IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11 Şubat 2014, 00:47   #1
Çevrimdışı
Herkes her zaman depresyona girebilir


sohbet


...depresyon her çağda, her toplumda ve her insanda görülebilecek bir hastalıktır. Her dört kadından ve her on erkekten birisi hayatı boyunca en az bir kere depresyon geçirme riski altındadır.

Depresyonun hastalık olarak tanımlanması günümüzden 2000 sene öncesine uzanmaktadır. Ülkemizde bir zamanlar popüler olmuş bir şarkının adı da olan melankoli deyimi ilk olarak antik çağda Anadolu'da yaşamış olan Hipokrat tarafından kullanılmıştır. Her ne kadar vücutta dolaşan koyu renkli bir sıvının (ya da kanın renginin koyulaşmasının) depresyona yol açtığını düşünmüş ise de, ilk çağın ünlü hekimi bugünkü depresyon hastalığını tanımlamıştır. Hastalığın bugüne daha çok uyan tanımını ise, sonraki yüzyıllarda ünlü Tıp Kanunu adlı eserinde İbn-i Sina yapmıştır.

Aradan geçen zaman dünyayı çok değiştirmiş olmasına rağmen, insanların aşırı üzüntü sonucunda pençesine düştükleri, bazen kişiyi intihara sürükleyen hastalığın çehresi fazla değişmemiştir. Aşırı üzüntü hastalığın başta gelen belirtisidir. Buna eşlik eden isteksizlik, halsizlik ve yorgunluk hastalığın çekirdeği, hatta Amerikan Psikiyatri Birliği ile Dünya Sağlık Örgütü�ne göre depresyonun olmazsa olmaz belirtileridir.

Üzüntü, isteksizlik ve güç-kuvvet azlığı diyebileceğimiz halsizlik ve yorgunluk belirtilerinin etrafında depresyonun diğer belirtileri kümelenir. Karamsarlık ve ümitsizlik kişinin kendisine, hayata ve dünyaya bakışını olumsuz yönde etkiler. Bunun sonucunda depresyonlu bireyin kendine güveni ve kendisine duyduğu saygı azalır. Önemli kararları vermekte sıkıntı yaşamaya başlar. Giderek durumu bozulan hasta, uykuya dalmakta ya da uykuya dalsa bile uykusunu sürdürmekte zorlanır.

Bu belirtilere bir süre sonra iştah değişiklikleri ve cinsel isteksizlik, dikkatte azalma, yaptığı işlere kendini verememe ve intihar fikirleri eklenir. Bu aşamada, depresyon tanısı konulabilmesi için, yukarıdaki belirtileri olan kişinin mutlaka bir psikiyatri uzmanı tarafından muayene edilmesi gerekir. Psikiyatri uzmanı tarafından konulan doğru tanı, başarılı tedavinin ilk adımını oluşturur. Depresyon sanıldığı kadar basit bir hastalık değildir. Özellikle bipolar (iki uçlu) bozuklukta görülen depresyonlardan ve şizofreni başta olmak üzere psikozlarda görülen depresyonlu ruh halinden ayırt edilmediği takdirde tedavi başarısız olacaktır. Tersi durumda da sakıncalar mevcuttur. Yani depresyon söz konusu olmadığı halde yanlış tanı konulması ve gereksiz ilaç tedavisi verilmesi de istenmeyen durumları ortaya çıkartabilir. En sıklıkla yapılan yanlış, psikiyatrik hastalıklar dışında herhangi bir rahatsızlığı için diğer hekimlere başvuran hastalara, örneğin sıkıntı ve uykusuzluk için bir depresyon ilacının yazılması ve hastanın psikiyatri uzmanına gönderilmemesidir. Psikiyatri hekimleri tarafından görülmeyen hastalarda, isabetle depresyon tanısı konulması ve hastalığın başarı ile tedavi edilmesi mümkün değildir.

Depresyon hastalığı kimlerde ortaya çıkabilir? Bu soruyu hastalarımız sıklıkla niye ben diye de sormaktadır. Kendisini aile içi sorunların bir kurbanı olarak kabul eden hastalarımız olduğu gibi, depresyonu bir zayıflık olarak görenleri de sıklıkla görmekteyiz. Aslında, depresyon her çağda, her toplumda ve her insanda görülebilecek bir hastalıktır. Her dört kadından ve her on erkekten birisi hayatı boyunca en az bir kere depresyon geçirme riski altındadır. Oldukça yaygın görülen bir hastalık olarak depresyon, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gibi çok bilinen hastalıklardan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Neden depresyona giriyorum, sorusu ikinci sıklıkta karşımıza çıkar. Hekimlerin de özellikle, son asır boyunca cevabını aradığı önemli sorulardan birisidir bu soru. Üzüntü neden depresyona dönüşür? Neden bazı insanlar üzücü olaylar sonucunda depresyona girerler? Aynı olaya maruz kalan gruptan çoğu insanlar az etkilenirken, neden bazı insanlar aşırı üzüntü tepkisi gösterir ve sonra da depresyon hastalığına yakalanırlar? Depresyon bir kez başlayınca neden başka zamanlarda tekrarlar?

