IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01 Nisan 2012, 18:48   #1
Çevrimdışı
Tolerans


-- Sponsor Baglantı --


Çok sık duyulan bir savunma sözü: “Dinimiz tolerans dinidir.” Ve ardından kendi kendini kutlama.. Müsamaha ya da hoşgörü anlamına gelen bu kullanımın kökenbilimi, ayrımlı kanış ya da inanca izin vermek, onu serbest bırakmak, ona katlanmaktır. Şu dönemde sık sık duyulan bu uygulamanın gerisinde neler saklıdır? Yerine göre başka başka anlama çekilen bu görüş her dilenen uca esnetilebilir, sağlıklı tutum sanılırken çok sağlıksız sonuçlara yol açabilir. Toleransla ne demek istendiğini kavrayabilmek için konuya Tanrı Sözü’nün ışığı altında eğilmek yararlıdır. İpin ucu bu sözü kullananların elindedir: “İşime geldikçe kanışında sana serbestlik tanıyorum; ama onu kesebilme hakkı ve yetkisi daima elimde.. Üstünlüğümü tanı, hakkı veren de çekebilen de ben olduğumu anımsa!” Tolerans sözü hakça davranışa saygısı olanın hiç kullanmaması gereken, alt yanı karanlık bir yöntemdir.
Öte yandan özellikle aktöre, sağtöre (etik) değerlerinin kayıp gittiği şu çağda, her eyleme ya da davranışa bile bile göz yumarak ‘eyvallah’ demek toleransın yeni bir kuşanımı. Hiçbir atılımı kınamayacaksın. Kısıtsız seks özgürlüğü mü? Kafaya estiği gibi bir kadını bırakıp başka kadını almak mı, ya da çokevliliği kucaklamak mı? Kumarcılık, içkicilik, uyuşturuculuk, şovenizm, ırkçılık mı? Sanat maskesi altında her tür çirkinlik mi? vb. Tolerans günlerindeyiz, başkalarının işine karışamazsın!

İşte toleransın iki uca çekilen esnekliği! Sağlıksız, sevgisiz, tutarsız.. En üstün erdemleri belirten, bunlara yükselebilmek için günahlı bireyi yeniden doğuşa, kökten değişmeye, pak yaşama, taptaze gönence getiren Rab İsa Mesih gerçek özgürlüğü sağlar, hiç kınanamayan ilkeleri bağışlar. inanlısında konut kuran Kutsal Ruh doğruyu eğriyi aydınlığa çıkarır, kişiye sağlıklı değerleri tanıtır. O insan ne dininin toleransçılığıyla övünür, ne de toleranslıyım diye giderayak ters tutuma ve eyleme gözünü yumar ya da onu alkışlar. Kişisel karardan esinlenen toleransın esnekleştirilebildiği, verilip yine geri çekilebildiği keyfi bir çağdayız. Sorumlu kişi tanrısal kavramla düşünsün, tutumunu düzene soksun! İsa Mesih’in vurguladığı yaşam ilkesi şudur: “Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Çünkü onlar yeri miras alacaklar. Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar. Ne mutlu başkasının acısına ortak olanlara! Çünkü onlar acılarında destek bulacaklar” (Matta 5:5-7).
Kim yetki veriyor sana insan kardeşinin kendi görüşünle bağdaşmayan inancını, görüşünü, düşüncesini sence onaylanan ya da onaylanmayan tutum diye değerlendirmeyi ve işine gelmeyince yetkini kullanarak toleransı kesivermeyi? Eksik olsun böyle tolerans! Ama sorun burada bitmiyor. Gidelim öbür uca. Yine kim yetki veriyor sana oturmuş, kesinleşmiş erdem ilkelerini zorlayan, nicelerin başına belayı berzah yığan tutumlara eylemlere hiç tınmaksızın kişisel onayını yapıştırmayı? Sağlıklı aktöreleri ayak altına alanları onaylamayı.. Haksızlığa, baskıya, bozukluğa, düşüklüğe, utanca karşı tınmazlıktan gelmeyi.. Değer yargı her yanda hakkını aramakta.
Kimya, fizik, matematik kurallarını zorlayana göz yumulmaz. Buna kalkışanın yetkisini, sorumluluğunu kesenkes noktalarlar. Ama öylesi kayganlığa düşmüş bir çağdayız ki, çevremizde ne olursa olsun bunlara omuz silkelim, hiç aldırış etmeyelim! Çünkü toleranslıyız.. Tanrımız kutsaldır; günah O’nun öz varlığına meydan okuyan küstahlıktır. Tanrı günahlıyı sever, onu günahtan özgür kılmak ister. Katlanışı bizimkinden kat kat üstündür. Ama günaha karşı hiç toleransı yoktur: “Sen bunları yaptın, ben sustum; beni kendin gibi sandın“ (Mezmur 50:21). “Bu işleri yapanlara ölüm yaraşır diyen Tanrı kurallarını bilmelerine karşın, bunları yalnız yapmakla yetinmezler, üstelik yapanları da onaylarlar“ (Romalılar 1:32). Kesin yargı budur. Evet, hak Tanrı herkese sevgiyle davranır; bu eşsiz sağlayışı değerlendirene yaşamanın güzelliğini gösterir.
İsa Mesih’i çekemeyen, tanrısal eylemlerini gördükçe küplere binen din adamları tolerans ipini diledikleri gibi zorlardı. Para mal canlısı haksızlık erbapları deveyi hamuduyla yutar, buna karşı sudan sivrisineği süzerdi. Hiç ara vermeden İsa’yı adım adım izlerler, kadına erkeğe doğaüstü hizmetlerini şu ya da bu yolla kınarlardı. Aradıkları bir fırsatı buldular: Cinsel uygunsuzlukta yakaladıkları savunmasız bir kadını yaka paça Isa’nın önüne dikip, „Musa’nın yasası uyarınca bunun taşlanması gerekiyor“ dediler. “Sen ne dersin?“ (Yuhanna 8:1-11). İpin ucu ellerindeydi.
Dolap çevirme üstatlarının içini de dışını da çok iyi bilen İsa yere eğilmiş, parmağıyla toprağa yazı yazıyordu — belki adlarını (bkz. Yeremya 17:13). Suçlayıcıları suçluyordu İsa: “Aranızda kim günahsızsa kadına ilk taşı atsın!“ Çil yavrusu gibi dağıldı seciyesizler. Kadını tek başına bıraktılar. “Ey kadın, seni yargılayanlar nerede? Kimse seni suçlu çıkarmadı mı?“ “Hiç kimse ya Rab!“ deyince o, İsa, “Ben de seni suçlamıyorum; git ve bundan böyle günah işleme!“ diyerek günahlı kadını affa kavuşturdu.
Tolerans sorununa isa Mesih açısından eğilen köklü biçimde aydınlanır. Hayır; İsa’da tolerans yoktur, günaha göz yumma hiç yoktur. Günah ne kalıpta açıklanırsa açıklansın onu yargılar; öte yandan da tutumunu değiştiren günahlıya acır, onu sever, onun yerine haça çakılan günahsız kurtarıcı olarak affeder. Bir daha günah işlememeye yetenek verir, arıtılmış yaşamı gerçekleştirir. Olayda görüldüğü gibi tolerans bin bir düzenle zorlanan, kişinin işine yaradığı biçimde kalıplanan esnek bir iptir. Başkasına tolerans veriyorum diyerek koltukları kabaran, derisine sığmayan insan iç dünyasındaki düşüklüklerle ilgilensin. Değişmeyen ilkesinden kıl payı ödün vermeyen Hak Yargıç’ın karşısında dikilecek, orada ne tolerans, ne de kayırmacılık bulacak.

Thomas Cosmades
Çok sık duyulan bir savunma sözü: “Dinimiz tolerans dinidir.” Ve ardından kendi kendini kutlama.. Müsamaha ya da hoşgörü anlamına gelen bu kullanımın kökenbilimi, ayrımlı kanış ya da inanca izin vermek, onu serbest bırakmak, ona katlanmaktır. Şu dönemde sık sık duyulan bu uygulamanın gerisinde neler saklıdır? Yerine göre başka başka anlama çekilen bu görüş her dilenen uca esnetilebilir, sağlıklı tutum sanılırken çok sağlıksız sonuçlara yol açabilir. Toleransla ne demek istendiğini kavrayabilmek için konuya Tanrı Sözü’nün ışığı altında eğilmek yararlıdır. İpin ucu bu sözü kullananların elindedir: “İşime geldikçe kanışında sana serbestlik tanıyorum; ama onu kesebilme hakkı ve yetkisi daima elimde.. Üstünlüğümü tanı, hakkı veren de çekebilen de ben olduğumu anımsa!” Tolerans sözü hakça davranışa saygısı olanın hiç kullanmaması gereken, alt yanı karanlık bir yöntemdir.
Öte yandan özellikle aktöre, sağtöre (etik) değerlerinin kayıp gittiği şu çağda, her eyleme ya da davranışa bile bile göz yumarak ‘eyvallah’ demek toleransın yeni bir kuşanımı. Hiçbir atılımı kınamayacaksın. Kısıtsız seks özgürlüğü mü? Kafaya estiği gibi bir kadını bırakıp başka kadını almak mı, ya da çokevliliği kucaklamak mı? Kumarcılık, içkicilik, uyuşturuculuk, şovenizm, ırkçılık mı? Sanat maskesi altında her tür çirkinlik mi? vb. Tolerans günlerindeyiz, başkalarının işine karışamazsın!

İşte toleransın iki uca çekilen esnekliği! Sağlıksız, sevgisiz, tutarsız.. En üstün erdemleri belirten, bunlara yükselebilmek için günahlı bireyi yeniden doğuşa, kökten değişmeye, pak yaşama, taptaze gönence getiren Rab İsa Mesih gerçek özgürlüğü sağlar, hiç kınanamayan ilkeleri bağışlar. inanlısında konut kuran Kutsal Ruh doğruyu eğriyi aydınlığa çıkarır, kişiye sağlıklı değerleri tanıtır. O insan ne dininin toleransçılığıyla övünür, ne de toleranslıyım diye giderayak ters tutuma ve eyleme gözünü yumar ya da onu alkışlar. Kişisel karardan esinlenen toleransın esnekleştirilebildiği, verilip yine geri çekilebildiği keyfi bir çağdayız. Sorumlu kişi tanrısal kavramla düşünsün, tutumunu düzene soksun! İsa Mesih’in vurguladığı yaşam ilkesi şudur: “Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Çünkü onlar yeri miras alacaklar. Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar. Ne mutlu başkasının acısına ortak olanlara! Çünkü onlar acılarında destek bulacaklar” (Matta 5:5-7).
Kim yetki veriyor sana insan kardeşinin kendi görüşünle bağdaşmayan inancını, görüşünü, düşüncesini sence onaylanan ya da onaylanmayan tutum diye değerlendirmeyi ve işine gelmeyince yetkini kullanarak toleransı kesivermeyi? Eksik olsun böyle tolerans! Ama sorun burada bitmiyor. Gidelim öbür uca. Yine kim yetki veriyor sana oturmuş, kesinleşmiş erdem ilkelerini zorlayan, nicelerin başına belayı berzah yığan tutumlara eylemlere hiç tınmaksızın kişisel onayını yapıştırmayı? Sağlıklı aktöreleri ayak altına alanları onaylamayı.. Haksızlığa, baskıya, bozukluğa, düşüklüğe, utanca karşı tınmazlıktan gelmeyi.. Değer yargı her yanda hakkını aramakta.
Kimya, fizik, matematik kurallarını zorlayana göz yumulmaz. Buna kalkışanın yetkisini, sorumluluğunu kesenkes noktalarlar. Ama öylesi kayganlığa düşmüş bir çağdayız ki, çevremizde ne olursa olsun bunlara omuz silkelim, hiç aldırış etmeyelim! Çünkü toleranslıyız.. Tanrımız kutsaldır; günah O’nun öz varlığına meydan okuyan küstahlıktır. Tanrı günahlıyı sever, onu günahtan özgür kılmak ister. Katlanışı bizimkinden kat kat üstündür. Ama günaha karşı hiç toleransı yoktur: “Sen bunları yaptın, ben sustum; beni kendin gibi sandın“ (Mezmur 50:21). “Bu işleri yapanlara ölüm yaraşır diyen Tanrı kurallarını bilmelerine karşın, bunları yalnız yapmakla yetinmezler, üstelik yapanları da onaylarlar“ (Romalılar 1:32). Kesin yargı budur. Evet, hak Tanrı herkese sevgiyle davranır; bu eşsiz sağlayışı değerlendirene yaşamanın güzelliğini gösterir.
İsa Mesih’i çekemeyen, tanrısal eylemlerini gördükçe küplere binen din adamları tolerans ipini diledikleri gibi zorlardı. Para mal canlısı haksızlık erbapları deveyi hamuduyla yutar, buna karşı sudan sivrisineği süzerdi. Hiç ara vermeden İsa’yı adım adım izlerler, kadına erkeğe doğaüstü hizmetlerini şu ya da bu yolla kınarlardı. Aradıkları bir fırsatı buldular: Cinsel uygunsuzlukta yakaladıkları savunmasız bir kadını yaka paça Isa’nın önüne dikip, „Musa’nın yasası uyarınca bunun taşlanması gerekiyor“ dediler. “Sen ne dersin?“ (Yuhanna 8:1-11). İpin ucu ellerindeydi.
Dolap çevirme üstatlarının içini de dışını da çok iyi bilen İsa yere eğilmiş, parmağıyla toprağa yazı yazıyordu — belki adlarını (bkz. Yeremya 17:13). Suçlayıcıları suçluyordu İsa: “Aranızda kim günahsızsa kadına ilk taşı atsın!“ Çil yavrusu gibi dağıldı seciyesizler. Kadını tek başına bıraktılar. “Ey kadın, seni yargılayanlar nerede? Kimse seni suçlu çıkarmadı mı?“ “Hiç kimse ya Rab!“ deyince o, İsa, “Ben de seni suçlamıyorum; git ve bundan böyle günah işleme!“ diyerek günahlı kadını affa kavuşturdu.
Tolerans sorununa isa Mesih açısından eğilen köklü biçimde aydınlanır. Hayır; İsa’da tolerans yoktur, günaha göz yumma hiç yoktur. Günah ne kalıpta açıklanırsa açıklansın onu yargılar; öte yandan da tutumunu değiştiren günahlıya acır, onu sever, onun yerine haça çakılan günahsız kurtarıcı olarak affeder. Bir daha günah işlememeye yetenek verir, arıtılmış yaşamı gerçekleştirir. Olayda görüldüğü gibi tolerans bin bir düzenle zorlanan, kişinin işine yaradığı biçimde kalıplanan esnek bir iptir. Başkasına tolerans veriyorum diyerek koltukları kabaran, derisine sığmayan insan iç dünyasındaki düşüklüklerle ilgilensin. Değişmeyen ilkesinden kıl payı ödün vermeyen Hak Yargıç’ın karşısında dikilecek, orada ne tolerans, ne de kayırmacılık bulacak.

Thomas Cosmades
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
tolerans

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık