IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Nisan 2009, 15:23   #1
Çevrimdışı
İlk Hıristiyanlara Göre Mesih


sohbet


İlk Hıristiyanlara Göre Mesih

Tanrı’nın Oğlu, beklenen Meşiah yani beklenen meshedilmiş kurtarıcıydı. Ona Kyrios yani Rab diye seslenirlerdi. İlk inanan bir kişinin iman etmesi için ifade etmesi gereken tek ikrar “İsa Rab’dir” idi. Kyrios kelimesi Eski Anlaşma’daki Adonai kelimesi ile aynı anlamdadır. İsa Mesih zaman zaman Tanrı’nın bilgeliği olarak da tanımlanmıştır. Sofia yani Hikmet kelimesi de aynı anlama gelmektedir.

İsa Mesih çoğunlukla Tanrı’nın Oğlu olarak nitelendirilmiştir. Pavlus’un mektuplarında İsa Mesih’in, Tanrı olmasına karşın kendini boş kıldığını ve insan benzeyişinde aramızda yaşadığını, her şeyin mirasçısı olduğunu ve aracılığıyla var olan her şeyin yaratıldığını ve Tanrı yüceliğinin parıltısı olduğu da ifade edilmiştir.

Yuhanna Onun Logos olduğunu, Tanrı ile birlikte ve Tanrı olduğunu ifade etmiştir. Tanrı bilimcileri kendi aralarında Yuhanna’nın bu terimi hangi kaynağa dayanarak kullandığı ve dolayısıyla da tam olarak neyi kastettiği konusunda hiç de hem fikir olamamışlardır. Bazıları bunun Helenistik düşünceden geldiği ve Yahudilerin arasında Philo sayesinde yayıldığı düşüncesindeydiler. Ona göre insanın düşüncesinin çok ötesinde olan Tanrı, Logos aracılığıyla yaratmış olduğu dünyayla ilişkisini sürdürmektedir. Bazılarına göre ise Logos Eski Anlaşma’da ifade edilen “Hikmet” ile eş anlamda kullanılmıştır. Üçüncü bir teori ise bu kavramın kökenini Hıristiyan olmayan Suriye ve Anadolu’daki dini görüşlerde görmektedir.

Ama Yuhanna yazısının aslında vurguladığı ve adı geçen bu fikirlerin hepsinden ayrı kaldığı açıklaması, Logos’un beden alması ve bunun Nasıralı İsa’da gerçekleştiği söylemektedir. Yuhanna bazı yerlerde beden almış Logos’u Tanrı’ya tabi gösterirken bazı yerlerde de Oğlu’nun Babası ile yakınlığı ve ikisinin bir olduğu konusuna değinmiştir.

Erken Mesihçiler farklı ifadelerle inandıkları Mesih’in sağladığı eylemleri ve faydaları vurgulamışlardır. İsa ilk ve son kez kendini kurban eden ve güçlü kurtarıcı olarak tanımlanmıştır. Bu ifadelerin yanında sonsuz Kral, Tanrı’nın sözü ve onu ileten peygamber, Alfa ve Omega, başlangıç ve son olarak da tanınmış ve bilinmiştir. Tanrı’nın Mesih’te her şeyi yarattığı gibi Onda birleştirmeyi de tasarladığına inanmışlardır.

Nasıralı İsa’yı Tanrı olarak tanıyorlardı. İsa’nın peygamberlik sözlerini tamamladığını, haç üstünde öldüğünü ve daha sonra da dirildiğini biliyorlardı. Aynı zamanda Yüce görevin kendilerine verildiğini ve Baba, Oğul, Kutsal Ruh adıyla vaftiz edebilme yetkileri olduğunu da biliyorlardı. Pentikost gününü, elçileri ve elçilerin yazdıklarını kabul ediyorlardı. Kilisenin, Mesih İsa’nın ve elçilerin yaptıklarını devam ettirdiklerine inanıyorlardı. Bugün biz Hıristiyan olarak temelde neyi biliyorsak onlarda o gün bunları biliyorlardı. Ama özellikle bazı sapkın öğretişlerin çıkması Hıristiyanlara neye inandıklarını kesin olarak tanımlamaları için meydan okuyordu. Kilise sapkın öğretişlerin çıkması ile İsa’nın kimliği başta olmak üzere birçok konuda doktrin oluşturmak zorunda kalmıştır. Bu sapkın kişiler ilahiyat oluşturmak gibi bir fikirle ortaya çıktılar ve özelikle en önemli sorunları da İsa Mesih’in kimliği konusuydu.

