IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17 Eylül 2013, 20:20   #1
Çevrimdışı
Erzebeth Bathory - Kanlı Kontes (1560 - 1614 )


-- Sponsor Baglantı --



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Macaristan asıllı seri katil.

Báthory, kendinden "Kanlı Kontes" olarak bahsettirmiştir. Kocası öldükten sonra büyücülükle uğraşmaya başlamıştır. At ve türevleri hayvanların kurban edildiği ayinlere katıldığı da söylenmektedir.

40 yaşına geldiğinde, yaşlanıp güzelliğini kaybedeceği telaşına düşen "Kanlı Kontes", birgün hizmetkarı olan genç bir kızın saçlarını tararken canını acıtması üzerine ona öyle bir tokat atmıştır ki, genç kızın yüzünden düşen bir damla kan Kontes'in ellerine dökülmüştür. Kontes bu kanla, kızın gençliğini ve güzelliğini aldığını zannetmiş ve uşağına emir vererek kızın bütün kanını bir küvete doldurtup "kan banyosu" yapmıştır.

Sonrasında iyice yoldan çıkan Kontes, 612 bakire kızı kaçırtıp, bu kızlara tepesinden asılı bir kafeste, işkence çektirmiş; kafesten akan kanlarla ise duş almıştır.

Yaptıkları anlaşılan Báthory hücreye kapatılmış, 1614 yılında ise hücresinde ölü olarak bulunmuştur. Şizofreni hastasıdır.Aynı zamanda Bram Stoker'in Dracula isimli romanının,III. Vlad'dan sonraki en büyük esin kaynaklarından birisidir. Ayrıca kanlı kontes olarakta bilinen Madam Bathory'nin küçüklükte yaşadığı öne sürülen bir rivayet vardır bathory annesiz ve babasız amcasının evinde yaşamaktadır bathory küçüklükte kişilik bozukluğu yaşamıştır bunun sebebi amcasının ve yengesinin işkenceye düşkün insanlar olması ve küçük kız bathory önünde bir adamı işkence için bir atı ikiye bölüp içine o adamı soktukları ve yine bathory'nin önünde bu atı tekrar diktikleri ve bugünden sonra bathorynin işkenceye meraklı normal çocukların oynadığı oyunlardan uzak ve herkesin yapmaya korktuğu bazı uygulamaları vardır bu yüzden madam bathory küçüklükten gelen bir kişilik bozukluğu yüzünden ruhsal olarak üzerine sıçrayan kanın onu güzelleştirdiğini düşünmektedir...


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Elizabeth Báthory'nin Hayatı

Macaristan Krallığı’nın en ünlü soylu ailelerinden biri olan Bathory ailesinden gelen Kontes Elizabeth Bathory, tarihin en kötü şöhretli kadınları listesinde kuşkusuz ilk sıralarda yer alıyor. Bathory, 54 yıllık yaşamı boyunca işlediği korkunç cinayetler nedeniyle de dünyanın en ünlü kadın seri katili ünvanını taşıyor. 15 yaşındayken evlendirildiği kocası Ferenc Nádasdy’nin ölümünden sonra suç ortağı hizmetçileriyle birlikte yüzlerce (söylentiye göre 650) genç kızın işkence edilerek öldürülmesinden sorumlu tutulan Bathory, ömrünün kalan 4 yılını kendi şatosu olan Csejte’de küçük bir odaya hapsolmuş bir şekilde geçirdi. Cinayetleri bizzat işlettiği yardımcıları korkunç cezalar alırken Bathory bir soylu olduğu için ne yargı önüne çıkartılmış ne de söz konusu suçlardan hüküm giymiştir. Öte yandan Csejte şatosunda kapısı tuğlalara örülen bir odada unutulmaya terk edilen kontesin adını anmak bile yasaklanmıştır. Bathory’nin gençliğini koruyabilmek amacıyla bakire kızların kanlarıyla banyo yaptığı söylentileri onun uzak bir akrabası sayılabilecek Wallachia prensi Vlad Tepeş gibi bir vampir olduğuna inanılmasına yol açmıştır.

Macarca ismiyle Erzsébeth Báthory, 1560 yılında doğdu ve çocukluğunu Ecsed şatosunda geçirdi. Macaristan’ın Osmanlılar ve Avusturyalılarla gerçekleştirdiği savaşların yaşandığı bu dönemde Bathory Latince, Almanca ve Yunanca dillerini iyi derecede bilen bir Protestan genç kız olarak yetiştirilmişti. Acımasızlığıyla şöhret kazanan kuzeni Transilvanya prensi Stephen gibi Elizabeth de çocukluğundan itibaren ani öfke nöbetleri geçirmekteydi. Araştırmacılar bunun aileden gelen genetik bir bozukluk olduğuna ve Bathory’nin epilepsi hastası olma ihtimaline inanıyor. Günümüzdeki tarih uzmanları ve psikiyatrlar Bathory’nin aynı zamanda cinsel kimlik bozukluğuna da sahip olduğunu belirtiyorlar. Henüz 14 yaşındayken hamile kalan Elizabeth, söylenene göre kadın ya da erkek istediği herkesle birlikte olabilmekteydi. Öte yandan Bathory’nin kimi akrabalarının da sicili pek parlak değildi. Halasının lezbiyen bir cadı, amcasının şeytana tapan bir simyacı ve erkek kardeşinin ise birlikte yalnız kalınmaktan korkulan bir cinsi sapık olarak tanınması Bathory’nin çevresinde öyküneceği yeterince kötü örnek olduğunu gösteriyor. Öte yandan çocukluğundan beri Elizabeth’le ilgilenen bakıcısının da kara büyüyle uğraşan ve ayinlerinde küçük çocukları kurban etmekten çekinmeyen biri olduğunu da eklersek Bathory’nin bu durumda bir seri katile dönüşmemesi neredeyse imkansızdı. Elizabeth, evlendikten sonra kocasının evlilik hediyesi olan Csejte şatosuna yerleşti. Şato etrafındaki birbirine bitişik 17 köy ve tarım arazileriyle çevriliydi ve Küçük Karpat dağlarının kayalıkları üzerinde yükseliyordu. Kocasının sürekli savaşta ve evden uzakta oluşu Bathory’i ticari ve politik konularla ilgilenmek zorunda bırakmıştı. Tarihçilere göre Bathory bu konuda da oldukça başarılıydı. Öte yandan Bathory güzelliğiyle övünmek, aynalar karşısında zaman geçirmek ve günde neredeyse beş defa kıyafet değiştirmekten de geri kalmıyordu. Bathory’nin babasından ve kocasından öğrendiği acımasızlığı sarayındaki hizmetçilere göstermesi ise en sıradan uğraşıydı. Yaşlanmaya başladığını düşündüğü andan itibaren cildini yenileyebilmek için kendini farklı büyülerle uğraşmaya verdiği de biliniyor.

Öte yandan Bathory’nin bölgedeki savaşta çaresiz kadınların koruyuculuğunu üstelendiği söylentileri de var. Örneğin Bathory, kocası Osmanlıların eline esir düşen bir kadın ya da kızı tecavüze uğrayıp hamile bırakılan bir kadın için politik hünerlerini sergilemekten çekinmemişti. Diğer yandan şatosunun bir bölümünde istemeden hamile kadınların çocuklarının düşürüldüğü de biliniyor. Bathory bunları kuşkusuz daha fazla genç kızı öldürebilmek için yaptığı düşünülüyor. Önceleri sadece köylü kızlarını katlederken kocasının ölümünden sonra artan kan arzusu bu seri katilin soyluların kızlarına da göz dikmesini sağlıyor. Böylece görgü ve terbiye öğrenmeleri için sarayına kabul ettiği kızların tamamı sırra kadem basıyor. Öte yandan bölgedeki kız kaçırma olayları da artıyor. Saray çevresindeki dedikodular ayyuka çıktığında kralın emriyle görevlendirilen György Thurzó şatoya incelemeye geliyor ve yaklaşık 300 kişilik bir tanık ordusu dinlendikten sonra korkunç gerçekle yüzleşiyor. Kralın Bathroy’nin kocasına olan borcu nedeniyle eyleme geçtiği ve böylece Bathory’den kurtulmak istediği de bir başka korkunç gerçekti. Bugüne dek Elizabeth’in suçsuzluğunu savunanlar krallık tarafından gerçekleştirilen bir komploya kurban gittiği ve bir Protestan olmanın cezasını çektiğini öne sürüyor. Elizabeth Bathory, özellikle kocasının ölümünün ardından işkence yöntemlerini giderek artırmıştı. Psikologlar Bathory’nin yaşlandıkça artan akıl hastalığının bu dönemde iyice kötüleştiğini iddia ediyorlar. İyi ödeme vaatleriyle kandırılan ya da kaçırılan genç kızlar mahzene kapatılıyor ve bedenleri tanınmaz hale gelene dek dövülüyor, sonra da yakılıyor ya da parçalanıyordu. Kurbanların ölesiye dövüldüğü, açlığa terk edildiği, canlı olarak yakıldığı, iğnelerle işkenceye uğradığı, kışın dışarıda üzerlerine su dökülerek donmaya bırakıldığı, yüzlerinin, kollarının ve cinsel organlarının ısırıldığı ve cinsel anlamda tacize uğradıkları da biliniyor. Bathory’nin bu korkunç işkencelerini 1585 yılından 1610’a kadar sahip olduğu tüm şatolarda gerçekleştirdiği ortaya çıkmıştır. 650 kişilik kurban sayısına Bathory’nin hala hükümet arşivlerinde saklı olduğuna inanılan günlük ve mektuplarından ulaşılmıştır. Bathory, bir seri katil olarak çok da becerikli sayılmazdı, bir asil olmasının avantajlarını sonuna kadar kullanmış fakat işlediği cinayetlerin üzerini örtmek konusunda da yeterince titiz davranmamıştır. Tüm bu imtiyaz ona sadece mahkeme aşamasında yaramıştır, yargılanmadan doğruca kendi şatosunda müebbet hapse konulmuştur. Öte yandan kralın Bathory'e borcunu ödemesine gerek kalmadığı hükmüne de varılmıştır.

Bathory, Csejte şatosunda ölü bulunduğunda odasında el sürülmemiş pek çok kap yemek bulunuyordu, bu nedenle tam ölüm tarihi bilinemiyor. Önce Csejte kilisesinin bahçesine gömülen cesedi Csejte’li köylülerin ayaklanması sonucu Ecsed’deki Bathory aile kabristanına defnedilmek üzere buradan taşınmıştır. Kontes Bathory denince aklımıza gelen kan banyosunun bu efsaneye sonradan eklendiğini de belirtelim. Bathory aleyhine ifade veren tanıklardan hiçbiri bir kan banyosundan söz etmediği ve bunun sadece Transilvanya vampir inanışıyla alakalı olarak uydurulmuş olduğu bilinmektedir. Bathory’nin hikayesi farklı perspektifler ya da kurgusal olaylar içeren pek çok filme de konu olmasının yanı sıra sulandırılarak “Kontes Dracula” ve benzeri filmlerin yapılmasına da esin kaynağı olmuştur.

&&&

575 yılı Macaristan için mutlu bir yıldır. Ülke bayram etmektedir. Yaşamın doğuştan beri gülümsediği iki gencin Ferecz Nadasky'yle Erzebeth Bathory'nin düğünü kutlanmaktadır. İkisi de gençtir güzeldir sevmektedirler birbirlerini. Macaristanın en ünlü iki ailesinin çocukları olduklarından da düğün sepetlerine en şatafatlı armağanlar yığılır.

Kim bu mutlu günde genç ve güzel Erzebeth’in pek yakında tarihin en korkunç canilerinden biri olacağını kestirebilirdi ki?

16. yüzyılda bir erkek üstelik şövalyeyse günlerini karısının yanında rahat rahat geçiremez o devirde dövüşten dövüşe savaştan savaşa koşar. Şövalyeler yataklarında geçirdiği zamandan daha çoğunu atlarının sırtında geçiririler. Çoğu zaman baharın ilk günlerinde şatolarını terk edip ancak kışın ilk günlerinde geri dönerlerdi. Kadınlar aylarca dünyadan kopuk iç karartıcı surların arasında herhangi bir akrabanın yolunu gözler umulmadık bir ziyaret beklerlerdi. Sessiz bozkıra bakan pencere başında günler uzadıkça uzar. Güzel Erzebeth herkesten çok acısını sıkıntısını duyar bu yalnızlığın. Sevdiği adamın yanında bulunmayışına üzülür durur. Her kötülüğün başı işşizliktir demiş şair. Erzebeth’in de bir canavara dönüşmesinde sıkıntı ve yalnızlığın büyük payı olmuştur.

Kont şatoya döndüğünde genç ve güzel karısının kollarına atar kendini. Savaşçı ateşli ve ihtiraslıdır. Erzebeth’e duyduğu sevgi aslında kendisini tedirgin etmesi gereken bir kaç ufak ayrıntıyada önem vermemesine sebep olmuştur. Örneğin bir sabah csejte şatosunun parkında yürürken şaşkınlık içinde olduğu yerde kalır tamamen çıplak vücudu baştan aşağıya balla sıvanmış genç bir kız gelmektedir karşıdan. Kız iki gözü iki çeşme ağlamaktan çıldırmak üzeredir. Karıncalar sinekler üşüşmüştür vücuduna. Ferencz sorup soruşturur bu genç kızı Erzebeth in basit bir suç için cezalandırdığını öğrenir. Bir başka gün genç karısını yine pek olağan olmayan bir durumda bulur. Kadın uzun bir iğneyi genç bir hizmetçinin eline batırmaktadır. Kan fışkırıp beyaz kolun üzerine akınca garip bir gülümseme belirir Erzebeth in yüzünde.

Kısa zamanda güzel şato sahibesinin çevresine garip ürkütücü bir erkan yerleşir. İğrenç acımasız cüce ficzko kambur dadı yaşlı liona kontese kız yetiştiren yaşlı ve çirkin dorko. Bütün bu insanların çevresinde yarattığı ortamdan etkilenen kontes yavaş yavaş kötülüğe saplanır. Kocasının ender ziyaretlerinde kendisine verdiği çocuklarla artık ilgilenmez olur. Zamanın kendinen yan olmadığını hisseden Erzebeth in tek saplantısı vardır; genç ve güzel kalmak. Ama yalnız büyülerle elde edebilirdi bunu. Erzebeth yine bu iblislerin itmesiyle kendini bütünüyle büyüye verir.

1604 Ocak ayında Ferecz 49 yaşında iken ölür. Kanlı kontesin cinayetleri giderek çoğalır. Uğursuz şato etrafında genç kızlar sık sık peşpeşe kaybolurlar. Aklı artık başında olmayan yaşlı bir papaz şato sahibesine suç ortaklığı yapar. Önüne saf bir genç kızlar sürüsü getirir. Kütüklerine bir salgın sırasında ölmüş kızların adlarını geçirir onar onar. Oysa kimse duymamıştır bu salgını. Kendisinden sonra gelen papaz korkunç söylentiler duyar. Bazı geceler işkence edilen kızların çığlıklarının yankıları gelir surların içerisinden, kurbanların yeraltı geçidine gömüldükleri fısıldanır. Genç papaz bir gün bir yeraltı geçidinin derinliklerine dalar. Üstüste yığılmış bir ürü tabut bulur. İçlerinde genç kızların korkunç bir şekilde parçalanmış cesetleri yatar, çoğunun kanı boşaltılmıştır.

16.yüzyılda macaristan da bir sürü ülkelerde olduğu gibi ünsüz bir adamın ünlü bir soylunun karşısına dikilmeye hakkı yoktu. Papaz susar. Böylece oda çoğalarak artan cinayetlerin suç ortağı olur. En ufak bir bahane ile hizmetçiler dövülürler ellerine iğneler batırılır kolları bacakları kırılır yaralanırlardı. Güzel sesli bir hizmetçi kontesin hoşuna gitmeyen bir anda şarkımı söylüyordu. Hemen bıçakla ağzı genişletilir boğazına kızgın bir köseği sokulur. Genç birhizmetçi patronunun ayağına ayakkabıyı beceriksizcemi soktu? Hemen ayakları kızgın bir demirle dövülür. Ama Erzebeth bıkar bu zevklerden. Kısa zamanda hasta beyninde bir buluş belirir.

Kanlı kontes cehennemi bir işkence aleti yaptırır bir nalbanta. İnsan şeklinde metal bir kafestir. Bu kafes ortadan açılır içinde tamamen çıplak bir kızın gireceği kadar yer vardır. Bu acı kalıbının iki yanına uzun sivri uçlar yerleştirilmiştir. Genç hizmetçi bu şeytan kapanının içine girince kafes ağır ağır kapatılır. Uzun iğneler ağır ağır hizmetçinin vücuduna saplanır. Genç kız kanı tamamen boşanarak ölür. Değerli sıvı yani kan bir oluğa doğru üç dört hizmetçinin kanı ille dolar dolmaz Erzebeth'in içine girdiği bir banyo teknesine akar. Erzebeth saatlerce yıkanır kurbanlarının kanıyla. Çevresindeki büyücülere göre bu banyo ona öldürdükleri kızların güzelliğini verecek yaşlılığın etkilerini geciktirecektir.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Yıllar geçer. Erzebeth hergün dahada çok gömülür bu cinayet ve çılgınlık dünyasına. En sapkın hareketlerini büyüyle açıklar. Kanlı kontes ve yardımcıları hep daha gaddr ve daha acımasız işkenceler ararlar. Csejthe bölgesinde genç kız bulmak güçleşince yüzlerce kilometre uzağa gitmek zorunda kalırlar. Erzebeth in iştahı durmadan artar taze kan susuzluğu artık giderilmez olur. Bir yandan söylentilerde çoğalır. Köylüler geceleri şatonun etrafında gördükleri garip ayinlerden bahsederler. Herkes birbirine sık sık kırlarda genç kız cesetleri bulunduğunu söylerler. Olay öyle boyutlara varırki yeni kral II.Mathieu artık duymamazlığa gelemez. Korkunç akrabasını ziyaret etmeye karar verir.

Kralın ziyaretini izleyen soruşturma Erzebeth'in yakınlarını mahveder. 600 den fazla genç kız öldürülmüştür iğrenç işkenceler altında. Şato mahzenlerinde kesfettiği şey kral elçisinin tüylerini diken diken eder. Her yerde ceset ve tabuttan başka bir şeye rastlanmaz.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Henüz ölmemiş genç kızlar sakat açtır yaşamak içinde bu korkunç işlemlere dayanamamış arkadaşlarının kalıntılarını yemek zorundadırlar. Dava Dudapeşte’de açılır. Bu güne dek saklanan duruşma belgeleri kontesin inanılmaz kötülüğünün birer kanıtıdır. Fiezko’nun boynu vurulur. Liona ve dorkonun parmakları koparılır ve diri diri yakılırlar. Erzebeth Bathory yaşamının sonuna dek şatosunda kapalı kalmaya mahkûm edilir. Yaşamı boyunca yalnızlığı sıkıntıyı yaşlılığı yenmek isteyen Erzebeth bir gün pencerelerine ve kapısına duvar örüldüğünü görür.

Tutukluyu görmeye kimsenin hakkı yoktur. Artık sadece ufak bir gişeden açlıktan ölmesine engel olacak kadar yemek geçirilir. İşkencenin olabildiğince uzun sürmesi için kanlı kontes vicdan azabı ve yavaşça gelen ölümün korkusuna terkedilir. Yalnızca 612 kurbanının ruhuyla olabildiği koğuşunda 3 - 5 yıl dayanır.

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Macaristan asıllı seri katil.

Báthory, kendinden "Kanlı Kontes" olarak bahsettirmiştir. Kocası öldükten sonra büyücülükle uğraşmaya başlamıştır. At ve türevleri hayvanların kurban edildiği ayinlere katıldığı da söylenmektedir.

40 yaşına geldiğinde, yaşlanıp güzelliğini kaybedeceği telaşına düşen "Kanlı Kontes", birgün hizmetkarı olan genç bir kızın saçlarını tararken canını acıtması üzerine ona öyle bir tokat atmıştır ki, genç kızın yüzünden düşen bir damla kan Kontes'in ellerine dökülmüştür. Kontes bu kanla, kızın gençliğini ve güzelliğini aldığını zannetmiş ve uşağına emir vererek kızın bütün kanını bir küvete doldurtup "kan banyosu" yapmıştır.

Sonrasında iyice yoldan çıkan Kontes, 612 bakire kızı kaçırtıp, bu kızlara tepesinden asılı bir kafeste, işkence çektirmiş; kafesten akan kanlarla ise duş almıştır.

Yaptıkları anlaşılan Báthory hücreye kapatılmış, 1614 yılında ise hücresinde ölü olarak bulunmuştur. Şizofreni hastasıdır.Aynı zamanda Bram Stoker'in Dracula isimli romanının,III. Vlad'dan sonraki en büyük esin kaynaklarından birisidir. Ayrıca kanlı kontes olarakta bilinen Madam Bathory'nin küçüklükte yaşadığı öne sürülen bir rivayet vardır bathory annesiz ve babasız amcasının evinde yaşamaktadır bathory küçüklükte kişilik bozukluğu yaşamıştır bunun sebebi amcasının ve yengesinin işkenceye düşkün insanlar olması ve küçük kız bathory önünde bir adamı işkence için bir atı ikiye bölüp içine o adamı soktukları ve yine bathory'nin önünde bu atı tekrar diktikleri ve bugünden sonra bathorynin işkenceye meraklı normal çocukların oynadığı oyunlardan uzak ve herkesin yapmaya korktuğu bazı uygulamaları vardır bu yüzden madam bathory küçüklükten gelen bir kişilik bozukluğu yüzünden ruhsal olarak üzerine sıçrayan kanın onu güzelleştirdiğini düşünmektedir...


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Elizabeth Báthory'nin Hayatı

Macaristan Krallığı’nın en ünlü soylu ailelerinden biri olan Bathory ailesinden gelen Kontes Elizabeth Bathory, tarihin en kötü şöhretli kadınları listesinde kuşkusuz ilk sıralarda yer alıyor. Bathory, 54 yıllık yaşamı boyunca işlediği korkunç cinayetler nedeniyle de dünyanın en ünlü kadın seri katili ünvanını taşıyor. 15 yaşındayken evlendirildiği kocası Ferenc Nádasdy’nin ölümünden sonra suç ortağı hizmetçileriyle birlikte yüzlerce (söylentiye göre 650) genç kızın işkence edilerek öldürülmesinden sorumlu tutulan Bathory, ömrünün kalan 4 yılını kendi şatosu olan Csejte’de küçük bir odaya hapsolmuş bir şekilde geçirdi. Cinayetleri bizzat işlettiği yardımcıları korkunç cezalar alırken Bathory bir soylu olduğu için ne yargı önüne çıkartılmış ne de söz konusu suçlardan hüküm giymiştir. Öte yandan Csejte şatosunda kapısı tuğlalara örülen bir odada unutulmaya terk edilen kontesin adını anmak bile yasaklanmıştır. Bathory’nin gençliğini koruyabilmek amacıyla bakire kızların kanlarıyla banyo yaptığı söylentileri onun uzak bir akrabası sayılabilecek Wallachia prensi Vlad Tepeş gibi bir vampir olduğuna inanılmasına yol açmıştır.

Macarca ismiyle Erzsébeth Báthory, 1560 yılında doğdu ve çocukluğunu Ecsed şatosunda geçirdi. Macaristan’ın Osmanlılar ve Avusturyalılarla gerçekleştirdiği savaşların yaşandığı bu dönemde Bathory Latince, Almanca ve Yunanca dillerini iyi derecede bilen bir Protestan genç kız olarak yetiştirilmişti. Acımasızlığıyla şöhret kazanan kuzeni Transilvanya prensi Stephen gibi Elizabeth de çocukluğundan itibaren ani öfke nöbetleri geçirmekteydi. Araştırmacılar bunun aileden gelen genetik bir bozukluk olduğuna ve Bathory’nin epilepsi hastası olma ihtimaline inanıyor. Günümüzdeki tarih uzmanları ve psikiyatrlar Bathory’nin aynı zamanda cinsel kimlik bozukluğuna da sahip olduğunu belirtiyorlar. Henüz 14 yaşındayken hamile kalan Elizabeth, söylenene göre kadın ya da erkek istediği herkesle birlikte olabilmekteydi. Öte yandan Bathory’nin kimi akrabalarının da sicili pek parlak değildi. Halasının lezbiyen bir cadı, amcasının şeytana tapan bir simyacı ve erkek kardeşinin ise birlikte yalnız kalınmaktan korkulan bir cinsi sapık olarak tanınması Bathory’nin çevresinde öyküneceği yeterince kötü örnek olduğunu gösteriyor. Öte yandan çocukluğundan beri Elizabeth’le ilgilenen bakıcısının da kara büyüyle uğraşan ve ayinlerinde küçük çocukları kurban etmekten çekinmeyen biri olduğunu da eklersek Bathory’nin bu durumda bir seri katile dönüşmemesi neredeyse imkansızdı. Elizabeth, evlendikten sonra kocasının evlilik hediyesi olan Csejte şatosuna yerleşti. Şato etrafındaki birbirine bitişik 17 köy ve tarım arazileriyle çevriliydi ve Küçük Karpat dağlarının kayalıkları üzerinde yükseliyordu. Kocasının sürekli savaşta ve evden uzakta oluşu Bathory’i ticari ve politik konularla ilgilenmek zorunda bırakmıştı. Tarihçilere göre Bathory bu konuda da oldukça başarılıydı. Öte yandan Bathory güzelliğiyle övünmek, aynalar karşısında zaman geçirmek ve günde neredeyse beş defa kıyafet değiştirmekten de geri kalmıyordu. Bathory’nin babasından ve kocasından öğrendiği acımasızlığı sarayındaki hizmetçilere göstermesi ise en sıradan uğraşıydı. Yaşlanmaya başladığını düşündüğü andan itibaren cildini yenileyebilmek için kendini farklı büyülerle uğraşmaya verdiği de biliniyor.

Öte yandan Bathory’nin bölgedeki savaşta çaresiz kadınların koruyuculuğunu üstelendiği söylentileri de var. Örneğin Bathory, kocası Osmanlıların eline esir düşen bir kadın ya da kızı tecavüze uğrayıp hamile bırakılan bir kadın için politik hünerlerini sergilemekten çekinmemişti. Diğer yandan şatosunun bir bölümünde istemeden hamile kadınların çocuklarının düşürüldüğü de biliniyor. Bathory bunları kuşkusuz daha fazla genç kızı öldürebilmek için yaptığı düşünülüyor. Önceleri sadece köylü kızlarını katlederken kocasının ölümünden sonra artan kan arzusu bu seri katilin soyluların kızlarına da göz dikmesini sağlıyor. Böylece görgü ve terbiye öğrenmeleri için sarayına kabul ettiği kızların tamamı sırra kadem basıyor. Öte yandan bölgedeki kız kaçırma olayları da artıyor. Saray çevresindeki dedikodular ayyuka çıktığında kralın emriyle görevlendirilen György Thurzó şatoya incelemeye geliyor ve yaklaşık 300 kişilik bir tanık ordusu dinlendikten sonra korkunç gerçekle yüzleşiyor. Kralın Bathroy’nin kocasına olan borcu nedeniyle eyleme geçtiği ve böylece Bathory’den kurtulmak istediği de bir başka korkunç gerçekti. Bugüne dek Elizabeth’in suçsuzluğunu savunanlar krallık tarafından gerçekleştirilen bir komploya kurban gittiği ve bir Protestan olmanın cezasını çektiğini öne sürüyor. Elizabeth Bathory, özellikle kocasının ölümünün ardından işkence yöntemlerini giderek artırmıştı. Psikologlar Bathory’nin yaşlandıkça artan akıl hastalığının bu dönemde iyice kötüleştiğini iddia ediyorlar. İyi ödeme vaatleriyle kandırılan ya da kaçırılan genç kızlar mahzene kapatılıyor ve bedenleri tanınmaz hale gelene dek dövülüyor, sonra da yakılıyor ya da parçalanıyordu. Kurbanların ölesiye dövüldüğü, açlığa terk edildiği, canlı olarak yakıldığı, iğnelerle işkenceye uğradığı, kışın dışarıda üzerlerine su dökülerek donmaya bırakıldığı, yüzlerinin, kollarının ve cinsel organlarının ısırıldığı ve cinsel anlamda tacize uğradıkları da biliniyor. Bathory’nin bu korkunç işkencelerini 1585 yılından 1610’a kadar sahip olduğu tüm şatolarda gerçekleştirdiği ortaya çıkmıştır. 650 kişilik kurban sayısına Bathory’nin hala hükümet arşivlerinde saklı olduğuna inanılan günlük ve mektuplarından ulaşılmıştır. Bathory, bir seri katil olarak çok da becerikli sayılmazdı, bir asil olmasının avantajlarını sonuna kadar kullanmış fakat işlediği cinayetlerin üzerini örtmek konusunda da yeterince titiz davranmamıştır. Tüm bu imtiyaz ona sadece mahkeme aşamasında yaramıştır, yargılanmadan doğruca kendi şatosunda müebbet hapse konulmuştur. Öte yandan kralın Bathory'e borcunu ödemesine gerek kalmadığı hükmüne de varılmıştır.

Bathory, Csejte şatosunda ölü bulunduğunda odasında el sürülmemiş pek çok kap yemek bulunuyordu, bu nedenle tam ölüm tarihi bilinemiyor. Önce Csejte kilisesinin bahçesine gömülen cesedi Csejte’li köylülerin ayaklanması sonucu Ecsed’deki Bathory aile kabristanına defnedilmek üzere buradan taşınmıştır. Kontes Bathory denince aklımıza gelen kan banyosunun bu efsaneye sonradan eklendiğini de belirtelim. Bathory aleyhine ifade veren tanıklardan hiçbiri bir kan banyosundan söz etmediği ve bunun sadece Transilvanya vampir inanışıyla alakalı olarak uydurulmuş olduğu bilinmektedir. Bathory’nin hikayesi farklı perspektifler ya da kurgusal olaylar içeren pek çok filme de konu olmasının yanı sıra sulandırılarak “Kontes Dracula” ve benzeri filmlerin yapılmasına da esin kaynağı olmuştur.

&&&

575 yılı Macaristan için mutlu bir yıldır. Ülke bayram etmektedir. Yaşamın doğuştan beri gülümsediği iki gencin Ferecz Nadasky'yle Erzebeth Bathory'nin düğünü kutlanmaktadır. İkisi de gençtir güzeldir sevmektedirler birbirlerini. Macaristanın en ünlü iki ailesinin çocukları olduklarından da düğün sepetlerine en şatafatlı armağanlar yığılır.

Kim bu mutlu günde genç ve güzel Erzebeth’in pek yakında tarihin en korkunç canilerinden biri olacağını kestirebilirdi ki?

16. yüzyılda bir erkek üstelik şövalyeyse günlerini karısının yanında rahat rahat geçiremez o devirde dövüşten dövüşe savaştan savaşa koşar. Şövalyeler yataklarında geçirdiği zamandan daha çoğunu atlarının sırtında geçiririler. Çoğu zaman baharın ilk günlerinde şatolarını terk edip ancak kışın ilk günlerinde geri dönerlerdi. Kadınlar aylarca dünyadan kopuk iç karartıcı surların arasında herhangi bir akrabanın yolunu gözler umulmadık bir ziyaret beklerlerdi. Sessiz bozkıra bakan pencere başında günler uzadıkça uzar. Güzel Erzebeth herkesten çok acısını sıkıntısını duyar bu yalnızlığın. Sevdiği adamın yanında bulunmayışına üzülür durur. Her kötülüğün başı işşizliktir demiş şair. Erzebeth’in de bir canavara dönüşmesinde sıkıntı ve yalnızlığın büyük payı olmuştur.

Kont şatoya döndüğünde genç ve güzel karısının kollarına atar kendini. Savaşçı ateşli ve ihtiraslıdır. Erzebeth’e duyduğu sevgi aslında kendisini tedirgin etmesi gereken bir kaç ufak ayrıntıyada önem vermemesine sebep olmuştur. Örneğin bir sabah csejte şatosunun parkında yürürken şaşkınlık içinde olduğu yerde kalır tamamen çıplak vücudu baştan aşağıya balla sıvanmış genç bir kız gelmektedir karşıdan. Kız iki gözü iki çeşme ağlamaktan çıldırmak üzeredir. Karıncalar sinekler üşüşmüştür vücuduna. Ferencz sorup soruşturur bu genç kızı Erzebeth in basit bir suç için cezalandırdığını öğrenir. Bir başka gün genç karısını yine pek olağan olmayan bir durumda bulur. Kadın uzun bir iğneyi genç bir hizmetçinin eline batırmaktadır. Kan fışkırıp beyaz kolun üzerine akınca garip bir gülümseme belirir Erzebeth in yüzünde.

Kısa zamanda güzel şato sahibesinin çevresine garip ürkütücü bir erkan yerleşir. İğrenç acımasız cüce ficzko kambur dadı yaşlı liona kontese kız yetiştiren yaşlı ve çirkin dorko. Bütün bu insanların çevresinde yarattığı ortamdan etkilenen kontes yavaş yavaş kötülüğe saplanır. Kocasının ender ziyaretlerinde kendisine verdiği çocuklarla artık ilgilenmez olur. Zamanın kendinen yan olmadığını hisseden Erzebeth in tek saplantısı vardır; genç ve güzel kalmak. Ama yalnız büyülerle elde edebilirdi bunu. Erzebeth yine bu iblislerin itmesiyle kendini bütünüyle büyüye verir.

1604 Ocak ayında Ferecz 49 yaşında iken ölür. Kanlı kontesin cinayetleri giderek çoğalır. Uğursuz şato etrafında genç kızlar sık sık peşpeşe kaybolurlar. Aklı artık başında olmayan yaşlı bir papaz şato sahibesine suç ortaklığı yapar. Önüne saf bir genç kızlar sürüsü getirir. Kütüklerine bir salgın sırasında ölmüş kızların adlarını geçirir onar onar. Oysa kimse duymamıştır bu salgını. Kendisinden sonra gelen papaz korkunç söylentiler duyar. Bazı geceler işkence edilen kızların çığlıklarının yankıları gelir surların içerisinden, kurbanların yeraltı geçidine gömüldükleri fısıldanır. Genç papaz bir gün bir yeraltı geçidinin derinliklerine dalar. Üstüste yığılmış bir ürü tabut bulur. İçlerinde genç kızların korkunç bir şekilde parçalanmış cesetleri yatar, çoğunun kanı boşaltılmıştır.

16.yüzyılda macaristan da bir sürü ülkelerde olduğu gibi ünsüz bir adamın ünlü bir soylunun karşısına dikilmeye hakkı yoktu. Papaz susar. Böylece oda çoğalarak artan cinayetlerin suç ortağı olur. En ufak bir bahane ile hizmetçiler dövülürler ellerine iğneler batırılır kolları bacakları kırılır yaralanırlardı. Güzel sesli bir hizmetçi kontesin hoşuna gitmeyen bir anda şarkımı söylüyordu. Hemen bıçakla ağzı genişletilir boğazına kızgın bir köseği sokulur. Genç birhizmetçi patronunun ayağına ayakkabıyı beceriksizcemi soktu? Hemen ayakları kızgın bir demirle dövülür. Ama Erzebeth bıkar bu zevklerden. Kısa zamanda hasta beyninde bir buluş belirir.

Kanlı kontes cehennemi bir işkence aleti yaptırır bir nalbanta. İnsan şeklinde metal bir kafestir. Bu kafes ortadan açılır içinde tamamen çıplak bir kızın gireceği kadar yer vardır. Bu acı kalıbının iki yanına uzun sivri uçlar yerleştirilmiştir. Genç hizmetçi bu şeytan kapanının içine girince kafes ağır ağır kapatılır. Uzun iğneler ağır ağır hizmetçinin vücuduna saplanır. Genç kız kanı tamamen boşanarak ölür. Değerli sıvı yani kan bir oluğa doğru üç dört hizmetçinin kanı ille dolar dolmaz Erzebeth'in içine girdiği bir banyo teknesine akar. Erzebeth saatlerce yıkanır kurbanlarının kanıyla. Çevresindeki büyücülere göre bu banyo ona öldürdükleri kızların güzelliğini verecek yaşlılığın etkilerini geciktirecektir.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Yıllar geçer. Erzebeth hergün dahada çok gömülür bu cinayet ve çılgınlık dünyasına. En sapkın hareketlerini büyüyle açıklar. Kanlı kontes ve yardımcıları hep daha gaddr ve daha acımasız işkenceler ararlar. Csejthe bölgesinde genç kız bulmak güçleşince yüzlerce kilometre uzağa gitmek zorunda kalırlar. Erzebeth in iştahı durmadan artar taze kan susuzluğu artık giderilmez olur. Bir yandan söylentilerde çoğalır. Köylüler geceleri şatonun etrafında gördükleri garip ayinlerden bahsederler. Herkes birbirine sık sık kırlarda genç kız cesetleri bulunduğunu söylerler. Olay öyle boyutlara varırki yeni kral II.Mathieu artık duymamazlığa gelemez. Korkunç akrabasını ziyaret etmeye karar verir.

Kralın ziyaretini izleyen soruşturma Erzebeth'in yakınlarını mahveder. 600 den fazla genç kız öldürülmüştür iğrenç işkenceler altında. Şato mahzenlerinde kesfettiği şey kral elçisinin tüylerini diken diken eder. Her yerde ceset ve tabuttan başka bir şeye rastlanmaz.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Henüz ölmemiş genç kızlar sakat açtır yaşamak içinde bu korkunç işlemlere dayanamamış arkadaşlarının kalıntılarını yemek zorundadırlar. Dava Dudapeşte’de açılır. Bu güne dek saklanan duruşma belgeleri kontesin inanılmaz kötülüğünün birer kanıtıdır. Fiezko’nun boynu vurulur. Liona ve dorkonun parmakları koparılır ve diri diri yakılırlar. Erzebeth Bathory yaşamının sonuna dek şatosunda kapalı kalmaya mahkûm edilir. Yaşamı boyunca yalnızlığı sıkıntıyı yaşlılığı yenmek isteyen Erzebeth bir gün pencerelerine ve kapısına duvar örüldüğünü görür.

Tutukluyu görmeye kimsenin hakkı yoktur. Artık sadece ufak bir gişeden açlıktan ölmesine engel olacak kadar yemek geçirilir. İşkencenin olabildiğince uzun sürmesi için kanlı kontes vicdan azabı ve yavaşça gelen ölümün korkusuna terkedilir. Yalnızca 612 kurbanının ruhuyla olabildiği koğuşunda 3 - 5 yıl dayanır.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
1560, 1614, bathory, erzebeth, kanlı, kontes

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
مُحَادَثَاتٌ مُفِيدَةٌ (Faydalı konuşmalar) Sır İslamiyet 0 07 Eylül 2013 09:45
البَرّ Sır Esmâ-Ül Hüsnâ 0 16 Eylül 2011 21:42