|
|
| | #1 | |
| Çevrimdışı ~ TeFeCi’nin KıZı ~ ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | TETİKTE YAŞAMAKTAN BIKTIM [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Sinir sistemi sürekli uyarılmış, zihin sürekli meşgul, kalp sürekli savunmada... Ve insan buna bir yerden sonra “normal” demeyi öğreniyor. Oysa bu normal değil. Bu, sürekli alarm halinde bir hayatta kalma provası. Her ses tehdit gibi algılanıyor. Her sessizlikte yaklaşan bir tehlike aranıyor. Gülüşler bile temkinli artık. Sevinç bile kapıyı çalmadan içeri giremiyor. Çünkü içeride hep bir “hazırlık hali” var. Düşmeye, terk edilmeye, hayal kırıklığına, kaybolmaya hazır bir beden... Zihin hiç susmuyor. Geçmişte didiklenecek bir hata. Gelecekte pusuda bekleyen bir ihtimal mutlaka bulunuyor. Şimdi, arada ezilip gidiyor. Kalp ise artık sevmeyi değil, korunmayı temel refleks haline getirmiş. Açılmadan önce yüz kere düşünüyor. Güvenmeden önce yüz kere tartıyor. İnsanı asıl yoran şey yaşananlar değil. Bitmeyen iç alarm. Sürekli tetikte yaşamak. Rahatlamayı unutturur. Mutluluğu şımarıklık gibi hissettirir. Huzuru “tehlikeli bir dalgınlık” gibi kodlar. Sürekli güçlü olmak zorunda kalmaktan. Sürekli hazırlıklı yaşamaktan. Sürekli kendini tutmaktan. Sürekli bir şeyleri önden önden kaybetmekten yoruldum. Hep ayakta durmaktan yoruldum. Hep toparlayan taraf olmaktan. Hep anlayan, idare eden, alttan alan olmaktan yoruldum. Kimse “sen de düşebilirsin” demediğinde. İnsan kendi düşme hakkını da unutuyor. Ağlamayı erteliyor, sızıyı bastırıyor. Kırılmayı ayıp sayıyor. Güç, bir noktaya kadar omuz verir insana. Ama çok uzadığında, ruhun sırtına çöken görünmez bir yüke dönüşür. Ve insan güçlü görünmek uğruna. Yavaş yavaş hissetmemeyi seçer hale gelir. Tetikte olmak bir refleks değil artık. Bir kimliğe dönüşmüş. İnsan “rahat” olmayı değil. “Saldırı gelirse ne yaparım”ı ezberlemiş. Sakinlik yabancı bir dil gibi artık. Huzur fazla sessiz olduğu için güvensiz hissettirir. Mutluluk ise “çok iyi” olduğu için şüphelidir. Beden, tehlike yokken bile kasılı kalır. Ruh, dinlenmeyi unuttuğu için neden bu kadar yorgun olduğunu anlayamaz. Ve insan, kendi hayatında bile misafir gibi dolaşır. Çünkü her an bir şey olacakmış gibi. Zihninde valizler hep kapının yanında hazır durur. İşin en acı tarafı şu. Artık tehlike geçse bile beden buna inanmıyor. Zihin “bitti” dediğinde bile “biter mi gerçekten?” diye soruyor. Kalp duyguyu hissetse bile, “Bedelini yine ben mi ödeyeceğim?” diye geri duruyor. Geçmiş çoktan bitmiş olsa bile. Sinir sistemi hâlâ oradaymış gibi davranıyor. Yara kapanmış gibi görünse de. İçeride hâlâ kanayan bir şeyler kalıyor. Bir noktada insan şunu fark ediyor. “Ben bir savaştan çıkamıyorum.” Artık karşımdaki insanlar değil düşman. Kendi içimde susmayan o alarm sesi. Tehlike belki geçti ya da azaldı. Ama beden hâlâ eski korkuların içinde yaşıyor. Ben artık savaşmak değil. Yaşamak istiyorum. Tetikte değil, temas halinde. Savunmada değil, akışta. Alarmda değil, güvende. Çünkü insanın en büyük yorgunluğu. Koşmak değil. Hiç duramamaktır. Ve evet. Sürekli tetikte yaşamaktan bıktım.
__________________ ''Zamanın Eli Değdi Bize Artık Aynı Değiliz İkimiz de'' Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir. | |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| BIKTIM ARTIK YALNIZLIKTAN | Sarya | EylulFM Paylaşım | 1 | 07 Ocak 2022 21:30 |
| Rihanna, yalnız yaşamaktan yorulduğunu söyledi.. | Kalemzede | Haber Arşivi | 0 | 07 Ekim 2011 13:27 |