IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




2Beğeni(ler)
  • 2 Post By Sevda

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29 Aralık 2011, 11:37   #1
Çevrimdışı
Mozart Kimdir? (Salzburg, 1756 - Viyana,1791) Biyografisi, Resimleri.


sohbet



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Mozart Kimdir? (Salzburg, 1756 - Viyana,1791)
Biyografisi, Resimleri.
.

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük müzik dehalarından biri olarak kabul edilen Wolfgang Amadeus Mozart, 27 Ocak 1756’da Salzburg Başpiskoposu’nun Yardımcı Müzik Direktörlüğü görevini yapan, kemancı ve besteci Leopold Mozart’ın oğlu olarak dünyaya geldi.

Müzikte çok erken bir gelişme göstererek 3 yaşında piyano çalmaya ve 5 yaşında beste yapmaya başladı. Ablası Maria Anna da (1751–1829) başarılı bir yorumcuydu. Leopold yetenekli çocuklarını Avrupa’ya tanıtmaya karar verdi. İlk olarak 1762’de Münih ve Viyana’ya gittiler. Mozart bu tarihte ciddi bir eğitim almamasına karşın keman çalmaya da başlamıştı. 1763’ten 1766’ya değin süren ilk uzun turnede Münih, Augsburg, Frankfurt, Cologne, Brüksel, Paris ve Londra’ya gittiler. Paris’te Versailles Sarayı’nda 15. Louis ve Londra’da III. George tarafından kabul edildiler. Mozart Londra’da J.C Bach, Abel ve Manzuoli ile çalışma imkânı buldu. Hollanda ve Avusturya ziyaretlerinin ardından, Mozart ailesi 1766’da Salzburg’a geri döndü. 1767’de ikinci kez Viyana’ya gitti. 1769’a değin Bastien und Bastienne ve La Finita Semplice adlı iki opera besteledi. 1769’da, babası Mozart’ı İtalya’ya götürdü. Artık Mozart’ın dehası herkes tarafından kabul ediliyordu. Martini, Nardini ve Jomelli ile çalışma imkanı buldu. Allegri’nin Miserere adlı eserini ilk kez dinledikten sonra eksiksiz olarak yazması İtalya’da Mozart’a olan hayranlığı daha da artırdı. Aralık 1770’te Mitiridate, re di Ponto operası Milano’da gösterildi ve büyük başarı kazandı.

Salzburg’da , Saray Orkestrası yöneticisi olan bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen bu dahi çocuk, müzik yeteneğini üç yaşında göstermeye başlamış. Diğer beş çocuğu ölmüş olan baba, oğlundan dört buçuk yaş büyük kızının müzik eğitimini vermeye başlamış.
Bu sırada ablasının müzik derslerini bir köşeden izleyen “Wolferl” ablasından daha çabuk öğrenerek, hayrete düşen babasının dikkatini kendisine yöneltmesini sağlamış. Dört yaşındayken klavsen çalmaya başlayıp, beş yaşında ilk bestesini yapan harika çocuğun, sürekli gittiği turneler nedeniyle okul hayatı hiç olmamış.

7 yaşında babasıyla Viyana’ya geldiklerinde, İmparatorluk Sarayı’nda İmparatoriçe Maria Theresia’nın kucağına oturup, çocukluk bu ya, boynundan öptüğü söylenir. Onüç ondört yaşına gelene dek, büyük övgülerle karşılandıkları saraylar da dahil olmak üzere tüm Avrupa’yı görmüş. Babasının onu sadece bir müzik enstrümanı virtüözü olarak sınırlamayıp, kompozisyona yönlendirmesi de başarısını perçinledi.Yirmili yaşlara gelip de Viyana’ya yerleşene dek turneler nedeniyle gittiği yabancı ülkelerde üstün zekası nedeniyle bir çok yabancı dili anadili gibi konuşmayı kısa sürede öğrenmiş.


İşlediği konular daha çok yaptığı yolculuklardan esinlenilmiştir. Gezdiği yerlerde boş durmayarak daha önce yorumlanan müzik eserlerini inceleyip, eserler üretmiştir. Tanışarak, dost olduğu Haydn’a göre O dünyanın yaşayan en büyük müzikçisi idi. Babasının iyi bir kadın olmadığını düşündüğü bir şarkıcı ile,babasını çok kızdıran bir evlilik yapmış. Sürekli borç içinde yaşamış ve evliliği başarılı olmamış . 1787 yılında o dönem çevresince eserlerinin gereken başarıya ulaşamaması ve yaşadığı ekonomik zorluklar sonucu düşük bir ücretle Viyana Sarayı’nda oda müzikçisi olmuş.



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Bu dönemde de saray çevresinde diğer bestecilerin kıskançlıkları ile karşılaşmış. Parasızlık nedeniyle, evine odun alacak kadar bile parası olmayan besteci, kendini ısıtabilmek için yünlü giysilere ellerini sarıp oturur, soğuğu hissetmemek için dansetmeye çalışırmış. Söylentilere göre 1790 yılında evine gelen birisi, Avusturya’lı bir kişi için rekuem (ölüler için dua) yazmasını istemiş. Besteci, bunu kendi ölümünün yaklaştığının ifadesi şeklinde bir mesaj olarak algılamış. Verem hastalığı nedeniyle 35 yaşında iken bu rekuemi tamamlayamadan hayata gözlerini yumdu. Yağmurlu bir günde altı kişi tarafından izlenen cenazesi bir çok ölünün beraber gömüldüğü bir mezara gömüldü. Sahtelik, riyakarlık ve göz boyamaktan nefret eden besteci, konçertolar ve operalarda büyük başarı sağlamıştır. Mozart’ın bu denli kısa yaşam süresine karşın, Sihirli Flüt adlı eseri olmak üzere diğerlerine bakıldığında müzik adına yapılabileceklerinin tümünü yaptığı ve gerçek bir üstünlüğe ulaştığı görülebilir.


Zekası özellikle lirik ve dramatik sanata eğilimliydi. Mozart’ı benzerlerinden ayıran en önemli özellik, duygular ve aklı tam bir uyum ile biraraya getirmesidir. “Benim en büyük zevkim çalışmak” diyen ünlü besteci yaşadığı pek çok olumsuz duruma karşın eserlerinde depresif ögelere yer vermedi ve hiçbir eseri bir diğerinin tekrarı olmadı. Eserlerinde yeni bir tür oluşturmamış, ancak başkalarının yazdığı yeni türde eserleri inceleyerek, bu türleri mükemmellik düzeyine getirmiştir. Müzikte romantik ekolün başlangıcına damgasını vurmuş, eserlerindeki canlılık ve çocuksu sevimlilik nedeniyle günümüz ve sonrasının beğenilerini kazanmıştır.


Eserleri arasında bulunan Türk Marşı’nda Viyana kuşatması sırasında Osmanlı askerlerinin mehter marşından esinlenmiştir.


Her çocuk kendine özgü bir zeka türü ile doğar. Kimisi matematik( ya da soyut uğraşılar), kimisi insanlarla ilişki, kimisi de mekanik sorunlara yönelik sorunları çözmede zekasını kullanır. İnsanlardan her durumda aynı başarıyı beklemek yanlıştır. Kişilerin zekalarının izleyeceği yön genetik özelliklerden etkilenebileceği gibi, bu yönün belirlenmesinde aile ya da çevrede küçük yaşta örnek alınabilecek uygun kişilerle karşılaşmak ve bu uğraşılara ailenin destekleyici yaklaşımının da büyük rolü vardır. Onların içindeki çocuksu yetenekleri geliştirmek için daha çok ilgilenmeli ve ondan hiçbir zaman için ümidi kesmemelisiniz.