Aslında bu tip olaylar günümüzde de olmaktadır. Özellikle 20.yüzyılda liberal görüşteki bazı gruplar “Kutsal Kitap Tanrı’nın Sözü değildir. Çünkü bu kitapları değişik zamanlarda değişik insanlar yazmışlar ve daha sonra da toparlayıp bir araya getirmişlerdir. Bu yüzden de kesinlikle yanılmazdır ve güvenilirdir diyemeyiz” demişlerdir. Bunun üzerine kilise son yüzyıl içinde Kutsal Kitap’ın Tanrı Sözü olduğunu kanıtlamak için bir sürü kitap yazmıştır. Bunu kanıtlamak için adım adım geriye gitmemiz gerekmektedir. Calvin, Martin Luther, Augustin, Papius, diğer kilise babaları, elçiler... Her dönemde işte bu tarz düşünceler, saldırılar ve suçlamalar kilisenin bir araya gelip buna karşı bir şeyler yapmaya zorlamıştır.

İlk inanlılar inançlarına fikri saldırılar başlayana kadar Mesih ya da inançları hakkında düzenli bir inanç açıklaması yapmaya kalkışmamışlardı. Aslında Yuhanna ve Romalılara mektubunda Pavlus inanç açıklaması olabilecek ifadeler yazmışlardır. Ama genelde ilk inanlılar Mesih’in kendileri için yaptıklarına, Onun şaşılası kişiliği ve sözleri ile ilgilendiler. Daha çok büyük bir heyecan ve sevinçle kendi yaşadıklarını ve inandıklarını ifade etmeye çalıştılar. Ancak bazılarının yazdıkları sözler ve kullandıkları terimler sonraki nesillerce bazen oldukça farklı yorumlanmıştır.

İsa’nın bizim yerimize ölmesi doktrini 12.yüzyıla kadar net bir doktrin halinde açıklanmamıştı. İnsanlar İsa’nın ölüp ölüm üzerinde zafer kazandığı gerçeğini biliyorlardı. Ama bizim günahlarımız yerine öldü kavramı yani kefaret doktrini henüz gelişmemişti.

Ortodoks kilisesi bu fikir üzerinde yoğunlaşmıştı. Doğu ve batı kilisesi birbirinden ayrıldıktan sonra özellikle doğu Ortodoks Kilisesi batı Katolik Kilisesi gibi gelişim gösterememiştir. Batı kilisesi doktrinlerini geliştirip Kutsal Kitap üzerine daha derin araştırmalar yaparken Doğu kilisesi bazı tarih kaynaklı sebeplerden dolayı olduğu yerde kalmıştır. Özellikle 5.yüzyıldan sonra sanki Ortodoks Kilisesi İsa’nın kimliği ve yaptığı iş ile ilgili doktrinler konusunda donmuştur. Tabi ki kilise ritüelleri konusunda değişiklik göstermiştir. Her şeye rağmen Kutsal Ruh kilisesini özellikle Kutsal Kitap’ı anlamak konusunda adım adım yönlendirmeye ve geliştirmeye devam etmiştir. Kilise tarihinde bazı zamanlar Kutsal Kitap’ı öğrenmeye ve bilgiye, bazı zamanlarda ruhsal olayları deneyimsel olarak yaşamaya daha çok önem verilmiştir. Tabi ki bizim bu ikisine de ihtiyacımız vardır. Hem Kutsal Kitap’ı çok iyi çalışmalı hem de bu çalışmayı hayatımızda deneyim etmeye dikkat etmeliyiz.

Alıntı.
İlk Hıristiyanlara Göre Mesih

Tanrı’nın Oğlu, beklenen Meşiah yani beklenen meshedilmiş kurtarıcıydı. Ona Kyrios yani Rab diye seslenirlerdi. İlk inanan bir kişinin iman etmesi için ifade etmesi gereken tek ikrar “İsa Rab’dir” idi. Kyrios kelimesi Eski Anlaşma’daki Adonai kelimesi ile aynı anlamdadır. İsa Mesih zaman zaman Tanrı’nın bilgeliği olarak da tanımlanmıştır. Sofia yani Hikmet kelimesi de aynı anlama gelmektedir.

İsa Mesih çoğunlukla Tanrı’nın Oğlu olarak nitelendirilmiştir. Pavlus’un mektuplarında İsa Mesih’in, Tanrı olmasına karşın kendini boş kıldığını ve insan benzeyişinde aramızda yaşadığını, her şeyin mirasçısı olduğunu ve aracılığıyla var olan her şeyin yaratıldığını ve Tanrı yüceliğinin parıltısı olduğu da ifade edilmiştir.

Yuhanna Onun Logos olduğunu, Tanrı ile birlikte ve Tanrı olduğunu ifade etmiştir. Tanrı bilimcileri kendi aralarında Yuhanna’nın bu terimi hangi kaynağa dayanarak kullandığı ve dolayısıyla da tam olarak neyi kastettiği konusunda hiç de hem fikir olamamışlardır. Bazıları bunun Helenistik düşünceden geldiği ve Yahudilerin arasında Philo sayesinde yayıldığı düşüncesindeydiler. Ona göre insanın düşüncesinin çok ötesinde olan Tanrı, Logos aracılığıyla yaratmış olduğu dünyayla ilişkisini sürdürmektedir. Bazılarına göre ise Logos Eski Anlaşma’da ifade edilen “Hikmet” ile eş anlamda kullanılmıştır. Üçüncü bir teori ise bu kavramın kökenini Hıristiyan olmayan Suriye ve Anadolu’daki dini görüşlerde görmektedir.

Ama Yuhanna yazısının aslında vurguladığı ve adı geçen bu fikirlerin hepsinden ayrı kaldığı açıklaması, Logos’un beden alması ve bunun Nasıralı İsa’da gerçekleştiği söylemektedir. Yuhanna bazı yerlerde beden almış Logos’u Tanrı’ya tabi gösterirken bazı yerlerde de Oğlu’nun Babası ile yakınlığı ve ikisinin bir olduğu konusuna değinmiştir.

Erken Mesihçiler farklı ifadelerle inandıkları Mesih’in sağladığı eylemleri ve faydaları vurgulamışlardır. İsa ilk ve son kez kendini kurban eden ve güçlü kurtarıcı olarak tanımlanmıştır. Bu ifadelerin yanında sonsuz Kral, Tanrı’nın sözü ve onu ileten peygamber, Alfa ve Omega, başlangıç ve son olarak da tanınmış ve bilinmiştir. Tanrı’nın Mesih’te her şeyi yarattığı gibi Onda birleştirmeyi de tasarladığına inanmışlardır.

Nasıralı İsa’yı Tanrı olarak tanıyorlardı. İsa’nın peygamberlik sözlerini tamamladığını, haç üstünde öldüğünü ve daha sonra da dirildiğini biliyorlardı. Aynı zamanda Yüce görevin kendilerine verildiğini ve Baba, Oğul, Kutsal Ruh adıyla vaftiz edebilme yetkileri olduğunu da biliyorlardı. Pentikost gününü, elçileri ve elçilerin yazdıklarını kabul ediyorlardı. Kilisenin, Mesih İsa’nın ve elçilerin yaptıklarını devam ettirdiklerine inanıyorlardı. Bugün biz Hıristiyan olarak temelde neyi biliyorsak onlarda o gün bunları biliyorlardı. Ama özellikle bazı sapkın öğretişlerin çıkması Hıristiyanlara neye inandıklarını kesin olarak tanımlamaları için meydan okuyordu. Kilise sapkın öğretişlerin çıkması ile İsa’nın kimliği başta olmak üzere birçok konuda doktrin oluşturmak zorunda kalmıştır. Bu sapkın kişiler ilahiyat oluşturmak gibi bir fikirle ortaya çıktılar ve özelikle en önemli sorunları da İsa Mesih’in kimliği konusuydu.

