IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16 Ekim 2018, 00:14   #1
Çevrimiçi
PAPALIK


-- Sponsor Baglantı --




Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Papalık makamı genel kapsamı ile burada tamamen ele alınamayacak kadar uzun bir konudur. Fakat Papalık makamının nasıl kurulduğunu, gerekliliğini, tarihini ve yanılmazlıkla neyi kastettiğimizi anlatmaya çalışacağım.



1- OTORİTE

İnsan olarak kişisel tecrübelerimizi düşünürsek hepimiz bir çeşit otoriteyi deneyimlemişizdir. Otorite bir insanın diğer insana emir verme gücüdür.
Her zaman otorite altında yaşarız. Otorite konusundaki ilk anılarımız anne ve babalarımızdır. Büyüdükçe okul, devlet, mahkeme ve kolluk kuvvetlerinin otoriteleriyle karşılaşırız ve toplum düzeni açısından bunlara uyarız.



2- OTORİTENİN OLMADIĞI HERHANGİ BİR GURUPTA KARMAŞA VE KAOS OLUŞUR

Otorite sadece iyi değildir, gereklidir de. Otorite olmadan düzen, düzgün bir yaşam ve mutluluk olamaz. Ülkemizde hiç asker, polis ya da mahkemeler olmadığını bir düşünün. Bunlar olmasa bile bir şekilde bazı kişiler ya da topluluklar, diğerleri üzerinde otorite sahibi olmak üzere çoğunluk tarafından seçilecek ya da güç kullanarak başa geleceklerdir. Otorite olmadan sürekli saldırılma, soyulma ve öldürülme korkumuz olur. Kötü yürekli insanların merhametine kalırız.

Otoriteden yana özgür olmak kötüdür. Kendinizi sağlık ve hijyen kurallarından muaf tutarsanız hastalanırsınız. On Emir’in otoritesinden muaf tutarsanız kötü birine dönüşürsünüz ve sonucunda mutsuz olursunuz. Mesih’in otoritesinden kopmak insana mutluluk getirmez, acınacak hale getirir. Etrafımızda bunu sık sık görebiliriz, örneğin çok parası olduğu halde, Tanrısız yaşamış ve ömrünün sonuna gelmiş yaşlı, zengin adamların “hayat” dedikleri o kara boşluk içinde ölümü beklerken boşa yaşamış olduklarını fark etmeleri gibi…



3- OTORİTESİ OLAN BİR KİLİSE Mİ, OLMAYAN Bİ KİLİSE Mİ İSTİYORSUNUZ?

Aslında ateistler ile ölü imanı olan kiliseler arasında çok fark yoktur. İnsanlarla özellikle inanç üzerine,hatta bazen tıp ve kesinlik arz eden diğer bilim kolları üzerine dahi sohbet ettiğimde “bence” lafını duyuyorum. İşin aslı “benceler”, konu dinsel doktrinler olduğunda, otoriteyi reddetmektir. Katolik olmayan kiliseler ve inançlar ile ateistlerin ortak noktası budur. Düşünsel hayatlarını ve ahlaklarını bencelere dayandırırlar. Bazıları Kutsal Kitap’ı takip ettiğini söylese bile işin sonunda Kutsal yazıları kendi benceleriyle tamamen yanlış yorumlarlar. Çünkü Kutsal Kitap, Katolik Kilise tarafından yazılmıştır ve ancak onun 2000 yıllık Geleneği, birikimi ve felsefesi ile doğru yorumlanabilir.

Ne yazık ki Katolik olmayan birçok mezhep ve din, kendinizi dini otoritelerden kurtarmanız gerektiğini öğreterek kendi inanç ve dinlerini de yokederler. İşin sonunda kişiler bu mezhep ve dinlerden de -yine kendi benceleri yüzünden- doğal olarak şüpheye düşer, inancı ve hatta Tanrı’yı kendince yorumlayıp kiliseden (veya başka tapınaklarından) koparlar.

Eve gelip çocuğunuzun size okulda artık disiplin suçu olmadığını ve öğretmen ya da müdüre uymak, onları dinlemek zorunda olmadıklarını, okulun kurallarının tamamen kalktığını söylediğini düşünün. Mantıklı bir ebeveyn olarak çocuğunuzu hemen o okuldan çıkartıp alırsınız. İnancımız da en az okul kadar önemlidir. Hatta doğrusunu söylemek gerekirse inanç daha önemlidir çünkü okuldaki bilgilerimiz bu ömrümüzde kullanılıp bitecek ama inancımız sonsuz hayatımız boyunca bize gerekli olacaktır. Otoritesi, disiplini, başında biri olmayan bir din, zayıf bir dindir. Dininizin size öğretmesi, lütuf vermesi, yönetmesi, böylece kurtuluşa kavuşmanızı sağlaması gerekir. Zayıf bir din bunu yapamaz.

Bir çok mezhep episkoposlardaki Mesih’in otoritesini anlayamıyor.

Mesih zayıf değildir, Mesih’in Kilisesi de zayıf değildir. Katolik kilise insanları otoritesi ile yönetir ve bu otorite Tanrı‘dan gelir.

Katolik Kilise bize Mesih’in öğrettiklerini öğretir. Bunları bize otorite ile öğretir, bu yüzden bu öğretileri kabul etmek ve uymak zorunda oluruz.

Katolik Kilise Mesih’in neyi öğretip, öğretmediği ya da neyin doğru-yanlış olduğu konusunda toplumun fikrine ihtiyaç duymaz. Kilise Tanrısal Gerçeklere sahiptir ve bu gerçekleri insanlara öğretir – Kilise’nin ne öğreteceğini, insanlar ya da toplumsal görüş değil, Tanrı tayin eder.

Katolik Kilisesi Tanrı’nın lütfunu insanlara sakramentler yoluyla verir; bu lütfu vermenin yollarını Tanrı’nın kendisinden almıştır.

Katolik Kilisesi imanlıları otorite ile yönetir. Katolikler, Kilise’ye uymalıdırlar.

Otoritesi olmayan – popüler tabir ile “kurumsal din” olmayan – bir din ya da kilise mi istiyorsunuz? O zaman Katolik olmayın. Eğer otoritesi olan bir din ve inanç istiyorsanız bu Katolik Kilisesidir. Dünya’nın heryerinde aynı düzenle, aynı otorite ile ve mutlak olarak yönetilir, sürprizlere yer yoktur. Ama şunu unutmayın:
Katolik Kilisesi ancak Kiliseyi Tanrı’nın yeryüzündeki otoritesi olarak kabul ederseniz hayatınızı iyi yönde etkileyebilir – yani “tatlı su katoliği” olup canınızın çektiğini yapacaksanız bir işinize yaramaz ve Tanrısal lütufları alamazsınız.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


4- EN YÜCE OTORİTE, İSA MESİH‘İN RUHLARIMIZ ÜZERİNDEKİ OTORİTESİDİR

İsa Mesih’in üzerimizde yüce bir otoritesi vardır.
MATTA 28:18
İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: «Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi.»
Bize Tanrı olduğunu kanıtlayarak otoritesini göstermiş oldu. “Hristiyan” adını gerçekten hakkeden biri Tanrı ve İnsan olan Mesih’i, Rabbi ve üstünde en büyük otoriteye sahip efendisi olarak kabul eder. Bu demektir ki Hristiyanlar Mesih’in öğrettiklerine uymak zorundadır, lütfu Mesih’in öğrettiği şekilde almalıdır ve her konuda Mesih’e uymalıdır.



5- İSA MESİH OTORİTESİNİ HAVARİLERİNE VERDİ

İsa Mesih göğe çıkacağını biliyordu.Bu yüzden öğretmenlik, lütuf verme ve imanlıları gütme otoritesini havarilerine verdi – başlık yanlış anlaşılmasın tabii ki yargılama ve sonsuz ölüme mahkum etme gibi otoritelerini bu dünyada hiç bir insana vermedi, örneğin Papa ve Kilise kimlerin aziz olduğunu söyleyebilir ve söylemediği de sayısız aziz vardır. Fakat Papa ya da dünyadaki hiç bir otorite bir insanın cehenneme gittiğini söyleyemez bu yargıyı veremez.

ÖĞRETME OTORİTESİ:

MATTA 28:19-20
Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruhun adıyla vaftiz edin. Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.
LÜTUF VERME OTORİTESİ:

Aşağıdaki sakramentleri örnek vererek lütfun Kiliseden nasıl imanlılara verildiğini görüyoruz.
LUKA 22:19-20
Sonra eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve onlara verdi. «Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın» dedi. Aynı şekilde, yemekten sonra kâseyi alıp şöyle dedi: «Bu kâse, sizin uğrunuza akıtılan kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır.»

YUHANNA 20:23
«Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.»
GÜTME(YÖNETME) OTORİTESİ:

MATTA 18:18
Size doğrusunu söyleyeyim, yeryüzünde bağlayacağınız her şey gökte de bağlanmış olacak. Yeryüzünde çözeceğiniz her şey gökte de çözülmüş olacak.
Mesih otoritesini onu duyan ve inanan herkese değil on iki havarisine vermiştir. Kilisesi on iki havarinin ömürleri boyunca değil, sonsuzluklara kadar süreceği için bu yetki haleflere devredilmiştir.



6- HAVARİLER OTORİTEYİ DİĞER EPİSKOPOS VE RAHİPLERE VERMİŞTİR

Havariler ilk episkoposlardı. Yahuda hainlik yapıp Kiliseyi terk edince, havariler yerine Mathias’ı seçtiler. Kiliseyi yaymaları ve müjdeyi tüm uluslara öğretmeleri için havariler episkopos ve rahipler atadılar.

Aziz Pavlus bir episkopostur; otoritesini havarilerden almıştır. Kutsal Kitap bize havarilerin rahipleri atadığını söyler:

ELÇİLERİN İŞLERİ 14:23
İmanlılar için her toplulukta ihtiyarlar seçtiler. Dua ve oruçla onları, inanmış oldukları Rab‘be emanet ettiler.



7- KİLİSENİN OTORİTESİ NASIL UYGULANIR

ÖĞRETME OTORİTESİ: Kilise İsa’nın kendisine öğrettiklerini öğretir ve tüm insanların bu öğretileri kabul etmesi için ısrar eder. Papa dünyayı gözlemler, mektuplar ve kararnameler ile Mesih’in öğretisini işaret eder. Papa’nın altındaki episkopos ve rahipler dünya çapındaki binlerce kilise ve okulda Mesih’in doktrinlerini öğretir.

LÜTUF VERME OTORİTESİ: Kilise insanlara sakramentler aracılığı ile lütuf verir. Katolik Kilisesi vaftiz ile Tanrı’nın yaşamına ortak olmamızı sağlar. Kutsal Efkaristiya ile bizi Mesih’in Bedeni ve Kanı ile besler ve ruhumuzu Konfirmasyon aracılığı ile güçlendirir. İtiraflar ile günahlarımızın affını sağlar, Yağ sürerek hastalara lütuf verir, Evlilik Sakramenti ile çiftleri birbirine bağlar ve güçlendirir, ve Ruhbanlık Sakramenti ile rahiplere ruhbanlık lütfunu verir.

YÖNETME VE KURAL KOYMA OTORİTESİ: Katolik Kilisenin başlangıcından beri havariler insanların iyi ve Hristiyanca yaşamlar sürmeleri için kurallar koydular.

Örneğin:

1. KORİNTLİLER 7:12-13
Diğerlerine Rab değil, ben şöyle diyorum: eğer bir kardeşin karısı iman etmemişse, ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kocası onu boşamasın. Bir kadının kocası iman etmemişse, ama kendisiyle yaşamaya razıysa, karısı onu boşamasın.

1. KORİNTLİLER 5:3-5
Bedence olmasa da ruhça aranızdayım. Bu suçu işleyeni, aranızdaymışım gibi Rabbimiz İsa‘nın adıyla zaten yargılamış bulunuyorum. Ruhum aranızda olarak Rabbimiz İsa‘nın gücüyle toplandığınız zaman, bedeninin yok olması için bu adamı Şeytan’a teslim edin ki, Rab İsa‘nın gününde ruhu kurtulabilsin.
Kilise Kutsal Kitapta açıkça belirtilmemiş birçok kural koyar. Örneğin, Kilise Pazar günleri Kutsal Ayine katılmamayı ölümcül günah sayarak katılımı şart koşar, Karem dönemi sırasında Cuma günleri et yemekten alıkoyar, Katolik çiftlerin rahip önünde evlenmesini ister (istisnalar dışında). Bu kuralalr bizim iyiliğimiz içindir, bu tür bir mutlak otoriteye ruhumuzun esenliği için ihtiyaç duyarız.

Ciddi meselelerde Kilise bizi itaatsizliğimiz yüzünden cezalandırabilir. Havarilerin gerçek halefleri olan episkoposlar, Mesih’in Kilisesine verdiği bu otoriteyi iflah olmaz günahkarları cezalandırmak için kullanırlar. Bir örnekle bunu anlatalım: örneğin Güney Amerika’da bir başepiskopos Katolik Okulunda ırkçılık yapanları aforoz etmekle tehdit etmişti. Irkçılık gibi bir günaha bilerek ve isteyerek devam edenler açıkça Mesih’i ve sevgisini reddediyor sayılırlar, bu yüzden Kilise birliğinden atılmaları adil bir yargı olur.

Mesih, bizi kendi sevgisi ile kendisine yönlendirmeleri için havarilerine ve onların halefleri olan episkoposlara ve rahiplere otoritesini vermiştir.

