IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10 Kasım 2011, 08:51   #1
Çevrimiçi
Eyüp Sultan niye Sultan?


sohbet


622 yılının bir nisan günüydü Günlerdir güneş ortalığı iyice ısıtana kadar ağaçların damların üzerinden kutlu misafirlerin yolunu gözleyenler yine evlerine dönmeye hazırlanıyordu

irden ortalığı tarifi imkansız bir sevinç kapladı İki Cihan’ın Sultanı (sas) yanında ‘ikinin ikincisi’ Sıddık-ı Ekber ile Veda Tepeleri’nde görünmüştü
Dillerden dökülen ‘Ay doğdu üzerimize Veda Tepeleri’nden/Şükür gerekti bizlere Allah’a davetinden/Ey bize gönderilen/İtaat edilecek emirle geldin/Geldin Medine’ye şeref verdin/ Merhaba ey hayırlı davetçi’ beyitleri sevinç gözyaşlarına karıştı Küçük masum kızlar “Bizler Neccaroğullarının kızlarıyız Muhammed’in (sas) komşuluğu ne hoş komşuluk onun yakınlığı ve hısımlığı ne mutluluktur” diyerek istikbale çıktı O kutlu günü Hazreti Enes (ra) “Medine Allah Resûlü’nün şereflendirdiği günden daha aydınlık bir gün yaşamadı” diyerek anlatır

O gün Medine halkı Resûlüllah’ı (sas) ağırlayabilmek için birbiriyle yarış içindeydi Çünkü daha önceden Akabe’de elini tutmuşlar O’nu muhafaza edeceklerine söz vermişlerdi Evet bu tarihten üç yıl önce Allah Resûlü (sas) bir hac mevsiminde Mina’daki Akabe bölgesinde çadır kuran Medinelilerin yanına uğramış onlara İslâm’ı tebliğ etmişti Ertesi yıl 12 Medineli gelerek aynı yerde Allah Resûlü’ne biat etti Üçüncü yıl ise 73 erkek ile 2 kadın kendi canlarını ve evlâd ü ıyallerini nasıl koruyorlarsa O’nu da (sas) bütün tehlikelerden koruyacaklarına söz verdi Bu grubun içinde Eyüp Sultan Hazretleri de bulunuyordu Resûlüllah’ın elini tutarak verilen sözler tarihe Akabe Biatları olarak geçti

İşte hicret emri de gelmiş kâinâtın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Yüce Paygamber (sas) kendilerine bu sözü veren Medinelilerin yurdunu şereflendirmişti Mirac Gecesi arş üstüne çıkan kademini acaba hangi evin eşiğine basacaktı? Her geçtiği mahalde insanlar önüne çıkıyor yularından tutarak deveyi çevirmeye çalışıyor “Bizi teşrif buyur Yâ Resûlallah İşte canlarımız işte mallarımız emrine âmâdedir Bizim malımız çok çocuklarımız kuvvetli sözümüz geçer Bize misafir ol seni biz koruyalım” diyorlardı Zat-ı Risâletpenâhîlerinden (sas) ise hep aynı söz sadır oluyordu: “Deveyi bırakın O emredilmiştir”

Cibrîl-i Emîn tarafından yedilen deve (nâka) nihayet bugün Mescid-i Şeriflerinin bulunduğu o gün ise Neccaroğulları’ndan iki yetime ait olan arsada çöktü Allah Resûlü (sas) buraya akrabalarından en yakın kimin evinin olduğunu sordu Devenin çöktüğü arsa bizim Eyüp Sultan diye bildiğimiz Halid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensâri’ye ait evin önündeydi Mescid-i Nebî ve hane-i saadet yapılana kadar Âlemlerin İftiharı (sas) onun evinde misafir kaldı

Sonra hikmetle buyurdu ol Resûl


Hangi câya nâka’m eylerse nüzûl


Ben dahî ol hânenin mihmânıyım


O güzel evcin meh-i tâbânıyım


Nâka-dârı çünki Cibrîl-i Emîn


Çekdi beyt-i Hâlid’e kıldı mekîn


Hâlid ibni Zeyd-i Ensârî budur


Hem Resûlüllah alemdârı budur

Bu şerefle buldu gayet imtiyaz Cümle ashab oldu gıbtasâz Kabil-i tarif olmaz devleti Mihmandarlıkdır ânın izzeti Melik Tübbâ’dan asırlar sonrasına mektup

Şimdi de o tarihten asırlar öncesine gidelim Yemen meliklerinden Tübbâ ordusuyla sefere çıkar O zamanki ismi Yesrib olan Medine-i Münevvere’den geçerken yanındaki alimler Mekke’den İsmailoğlulları’na mensup bir peygamberin çıkacağını daha sonra bu şehre gelip yerleşeceğini haber verir Alimlerin sözleri Melik Tübbâ’nın gönlünde Âhir Zaman Nebîsi’ne (sas) karşı büyük bir muhabbet uyandırır Kendisini irşad eden âlimleri bu şehirde yerleştirir Şanlı Peygamber hicret ettiği zaman ikamet buyursun diye bir ev yaptırır Ayrıca O’na (sas) teslim edilmek üzere bir mektup yazıp mühürler Mektubun nesilden nesile vasiyet edilerek ulaştırılmasını ister İşte Resûlüllüh’ın (sas) devesinin çöktüğü Eyüb Sultan Hazretleri’ne ait ev bu evdir

Yemen Meliki’nin hicreti müteakip Fahr-i âlem Efendimiz’e takdim edilen mektubunda ise şunlar yazmaktadır:

“Melik-i Tübbâ Ümeyr bin Dürû’dan Allah’ın resûlü ve nebîsi olan Muhammed bin Abdullah’a Emmâ ba’dü ben sana senin ve her şeyin Rabbine İslâm ve iman şeriati hususunda Rabb’inden sana gelene iman ettim Ve dedim ki; eğer sana erişirsem ne mutlu Erişemezsem kıyamet gününde bana şefaatçi ol beni unutma Zira ben senin evvel ümmetindenim Daha gelmeden Allah peygamber olarak göndermezden önce Sana biat ettim Senin ve İbrahim Aleyihsselâm’ın milleti üzereyim” Mektup okunur Resûlüllah Aleyhisselâm üç kere “Merhaba salih bir kardeş olan Tübb┠buyururlar

Yaratılmışların en hayırlısı (sas) Hazreti Hâlid’in evinde yedi ay kaldı Önce alt kattaki odaya yerleşti Ama Ebû Eyyûb ile hanımı Ümmü Eyyûb Resûl-i Ekrem’in (sas) üst katında oturmaya tahammül edemedi Hatta gece testileri devrildi Alt kata sızmasın diye yorganlarıyla suyu kurulamaya çalıştılar Sabah da şanlı misafirlerinin huzuruna varıp kendisinin üst katı şereflendirmesini istediler Evlerindeki yüce misafirlerine muhabbetleri öyle derindi ki ikram ettikleri yemek kaplarında parmak izlerini arayıp bereketlenmeye çalışıyorlardı Bir gün Allah Resûlü’nün (sas) ikram ettiği yemeği yemediğini görüp sebebini sordular İçinde sarmısak olduğunu kendisine vahiy meleği geldiği için yemediğini; ama başkalarının yemesinde mahsur olmadığını beyan buyurdu Hazret-i Ebû Eyyûb müsaade edilmesine rağmen Rasûllulluh’a tâbi’ olmak için çiğ soğan-sarmısak yememeye karar verdi Efendimiz’in (sas) teşrifiyle Hazret-i Halid’in evine bereket yağdı Bir defasında Allah Resûlü için yemek hazırlamıştı Bir-iki kişiye ancak yetecek yemek için Resûlullah (sas) Ensar’dan otuz kişiyi davet etmesini emir buyurdu Otuz kişi geldi doyup gitti Ardından altmış yetmiş ve yirmi kişi daha çağırıldı O gün hazırlanan yemek yüz seksen kişiyi doyurdu Efendimiz (sas) kendi hanelerinin tamamlamasından sonra oraya intikal etti; ama Hazret-i Halid’e komşuluğu devam etti Halid ibni Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî Rasulullah’la birlikte bütün harplere katıldı O’nun (sas) vefatından sonra da cihaddan yüz çevirmedi Mısır’ın Kıbrıs adasının fethi Suriye Filistin muharebeleri onun iştirak ettiği savaşlardandır Hazret-i Osman (ra) devrinde fitneler zuhur edince halife namaza çıkamadı İmamsız kalan cemaat Hazret-i Ali’ye (ra) müracaat etti O da Mescid-i Nebevi’nin imamlığına Hz Halid’i layık gördü

İstanbul’un fethine katıldı...

Hicretin 43 senesinde (bir rivayette 48) İstanbul üzerine açılan sefere sahabe-i kiramın ileri gelenlerinden pek çok zatla birlikte iştirak etti Bu seferde İslam ordusu sıkıntılara düştüğünden muhasarayı kaldırıp geri dönmek zorunda kaldı 49 yılındaki ikinci sefere de katıldı Çatışmaların bütün hızıyla devam ettiği sırada zaten yaşı ilerlemiş olan Hazret-i Hâlid hastalandı Hazreti Peygamber’den (sas) ‘Kostantiniyye surları önünde salih bir adamın vefat edeceğini’ duyduğunu bu şahsın kendisi olacağını ümit ettiğini söyleyerek cenazesinin askerlerin ulaşabildiği en son yere defnedilmesini vasiyet etti Vasiyeti mucibince tabutu aynı zamanda harbetmekte olan askerlerin başları üzerinde taşınarak varılan en ileri noktaya defnedildi Bu manzarayı kale burçlarından seyreden Bizans kayseri ordu komutanı Yezid’e haber göndererek “Senin baban işittiğimize göre çok zeki bir adam olduğunu iddia ediyormuş ve seni bu memleketi fethetmek için buraya göndermiş

Türbesi İstanbul’un Manevi Merkezi

Eyüb Sultan Türbesi ve civarı asırlar boyunca İstanbul’da mânâ ikliminin en yoğun yaşandığı mekan haline geldi İnsanlar doğumdan evliliğe sünnetten hac için yola çıkmaya her vesilede kandilden cumaya her özel günde Alemdar-ı Resulullah’ı ziyarete koştular Fahr-i Cihan’ın (sas) Medine’deki kapı komşusuna kabir komşusu olabilmek için Karyağdı tepesinden Edirnekapı’ya kadar mezar şehir oluştu Hazreti Halid’in ziyaretçileri 1400 küsur sene sonra hâlâ eksik değil Gecenin bir vakti sıcak yataklarını terk edenler otomobillere otobüslere doluşup Eyüp Sultan Camii’ne sabah namazına gidiyor Sabahın alacakaranlığında türbe önünde yapılan hatim duasında binlerce ağızdan amin sadâları göğe yükseliyor
622 yılının bir nisan günüydü Günlerdir güneş ortalığı iyice ısıtana kadar ağaçların damların üzerinden kutlu misafirlerin yolunu gözleyenler yine evlerine dönmeye hazırlanıyordu

irden ortalığı tarifi imkansız bir sevinç kapladı İki Cihan’ın Sultanı (sas) yanında ‘ikinin ikincisi’ Sıddık-ı Ekber ile Veda Tepeleri’nde görünmüştü
Dillerden dökülen ‘Ay doğdu üzerimize Veda Tepeleri’nden/Şükür gerekti bizlere Allah’a davetinden/Ey bize gönderilen/İtaat edilecek emirle geldin/Geldin Medine’ye şeref verdin/ Merhaba ey hayırlı davetçi’ beyitleri sevinç gözyaşlarına karıştı Küçük masum kızlar “Bizler Neccaroğullarının kızlarıyız Muhammed’in (sas) komşuluğu ne hoş komşuluk onun yakınlığı ve hısımlığı ne mutluluktur” diyerek istikbale çıktı O kutlu günü Hazreti Enes (ra) “Medine Allah Resûlü’nün şereflendirdiği günden daha aydınlık bir gün yaşamadı” diyerek anlatır

O gün Medine halkı Resûlüllah’ı (sas) ağırlayabilmek için birbiriyle yarış içindeydi Çünkü daha önceden Akabe’de elini tutmuşlar O’nu muhafaza edeceklerine söz vermişlerdi Evet bu tarihten üç yıl önce Allah Resûlü (sas) bir hac mevsiminde Mina’daki Akabe bölgesinde çadır kuran Medinelilerin yanına uğramış onlara İslâm’ı tebliğ etmişti Ertesi yıl 12 Medineli gelerek aynı yerde Allah Resûlü’ne biat etti Üçüncü yıl ise 73 erkek ile 2 kadın kendi canlarını ve evlâd ü ıyallerini nasıl koruyorlarsa O’nu da (sas) bütün tehlikelerden koruyacaklarına söz verdi Bu grubun içinde Eyüp Sultan Hazretleri de bulunuyordu Resûlüllah’ın elini tutarak verilen sözler tarihe Akabe Biatları olarak geçti

