IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Nisan 2009, 15:11   #1
Çevrimdışı
Helenizm


sohbet


Helenizm

Hıristiyanlığın Yahudi inancından ayrı tutulması ve Yahudi inancı tarafından yutulma tehlikesi azaldıktan sonra Müjde’nin mesajını olumsuz yönden etkileyecek yeni tehlikeler ortaya çıkmıştır. Henüz çok genç olan Hıristiyan topluluğu Grek dünyasında yeni tehditlerle karşılamıştır. Bu tehlikeler çoktanrılı sistemden ya da etik kuralları hiç sayan bir yaşam biçiminden değil daha çok Helen felsefesinden kaynaklanmıştır. Onlara göre gerçeğe giden tek yol felsefeden geçiyordu. Her şeyi Grek felsefesinin yöntemleri ile algılamak ve onun tanımladığı kategorilere yerleştirip ifade etmek istiyorlardı. Tabi ki bu da Müjde’nin felsefesini zarara uğratıyordu.

Başka bir tehlike ise ruh ile madde arasında yapılan keskin ayrılıkta bulunuyordu. Aslında bu fikir Grek kültlerinden önce doğu kültlerinde de görülmektedir. Mısır, Suriye, Anadolu ve İran’dan çıkma birbirine benzeyen bu kültler ölmüş ve dirilmiş bir kurtarıcı tanrı ile bağlantılıydı. Çoğu Diyonisos veya bir diğer ismi Bacchus etrafında kurulmuştur.

Bu mitolojik öyküye göre Zeus ile Persefone’nin oğlu Zagreus bir boğa biçiminde doğmuştur ve tüm dünyaya hakim olacaktır. Bunun üzerine Zagreus’u kıskanan Titanlar onu paramparça edip yemişler. Ancak Athena Zagreus’un kalbini kurtarmış ve Zeus onu yutmuş. Sonra Semele Zeus’a Diyonisos’u doğurmuş. Ama daha sonra anlaşılmış ki Diyonisos bir zamanlar boğa olarak doğmuş olan Zagreus’un reankarnasyonuymuş. Zagreus dünyaya yeniden Diyonisos olarak gelmiştir. Boğa verimliliğin sembolü olmakla beraber Diyonisos ya da diğer adıyla Bacchus şarap, hayvan ve her türlü sebzenin tanrısı oluvermiştir.

Bu tanrıya tapınanlar ibadetlerinde bol bol şarap içerler ve tanrıların yaşamına paydaş olmak için yeni kesilmiş bir boğanın kanlı etinden yerlermiş. İnançlarına göre Diyonisos’un ruhunun kendi ruhlarına sahip çıkması için ibadetin sonunda da hızlı hızlı dans edip kendilerinden geçerlermiş.

Bazı gizemli kült tarikatları ise Orfeus adıyla bağlantılıydı. Orfeus kökenli tarikatların özünde yine Diyonisos mitolojisi bulunuyorsa da bunlar etiksel yönden daha kaliteli ve kontrollüdür. Onlara göre madde ve beden kötüydü. İnsan ruhunun bu bağlardan özgür edilmesi gerekiyordu. İnsanın tekrar ve tekrar doğduğuna ve bu şekilde de beden hapishanesinden özgür olduğuna inanıyorlardı. Ancak maddesel bağlardan ayrılmayı başaran ruh sonsuza kadar süren bir mutluluk yaşayabilirdi. Özlenen bu özgürlüğe temizlik ve aşırı sıkı bir disiplinle erişebileceklerini düşünüyorlardı. Bu yüzden de bu tarikata mensup olmak isteyen kişiler giriş töreninde önce çiğ et yerler daha sonra da bir daha hayatları boyunca hiç et yemeyerek kendilerini kirlenmeden uzak tutabileceklerine inanırlardı.

Platonizm ve Neoplatonizm aracılığı ile Orfeus inançları Grek dünyasına o kadar girmiştir ki çoğu zaman Mesih inanlısı olmuş Greklerin düşüncelerinde etkin olmaya devam ederek kiliseleri etkilemiştir. Mesih’in öğretisine ters düşen bu tutumlar her tür et ve maddenin kötü, ruhun ise iyi olduğunu savunuyorlardı. Bunun için her insanın ulaşmaya çalışması gereken hedef, ruhu bedensel kirlenmeden kurtarmasıydı. Bu görüşler Hıristiyan tarihi boyunca tekrar tekrar eziyetçi akımlar ve mistik çevrelerde etkili olmaya devam etmiştir. Hatta en adanmış Mesih inanlıları ve etkin iman savunucuları bile bu görüşlerden etkilenmiştir.

Alıntı.
Helenizm

Hıristiyanlığın Yahudi inancından ayrı tutulması ve Yahudi inancı tarafından yutulma tehlikesi azaldıktan sonra Müjde’nin mesajını olumsuz yönden etkileyecek yeni tehlikeler ortaya çıkmıştır. Henüz çok genç olan Hıristiyan topluluğu Grek dünyasında yeni tehditlerle karşılamıştır. Bu tehlikeler çoktanrılı sistemden ya da etik kuralları hiç sayan bir yaşam biçiminden değil daha çok Helen felsefesinden kaynaklanmıştır. Onlara göre gerçeğe giden tek yol felsefeden geçiyordu. Her şeyi Grek felsefesinin yöntemleri ile algılamak ve onun tanımladığı kategorilere yerleştirip ifade etmek istiyorlardı. Tabi ki bu da Müjde’nin felsefesini zarara uğratıyordu.

Başka bir tehlike ise ruh ile madde arasında yapılan keskin ayrılıkta bulunuyordu. Aslında bu fikir Grek kültlerinden önce doğu kültlerinde de görülmektedir. Mısır, Suriye, Anadolu ve İran’dan çıkma birbirine benzeyen bu kültler ölmüş ve dirilmiş bir kurtarıcı tanrı ile bağlantılıydı. Çoğu Diyonisos veya bir diğer ismi Bacchus etrafında kurulmuştur.

Bu mitolojik öyküye göre Zeus ile Persefone’nin oğlu Zagreus bir boğa biçiminde doğmuştur ve tüm dünyaya hakim olacaktır. Bunun üzerine Zagreus’u kıskanan Titanlar onu paramparça edip yemişler. Ancak Athena Zagreus’un kalbini kurtarmış ve Zeus onu yutmuş. Sonra Semele Zeus’a Diyonisos’u doğurmuş. Ama daha sonra anlaşılmış ki Diyonisos bir zamanlar boğa olarak doğmuş olan Zagreus’un reankarnasyonuymuş. Zagreus dünyaya yeniden Diyonisos olarak gelmiştir. Boğa verimliliğin sembolü olmakla beraber Diyonisos ya da diğer adıyla Bacchus şarap, hayvan ve her türlü sebzenin tanrısı oluvermiştir.

Bu tanrıya tapınanlar ibadetlerinde bol bol şarap içerler ve tanrıların yaşamına paydaş olmak için yeni kesilmiş bir boğanın kanlı etinden yerlermiş. İnançlarına göre Diyonisos’un ruhunun kendi ruhlarına sahip çıkması için ibadetin sonunda da hızlı hızlı dans edip kendilerinden geçerlermiş.

Bazı gizemli kült tarikatları ise Orfeus adıyla bağlantılıydı. Orfeus kökenli tarikatların özünde yine Diyonisos mitolojisi bulunuyorsa da bunlar etiksel yönden daha kaliteli ve kontrollüdür. Onlara göre madde ve beden kötüydü. İnsan ruhunun bu bağlardan özgür edilmesi gerekiyordu. İnsanın tekrar ve tekrar doğduğuna ve bu şekilde de beden hapishanesinden özgür olduğuna inanıyorlardı. Ancak maddesel bağlardan ayrılmayı başaran ruh sonsuza kadar süren bir mutluluk yaşayabilirdi. Özlenen bu özgürlüğe temizlik ve aşırı sıkı bir disiplinle erişebileceklerini düşünüyorlardı. Bu yüzden de bu tarikata mensup olmak isteyen kişiler giriş töreninde önce çiğ et yerler daha sonra da bir daha hayatları boyunca hiç et yemeyerek kendilerini kirlenmeden uzak tutabileceklerine inanırlardı.

Platonizm ve Neoplatonizm aracılığı ile Orfeus inançları Grek dünyasına o kadar girmiştir ki çoğu zaman Mesih inanlısı olmuş Greklerin düşüncelerinde etkin olmaya devam ederek kiliseleri etkilemiştir. Mesih’in öğretisine ters düşen bu tutumlar her tür et ve maddenin kötü, ruhun ise iyi olduğunu savunuyorlardı. Bunun için her insanın ulaşmaya çalışması gereken hedef, ruhu bedensel kirlenmeden kurtarmasıydı. Bu görüşler Hıristiyan tarihi boyunca tekrar tekrar eziyetçi akımlar ve mistik çevrelerde etkili olmaya devam etmiştir. Hatta en adanmış Mesih inanlıları ve etkin iman savunucuları bile bu görüşlerden etkilenmiştir.

Alıntı.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
helenizm

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Helenizm YapraK Musevilik 0 28 Mart 2009 20:35