IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01 Nisan 2012, 18:38   #1
Çevrimdışı
Tanrı'nın varlığında sürdürülen yaşam


-- Sponsor Baglantı --


Hristiyan inancının Reform geleneğindeki bir Hristiyan için bütün yaşam Coram Deo yani Kutsal Üçlüğün varlığında sürdürülen bir yaşamdır. Kısacası, bütün yaşam bu Tanrı’nın gerçekliğinin ışığında anlaşılır. Günümüzün etkin Reform vaizlerinden olan John Piper bunu çok güzel ifade etmektedir: ‘Tanrı olmaksızın hiçbir şeyi anlamak mümkün değildir. Tanrı’yı bir kenara koyup bir şeyleri anlamaya kalkmak evrenin en önemli gerçeğini bir kenara kaldırıp atmak olacağı için tamamen gerçek dışı olacaktır”. Bu nedenle bu geleneği izleyen Hristiyanlar klasik inanç savunmasının ardındadırlar. Aslında bazıları yanlış bir biçimde, bu gelenekteki Hristiyanların, Aristoteles’in nedene dayalı bir Tanrı varlığı kanıtlaması görüşüne inandıklarını sanırlar. Ondan sonra Kutsal Yazı’lara dönüp bunu Kutsal Üçlük ve lütufkar Tanrı anlayışıyla bağdaştırdıklarını düşünürler. Oysa bu tamamen yanlıştır. Bilinenin aksine böyle bir düşünceyle, Reform geleneği Hristiyan düşüncesinin oldukça sorunu vardır.

Her şeyden önce böyle bir düşünce Tanrı’yı yaratılmışların önünde yargı kürsüsüne oturtmak anlamındadır. Yani yaratılmış olan yaratanı var mı yok mu diye etüt edebilmekte, sorgulayabilmektedir. Aslında bu Yaratıcı’yla yaratılan arasındaki farklılığı, ayrımı tamamen ortadan kaldırmaktadır. Tanrı, Kendi var oluş gerçeği için kesinlikle yarattıklarına bağlı değildir. Esas ve her noktasıyla yaratılanlar, Tanrı’ya yani O’na bağlıdır.
İkinci noktaysa insanın nedenlerden ve deneyimlerinden yola çıkarak, Kutsal Yazı’larda Kutsal Üçlük’te Kendisini ifade eden o tek Tanrı’nın varlığını kanıtlamaya kalkışması tamamen başarısız bir girişim olarak kalacaktır. Çünkü insan sınırlı düşünen ve sınırları çok belli olan bir varlıktır. Böylesine sınırlı bir varlığın sınırlı düşüncesinin, varlığını kanıtlamaya çalıştığı ve belki de kendi nedenlerini ortaya sürerek ve yine de sınırlı nedenlerle kanıtladığı tanrısı ancak küçük bir “t” ile ifade edilen bir Tanrı olacaktır.
Üçüncü noktaysa böyle bir yaklaşımda bulunmak hiçbir biçimde bizi İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrı’sının bilgisine ulaştırmayacaktır. Çünkü onların Tanrı’sı, Kutsal Kitap’ın bizlere anlattığı Tanrı, insan algılarının ötesinde her şeyi yaratan ve başlatan gerçek Tanrı’dır. Ve böyle bir Tanrı’ya kendi görüş ve kanıtlarımızla ulaşmaya çalışmak elbette İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrı’sının dışında bize başka bir tanrı takdim edecektir ve doğal olarak Tanrı’dan başka bir tanrıyı tanrı olarak tanımak da putperestlikten başka bir şey olmayacaktır.
Kendi aklımıza, nedenlerimize ve kanıtlarımıza bakarak ulaştığımız tanrı bizim aklımızın ürünü olan bir tanrıdır. Bizim anlayışımız, algılarımız kendimize bir tanrı oluşturmuştur. Kendi istemlerimizi yerine getirmesi için rahatlıkla kontrol edebileceğimiz bir tanrı, kendi hayal gücümüzle kanıtlarımız birleştiğinde adeta ellerimizle yaptığımız bir put gibi yerli yerine oturmuştur.

Yazan: Rev. Prof. Robert Lynn
Hristiyan inancının Reform geleneğindeki bir Hristiyan için bütün yaşam Coram Deo yani Kutsal Üçlüğün varlığında sürdürülen bir yaşamdır. Kısacası, bütün yaşam bu Tanrı’nın gerçekliğinin ışığında anlaşılır. Günümüzün etkin Reform vaizlerinden olan John Piper bunu çok güzel ifade etmektedir: ‘Tanrı olmaksızın hiçbir şeyi anlamak mümkün değildir. Tanrı’yı bir kenara koyup bir şeyleri anlamaya kalkmak evrenin en önemli gerçeğini bir kenara kaldırıp atmak olacağı için tamamen gerçek dışı olacaktır”. Bu nedenle bu geleneği izleyen Hristiyanlar klasik inanç savunmasının ardındadırlar. Aslında bazıları yanlış bir biçimde, bu gelenekteki Hristiyanların, Aristoteles’in nedene dayalı bir Tanrı varlığı kanıtlaması görüşüne inandıklarını sanırlar. Ondan sonra Kutsal Yazı’lara dönüp bunu Kutsal Üçlük ve lütufkar Tanrı anlayışıyla bağdaştırdıklarını düşünürler. Oysa bu tamamen yanlıştır. Bilinenin aksine böyle bir düşünceyle, Reform geleneği Hristiyan düşüncesinin oldukça sorunu vardır.

Her şeyden önce böyle bir düşünce Tanrı’yı yaratılmışların önünde yargı kürsüsüne oturtmak anlamındadır. Yani yaratılmış olan yaratanı var mı yok mu diye etüt edebilmekte, sorgulayabilmektedir. Aslında bu Yaratıcı’yla yaratılan arasındaki farklılığı, ayrımı tamamen ortadan kaldırmaktadır. Tanrı, Kendi var oluş gerçeği için kesinlikle yarattıklarına bağlı değildir. Esas ve her noktasıyla yaratılanlar, Tanrı’ya yani O’na bağlıdır.
İkinci noktaysa insanın nedenlerden ve deneyimlerinden yola çıkarak, Kutsal Yazı’larda Kutsal Üçlük’te Kendisini ifade eden o tek Tanrı’nın varlığını kanıtlamaya kalkışması tamamen başarısız bir girişim olarak kalacaktır. Çünkü insan sınırlı düşünen ve sınırları çok belli olan bir varlıktır. Böylesine sınırlı bir varlığın sınırlı düşüncesinin, varlığını kanıtlamaya çalıştığı ve belki de kendi nedenlerini ortaya sürerek ve yine de sınırlı nedenlerle kanıtladığı tanrısı ancak küçük bir “t” ile ifade edilen bir Tanrı olacaktır.
Üçüncü noktaysa böyle bir yaklaşımda bulunmak hiçbir biçimde bizi İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrı’sının bilgisine ulaştırmayacaktır. Çünkü onların Tanrı’sı, Kutsal Kitap’ın bizlere anlattığı Tanrı, insan algılarının ötesinde her şeyi yaratan ve başlatan gerçek Tanrı’dır. Ve böyle bir Tanrı’ya kendi görüş ve kanıtlarımızla ulaşmaya çalışmak elbette İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrı’sının dışında bize başka bir tanrı takdim edecektir ve doğal olarak Tanrı’dan başka bir tanrıyı tanrı olarak tanımak da putperestlikten başka bir şey olmayacaktır.
Kendi aklımıza, nedenlerimize ve kanıtlarımıza bakarak ulaştığımız tanrı bizim aklımızın ürünü olan bir tanrıdır. Bizim anlayışımız, algılarımız kendimize bir tanrı oluşturmuştur. Kendi istemlerimizi yerine getirmesi için rahatlıkla kontrol edebileceğimiz bir tanrı, kendi hayal gücümüzle kanıtlarımız birleştiğinde adeta ellerimizle yaptığımız bir put gibi yerli yerine oturmuştur.

Yazan: Rev. Prof. Robert Lynn
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
sürdürülen, tanrının, varlığında, yaşam

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Anadolu’da sürdürülen son gelenek Ezgi Merak Ettikleriniz 3 12 Kasım 2011 14:56
Ah be Tanrı'm Frozen Aşk ve Sevgi Köşesi 0 11 Şubat 2011 17:45
“Acısız yaşam sevinçsiz; hüzünsüz yaşam neşesizdir.” AngeLus Ekstra 0 17 Eylül 2010 18:37
Tanrı Dilara Fıkra 0 23 Nisan 2010 04:32
Tanrı yok be kadın! kont_dracula Fıkra 0 20 Temmuz 2006 16:45