Yazdıklarım yanlış anlaşılmasın, Kilise otoritesini uygularken saldırgan ya da dominant değildir. Genellikle Kilise içinde bir adamın otoritesi ne kadar artarsa, onun o kadar çok Mesih’e benzer ve nazik olduğunu göreceksiniz. Papa, episkoposlar ve rahipler Mesih’in günahkarlara olan sevgisini paylaşırlar, otoritelerini sadece ruhların yararına, cehennemden kurtulup sonsuz yaşama kavuşmaları için kullanırlar.

Çok az Katolik, Kiliseden gördüğü muameleden şikayet eder, çoğunluğu kuralların gerektirdiğinden daha mükemmel hayatlar sürmeye çalışırlar. Tabii ki Hristiyan ve Katolik adlarını hak edip, buna göre yaşayan, canlı imanı olan kişilerden söz ediyoruz.



8- MESİH PETRUS‘A KATOLİK KİLİSESİNDEKİ EN BÜYÜK OTORİTEYİ VERMİŞTİR


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Mesih Kilisesini kurarken, havarilerden biri olan Petrus’u tüm Kilisenin başı ilan etmiştir.
MATTA 16:18-19
Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus‘sun [Kayasın] ve ben topluluğumu bu kayanı üzerine kuracağım. Ölüler diyarının[cehennemin] kapıları ona karşı direnemeyecek. Göklerin Egemenliğinin anahtarlarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak.
Böylece Mesih Petrus’u, cehennemin tüm gücünün dahi yıkamayacağı Kilisesi’nin temeli ve kayası olarak atamıştır. Buradan rahatça şunu çıkarabiliriz, Mesih Kilisesinin sonsuzlara kadar, cehennemin kendisine karşı bile dayanacağının güvencesini, bu otoriteye dayandırarak vermiştir. Mesih’in Petrus’a verdiği otorite ve güç böyledir. Mesih Petrus’a Cennet Krallığı’nın anahtarlarını ve bu dünyada bağlama ve çözme yetkisi vermiştir, başka bir deyişle Kilisesinde Petrus’u en yüksek otorite olarak atamıştır. İsa daha başka bir şekilde Petrus’un Kilisesinin başı olması gerektiğini söyleyemezdi. Bu sözlerle İsa Petrus’u ilk Papa olarak atamış oldu. İşin aslı Papalık dahil bir çok Hristiyan doktrini havariler zamanında bu kadar açık değildi. Yani Petrus’un ya da sonraki Roma Episkoposlarının şu anki gibi bir Papalıktan tam olarak haberleri yoktu. Petrus Elçilerin işlerinde göreceğimiz gibi Kudüs Konsilinde ilk konuşarak önderliğini belli ediyor ve kabul ediyordu. Ancak Hristiyan dünyasında Kutsal Üçlü Birlik inancı gibi bir çok doktrin zaman içinde Kutsal Ruh’un yardımıyla daha çok anlaşılmış ve gelişmiştir. Dolayısı ile İncil’e bakarak “Şu an ki gibi bir Papalıktan bahsedilmiyor” diyorsak, diğer birçok şeyden de şu an bizim bahsettiğimiz gibi bahsedilmediğini kabul etmemiz gerekir.



9- AZİZ PETRUS‘UN OTORİTESİ AZİZ PETRUS İLE BİRLİKTE ÖLMEDİ

Aziz Petrus’un otoritesi onun ölümü ile son bulmadı. Mesih öğretilerinin, lütfunun, emirlerinin tüm zamanlarda tüm insanlara ulaştırılmasını istiyordu. Mesih cehennemin bile yok edemeyeceği sonsuza kadar dayanacak bir Kilise kurdu. Ama eğer Kilise sonsuza kadar dayanacaksa Petrus öldüğünde yüksek otoritesinin başka birine geçmesi gerekiyordu. Havariler bunu anlamıştı, eğer Kilise sonsuza kadar dayanacaksa her zaman başında biri olmalıydı.Bu yüzden Petrus’dan sonra Linus ikinci Papa olarak seçildi, Cletus üçüncü oldu ve böylece günümüze kadar devam etti. İnancımızdaki en yüksek otorite böylece Hristiyanlık tarihi boyunca aktarıldı, her zaman bir Papa oldu. Bir rivayete göre kendisinden sonraki ilk üç Papa’yı da Petrus atadı çünkü hepsinin ömrü çok hızlı son buldu, şehit edildiler ve Papalıkları on yılı geçemedi. Bu yüzden bu üç Papa’nın sıralamasında kaynaklar arasında değişiklikler görülmektedir.

Aziz Petrus’tan sonra asla bozulmamış 2000 yıllık bir Papa listesi vardır.
Aziz Irenaeus
“Matta da İbraniler arasında, kendi dillerinde Müjde’yi yazmıştır, bu sırada Petrus ve Pavlus Roma’da müjdecilik yaparak Kilisenin temellerini attılar.” (Sapkınlıklara Karşı, 3, 1:1 [M.S. 189]).



Küçük Labirent
“Victor . . . Petrus‘dan sonra Roma’nın onüçüncü episkoposudur” [M.S. 211]



Eusebius (Kilise Tarihçisi)
“Pavlus, Kriskis’in Galatya’ya gönderildiğine şahitlik etmektedir[2 Tim. 4:10]. Timotheus’a yazdığı ikinci mektubunda adı geçen Linus[2 Tim. 4:21] ise onun Roma’da yoldaşıydı ve Petrus‘tan sonra Roma Kilisesinin başına geçen ikinci kişi olduğunu biliniyor. Yine Pavlus‘a göre Roma Kilisesi’nin başına geçen üçüncü kişi Clement’ti. O da “asker” olarak tanınanların arasındaydı[Filipililer 4:3]” (Kilise Tarihi 3:4:9–10 [M.S. 312]).



Aziz Augustinus
“Dünyadaki senin gibi olan diğer adamlarında suçlamalarından sonra, Roma kilisesindeki Petrus‘un oturduğu, günümüzde de Anastasius’un oturduğu Kutsal Taht size karşı ne yaptı?” (Petilani’ye karşı mektuplar 2:118 [M.S. 402]).
[Günümüzdede aslında “Vatican” şehrin adıdır, ülke olarak adı “Kutsal Taht”tır]



Aziz Augustinus
“Tüm havarisel haleflik düzenini ele alırsak, nasıl daha emin, gerçek ve güvenilir olarak, Rab‘bin “Bu kayanın üzerine Kilisemi kuracağım.”[Matt. 16:18] dediği Petrus‘dan itibaren sayabiliriz. Petrus‘un halefi Linus, Linus’un Clement, Clement’in Anacletus, Anacletus’un Evaristus. . . ” (Mektuplar53:1:2 [M.S. 412]).
Gördüğünüz gibi Papa’lık otoritesi ve makamına Kutsal Kitap, bu makamın ve otoritenin haleflere aktarılmasına da havariler, havarilerin öğrencileri, diğer episkoposlar, azizler ve erken kilisenin hepsi şahittir. Bu konuda şu an alıntılamadığım bir çok aziz, kilise babası ve tarihçinin tanıklıkları vardır (Örn. Kartacalı Cyprian, Papa Julius 1, Sardica konsili, Optatus, Jerome, Damasus, Epifanius, Ambrose, Efes Konsili,Keldani konsili, vs. vs.)



