|
|
| |
| | #1 | |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Ogün Sanlısoy - Dayanamam (düet Özlem Tekin) Şarkı Sözü Bir his var içimde Seslenir gerilerde Yanlızlık peşimde Sensizlik vurgun heceler Bir his var evimde Süslerim resimlerle Yanlız düşlerimde Buluştuk ellerinle Döneceksin sanıyorken Yıllar geçti üzerinden Bulutlarda yaşıyorken Yıldım dünya düzeninden Sen yaralanma Sen karalanma Gel oyalanma dayanamam Sen yaralanma Sen karalanma Gel oyalanma dayanamam | |
| | |
| | #2 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Oğuz Esen - Akrep Şarkı Sözü mic online bak atak sağdan, maicon gibi bindir yırtılır ağlar naylon dışı vede içi mağdur kelin ortada vede beli pek kambur sen gel lan önce bana bir hesap ver, fesadın hası gelip bana fesat der diss atmak iş değil bi saatten sonra taşar sabrım kalmaz mesafe nitekim beklenen olur ve ben Oğuz hiç rahat durmaz erir tüm buzlar senaryo bu mu hadi ordan ben sebepsiz yere asla kalp kırmam... sıkıyosa hadi koçum hele bi gel, hele bi gel göreceksin realite bu hiç açıklanabilir bişey değil ama sen daha kuramadın basit bir otorite garson kendini sanıyor patron düşüyo pantolon belini çekersin bastığın zemin bir karton sıçıp üstüne bi su döksem erir gidersin. çok cezve var, rapimi kaynatan o lavuk kendini sanıyo kaymakam zengin ol eve git bal kaymak al da karını üzme kovalar kaynanan tanı beni ben tek tabanca eserim hep böyleydim zaten anlamak istemediler ama bunu biliyolar en iyi hobimse insan utandırmak.... insan olmak müzikle bağdaştırılmıycak birşey ama harcandım mı sandın ahalide bir başıma sazı boş tribün için çaldım hiç ses çıkmaz oldu... artık ses çıkmaz oğlum... etme acele koşma ecele akrebi kendi cebine koydu haberi yok tamda istenen buydu tamda istenen buydu gözünün önündeki hakikati daha yeni fark ettin ama nafile kıskıs eder hoşuna gidenler ama seninki neden hep fıs fıs eder öteberi rapinizi kaldırın evlat, Erbaa Turhalı pas pas eder yediği haltı inkar eden alnıaçık hemşerimin en onursuzu millete sahte Oğuzculuk oyna sen erkeğin en oros...... tuz buz olur o boş kafan benim şarjör hep dolu, sen de boş kovan sesine noldu tipine noldu lan seni tamamlamış o yanındaki oğlan İstanbul değil mekanım g*tün uydurmaktan yalama olmuş adî beni arayan bulur kasmaya gerek yok Tokat & Erbaa - Mekan Her Daim (yeah) senin rapin kokmuş cheese, benim elim olur size base in dereden su getir yine useless, iyisi mi retreat, kendini repeat et ama davranma fevri... kapalı benim mikrofon feate meate yok vize sizin gibi ite mite belki sonraki christmas al sana macro beat ve ben en business hayatım dar yollarda geçti tek yıktım önüme çıkan her engeli tek ezdim dikenleri tek deldim geçtim tüm parazitleri moda olmuş artık sahtekarlık ve etrafımda ki kahpe kızlar hep sahte dostlar, tuzak dolu yollar, kirli bakıştan haz almam ! hiç ses çıkmaz oldu... artık ses çıkmaz oğlum... etme acele koşma ecele akrebi kendi cebine koydu haberi yok tamda istenen buydu tamda istenen buydu gözünün önündeki hakikati daha yeni fark ettin ama nafile... |
| | |
| | #3 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | 80 lerde çocuk olmak TRT`nin yayın akışı bitişinde istiklal marşını dinlemek. Jetonlu görüşme elevizyonun sesini açmak ve kanalları değiştirmek için bin kere kalmak ve üstündeki düğmelere basmak demek. Yere, duvara sürtünce kıvılcım çıkartan çatapat demek Sinek ilacı arabalarının bıraktığı bulutun arkasından deli gibi koşmak demek Apartman çatısına 5 metrelik anten takan babanızın sizi televizyonun karşısına oturtması ve çatıdan "oldumu" diye bağırıp anteni ayarlamaya çalışması demek... Bakkal dönüşlerinde güzel kokulu ekmek ucunu yemenin zevkini bilmek demek. yemeklerden sonra annenin evi gırgırlamasını izlemek demektir... kokulu silgiler demek . |
| | |
| | #4 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Öyle Bir Geçer Zaman Ki. .. Eski bayramlara olan özlemin yanında eski zamanlarda toplumun birlikte yaşadığı çok değerli anıları da vardı. Mutfakların vazgeçilmezi tel dolaplardan, radyodaki tiyatro saatine kadar bu anıları hatırlatmak istedik... Kurban Bayramı’nı yaşarken her bayram dile getirilen bir sözcük vardır “Nerede eski bayramlar” diye. Bu, yaşlı insanlarımızın hatıralarının bir ürünüdür. Bayramların yanında eski zamanlarda toplumun birlikte yaşadığı çok değerli anıları da vardı. O anılarda hayaller, arzular, istekler, sevinçler ve mutluluklar yaşanmıştı. Onlardan birkaç örneği hatırlatalım istedik. Buzdolabı Türkiye’ye girmeden yıllar önce, kiler ve mutfaklarda “tel dolaplar” vardı. Ülkemizde çivi ve çengelli iğnenin bile bulunmadığı bir dönemde, tahta ama üç yanı ‘sineklik tel’ diye tabir ettiğimiz telle kaplı dolaplar mutfakların vazgeçilmezi oldu. O zamanlar ilaçlama olmadığı için özellikle ev kadınlarının en büyük sıkıntısı sineklerdi. Bu tel dolaplar, kadınların imdadına yetişti ve öncelikle kahvaltı takımlarını ve tencereleri sineklerden korudu. 1940’ların sonlarında piyasaya çıkan bu tel dolaplar mutfakların vazgeçilmez eşyası haline geldi, buzdolabı evlere girinceye kadar görevini sürdürdü. Tükenmez kalem Mürekkepli metal kalemi, Romalılar biliyordu. Tükenmez kalemin bulunması ise 1880’li yıllarda oldu ama üretimden vazgeçildi. Ancak 2. Dünya Savaşı sırasında pilotların ceplerinde bulunan dolma kalemlerin basınçtan patlayıp akması ile tükenmez kalem üretilmeye başlandı. Ülkemize gelişi ise 1960’larda oldu. Canlı yazısı siyah, mavi ve kırmızı renkleri ile cazibe yarattı. Teknoloji harikası olarak algılandı. Satılmaya başlaması ile bir anda herkesin elinde ve cebindeki yerini aldı. Adeta kapışıldı, dolma kalem ve kurşun kalemi bir süre kenara attı. Buzdolabı özlemi Osmanlı döneminde Belçikalı Ganz şirketinin 20 Şubat 1914’te elektrik üretmeye ve evlere elektrik vermeye başlamasından birkaç yıl sonra, gazetelere beyaz eşya reklamları vermeye başladı. Buzdolabı ve çamaşır makinesi reklamları yayınlanmaya başladığında “yemekler hiç bozulmuyormuş” söylentileri kulaktan kulağa yayılınca ev sohbetlerinde dedikodunun yerini aldı. Ev kadınları arasında buzdolabına özlem büyüdü. Elde çamaşır yıkamaktan sertleşmiş parmaklara sahip ev kadınları çamaşır makinesinin hayalini ona sahip olana kadar yaşadılar. Yıllar boyu ev temizliğinde kadınlarımızın kullandığı sarı süpürgeden elektrikli süpürgeye geçiş uzun zaman aldı. Düdüklü tencere mahalleye geç girdi. Düdüklü tencere için yapılan yemek tarifleri, yemeklerin lezzeti gün toplantılarında aylarca konuşuldu. Ankaralı Nazmiye Helvacıoğlu, 70 yıl önce aldığı düdüklü tencerenin heyecanını hâlâ yaşıyor ve tenceresi ile yemek pişirmeye devam ediyor. Daha çok Osmanlı döneminde kullanılan gümüş zincirinden dolayı adı köstekli saat diye anılan ve hatırlanan en ünlü saat markası Serkisof’tur. Bu saatlerin zinciri yelek düğmesine takılır saat kısmı yelek cebinde taşınırdı. Kol saatleri piyasaya girdikten sonra büyük heyecan yaşatmıştı. ‘Tele misafirlik’ TRT’nin 1974’te başlayan yayınları ile televizyon, maddi gücü olanlar tarafından alınmaya başlandı. Semtlere tek tük girmeye başlayan televizyonlar, Türkiye gündemine “tele misafirleri” oturttu. Televizyonu