IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07 Aralık 2011, 20:33   #1
Çevrimdışı
Lökositler:


sohbet


LÖKOSİTLER:
Bütün bu farklı hücre tiplerine ait isimleri ve fonksiyonları öğrenmek biraz zor ancak bunları öğrendiğiniz takdirde bilimsel makaleleri daha rahat anlayabilirsiniz. Aşağıda bu farklı tipteki hücreleri anlamanıza yardımcı olacak kısa bir özet bulunmaktadır.

Tüm beyaz kan hücreleri lökosit olarak bilinmektedir. Beyaz kan hücreleri vücuttaki normal hücrelere benzemezler. Bağımsız, tek hücreli organizmalar gibi davranırlar, hareket ederler ve yabancı partikülleri yakalarlar. Beyaz kan hücreleri hareket tarzı olarak amiplere benzerler ve yabancı hücreleri fagositoz ederler. Pek çok beyaz kan hücresi bölünmezler ancak vücudun belirli bölgesinde onları üreten fabrikalar vardır. Bu fabrikalar ise kemik ilikleridir.
Lökositler 3 gruba ayrılırlar
Gronülositler, lökositlerin %50-60’ını oluştururlar. Gronülositler de kendi arasında 3 gruba ayrılırlar. Nötrofiller, Eosinofiller ve bazofiller. Gronülositler isimlerini taşıdıkları granüllerden alırlar. Bu granüller hücre tipine bağlı olarak farklı tipteki kimyasallar içerirler.
Lenfositler; Lökositlerin %30-40’ını oluştururlar. Lenfositler de kendi arasında iki grupa ayrılırlar; B-Hücreleri (kemik iliğinde olgunlaşırlar) ve T-Hücreleri (timusta olgunlaşırlar)
Monositler; Lökositlerin yaklaşık %7’sini oluştururlar. Monositler daha sonra makrofajlara dönüşürler.
Tüm beyaz kan hücreleri kemik iliğinde ? kök hücreleri olgunlaştıkları zaman pek çok farklı tipte lökosite dönüşen hücrelerdir. Mesela bir fare alırsınız, onun yeni kan hücreleri meydana getirecek olan kemik iliğini radyasyon ile öldürürsünüz ve sonra farenin kan dolaşımına kök hücreleri enjekte ederseniz kök hücreleri bölünecek ve beyaz kan hücrelerinin tüm tiplerine farklılaşacaktırlar. bir “Kemik İliği Transplantayonu” bir vericiden alınan kan hücrelerinin kan dolaşımına enjekte edilmesi ile başarılmaktadır. Kök hücreleri yollarını şaşırtıcı bir şekilde bularak, iliğe yerleşmekte ve orayı evi yapmaktadır. Her bir tipteki beyaz kan hücresi İ.S.’de özel bir rol oynamaktadır ve ayrıca kendilerini farklı yönlerde değiştirebilirler.
Nötrofller: nötrofiller en çok görülen beyaz kan hücreleridir. Kemik iliğinde her gün trilyonlarca üretilirler ve kan dolaşımına salınırlar. Ancak yaşamları kısadır (genellikle bir gün). Kan dolaşımındaki nötrofiller kılcal damarların duvarlarından dokulara geçiş yapabilirler. Nötrofiller yabancı maddelerle karşılaştıkları zaman çekimlenirler. Bir yeriniz kesildiği zaman nötrofiller kemotaxis adı verilen bir işlem ile çekimlenirler. Pek çok tek hücreli organizmalar aynı işlemi kullanırlar. Kemotaxis, bir kimyasalın yüksek konsantrasyonlarında mobil hücrelerin hareketlenmeleridir. Nötrtofil yabancı partikülü veya bir bakteriyi bulduğu zaman onu fagosite eder ve enzim salgılar. Granüllerindeki Hidrojen Peroxid ve diğer kimyasallar bakteriyi öldürür. Ciddi bir enfeksiyonda ise irin meydana gelir. İrin basitçe ölü nötrofil ve diğer hücresel kalıntılardır denilebilir.