Ne durumda olursanız olun, kendinizi üretime ya da sevgiye adarsanız, sağlığınızın daha iyi olabildiğini farketmişsinizdir. Herşeyin bittiğini düşünerek, depresif bir tablo içinde ölümü beklemek, genel vücut sağlığınızı da daha kötü etkileyecektir. Eski bir şarkının dediği gibi “Yaşamak dönme dolap gibidir, iner çıkar arkadaş”.


Dahileri korumalı ve desteklemelisiniz. Onların bazı rutin durumlarda hata yapmaları sonucunda onların yeteneksiz olduğunu düşünmemeli, sadece ona uygun aktiviteler için arayış içinde olmanız gerekmektedir. İnsanların belli bir konuda zeki olmaları başarılı ve mutlu olmaları sonucunu doğurmaz. Mutluluk ve başarı ekip işidir. Bu nedenle dost ve eş seçimi hayati konulardır. Anne ve babanızı seçme şansınız yoktur ancak eşinizi seçmek sizin elinizdedir. Duygu ve mantığınızı bir araya getirmelisiniz. Karşınızdaki kişinin gelecekte sizinle aynı akordu tutturabilmesi için, onun sosyokültürel ve kişilik altyapısının yeterli ve güçlü olmasına dikkat etmelisiniz.


Dış görünüşe aldanarak yapılacak evlilikler, ambalaja bakarak alışveriş yapmak gibidir. Aldığınız şeyi eve getirip, ambalajı açtığınızda, düşündüğünüz gibi kaliteli olmadığını fark edip, geri dönüşü zor bazen de olanaksız sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Ekibini iyi kuranlar başarı ve mutluluğun elde edilmesi yarışına diğerlerinden önde başlar. Hepinize başarı ve mutluluk dileklerimle.



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Kaynak: Alıntılar

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Mozart Kimdir? (Salzburg, 1756 - Viyana,1791)
Biyografisi, Resimleri.
.

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük müzik dehalarından biri olarak kabul edilen Wolfgang Amadeus Mozart, 27 Ocak 1756’da Salzburg Başpiskoposu’nun Yardımcı Müzik Direktörlüğü görevini yapan, kemancı ve besteci Leopold Mozart’ın oğlu olarak dünyaya geldi.

Müzikte çok erken bir gelişme göstererek 3 yaşında piyano çalmaya ve 5 yaşında beste yapmaya başladı. Ablası Maria Anna da (1751–1829) başarılı bir yorumcuydu. Leopold yetenekli çocuklarını Avrupa’ya tanıtmaya karar verdi. İlk olarak 1762’de Münih ve Viyana’ya gittiler. Mozart bu tarihte ciddi bir eğitim almamasına karşın keman çalmaya da başlamıştı. 1763’ten 1766’ya değin süren ilk uzun turnede Münih, Augsburg, Frankfurt, Cologne, Brüksel, Paris ve Londra’ya gittiler. Paris’te Versailles Sarayı’nda 15. Louis ve Londra’da III. George tarafından kabul edildiler. Mozart Londra’da J.C Bach, Abel ve Manzuoli ile çalışma imkânı buldu. Hollanda ve Avusturya ziyaretlerinin ardından, Mozart ailesi 1766’da Salzburg’a geri döndü. 1767’de ikinci kez Viyana’ya gitti. 1769’a değin Bastien und Bastienne ve La Finita Semplice adlı iki opera besteledi. 1769’da, babası Mozart’ı İtalya’ya götürdü. Artık Mozart’ın dehası herkes tarafından kabul ediliyordu. Martini, Nardini ve Jomelli ile çalışma imkanı buldu. Allegri’nin Miserere adlı eserini ilk kez dinledikten sonra eksiksiz olarak yazması İtalya’da Mozart’a olan hayranlığı daha da artırdı. Aralık 1770’te Mitiridate, re di Ponto operası Milano’da gösterildi ve büyük başarı kazandı.

Salzburg’da , Saray Orkestrası yöneticisi olan bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen bu dahi çocuk, müzik yeteneğini üç yaşında göstermeye başlamış. Diğer beş çocuğu ölmüş olan baba, oğlundan dört buçuk yaş büyük kızının müzik eğitimini vermeye başlamış.
Bu sırada ablasının müzik derslerini bir köşeden izleyen “Wolferl” ablasından daha çabuk öğrenerek, hayrete düşen babasının dikkatini kendisine yöneltmesini sağlamış. Dört yaşındayken klavsen çalmaya başlayıp, beş yaşında ilk bestesini yapan harika çocuğun, sürekli gittiği turneler nedeniyle okul hayatı hiç olmamış.

7 yaşında babasıyla Viyana’ya geldiklerinde, İmparatorluk Sarayı’nda İmparatoriçe Maria Theresia’nın kucağına oturup, çocukluk bu ya, boynundan öptüğü söylenir. Onüç ondört yaşına gelene dek, büyük övgülerle karşılandıkları saraylar da dahil olmak üzere tüm Avrupa’yı görmüş. Babasının onu sadece bir müzik enstrümanı virtüözü olarak sınırlamayıp, kompozisyona yönlendirmesi de başarısını perçinledi.Yirmili yaşlara gelip de Viyana’ya yerleşene dek turneler nedeniyle gittiği yabancı ülkelerde üstün zekası nedeniyle bir çok yabancı dili anadili gibi konuşmayı kısa sürede öğrenmiş.


İşlediği konular daha çok yaptığı yolculuklardan esinlenilmiştir. Gezdiği yerlerde boş durmayarak daha önce yorumlanan müzik eserlerini inceleyip, eserler üretmiştir. Tanışarak, dost olduğu Haydn’a göre O dünyanın yaşayan en büyük müzikçisi idi. Babasının iyi bir kadın olmadığını düşündüğü bir şarkıcı ile,babasını çok kızdıran bir evlilik yapmış. Sürekli borç içinde yaşamış ve evliliği başarılı olmamış . 1787 yılında o dönem çevresince eserlerinin gereken başarıya ulaşamaması ve yaşadığı ekonomik zorluklar sonucu düşük bir ücretle Viyana Sarayı’nda oda müzikçisi olmuş.



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Bu dönemde de saray çevresinde diğer bestecilerin kıskançlıkları ile karşılaşmış. Parasızlık nedeniyle, evine odun alacak kadar bile parası olmayan besteci, kendini ısıtabilmek için yünlü giysilere ellerini sarıp oturur, soğuğu hissetmemek için dansetmeye çalışırmış. Söylentilere göre 1790 yılında evine gelen birisi, Avusturya’lı bir kişi için rekuem (ölüler için dua) yazmasını istemiş. Besteci, bunu kendi ölümünün yaklaştığının ifadesi şeklinde bir mesaj olarak algılamış. Verem hastalığı nedeniyle 35 yaşında iken bu rekuemi tamamlayamadan hayata gözlerini yumdu. Yağmurlu bir günde altı kişi tarafından izlenen cenazesi bir çok ölünün beraber gömüldüğü bir mezara gömüldü. Sahtelik, riyakarlık ve göz boyamaktan nefret eden besteci, konçertolar ve operalarda büyük başarı sağlamıştır. Mozart’ın bu denli kısa yaşam süresine karşın, Sihirli Flüt adlı eseri olmak üzere diğerlerine bakıldığında müzik adına yapılabileceklerinin tümünü yaptığı ve gerçek bir üstünlüğe ulaştığı görülebilir.


Zekası özellikle lirik ve dramatik sanata eğilimliydi. Mozart’ı benzerlerinden ayıran en önemli özellik, duygular ve aklı tam bir uyum ile biraraya getirmesidir. “Benim en büyük zevkim çalışmak” diyen ünlü besteci yaşadığı pek çok olumsuz duruma karşın eserlerinde depresif ögelere yer vermedi ve hiçbir eseri bir diğerinin tekrarı olmadı. Eserlerinde yeni bir tür oluşturmamış, ancak başkalarının yazdığı yeni türde eserleri inceleyerek, bu türleri mükemmellik düzeyine getirmiştir. Müzikte romantik ekolün başlangıcına damgasını vurmuş, eserlerindeki canlılık ve çocuksu sevimlilik nedeniyle günümüz ve sonrasının beğenilerini kazanmıştır.


Eserleri arasında bulunan Türk Marşı’nda Viyana kuşatması sırasında Osmanlı askerlerinin mehter marşından esinlenmiştir.


Her çocuk kendine özgü bir zeka türü ile doğar. Kimisi matematik( ya da soyut uğraşılar), kimisi insanlarla ilişki, kimisi de mekanik sorunlara yönelik sorunları çözmede zekasını kullanır. İnsanlardan her durumda aynı başarıyı beklemek yanlıştır. Kişilerin zekalarının izleyeceği yön genetik özelliklerden etkilenebileceği gibi, bu yönün belirlenmesinde aile ya da çevrede küçük yaşta örnek alınabilecek uygun kişilerle karşılaşmak ve bu uğraşılara ailenin destekleyici yaklaşımının da büyük rolü vardır. Onların içindeki çocuksu yetenekleri geliştirmek için daha çok ilgilenmeli ve ondan hiçbir zaman için ümidi kesmemelisiniz.


Ne durumda olursanız olun, kendinizi üretime ya da sevgiye adarsanız, sağlığınızın daha iyi olabildiğini farketmişsinizdir. Herşeyin bittiğini düşünerek, depresif bir tablo içinde ölümü beklemek, genel vücut sağlığınızı da daha kötü etkileyecektir. Eski bir şarkının dediği gibi “Yaşamak dönme dolap gibidir, iner çıkar arkadaş”.


Dahileri korumalı ve desteklemelisiniz. Onların bazı rutin durumlarda hata yapmaları sonucunda onların yeteneksiz olduğunu düşünmemeli, sadece ona uygun aktiviteler için arayış içinde olmanız gerekmektedir. İnsanların belli bir konuda zeki olmaları başarılı ve mutlu olmaları sonucunu doğurmaz. Mutluluk ve başarı ekip işidir. Bu nedenle dost ve eş seçimi hayati konulardır. Anne ve babanızı seçme şansınız yoktur ancak eşinizi seçmek sizin elinizdedir. Duygu ve mantığınızı bir araya getirmelisiniz. Karşınızdaki kişinin gelecekte sizinle aynı akordu tutturabilmesi için, onun sosyokültürel ve kişilik altyapısının yeterli ve güçlü olmasına dikkat etmelisiniz.


Dış görünüşe aldanarak yapılacak evlilikler, ambalaja bakarak alışveriş yapmak gibidir. Aldığınız şeyi eve getirip, ambalajı açtığınızda, düşündüğünüz gibi kaliteli olmadığını fark edip, geri dönüşü zor bazen de olanaksız sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Ekibini iyi kuranlar başarı ve mutluluğun elde edilmesi yarışına diğerlerinden önde başlar. Hepinize başarı ve mutluluk dileklerimle.



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Kaynak: Alıntılar
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
1756, 1791, biyografisi, kimdir, mozart, salzburg, viyana

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Karl Marx Kimdir? (Biyografisi) Sevda Tarih / Siyaset 0 20 Aralık 2011 13:35
Niccolo Machiavelli Kimdir? (Biyografisi) Sevda Edebi Şahsiyetler 0 06 Aralık 2011 21:23
Francis Bacon Kimdir? (Biyografisi) Sevda Şairler / Yazarlar 0 15 Kasım 2011 01:24
Rafet El Roman Kimdir? (Biyografisi) Sevda Müzisyenler 0 09 Kasım 2011 20:45
Fatih Kısaparmak Kimdir? (Biyografisi) Sevda Müzisyenler 2 09 Kasım 2011 17:23