bulunan evlere yapılan gece misafirliklerine tele misafirler denmeye başlandı. Grafiker tasarımcı Eda Çelik anne ve babasının tanışmasının tele misafirlik sayesinde olduğu o anıyı şöyle nakletti: “Babam Ahmet Çelik, annem Emine’yi sokakta görür beğenirmiş ama bir türlü konuşma fırsatı bulamazmış. Bir gün tele misafir olarak gittiği komşuda evin kızı Emine’yi görünce tanışma, konuşma fırsatı doğmuş. Orada başlayan ilişki daha sonra evlilikle sonuçlanmış. Şimdi 7 kişilik bir aile olarak mutlu bir yaşam sürüyoruz.” Evine iş yerine bir telefon bağlatmak için 15-20 sene bekleyenler... 70’li, 80’li yaşlarda olanlar PTT’nin, “Hattınız hazır” bildirisinin yarattığı çoşkuyu bugün anlatırken bile aynı heyecanı yaşıyor. Bir eve bağlanan telefonun yaratığı sevinç ve heyecanı bütün mahalle yaşardı. Telefonu bulunan evler adeta PTT şubesine dönerdi. PTT’nin iki üç yılda bir yenilediği sarı sayfalı kalın telefon rehberleri evlerde önemli eşya olarak korunurdu. |
| | |
| | #5 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Cahil ama Mutluyduk Ne güzel cahildik; Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı. Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç! Dışarıda kar… Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki. Kuzinenin üzerinde demir maşa… Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri. Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu… Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli. Ekmek her zaman ekmek gibi… Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım… Dışarıda kar… İçeride kanaat… İçeride huzur… Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı. Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç! Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk. Kestane közlemek büsbütün bir gecenin akıllara seza mutluluğuydu. Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar… Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası… Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi? Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı. Çay da kokardı… Domates de… Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu. Dışarıda kar… İçeride huzur… Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi… Kimin umurunda… Ne güzel cahildik. Mutluluğun resmini çiziyorduk* Müjdat GEZEN |
| | |
| | #6 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Bir dolu kelimemiz var ancak hiç biri içimize dokunmuyor Devir yoksunluktan ziyade , fazlalıklar zamanı. Her şey o kadar fazla ki dönüpte içimizde ki yoksunluğu bakmaya vaktimiz yok. Dolabımız giysi dolu ama hiç birinin içinde kendimizi iyi hissetmiyoruz. Çoğu giysimizin hatırası yok. Hatıralar oluşmadan, o eşyamız ile ilişkimiz kesiliyor. Kitaplık dolusu kitaplarımız var ama hakikate ulaşamıyoruz. Telefon rehberimiz bir çok arkadaş ismi ile dolu ancak hiç biri ile birlikte hissetmiyoruz kendimizi. Bir dolu kelimemiz var ancak hiç biri içimize dokunmuyor. Sayısız sertifika ..sertifikamız var ancak hiç biri kendini bilmeye, bulmaya yaramıyor. Çok fazla zamanımız var ancak hiç birini durum düşünmek için kullanmıyoruz. Bunca meşgulıyet, bunca zaman neye yarıyor? Ne veriyor hayat bize? Ne istiyoruz hayattan? Bunca meşgulıyet, bunca zaman neye yarıyor? Ne veriyor hayat bize? Ne istiyoruz hayattan? Bir sürü hedefimiz var. Hangisi ruhumuzla ilgili. Yürüdüğümüz yollar var. Hangisi hakka varıyor? Küçücük evlerde , küçük salonlar vardı içinde geniş yürekli insanların oturdukları. Süsten uzak eller vardı tuttuğunda içini ısıtan. Az ile yetinen güzel insanlar vardı bakınca hakkı