IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Nisan 2009, 15:18   #1
Çevrimdışı
Montanizm


sohbet


Montanizm

İkinci yüzyılın geç dönemlerinde Gnostikler ve Marcioncular’dan oldukça farklı bir grup oluşmaya ve kısa sürede imparatorluğun dört bir yanına yayılmaya başlamıştır. Evrensel kiliseden ayrı bir kolu oluşturan bu hareke ismini Frikyalı –bugünkü Kütahya- Montanus’tan almıştır. Montanistler erken kilisenin ilk döneminde yaygın olan peygamberliklerin, görümler görmenin ve dillerle konuşmanın yeniden canlanmasını istiyorlardı ve Hıristiyanları daha kararlı bir adanmışlığa çağırıyorlardı. Dünyanın sonunun çok yakın olduğunu, Mesih’in tez geleceğini ve yeni Yeruşalim’de kurulacak kusursuz topluma inanıyorlardı.

170’li yıllarda yaşamış olan Montanus vaftiz olduğunda dillerle konuşmaya ve peygamberlik etmeye başlamıştı. Montanus’a göre Yuhanna’da vaat edilen parakletos onun ağzından konuşuyordu.

Yuhanna 14:16-17 Ben de Baba'dan dileyeceğim. O sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhu'nu verecek. Dünya O'nu kabul edemez. Çünkü O'nu ne görür, ne de tanır. Siz O'nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.

İsa bu ayetlerde bir insandan değil Kendisi ile aynı özden olan Kutsal Ruh’tan bahsetmektedir. Ama Montanus’a göre İsa Montanus’tan bahsediyordu. Burada kullanılan parakletos kelimesi aynısına benzer anlamını taşımaktadır. Aslında İsa burada Ben gittikten sonra Benimle aynı özden olan, bana benzeyen bir yardımcı gelecek demiştir. Hatta Gerçeğin Ruhu olarak da Tanrı’nın Ruhu olduğunu vurgulamıştır.

Öğrencilerinden olan ve peygamber olduklarını iddia eden Maksimila ve Priskila adındaki iki kadın da ona katıldı. Onlar Kutsal Ruh’un direkt onların ağzından konuştuğunu iddia ediyorlardı. Onlara karşı olan evrensel kilise peygamberliklerin ekstatik yani kendilerinden geçmiş bir durumda verildiğine dikkat çektiler. Montanistler ise kendilerini tanımayanları Tanrı’ya küfretmiş sayıyorlardı.

İsa Mesih’in dağdaki vaazı ile Eski Anlaşma’daki Yasa’dan daha zor bir Yasa getirdiğini ve Eski Anlaşma’dan Yeni Anlaşma’ya yeni bir çağ başlattığını söylediler. Montanus kendisi yeni bir yasa ya da bir vahiy vermemiş, ama kendisi ile de yeni, İsa’nın başlattığı çağdan daha çok çaba gerektiren ve daha üstün bir çağın başladığını duyurmuştur. Aynı zamanda bu çağın daha çok çaba gerektiren bir çağ olduğunu da söylemiştir.

Montanus, Maksimila ve Priskila dünyanın sonunun çok yakın olduğunu, İsa’nın ikinci gelişinde Pepuza’ya geleceğini ve yeni Yeruşalim’in de tıpkı Vahiy bölümünde anlatıldığı gibi gökten inip Frikya bölgesinde kurulacağını Kutsal Ruh’un kendilerine bildirmiş olduğunu duyurmuşlardır. Hatta Maksimila kendisinin son peygamber olduğunu söylemiş ve ben ölmeden İsa gelecek demiştir. İsa Mesih’in gelişinin yakınlığı ile ilgili zaten birçok görüş ve böyle bir beklenti de olduğu için bu akım insanların dikkatini çekmiştir. Hatta Pavlus bile bu sorunla ilgili mektuplarında değinmiştir. Montanus dönemine yakın bir dönemde ise biri Karadeniz diğeri de Suriyeli iki e gözetmenler de Mesih’in erken gelişini vaaz etmişledir. Bu gözetmenlerden biri Mesih’in iki yıl içinde geleceğini duyurmuştur ve ona inananlar da çalışmayı ve evlerini barklarını bırakmışlar, Mesih’in yolunu beklemişlerdir. Diğer gözetmenler ise topluluğunu çöle yönlendirmiş ve Mesih’i orada beklemelerini buyurmuştur. Hatta bu yakın geliş nedeniyle Hıristiyanlar katı dindar bir yaşam sürdürmeye, evlilik yapmamaya, oruç tutmaya, oruç tutmadıklarında da kuru yiyecekler yemeye, zulüm görmeye ve şehit olmaya teşvik edilmişlerdir. Kesinlikle ikinci evliliği yasaklamış ve genç kızların kapanması gerektiğini savunmuşlardır. Montanistler’e göre vaftizden sonra işlenen ciddi günahlar da bağışlanmıyordu.

