IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08 Şubat 2014, 00:48   #1
Çevrimdışı
Engizisyon


-- Sponsor Baglantı --


Engizisyon, Bazı ülkelerde din sapkınlarını bulmak ve cezalandırmak için kurulmuş olan mahkeme.

Engizisyon, Bazı ülkelerde din sapkınlarını bulmak ve cezalandırmak için kurulmuş olan mahkeme.

Din inancının savunucusu ve koruyucusu olan kilise din sapkınlarına karşı tedbirler almakta gecikmedi. Hıristiyanlığı kabul etmiş olan imparatorlukta din sapkınlığı suç sayıldı ve Justinianus, Mardin’li Manes’in din öğretisinden yana olanların ölüm cezasına çarptırılmalarını öngördü.

Bu uygulama her ne kadar Ortaçağda unutulmuş gibi görünürse de, 1000 yılına doğru Cathare’ların din sapkını akımı, Batı’da kurulu düzeni sarsan öğretiler yaymaya başlayınca, iktidar yeniden telâşa düştü. 1022’de, kral Robert, Orleans’da on üç din sapkınının ateşe atılarak öldürülmesini emretti, ilk zamanların sert tedbirlerinin yerini hoşgörüye bıraktığı güney bölgesi ise papalığı endişeye düşüren bir din sapkınlığı ocağı durumuna geldi.

1184’te, Verona konsilinde Lucius III ile imparator Friedrich I arasındaki bu anlaşma engizisyon’un kurulmasına yolaçtı ve her piskopos, bölgesindeki din sapkınlarını bulmakla görevlendirildiği gibi kiliseye bağlı olmayan yöneticiler de bu konuda verecekleri cezalarla piskoposlara yardımcı olmaya çağrıldı. Ama, ne bu tedbirler ne Citeaux ve dominiken rahiplerinin çabaları, hattâ ne de Simon de Monfort’un önayak olduğu korkunç kovuşturmalar Albi sapkınlığını önleyemeyince Toulouse konsili özel bir mahkemenin kurulmasını gerekli gördü (1229) ve papa Gregorius IX da böyle bir mahkeme kurdu (1233).

Bu yargı kurulunun kararları kesindi ve bütün yetkililerin bu yargı kuruluna yardımcı olmaları zorunlu sayılmıştı. Yargılama usulü çok sertti. Engizisyoncunun din adamı ya da din adamı olmayan ve bir çeşit jüri yerini tutan iki yardımcısı bulunmasına karşılık, suçlanan kimsenin avukatı ya da kendisini savunacak bir sözcüsü olamazdı ve suçlamaların kim tarafından yapıldığını öğrenmek hakkı yoktu. Ayrıca, bu mahkemelerde, normal bir yargılamada tanıklığına itiraz edilebilecek olan kimselerin tanıklıkları da kabul edilirdi. Yalan tanıklığın cezası ömür boyunca hapisti.

1252’den itibaren, ölüme yol açmamak ve sakat bırakmamak şartıyla işkence de kabul edildi. Haklarındaki şüpheler hafif olan sanıklar, çeşitli cezalarla (haç, haçlı seferine katılma gibi) kurtulabiliyorlardı. Daha ağır durumlarda ise, işlediği suçtan pişmanlık duyan sanık ömür boyunca hapse mahkûm edilir, ancak bazı hafifletici işlemlere de izin verilirdi. Pişmanlık duyduğunu belirtmeyen sanığın cezası ise yakılarak öldürülmekti. Suçlu hükmünü giyen kimseyi mezar bile engizisyondan kurtaramaz ve din sapkınlığıyla suçlanan ölü mezardan çıkarılır, mahkûm olursa da cesedi yakılır ve bırakacağı mirasa el konurdu. Engizisyon yargıçlarının sertliklerinin nefret uyandırdığı da görülmüş ve kilise bunlardan Robert de Bourg gibi bazılarını cezalandırmıştır.
Fransa’da XIV. yy. ın başında engizisyon, Güzel Philippe tarafından Templier tarikatına karşı bir araç olarak kullanıldı. Sonra zamanla önemi azaldı. François I devrinde bir süre yine önem kazandıktan sonra da Nomarantin fermanıyla engizisyon mahkemeleri artık kesin olarak kaldırıldı.

İtalya’da ise Paulus III zamanında engizisyon mahkemeleri protestanlara karşı yeniden belirli bir etkinlik gösterdikten sonra papa Sixtus V engizisyonu yeniden örgütledi ve Santo Oficio mahkemesi durumuna getirdi. Almanya’da, engizisyonunken, korkunç temsilcisi Konrad von Marbufg’tu. Engizisyon, XIV. yy.’da din sapkınlarına, XV. yy. da da büyücülere karşı amansız bir savaş açtı. Mary Tudor, engizisyon mahkemelerinin İngiltere’de de kurulmasına çalıştı. Ama engizisyon mahkemeleri en büyük ve sürekli etkinliği krallıkla olan yakın ilişkileri sayesinde iberik yarımadasında sürdürdü.

