazideki aşkımdan kalan/Sensin gözümün nuru/Selam vermeden gelip geçersin/Sevda öyle müşkül ki/Sevda ona yaklaşma/Ferdayı düşünmem/Talihim olsaydı/Aşkın gibi bir hatıra/İşte bahar,açtı güller/Gönlüm yaralı/Yar gitti emel soldu/ Bu nazlar bu yalvarışlar/ Doldur kadehleri tek tek atalım/Beklerim her gün bu sahillerde/Yıldızlı semalardaki /Aşkı seninle tattı gönül/Ayrılık ateşten bir ok/ Bağa girdim /Derdime eşsiz ağlar/ Neyleyim neyleyim /Zannetme seni /Tamara /İnle ey sevgili /Hiç gülmedi benim yüzüm /Seni ben ellerin olsun /Bağda üzüm budanır /Senin olsun mendilim / Gönül ferman dinlemez / Geceler gariplerindir / Huysuz ve tatlı kadın / Nedir ya Rab / Bu garip başıma gelenler nedir / Kayıkçı/ Bir ateşim yanarım / İspanyol meyhanesi / Yaşlı gözlerimde /Yemin ettim bir kere / Gitmesin hayalin / Yine canlandı gözümde o eski hatıralar / Ayva çiçek açmış / Hasret acısı gibi alın yazısı gibi / Ben küskünüm feleğe / Görünmek isterim / Bahçemde sefa / Boğaziçi / Ağla gönül ağla / Safinaz / Al gönlünü ondan bana ver / Güzel yüzün mehtab gibi / Eller ne derse desin / Viran olan kalbimde / Siyah gözlere şarkı / Unutulmuş ne varsa / Döktüm de saçlarını / Pınarın başında / Bir biçare gönlüm / Şu felekten muradımı alamam


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


45lik
1962
Ferdayı Düşünmem / Talihim Olsaydı Sahibinin Sesi 2535
Gönlüm Yaralı / Zannetme Seni Sahibinin Sesi 2588
1963
Ben Küskünüm Feleğe / Görünmek İsterim Sahibinin Sesi
Boğaziçi / Bahçemde Safa Sahibinin Sesi
Inle Ey Sevgili / Seni Çılgınca Sahibinin Sesi
Sevda Öyle Müşkül Ki / Bu Nazlı Yalvarışlar Sahibinin Sesi 2603
Beklerim Her Gün Bu Sahillerde / Yıldızlı Semalarda Sahibinin Sesi 2607
Ayrılık Ateşten Bir Ok / Aşkı Seninle Tattı Sahibinin Sesi 2612
Sesinde Şarkısı Aşkın / Bir Gün Gelecek Sen De Sahibinin Sesi 2695
1964
Al Gönlünü Ondan Bana Ver / Ayva Çiçek Açmış Sahibinin Sesi 2815
Eller Ne Derse Desin / Viran Olan Kalbimde Sahibinin Sesi 2834
Siyah Gözlere Şarkı / Unutulmuş Ne Varsa Sahibinin Sesi 2846
Pınarın Başında (Ayşem) / Döktüm De Saçlarımı Sahibinin Sesi 2847
Biçare Gönlüm / Nedir Yarap Sahibinin Sesi 2851
Geceler Gariplerindir / Safinaz Sahibinin Sesi 2860
1965
Hiç Gülmedi Benim Yüzüm / Seni Ben Ellerin Olsun Diye Mi Sevdim Sahibinin Sesi 2890
Bağda Üzüm Budanır / Senin Olsun Mendilim Sahibinin Sesi 2899
Gönül Ferman Dinlemez / Yine Canlandı Gözümde O Eski Hatıralar
Sahibinin Sesi 2924
Tamara / Huysuz Ve Tatlı Kadın Sahibinin Sesi 2983
Kayıkçı / Bu Garip Başıma Gelenler Nedir Sahibinin Sesi 2984


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


1966
Bir Ateşim Yanarım / Ispanyol Meyhanesi Sahibinin Sesi 3016
Yaşlı Gözlerimde / Yemin Ettim Bir Kere Sahibinin Sesi 3017
Güzel Yüzün Mehtap Gibi / Gitmesin Hayalin Sahibinin Sesi 3023
Senden Ayrı Senden Uzak / Yalvarıyorum Sana Sahibinin Sesi 3028
Çatılmış Kaşlarınla / Yitirmişim Ben Güdümü Sahibinin Sesi 3064
Bir Çift Yeşil Göz / Maziden Kalan İzler Sahibinin Sesi 3065
Duydum Ki Güzel / Ayrılsak Da Beraberiz Sahibinin Sesi 3066
1967
Yalan Billahi Yalan / Elveda Allahaısmarladık Sahibinin Sesi 3102
Sil Beni Hatıra Defterinden / Nerdesin Nerde Sahibinin Sesi 3109
Talihin Elinde Oyuncak Oldum / Gülmedi Şu Bahtım Gülmedi Sahibinin Sesi 3110
Bülbülün Çilesi / Çapkın Yaramaz Sahibinin Sesi 3120
Yalvardım Koş Gel Bana / Benim Senden Başka Sahibinin Sesi 3131
Yalancının Mumu Yatsıya Kadar Yanar / Başımın Belası
Sahibinin Sesi 3144
1968
Para Eder Çulum Yok / Hatırlarmısın Sahibinin Sesi 3213
Her Mevsim İçimden Gelir Geçersin / Benmiyim Ağlayan Benmiyim Gülen Sahibinin Sesi 3236
1969
Kaderim Bu / Yaşatma Beni Artık Sahibinin Sesi 3302
Şarap Ve Dudak / Öyle Bir Sevgili Buldum Ki Sahibinin Sesi 3326
Nadide / Felek Bağlamış Nasibimi Kısmetımı Sahibinin Sesi 3327
Seninle Düştüm Dile / Çiçekler Takmış Başına Sahibinin Sesi 3328
Başka Söz Söyleyemem Aşktan Yana / Suç Kimin Günah Kimin
Sahibinin Sesi 3386
Bir Bakışla / Gitmek Mi Zor Kalmak Mı Sahibinin Sesi 3387
1970
Aşkınla Kül Oldum / Bıktım Artık Bu Hayattan Sahibinin Sesi 3421
Sen Benim Ömrümsün / Sevmesini Bilmedin Sahibinin Sesi 3422


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


EP
Mualla Mukadder
Egefon Plak 1001
01. Yarım Kalan Aşk
02. Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar
03. Sensiz Kalan Gönlümde
04. Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim
05. Sevmekten Kim Usanır
06. Dönsende Artık Sevemem Seni

LP 1968 Mualla Mukadder Sahibinin Sesi LP 102
01. Seni Ben Ellerin Olsun Diye Mi Sevdim
02. Mazide Kalan İzler
03. Çatılmış Kaşlarınla
04. Bir Ateşim Yanarım
05. Yitirmişim Ben Gülümü
06. Tamara
07. İspanyol Meyhanesi
08. Yıldızlı Semalar
09. Gönlüm Yaralı
10. Gülmedi Şu Bahtım Gülmedi Gitti
11. Huysuz Ve Tatlı Kadın
12. Ayrılsak Da Beraberiz
*Kaset 1979 İstanbul Meyhanesi Türküola Almanya 1130
*Kaset 1980 İspanyol Meyhanesi Kervan Plak Almanya 0616
*Kaset 1987 Mualla Mukadder Coşkun Plak 24
*CD 2005 Mualla Mukadder Efsane sesler arşivi
01. Avuçlarımda Hala 02. Saçının Tellerine 03. Çatılmış Kaşlarınla
04. Yitirmişim Ben Gülümü 05. Ayrılsakta Beraberiz 06. Bir Çare Gönül
07. Viran Olan Kalbimde 08. Bir Bakışla 09. Bülbülün Çilesi
10. Ayşem 11. Dertleri Zevk Edindim 12. Talihin Elinde Oyuncak Oldum
13. Gülmedi Şu Bahtım 14. Yine Canlandı 15. Seni Ben Ellerin Olsun
16. Hiç Gülmedi Gönül 17. Başka Söz Söyleme 18. Ayva Çiçek Açmış
19. Suç Kimin Günah Kimin
__________________
kar havası gibisin dışarda, içimde elmanın dişlenişi.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
gramofon, plaklar, radyo, türkmüziği

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Cumhuriyet tarihinden seçme tuhaf plaklar. Düş Kültür ve Sanat 0 28 Ekim 2014 02:48
Sunucu Radyoları Tanıtım Şablonu Hk. IF-Global Yeni Sunucu Radyoları 0 11 Kasım 2013 11:37
Gramofon - Gramofon İcadı, Gramofonu Kim Buldu ? Sevda Bilim Dünyasından Son Haberler 0 27 Ağustos 2012 12:41