Eosinofiller ve Basofiller: Eosinofiller ve Basofiller nötrofiller kadar yaygın değildirler. Eosinofiller derideki ve akciğerdeki parazitlere odaklanmışlardır. Basofiller ise histamin taşırlar ve bu nedenle inflammasyonun meydana gelmesinde önemlidir. İ.S. açısından inflammasyon iyi bir şeydir. Kapillerlerin genişlemesini sağlar ve daha fazla kan akışına olanak verir. Böylelikle İ.S.’in hücreleri enfeksiyon bölgesine ulaşır.
Makrofajlar: Makrofajlar en büyük kan hücreleridir. Monositler kemik iliğinden salgılanırlar, kan dolaşımında bulunurlar dokulara girerler ve makrofajlara dönüşürler. Pek çok sinir dokusu kendi makrofajına sahiptir. Mesela bazı makrofajlar akciğerde yaşar ve akciğerlerin temiz tutulmasını ( toz ve sigara dumanı gibi yabancı partiküllerden ) sağlar ve hastalanmasını önler ( bakteri ve mikroplar tarafından ) derideki makrofajlar, langerhans hücreleri olarak adlandırılır. Ayrıca makrofajlar serbestçe dolaşırlar. Diğer bir görevleri de ölü nötrofilleri ve irini temizlemektir.
Lenfositler: Lenfositler pek çok bakteriyel ve viral enfeksiyonlar ile mücadele ederler. Lenfositler kemik iliğinden kaynaklanırlar. İlikte olgunlaşan hücreler, kan dolaşımına girmeden önce B-Hücreleri oluştururlar. T-Hücreleri de ilikten kaynaklanırlar ancak kan dolaşımı ile timusa hareket ederler. Ve orada olgunlaşırlar. T-Hücreleri ve B-Hücreleri sıklıkla kan dolaşımında bulunurlar ancak lenf dolaşımında yoğunlaşmaya meyillidirler. (özellikle timus ve dalak gibi lenf nodüllerinde )
B-Hücreleri: B-Hücreleri uyarıldıkları zaman plazma hücreleri olgunlaşmaktadır. Bu hücreler antikor meydana getirirler. Her istilacı yabancı faktör için özel bir B-Hücresi vardır. Eğer bu istilacı ile karşılaşırsa B-Hücreleri bu istilacıya özel milyonlarca antikor salgılar.
T-Hücreleri: T-Hücreleri yabancı hücreler saldırırlar ve onları öldürürler. T-Hücreleri katil T-Hücreleri olarak bilinir ve bu hücreler vücuttaki virüsleri sezer ve onları öldürür. Diğer iki tip T-Hücreleri ise yardımcı ve baskılayıcı T-Hücreleridir. Bu hücreler Katil T-Hücrelerine yardım ederek immun cevabın oluşmasına katkıda bulunurlar.
Yardımcı T-Hücreleri oldukça ilginç ve de önemlidir. Bu hücreler makrofajlar tarafından salgılanan İnterlökin –1 ile aktive edilir. Aktive edilen yardımcı T-Hücreleri önce İnterlökin-2 üretirler sonra interferon ve diğer kimyasalları salgılarlar. Nötrofiller, makrofajlar , T-Hücreleri ve B-Hücreleri arasındaki etkileşim düzeyi gerçekten de çok şaşırtıcıdır
Beyaz Kan Hücreleri:Beyaz kan hücreleri İ.S. için çok önemli olduklarından bunlar İ.S.’in sağlıklı olup olmadığını anlamak için kullanılırlar. Güçlü bağışıklık sistemini veya zayıf bağışıklık sistemini tanımlamak için bir kan örneğindeki farklı Beyaz Kan Hücreleri sayılır. Normal bir beyaz kan hücresi sayısı, 1ml kanda 4000-11000 hücredir. Baskılayıcı T-Hücresi ile yardımcı T-Hücresi arasındaki oran 1.8-2.0 ise normaldir. 1ml. Kandaki normal nötrofil miktarı ise 1.500-8.000’dir.
Beyaz Kan hücreleri hakkında sorulabilecek önemli bir soru “ Beyaz Kan Hücrelerinin neye saldıracaklarını nasıl bildikleridir ” Neden Beyaz Kan Hücreleri vücuttaki diğer bütün hücrelere saldırmıyor ? Vücudumuzdaki tüm hücrelerin içersinde “Major Histocompatibility Kompleksi (MHC) ” adı verilen bir sistem mevcuttur. Bu sistem vücudumuzun hücrelerini işaretlemektedir.İ.S. bu işareti taşımayan bir hücre bulduğu zaman bu hücrenin size ait olup olmadığını tanımlıyor ve harekete geçiyor.
Bir organizmanın hemen hemen tüm hücrelerinin membranlarında bulunan MHC protein moleküllerinin iki tipi vardır. İnsanlarda bu moleküller 6 kromozom üzerinde aynı bölgede toplanmış birkaç gen tarafından kodlanmıştır. Her gen oldukça fazla sayıda allele sahiptir (bir genin değişik formları) sonuç olarak iki farklı bireyin aynı MHC molekülüne sahip olması oldukça nadirdir. Bu da doku uyuşmazlığının temel nedenini oluşturmaktadır.
MHC molekülleri immun sistemin önemli bileşenlerindendir. MHC molekülleri, istilacı hücrenin dış yüzeyine ait olan protein fragmentlerini İ.S. hücrelerine sunarak immun cevabın oluşmasını sağlayan T-Hücreleri MHC moleküllerine bağlı olan yabancı proteinleri tanır ve bağlanır. Bu, T-Hücresini enfekte olmuş hücreyi yok etmesi veya tamir etmesi için uyarır. Enfekte olmuş sağlıklı hücrelerde MHC molekülü kendi hücresine ait olan peptidleri sunar, böylece T-Hücreleri de bu hücrelere karşı reaksiyon göstermez. Bununla birlikte immun sistem doğru çalışmaz ise T-Hücreleri kendi peptidlerine reaksiyon göstereceklerdir. Buda otoimmun hastalıkların meydana gelmesine neden olur.
Tüm bu bilgiler, İ.S. ile ilgili meseleleri daha rahat anlayabilmenizi sağlayacaktır. Aşağıda İ.S. ile ilişkili bazı olaylara değinilmiştir.
LÖKOSİTLER:
Bütün bu farklı hücre tiplerine ait isimleri ve fonksiyonları öğrenmek biraz zor ancak bunları öğrendiğiniz takdirde bilimsel makaleleri daha rahat anlayabilirsiniz. Aşağıda bu farklı tipteki hücreleri anlamanıza yardımcı olacak kısa bir özet bulunmaktadır.

Tüm beyaz kan hücreleri lökosit olarak bilinmektedir. Beyaz kan hücreleri vücuttaki normal hücrelere benzemezler. Bağımsız, tek hücreli organizmalar gibi davranırlar, hareket ederler ve yabancı partikülleri yakalarlar. Beyaz kan hücreleri hareket tarzı olarak amiplere benzerler ve yabancı hücreleri fagositoz ederler. Pek çok beyaz kan hücresi bölünmezler ancak vücudun belirli bölgesinde onları üreten fabrikalar vardır. Bu fabrikalar ise kemik ilikleridir.
Lökositler 3 gruba ayrılırlar
Gronülositler, lökositlerin %50-60’ını oluştururlar. Gronülositler de kendi arasında 3 gruba ayrılırlar. Nötrofiller, Eosinofiller ve bazofiller. Gronülositler isimlerini taşıdıkları granüllerden alırlar. Bu granüller hücre tipine bağlı olarak farklı tipteki kimyasallar içerirler.
Lenfositler; Lökositlerin %30-40’ını oluştururlar. Lenfositler de kendi arasında iki grupa ayrılırlar; B-Hücreleri (kemik iliğinde olgunlaşırlar) ve T-Hücreleri (timusta olgunlaşırlar)
Monositler; Lökositlerin yaklaşık %7’sini oluştururlar. Monositler daha sonra makrofajlara dönüşürler.