Aslında bu tip olaylar günümüzde de olmaktadır. Özellikle 20.yüzyılda liberal görüşteki bazı gruplar “Kutsal Kitap Tanrı’nın Sözü değildir. Çünkü bu kitapları değişik zamanlarda değişik insanlar yazmışlar ve daha sonra da toparlayıp bir araya getirmişlerdir. Bu yüzden de kesinlikle yanılmazdır ve güvenilirdir diyemeyiz” demişlerdir. Bunun üzerine kilise son yüzyıl içinde Kutsal Kitap’ın Tanrı Sözü olduğunu kanıtlamak için bir sürü kitap yazmıştır. Bunu kanıtlamak için adım adım geriye gitmemiz gerekmektedir. Calvin, Martin Luther, Augustin, Papius, diğer kilise babaları, elçiler... Her dönemde işte bu tarz düşünceler, saldırılar ve suçlamalar kilisenin bir araya gelip buna karşı bir şeyler yapmaya zorlamıştır.

İlk inanlılar inançlarına fikri saldırılar başlayana kadar Mesih ya da inançları hakkında düzenli bir inanç açıklaması yapmaya kalkışmamışlardı. Aslında Yuhanna ve Romalılara mektubunda Pavlus inanç açıklaması olabilecek ifadeler yazmışlardır. Ama genelde ilk inanlılar Mesih’in kendileri için yaptıklarına, Onun şaşılası kişiliği ve sözleri ile ilgilendiler. Daha çok büyük bir heyecan ve sevinçle kendi yaşadıklarını ve inandıklarını ifade etmeye çalıştılar. Ancak bazılarının yazdıkları sözler ve kullandıkları terimler sonraki nesillerce bazen oldukça farklı yorumlanmıştır.

İsa’nın bizim yerimize ölmesi doktrini 12.yüzyıla kadar net bir doktrin halinde açıklanmamıştı. İnsanlar İsa’nın ölüp ölüm üzerinde zafer kazandığı gerçeğini biliyorlardı. Ama bizim günahlarımız yerine öldü kavramı yani kefaret doktrini henüz gelişmemişti.

Ortodoks kilisesi bu fikir üzerinde yoğunlaşmıştı. Doğu ve batı kilisesi birbirinden ayrıldıktan sonra özellikle doğu Ortodoks Kilisesi batı Katolik Kilisesi gibi gelişim gösterememiştir. Batı kilisesi doktrinlerini geliştirip Kutsal Kitap üzerine daha derin araştırmalar yaparken Doğu kilisesi bazı tarih kaynaklı sebeplerden dolayı olduğu yerde kalmıştır. Özellikle 5.yüzyıldan sonra sanki Ortodoks Kilisesi İsa’nın kimliği ve yaptığı iş ile ilgili doktrinler konusunda donmuştur. Tabi ki kilise ritüelleri konusunda değişiklik göstermiştir. Her şeye rağmen Kutsal Ruh kilisesini özellikle Kutsal Kitap’ı anlamak konusunda adım adım yönlendirmeye ve geliştirmeye devam etmiştir. Kilise tarihinde bazı zamanlar Kutsal Kitap’ı öğrenmeye ve bilgiye, bazı zamanlarda ruhsal olayları deneyimsel olarak yaşamaya daha çok önem verilmiştir. Tabi ki bizim bu ikisine de ihtiyacımız vardır. Hem Kutsal Kitap’ı çok iyi çalışmalı hem de bu çalışmayı hayatımızda deneyim etmeye dikkat etmeliyiz.

Alıntı.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
gore, göre, hiristiyanlara, hıristiyanlara, ilk, mesih, İlk

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mesih'e İhtiyaç Ecrin Hristiyanlık 10 08 Kasım 2011 18:16
Mesih Kalemzede Hristiyanlık 0 20 Ağustos 2011 17:56
Mesih Geliyor Lady Hristiyanlık 0 19 Temmuz 2010 14:54
Hıristiyanlara Göre Hz. İsa YapraK Hristiyanlık 0 20 Mart 2009 07:09