IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01 Nisan 2012, 18:34   #1
Çevrimdışı
Bir imanlı birliğinden ne zaman ayrılmalı?


-- Sponsor Baglantı --


Gerçek Hristiyanlardan birçoğunun canını sıkan bir soru var: Görünen bir kilisenin birliğini ne zaman terk etmeli? Bu soru, Hristiyanların “kilise ümidinin bir o mezhebe, bir öbür mezhebe gidip geldiği ilgisiz ve laubali tavırlar sonucunda şiddet kazanır. Kilise birliğine gereğinden fazla değer verip, saflığın ve doğruluğun kaybını göz ardı etme pahasına korumaya alışmakla ters tarafa doğru şiddetlenir. Bazı kiliseler önderlerinin kilisenin saf-lığı, barışı ve birliği için çalışmak adına gizli bir yemin etmesini talep ederler. Ancak, eğer bir kilise doktrin ve eylemlerinde iffetsiz hale gelir ve önder gerçekten kiliseyi temiz kılma arayışında olursa, büyük bir ihtimalle kilisenin barışını ve birliğini bozmaya çalışmakla suçlanacaktır. Bu, barış, saflık ve birliği eşit şekilde korumak için ortaya atılmanın bir “görevimiz tehlike” olduğunu keşfeden Eski Antlaşma peygamberlerinin ve Yeni Antlaşma elçilerinin akıbeti gibidir.

Gerçekte kiliseler, bozulma durumuna ve bedeli ağır hatalara sıklıkla düşer. Bir kiliseyi küçük iffetsizliklerden dolayı tamamen terk etmek, merhametten yoksun kalmaktır. Saflık anlamında hiçbir kilise mükemmel değildir, ne doktrininde ne de uygulamalarında. Sabır ve merhamet, kilise tökezlediğinde gereklidir. Bununla beraber, görünen bir kilise topluluğunun, değil belki, kesinlikle terk edilmesi gereken bir an vardır ki, bu, kili-senin inancından dönecek kadar bozulduğu andır. Sapkınlık, kilise, Hıristiyan inancının temel bir gerçeğini reddettiği zaman ortaya çıkar. Eğer, örneğin, kilise müjdeyi inkar etmiş ya da Sakramentleri terk etmişse, gerçek kilise olma özelliğini sona erdirmiştir; imanlı, ondan geri çekilmeye artık mecburdur.

İmanlıların, topluluklarının bozulmaya başladığını fark ettikleri, ancak onarmak veya ıslah etmek amacıyla kalmakta ısrarcı oldukları zamanlar da vardır. Bu hassasiyet, doğrusu, yüce bir davranıştır, ama çoğu kez imanlıları kronik bir mücadelenin içine atar.

İmanlıların görünmez kilise içine dahil olmalarının er-demi ile hoşnut oldukları birlik, bu kiliseye, yani Mesih ile olan birlikteliğimize, dahil olmanın temel kaidesi işlevini gören bir birliktir. Mesih ile olan kişisel ilişkimize dair, Yeni Antlaşma ismin iki halini kullanır: -de (en) ve -e (eis). Kutsal Kitap inancında bizler “Mesih’e” iman etmeye çağrıldık. Böyle bir inancı tecrübe ettiğimizde “Mesih’te” oluruz ve Mesih de bizde olur. Mesih’te olmak, her ne kadar kişisel ve bireyselse de asla ferdi değildir. Kişisel olarak Mesih’le birlik olmuş her birey aynı zamanda kişisel olarak Mesih’te olan diğer kişilerle birleşmiştir. Bu Mesih ile olan mistik birliğimizin bütünlüğünü kapsar ve elçilerin birliğinin gerçekliğini tanımlar. Bireysel imanlı asla izole edilmiş şekilde yaşamaz; her zaman birlik içindedir. Gerçek bir Hıristiyan’ın “Birleştirilmiş Hıristiyan” olarak tanımlanması mümkün-dür. Bizler birleştirildik, çünkü, birleştirilmiş bir oluşumunun, vere corpus’un, başka deyişle, Mesih’in gerçek bedeninin içine yerleştirildik. O zaman kilise sadece bir organizasyon değil, yaşayan bir organizmadır; çeşitli hayati parçalarla desteklenen, ya-şayan bir organizma.