Depresyon hakkında sorulabilecek sorular çoktur. İlkin, çoğunlukla üzüntü verici bir olayı izleyerek başlayan depresyon, sonraki yıllarda görülen yinelemelerinde daha az üzücü olaylar ile de ortaya çıkabilmektedir. Yeni bir olay sebep olmadan da, önceki olayın yıldönümünde ya da aşağı yukarı yılın aynı dönemlerinde daha önce tamamen iyileşmiş olan hasta depresyonu yeniden yaşamaya başlayabilmektedir. Bazı hastalar depresyona hep sonbahar ya da kış aylarında girerler.

Depresyon araştırmalarının sonucu depresyonun genetik olarak bu hastalığı geçirmeye yatkın olan bireylerde, üzücü yaşam olaylarının etkisi ile başladığını bize göstermektedir. Üzücü yaşam olayı, bu doğuştan hassas olan bireylerde, beyindeki serotonin döngüsünün bozulmasına yol açmaktadır. Serotonin beyinde düzenleme görevi yaptığından, beyindeki noradrenalin ve dopamin başta olmak üzere diğer kimyasal maddeler de bu bozulmadan olumsuz etkilenmektedir. Her birisi davranışlarımız ve vücudumuzun çalışması üzerinde çok önemli görevler üstlenmiş olan bu kimyasal maddelerin mükemmel dengesinin bozulması ise yukarıda sözünü ettiğimiz depresyon belirtilerinin görülmesine neden olmaktadır. Aşağıda bahsini edeceğimiz gibi, ilaç tedavileri esas olarak bu kimyasal maddelerin bozulmuş olan dengesinin tekrar tesis edilmesine dayanmaktadır.

Genetik açıdan depresyona girmeye yatkın bir insan mutlaka depresyona girer mi? Ya da akrabalarında depresyon görülmüş olanlar risk altında mıdır? Bu bireylerin mutlaka depresyona gireceklerini söylemek güç olsa da, akrabalarında depresyon hiç görülmemiş olanlara kıyasla daha fazla risk altında olduklarını söylemek mümkündür. Depresyon ailevi bir karakter sergilemekte, aynı ailenin diğer üyeleri ve sonraki kuşaklarında depresyona girme riski artmış olarak bulunmaktadır.

Depresyonun diğer bazı psikiyatrik hastalıklara göre iyi tarafları vardır. Bunlardan belki de en önemlisi, hastalık dönemi geçtikten sonra tamamen normale dönmektir. Kişi hastalanmadan önceki normal haline dönebilmektedir. Bu süre tedaviye başladıktan ortalama altı hafta sonra ortaya çıkmaktadır. İlk altı hafta içerisinde, bazen saatler, günler ya da bir iki hafta sürebilen iyilik ve kendini kötü hissetme dönemleri olabilir. Altı haftanın sonunda hasta tamamen iyileşmiş olmasına rağmen, tedaviye ara vermeden devam edilir ve görüşmeler ile hasta hekim kontrolünde tutulur. İlk defa depresyon geçiren hastalarda tedavi süresi genellikle 6 ila 12 ay arasındadır. Bu süre zarfında, başlarda daha sık olmak kaydı ile hasta hekimi tarafından düzenli olarak görülür, gerekli oldukça hasta hakkında yakınları ile de görüşülür.

Depresyon hastaları tamamen iyileşseler bile, hayatlarının sonraki dönemlerinde yeniden depresyona girebilirler. Hastalığın yinelemesi, hastanın ya da çevresinin bir kusuru olmayıp, depresyonun kendi özelliğidir. İlk depresyondan sonra ortaya çıkan depresyonlarda da aynı tedavi usulleri tatbik edilmekle birlikte, tedavi ve kontrolün süresi iki yıla çıkarılır. Bazı hastalarda, bilhassa üç ya da daha çok depresyon geçiren hastalarda tedavi kesilmeyebilir.

Depresyon hiç tedavi edilmezse ne olur? Öncelikle, kronikleşme dediğimiz depresyon halinin kalıcı olması görülebilir. Kronikleşen depresyonlarda tedavi daha güç, uzun ve hem hekim hem de hasta için daha zahmetli olur. Depresyonlu hastalar, tedavi edilmediklerinde bağışıklık sistemi zayıflar ve bu hastalar tümör ve enfeksiyonlar başta olmak üzere her türlü hastalığa yatkın hale gelirler. Depresyon tedavi edilmediği takdirde en az 6 ila 9 ay süre ile kişinin hayatını ve çevresindeki insanlar ile olan ilişkilerini olumsuz etkiler. Bu durumun işini bırakma, boşanma, okulda başarısızlık gibi daha olumsuz sonuçları ortaya çıkabilir.

Son olarak en olumsuz sonuç olan intihar riskine değinmek gerekir. Depresyonlu hastalarda ölme isteği, intihar düşüncesi ve kendini öldürme çabaları görülebilir. Çoğu depresyonlu hasta, böyle bir niyeti olduğunu saklar. Ancak, ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme esnasında hekimine söz edebilir.

Yukarıda saydığımız bütün bu nedenler, depresyonlu hastaların mutlaka işinin ehli psikiyatri hekimleri tarafından görülmesi, durumlarının titizlikle ele alınması ve tedavilerinin doğru bir şekilde planlanmasını gerektirir. Tedavide uygulanan yöntemler çeşitlidir. Hastalığın ilk defa ortaya çıkıp çıkmadığına, depresyonun ağırlığına, ortaya çıkan belirtiler kümesinin özelliklerine, intihar düşüncesi olup olmadığına ve başka bir çok özelliğe dikkat edilmesi gerekir. Tedavi seçenekleri arasında çeşitli psikoterapiler, serotonin başta olmak üzere beyindeki kimyasal maddelerin dengesini sağlayan ilaçlar, ilaç yanında biyolojik tedavi yöntemleri ve hastanın depresyon döneminde bir bakıma psikolojik rehabilitasyonunu sağlayan terapiler bulunmaktadır. Hastanın durumuna göre, bu tedavi seçeneklerinin birisinin ya da daha fazlasının uygulanmasına hasta ile birlikte hekimi karar verir.
Alıntı
...depresyon her çağda, her toplumda ve her insanda görülebilecek bir hastalıktır. Her dört kadından ve her on erkekten birisi hayatı boyunca en az bir kere depresyon geçirme riski altındadır.

Depresyonun hastalık olarak tanımlanması günümüzden 2000 sene öncesine uzanmaktadır. Ülkemizde bir zamanlar popüler olmuş bir şarkının adı da olan melankoli deyimi ilk olarak antik çağda Anadolu'da yaşamış olan Hipokrat tarafından kullanılmıştır. Her ne kadar vücutta dolaşan koyu renkli bir sıvının (ya da kanın renginin koyulaşmasının) depresyona yol açtığını düşünmüş ise de, ilk çağın ünlü hekimi bugünkü depresyon hastalığını tanımlamıştır. Hastalığın bugüne daha çok uyan tanımını ise, sonraki yüzyıllarda ünlü Tıp Kanunu adlı eserinde İbn-i Sina yapmıştır.

Aradan geçen zaman dünyayı çok değiştirmiş olmasına rağmen, insanların aşırı üzüntü sonucunda pençesine düştükleri, bazen kişiyi intihara sürükleyen hastalığın çehresi fazla değişmemiştir. Aşırı üzüntü hastalığın başta gelen belirtisidir. Buna eşlik eden isteksizlik, halsizlik ve yorgunluk hastalığın çekirdeği, hatta Amerikan Psikiyatri Birliği ile Dünya Sağlık Örgütü�ne göre depresyonun olmazsa olmaz belirtileridir.

Üzüntü, isteksizlik ve güç-kuvvet azlığı diyebileceğimiz halsizlik ve yorgunluk belirtilerinin etrafında depresyonun diğer belirtileri kümelenir. Karamsarlık ve ümitsizlik kişinin kendisine, hayata ve dünyaya bakışını olumsuz yönde etkiler. Bunun sonucunda depresyonlu bireyin kendine güveni ve kendisine duyduğu saygı azalır. Önemli kararları vermekte sıkıntı yaşamaya başlar. Giderek durumu bozulan hasta, uykuya dalmakta ya da uykuya dalsa bile uykusunu sürdürmekte zorlanır.

Bu belirtilere bir süre sonra iştah değişiklikleri ve cinsel isteksizlik, dikkatte azalma, yaptığı işlere kendini verememe ve intihar fikirleri eklenir. Bu aşamada, depresyon tanısı konulabilmesi için, yukarıdaki belirtileri olan kişinin mutlaka bir psikiyatri uzmanı tarafından muayene edilmesi gerekir. Psikiyatri uzmanı tarafından konulan doğru tanı, başarılı tedavinin ilk adımını oluşturur. Depresyon sanıldığı kadar basit bir hastalık değildir. Özellikle bipolar (iki uçlu) bozuklukta görülen depresyonlardan ve şizofreni başta olmak üzere psikozlarda görülen depresyonlu ruh halinden ayırt edilmediği takdirde tedavi başarısız olacaktır. Tersi durumda da sakıncalar mevcuttur. Yani depresyon söz konusu olmadığı halde yanlış tanı konulması ve gereksiz ilaç tedavisi verilmesi de istenmeyen durumları ortaya çıkartabilir. En sıklıkla yapılan yanlış, psikiyatrik hastalıklar dışında herhangi bir rahatsızlığı için diğer hekimlere başvuran hastalara, örneğin sıkıntı ve uykusuzluk için bir depresyon ilacının yazılması ve hastanın psikiyatri uzmanına gönderilmemesidir. Psikiyatri hekimleri tarafından görülmeyen hastalarda, isabetle depresyon tanısı konulması ve hastalığın başarı ile tedavi edilmesi mümkün değildir.

Depresyon hastalığı kimlerde ortaya çıkabilir? Bu soruyu hastalarımız sıklıkla niye ben diye de sormaktadır. Kendisini aile içi sorunların bir kurbanı olarak kabul eden hastalarımız olduğu gibi, depresyonu bir zayıflık olarak görenleri de sıklıkla görmekteyiz. Aslında, depresyon her çağda, her toplumda ve her insanda görülebilecek bir hastalıktır. Her dört kadından ve her on erkekten birisi hayatı boyunca en az bir kere depresyon geçirme riski altındadır. Oldukça yaygın görülen bir hastalık olarak depresyon, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gibi çok bilinen hastalıklardan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Neden depresyona giriyorum, sorusu ikinci sıklıkta karşımıza çıkar. Hekimlerin de özellikle, son asır boyunca cevabını aradığı önemli sorulardan birisidir bu soru. Üzüntü neden depresyona dönüşür? Neden bazı insanlar üzücü olaylar sonucunda depresyona girerler? Aynı olaya maruz kalan gruptan çoğu insanlar az etkilenirken, neden bazı insanlar aşırı üzüntü tepkisi gösterir ve sonra da depresyon hastalığına yakalanırlar? Depresyon bir kez başlayınca neden başka zamanlarda tekrarlar?

Depresyon hakkında sorulabilecek sorular çoktur. İlkin, çoğunlukla üzüntü verici bir olayı izleyerek başlayan depresyon, sonraki yıllarda görülen yinelemelerinde daha az üzücü olaylar ile de ortaya çıkabilmektedir. Yeni bir olay sebep olmadan da, önceki olayın yıldönümünde ya da aşağı yukarı yılın aynı dönemlerinde daha önce tamamen iyileşmiş olan hasta depresyonu yeniden yaşamaya başlayabilmektedir. Bazı hastalar depresyona hep sonbahar ya da kış aylarında girerler.

Depresyon araştırmalarının sonucu depresyonun genetik olarak bu hastalığı geçirmeye yatkın olan bireylerde, üzücü yaşam olaylarının etkisi ile başladığını bize göstermektedir. Üzücü yaşam olayı, bu doğuştan hassas olan bireylerde, beyindeki serotonin döngüsünün bozulmasına yol açmaktadır. Serotonin beyinde düzenleme görevi yaptığından, beyindeki noradrenalin ve dopamin başta olmak üzere diğer kimyasal maddeler de bu bozulmadan olumsuz etkilenmektedir. Her birisi davranışlarımız ve vücudumuzun çalışması üzerinde çok önemli görevler üstlenmiş olan bu kimyasal maddelerin mükemmel dengesinin bozulması ise yukarıda sözünü ettiğimiz depresyon belirtilerinin görülmesine neden olmaktadır. Aşağıda bahsini edeceğimiz gibi, ilaç tedavileri esas olarak bu kimyasal maddelerin bozulmuş olan dengesinin tekrar tesis edilmesine dayanmaktadır.

Genetik açıdan depresyona girmeye yatkın bir insan mutlaka depresyona girer mi? Ya da akrabalarında depresyon görülmüş olanlar risk altında mıdır? Bu bireylerin mutlaka depresyona gireceklerini söylemek güç olsa da, akrabalarında depresyon hiç görülmemiş olanlara kıyasla daha fazla risk altında olduklarını söylemek mümkündür. Depresyon ailevi bir karakter sergilemekte, aynı ailenin diğer üyeleri ve sonraki kuşaklarında depresyona girme riski artmış olarak bulunmaktadır.

Depresyonun diğer bazı psikiyatrik hastalıklara göre iyi tarafları vardır. Bunlardan belki de en önemlisi, hastalık dönemi geçtikten sonra tamamen normale dönmektir. Kişi hastalanmadan önceki normal haline dönebilmektedir. Bu süre tedaviye başladıktan ortalama altı hafta sonra ortaya çıkmaktadır. İlk altı hafta içerisinde, bazen saatler, günler ya da bir iki hafta sürebilen iyilik ve kendini kötü hissetme dönemleri olabilir. Altı haftanın sonunda hasta tamamen iyileşmiş olmasına rağmen, tedaviye ara vermeden devam edilir ve görüşmeler ile hasta hekim kontrolünde tutulur. İlk defa depresyon geçiren hastalarda tedavi süresi genellikle 6 ila 12 ay arasındadır. Bu süre zarfında, başlarda daha sık olmak kaydı ile hasta hekimi tarafından düzenli olarak görülür, gerekli oldukça hasta hakkında yakınları ile de görüşülür.

Depresyon hastaları tamamen iyileşseler bile, hayatlarının sonraki dönemlerinde yeniden depresyona girebilirler. Hastalığın yinelemesi, hastanın ya da çevresinin bir kusuru olmayıp, depresyonun kendi özelliğidir. İlk depresyondan sonra ortaya çıkan depresyonlarda da aynı tedavi usulleri tatbik edilmekle birlikte, tedavi ve kontrolün süresi iki yıla çıkarılır. Bazı hastalarda, bilhassa üç ya da daha çok depresyon geçiren hastalarda tedavi kesilmeyebilir.

Depresyon hiç tedavi edilmezse ne olur? Öncelikle, kronikleşme dediğimiz depresyon halinin kalıcı olması görülebilir. Kronikleşen depresyonlarda tedavi daha güç, uzun ve hem hekim hem de hasta için daha zahmetli olur. Depresyonlu hastalar, tedavi edilmediklerinde bağışıklık sistemi zayıflar ve bu hastalar tümör ve enfeksiyonlar başta olmak üzere her türlü hastalığa yatkın hale gelirler. Depresyon tedavi edilmediği takdirde en az 6 ila 9 ay süre ile kişinin hayatını ve çevresindeki insanlar ile olan ilişkilerini olumsuz etkiler. Bu durumun işini bırakma, boşanma, okulda başarısızlık gibi daha olumsuz sonuçları ortaya çıkabilir.

Son olarak en olumsuz sonuç olan intihar riskine değinmek gerekir. Depresyonlu hastalarda ölme isteği, intihar düşüncesi ve kendini öldürme çabaları görülebilir. Çoğu depresyonlu hasta, böyle bir niyeti olduğunu saklar. Ancak, ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme esnasında hekimine söz edebilir.

Yukarıda saydığımız bütün bu nedenler, depresyonlu hastaların mutlaka işinin ehli psikiyatri hekimleri tarafından görülmesi, durumlarının titizlikle ele alınması ve tedavilerinin doğru bir şekilde planlanmasını gerektirir. Tedavide uygulanan yöntemler çeşitlidir. Hastalığın ilk defa ortaya çıkıp çıkmadığına, depresyonun ağırlığına, ortaya çıkan belirtiler kümesinin özelliklerine, intihar düşüncesi olup olmadığına ve başka bir çok özelliğe dikkat edilmesi gerekir. Tedavi seçenekleri arasında çeşitli psikoterapiler, serotonin başta olmak üzere beyindeki kimyasal maddelerin dengesini sağlayan ilaçlar, ilaç yanında biyolojik tedavi yöntemleri ve hastanın depresyon döneminde bir bakıma psikolojik rehabilitasyonunu sağlayan terapiler bulunmaktadır. Hastanın durumuna göre, bu tedavi seçeneklerinin birisinin ya da daha fazlasının uygulanmasına hasta ile birlikte hekimi karar verir.
Alıntı
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
depresyona, girebilir, herkes, zaman

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ey Nefsim! Deme Zaman Değişmiş, Asır Başkalaşmış, Herkes Dünyaya Dalmış Zen İslamiyet 0 10 Aralık 2012 13:17
Kimler Cennete Girebilir ? Julw Genel Paylaşım 0 06 Aralık 2007 20:52