XIV. yy. dan beri pek çok sayıda musevî ve magrıplının din değiştirmesi engizisyon mahkemelerinin bunlara karşı çok sert bir biçimde işlemesine yolaçtı. Fernando ve isabel engizisyon mahkemelerini yeniden kurarak (1478) doğrudan doğruya krala bağlı duruma getirdiler ve papadan da Baş engizisyoncuyu tayin hakkını elde ettiler.

Papalar ve özellikle de Sixtus V, bu mahkemenin, Fr. Louis de Leon. Aziz Juan de la Cruz, Azize Theresa gibi en dindar bilinen kişileri bile tedirgin eden çalışmalarına karşı işe el atmak zorunluluğunu duydular. Baş engizisyoncuyu, yargı kurulunu ve davaların soruşturmasıyla görevli kimseleri tayin eden kralların elinde, İspanyol engizisyonu, bir yolsuz kazanç ve işkence aracı olmakta gecikmedi. XVIII. yy. da bakan Aranda tarafından hemen hemen bütün yetkileri elinden alınan İspanyol engizisyonu (son ölüm kararı 1781’de verilmişti) 4 aralık 1808’de de Napolyon tarafından kaldırıldı. 1814’te yeniden kurulduktan sonra 1834 te artık kesin olarak kalktı.

ispanya, engizisyonu Batı Hint adalarına kadar götürmüştü. Hollanda’ya da sokmaya çalıştı ve bunun sonucunda da iller ayaklandı. Engizisyon Portekiz’e de ispanya’dan gitti. 1531’de kısa bir süre için uygulandıktan sonra 1536’da sürekli bir kuruluş durumuna geldi. Portekiz engizisyonu ispanya’dakinden daha yumuşaktı. Pombal devrinde etkisi azaldı; Joao IV devrinde de ortadan kalktı.

1639’da, Venedik’te 1310’da Tiepolo’da fesatçılara karşı açılan soruşturmavı yürütmek amacıyla kurulmuş olan ve 1335’te de sürekli bir kuruluş durumuna gelen Onlar meclisi,önce Devlet engizisyoncuları adıyla anılan üç üyeli bir komite kurmuştu. Bu komitenin görevi, devletin güvenliğine karşı işlenen suçların soruşturmasını yapmaktı. Komite üyeleri hiç bir kayıt ve şarta bağlı olmadan, hattâ Duka’ya karşı bile karar alabiliyorlardı. Bu komite, XVIII. yy.ın sonuna kadar Venedik’te tam bir dehşet havası uyandırdı.
Alıntı
Engizisyon, Bazı ülkelerde din sapkınlarını bulmak ve cezalandırmak için kurulmuş olan mahkeme.

Engizisyon, Bazı ülkelerde din sapkınlarını bulmak ve cezalandırmak için kurulmuş olan mahkeme.

Din inancının savunucusu ve koruyucusu olan kilise din sapkınlarına karşı tedbirler almakta gecikmedi. Hıristiyanlığı kabul etmiş olan imparatorlukta din sapkınlığı suç sayıldı ve Justinianus, Mardin’li Manes’in din öğretisinden yana olanların ölüm cezasına çarptırılmalarını öngördü.

Bu uygulama her ne kadar Ortaçağda unutulmuş gibi görünürse de, 1000 yılına doğru Cathare’ların din sapkını akımı, Batı’da kurulu düzeni sarsan öğretiler yaymaya başlayınca, iktidar yeniden telâşa düştü. 1022’de, kral Robert, Orleans’da on üç din sapkınının ateşe atılarak öldürülmesini emretti, ilk zamanların sert tedbirlerinin yerini hoşgörüye bıraktığı güney bölgesi ise papalığı endişeye düşüren bir din sapkınlığı ocağı durumuna geldi.

1184’te, Verona konsilinde Lucius III ile imparator Friedrich I arasındaki bu anlaşma engizisyon’un kurulmasına yolaçtı ve her piskopos, bölgesindeki din sapkınlarını bulmakla görevlendirildiği gibi kiliseye bağlı olmayan yöneticiler de bu konuda verecekleri cezalarla piskoposlara yardımcı olmaya çağrıldı. Ama, ne bu tedbirler ne Citeaux ve dominiken rahiplerinin çabaları, hattâ ne de Simon de Monfort’un önayak olduğu korkunç kovuşturmalar Albi sapkınlığını önleyemeyince Toulouse konsili özel bir mahkemenin kurulmasını gerekli gördü (1229) ve papa Gregorius IX da böyle bir mahkeme kurdu (1233).

Bu yargı kurulunun kararları kesindi ve bütün yetkililerin bu yargı kuruluna yardımcı olmaları zorunlu sayılmıştı. Yargılama usulü çok sertti. Engizisyoncunun din adamı ya da din adamı olmayan ve bir çeşit jüri yerini tutan iki yardımcısı bulunmasına karşılık, suçlanan kimsenin avukatı ya da kendisini savunacak bir sözcüsü olamazdı ve suçlamaların kim tarafından yapıldığını öğrenmek hakkı yoktu. Ayrıca, bu mahkemelerde, normal bir yargılamada tanıklığına itiraz edilebilecek olan kimselerin tanıklıkları da kabul edilirdi. Yalan tanıklığın cezası ömür boyunca hapisti.

1252’den itibaren, ölüme yol açmamak ve sakat bırakmamak şartıyla işkence de kabul edildi. Haklarındaki şüpheler hafif olan sanıklar, çeşitli cezalarla (haç, haçlı seferine katılma gibi) kurtulabiliyorlardı. Daha ağır durumlarda ise, işlediği suçtan pişmanlık duyan sanık ömür boyunca hapse mahkûm edilir, ancak bazı hafifletici işlemlere de izin verilirdi. Pişmanlık duyduğunu belirtmeyen sanığın cezası ise yakılarak öldürülmekti. Suçlu hükmünü giyen kimseyi mezar bile engizisyondan kurtaramaz ve din sapkınlığıyla suçlanan ölü mezardan çıkarılır, mahkûm olursa da cesedi yakılır ve bırakacağı mirasa el konurdu. Engizisyon yargıçlarının sertliklerinin nefret uyandırdığı da görülmüş ve kilise bunlardan Robert de Bourg gibi bazılarını cezalandırmıştır.
Fransa’da XIV. yy. ın başında engizisyon, Güzel Philippe tarafından Templier tarikatına karşı bir araç olarak kullanıldı. Sonra zamanla önemi azaldı. François I devrinde bir süre yine önem kazandıktan sonra da Nomarantin fermanıyla engizisyon mahkemeleri artık kesin olarak kaldırıldı.

İtalya’da ise Paulus III zamanında engizisyon mahkemeleri protestanlara karşı yeniden belirli bir etkinlik gösterdikten sonra papa Sixtus V engizisyonu yeniden örgütledi ve Santo Oficio mahkemesi durumuna getirdi. Almanya’da, engizisyonunken, korkunç temsilcisi Konrad von Marbufg’tu. Engizisyon, XIV. yy.’da din sapkınlarına, XV. yy. da da büyücülere karşı amansız bir savaş açtı. Mary Tudor, engizisyon mahkemelerinin İngiltere’de de kurulmasına çalıştı. Ama engizisyon mahkemeleri en büyük ve sürekli etkinliği krallıkla olan yakın ilişkileri sayesinde iberik yarımadasında sürdürdü.

XIV. yy. dan beri pek çok sayıda musevî ve magrıplının din değiştirmesi engizisyon mahkemelerinin bunlara karşı çok sert bir biçimde işlemesine yolaçtı. Fernando ve isabel engizisyon mahkemelerini yeniden kurarak (1478) doğrudan doğruya krala bağlı duruma getirdiler ve papadan da Baş engizisyoncuyu tayin hakkını elde ettiler.

Papalar ve özellikle de Sixtus V, bu mahkemenin, Fr. Louis de Leon. Aziz Juan de la Cruz, Azize Theresa gibi en dindar bilinen kişileri bile tedirgin eden çalışmalarına karşı işe el atmak zorunluluğunu duydular. Baş engizisyoncuyu, yargı kurulunu ve davaların soruşturmasıyla görevli kimseleri tayin eden kralların elinde, İspanyol engizisyonu, bir yolsuz kazanç ve işkence aracı olmakta gecikmedi. XVIII. yy. da bakan Aranda tarafından hemen hemen bütün yetkileri elinden alınan İspanyol engizisyonu (son ölüm kararı 1781’de verilmişti) 4 aralık 1808’de de Napolyon tarafından kaldırıldı. 1814’te yeniden kurulduktan sonra 1834 te artık kesin olarak kalktı.

ispanya, engizisyonu Batı Hint adalarına kadar götürmüştü. Hollanda’ya da sokmaya çalıştı ve bunun sonucunda da iller ayaklandı. Engizisyon Portekiz’e de ispanya’dan gitti. 1531’de kısa bir süre için uygulandıktan sonra 1536’da sürekli bir kuruluş durumuna geldi. Portekiz engizisyonu ispanya’dakinden daha yumuşaktı. Pombal devrinde etkisi azaldı; Joao IV devrinde de ortadan kalktı.

1639’da, Venedik’te 1310’da Tiepolo’da fesatçılara karşı açılan soruşturmavı yürütmek amacıyla kurulmuş olan ve 1335’te de sürekli bir kuruluş durumuna gelen Onlar meclisi,önce Devlet engizisyoncuları adıyla anılan üç üyeli bir komite kurmuştu. Bu komitenin görevi, devletin güvenliğine karşı işlenen suçların soruşturmasını yapmaktı. Komite üyeleri hiç bir kayıt ve şarta bağlı olmadan, hattâ Duka’ya karşı bile karar alabiliyorlardı. Bu komite, XVIII. yy.ın sonuna kadar Venedik’te tam bir dehşet havası uyandırdı.
Alıntı
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
engizisyon

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Engizisyon InTheDarK Hristiyanlık 0 07 Haziran 2012 22:43
Engizisyon (1480) YapraK Musevilik 3 19 Nisan 2009 14:52