Montanist kiliseler özellikle Anadolu ve Kartaca’da yaygın olup İtalya ve Fransa’ya kadar bile yayılmışlardır. Ama zamanla hem doğu da hem de batı da bu akıma karşı tepkiler artmış ve kiliseden kovulmuşlardır. Kendi kiliselerini kuran Montanistler ancak 5.yüzyıla kadar devam edebilmişlerdir. Frikya bölgesinde ise Montanizm 6.yüzyıla kadar dayanabilmiştir.

En ünlü takipçilerinden ve savunucularından biri Tertullian’dır. Montanizm konusundaki tartışmalar sırasında Montanistler Roma episkoposu Hippolytus’u kendilerine çekmeye çalışırken Tertullian kilisenin ruhsal adamlar yerine episkoposlar tarafından yönetildiğini söylemiştir. Hatta İrenaeus da Montanist olmamasına karşın bu olay sırasında Roma episkoposundan Montanistler’e karşı daha yumuşak davranmasını istemiştir. Ama Hippolytus’u kendi taraflarına kazanamamışlardır. Bunun gerekçesi olarak da Montanistler’in bölücü olduklarını ve ekstatik, akıl karıştırıcı deneyimlerinin gurura yönlendirdiğini söylemiştir. Roma episkoposu mucize görme isteğinin iyi olduğunu belirtmekle beraber en büyük mucizenin de bir kişinin Ruh’tan yeniden doğması olduğunu söylemiştir. Aynı zamanda herkesin Ruh’a ortak olmaktan kaynaklanan armağanlara sahip olduğunu da ifade etmiştir.

Peki ikinci yüzyılın sonlarına doğru Montanizm’i harekete geçiren neydi? İsa’nın görevine başlamasının üzerinden yaklaşık 150, elçilerin hizmet ettiği dönemin üzerinden de yaklaşık 100 yıl geçmişti. İnsanlarda Yeni Anlaşma’nın yaşandığı bu döneme büyük bir özlem başlamıştı ve bu özlem Montanizm’in harekete geçmesine neden olmuştur. Armağanlar ve peygamberlikler İsa’nın ve elçilerin yaşadığı bu dönemde çok yoğun bir şekilde kullanılmaktaydı. Ama yaklaşık 100-150 sonra artık eskisi gibi görülmüyordu. Aslında armağanların kullanımı bir anda kesilmemişti. Hatta Origen’e göre armağanların verilmesi kesilmişti, ama sadece armağanlar ruhları Müjde aracılığıyla temizlenenlere veriliyordu. Eusebius’un yazılarına göre de armağanlar ikinci yüzyılda hala kullanılıyordu. İrenaeus’un yazılarından da 2.yüzyılda armağanların kullanıldığını, ama kendisinin kullanmamış olduğunu öğreniyoruz.

Peki o dönemde kilise Montanizm’e neden karşı çıkmıştır? Özellikle Montanus’un Yuhanna’daki ayetleri kendisine yorması kiliseyi çok rahatsız etmişti. Sürekli ekstatik olmaları insanları rahatsız ediyor ve bazılarını da korkutuyordu. Yaptıkları peygamberlikler gerçekleşmemişti. Maksimila İsa’nın kendisi ölmeden geleceğini söylemişti. Fakat Maksimila 179 yılında öldüğünde İsa hala gelmemişti. Aynı zamanda kilisenin ve önderlerin yetkisini hafife almışlardı.
Montanistler kiliseyi yeterince ruhsal olmamakla suçlamışlardı. Bazı Montanistler de daha sonra Sabellianist yani Modalist olmuşlardır. Tertullian ise Montanist olmasına rağmen Modalizm’e karşıydı.

Alıntı.
Montanizm

İkinci yüzyılın geç dönemlerinde Gnostikler ve Marcioncular’dan oldukça farklı bir grup oluşmaya ve kısa sürede imparatorluğun dört bir yanına yayılmaya başlamıştır. Evrensel kiliseden ayrı bir kolu oluşturan bu hareke ismini Frikyalı –bugünkü Kütahya- Montanus’tan almıştır. Montanistler erken kilisenin ilk döneminde yaygın olan peygamberliklerin, görümler görmenin ve dillerle konuşmanın yeniden canlanmasını istiyorlardı ve Hıristiyanları daha kararlı bir adanmışlığa çağırıyorlardı. Dünyanın sonunun çok yakın olduğunu, Mesih’in tez geleceğini ve yeni Yeruşalim’de kurulacak kusursuz topluma inanıyorlardı.

170’li yıllarda yaşamış olan Montanus vaftiz olduğunda dillerle konuşmaya ve peygamberlik etmeye başlamıştı. Montanus’a göre Yuhanna’da vaat edilen parakletos onun ağzından konuşuyordu.

Yuhanna 14:16-17 Ben de Baba'dan dileyeceğim. O sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhu'nu verecek. Dünya O'nu kabul edemez. Çünkü O'nu ne görür, ne de tanır. Siz O'nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.

İsa bu ayetlerde bir insandan değil Kendisi ile aynı özden olan Kutsal Ruh’tan bahsetmektedir. Ama Montanus’a göre İsa Montanus’tan bahsediyordu. Burada kullanılan parakletos kelimesi aynısına benzer anlamını taşımaktadır. Aslında İsa burada Ben gittikten sonra Benimle aynı özden olan, bana benzeyen bir yardımcı gelecek demiştir. Hatta Gerçeğin Ruhu olarak da Tanrı’nın Ruhu olduğunu vurgulamıştır.

Öğrencilerinden olan ve peygamber olduklarını iddia eden Maksimila ve Priskila adındaki iki kadın da ona katıldı. Onlar Kutsal Ruh’un direkt onların ağzından konuştuğunu iddia ediyorlardı. Onlara karşı olan evrensel kilise peygamberliklerin ekstatik yani kendilerinden geçmiş bir durumda verildiğine dikkat çektiler. Montanistler ise kendilerini tanımayanları Tanrı’ya küfretmiş sayıyorlardı.

İsa Mesih’in dağdaki vaazı ile Eski Anlaşma’daki Yasa’dan daha zor bir Yasa getirdiğini ve Eski Anlaşma’dan Yeni Anlaşma’ya yeni bir çağ başlattığını söylediler. Montanus kendisi yeni bir yasa ya da bir vahiy vermemiş, ama kendisi ile de yeni, İsa’nın başlattığı çağdan daha çok çaba gerektiren ve daha üstün bir çağın başladığını duyurmuştur. Aynı zamanda bu çağın daha çok çaba gerektiren bir çağ olduğunu da söylemiştir.

Montanus, Maksimila ve Priskila dünyanın sonunun çok yakın olduğunu, İsa’nın ikinci gelişinde Pepuza’ya geleceğini ve yeni Yeruşalim’in de tıpkı Vahiy bölümünde anlatıldığı gibi gökten inip Frikya bölgesinde kurulacağını Kutsal Ruh’un kendilerine bildirmiş olduğunu duyurmuşlardır. Hatta Maksimila kendisinin son peygamber olduğunu söylemiş ve ben ölmeden İsa gelecek demiştir. İsa Mesih’in gelişinin yakınlığı ile ilgili zaten birçok görüş ve böyle bir beklenti de olduğu için bu akım insanların dikkatini çekmiştir. Hatta Pavlus bile bu sorunla ilgili mektuplarında değinmiştir. Montanus dönemine yakın bir dönemde ise biri Karadeniz diğeri de Suriyeli iki e gözetmenler de Mesih’in erken gelişini vaaz etmişledir. Bu gözetmenlerden biri Mesih’in iki yıl içinde geleceğini duyurmuştur ve ona inananlar da çalışmayı ve evlerini barklarını bırakmışlar, Mesih’in yolunu beklemişlerdir. Diğer gözetmenler ise topluluğunu çöle yönlendirmiş ve Mesih’i orada beklemelerini buyurmuştur. Hatta bu yakın geliş nedeniyle Hıristiyanlar katı dindar bir yaşam sürdürmeye, evlilik yapmamaya, oruç tutmaya, oruç tutmadıklarında da kuru yiyecekler yemeye, zulüm görmeye ve şehit olmaya teşvik edilmişlerdir. Kesinlikle ikinci evliliği yasaklamış ve genç kızların kapanması gerektiğini savunmuşlardır. Montanistler’e göre vaftizden sonra işlenen ciddi günahlar da bağışlanmıyordu.

Montanist kiliseler özellikle Anadolu ve Kartaca’da yaygın olup İtalya ve Fransa’ya kadar bile yayılmışlardır. Ama zamanla hem doğu da hem de batı da bu akıma karşı tepkiler artmış ve kiliseden kovulmuşlardır. Kendi kiliselerini kuran Montanistler ancak 5.yüzyıla kadar devam edebilmişlerdir. Frikya bölgesinde ise Montanizm 6.yüzyıla kadar dayanabilmiştir.

En ünlü takipçilerinden ve savunucularından biri Tertullian’dır. Montanizm konusundaki tartışmalar sırasında Montanistler Roma episkoposu Hippolytus’u kendilerine çekmeye çalışırken Tertullian kilisenin ruhsal adamlar yerine episkoposlar tarafından yönetildiğini söylemiştir. Hatta İrenaeus da Montanist olmamasına karşın bu olay sırasında Roma episkoposundan Montanistler’e karşı daha yumuşak davranmasını istemiştir. Ama Hippolytus’u kendi taraflarına kazanamamışlardır. Bunun gerekçesi olarak da Montanistler’in bölücü olduklarını ve ekstatik, akıl karıştırıcı deneyimlerinin gurura yönlendirdiğini söylemiştir. Roma episkoposu mucize görme isteğinin iyi olduğunu belirtmekle beraber en büyük mucizenin de bir kişinin Ruh’tan yeniden doğması olduğunu söylemiştir. Aynı zamanda herkesin Ruh’a ortak olmaktan kaynaklanan armağanlara sahip olduğunu da ifade etmiştir.

Peki ikinci yüzyılın sonlarına doğru Montanizm’i harekete geçiren neydi? İsa’nın görevine başlamasının üzerinden yaklaşık 150, elçilerin hizmet ettiği dönemin üzerinden de yaklaşık 100 yıl geçmişti. İnsanlarda Yeni Anlaşma’nın yaşandığı bu döneme büyük bir özlem başlamıştı ve bu özlem Montanizm’in harekete geçmesine neden olmuştur. Armağanlar ve peygamberlikler İsa’nın ve elçilerin yaşadığı bu dönemde çok yoğun bir şekilde kullanılmaktaydı. Ama yaklaşık 100-150 sonra artık eskisi gibi görülmüyordu. Aslında armağanların kullanımı bir anda kesilmemişti. Hatta Origen’e göre armağanların verilmesi kesilmişti, ama sadece armağanlar ruhları Müjde aracılığıyla temizlenenlere veriliyordu. Eusebius’un yazılarına göre de armağanlar ikinci yüzyılda hala kullanılıyordu. İrenaeus’un yazılarından da 2.yüzyılda armağanların kullanıldığını, ama kendisinin kullanmamış olduğunu öğreniyoruz.

Peki o dönemde kilise Montanizm’e neden karşı çıkmıştır? Özellikle Montanus’un Yuhanna’daki ayetleri kendisine yorması kiliseyi çok rahatsız etmişti. Sürekli ekstatik olmaları insanları rahatsız ediyor ve bazılarını da korkutuyordu. Yaptıkları peygamberlikler gerçekleşmemişti. Maksimila İsa’nın kendisi ölmeden geleceğini söylemişti. Fakat Maksimila 179 yılında öldüğünde İsa hala gelmemişti. Aynı zamanda kilisenin ve önderlerin yetkisini hafife almışlardı.
Montanistler kiliseyi yeterince ruhsal olmamakla suçlamışlardı. Bazı Montanistler de daha sonra Sabellianist yani Modalist olmuşlardır. Tertullian ise Montanist olmasına rağmen Modalizm’e karşıydı.

Alıntı.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
montanizm

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık