IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06 Şubat 2015, 05:04   #1
Çevrimdışı
Antidepresanlar ne kadar masum?




Depresyon çağımızın gribi olarak modern insanın hayatında krallığını ilan etmiş durumda. Üstelik depresyonla baş etme çabası da bazen başlı başına bir depresyon kaynağı da olabiliyor. İşte antidepresan ilaçlar hakkında uzmanından her düzey için anlaşılabilir bilgiler…
Antidepresan depresyon nedeni olmasın!
Psikiyatriste danışmadan, reçetesiz olarak kullanılan antidepresanlar sizi hasta edebiliyor ya da siz iyi geldiğini düşünürken gerçek sorunu baskılayarak daha da ilerlemesine neden olabiliyor.
Depresif hastalıklar dünyada da ülkemizde de artış gösteriyor. Diğer yandan depresyon ile ilgili farkındalık da artıyor, birçok insan tedavi için uzmana başvuruyor. Ancak bir de kısa yolu tercih eden, kendine depresyon teşhisi koyup, eş dost tavsiyesi ile öğrendiği ilacı doğrudan eczaneden alanlar var. Acaba nasıl bir risk alıyorlar diye merak ettik ve Humanite Psikiyatri Tıp Merkezi Direktörü Prof. Dr. Sedat Özkan’a sorduk.
Depresyon hastalarının sayısındaki artışın nedeni nedir?
Birincisi; Türkiye’deki hızlı toplumsal dönüşüm, globalleşme, sosyolojik akış eskiye göre çok hızlandı. Statik bir toplumken, kentselleşme ile birlikte bunun getirdiği yeni yaşam tarzları ve uyum güçlükleri ortaya çıktı. Diğer taraftan da iletişim, internet çağı derken insanların beynine eskiye göre kat kat yeni uyaranlar gelmeye başladı. Günümüz insanı bu uyaranlara adapte olmakta zorlanıyor. Dolayısıyla sosyolojik, psikolojik sebepler, uyum süreçleri ve yaşam biçimi değişikliklerinden dolayı toplumda kaygı bozuklukları ve depresif hastalıklar arttı. Birçok genç insanda ortaya çıkan uyum sorunu, okul başarısızlığı, ergenlik sorunları gibi konuların ardında da örtülü depresyon olabiliyor.
Depresyon hastaları hastalıkları ile yüzleşiyor mu?


Eskiden uzmana başvurulmaz, depresif tablolar farklı davranış bozukluklarına, uyum güçlüklerine ve çatışmalara yol açardı. Oysa bir insanın beden sağlığının bozulması onu etkiler ama bir insanın ruh salığının bozulması bedenin yanı sıra o kişinin tüm ilişkilerini, var oluşunu, hayata bakışını ve mutluluğunu etkiler. Klasikleşmiş bir lafım vardır: “Psikolojik sağlık bozuksa yatak odalarından meclis koridorlarına kadar tüm ilişkiler bozulur.” Eskiden depresyon fark edilmediği için ailede, toplumda birçok çatışma, uyumsuzluk ve mutsuzluğa yol açıyordu. Şimdi psikolojiye ve psikiyatriye karşı direnç biraz kırıldı. Bireylerde farkındalık arttı.
Bu konunun olumlu tarafı; ya uzmana gitmeden ilaç kullananlar?
Bizim açımızdan depresyon, tüberküloz ya da şeker hastalığı gibi bir tablo. Yani tıbbi bir durum... Depresif hastalığın sebepleri, süreçleri çok geniş bir yelpazenin içinde yer alıyor. Biyolojik, sosyolojik, bilinçaltı süreçleriyle ya da yetiştirme tarzıyla, yaşam durumuyla ilgili olabilir. Ama sonuç olarak depresyondaki kişinin beyin işlevleri bozulmuştur. Etkilenen beyin işlevleri de zaman içerisinde bütün bedeni, yaşam ilişkilerini, duygularını, algılarını, tepkilerini olumsuz etkileyecektir. Bir taraftan farkındalığın artması güzel ama depresyon el yordamıyla, tavsiyeyle, rastgele ilaç kullanarak tedavi edilecek bir tablo değil. Psikiyatri uzmanları bu iş için var. Antidepresan kullanımının artmasını yadırgamıyorum, hatta memnuniyetle karşılıyorum ancak hangi hastada hangi antidepresanın, hangi dozda, hangi sürede kullanılacağı bilinçli karar verilmesi gereken bir konudur, diğer branşların değil, sadece psikiyatri uzmanının vereceği bir karardır. Aksi takdirde birçok tıbbi, zihinsel, cinsel yan etkiler doğuracaktır.
Büyük bir risk alınıyor diyebilir miyiz?
Örneğin hipertansiyonu olan hastaya verilecek ilaçların alt tipleri vardır ve hangi hastaya hangisini vereceğine uzman karar verir. Antidepresiflerde de durum farklı değil. Yanlış ilaç kullanılırsa daha sıkıntılı durumlar ortaya çıkar. Kişi ilaç yan etkilerinden muzdarip olur, iş uzar, kronikleşir. Hepsi değerli ilaçlar ama bakkaldan alır gibi alınmaz. Bir kısmı beyni hızlandırır, bir kısmı sakinleştirir. Huzursuzluğu, uykusuzluğu olan hasta yanlış ilaç alırsa bu durumları artar. Diğer taraftan içe dönmüş asosyal bir depresyon hastası yanlış ilaç alırsa daha da içe döner. Depresyon tek bir hastalık değil ki! Depresyon benim zihnimde akciğer hastalıkları gibi geniş bir yelpazedir. Orada bir uçta bronşit diğer uçta akciğer kanseri vardır örneğin. Depresyon da bizim için aynıdır, alt tipleri vardır. Hastalığın sebep ve süreçlerini kavrayarak ilaç yazarız. Hatta hastayı ilk görüşte hemen ilaç yazmayız, bazı psikolojik tetkikler isteyebiliriz. İlacı yazarken kaç saat sonra beynin neresine gideceğini, kaç günde etkili olacağını, vücuttan çekince ne olacağını, hangisinde bağımlılık riski olduğunu bilmek için yıllarımızı veriyoruz. Her depresyon hastası ilaç almalı mı?
Her depresyon da ilaç gerektirmez. Bazıları mutsuzdur, “Depresyondayım” der. Bu kişiye antidepresan vermeyiz; zihnini canlandırırız, motivasyonunu, hevesini artırırız. Bazen tembellik de depresyon diye gelir karşımıza. Orada da ilaç vermeyiz. Kişi ayrılık yaşamıştır, depresyonda olduğunu zanneder. Ona da ilaç verilmez. Bir yas yaşıyordur ve böyle durumlarda antidepresan vermek sorunla yüzleşmeyi zorlaştırır. Bu kişilerle görüşmeyi, bakış açısını, soruna yaklaşım ve ele alış biçimini, zihnini değiştirmeyi tercih ederiz.
Tavsiye üzerine ilaç alan ve “Ama bana iyi geliyor” diyenlere ne söylemek istersiniz?
İyi hissetmesi her zaman antidepresanın iyi geldiği anlamına gelmez. Hastalığı maskeliyor da olabilir. Düşünün; ağrınız varsa bu bir uyarıdır, vücut sinyal verir. Uzman ağrı kesiciyi verip geçmez, niye ağrıdığı ile ilgilenir. Ağrıyı fazla bastırırsanız bedenin uyarıcı mekanizmalarını dikkate almazsınız. Ağrı kesiciyi kestiğinizde ağrıya neden olan alttaki sürece müdahalede de geç kalınmış olabilir.
Depresyon ilaçlarının mekanizması nasıl çalışıyor?
Beyin müthiş bir organ… Beş yaşındaki bir çocuğun beyninin yaptığı işlevleri yapabilecek bir bilgisayar mümkün olsaydı o bilgisayar Amerika kıtası büyüklüğünde olacaktı deniliyor. İnsan organizmasının en müthiş bölümü… Beyinde 100 milyar küsur nöron ve onların aralarında acayip bir iletişim hattı var. Her nöron bir fabrika gibi kendisine gelen kimyasal maddeyi alıp yeni bir kimyasal madde üretiyor. Depresif hasta ile sağlıklı kişide beyne gelen kimyasallar açısından bir fark yok. Ancak ya üretimde hata oluyor ya da imalat sürecinde yavaşlama… Üretim defolu olursa psikoz yani akıl hastalıkları gelişiyor. İmalat yavaşlarsa beyin de, beden de, ruh da yavaşlıyor. Bazı antidepresanlar yavaş çalışan bu fabrikayı hızlandırıyor. Bir de fabrikadan çıkan ürünün nakliyesinde yavaşlama oluyor. O da başka bir tür depresyon. Bazı ilaçlar da bu nakliyatı hızlandırıyor.
Antidepresan ömür boyu mu kullanılır?
Ömür boyu kullanılanlar da var ama onlar çok daha az… Depresyon düzelir ama bazı depresyonların tekrarlama riski vardır. Onlara artık depresyon değil, duygudurum bozukluğu deriz. Bu hastalarda depresif dönemin tekrarlanmasını engellemeye dönük duygudurum düzenleyiciler veririz. Bunun dışında ömür boyu antidepresan kullanımı yanlıştır. Depresyon gelişmesini engelleyen koruyucu ilaçları kullanırken dahi altı ayda bir hastanın kan düzeyine, organ sistemlerine etkilerine ve yan etkilerine ve gıdalarla, diğer ilaçlarla etkileşimlerine bakarız.
İlacın yarattığı değişim kalıcı oluyor mu?
Depresyon hastalarının çoğunda beyindeki kimyasal düzensizlik zaten geçici oluyor. Altı ay, bir yıl içinde tıpkı bir enfeksiyonu düzeltir gibi bunu düzeltirsiniz. Ama bazı depresyonlar duygudurum bozukluğuna bağlıdır. Onu da diyabet gibi düşünün; hayat boyu bir tedavi gerektirir. Bu hastalara duygudurum düzenleyici verilir. Bir insan antidepresan veya duygudurum düzenleyici ilaçları belli bir süre kullanınca beyni artık eski beyin olmuyor. Şeker hastası bir insanın pankreası ömür boyu insülin üretemez çünkü pankreas insülin üretmeyi tekrar öğrenemez. Ama beyin öğrenir. İlaçlarla sağlıklı çalışmayı sağlıyoruz ve beyin doğru doğru çalıştıkça doğru çalışmayı öğreniyor. Beyin aşılanıyor.
Alsın mı almasın mı?
Prof. Dr. Sedat Özkan’a şöyle sorduk: “Okuyucumuz Gizem Hanım şu sıralar depresyonda olduğunu düşünüyor ve bir yakınının tavsiye ettiği antidepresanı alma aşamasında… Ona neler tavsiye edersiniz?” İşte yanıtı…
•Kendi başınıza karar verip ilaç almayın; beyninize, metabolizmanıza, endokrin sisteminize ve organlarınıza zarar verebilirsiniz.
•Kendinizi yargılamadan, suçlamadan ve yadırgamadan, insan olmanın doğallığı içinde kendinizle yüzleşin. Son zamanlarda ne hissettiğinizi, ne düşündüğünüzü gözden geçirin. Birkaç ay öncesine göre uykunuzda, cinselliğinizde, duygularınızda, düşüncelerinizde, heyecanınızda neler değişti?

•Kendinize yukarıdan bakın ve eski Gizem ile yeni Gizem’i karşılaştırın.
•Arada belirgin bir fark varsa ters giden bir şeyler var demektir ve bu tıbbi bir durumdur. Tercihen önce psikiyatriste gidin. Depresyon ile gelip başka hastalıkların teşhis edildiği hastalar da vardır. Bunu ancak uzman bir psikiyatrist anlayabilir. Başvuracağınız psikiyatristin uzman klinik psikologlarla bir ekip olarak çalışmasını da önemseyin.
İnsanın ruhuna iyi gelen her şey beynine, bedenine ve hayatına iyi geliyor. Uzman takibindeki antidepresif tedaviden de antidepresif bakış açısından da antidepresif zihniyetten de antidepresif yaşamdan da korkmayın.
Her ilacın yan etkisi farklı
Antidepresan ilaçların bir bölümü cinselliği olumsuz etkiliyor, isteği azaltabiliyor. Erkekte sertleşme sorunu, kadında orgazmı geciktirme görülebiliyor. Diğer bir grup ise kabızlık, terleme ve kilo artışına neden olabiliyor. Prof. Dr. Sedat Özkan, antidepresanların yaşam kalitesini biraz düşürebildiğini ancak yan etkilerin geçici olduğunu ve aktif dönemdeki bir hastanın bunları önemsemeyeceğini söylüyor ve ekliyor: “Antidepresan ilaç kişiye özel verilmeli. Yaşı, yaşam biçimi ve tercihleri ile hastalığın niteliği bir arada dikkate alınmalı. Önümüzdeki 10-15 yıl içinde beynin sadece ilgili bölümlerine etki edecek ve yan etkisi azalmış antidepresanlar çıkacağına inanıyorum.”
Depresyon çağımızın gribi olarak modern insanın hayatında krallığını ilan etmiş durumda. Üstelik depresyonla baş etme çabası da bazen başlı başına bir depresyon kaynağı da olabiliyor. İşte antidepresan ilaçlar hakkında uzmanından her düzey için anlaşılabilir bilgiler…
Antidepresan depresyon nedeni olmasın!
Psikiyatriste danışmadan, reçetesiz olarak kullanılan antidepresanlar sizi hasta edebiliyor ya da siz iyi geldiğini düşünürken gerçek sorunu baskılayarak daha da ilerlemesine neden olabiliyor.
Depresif hastalıklar dünyada da ülkemizde de artış gösteriyor. Diğer yandan depresyon ile ilgili farkındalık da artıyor, birçok insan tedavi için uzmana başvuruyor. Ancak bir de kısa yolu tercih eden, kendine depresyon teşhisi koyup, eş dost tavsiyesi ile öğrendiği ilacı doğrudan eczaneden alanlar var. Acaba nasıl bir risk alıyorlar diye merak ettik ve Humanite Psikiyatri Tıp Merkezi Direktörü Prof. Dr. Sedat Özkan’a sorduk.
Depresyon hastalarının sayısındaki artışın nedeni nedir?
Birincisi; Türkiye’deki hızlı toplumsal dönüşüm, globalleşme, sosyolojik akış eskiye göre çok hızlandı. Statik bir toplumken, kentselleşme ile birlikte bunun getirdiği yeni yaşam tarzları ve uyum güçlükleri ortaya çıktı. Diğer taraftan da iletişim, internet çağı derken insanların beynine eskiye göre kat kat yeni uyaranlar gelmeye başladı. Günümüz insanı bu uyaranlara adapte olmakta zorlanıyor. Dolayısıyla sosyolojik, psikolojik sebepler, uyum süreçleri ve yaşam biçimi değişikliklerinden dolayı toplumda kaygı bozuklukları ve depresif hastalıklar arttı. Birçok genç insanda ortaya çıkan uyum sorunu, okul başarısızlığı, ergenlik sorunları gibi konuların ardında da örtülü depresyon olabiliyor.
Depresyon hastaları hastalıkları ile yüzleşiyor mu?


Eskiden uzmana başvurulmaz, depresif tablolar farklı davranış bozukluklarına, uyum güçlüklerine ve çatışmalara yol açardı. Oysa bir insanın beden sağlığının bozulması onu etkiler ama bir insanın ruh salığının bozulması bedenin yanı sıra o kişinin tüm ilişkilerini, var oluşunu, hayata bakışını ve mutluluğunu etkiler. Klasikleşmiş bir lafım vardır: “Psikolojik sağlık bozuksa yatak odalarından meclis koridorlarına kadar tüm ilişkiler bozulur.” Eskiden depresyon fark edilmediği için ailede, toplumda birçok çatışma, uyumsuzluk ve mutsuzluğa yol açıyordu. Şimdi psikolojiye ve psikiyatriye karşı direnç biraz kırıldı. Bireylerde farkındalık arttı.
Bu konunun olumlu tarafı; ya uzmana gitmeden ilaç kullananlar?
Bizim açımızdan depresyon, tüberküloz ya da şeker hastalığı gibi bir tablo. Yani tıbbi bir durum... Depresif hastalığın sebepleri, süreçleri çok geniş bir yelpazenin içinde yer alıyor. Biyolojik, sosyolojik, bilinçaltı süreçleriyle ya da yetiştirme tarzıyla, yaşam durumuyla ilgili olabilir. Ama sonuç olarak depresyondaki kişinin beyin işlevleri bozulmuştur. Etkilenen beyin işlevleri de zaman içerisinde bütün bedeni, yaşam ilişkilerini, duygularını, algılarını, tepkilerini olumsuz etkileyecektir. Bir taraftan farkındalığın artması güzel ama depresyon el yordamıyla, tavsiyeyle, rastgele ilaç kullanarak tedavi edilecek bir tablo değil. Psikiyatri uzmanları bu iş için var. Antidepresan kullanımının artmasını yadırgamıyorum, hatta memnuniyetle karşılıyorum ancak hangi hastada hangi antidepresanın, hangi dozda, hangi sürede kullanılacağı bilinçli karar verilmesi gereken bir konudur, diğer branşların değil, sadece psikiyatri uzmanının vereceği bir karardır. Aksi takdirde birçok tıbbi, zihinsel, cinsel yan etkiler doğuracaktır.
Büyük bir risk alınıyor diyebilir miyiz?
Örneğin hipertansiyonu olan hastaya verilecek ilaçların alt tipleri vardır ve hangi hastaya hangisini vereceğine uzman karar verir. Antidepresiflerde de durum farklı değil. Yanlış ilaç kullanılırsa daha sıkıntılı durumlar ortaya çıkar. Kişi ilaç yan etkilerinden muzdarip olur, iş uzar, kronikleşir. Hepsi değerli ilaçlar ama bakkaldan alır gibi alınmaz. Bir kısmı beyni hızlandırır, bir kısmı sakinleştirir. Huzursuzluğu, uykusuzluğu olan hasta yanlış ilaç alırsa bu durumları artar. Diğer taraftan içe dönmüş asosyal bir depresyon hastası yanlış ilaç alırsa daha da içe döner. Depresyon tek bir hastalık değil ki! Depresyon benim zihnimde akciğer hastalıkları gibi geniş bir yelpazedir. Orada bir uçta bronşit diğer uçta akciğer kanseri vardır örneğin. Depresyon da bizim için aynıdır, alt tipleri vardır. Hastalığın sebep ve süreçlerini kavrayarak ilaç yazarız. Hatta hastayı ilk görüşte hemen ilaç yazmayız, bazı psikolojik tetkikler isteyebiliriz. İlacı yazarken kaç saat sonra beynin neresine gideceğini, kaç günde etkili olacağını, vücuttan çekince ne olacağını, hangisinde bağımlılık riski olduğunu bilmek için yıllarımızı veriyoruz. Her depresyon hastası ilaç almalı mı?
Her depresyon da ilaç gerektirmez. Bazıları mutsuzdur, “Depresyondayım” der. Bu kişiye antidepresan vermeyiz; zihnini canlandırırız, motivasyonunu, hevesini artırırız. Bazen tembellik de depresyon diye gelir karşımıza. Orada da ilaç vermeyiz. Kişi ayrılık yaşamıştır, depresyonda olduğunu zanneder. Ona da ilaç verilmez. Bir yas yaşıyordur ve böyle durumlarda antidepresan vermek sorunla yüzleşmeyi zorlaştırır. Bu kişilerle görüşmeyi, bakış açısını, soruna yaklaşım ve ele alış biçimini, zihnini değiştirmeyi tercih ederiz.
Tavsiye üzerine ilaç alan ve “Ama bana iyi geliyor” diyenlere ne söylemek istersiniz?
İyi hissetmesi her zaman antidepresanın iyi geldiği anlamına gelmez. Hastalığı maskeliyor da olabilir. Düşünün; ağrınız varsa bu bir uyarıdır, vücut sinyal verir. Uzman ağrı kesiciyi verip geçmez, niye ağrıdığı ile ilgilenir. Ağrıyı fazla bastırırsanız bedenin uyarıcı mekanizmalarını dikkate almazsınız. Ağrı kesiciyi kestiğinizde ağrıya neden olan alttaki sürece müdahalede de geç kalınmış olabilir.
Depresyon ilaçlarının mekanizması nasıl çalışıyor?
Beyin müthiş bir organ… Beş yaşındaki bir çocuğun beyninin yaptığı işlevleri yapabilecek bir bilgisayar mümkün olsaydı o bilgisayar Amerika kıtası büyüklüğünde olacaktı deniliyor. İnsan organizmasının en müthiş bölümü… Beyinde 100 milyar küsur nöron ve onların aralarında acayip bir iletişim hattı var. Her nöron bir fabrika gibi kendisine gelen kimyasal maddeyi alıp yeni bir kimyasal madde üretiyor. Depresif hasta ile sağlıklı kişide beyne gelen kimyasallar açısından bir fark yok. Ancak ya üretimde hata oluyor ya da imalat sürecinde yavaşlama… Üretim defolu olursa psikoz yani akıl hastalıkları gelişiyor. İmalat yavaşlarsa beyin de, beden de, ruh da yavaşlıyor. Bazı antidepresanlar yavaş çalışan bu fabrikayı hızlandırıyor. Bir de fabrikadan çıkan ürünün nakliyesinde yavaşlama oluyor. O da başka bir tür depresyon. Bazı ilaçlar da bu nakliyatı hızlandırıyor.
Antidepresan ömür boyu mu kullanılır?
Ömür boyu kullanılanlar da var ama onlar çok daha az… Depresyon düzelir ama bazı depresyonların tekrarlama riski vardır. Onlara artık depresyon değil, duygudurum bozukluğu deriz. Bu hastalarda depresif dönemin tekrarlanmasını engellemeye dönük duygudurum düzenleyiciler veririz. Bunun dışında ömür boyu antidepresan kullanımı yanlıştır. Depresyon gelişmesini engelleyen koruyucu ilaçları kullanırken dahi altı ayda bir hastanın kan düzeyine, organ sistemlerine etkilerine ve yan etkilerine ve gıdalarla, diğer ilaçlarla etkileşimlerine bakarız.
İlacın yarattığı değişim kalıcı oluyor mu?
Depresyon hastalarının çoğunda beyindeki kimyasal düzensizlik zaten geçici oluyor. Altı ay, bir yıl içinde tıpkı bir enfeksiyonu düzeltir gibi bunu düzeltirsiniz. Ama bazı depresyonlar duygudurum bozukluğuna bağlıdır. Onu da diyabet gibi düşünün; hayat boyu bir tedavi gerektirir. Bu hastalara duygudurum düzenleyici verilir. Bir insan antidepresan veya duygudurum düzenleyici ilaçları belli bir süre kullanınca beyni artık eski beyin olmuyor. Şeker hastası bir insanın pankreası ömür boyu insülin üretemez çünkü pankreas insülin üretmeyi tekrar öğrenemez. Ama beyin öğrenir. İlaçlarla sağlıklı çalışmayı sağlıyoruz ve beyin doğru doğru çalıştıkça doğru çalışmayı öğreniyor. Beyin aşılanıyor.
Alsın mı almasın mı?
Prof. Dr. Sedat Özkan’a şöyle sorduk: “Okuyucumuz Gizem Hanım şu sıralar depresyonda olduğunu düşünüyor ve bir yakınının tavsiye ettiği antidepresanı alma aşamasında… Ona neler tavsiye edersiniz?” İşte yanıtı…
•Kendi başınıza karar verip ilaç almayın; beyninize, metabolizmanıza, endokrin sisteminize ve organlarınıza zarar verebilirsiniz.
•Kendinizi yargılamadan, suçlamadan ve yadırgamadan, insan olmanın doğallığı içinde kendinizle yüzleşin. Son zamanlarda ne hissettiğinizi, ne düşündüğünüzü gözden geçirin. Birkaç ay öncesine göre uykunuzda, cinselliğinizde, duygularınızda, düşüncelerinizde, heyecanınızda neler değişti?

•Kendinize yukarıdan bakın ve eski Gizem ile yeni Gizem’i karşılaştırın.
•Arada belirgin bir fark varsa ters giden bir şeyler var demektir ve bu tıbbi bir durumdur. Tercihen önce psikiyatriste gidin. Depresyon ile gelip başka hastalıkların teşhis edildiği hastalar da vardır. Bunu ancak uzman bir psikiyatrist anlayabilir. Başvuracağınız psikiyatristin uzman klinik psikologlarla bir ekip olarak çalışmasını da önemseyin.
İnsanın ruhuna iyi gelen her şey beynine, bedenine ve hayatına iyi geliyor. Uzman takibindeki antidepresif tedaviden de antidepresif bakış açısından da antidepresif zihniyetten de antidepresif yaşamdan da korkmayın.
Her ilacın yan etkisi farklı
Antidepresan ilaçların bir bölümü cinselliği olumsuz etkiliyor, isteği azaltabiliyor. Erkekte sertleşme sorunu, kadında orgazmı geciktirme görülebiliyor. Diğer bir grup ise kabızlık, terleme ve kilo artışına neden olabiliyor. Prof. Dr. Sedat Özkan, antidepresanların yaşam kalitesini biraz düşürebildiğini ancak yan etkilerin geçici olduğunu ve aktif dönemdeki bir hastanın bunları önemsemeyeceğini söylüyor ve ekliyor: “Antidepresan ilaç kişiye özel verilmeli. Yaşı, yaşam biçimi ve tercihleri ile hastalığın niteliği bir arada dikkate alınmalı. Önümüzdeki 10-15 yıl içinde beynin sadece ilgili bölümlerine etki edecek ve yan etkisi azalmış antidepresanlar çıkacağına inanıyorum.”
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
antidepresanlar, kadar, masum, ne

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Light Yaşamın Sırları; Light Gıdalar Sandığınız Kadar Masum Mu? Lcia Diyet ve Sağlıklı Beslenme 0 16 Ocak 2015 21:32
Kimse Acınacak Kadar Masum Değildir - Cindy Gerard Zen Kitap Tanıtımları 1 22 Mayıs 2014 01:13
Ücretsiz mesaj programları ne kadar masum? Zen Programlar 0 18 Mart 2013 16:11
Ne Kadar Masum AnsweR Komik Loglar 1 15 Temmuz 2005 23:21