10- PAPA‘NIN YETKİLERİ

Papa Mesih’in bu dünyadaki gerçek temsilcisidir. Dinen en yüksek öğretici otoritedir. İman esaslarını konu alan doktrinler ya da ahlaksal konularda resmi olarak (Tanrı’nın Kilisesi’nin başı olarak) öğreti verdiğinde hata yapamaz çünkü Kutsal Ruh tarafından yönlendirilir. Buna inanmıyorsak Tanrı’nın hiç bir sözüne inanamayız çünkü Kutsal Ruh Kilisesi’ni, dolayısı ile tüm insanoğlunu bırakmış demektir. Yani günümüzde Papa ve Magisterium’un (Kilise Yüksek Öğretici Kurumu) Kutsal Ruh tarafından korunduğuna inanmıyorsak aynı mantıkla Kutsal Kitabı yazan havari ve elçilerinde tanıklığına güvenmememiz gerekir. Ancak evreni düzen içinde yaratan Tanrı biz imanlıları asla böyle bir karmaşanın içinde terk etmez. Papa “Cennet Krallığının anahtarlarına” sahiptir. İmansal konularda hepimiz ona uymak durumundayız.

Papa, Mesih’in sakramentleri ve diğer lütuf yolları konusunda tam otorite sahibidir.

Yukardaki sebeplerle ona Latince “baba” anlamına gelen Papa, İsa Mesih’in vekili deriz. Papa’nın Kilisedeki pozisyonuna “Kutsal Taht” ya da Petrus’un Tahtı denir.

Papa aynı zamanda bir devlet başkanıdır da, zamanında ve hala -daha az da olsa- tüm Avrupa’da ve dünyada etkisi ve nüfuzu olan bir devlet başkanı. Politik olarak aldığı kararlar (savaşlar konusundaki fikirleri, destekleri, redleri gibi) hatalı ve yanlış olabilir. Papa aynı bizim gibi, aynı Petrus gibi günahlı bir insandır ve biz diğer Katolikler gibi günah çıkarma sakramenti alır. Ancak doktrinsel ve dogmatik konularda öğreti verirken yanılamaz. Yanılabilir olsa ve Tanrı buna izin verse otoritesinin bir anlamı kalmaz ve herkes Tanrı’yı, Kutsal yazıları, dünyayı, yaşamı ve ahlakı kendisine göre “benceler” ile yorumlar ve bu kaos doğurur. İnandığımız Tanrı karmaşa Tanrısı değildir.

1. KORİNTLİLER 14:33-34
Çünkü Tanrı, karışıklık değil, esenlik Tanrısıdır.



Tarihte kötü ahlaklı ve skandallar yaratan Papalarımız oldu, ancak buna karşın 30’un üstünde Papa’mızda iman şehididir ve bir çok Aziz Papa vardır. İşin sonunda kötü olanlar ve hatta iyi olanların bir çoğu bile Kateşizme doktrinsel ya da dogmatik olarak birşeyler katmamıştır. Kötü ahlaklı bir Papa kateşizme doktrinsel ya da dogmatik birşey katacak olsaydı bile mevkiinden dolayı burada Kutsal Ruh devreye girerek onu hatadan korurdu.

Örneğin:
En son Papa’nın bildirdiği dogmalardan olan Meryem Ana’nın günahsızlığı. 1831-1846 arası görev yapan Papa 19. Gregory zamanında, farklı ülkelerden episkoposlar, bu konunun araştırması içine girdiler: Çünkü 5. yüzyıldan beri (Suriye civarlarında) 8 Aralıkta kutlanılan Meryem Ana’nın günahsızlığı bayramını inkar eden guruplar vardı. Daha sonra Papa 9. Pius, 1851 yılında konunun kesinleşmesi için bir komisyon topladı. 1851-1853 arası bu komisyonda çalışan episkoposlar fikirlerini Papa’ya sundular, ve Episkoposların büyük bir çoğunluğunun fikir birliği ile Papal Bulla’yı (yani Papalık mührünü) basarak Ineffabilis Deus (yanılmaz Tanrı) otoritesi ile ex cathedra (yani Petrus’un Tahtı mevkiinden) olarak Meryem Ana’nın günahsızlığını dogma haline getirmiştir.



Papa ve Konsiller bu tür konuları kendileri uydurmaz, geçmişten günümüze uygulanan şeylere karşı yeni ve sapkın bir öğreti çıkınca harekete geçer ve Kutsal Ruh’un yanıltmazlığı ile doğruları imanlı halka bildirirler. Durum bundan ibarettir…

Savaş açan, politik fikir belirten, ex cathedra dışında konuşan bir Papa hata yapabilir. Tüm eğitimlerine ve imanlarına rağmen onlarda insandır. Ama otorite ile Petrus’un mevkiisinden dogmatik ve doktrinsel bildirim yapan bir Papa’yı Kutsal ruh korur. Bu bildirimi yaparken yaılmazlığının geçerli olması için yukarıda saydığım üç şart aranır: Papal Bulla, Ex Cathedra, Ineffabilis Deus (yani yanılmaz oalrak konuştuğunu açıkça söylemesi). Zaten bu tür yetkisini tarihte sadece iki kez kullanıştır (Meryem Ana’nın günahsız doğumu, Meryem Ana’nın Göğe alınması)

Yani kısacası daha ilk kurulduğu anda Yahudilerin saldırılarına uğrayan, 321 yılına kadar Roma tarafından zulmedilen, 1492 yılında çeşitli lider ve Kralların kendi kiliselerini kurarak bölünmeye çalışılan Katolik Kilise, başında Petrus’un halefi ile cehennemin kendisine bile dayanacak ve yıkılmayacaktır. Baba Tanrı, Mesih İsa ve Kutsal Ruh ebediyen kilisesini koruyacaktır.

Meyve veren ağaç da taşlanacaktır…

Sevgilerimle,

Augustinus Demirbaş (2015)



KAYNAKLAR:


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Kutsal Kitap
-Instruction in the Catholic Faith (by parish priests 1976)
-Kilise Tarihi (Eusebios)
-Kilise Babalarından ve Yazarlarından Alıntılar (İstanbul 1997)


Veritasdei..



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Papalık makamı genel kapsamı ile burada tamamen ele alınamayacak kadar uzun bir konudur. Fakat Papalık makamının nasıl kurulduğunu, gerekliliğini, tarihini ve yanılmazlıkla neyi kastettiğimizi anlatmaya çalışacağım.



1- OTORİTE

İnsan olarak kişisel tecrübelerimizi düşünürsek hepimiz bir çeşit otoriteyi deneyimlemişizdir. Otorite bir insanın diğer insana emir verme gücüdür.
Her zaman otorite altında yaşarız. Otorite konusundaki ilk anılarımız anne ve babalarımızdır. Büyüdükçe okul, devlet, mahkeme ve kolluk kuvvetlerinin otoriteleriyle karşılaşırız ve toplum düzeni açısından bunlara uyarız.



2- OTORİTENİN OLMADIĞI HERHANGİ BİR GURUPTA KARMAŞA VE KAOS OLUŞUR

Otorite sadece iyi değildir, gereklidir de. Otorite olmadan düzen, düzgün bir yaşam ve mutluluk olamaz. Ülkemizde hiç asker, polis ya da mahkemeler olmadığını bir düşünün. Bunlar olmasa bile bir şekilde bazı kişiler ya da topluluklar, diğerleri üzerinde otorite sahibi olmak üzere çoğunluk tarafından seçilecek ya da güç kullanarak başa geleceklerdir. Otorite olmadan sürekli saldırılma, soyulma ve öldürülme korkumuz olur. Kötü yürekli insanların merhametine kalırız.

Otoriteden yana özgür olmak kötüdür. Kendinizi sağlık ve hijyen kurallarından muaf tutarsanız hastalanırsınız. On Emir’in otoritesinden muaf tutarsanız kötü birine dönüşürsünüz ve sonucunda mutsuz olursunuz. Mesih’in otoritesinden kopmak insana mutluluk getirmez, acınacak hale getirir. Etrafımızda bunu sık sık görebiliriz, örneğin çok parası olduğu halde, Tanrısız yaşamış ve ömrünün sonuna gelmiş yaşlı, zengin adamların “hayat” dedikleri o kara boşluk içinde ölümü beklerken boşa yaşamış olduklarını fark etmeleri gibi…



3- OTORİTESİ OLAN BİR KİLİSE Mİ, OLMAYAN Bİ KİLİSE Mİ İSTİYORSUNUZ?

Aslında ateistler ile ölü imanı olan kiliseler arasında çok fark yoktur. İnsanlarla özellikle inanç üzerine,hatta bazen tıp ve kesinlik arz eden diğer bilim kolları üzerine dahi sohbet ettiğimde “bence” lafını duyuyorum. İşin aslı “benceler”, konu dinsel doktrinler olduğunda, otoriteyi reddetmektir. Katolik olmayan kiliseler ve inançlar ile ateistlerin ortak noktası budur. Düşünsel hayatlarını ve ahlaklarını bencelere dayandırırlar. Bazıları Kutsal Kitap’ı takip ettiğini söylese bile işin sonunda Kutsal yazıları kendi benceleriyle tamamen yanlış yorumlarlar. Çünkü Kutsal Kitap, Katolik Kilise tarafından yazılmıştır ve ancak onun 2000 yıllık Geleneği, birikimi ve felsefesi ile doğru yorumlanabilir.

Ne yazık ki Katolik olmayan birçok mezhep ve din, kendinizi dini otoritelerden kurtarmanız gerektiğini öğreterek kendi inanç ve dinlerini de yokederler. İşin sonunda kişiler bu mezhep ve dinlerden de -yine kendi benceleri yüzünden- doğal olarak şüpheye düşer, inancı ve hatta Tanrı’yı kendince yorumlayıp kiliseden (veya başka tapınaklarından) koparlar.

Eve gelip çocuğunuzun size okulda artık disiplin suçu olmadığını ve öğretmen ya da müdüre uymak, onları dinlemek zorunda olmadıklarını, okulun kurallarının tamamen kalktığını söylediğini düşünün. Mantıklı bir ebeveyn olarak çocuğunuzu hemen o okuldan çıkartıp alırsınız. İnancımız da en az okul kadar önemlidir. Hatta doğrusunu söylemek gerekirse inanç daha önemlidir çünkü okuldaki bilgilerimiz bu ömrümüzde kullanılıp bitecek ama inancımız sonsuz hayatımız boyunca bize gerekli olacaktır. Otoritesi, disiplini, başında biri olmayan bir din, zayıf bir dindir. Dininizin size öğretmesi, lütuf vermesi, yönetmesi, böylece kurtuluşa kavuşmanızı sağlaması gerekir. Zayıf bir din bunu yapamaz.

Bir çok mezhep episkoposlardaki Mesih’in otoritesini anlayamıyor.

Mesih zayıf değildir, Mesih’in Kilisesi de zayıf değildir. Katolik kilise insanları otoritesi ile yönetir ve bu otorite Tanrı‘dan gelir.

Katolik Kilise bize Mesih’in öğrettiklerini öğretir. Bunları bize otorite ile öğretir, bu yüzden bu öğretileri kabul etmek ve uymak zorunda oluruz.

Katolik Kilise Mesih’in neyi öğretip, öğretmediği ya da neyin doğru-yanlış olduğu konusunda toplumun fikrine ihtiyaç duymaz. Kilise Tanrısal Gerçeklere sahiptir ve bu gerçekleri insanlara öğretir – Kilise’nin ne öğreteceğini, insanlar ya da toplumsal görüş değil, Tanrı tayin eder.

Katolik Kilisesi Tanrı’nın lütfunu insanlara sakramentler yoluyla verir; bu lütfu vermenin yollarını Tanrı’nın kendisinden almıştır.

Katolik Kilisesi imanlıları otorite ile yönetir. Katolikler, Kilise’ye uymalıdırlar.

Otoritesi olmayan – popüler tabir ile “kurumsal din” olmayan – bir din ya da kilise mi istiyorsunuz? O zaman Katolik olmayın. Eğer otoritesi olan bir din ve inanç istiyorsanız bu Katolik Kilisesidir. Dünya’nın heryerinde aynı düzenle, aynı otorite ile ve mutlak olarak yönetilir, sürprizlere yer yoktur. Ama şunu unutmayın:
Katolik Kilisesi ancak Kiliseyi Tanrı’nın yeryüzündeki otoritesi olarak kabul ederseniz hayatınızı iyi yönde etkileyebilir – yani “tatlı su katoliği” olup canınızın çektiğini yapacaksanız bir işinize yaramaz ve Tanrısal lütufları alamazsınız.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


4- EN YÜCE OTORİTE, İSA MESİH‘İN RUHLARIMIZ ÜZERİNDEKİ OTORİTESİDİR

İsa Mesih’in üzerimizde yüce bir otoritesi vardır.
MATTA 28:18
İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: «Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi.»
Bize Tanrı olduğunu kanıtlayarak otoritesini göstermiş oldu. “Hristiyan” adını gerçekten hakkeden biri Tanrı ve İnsan olan Mesih’i, Rabbi ve üstünde en büyük otoriteye sahip efendisi olarak kabul eder. Bu demektir ki Hristiyanlar Mesih’in öğrettiklerine uymak zorundadır, lütfu Mesih’in öğrettiği şekilde almalıdır ve her konuda Mesih’e uymalıdır.



5- İSA MESİH OTORİTESİNİ HAVARİLERİNE VERDİ

İsa Mesih göğe çıkacağını biliyordu.Bu yüzden öğretmenlik, lütuf verme ve imanlıları gütme otoritesini havarilerine verdi – başlık yanlış anlaşılmasın tabii ki yargılama ve sonsuz ölüme mahkum etme gibi otoritelerini bu dünyada hiç bir insana vermedi, örneğin Papa ve Kilise kimlerin aziz olduğunu söyleyebilir ve söylemediği de sayısız aziz vardır. Fakat Papa ya da dünyadaki hiç bir otorite bir insanın cehenneme gittiğini söyleyemez bu yargıyı veremez.

ÖĞRETME OTORİTESİ:

MATTA 28:19-20
Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruhun adıyla vaftiz edin. Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.
LÜTUF VERME OTORİTESİ:

Aşağıdaki sakramentleri örnek vererek lütfun Kiliseden nasıl imanlılara verildiğini görüyoruz.
LUKA 22:19-20
Sonra eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve onlara verdi. «Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın» dedi. Aynı şekilde, yemekten sonra kâseyi alıp şöyle dedi: «Bu kâse, sizin uğrunuza akıtılan kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır.»

YUHANNA 20:23
«Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.»
GÜTME(YÖNETME) OTORİTESİ:

MATTA 18:18
Size doğrusunu söyleyeyim, yeryüzünde bağlayacağınız her şey gökte de bağlanmış olacak. Yeryüzünde çözeceğiniz her şey gökte de çözülmüş olacak.
Mesih otoritesini onu duyan ve inanan herkese değil on iki havarisine vermiştir. Kilisesi on iki havarinin ömürleri boyunca değil, sonsuzluklara kadar süreceği için bu yetki haleflere devredilmiştir.



6- HAVARİLER OTORİTEYİ DİĞER EPİSKOPOS VE RAHİPLERE VERMİŞTİR

Havariler ilk episkoposlardı. Yahuda hainlik yapıp Kiliseyi terk edince, havariler yerine Mathias’ı seçtiler. Kiliseyi yaymaları ve müjdeyi tüm uluslara öğretmeleri için havariler episkopos ve rahipler atadılar.

Aziz Pavlus bir episkopostur; otoritesini havarilerden almıştır. Kutsal Kitap bize havarilerin rahipleri atadığını söyler:

ELÇİLERİN İŞLERİ 14:23
İmanlılar için her toplulukta ihtiyarlar seçtiler. Dua ve oruçla onları, inanmış oldukları Rab‘be emanet ettiler.



7- KİLİSENİN OTORİTESİ NASIL UYGULANIR

ÖĞRETME OTORİTESİ: Kilise İsa’nın kendisine öğrettiklerini öğretir ve tüm insanların bu öğretileri kabul etmesi için ısrar eder. Papa dünyayı gözlemler, mektuplar ve kararnameler ile Mesih’in öğretisini işaret eder. Papa’nın altındaki episkopos ve rahipler dünya çapındaki binlerce kilise ve okulda Mesih’in doktrinlerini öğretir.

LÜTUF VERME OTORİTESİ: Kilise insanlara sakramentler aracılığı ile lütuf verir. Katolik Kilisesi vaftiz ile Tanrı’nın yaşamına ortak olmamızı sağlar. Kutsal Efkaristiya ile bizi Mesih’in Bedeni ve Kanı ile besler ve ruhumuzu Konfirmasyon aracılığı ile güçlendirir. İtiraflar ile günahlarımızın affını sağlar, Yağ sürerek hastalara lütuf verir, Evlilik Sakramenti ile çiftleri birbirine bağlar ve güçlendirir, ve Ruhbanlık Sakramenti ile rahiplere ruhbanlık lütfunu verir.

YÖNETME VE KURAL KOYMA OTORİTESİ: Katolik Kilisenin başlangıcından beri havariler insanların iyi ve Hristiyanca yaşamlar sürmeleri için kurallar koydular.

Örneğin:

1. KORİNTLİLER 7:12-13
Diğerlerine Rab değil, ben şöyle diyorum: eğer bir kardeşin karısı iman etmemişse, ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kocası onu boşamasın. Bir kadının kocası iman etmemişse, ama kendisiyle yaşamaya razıysa, karısı onu boşamasın.

1. KORİNTLİLER 5:3-5
Bedence olmasa da ruhça aranızdayım. Bu suçu işleyeni, aranızdaymışım gibi Rabbimiz İsa‘nın adıyla zaten yargılamış bulunuyorum. Ruhum aranızda olarak Rabbimiz İsa‘nın gücüyle toplandığınız zaman, bedeninin yok olması için bu adamı Şeytan’a teslim edin ki, Rab İsa‘nın gününde ruhu kurtulabilsin.
Kilise Kutsal Kitapta açıkça belirtilmemiş birçok kural koyar. Örneğin, Kilise Pazar günleri Kutsal Ayine katılmamayı ölümcül günah sayarak katılımı şart koşar, Karem dönemi sırasında Cuma günleri et yemekten alıkoyar, Katolik çiftlerin rahip önünde evlenmesini ister (istisnalar dışında). Bu kuralalr bizim iyiliğimiz içindir, bu tür bir mutlak otoriteye ruhumuzun esenliği için ihtiyaç duyarız.

Ciddi meselelerde Kilise bizi itaatsizliğimiz yüzünden cezalandırabilir. Havarilerin gerçek halefleri olan episkoposlar, Mesih’in Kilisesine verdiği bu otoriteyi iflah olmaz günahkarları cezalandırmak için kullanırlar. Bir örnekle bunu anlatalım: örneğin Güney Amerika’da bir başepiskopos Katolik Okulunda ırkçılık yapanları aforoz etmekle tehdit etmişti. Irkçılık gibi bir günaha bilerek ve isteyerek devam edenler açıkça Mesih’i ve sevgisini reddediyor sayılırlar, bu yüzden Kilise birliğinden atılmaları adil bir yargı olur.

Mesih, bizi kendi sevgisi ile kendisine yönlendirmeleri için havarilerine ve onların halefleri olan episkoposlara ve rahiplere otoritesini vermiştir.

Yazdıklarım yanlış anlaşılmasın, Kilise otoritesini uygularken saldırgan ya da dominant değildir. Genellikle Kilise içinde bir adamın otoritesi ne kadar artarsa, onun o kadar çok Mesih’e benzer ve nazik olduğunu göreceksiniz. Papa, episkoposlar ve rahipler Mesih’in günahkarlara olan sevgisini paylaşırlar, otoritelerini sadece ruhların yararına, cehennemden kurtulup sonsuz yaşama kavuşmaları için kullanırlar.

Çok az Katolik, Kiliseden gördüğü muameleden şikayet eder, çoğunluğu kuralların gerektirdiğinden daha mükemmel hayatlar sürmeye çalışırlar. Tabii ki Hristiyan ve Katolik adlarını hak edip, buna göre yaşayan, canlı imanı olan kişilerden söz ediyoruz.



8- MESİH PETRUS‘A KATOLİK KİLİSESİNDEKİ EN BÜYÜK OTORİTEYİ VERMİŞTİR


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Mesih Kilisesini kurarken, havarilerden biri olan Petrus’u tüm Kilisenin başı ilan etmiştir.
MATTA 16:18-19
Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus‘sun [Kayasın] ve ben topluluğumu bu kayanı üzerine kuracağım. Ölüler diyarının[cehennemin] kapıları ona karşı direnemeyecek. Göklerin Egemenliğinin anahtarlarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak.
Böylece Mesih Petrus’u, cehennemin tüm gücünün dahi yıkamayacağı Kilisesi’nin temeli ve kayası olarak atamıştır. Buradan rahatça şunu çıkarabiliriz, Mesih Kilisesinin sonsuzlara kadar, cehennemin kendisine karşı bile dayanacağının güvencesini, bu otoriteye dayandırarak vermiştir. Mesih’in Petrus’a verdiği otorite ve güç böyledir. Mesih Petrus’a Cennet Krallığı’nın anahtarlarını ve bu dünyada bağlama ve çözme yetkisi vermiştir, başka bir deyişle Kilisesinde Petrus’u en yüksek otorite olarak atamıştır. İsa daha başka bir şekilde Petrus’un Kilisesinin başı olması gerektiğini söyleyemezdi. Bu sözlerle İsa Petrus’u ilk Papa olarak atamış oldu. İşin aslı Papalık dahil bir çok Hristiyan doktrini havariler zamanında bu kadar açık değildi. Yani Petrus’un ya da sonraki Roma Episkoposlarının şu anki gibi bir Papalıktan tam olarak haberleri yoktu. Petrus Elçilerin işlerinde göreceğimiz gibi Kudüs Konsilinde ilk konuşarak önderliğini belli ediyor ve kabul ediyordu. Ancak Hristiyan dünyasında Kutsal Üçlü Birlik inancı gibi bir çok doktrin zaman içinde Kutsal Ruh’un yardımıyla daha çok anlaşılmış ve gelişmiştir. Dolayısı ile İncil’e bakarak “Şu an ki gibi bir Papalıktan bahsedilmiyor” diyorsak, diğer birçok şeyden de şu an bizim bahsettiğimiz gibi bahsedilmediğini kabul etmemiz gerekir.



9- AZİZ PETRUS‘UN OTORİTESİ AZİZ PETRUS İLE BİRLİKTE ÖLMEDİ

Aziz Petrus’un otoritesi onun ölümü ile son bulmadı. Mesih öğretilerinin, lütfunun, emirlerinin tüm zamanlarda tüm insanlara ulaştırılmasını istiyordu. Mesih cehennemin bile yok edemeyeceği sonsuza kadar dayanacak bir Kilise kurdu. Ama eğer Kilise sonsuza kadar dayanacaksa Petrus öldüğünde yüksek otoritesinin başka birine geçmesi gerekiyordu. Havariler bunu anlamıştı, eğer Kilise sonsuza kadar dayanacaksa her zaman başında biri olmalıydı.Bu yüzden Petrus’dan sonra Linus ikinci Papa olarak seçildi, Cletus üçüncü oldu ve böylece günümüze kadar devam etti. İnancımızdaki en yüksek otorite böylece Hristiyanlık tarihi boyunca aktarıldı, her zaman bir Papa oldu. Bir rivayete göre kendisinden sonraki ilk üç Papa’yı da Petrus atadı çünkü hepsinin ömrü çok hızlı son buldu, şehit edildiler ve Papalıkları on yılı geçemedi. Bu yüzden bu üç Papa’nın sıralamasında kaynaklar arasında değişiklikler görülmektedir.

Aziz Petrus’tan sonra asla bozulmamış 2000 yıllık bir Papa listesi vardır.
Aziz Irenaeus
“Matta da İbraniler arasında, kendi dillerinde Müjde’yi yazmıştır, bu sırada Petrus ve Pavlus Roma’da müjdecilik yaparak Kilisenin temellerini attılar.” (Sapkınlıklara Karşı, 3, 1:1 [M.S. 189]).



Küçük Labirent
“Victor . . . Petrus‘dan sonra Roma’nın onüçüncü episkoposudur” [M.S. 211]



Eusebius (Kilise Tarihçisi)
“Pavlus, Kriskis’in Galatya’ya gönderildiğine şahitlik etmektedir[2 Tim. 4:10]. Timotheus’a yazdığı ikinci mektubunda adı geçen Linus[2 Tim. 4:21] ise onun Roma’da yoldaşıydı ve Petrus‘tan sonra Roma Kilisesinin başına geçen ikinci kişi olduğunu biliniyor. Yine Pavlus‘a göre Roma Kilisesi’nin başına geçen üçüncü kişi Clement’ti. O da “asker” olarak tanınanların arasındaydı[Filipililer 4:3]” (Kilise Tarihi 3:4:9–10 [M.S. 312]).



Aziz Augustinus
“Dünyadaki senin gibi olan diğer adamlarında suçlamalarından sonra, Roma kilisesindeki Petrus‘un oturduğu, günümüzde de Anastasius’un oturduğu Kutsal Taht size karşı ne yaptı?” (Petilani’ye karşı mektuplar 2:118 [M.S. 402]).
[Günümüzdede aslında “Vatican” şehrin adıdır, ülke olarak adı “Kutsal Taht”tır]



Aziz Augustinus
“Tüm havarisel haleflik düzenini ele alırsak, nasıl daha emin, gerçek ve güvenilir olarak, Rab‘bin “Bu kayanın üzerine Kilisemi kuracağım.”[Matt. 16:18] dediği Petrus‘dan itibaren sayabiliriz. Petrus‘un halefi Linus, Linus’un Clement, Clement’in Anacletus, Anacletus’un Evaristus. . . ” (Mektuplar53:1:2 [M.S. 412]).
Gördüğünüz gibi Papa’lık otoritesi ve makamına Kutsal Kitap, bu makamın ve otoritenin haleflere aktarılmasına da havariler, havarilerin öğrencileri, diğer episkoposlar, azizler ve erken kilisenin hepsi şahittir. Bu konuda şu an alıntılamadığım bir çok aziz, kilise babası ve tarihçinin tanıklıkları vardır (Örn. Kartacalı Cyprian, Papa Julius 1, Sardica konsili, Optatus, Jerome, Damasus, Epifanius, Ambrose, Efes Konsili,Keldani konsili, vs. vs.)



10- PAPA‘NIN YETKİLERİ

Papa Mesih’in bu dünyadaki gerçek temsilcisidir. Dinen en yüksek öğretici otoritedir. İman esaslarını konu alan doktrinler ya da ahlaksal konularda resmi olarak (Tanrı’nın Kilisesi’nin başı olarak) öğreti verdiğinde hata yapamaz çünkü Kutsal Ruh tarafından yönlendirilir. Buna inanmıyorsak Tanrı’nın hiç bir sözüne inanamayız çünkü Kutsal Ruh Kilisesi’ni, dolayısı ile tüm insanoğlunu bırakmış demektir. Yani günümüzde Papa ve Magisterium’un (Kilise Yüksek Öğretici Kurumu) Kutsal Ruh tarafından korunduğuna inanmıyorsak aynı mantıkla Kutsal Kitabı yazan havari ve elçilerinde tanıklığına güvenmememiz gerekir. Ancak evreni düzen içinde yaratan Tanrı biz imanlıları asla böyle bir karmaşanın içinde terk etmez. Papa “Cennet Krallığının anahtarlarına” sahiptir. İmansal konularda hepimiz ona uymak durumundayız.

Papa, Mesih’in sakramentleri ve diğer lütuf yolları konusunda tam otorite sahibidir.

Yukardaki sebeplerle ona Latince “baba” anlamına gelen Papa, İsa Mesih’in vekili deriz. Papa’nın Kilisedeki pozisyonuna “Kutsal Taht” ya da Petrus’un Tahtı denir.

Papa aynı zamanda bir devlet başkanıdır da, zamanında ve hala -daha az da olsa- tüm Avrupa’da ve dünyada etkisi ve nüfuzu olan bir devlet başkanı. Politik olarak aldığı kararlar (savaşlar konusundaki fikirleri, destekleri, redleri gibi) hatalı ve yanlış olabilir. Papa aynı bizim gibi, aynı Petrus gibi günahlı bir insandır ve biz diğer Katolikler gibi günah çıkarma sakramenti alır. Ancak doktrinsel ve dogmatik konularda öğreti verirken yanılamaz. Yanılabilir olsa ve Tanrı buna izin verse otoritesinin bir anlamı kalmaz ve herkes Tanrı’yı, Kutsal yazıları, dünyayı, yaşamı ve ahlakı kendisine göre “benceler” ile yorumlar ve bu kaos doğurur. İnandığımız Tanrı karmaşa Tanrısı değildir.

1. KORİNTLİLER 14:33-34
Çünkü Tanrı, karışıklık değil, esenlik Tanrısıdır.



Tarihte kötü ahlaklı ve skandallar yaratan Papalarımız oldu, ancak buna karşın 30’un üstünde Papa’mızda iman şehididir ve bir çok Aziz Papa vardır. İşin sonunda kötü olanlar ve hatta iyi olanların bir çoğu bile Kateşizme doktrinsel ya da dogmatik olarak birşeyler katmamıştır. Kötü ahlaklı bir Papa kateşizme doktrinsel ya da dogmatik birşey katacak olsaydı bile mevkiinden dolayı burada Kutsal Ruh devreye girerek onu hatadan korurdu.

Örneğin:
En son Papa’nın bildirdiği dogmalardan olan Meryem Ana’nın günahsızlığı. 1831-1846 arası görev yapan Papa 19. Gregory zamanında, farklı ülkelerden episkoposlar, bu konunun araştırması içine girdiler: Çünkü 5. yüzyıldan beri (Suriye civarlarında) 8 Aralıkta kutlanılan Meryem Ana’nın günahsızlığı bayramını inkar eden guruplar vardı. Daha sonra Papa 9. Pius, 1851 yılında konunun kesinleşmesi için bir komisyon topladı. 1851-1853 arası bu komisyonda çalışan episkoposlar fikirlerini Papa’ya sundular, ve Episkoposların büyük bir çoğunluğunun fikir birliği ile Papal Bulla’yı (yani Papalık mührünü) basarak Ineffabilis Deus (yanılmaz Tanrı) otoritesi ile ex cathedra (yani Petrus’un Tahtı mevkiinden) olarak Meryem Ana’nın günahsızlığını dogma haline getirmiştir.



Papa ve Konsiller bu tür konuları kendileri uydurmaz, geçmişten günümüze uygulanan şeylere karşı yeni ve sapkın bir öğreti çıkınca harekete geçer ve Kutsal Ruh’un yanıltmazlığı ile doğruları imanlı halka bildirirler. Durum bundan ibarettir…

Savaş açan, politik fikir belirten, ex cathedra dışında konuşan bir Papa hata yapabilir. Tüm eğitimlerine ve imanlarına rağmen onlarda insandır. Ama otorite ile Petrus’un mevkiisinden dogmatik ve doktrinsel bildirim yapan bir Papa’yı Kutsal ruh korur. Bu bildirimi yaparken yaılmazlığının geçerli olması için yukarıda saydığım üç şart aranır: Papal Bulla, Ex Cathedra, Ineffabilis Deus (yani yanılmaz oalrak konuştuğunu açıkça söylemesi). Zaten bu tür yetkisini tarihte sadece iki kez kullanıştır (Meryem Ana’nın günahsız doğumu, Meryem Ana’nın Göğe alınması)

Yani kısacası daha ilk kurulduğu anda Yahudilerin saldırılarına uğrayan, 321 yılına kadar Roma tarafından zulmedilen, 1492 yılında çeşitli lider ve Kralların kendi kiliselerini kurarak bölünmeye çalışılan Katolik Kilise, başında Petrus’un halefi ile cehennemin kendisine bile dayanacak ve yıkılmayacaktır. Baba Tanrı, Mesih İsa ve Kutsal Ruh ebediyen kilisesini koruyacaktır.

Meyve veren ağaç da taşlanacaktır…

Sevgilerimle,

Augustinus Demirbaş (2015)



KAYNAKLAR:


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Kutsal Kitap
-Instruction in the Catholic Faith (by parish priests 1976)
-Kilise Tarihi (Eusebios)
-Kilise Babalarından ve Yazarlarından Alıntılar (İstanbul 1997)


Veritasdei..

__________________
#HerSeyCokGuzeℒoℒacak..ღ ❦
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
papalık

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Papalik ve papalarin hatirlattiklari YapraK Ödev ve Tezler 0 15 Mart 2010 10:22