IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




3Beğeni(ler)
  • 2 Post By Sevda
  • 1 Post By blackandwhite

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08 Ocak 2012, 10:10   #1
Çevrimdışı
Neşet ERTAŞ Kimdir? Büyük Sanatçının Yaşam Öyküsü.





Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Kim bu Neşet ERTAŞ ? Büyük Sanatçının Yaşam Öyküsü.

Türkü rönesansının babası Kim bu Neşet Ertaş? Kırşehirli bir mahalli sanatçı mı? Türk halk müziğinin en büyük ses ve saz ustası mı? Milli caz sanatçımız mı? Yoksa yaşanan türkü rönesansının fikir babası mı? Ya da babası Muharrem Ertaş'ın sazının emanetçisi mi? Ben süslü sözler söylemekten anlamam.
Benim hafızamdaki kelimeler 30 yıl öncesine ait.

Bana soru sormak yerine benden türkü söylememi saz çalmamı isteseniz.Ben de size güzel güzel türküler çığırsam.

40 yıldır ismi türkülerle birlikte anılan Neşet Ertaşyolu türkü diyarından geçen azıcık türküye gönül veren tebessüm eden herkesin yüreğinde ince bir sızı olmuş usta bir isim. Gönüllerden ve dillerden eksik olmayan türküleri gibi kendisi de gizemli Ertaş'ın Halk müziğinin pirleri, arastırmacıları, sevenleri Neşet Ertaş'ı taniyan hemen herkes onumevcut kalıp ve kurallar ölçüsünde anlamak ve anlatmanın zorluğundan bahsederler.
Hepsi bu kadarla da bitmez Neşet Ertaş türküleri söyleyiş tarzı üslubu ve sazın teline dokunuşu ile bile anlaşılması zor bir sanatçı. Peki kim bu Neşet Ertas?
Yaşayan bir efsane Neşet ErtaşYaklaşık 40 yıl sazı ile sözü ile gönülleri dağlayan bir efsane. Ayaklarını bastığı bu topraklardan aldığı güçle sesini ötelerin ötesine duyuran bir sanatçı Kalabalıklardan köşe bucak kaçan;ancak hep bu milletin içinde dilinde olan bir garip insan. Efsanelerin gizemli bir yaşayışı var. Neset Ertaş'ın da öyle Tam bir buzdağı. Buzdağının görünen yüzü onun hakkında bildiklerimiz Bilmediklerimiz ise görünmeyen yüzü Türküleri dünya döndükçe dillerden düşmeyecek olan TRT'nin Kırşehirli mahalli sanatçısıaşıklık geleneğimizin son temsilcisi halk ozanı"Türkülerin Babasi" ve Bozkır'ın Tezenesi İşte Neşet Ertaş'ın bilinen kısa yaşam öyküsü.

İkinci Dünya Savaşı'nın en çetin yıllarında dünyaya geldi Neset Ertaş Doğdugu gün sazı göbeğine koymuşlar ve babası Muharrem Ertaş'a haber salmışlar" Bir oglun oldu gel ona saz çal"diye Türkiye bu savaşa katılmasa da Anadolu insanı bu savaşın neticelerini iliklerine kadar hissetti malum Ertaş'ın çocuklugu bir yandan baba mesleği

çalgıcılığı öğrenmekle diğer yandan köy köy dolaşarak bir öğün yemek için un buğday ve ekmek toplamakla geçmiş O günlerdebir kuru ekmek için kapılarına kadar gelen saz çalıp türkü söyleyen bir "fenomen" olacağı bilinmiyordu elbet Babasi bozlak ustası Muharrem Ertaş'ın ocağında pişen;sazısözü ve hayatı bu okulda öğrenen Neşet Ertaş baba okulunun kendisi için hem ilk hem orta hem lise hem de konservatuvar ve üniversite niteliğinde olduğunu söylüyor.
Başka eğitim almayan sanatçının sıra arkadaşları ise Hacı Taşan Çekiç Ali ve bugün tarihin adından bahsetmediği nice bozlak ustası


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Garibin çilesi Neşet Ertaş kabuğunu kırana kadar Kırşehir ve çevresinde düğünlerde saz çalıp türkü söyleyerek geçinir. Zar zor bulduğu üç-beş kurusu cebine koyarak 1957'de İstanbul'a gelir. Camda gördüğü bir ilan üzerine soluğu Sençalar Plak'ta alır.

