IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01 Mart 2015, 15:18   #1
Çevrimdışı
Zor Olan Umut Etmek, Umudu Diri Tutmak, Yaşatmak




Belki, Allah yanlış insanlarla tanışmamızı istedi, doğru insanı tanımadan önce. Böylece en sonunda doğru insanla tanıştığımızda, bu hediyenin ne yüce olduğunu anlamamız için. Belki, mutluluk kapısı kapandığında, başkası açılıyordur… Böyle zamanlarda kapanan kapıya öyle uzun bakarız ki, bizim için açılan diğer kapıyı görmeyiz bile.

Belki, en iyi arkadaşlık, karşılıklı birer koltukta, tek bir kelime etmediğiniz, gözlerimizle anlaştığımız ve giderken bunun hayatınızdaki en iyi sohbet olduğunu düşündüğünüz kişilerde saklıdır.

Belki, elimizde olanın kıymetini kaybettiğimizde anladığımız doğru olabilir,
Elimize gelene kadar neler kaçırdığımızın farkına varamadığımız da doğrudur.

Belki, Cumhuriyet'in değerini bilmenin, bir arada dostça yaşayabilmenin, zorluklara birlikte göğüs gerebilmenin, özgürlüğü hissedebilmenin, yarınlara güvenle bakabilmenin değerini bilmek; olduğunu henüz anlayamamışızdır

Belki, Çanakkale’de, Conk Bayırında canları pahasına mücadele eden binlerce isimsiz kahramanımızın bu vatanda kurduğu Cumhuriyet yönetiminin, çok büyük fedakârlıklarla kazanılan ölüm kalım savaşında yitirdiğimiz binlerce şehidin, binlerce gazinin ölüm harcı olduğunu,

Kurulan bu büyük eserin her yönü ile gelişmesi, geliştirilmesi, doğabilecek her türlü tehlikeden titizlikle korunmasının kaçınılmaz bir görev olduğunu da onun yokluğunda anlayacağız.

Son günlerde kaybetme korkusu, tehlikesi bizi sarmışken belki de en çok konuşulan kelime “UMUT”. Gazete başlıklarından, kafelerdeki sohbetlere kadar her cümleye egemen olan UMUT. En ihtiyacımız olan şey.

Etrafımızda gelişen olaylar bizleri kuşatma altına almış. Ne dünü, ne de geleceği görmek mümkün. Umut sandığımız her şey bizleri yolda bırakıyor. Ekonomik sistemler bir gecede çökebiliyor, Güvendiğimiz insanlar bizleri bir anda yolda bırakabiliyor. Üniversite mezunu olmak veya yabancı bir dil bilebilmek yetmiyor artık. İşsizlik var. İçlerimizde kaybolan şeyler var her gün, her gün hayal kırıklıklarıyla ve olamadıklarımızla yüzleşmek zorundayız.

Yaşamlarımız elimizden gelip geçiyor. Ne anı tutabiliyoruz, nede bir sonrakini. Her gece yorgunlukla evlerimize dönüp, kronik yalnızlığımızla ve tüm gün bizleri takip eden, arkamızdan alaycı laflar atan, taşlayan kayboluşluğumuz geceleyin daha çok güç kazanıyor bize karşı. Her an, en derinlerden bir şeyler bizi öldürüyor. Sessizce ağlamayı sessizce kabul etmeyi öğreniyoruz.

Karanlıkta yapılacak en iyi şey gözlerini kapatmaktır, ta ki aydınlığa kadar, sabaha aydınlığa dirilme ümidiyle. Ama fikri bile korkutucuydu. Kim isterdi yeniden aynı kısır döngüye, aynı ölüme dirilmeyi?

Evet, yukarıda çizdiğimiz gibi umutsuzluk senaryoları, söylevleri aslında o kadar kolaydır ki, birçoğunu belki de yaşıyoruz. Oysa zor olan umut etmek, umudu diri tutmak, yaşatmak. Yaşamda ayakta kalabilmenin yolu umut, sanırım umuda sarılanların, doğumla ölüm arasında geçen o zaman süresinde, hemen her dönemeçte umudun mutlaka bir biçimde var olduğunu, insanların şöyle veya böyle bir umuda sarılarak yaşamlarını sürdürdüklerini, zorlukların üstesinden bu şekilde geldiklerini görürsünüz. Umut, insanın geleceğe dair beklentileri, özlemleri, hayalleri ve hedefleridir."Umutsuz yaşanmaz" denir. Öyledir gerçekten, insan umutsuz yaşayamaz.

Kaldır başını göğe!
Bir umut hep vardır.
Güneş her gün doğar
Güneşe aç yüreğinin perdelerini
Ne varsa gecenin karanlığında
Her sabah yıka, arıt...
Her gün yeni bir başlangıçtır
Her gün tazelenir umut seslenir sana
"Bak ben yine buradayım
Yılma, yorulma"...
Bir umut hep vardır.

Kime ait olduğunu bilmediğim ama çok sevdiğim aşağıdaki öyküyü sizlerle paylaşmak isterim...

Mumların Öyküsü!
“”Dört tane mum usul usul yanıyordu...
Ortalık o kadar sessizdi ki, mumların konuşmalarını duyabiliyordunuz...
Birinci mum dedi ki:
''Ben BARIŞ'ım.
Ama kimse benim yanmama yardımcı olmuyor. Sanırım yakında söneceğim.''
Alevi hızla azaldı ve sonunda tamamen söndü.
İkinci mum:
''Ben VEFA'yım.
Ne yazık ki artık vazgeçilmez değilim. Onun için, bundan sonra yanıp durmamın bir anlamı kalmadı.''
Sözlerini tamamladığında esen hafif bir rüzgâr onu tamamen söndürdü...
Sırası geldiğinde üçüncü mum, hüzünlü bir sesle dedi ki:
''Ben SEVGİ’yim!
Yanacak gücüm kalmadı. İnsanlar beni unuttu, değerimi anlamıyorlar. En yakınlarını sevmeyi bile unuttular.''
SEVGİ 'de daha fazla beklemeden sönüp gitti...
Ansızın.
Odaya bir çocuk girdi ve üç mumunda yanmadığını gördü.
''Neden yanmıyorsunuz? Sizin sonsuza kadar yanmanız gerekmiyor muydu?'' dedi.
Ve ardından ağlamaya başladı...
O zaman dördüncü mum konuşmaya başladı:
''Korkma, ben yandığım sürece öteki mumları da yeniden yakabiliriz, ben UMUT'um!''
Çocuk parlayan gözleriyle UMUT mumunu aldı ve öteki mumları birer birer yaktı...
UMUT ışığı yaşamımızdan hiç eksik olmamalı...
...Ki hepimiz onunla birlikte VEFA'yı, BARIŞ'ı ve SEVGİ'yi yaşatabilelim...””
Yaşama Umutla, inançla bakmak, mutlu olup olmamak tamamıyla kişinin tercihi.

Bakınız Roosevelt bu konuda ne diyor; "İzniniz olmadıkça kimse size zarar veremez." Gandi ise; "Biz kendi elimizle teslim etmedikçe, onlar özsaygımızı alamazlar." diyerek üzüntülerin ve mutsuzlukların kaynağının kişinin kendisi olduğunun üzerini vurguluyor. Hiç kimse iznimiz olmadan bizi üzemez, şayet mutsuzsak bu kendi tercihimizdir. Kendimizin mutsuz olmasına izin vermeyelim...

Yaşama inat, doğduğumuzda, biz ağlarken kahkahalarla gülen çevremizdekilere inat, inançlarımız sevgilerimiz, mecnunsu aşklarımız, tertemiz yüreğimiz, sevgi dolu kalbimiz dostane, babacan tavrımız ile bir gün yaşama elveda dediğimizde ağlayan biz değil çevremizdekiler olsun. Bizse kahkahalarla gülen ölümü bile dimdik ayakta karşılayanlardan olalım Yolunuz yüreğiniz kadar aydınlık, uğurunuz ve bahtınız açık olsun. Mutlu Umut’lu yarınlara...

Yazar Hakkında
Mali müşavir ve eğitimci olan Nevzat Erdağ aynı zamanda yönetim danışmanlığı yapmaktadır. Yayınlanmış 12 kitabı bulunmaktadır. Erdağ'ın ayrıca sosyal ve mesleki içerikli 100'ün üzerinde yayınlanmış makalesi
Belki, Allah yanlış insanlarla tanışmamızı istedi, doğru insanı tanımadan önce. Böylece en sonunda doğru insanla tanıştığımızda, bu hediyenin ne yüce olduğunu anlamamız için. Belki, mutluluk kapısı kapandığında, başkası açılıyordur… Böyle zamanlarda kapanan kapıya öyle uzun bakarız ki, bizim için açılan diğer kapıyı görmeyiz bile.

Belki, en iyi arkadaşlık, karşılıklı birer koltukta, tek bir kelime etmediğiniz, gözlerimizle anlaştığımız ve giderken bunun hayatınızdaki en iyi sohbet olduğunu düşündüğünüz kişilerde saklıdır.

Belki, elimizde olanın kıymetini kaybettiğimizde anladığımız doğru olabilir,
Elimize gelene kadar neler kaçırdığımızın farkına varamadığımız da doğrudur.

Belki, Cumhuriyet'in değerini bilmenin, bir arada dostça yaşayabilmenin, zorluklara birlikte göğüs gerebilmenin, özgürlüğü hissedebilmenin, yarınlara güvenle bakabilmenin değerini bilmek; olduğunu henüz anlayamamışızdır

Belki, Çanakkale’de, Conk Bayırında canları pahasına mücadele eden binlerce isimsiz kahramanımızın bu vatanda kurduğu Cumhuriyet yönetiminin, çok büyük fedakârlıklarla kazanılan ölüm kalım savaşında yitirdiğimiz binlerce şehidin, binlerce gazinin ölüm harcı olduğunu,

Kurulan bu büyük eserin her yönü ile gelişmesi, geliştirilmesi, doğabilecek her türlü tehlikeden titizlikle korunmasının kaçınılmaz bir görev olduğunu da onun yokluğunda anlayacağız.

Son günlerde kaybetme korkusu, tehlikesi bizi sarmışken belki de en çok konuşulan kelime “UMUT”. Gazete başlıklarından, kafelerdeki sohbetlere kadar her cümleye egemen olan UMUT. En ihtiyacımız olan şey.

Etrafımızda gelişen olaylar bizleri kuşatma altına almış. Ne dünü, ne de geleceği görmek mümkün. Umut sandığımız her şey bizleri yolda bırakıyor. Ekonomik sistemler bir gecede çökebiliyor, Güvendiğimiz insanlar bizleri bir anda yolda bırakabiliyor. Üniversite mezunu olmak veya yabancı bir dil bilebilmek yetmiyor artık. İşsizlik var. İçlerimizde kaybolan şeyler var her gün, her gün hayal kırıklıklarıyla ve olamadıklarımızla yüzleşmek zorundayız.

Yaşamlarımız elimizden gelip geçiyor. Ne anı tutabiliyoruz, nede bir sonrakini. Her gece yorgunlukla evlerimize dönüp, kronik yalnızlığımızla ve tüm gün bizleri takip eden, arkamızdan alaycı laflar atan, taşlayan kayboluşluğumuz geceleyin daha çok güç kazanıyor bize karşı. Her an, en derinlerden bir şeyler bizi öldürüyor. Sessizce ağlamayı sessizce kabul etmeyi öğreniyoruz.

Karanlıkta yapılacak en iyi şey gözlerini kapatmaktır, ta ki aydınlığa kadar, sabaha aydınlığa dirilme ümidiyle. Ama fikri bile korkutucuydu. Kim isterdi yeniden aynı kısır döngüye, aynı ölüme dirilmeyi?

Evet, yukarıda çizdiğimiz gibi umutsuzluk senaryoları, söylevleri aslında o kadar kolaydır ki, birçoğunu belki de yaşıyoruz. Oysa zor olan umut etmek, umudu diri tutmak, yaşatmak. Yaşamda ayakta kalabilmenin yolu umut, sanırım umuda sarılanların, doğumla ölüm arasında geçen o zaman süresinde, hemen her dönemeçte umudun mutlaka bir biçimde var olduğunu, insanların şöyle veya böyle bir umuda sarılarak yaşamlarını sürdürdüklerini, zorlukların üstesinden bu şekilde geldiklerini görürsünüz. Umut, insanın geleceğe dair beklentileri, özlemleri, hayalleri ve hedefleridir."Umutsuz yaşanmaz" denir. Öyledir gerçekten, insan umutsuz yaşayamaz.

Kaldır başını göğe!
Bir umut hep vardır.
Güneş her gün doğar
Güneşe aç yüreğinin perdelerini
Ne varsa gecenin karanlığında
Her sabah yıka, arıt...
Her gün yeni bir başlangıçtır
Her gün tazelenir umut seslenir sana
"Bak ben yine buradayım
Yılma, yorulma"...
Bir umut hep vardır.

Kime ait olduğunu bilmediğim ama çok sevdiğim aşağıdaki öyküyü sizlerle paylaşmak isterim...

Mumların Öyküsü!
“”Dört tane mum usul usul yanıyordu...
Ortalık o kadar sessizdi ki, mumların konuşmalarını duyabiliyordunuz...
Birinci mum dedi ki:
''Ben BARIŞ'ım.
Ama kimse benim yanmama yardımcı olmuyor. Sanırım yakında söneceğim.''
Alevi hızla azaldı ve sonunda tamamen söndü.
İkinci mum:
''Ben VEFA'yım.
Ne yazık ki artık vazgeçilmez değilim. Onun için, bundan sonra yanıp durmamın bir anlamı kalmadı.''
Sözlerini tamamladığında esen hafif bir rüzgâr onu tamamen söndürdü...
Sırası geldiğinde üçüncü mum, hüzünlü bir sesle dedi ki:
''Ben SEVGİ’yim!
Yanacak gücüm kalmadı. İnsanlar beni unuttu, değerimi anlamıyorlar. En yakınlarını sevmeyi bile unuttular.''
SEVGİ 'de daha fazla beklemeden sönüp gitti...
Ansızın.
Odaya bir çocuk girdi ve üç mumunda yanmadığını gördü.
''Neden yanmıyorsunuz? Sizin sonsuza kadar yanmanız gerekmiyor muydu?'' dedi.
Ve ardından ağlamaya başladı...
O zaman dördüncü mum konuşmaya başladı:
''Korkma, ben yandığım sürece öteki mumları da yeniden yakabiliriz, ben UMUT'um!''
Çocuk parlayan gözleriyle UMUT mumunu aldı ve öteki mumları birer birer yaktı...
UMUT ışığı yaşamımızdan hiç eksik olmamalı...
...Ki hepimiz onunla birlikte VEFA'yı, BARIŞ'ı ve SEVGİ'yi yaşatabilelim...””
Yaşama Umutla, inançla bakmak, mutlu olup olmamak tamamıyla kişinin tercihi.

Bakınız Roosevelt bu konuda ne diyor; "İzniniz olmadıkça kimse size zarar veremez." Gandi ise; "Biz kendi elimizle teslim etmedikçe, onlar özsaygımızı alamazlar." diyerek üzüntülerin ve mutsuzlukların kaynağının kişinin kendisi olduğunun üzerini vurguluyor. Hiç kimse iznimiz olmadan bizi üzemez, şayet mutsuzsak bu kendi tercihimizdir. Kendimizin mutsuz olmasına izin vermeyelim...

Yaşama inat, doğduğumuzda, biz ağlarken kahkahalarla gülen çevremizdekilere inat, inançlarımız sevgilerimiz, mecnunsu aşklarımız, tertemiz yüreğimiz, sevgi dolu kalbimiz dostane, babacan tavrımız ile bir gün yaşama elveda dediğimizde ağlayan biz değil çevremizdekiler olsun. Bizse kahkahalarla gülen ölümü bile dimdik ayakta karşılayanlardan olalım Yolunuz yüreğiniz kadar aydınlık, uğurunuz ve bahtınız açık olsun. Mutlu Umut’lu yarınlara...

Yazar Hakkında
Mali müşavir ve eğitimci olan Nevzat Erdağ aynı zamanda yönetim danışmanlığı yapmaktadır. Yayınlanmış 12 kitabı bulunmaktadır. Erdağ'ın ayrıca sosyal ve mesleki içerikli 100'ün üzerinde yayınlanmış makalesi
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
diri, etmek, olan, tutmak, umudu, umut, yaşatmak, zor

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hz. Ömer Kızını Diri Diri Toprağa Gömmüş müdür? Elysian Genel İslami Konular 0 23 Nisan 2014 20:32
Diri diri gömün kuşları, artık kanat çırpmasınlar Frozen Aşk ve Sevgi Köşesi 0 04 Şubat 2011 00:38
3 cesetle diri diri gömüldüğü mezardan 10 gün sonra canlı çıktı! Süslü Esrarengiz Olaylar 10 17 Mayıs 2010 23:25
Ayakları kokuyor diye kocasını diri diri yaktı Süslü Esrarengiz Olaylar 10 14 Nisan 2010 19:58