İşte hicret emri de gelmiş kâinâtın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Yüce Paygamber (sas) kendilerine bu sözü veren Medinelilerin yurdunu şereflendirmişti Mirac Gecesi arş üstüne çıkan kademini acaba hangi evin eşiğine basacaktı? Her geçtiği mahalde insanlar önüne çıkıyor yularından tutarak deveyi çevirmeye çalışıyor “Bizi teşrif buyur Yâ Resûlallah İşte canlarımız işte mallarımız emrine âmâdedir Bizim malımız çok çocuklarımız kuvvetli sözümüz geçer Bize misafir ol seni biz koruyalım” diyorlardı Zat-ı Risâletpenâhîlerinden (sas) ise hep aynı söz sadır oluyordu: “Deveyi bırakın O emredilmiştir”

Cibrîl-i Emîn tarafından yedilen deve (nâka) nihayet bugün Mescid-i Şeriflerinin bulunduğu o gün ise Neccaroğulları’ndan iki yetime ait olan arsada çöktü Allah Resûlü (sas) buraya akrabalarından en yakın kimin evinin olduğunu sordu Devenin çöktüğü arsa bizim Eyüp Sultan diye bildiğimiz Halid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensâri’ye ait evin önündeydi Mescid-i Nebî ve hane-i saadet yapılana kadar Âlemlerin İftiharı (sas) onun evinde misafir kaldı

Sonra hikmetle buyurdu ol Resûl


Hangi câya nâka’m eylerse nüzûl


Ben dahî ol hânenin mihmânıyım


O güzel evcin meh-i tâbânıyım


Nâka-dârı çünki Cibrîl-i Emîn


Çekdi beyt-i Hâlid’e kıldı mekîn


Hâlid ibni Zeyd-i Ensârî budur


Hem Resûlüllah alemdârı budur

Bu şerefle buldu gayet imtiyaz Cümle ashab oldu gıbtasâz Kabil-i tarif olmaz devleti Mihmandarlıkdır ânın izzeti Melik Tübbâ’dan asırlar sonrasına mektup

Şimdi de o tarihten asırlar öncesine gidelim Yemen meliklerinden Tübbâ ordusuyla sefere çıkar O zamanki ismi Yesrib olan Medine-i Münevvere’den geçerken yanındaki alimler Mekke’den İsmailoğlulları’na mensup bir peygamberin çıkacağını daha sonra bu şehre gelip yerleşeceğini haber verir Alimlerin sözleri Melik Tübbâ’nın gönlünde Âhir Zaman Nebîsi’ne (sas) karşı büyük bir muhabbet uyandırır Kendisini irşad eden âlimleri bu şehirde yerleştirir Şanlı Peygamber hicret ettiği zaman ikamet buyursun diye bir ev yaptırır Ayrıca O’na (sas) teslim edilmek üzere bir mektup yazıp mühürler Mektubun nesilden nesile vasiyet edilerek ulaştırılmasını ister İşte Resûlüllüh’ın (sas) devesinin çöktüğü Eyüb Sultan Hazretleri’ne ait ev bu evdir

Yemen Meliki’nin hicreti müteakip Fahr-i âlem Efendimiz’e takdim edilen mektubunda ise şunlar yazmaktadır:

“Melik-i Tübbâ Ümeyr bin Dürû’dan Allah’ın resûlü ve nebîsi olan Muhammed bin Abdullah’a Emmâ ba’dü ben sana senin ve her şeyin Rabbine İslâm ve iman şeriati hususunda Rabb’inden sana gelene iman ettim Ve dedim ki; eğer sana erişirsem ne mutlu Erişemezsem kıyamet gününde bana şefaatçi ol beni unutma Zira ben senin evvel ümmetindenim Daha gelmeden Allah peygamber olarak göndermezden önce Sana biat ettim Senin ve İbrahim Aleyihsselâm’ın milleti üzereyim” Mektup okunur Resûlüllah Aleyhisselâm üç kere “Merhaba salih bir kardeş olan Tübb┠buyururlar

Yaratılmışların en hayırlısı (sas) Hazreti Hâlid’in evinde yedi ay kaldı Önce alt kattaki odaya yerleşti Ama Ebû Eyyûb ile hanımı Ümmü Eyyûb Resûl-i Ekrem’in (sas) üst katında oturmaya tahammül edemedi Hatta gece testileri devrildi Alt kata sızmasın diye yorganlarıyla suyu kurulamaya çalıştılar Sabah da şanlı misafirlerinin huzuruna varıp kendisinin üst katı şereflendirmesini istediler Evlerindeki yüce misafirlerine muhabbetleri öyle derindi ki ikram ettikleri yemek kaplarında parmak izlerini arayıp bereketlenmeye çalışıyorlardı Bir gün Allah Resûlü’nün (sas) ikram ettiği yemeği yemediğini görüp sebebini sordular İçinde sarmısak olduğunu kendisine vahiy meleği geldiği için yemediğini; ama başkalarının yemesinde mahsur olmadığını beyan buyurdu Hazret-i Ebû Eyyûb müsaade edilmesine rağmen Rasûllulluh’a tâbi’ olmak için çiğ soğan-sarmısak yememeye karar verdi Efendimiz’in (sas) teşrifiyle Hazret-i Halid’in evine bereket yağdı Bir defasında Allah Resûlü için yemek hazırlamıştı Bir-iki kişiye ancak yetecek yemek için Resûlullah (sas) Ensar’dan otuz kişiyi davet etmesini emir buyurdu Otuz kişi geldi doyup gitti Ardından altmış yetmiş ve yirmi kişi daha çağırıldı O gün hazırlanan yemek yüz seksen kişiyi doyurdu Efendimiz (sas) kendi hanelerinin tamamlamasından sonra oraya intikal etti; ama Hazret-i Halid’e komşuluğu devam etti Halid ibni Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî Rasulullah’la birlikte bütün harplere katıldı O’nun (sas) vefatından sonra da cihaddan yüz çevirmedi Mısır’ın Kıbrıs adasının fethi Suriye Filistin muharebeleri onun iştirak ettiği savaşlardandır Hazret-i Osman (ra) devrinde fitneler zuhur edince halife namaza çıkamadı İmamsız kalan cemaat Hazret-i Ali’ye (ra) müracaat etti O da Mescid-i Nebevi’nin imamlığına Hz Halid’i layık gördü

İstanbul’un fethine katıldı...

Hicretin 43 senesinde (bir rivayette 48) İstanbul üzerine açılan sefere sahabe-i kiramın ileri gelenlerinden pek çok zatla birlikte iştirak etti Bu seferde İslam ordusu sıkıntılara düştüğünden muhasarayı kaldırıp geri dönmek zorunda kaldı 49 yılındaki ikinci sefere de katıldı Çatışmaların bütün hızıyla devam ettiği sırada zaten yaşı ilerlemiş olan Hazret-i Hâlid hastalandı Hazreti Peygamber’den (sas) ‘Kostantiniyye surları önünde salih bir adamın vefat edeceğini’ duyduğunu bu şahsın kendisi olacağını ümit ettiğini söyleyerek cenazesinin askerlerin ulaşabildiği en son yere defnedilmesini vasiyet etti Vasiyeti mucibince tabutu aynı zamanda harbetmekte olan askerlerin başları üzerinde taşınarak varılan en ileri noktaya defnedildi Bu manzarayı kale burçlarından seyreden Bizans kayseri ordu komutanı Yezid’e haber göndererek “Senin baban işittiğimize göre çok zeki bir adam olduğunu iddia ediyormuş ve seni bu memleketi fethetmek için buraya göndermiş

Türbesi İstanbul’un Manevi Merkezi

Eyüb Sultan Türbesi ve civarı asırlar boyunca İstanbul’da mânâ ikliminin en yoğun yaşandığı mekan haline geldi İnsanlar doğumdan evliliğe sünnetten hac için yola çıkmaya her vesilede kandilden cumaya her özel günde Alemdar-ı Resulullah’ı ziyarete koştular Fahr-i Cihan’ın (sas) Medine’deki kapı komşusuna kabir komşusu olabilmek için Karyağdı tepesinden Edirnekapı’ya kadar mezar şehir oluştu Hazreti Halid’in ziyaretçileri 1400 küsur sene sonra hâlâ eksik değil Gecenin bir vakti sıcak yataklarını terk edenler otomobillere otobüslere doluşup Eyüp Sultan Camii’ne sabah namazına gidiyor Sabahın alacakaranlığında türbe önünde yapılan hatim duasında binlerce ağızdan amin sadâları göğe yükseliyor
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
eyüp, niye, sultan

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
El Aksa ile Eyüp Sultan aynı ekranda Spammer Haber Arşivi 0 20 Temmuz 2009 01:13