Elinde sazı ile dükkandan içeri giren garip adam ilk sınavını da babasının ünlü bozlaği "Neden garip garip ötersin bülbül" ile verirErtaş' ın profesyonel müzik hayatında seslendirdiği ilk parça olan Garip Bülbül'ün sözleri de onun yaşamıyla bütünleşmektedir. Garip adamın hayatında "garip" liğin ayrı bir yeri var. Ertaş daha çocukken yaktığı hiçbir türkünün sonunda adını kullanmazmışBu durum baba Muharrem Ertaş'ın dikkatini çekmiş ve bir
gün "Oğlum sen yeni birşeyler yapıyorsun ama türkünün sonunda adını kullanmıyorsun" demiş. Bunun üzerine Neşet Ertaş babasına sonuna birşey ekleyeyim mi? diye sormuş Muharrem Ertaş'ın yanıtı bu kez "garip" olmuş" Bizler garibiz oğlum. Soyadımız yokken bizlere garip derlerdi. Gönül de gariptir oğlum" Işte hayatı boyunca "garip" likten kurtulamayacak adamın ilk plağının adı böylece "Garip Bülbül" olmuş

Leylasını Arayan Adam 1960'lı yıllara gelindiğinde sesi ve sazı gümbür gümbür ses veren Neşet Ertaş artık

bozlak havaları ile dikkat çekmeye başlarTınılarınaritmine bir takılan bir daha kendisini alamazTürkü ile bağlamayıbağlama ile türküyü birbirine kenetleyen Ertaş'ın yerel ağızla söylediği bozlak türkülerinde kendisiniyıllarca çektiği acılarısineye çektikleri dışa vurabildikleridir dillendirilmekte olanAma herkes bu türkülerde kendini buluyor

Neşet Ertaş türkülerindeki "Gönül" herkesin gönlü"Sevgi" hepimizin sevgilisi"Gurbet" tümümüzün ortak acısı"Leyla" ise yüreğimize düşen aşkAşk ateşi sinesine düşen Ertaş en güzel türkülerini bu dönemde seslendirdiBu türkülerle yola çıkan bir çok isim şöhret oldu. Barış Manço'nun Cem Karaca'nın, Selda Bagcan'ın, Ajda Pekkan'ın ve Zeki Müren'in

dillerinde Ertaş'ın türküleri vardiTürkülerin yeniden şaha kalktığı son zamanlarda ise Neşet Ertaş türkülerini yorumlayanların haddi hesabı yokAncak ne yazık ki sanatçı bu türkülerin hiçbirinden telif hakkı alamadıalamıyor

Kalabalıkların İçinde Yapayalnız Neşet Ertaş ikinci plağı "Gitme Leylam" ile türkülerin peşinde koşmaya devam eder

Sanatçının türkülerinin geniş kitlelerce kabul görmesi onu da köyden şehre çekerŞöhret Ertaş'ın avucunun içindedirAma Neşet Ertaş alışık değildir böyle ışıltılı mekanlara Elindeki sazı Kırşehir ve çevresinden getirdiği ezgileri ve "Dadlı Dillim" kadar özgün ve saf Türkçesi ile söyler türkülerini tüm mütevaziliği ve sadeliği ile Koca ve kalabalık bir şehirde"otel odasında" yaşar yapayalnız Ertaş kalabalıklardan kaçmaya başlar ve "Gurbet'e türkü
yakarAma çark kurulmuştur bir kere Neşet Ertaş söyler 45'likler şimdiye kadar eşine ve benzerine rastlanmamış bir şekilde satar ve patronlar zengin olur

Sadece patronlar mı?Ertaş'ın yüze yakın korsan kasetini basan binlerce insan da yükünü tutar bu aradaErtaş ise her zamanki mütevaziliği ile plaklarından ve korsan kasetlerinden yüzbinler satan "yüzsüzler" e karşı:


"Size hiçbirşey yapmıyorum sadece sizin adınıza üzülüyorum" demekle yetinir ve onları "Allah'a havale" eder


Ertaş'ın çevresindeki herkes degişir bu dönemdeAma Neşet Ertaş ve talihi degişmez "Bir lokma ekmekbir paket sigara diyen" Neşet Ertaş başladığı yere gelir ve dügün salonlarında ekmek parası için çalmaya devam eder Neşet Ertaş'ın hayatında geçinmek içinçalıp söyledigi düğün salonlarının bugün de ayrı bir yeri var O bunu "İnsanların

mutlu gününde çalmanın verdiği keyif" olarak açıklıyor ama sözlerindendavranışlarından da yaşama kırgınlığını sezmemek mümkün değil. Türkülerin duayeni bir ismin halen düğün salonlarında çalmasından kim rahatsız olur bilmem ama bundan Ertaş kesinlikle yüksünmüyor. Bilakis o düğün salonlarında çalmayı baba mesleği ve onurlu bir yaşam
mücadelesi olarak kabul ediyor Hem de "benim için bin kişi de insandıryüz bin kişi de insandır degişmez. Ben içimden geldiği gibi yaşıyorum" diyerek

Efsanenin Keşfi (!) Medyaya gelincebizler türkünün son büyük temsilcisi Neset Ertaş'ı TRT'nin mantığı ile

"Kırşehirli mahalli sanatçı" olarak gördük hep Siyah-beyaz televizyonların evlere yeni yeni girdiği dönemde tek lüksümüz olan radyolarda ise şu anons vardır hep: "Şimdi Kırşehirli mahalli sanatçı Neset Ertaş'tan türküler dinleyeceksiniz" ve birkaç türkü dinledikten sonra da "Kırşehirli mahalli sanatçı Neşet Ertaş'tan türküler dinlediniz"Bu dönemde yalnızlık ve yoksulluk ikileminde bocalayan bir düğün salonundan çıkıp diğerine koşan Neşet Ertaş'ın
tek dostu içki ve sıgarasıydı.
Ancak bu dostları da ona kazık attı ve içki yüzünden Ertaş'ın parmaklarında uyuşma meydana geldi. Hastalığın ilerlemesi yüzünden sanatçı artık düğün salonlarında da çalamaz oldu.
Bu da onun için açlık ve yokluk demekti Bulduğu birkaç lirayı da hastanelere veren Ertaş'ın tedavisi sonuç vermeyinceAlmanya'da yaşayan kardeşinin çağrısı üzerine oraya gitmeye karar verdi

Almanya'daki tedavi uzun süreceğinden dolayı buraya yerleşme kararı alan Neşet Ertaş 25 yıldır bu ülkede yaşıyorYine bir düğün salonunda türkü söyleyen Neşet Ertaş'ı Türkiye' den önce keşfeden ve ona üniversitelerinde hocalık görevi veren Almanlar sanatıçının yaşama bağlanmasında önemli bir görev ifa ettiler. Almanya Ertaş'ın ikinci vatanı ve olgunluk döneminde türküler seslendirdiği fikri ve felsefi düsüncesinde değişiklikler meydana getirdiği ülke Ertaş'ın Almanya'ya yerleşmesinde "Ben mektep medrese görmedim bari üç çocugum görsün onlar da benim gibi çile çekmesin" düşüncesi hayli etkili oldu.


Almanya'daki yaşamından gayet memnun olan sanatçının hoşlanmadığı

şeylerin başında1998'e kadarher iki yılda bir basında çıkan "Neşet Ertaş öldü" söylentileri gelmekte Bunları yalanlamak ve ölmediğini göstermek için yine bir gün Türkiye'ye gelen ve İbrahim Tatlıses'in programına çıkarak tüm Türkiye'ye türkü ziyafeti çeken sanatçının bu gelişi diğerlerinden farklı oldu. Ertaş hem yaşadığını kanıtladı hem de türkülerin varolduğunun altını çizdi. Bugüne kadar kasetlerinden doğru dürüst ekmek yiyemeyen Neşet Ertaş satılan eserlerinden yasal olarak para kazanıyor artık Neşet Ertaş'ı keşfin ikinci ayağı da Ramazan Bayramı'nın üçüncü günü gerçeklesti.
Neşet Ertaş Kitabı'nın tanıtımı için Türkiye'ye gelen sanatçı Bayram Bilge Tokel'in "Gönül Dağı" programında gönül dostları ile hasret giderdi.

Bu programla Türkiye'nin gündemine yeniden oturan Neşet Ertaş'ı medya bir kez daha keşfetme zahmetinde bulundu Program sonrası Neşet Ertaş'ın kaldığı otel basın mensuplarının akınına uğradıBu tür karşılamalara alışkın olmayan sanatçının şaşkınlığı gözlerden kaçmadı. Şaşıran sadece sanatçı değildi Karşılarında alışılmışın dışındamütevazi ve farklı bir sanatçı bulan bizler de şaşırdık Sorularımzıa tüm samimiyeti ve doğallığı ile cevap vermeye çalışan usta bizlerin kimi yeni kelimelerle (!) oluşturduğu soru cümlelerine "Ben bu tür sözlerden anlamam. Uzun süredir Almanya'da yaşadığım için yeni kelimelerden habersizim Benim belleğimdeki kelimeler ise 25-30 yıl önceye ait. Dolayısıyla öyle süslü kelimelerle size cevap veremiyorum.

Ben türkü çığırmaktan saz çalmaktan anlarım. Benden bunu isteyin size kurban olayım" diyerek karşılık veriyordu.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.



Kaynak: Alıntılar

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Kim bu Neşet ERTAŞ ? Büyük Sanatçının Yaşam Öyküsü.

Türkü rönesansının babası Kim bu Neşet Ertaş? Kırşehirli bir mahalli sanatçı mı? Türk halk müziğinin en büyük ses ve saz ustası mı? Milli caz sanatçımız mı? Yoksa yaşanan türkü rönesansının fikir babası mı? Ya da babası Muharrem Ertaş'ın sazının emanetçisi mi? Ben süslü sözler söylemekten anlamam.
Benim hafızamdaki kelimeler 30 yıl öncesine ait.

Bana soru sormak yerine benden türkü söylememi saz çalmamı isteseniz.Ben de size güzel güzel türküler çığırsam.

40 yıldır ismi türkülerle birlikte anılan Neşet Ertaşyolu türkü diyarından geçen azıcık türküye gönül veren tebessüm eden herkesin yüreğinde ince bir sızı olmuş usta bir isim. Gönüllerden ve dillerden eksik olmayan türküleri gibi kendisi de gizemli Ertaş'ın Halk müziğinin pirleri, arastırmacıları, sevenleri Neşet Ertaş'ı taniyan hemen herkes onumevcut kalıp ve kurallar ölçüsünde anlamak ve anlatmanın zorluğundan bahsederler.
Hepsi bu kadarla da bitmez Neşet Ertaş türküleri söyleyiş tarzı üslubu ve sazın teline dokunuşu ile bile anlaşılması zor bir sanatçı. Peki kim bu Neşet Ertas?
Yaşayan bir efsane Neşet ErtaşYaklaşık 40 yıl sazı ile sözü ile gönülleri dağlayan bir efsane. Ayaklarını bastığı bu topraklardan aldığı güçle sesini ötelerin ötesine duyuran bir sanatçı Kalabalıklardan köşe bucak kaçan;ancak hep bu milletin içinde dilinde olan bir garip insan. Efsanelerin gizemli bir yaşayışı var. Neset Ertaş'ın da öyle Tam bir buzdağı. Buzdağının görünen yüzü onun hakkında bildiklerimiz Bilmediklerimiz ise görünmeyen yüzü Türküleri dünya döndükçe dillerden düşmeyecek olan TRT'nin Kırşehirli mahalli sanatçısıaşıklık geleneğimizin son temsilcisi halk ozanı"Türkülerin Babasi" ve Bozkır'ın Tezenesi İşte Neşet Ertaş'ın bilinen kısa yaşam öyküsü.

İkinci Dünya Savaşı'nın en çetin yıllarında dünyaya geldi Neset Ertaş Doğdugu gün sazı göbeğine koymuşlar ve babası Muharrem Ertaş'a haber salmışlar" Bir oglun oldu gel ona saz çal"diye Türkiye bu savaşa katılmasa da Anadolu insanı bu savaşın neticelerini iliklerine kadar hissetti malum Ertaş'ın çocuklugu bir yandan baba mesleği

çalgıcılığı öğrenmekle diğer yandan köy köy dolaşarak bir öğün yemek için un buğday ve ekmek toplamakla geçmiş O günlerdebir kuru ekmek için kapılarına kadar gelen saz çalıp türkü söyleyen bir "fenomen" olacağı bilinmiyordu elbet Babasi bozlak ustası Muharrem Ertaş'ın ocağında pişen;sazısözü ve hayatı bu okulda öğrenen Neşet Ertaş baba okulunun kendisi için hem ilk hem orta hem lise hem de konservatuvar ve üniversite niteliğinde olduğunu söylüyor.
Başka eğitim almayan sanatçının sıra arkadaşları ise Hacı Taşan Çekiç Ali ve bugün tarihin adından bahsetmediği nice bozlak ustası


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Garibin çilesi Neşet Ertaş kabuğunu kırana kadar Kırşehir ve çevresinde düğünlerde saz çalıp türkü söyleyerek geçinir. Zar zor bulduğu üç-beş kurusu cebine koyarak 1957'de İstanbul'a gelir. Camda gördüğü bir ilan üzerine soluğu Sençalar Plak'ta alır.

Elinde sazı ile dükkandan içeri giren garip adam ilk sınavını da babasının ünlü bozlaği "Neden garip garip ötersin bülbül" ile verirErtaş' ın profesyonel müzik hayatında seslendirdiği ilk parça olan Garip Bülbül'ün sözleri de onun yaşamıyla bütünleşmektedir. Garip adamın hayatında "garip" liğin ayrı bir yeri var. Ertaş daha çocukken yaktığı hiçbir türkünün sonunda adını kullanmazmışBu durum baba Muharrem Ertaş'ın dikkatini çekmiş ve bir
gün "Oğlum sen yeni birşeyler yapıyorsun ama türkünün sonunda adını kullanmıyorsun" demiş. Bunun üzerine Neşet Ertaş babasına sonuna birşey ekleyeyim mi? diye sormuş Muharrem Ertaş'ın yanıtı bu kez "garip" olmuş" Bizler garibiz oğlum. Soyadımız yokken bizlere garip derlerdi. Gönül de gariptir oğlum" Işte hayatı boyunca "garip" likten kurtulamayacak adamın ilk plağının adı böylece "Garip Bülbül" olmuş

Leylasını Arayan Adam 1960'lı yıllara gelindiğinde sesi ve sazı gümbür gümbür ses veren Neşet Ertaş artık

bozlak havaları ile dikkat çekmeye başlarTınılarınaritmine bir takılan bir daha kendisini alamazTürkü ile bağlamayıbağlama ile türküyü birbirine kenetleyen Ertaş'ın yerel ağızla söylediği bozlak türkülerinde kendisiniyıllarca çektiği acılarısineye çektikleri dışa vurabildikleridir dillendirilmekte olanAma herkes bu türkülerde kendini buluyor

Neşet Ertaş türkülerindeki "Gönül" herkesin gönlü"Sevgi" hepimizin sevgilisi"Gurbet" tümümüzün ortak acısı"Leyla" ise yüreğimize düşen aşkAşk ateşi sinesine düşen Ertaş en güzel türkülerini bu dönemde seslendirdiBu türkülerle yola çıkan bir çok isim şöhret oldu. Barış Manço'nun Cem Karaca'nın, Selda Bagcan'ın, Ajda Pekkan'ın ve Zeki Müren'in

dillerinde Ertaş'ın türküleri vardiTürkülerin yeniden şaha kalktığı son zamanlarda ise Neşet Ertaş türkülerini yorumlayanların haddi hesabı yokAncak ne yazık ki sanatçı bu türkülerin hiçbirinden telif hakkı alamadıalamıyor

Kalabalıkların İçinde Yapayalnız Neşet Ertaş ikinci plağı "Gitme Leylam" ile türkülerin peşinde koşmaya devam eder

Sanatçının türkülerinin geniş kitlelerce kabul görmesi onu da köyden şehre çekerŞöhret Ertaş'ın avucunun içindedirAma Neşet Ertaş alışık değildir böyle ışıltılı mekanlara Elindeki sazı Kırşehir ve çevresinden getirdiği ezgileri ve "Dadlı Dillim" kadar özgün ve saf Türkçesi ile söyler türkülerini tüm mütevaziliği ve sadeliği ile Koca ve kalabalık bir şehirde"otel odasında" yaşar yapayalnız Ertaş kalabalıklardan kaçmaya başlar ve "Gurbet'e türkü
yakarAma çark kurulmuştur bir kere Neşet Ertaş söyler 45'likler şimdiye kadar eşine ve benzerine rastlanmamış bir şekilde satar ve patronlar zengin olur

Sadece patronlar mı?Ertaş'ın yüze yakın korsan kasetini basan binlerce insan da yükünü tutar bu aradaErtaş ise her zamanki mütevaziliği ile plaklarından ve korsan kasetlerinden yüzbinler satan "yüzsüzler" e karşı:


"Size hiçbirşey yapmıyorum sadece sizin adınıza üzülüyorum" demekle yetinir ve onları "Allah'a havale" eder


Ertaş'ın çevresindeki herkes degişir bu dönemdeAma Neşet Ertaş ve talihi degişmez "Bir lokma ekmekbir paket sigara diyen" Neşet Ertaş başladığı yere gelir ve dügün salonlarında ekmek parası için çalmaya devam eder Neşet Ertaş'ın hayatında geçinmek içinçalıp söyledigi düğün salonlarının bugün de ayrı bir yeri var O bunu "İnsanların

mutlu gününde çalmanın verdiği keyif" olarak açıklıyor ama sözlerindendavranışlarından da yaşama kırgınlığını sezmemek mümkün değil. Türkülerin duayeni bir ismin halen düğün salonlarında çalmasından kim rahatsız olur bilmem ama bundan Ertaş kesinlikle yüksünmüyor. Bilakis o düğün salonlarında çalmayı baba mesleği ve onurlu bir yaşam
mücadelesi olarak kabul ediyor Hem de "benim için bin kişi de insandıryüz bin kişi de insandır degişmez. Ben içimden geldiği gibi yaşıyorum" diyerek

Efsanenin Keşfi (!) Medyaya gelincebizler türkünün son büyük temsilcisi Neset Ertaş'ı TRT'nin mantığı ile

"Kırşehirli mahalli sanatçı" olarak gördük hep Siyah-beyaz televizyonların evlere yeni yeni girdiği dönemde tek lüksümüz olan radyolarda ise şu anons vardır hep: "Şimdi Kırşehirli mahalli sanatçı Neset Ertaş'tan türküler dinleyeceksiniz" ve birkaç türkü dinledikten sonra da "Kırşehirli mahalli sanatçı Neşet Ertaş'tan türküler dinlediniz"Bu dönemde yalnızlık ve yoksulluk ikileminde bocalayan bir düğün salonundan çıkıp diğerine koşan Neşet Ertaş'ın
tek dostu içki ve sıgarasıydı.
Ancak bu dostları da ona kazık attı ve içki yüzünden Ertaş'ın parmaklarında uyuşma meydana geldi. Hastalığın ilerlemesi yüzünden sanatçı artık düğün salonlarında da çalamaz oldu.
Bu da onun için açlık ve yokluk demekti Bulduğu birkaç lirayı da hastanelere veren Ertaş'ın tedavisi sonuç vermeyinceAlmanya'da yaşayan kardeşinin çağrısı üzerine oraya gitmeye karar verdi

Almanya'daki tedavi uzun süreceğinden dolayı buraya yerleşme kararı alan Neşet Ertaş 25 yıldır bu ülkede yaşıyorYine bir düğün salonunda türkü söyleyen Neşet Ertaş'ı Türkiye' den önce keşfeden ve ona üniversitelerinde hocalık görevi veren Almanlar sanatıçının yaşama bağlanmasında önemli bir görev ifa ettiler. Almanya Ertaş'ın ikinci vatanı ve olgunluk döneminde türküler seslendirdiği fikri ve felsefi düsüncesinde değişiklikler meydana getirdiği ülke Ertaş'ın Almanya'ya yerleşmesinde "Ben mektep medrese görmedim bari üç çocugum görsün onlar da benim gibi çile çekmesin" düşüncesi hayli etkili oldu.


Almanya'daki yaşamından gayet memnun olan sanatçının hoşlanmadığı

şeylerin başında1998'e kadarher iki yılda bir basında çıkan "Neşet Ertaş öldü" söylentileri gelmekte Bunları yalanlamak ve ölmediğini göstermek için yine bir gün Türkiye'ye gelen ve İbrahim Tatlıses'in programına çıkarak tüm Türkiye'ye türkü ziyafeti çeken sanatçının bu gelişi diğerlerinden farklı oldu. Ertaş hem yaşadığını kanıtladı hem de türkülerin varolduğunun altını çizdi. Bugüne kadar kasetlerinden doğru dürüst ekmek yiyemeyen Neşet Ertaş satılan eserlerinden yasal olarak para kazanıyor artık Neşet Ertaş'ı keşfin ikinci ayağı da Ramazan Bayramı'nın üçüncü günü gerçeklesti.
Neşet Ertaş Kitabı'nın tanıtımı için Türkiye'ye gelen sanatçı Bayram Bilge Tokel'in "Gönül Dağı" programında gönül dostları ile hasret giderdi.

Bu programla Türkiye'nin gündemine yeniden oturan Neşet Ertaş'ı medya bir kez daha keşfetme zahmetinde bulundu Program sonrası Neşet Ertaş'ın kaldığı otel basın mensuplarının akınına uğradıBu tür karşılamalara alışkın olmayan sanatçının şaşkınlığı gözlerden kaçmadı. Şaşıran sadece sanatçı değildi Karşılarında alışılmışın dışındamütevazi ve farklı bir sanatçı bulan bizler de şaşırdık Sorularımzıa tüm samimiyeti ve doğallığı ile cevap vermeye çalışan usta bizlerin kimi yeni kelimelerle (!) oluşturduğu soru cümlelerine "Ben bu tür sözlerden anlamam. Uzun süredir Almanya'da yaşadığım için yeni kelimelerden habersizim Benim belleğimdeki kelimeler ise 25-30 yıl önceye ait. Dolayısıyla öyle süslü kelimelerle size cevap veremiyorum.

Ben türkü çığırmaktan saz çalmaktan anlarım. Benden bunu isteyin size kurban olayım" diyerek karşılık veriyordu.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.



Kaynak: Alıntılar
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 08 Ocak 2012, 11:59   #2
Çevrimdışı
Cevap: Neşet ERTAŞ Kimdir? Büyük Sanatçının Yaşam Öyküsü.




Neşet Ertaş’ı tanımayan nesle aşina değiliz.

  Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
ertaş, kimdir, sanatçının, Öyküsü

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Neşet Ertaş 'devam' kararı aldı Juventus Kültür ve Sanat 0 14 Kasım 2009 12:35
Neşet Ertaş son konserine çıkıyor Juventus Kültür ve Sanat 0 10 Kasım 2009 15:25
Neşet Ertaş Adana'yı mest etti Collettivo Kültür ve Sanat 0 17 Eylül 2008 15:17