IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24 Mayıs 2012, 13:07   #1
Çevrimdışı
Kuranda Samediyet


sohbet




Ehadiyet yüce Allah'ın esma ve sıfatının cüz’iyyattaki tecelliyatını ve tasarrufunu, vâhidiyet ise külliyattaki tecelli ve tasarrufunu ifade eder. Güneşin ışığı, ısısı ve yedi renginin kar taneciklerinin her birinde ve her parlak şeyde görünen yansıması ve parlaması ehadiyete, deniz yüzündeki parlamasını da vâhidiyete misal olabilir. Yüce Allah'ın emir ve iradesinin hava unusuruna hükmetmesi vahidiyetin, her bir hava zerresine hükmetmesi de ehadiyetin gereğidir. Misalleri çoğaltmak mümkünüdür.


Yüce Allah'ın kâinatın bütününü ihata eden tüm varlıklarda ve eşyada bir anda ve birden hükmetmesi, tasarrufu ve esma ve sıfatın tecellisi vahidiyetin, aynı anda bütün kâinatın en cüz’i, en küçük biriminde de aynı şekilde irade ve kudretinin, esma ve sıfatının tecellisi de ehadiyetin gereğidir. Her iki cihette de şirke ve bir başkasının iştirakine imkân olmamasını ifade eder.

Yüce Allah'ın arşa istivasını ifade eden kâinatın bütününe hükmetmesi vahidiyetin, arşın küçük bir numunesi olan her bir insanın kalbine hükmetmesi ise ehadiyetinin gereğidir. Kalpten arşa, zerreden kâinatın tümüne kadar hiçbir şeyde şirke ve iştirake yer olmaması ehadiyet ve vahidiyetin gereğidir.


Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bu konuya şu şekilde açıklık ve netlik getirmiştir. “Vahidiyet ise, bütün o mevcudat birinindir ve birine bakar ve birinin icadıdır demektir. Ehadiyet ise her şeyde Hâlik-ı Külli Şey’in ekser esması tecelli ediyor demektir.” (Mektubat, 2004, s. 396)


Bu hususu çok mükemmel bir şekilde açıklayan Bediüzzaman izahlarına şöyle devam eder: “Şu kâinatta, şu görünen tasarrufat ve ef'âl ile hükmeden Sâni-i Kadîrin kudretine nispeten, en büyük küll, en küçük cüz kadar kolay gelir. Efradca kesretli bir küllînin icadı, bir tek cüz'înin icadı kadar suhuletlidir. Ve en âdi bir cüz'îde, en yüksek bir kıymet-i san'at gösterilebilir. Şu hakikatin sırr-ı hikmeti üç menbadan çıkar: Evvelâ: İmdad-ı vâhidiyetten. Saniyen: Yüsr-ü vahdetten. Salisen: Tecellî-i ehadiyetten.


İmdad-ı Vahidiyet: Her şey birine ait olsa, başkasının müdahalesi olmadığı için bir şeyi arkasına bütün her şeyi yığabilir. Böylece bütün eşya bir şey gibi kolayca idare edilebilir. Bunun için bir ülkede bir padişah bulunur ve her şey padişahın iradesine baktığı için bir tek neferin imdadına bir orduyu gönderebilir. Bir nefer de bütün ordunun gücünü ve padişahın iradesini arkasına aldığı için bir ordu kadar iş görebilir. Devlet namına der her işi yapabilir. Padişah de çıkardığı bir ferman ve kanun ile bütün ülkeyi bir köy gibi idare edebilir. Aynen bunun gibi yüce Allah şeriki olmadığı ve her şey emrine amade olduğu için bir çiçeği yaratmak için bütün kâinatı o çiçeğin imdadına gönderir ve bir baharı bir çiçek kolaylığında icat edebilir. Vahdet, yani birlik olmazsa ne bir baharı ne de bir çiçeği yaratamaz. Zira bir çiçek bütün eşya ve kâinat ile alakadardır. Her şeye gücü yetmeyen ve bütün eşyaya sahip olmayan bir tek şeyi yapamaz.


Yüsr-ü Vahdet: Birlik usulü ile bir merkezden, bir elden, bir kanun ile yapılan işler gayet derecede kolay yapılır. Çeşitli merkezlere ve farklı ellere dağıtılsa o iş o derece zor olur. Bir ordunun idaresi bir kumandana verilse bir nefer gibi kolay idare edilirken, bir neferin idaresi birçok kumandana havale edilse o nefer hiçbir şey yapamaz. Bir ordunun silahları ve elbiseleri ve levazımatı bir fabrikadan bir merkezden verilse bir orduyu teçhiz etmek bir nefer gibi kolay olurken, bir neferin ihtiyaçları birçok fabrikalara havale edilse bir neferin teçhizi bir ordu kadar müşkül ve zor olur. Yüce Allah'ın şeriki olmadığı ve her şeyi bir merkezden bir emirle ve ilim, irade ve kudreti ile idare ve icat ettiği için bütün kâinatı bir tek nefer gibi kolayca icat ve idare eder.


Tecelli-i Ehadiyet: Yüce Allah cisim ve cismanî olmadığı için zaman ve mekân onu kayıt altına alamaz. Kevn ve mekân onun şuhuduna ve huzuruna müdahale edemez. Sebepler ve vasıtalar ona engel olamaz. Teveccühüne ve her şeyi bir anda görmesine, bütün ihtiyaçları bir anda işitmesine ve her yerde ilim, irade ve kudreti ile bir anda bulunmasına hiçbir şey engel olamaz. Bunun için bir işi diğer bir işine mani olamaz. Her işi bir iş gibi kolay yapar. Bir çekirdekte bir ağacı ve neslini yerleştirdiği gibi, bir insan hücresinde de bütün insanlık neslini yerleştirir ve zamanı gelince ortaya çıkarır. Bütün kâinatı bir tek varlık gibi kolayca idare eder. Nasıl ki nuraniyet sırrı ile güneş bir zerreye verdiği tecelliyi aynı anda bütün varlıklara verir ve bir işi diğerine mani olmadığı gibi, bir zerreye verdiği ışık ile bütün zerrelere verdiği ışık arasında hiçbir zorlama ve farklılık olmaz. Biri ile tümü arasında fark yoktur. Yüce Allah da nur ve nurani olan bütün esma ve sıfatı ile her yerde hazır ve her şeye nazır olarak bütün esması ile her yerde tecelli eder ve bütün eşyayı bir tel şey gibi idare eder. Aynı anda her yerde birden bütün işleri bizzat kendisi yapar, bir iş diğerine mani olmaz. Her şeyi külfetsiz kolayca bir anda yapabilir.


İşte ehadiyet ve vahidiyet tecellisinden dolayıdır ki bütün mevcudat bir tek Sânie verildiği vakit, bütün mevcudat bir tek mevcut gibi kolayca idare edilir. Her bir mevcut sanatça bütün mevcudat kadar değerli olur. (Mektubat, 414–420)





Ehadiyet yüce Allah'ın esma ve sıfatının cüz’iyyattaki tecelliyatını ve tasarrufunu, vâhidiyet ise külliyattaki tecelli ve tasarrufunu ifade eder. Güneşin ışığı, ısısı ve yedi renginin kar taneciklerinin her birinde ve her parlak şeyde görünen yansıması ve parlaması ehadiyete, deniz yüzündeki parlamasını da vâhidiyete misal olabilir. Yüce Allah'ın emir ve iradesinin hava unusuruna hükmetmesi vahidiyetin, her bir hava zerresine hükmetmesi de ehadiyetin gereğidir. Misalleri çoğaltmak mümkünüdür.


Yüce Allah'ın kâinatın bütününü ihata eden tüm varlıklarda ve eşyada bir anda ve birden hükmetmesi, tasarrufu ve esma ve sıfatın tecellisi vahidiyetin, aynı anda bütün kâinatın en cüz’i, en küçük biriminde de aynı şekilde irade ve kudretinin, esma ve sıfatının tecellisi de ehadiyetin gereğidir. Her iki cihette de şirke ve bir başkasının iştirakine imkân olmamasını ifade eder.

Yüce Allah'ın arşa istivasını ifade eden kâinatın bütününe hükmetmesi vahidiyetin, arşın küçük bir numunesi olan her bir insanın kalbine hükmetmesi ise ehadiyetinin gereğidir. Kalpten arşa, zerreden kâinatın tümüne kadar hiçbir şeyde şirke ve iştirake yer olmaması ehadiyet ve vahidiyetin gereğidir.


Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bu konuya şu şekilde açıklık ve netlik getirmiştir. “Vahidiyet ise, bütün o mevcudat birinindir ve birine bakar ve birinin icadıdır demektir. Ehadiyet ise her şeyde Hâlik-ı Külli Şey’in ekser esması tecelli ediyor demektir.” (Mektubat, 2004, s. 396)


Bu hususu çok mükemmel bir şekilde açıklayan Bediüzzaman izahlarına şöyle devam eder: “Şu kâinatta, şu görünen tasarrufat ve ef'âl ile hükmeden Sâni-i Kadîrin kudretine nispeten, en büyük küll, en küçük cüz kadar kolay gelir. Efradca kesretli bir küllînin icadı, bir tek cüz'înin icadı kadar suhuletlidir. Ve en âdi bir cüz'îde, en yüksek bir kıymet-i san'at gösterilebilir. Şu hakikatin sırr-ı hikmeti üç menbadan çıkar: Evvelâ: İmdad-ı vâhidiyetten. Saniyen: Yüsr-ü vahdetten. Salisen: Tecellî-i ehadiyetten.


İmdad-ı Vahidiyet: Her şey birine ait olsa, başkasının müdahalesi olmadığı için bir şeyi arkasına bütün her şeyi yığabilir. Böylece bütün eşya bir şey gibi kolayca idare edilebilir. Bunun için bir ülkede bir padişah bulunur ve her şey padişahın iradesine baktığı için bir tek neferin imdadına bir orduyu gönderebilir. Bir nefer de bütün ordunun gücünü ve padişahın iradesini arkasına aldığı için bir ordu kadar iş görebilir. Devlet namına der her işi yapabilir. Padişah de çıkardığı bir ferman ve kanun ile bütün ülkeyi bir köy gibi idare edebilir. Aynen bunun gibi yüce Allah şeriki olmadığı ve her şey emrine amade olduğu için bir çiçeği yaratmak için bütün kâinatı o çiçeğin imdadına gönderir ve bir baharı bir çiçek kolaylığında icat edebilir. Vahdet, yani birlik olmazsa ne bir baharı ne de bir çiçeği yaratamaz. Zira bir çiçek bütün eşya ve kâinat ile alakadardır. Her şeye gücü yetmeyen ve bütün eşyaya sahip olmayan bir tek şeyi yapamaz.


Yüsr-ü Vahdet: Birlik usulü ile bir merkezden, bir elden, bir kanun ile yapılan işler gayet derecede kolay yapılır. Çeşitli merkezlere ve farklı ellere dağıtılsa o iş o derece zor olur. Bir ordunun idaresi bir kumandana verilse bir nefer gibi kolay idare edilirken, bir neferin idaresi birçok kumandana havale edilse o nefer hiçbir şey yapamaz. Bir ordunun silahları ve elbiseleri ve levazımatı bir fabrikadan bir merkezden verilse bir orduyu teçhiz etmek bir nefer gibi kolay olurken, bir neferin ihtiyaçları birçok fabrikalara havale edilse bir neferin teçhizi bir ordu kadar müşkül ve zor olur. Yüce Allah'ın şeriki olmadığı ve her şeyi bir merkezden bir emirle ve ilim, irade ve kudreti ile idare ve icat ettiği için bütün kâinatı bir tek nefer gibi kolayca icat ve idare eder.


Tecelli-i Ehadiyet: Yüce Allah cisim ve cismanî olmadığı için zaman ve mekân onu kayıt altına alamaz. Kevn ve mekân onun şuhuduna ve huzuruna müdahale edemez. Sebepler ve vasıtalar ona engel olamaz. Teveccühüne ve her şeyi bir anda görmesine, bütün ihtiyaçları bir anda işitmesine ve her yerde ilim, irade ve kudreti ile bir anda bulunmasına hiçbir şey engel olamaz. Bunun için bir işi diğer bir işine mani olamaz. Her işi bir iş gibi kolay yapar. Bir çekirdekte bir ağacı ve neslini yerleştirdiği gibi, bir insan hücresinde de bütün insanlık neslini yerleştirir ve zamanı gelince ortaya çıkarır. Bütün kâinatı bir tek varlık gibi kolayca idare eder. Nasıl ki nuraniyet sırrı ile güneş bir zerreye verdiği tecelliyi aynı anda bütün varlıklara verir ve bir işi diğerine mani olmadığı gibi, bir zerreye verdiği ışık ile bütün zerrelere verdiği ışık arasında hiçbir zorlama ve farklılık olmaz. Biri ile tümü arasında fark yoktur. Yüce Allah da nur ve nurani olan bütün esma ve sıfatı ile her yerde hazır ve her şeye nazır olarak bütün esması ile her yerde tecelli eder ve bütün eşyayı bir tel şey gibi idare eder. Aynı anda her yerde birden bütün işleri bizzat kendisi yapar, bir iş diğerine mani olmaz. Her şeyi külfetsiz kolayca bir anda yapabilir.


İşte ehadiyet ve vahidiyet tecellisinden dolayıdır ki bütün mevcudat bir tek Sânie verildiği vakit, bütün mevcudat bir tek mevcut gibi kolayca idare edilir. Her bir mevcut sanatça bütün mevcudat kadar değerli olur. (Mektubat, 414–420)



  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
kuranda, samediyet

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kuranda Hz. İsa Freedom Hristiyanlık 0 03 Aralık 2010 15:05
Kuranda tevbe kavramı Lady İslamiyet 0 25 Mayıs 2010 08:56