IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




2Beğeni(ler)
  • 2 Post By Sevda

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24 Nisan 2013, 18:38   #1
Çevrimdışı
Atatürk’ün Okuttuğu Sığırtmaç Mustafa


-- Sponsor Baglantı --


Atatürk’ün Okuttuğu Sığırtmaç Mustafa


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Atatürk tarafından 1929 yılında himaye altına alınıp okutulan Yalovalı sığırtmaç Mustafa anlatıyor;
-O zaman daha sekiz yaşında idim. 1929 yılının yaz ayları içinde (15 Eylül) bir gündü... Sığırları otlata otlata çiftliğe geliyordum. Derken, uzakta yirmi kadar atlı belirdi... En öndeki atlı bana doğru geliyordu. Yaklaşınca atından indi; çiftliğe nereden gidildiğini soruyordu. Elimle işaret ettim:
-Siz, yanlış yoldan gelmişsiniz... Çiftliğin yolu, şuradadır!
Bu atlı, benden adımı öğrenmek istedi;
-Mustafa!
diye cevap verince gülümsedi:
-Benim de adım Mustafa... Demek adaşız!
Sonra birdenbire;
-Gazi’yi tanır mısın? diye sordu.
-Tanımam! dedim.
-Onu sever misin?
-Severim!
-Niçin seversin?
-Paşa olduğu için severim! Tekrar gülmeye başladı. Ben, cılız, çelimsiz, hasta bir çocuktum. ‘Bu adam, benimle eğleniyor galiba...’ dedim. Fakat O, sorgularının arkasını kesmiyordu. Bir aralık sordu;
-Sen, ne iş görürsün?
-İşte şu gördüğün sığırları güderim!
-Ne kazanırsın?
-Ayda üç lira...
-Peki, söyle bana, ayda üç lira, senede kaç lira eder?..Kendisinin ve yanındakilerin yardımıyla, ayda üç liranın bir senede ne ettiğini hesaplayarak cevap verdim; -Otuz altı lira eder!
-Sana bu otuz altı lirayı versem, ne yaparsın?
-Hiç!...Almam ki...
-Neden almıyorsun?
-Otuz altı lira çok para... Sonra biraz düşünerek ekledim;
-Neden aldın? diye sorarlar... Tanımadığım yolcu, tekrar gülümseyerek;
-Aferin oğlum, dedi, böyle olmalı... Fakat, bu parayı yol gösterdiğin için veriyorum sana! Kimse bir şey demez!
Hâlâ benimle alay edildiğini sanıyordum. Otuz altı lirayı kabul etmeye bir şartla razı oldum. Yolda yemek için getirdiğim yarım okka kadar ceviz vardı.
-Bu cevizleri alırsan, ben de senin paranı alırım! dedim. O, bana bir avuç para verdi, ben ona bir avuç ceviz verdim. Böylece ödeşmiş olduk. Ayrılacağı sırada, tekrar adımı sordu;
-Mustafa, dedim.
-Benimki de Mustafa, ama, dedi, yanında ‘Kemal’i var. Mustafa ile Kemal, bir araya gelirse ne olur?.. Küçük kafamın içi, birdenbire karıştı. İlk defa olarak kendime; -Sakın, dedim, bu atlı; Mustafa Kemal Paşa olmasın?...Sonra etrafındakilerin ona karşı gösterdikleri saygılı hareketleri hatırlayarak; kararımı verdim.
-Odur!...Odur!...Gazi Paşadır! Ama, kendisine onu tanıdığımı belli etmedim. Giderken sordu;
-Beni, başka bir yerde görsen tanır mısın?..Başımı salladım.
-Tanımaz mıyım ya... Sen Gazi Mustafa Kemal Paşasın!
Hayvanlarını dörtnala sürüp gittiler. Ben de sığırlarımı alarak çiftliğe döndüm. Ertesi gün (16 Eylül) kaplıcalara çağırdılar. Kapıdan içeri girince, hiç şaşalamadım. Hemen gidip elini öptüm.
-Mustafa... dedi, seni çiftliğime kâhya yapacağım! İster misin?.
. -Kâhya ne demek? diye sordum.
-Çobanların en büyüğü odur! Cevap vermedim. O tekrar sordu;
-Kâhyalık işi için ayda dört lira versem yetişir mi?
-Siz bilirsiniz! dedim. Gülümsedi.
-Hayır,Mustafa... Seni kâhya yapmayacağım, mektebe göndereceğim. Orada okuyup yazma öğreneceksin!Sevindim.
-Mektebe gönderiniz!...Bu, daha iyi ... dedim. Aradan yirmi dört saat geçmeden kendimi Şişli’deki Himayei Etfal (Çocuk) Hastanesi’nde bulmuştum. Bana, orada çok güzel bakıyorlardı. Dört ay içinde tanınmayacak kadar değiştim. Yüzümün sarılığı kayboldu, iştahım geldi. Bir gece yarısı hiç unutmam, hastaneye gelmişti (21/22 Eylül). Doğruca benim yattığım odaya girdi. Onu görünce şaşırmıştım. Ayağa kalkmak istedim. Atatürk eli ile engel oldu.
-Sen ayağa kalkmayı bırak da, buradan nasıl çıkacağını düşün! diye gülümsedi. Sonra;
-Hani, dedi, seninle pazarlığa girişmiştik, dört lira aylığa razı olmuştun! Şimdi ver bakalım hastane paralarını... Küçüktüm, sığırtmaçtım ama, şaka ettiğini anlamıştım; -Sen koskoca Gazi Paşasın. Elbette hastane parasını da verirsin! dedim. Hastaneden çıktıktan sonra Atatürk, beni gene aratarak, Beşiktaş’ta 19’uncu İlk Mektebe yazdırdı. Beşiktaş’taki okula bir yıl kadar devam ettikten sonra Atatürk, beni Maçka’daki Fevziye Lisesi’ne yazdırdı. Lisenin dokuzuncu sınıfında iken, imtihan vererek Kuleli Askerî Lisesi’ne geçtim." (1)
(1) Selahattin Güngör, ‘On Yedi Milyondan Biri-Atatürk’ün Öksüz Bıraktığı Çocuk Neler Anlatıyor?’ Cumhuriyet Gazetesi, Sayı:5213, 15 Kasım 1938, s.3.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
Atatürk’ün Okuttuğu Sığırtmaç Mustafa


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Atatürk tarafından 1929 yılında himaye altına alınıp okutulan Yalovalı sığırtmaç Mustafa anlatıyor;
-O zaman daha sekiz yaşında idim. 1929 yılının yaz ayları içinde (15 Eylül) bir gündü... Sığırları otlata otlata çiftliğe geliyordum. Derken, uzakta yirmi kadar atlı belirdi... En öndeki atlı bana doğru geliyordu. Yaklaşınca atından indi; çiftliğe nereden gidildiğini soruyordu. Elimle işaret ettim:
-Siz, yanlış yoldan gelmişsiniz... Çiftliğin yolu, şuradadır!
Bu atlı, benden adımı öğrenmek istedi;
-Mustafa!
diye cevap verince gülümsedi:
-Benim de adım Mustafa... Demek adaşız!
Sonra birdenbire;
-Gazi’yi tanır mısın? diye sordu.
-Tanımam! dedim.
-Onu sever misin?
-Severim!
-Niçin seversin?
-Paşa olduğu için severim! Tekrar gülmeye başladı. Ben, cılız, çelimsiz, hasta bir çocuktum. ‘Bu adam, benimle eğleniyor galiba...’ dedim. Fakat O, sorgularının arkasını kesmiyordu. Bir aralık sordu;
-Sen, ne iş görürsün?
-İşte şu gördüğün sığırları güderim!
-Ne kazanırsın?
-Ayda üç lira...
-Peki, söyle bana, ayda üç lira, senede kaç lira eder?..Kendisinin ve yanındakilerin yardımıyla, ayda üç liranın bir senede ne ettiğini hesaplayarak cevap verdim; -Otuz altı lira eder!
-Sana bu otuz altı lirayı versem, ne yaparsın?
-Hiç!...Almam ki...
-Neden almıyorsun?
-Otuz altı lira çok para... Sonra biraz düşünerek ekledim;
-Neden aldın? diye sorarlar... Tanımadığım yolcu, tekrar gülümseyerek;
-Aferin oğlum, dedi, böyle olmalı... Fakat, bu parayı yol gösterdiğin için veriyorum sana! Kimse bir şey demez!
Hâlâ benimle alay edildiğini sanıyordum. Otuz altı lirayı kabul etmeye bir şartla razı oldum. Yolda yemek için getirdiğim yarım okka kadar ceviz vardı.
-Bu cevizleri alırsan, ben de senin paranı alırım! dedim. O, bana bir avuç para verdi, ben ona bir avuç ceviz verdim. Böylece ödeşmiş olduk. Ayrılacağı sırada, tekrar adımı sordu;
-Mustafa, dedim.
-Benimki de Mustafa, ama, dedi, yanında ‘Kemal’i var. Mustafa ile Kemal, bir araya gelirse ne olur?.. Küçük kafamın içi, birdenbire karıştı. İlk defa olarak kendime; -Sakın, dedim, bu atlı; Mustafa Kemal Paşa olmasın?...Sonra etrafındakilerin ona karşı gösterdikleri saygılı hareketleri hatırlayarak; kararımı verdim.
-Odur!...Odur!...Gazi Paşadır! Ama, kendisine onu tanıdığımı belli etmedim. Giderken sordu;
-Beni, başka bir yerde görsen tanır mısın?..Başımı salladım.
-Tanımaz mıyım ya... Sen Gazi Mustafa Kemal Paşasın!
Hayvanlarını dörtnala sürüp gittiler. Ben de sığırlarımı alarak çiftliğe döndüm. Ertesi gün (16 Eylül) kaplıcalara çağırdılar. Kapıdan içeri girince, hiç şaşalamadım. Hemen gidip elini öptüm.
-Mustafa... dedi, seni çiftliğime kâhya yapacağım! İster misin?.
. -Kâhya ne demek? diye sordum.
-Çobanların en büyüğü odur! Cevap vermedim. O tekrar sordu;
-Kâhyalık işi için ayda dört lira versem yetişir mi?
-Siz bilirsiniz! dedim. Gülümsedi.
-Hayır,Mustafa... Seni kâhya yapmayacağım, mektebe göndereceğim. Orada okuyup yazma öğreneceksin!Sevindim.
-Mektebe gönderiniz!...Bu, daha iyi ... dedim. Aradan yirmi dört saat geçmeden kendimi Şişli’deki Himayei Etfal (Çocuk) Hastanesi’nde bulmuştum. Bana, orada çok güzel bakıyorlardı. Dört ay içinde tanınmayacak kadar değiştim. Yüzümün sarılığı kayboldu, iştahım geldi. Bir gece yarısı hiç unutmam, hastaneye gelmişti (21/22 Eylül). Doğruca benim yattığım odaya girdi. Onu görünce şaşırmıştım. Ayağa kalkmak istedim. Atatürk eli ile engel oldu.
-Sen ayağa kalkmayı bırak da, buradan nasıl çıkacağını düşün! diye gülümsedi. Sonra;
-Hani, dedi, seninle pazarlığa girişmiştik, dört lira aylığa razı olmuştun! Şimdi ver bakalım hastane paralarını... Küçüktüm, sığırtmaçtım ama, şaka ettiğini anlamıştım; -Sen koskoca Gazi Paşasın. Elbette hastane parasını da verirsin! dedim. Hastaneden çıktıktan sonra Atatürk, beni gene aratarak, Beşiktaş’ta 19’uncu İlk Mektebe yazdırdı. Beşiktaş’taki okula bir yıl kadar devam ettikten sonra Atatürk, beni Maçka’daki Fevziye Lisesi’ne yazdırdı. Lisenin dokuzuncu sınıfında iken, imtihan vererek Kuleli Askerî Lisesi’ne geçtim." (1)
(1) Selahattin Güngör, ‘On Yedi Milyondan Biri-Atatürk’ün Öksüz Bıraktığı Çocuk Neler Anlatıyor?’ Cumhuriyet Gazetesi, Sayı:5213, 15 Kasım 1938, s.3.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
atatürk’ün, mustafa, okuttuğu, sığırtmaç

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mustafa Kemal Atatürk Ruhadam Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler 0 30 Temmuz 2009 17:45
Mustafa Kemal Atatürk upriSingTech Atatürk Köşesi 4 04 Şubat 2008 10:02
Mustafa Kemal Atatürk UnyE Atatürk Köşesi 0 11 Mayıs 2007 06:47
Mustafa Kemal Atatürk HITMAN Atatürk Köşesi 19 14 Mart 2006 20:33