Yeni Antlaşma, kiliseyi tanımlarken beden benzetmesini kullandığında, bahsettiği, farklılık içindeki bir birliktir. İnsan bedeni, fonksiyonel açıdan bütünün sağlığı için gerekli olan bireysel ve birlikte birçok farklı parçadan oluşmuştur. Farklı işlevleri yerine getirseler de bir göz, en az kulak kadar gereklidir. Kilise içinde, hepsi kilisenin refahı ve misyonun yerine getirilmesi için gerekli bir çok farklı hizmet ve armağan vardır.
Armağan ve fonksiyonların çeşitliliğinin ötesinde başka çeşitlilik öğeleri de kilisede mevcuttur. Kilise insanlardan oluşur ve insanlar birçok yönden birbirlerinden farklılık gösteririler. Her türlü etnik ve sosyoekonomik geçmişe sahip insanlar kilise çatısı altında bir araya gelirler. İnsan kişiliğinin bütün çeşitliliği tem-sil edilir. Kilise içine kapanık ve dışa dönük bireylere sahiptir. Bazıları geveze İken bazıları suskundur. Buna ek olarak, kilise, ruhsal yolculuğunda çok farklı noktalarda olan ve farklı kutsallık seviyelerinde olan kişilerden oluşur.

Mesih’in görüntüsüne benzeyiş ortak bir hedeftir. Hepimiz O’nu taklit etmeye, O’na boyun eğmeye ve emirlerine itaat etmeye davet edildik. Bu anlamda tekdüzeliğe bir çağrı söz konusudur. Ancak, bu, insanları bireyselliklerinden mahrum olacakları bir kalıba girmeye zorlayan kasvetli, renksiz bir tekdüzelik değildir. Bu tarz bir tek düzelik kurtaran değil, makineleş-tiren bir tekdüzelik olur. Hıristiyan kutsallaşma hedefi, kişiliğin ya da bireyselliğin yitirilmesi değildir. Kişiliğin yitirilmesi, benliğin bir girdabın içine düşüp kayıtsızlık içine yutularak bir cins Ruh dünyasına sokulması arayışında olan birtakım dinlerde vaat edilir. Bir Hıristiyan için, Mesih’le olan birlik ve Mesih’e benzeyiş, kişisel benliği artırır, yok etmez. Kilise, e piuribus unum düsturunun son şekillenmiş halidir.
Gerçek Hristiyanlardan birçoğunun canını sıkan bir soru var: Görünen bir kilisenin birliğini ne zaman terk etmeli? Bu soru, Hristiyanların “kilise ümidinin bir o mezhebe, bir öbür mezhebe gidip geldiği ilgisiz ve laubali tavırlar sonucunda şiddet kazanır. Kilise birliğine gereğinden fazla değer verip, saflığın ve doğruluğun kaybını göz ardı etme pahasına korumaya alışmakla ters tarafa doğru şiddetlenir. Bazı kiliseler önderlerinin kilisenin saf-lığı, barışı ve birliği için çalışmak adına gizli bir yemin etmesini talep ederler. Ancak, eğer bir kilise doktrin ve eylemlerinde iffetsiz hale gelir ve önder gerçekten kiliseyi temiz kılma arayışında olursa, büyük bir ihtimalle kilisenin barışını ve birliğini bozmaya çalışmakla suçlanacaktır. Bu, barış, saflık ve birliği eşit şekilde korumak için ortaya atılmanın bir “görevimiz tehlike” olduğunu keşfeden Eski Antlaşma peygamberlerinin ve Yeni Antlaşma elçilerinin akıbeti gibidir.

Gerçekte kiliseler, bozulma durumuna ve bedeli ağır hatalara sıklıkla düşer. Bir kiliseyi küçük iffetsizliklerden dolayı tamamen terk etmek, merhametten yoksun kalmaktır. Saflık anlamında hiçbir kilise mükemmel değildir, ne doktrininde ne de uygulamalarında. Sabır ve merhamet, kilise tökezlediğinde gereklidir. Bununla beraber, görünen bir kilise topluluğunun, değil belki, kesinlikle terk edilmesi gereken bir an vardır ki, bu, kili-senin inancından dönecek kadar bozulduğu andır. Sapkınlık, kilise, Hıristiyan inancının temel bir gerçeğini reddettiği zaman ortaya çıkar. Eğer, örneğin, kilise müjdeyi inkar etmiş ya da Sakramentleri terk etmişse, gerçek kilise olma özelliğini sona erdirmiştir; imanlı, ondan geri çekilmeye artık mecburdur.

İmanlıların, topluluklarının bozulmaya başladığını fark ettikleri, ancak onarmak veya ıslah etmek amacıyla kalmakta ısrarcı oldukları zamanlar da vardır. Bu hassasiyet, doğrusu, yüce bir davranıştır, ama çoğu kez imanlıları kronik bir mücadelenin içine atar.

İmanlıların görünmez kilise içine dahil olmalarının er-demi ile hoşnut oldukları birlik, bu kiliseye, yani Mesih ile olan birlikteliğimize, dahil olmanın temel kaidesi işlevini gören bir birliktir. Mesih ile olan kişisel ilişkimize dair, Yeni Antlaşma ismin iki halini kullanır: -de (en) ve -e (eis). Kutsal Kitap inancında bizler “Mesih’e” iman etmeye çağrıldık. Böyle bir inancı tecrübe ettiğimizde “Mesih’te” oluruz ve Mesih de bizde olur. Mesih’te olmak, her ne kadar kişisel ve bireyselse de asla ferdi değildir. Kişisel olarak Mesih’le birlik olmuş her birey aynı zamanda kişisel olarak Mesih’te olan diğer kişilerle birleşmiştir. Bu Mesih ile olan mistik birliğimizin bütünlüğünü kapsar ve elçilerin birliğinin gerçekliğini tanımlar. Bireysel imanlı asla izole edilmiş şekilde yaşamaz; her zaman birlik içindedir. Gerçek bir Hıristiyan’ın “Birleştirilmiş Hıristiyan” olarak tanımlanması mümkün-dür. Bizler birleştirildik, çünkü, birleştirilmiş bir oluşumunun, vere corpus’un, başka deyişle, Mesih’in gerçek bedeninin içine yerleştirildik. O zaman kilise sadece bir organizasyon değil, yaşayan bir organizmadır; çeşitli hayati parçalarla desteklenen, ya-şayan bir organizma.

Yeni Antlaşma, kiliseyi tanımlarken beden benzetmesini kullandığında, bahsettiği, farklılık içindeki bir birliktir. İnsan bedeni, fonksiyonel açıdan bütünün sağlığı için gerekli olan bireysel ve birlikte birçok farklı parçadan oluşmuştur. Farklı işlevleri yerine getirseler de bir göz, en az kulak kadar gereklidir. Kilise içinde, hepsi kilisenin refahı ve misyonun yerine getirilmesi için gerekli bir çok farklı hizmet ve armağan vardır.
Armağan ve fonksiyonların çeşitliliğinin ötesinde başka çeşitlilik öğeleri de kilisede mevcuttur. Kilise insanlardan oluşur ve insanlar birçok yönden birbirlerinden farklılık gösteririler. Her türlü etnik ve sosyoekonomik geçmişe sahip insanlar kilise çatısı altında bir araya gelirler. İnsan kişiliğinin bütün çeşitliliği tem-sil edilir. Kilise içine kapanık ve dışa dönük bireylere sahiptir. Bazıları geveze İken bazıları suskundur. Buna ek olarak, kilise, ruhsal yolculuğunda çok farklı noktalarda olan ve farklı kutsallık seviyelerinde olan kişilerden oluşur.

Mesih’in görüntüsüne benzeyiş ortak bir hedeftir. Hepimiz O’nu taklit etmeye, O’na boyun eğmeye ve emirlerine itaat etmeye davet edildik. Bu anlamda tekdüzeliğe bir çağrı söz konusudur. Ancak, bu, insanları bireyselliklerinden mahrum olacakları bir kalıba girmeye zorlayan kasvetli, renksiz bir tekdüzelik değildir. Bu tarz bir tek düzelik kurtaran değil, makineleş-tiren bir tekdüzelik olur. Hıristiyan kutsallaşma hedefi, kişiliğin ya da bireyselliğin yitirilmesi değildir. Kişiliğin yitirilmesi, benliğin bir girdabın içine düşüp kayıtsızlık içine yutularak bir cins Ruh dünyasına sokulması arayışında olan birtakım dinlerde vaat edilir. Bir Hıristiyan için, Mesih’le olan birlik ve Mesih’e benzeyiş, kişisel benliği artırır, yok etmez. Kilise, e piuribus unum düsturunun son şekillenmiş halidir.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
ayrılmalı, bir, birliğinden, imanlı, ne, zaman

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Zaman ne zaman geçmek bilmez? yoSun IF Anket Arşivi 18 14 Ocak 2015 23:21
Sen Ben ve Zaman Coldman Serbest Kürsü 0 27 Ekim 2011 14:50
DVD'den çıkan imanlı imansız illeri Lucifer Haber Arşivi 0 27 Ocak 2010 21:33
Küfür Yobazları Her Zaman Oldu Ve Her Zaman Olacak !!! BaRoN İslami Makaleler 0 02 Mayıs 2009 18:03