hatırlatan. Az şey söz söyleyim çok şey anlatanlar… Azı çok sayanlar… Sanırım azın mübarekliğini unuttuk , gözümüzü çoğa diktiğimizden beri kaçtı bereketimiz, huzurumuz. Çok seviyoruz,çok kızıyoruz, çok geziyoruz, çok alıyoruz, çok biliyoruz. Az hissediyoruz, az huzurluyuz. Belki de huzur az eşyada , az yemekte , az uyumakta , az hızla yaşamakta . Az bilmekle , az bildiğini bilmekte, derin sevgilerle az insan ile bağ kurup , gerçek olanın peşinde koşmakta. Şimdi bana lazım olan bir Kutlu hikayesine sığınmak. Kutlu ki azın hikmetini en güzel anlatanlardan. |
| | |
| | #7 |
| Çevrimdışı ~ TeFeCi’nin KıZı ~ ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Cevap: Bir dolu kelimemiz var ancak hiç biri içimize dokunmuyor Hanımefendi emeğinize sağlık paylaşım için teşekkürler
__________________ ''Zamanın Eli Değdi Bize Artık Aynı Değiliz İkimiz de'' Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir. |
| | |
| | #8 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Hayrola .. Bir kırık uçurtmanın peşine takılı kaldım çoğu zaman, İpi kopmuş, rüzgarın savurduğu sadece, Saçlarında rüzgarın buğusu, Alıştığım kokunla dolu sanki gökyüzü, Biliyorsun değilmi. "Ayrılmalarımız son buldu " Ayrılık sanki küçük bir ölümdü, Sen hiç bilmedin ama, Ben hergece sana şiirler yazdım, O oturduğun koltuğa baktım saatlerce, Sonrasında bir ezan sesi. Yeni sensiz bir günün habercisi… Öyle çok doldum ki bu aralar, Sevgili… Hangi acı bundan fazla yakarki beni? Bıraktığın gibiyim yani, hala şiirler yazıyorum, ve hala bir mikrofon başında bir şeyler haykırıyorum insanlara, Beni terkettiğin gibi yani, Hala sıkıldığımda dinlerim, eskisi gibi dostum Emre Özdemir’i. Güneşin bir ceza gibi doğması yine dünyaya, Bir çok acı ve gözyaşı bırakıyor bana. En çok neyde yanıldın bilirmisin? Gittinde, sanki ayrılık oldu değilmi ismi? Bilmiyorum benden sonra bir daha izmir’de gezdinmi sessizce. Eğer, Merak ediyorsan hep aynı, O ilk oturduğumuz çay bahçesi hala duruyor, Ve sana ilk sarıldığım yerde hala çiftler birbirleriyle buluşuyor. he.. Annem.. Adın geçtiğinde bizim evde hala sana "kızım" diyor. Oda alışamadıda yokluğuna, Bakma işte, ben üzülmeyim diye gizliyor. Ben sana bunları yazarken, Yine derin bir gecenin sonunda ezanlar okunuyor. Yeni bir sensiz güne "eyvallah" derken içimde. Yüreğimde senden kalma bir emanetle çıkıyorum yola… Sustum… Sustum… ve sadece dilimde o kelime "hayrola…" Sensizliğide, yokluğunada hayrola
__________________ Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir. Ve görüyorsun ki .. Alnımıza yazılanla ..Gönlümüze kazınan bir olmuyor… |
| | |
| | #9 |
| Çevrimdışı ~ TeFeCi’nin KıZı ~ ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Cevap: Hayrola .. Hanımefendi emeğinize sağlık paylaşım için teşekkürler
__________________ ''Zamanın Eli Değdi Bize Artık Aynı Değiliz İkimiz de'' Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir. |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yaşam ile ilgili Anlamlı Sözler, Hayatla ilgili Özlü Sözler | PauL | Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler | 0 | 12 Mart 2012 15:44 |
| Anlamlı Sözler Anlamlı Mesajlar | PauL | Aşk ve Sevgi Köşesi | 0 | 05 Kasım 2011 15:01 |
| Cemal Süreya dan; Aşk Ve Anlamlı Sözler.. / Şiir Sözleri + Şiirsel Sözler.. | Sevda | Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler | 1 | 07 Ekim 2011 21:52 |
| Güzel ve Anlamlı Sözler ... | BiaT | IF Ekstra | 0 | 16 Haziran 2009 03:08 |
| Anlamlı Sözler | noLove | Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler | 4 | 31 Mart 2009 01:39 |