Tüm beyaz kan hücreleri kemik iliğinde ? kök hücreleri olgunlaştıkları zaman pek çok farklı tipte lökosite dönüşen hücrelerdir. Mesela bir fare alırsınız, onun yeni kan hücreleri meydana getirecek olan kemik iliğini radyasyon ile öldürürsünüz ve sonra farenin kan dolaşımına kök hücreleri enjekte ederseniz kök hücreleri bölünecek ve beyaz kan hücrelerinin tüm tiplerine farklılaşacaktırlar. bir “Kemik İliği Transplantayonu” bir vericiden alınan kan hücrelerinin kan dolaşımına enjekte edilmesi ile başarılmaktadır. Kök hücreleri yollarını şaşırtıcı bir şekilde bularak, iliğe yerleşmekte ve orayı evi yapmaktadır. Her bir tipteki beyaz kan hücresi İ.S.’de özel bir rol oynamaktadır ve ayrıca kendilerini farklı yönlerde değiştirebilirler.
Nötrofller: nötrofiller en çok görülen beyaz kan hücreleridir. Kemik iliğinde her gün trilyonlarca üretilirler ve kan dolaşımına salınırlar. Ancak yaşamları kısadır (genellikle bir gün). Kan dolaşımındaki nötrofiller kılcal damarların duvarlarından dokulara geçiş yapabilirler. Nötrofiller yabancı maddelerle karşılaştıkları zaman çekimlenirler. Bir yeriniz kesildiği zaman nötrofiller kemotaxis adı verilen bir işlem ile çekimlenirler. Pek çok tek hücreli organizmalar aynı işlemi kullanırlar. Kemotaxis, bir kimyasalın yüksek konsantrasyonlarında mobil hücrelerin hareketlenmeleridir. Nötrtofil yabancı partikülü veya bir bakteriyi bulduğu zaman onu fagosite eder ve enzim salgılar. Granüllerindeki Hidrojen Peroxid ve diğer kimyasallar bakteriyi öldürür. Ciddi bir enfeksiyonda ise irin meydana gelir. İrin basitçe ölü nötrofil ve diğer hücresel kalıntılardır denilebilir.
Eosinofiller ve Basofiller: Eosinofiller ve Basofiller nötrofiller kadar yaygın değildirler. Eosinofiller derideki ve akciğerdeki parazitlere odaklanmışlardır. Basofiller ise histamin taşırlar ve bu nedenle inflammasyonun meydana gelmesinde önemlidir. İ.S. açısından inflammasyon iyi bir şeydir. Kapillerlerin genişlemesini sağlar ve daha fazla kan akışına olanak verir. Böylelikle İ.S.’in hücreleri enfeksiyon bölgesine ulaşır.
Makrofajlar: Makrofajlar en büyük kan hücreleridir. Monositler kemik iliğinden salgılanırlar, kan dolaşımında bulunurlar dokulara girerler ve makrofajlara dönüşürler. Pek çok sinir dokusu kendi makrofajına sahiptir. Mesela bazı makrofajlar akciğerde yaşar ve akciğerlerin temiz tutulmasını ( toz ve sigara dumanı gibi yabancı partiküllerden ) sağlar ve hastalanmasını önler ( bakteri ve mikroplar tarafından ) derideki makrofajlar, langerhans hücreleri olarak adlandırılır. Ayrıca makrofajlar serbestçe dolaşırlar. Diğer bir görevleri de ölü nötrofilleri ve irini temizlemektir.
Lenfositler: Lenfositler pek çok bakteriyel ve viral enfeksiyonlar ile mücadele ederler. Lenfositler kemik iliğinden kaynaklanırlar. İlikte olgunlaşan hücreler, kan dolaşımına girmeden önce B-Hücreleri oluştururlar. T-Hücreleri de ilikten kaynaklanırlar ancak kan dolaşımı ile timusa hareket ederler. Ve orada olgunlaşırlar. T-Hücreleri ve B-Hücreleri sıklıkla kan dolaşımında bulunurlar ancak lenf dolaşımında yoğunlaşmaya meyillidirler. (özellikle timus ve dalak gibi lenf nodüllerinde )
B-Hücreleri: B-Hücreleri uyarıldıkları zaman plazma hücreleri olgunlaşmaktadır. Bu hücreler antikor meydana getirirler. Her istilacı yabancı faktör için özel bir B-Hücresi vardır. Eğer bu istilacı ile karşılaşırsa B-Hücreleri bu istilacıya özel milyonlarca antikor salgılar.
T-Hücreleri: T-Hücreleri yabancı hücreler saldırırlar ve onları öldürürler. T-Hücreleri katil T-Hücreleri olarak bilinir ve bu hücreler vücuttaki virüsleri sezer ve onları öldürür. Diğer iki tip T-Hücreleri ise yardımcı ve baskılayıcı T-Hücreleridir. Bu hücreler Katil T-Hücrelerine yardım ederek immun cevabın oluşmasına katkıda bulunurlar.
Yardımcı T-Hücreleri oldukça ilginç ve de önemlidir. Bu hücreler makrofajlar tarafından salgılanan İnterlökin –1 ile aktive edilir. Aktive edilen yardımcı T-Hücreleri önce İnterlökin-2 üretirler sonra interferon ve diğer kimyasalları salgılarlar. Nötrofiller, makrofajlar , T-Hücreleri ve B-Hücreleri arasındaki etkileşim düzeyi gerçekten de çok şaşırtıcıdır
Beyaz Kan Hücreleri:Beyaz kan hücreleri İ.S. için çok önemli olduklarından bunlar İ.S.’in sağlıklı olup olmadığını anlamak için kullanılırlar. Güçlü bağışıklık sistemini veya zayıf bağışıklık sistemini tanımlamak için bir kan örneğindeki farklı Beyaz Kan Hücreleri sayılır. Normal bir beyaz kan hücresi sayısı, 1ml kanda 4000-11000 hücredir. Baskılayıcı T-Hücresi ile yardımcı T-Hücresi arasındaki oran 1.8-2.0 ise normaldir. 1ml. Kandaki normal nötrofil miktarı ise 1.500-8.000’dir.
Beyaz Kan hücreleri hakkında sorulabilecek önemli bir soru “ Beyaz Kan Hücrelerinin neye saldıracaklarını nasıl bildikleridir ” Neden Beyaz Kan Hücreleri vücuttaki diğer bütün hücrelere saldırmıyor ? Vücudumuzdaki tüm hücrelerin içersinde “Major Histocompatibility Kompleksi (MHC) ” adı verilen bir sistem mevcuttur. Bu sistem vücudumuzun hücrelerini işaretlemektedir.İ.S. bu işareti taşımayan bir hücre bulduğu zaman bu hücrenin size ait olup olmadığını tanımlıyor ve harekete geçiyor.
Bir organizmanın hemen hemen tüm hücrelerinin membranlarında bulunan MHC protein moleküllerinin iki tipi vardır. İnsanlarda bu moleküller 6 kromozom üzerinde aynı bölgede toplanmış birkaç gen tarafından kodlanmıştır. Her gen oldukça fazla sayıda allele sahiptir (bir genin değişik formları) sonuç olarak iki farklı bireyin aynı MHC molekülüne sahip olması oldukça nadirdir. Bu da doku uyuşmazlığının temel nedenini oluşturmaktadır.
MHC molekülleri immun sistemin önemli bileşenlerindendir. MHC molekülleri, istilacı hücrenin dış yüzeyine ait olan protein fragmentlerini İ.S. hücrelerine sunarak immun cevabın oluşmasını sağlayan T-Hücreleri MHC moleküllerine bağlı olan yabancı proteinleri tanır ve bağlanır. Bu, T-Hücresini enfekte olmuş hücreyi yok etmesi veya tamir etmesi için uyarır. Enfekte olmuş sağlıklı hücrelerde MHC molekülü kendi hücresine ait olan peptidleri sunar, böylece T-Hücreleri de bu hücrelere karşı reaksiyon göstermez. Bununla birlikte immun sistem doğru çalışmaz ise T-Hücreleri kendi peptidlerine reaksiyon göstereceklerdir. Buda otoimmun hastalıkların meydana gelmesine neden olur.
Tüm bu bilgiler, İ.S. ile ilgili meseleleri daha rahat anlayabilmenizi sağlayacaktır. Aşağıda İ.S. ile ilişkili bazı olaylara değinilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
lökositler

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık