IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 28 Kasım 2014, 20:36   #1
Çevrimdışı
Nar-ı Hicran – Birol KOÇAK


sohbet


Senin düşlerine hiç kar yağdı mı sevdiğim?

Benim tüm şehirlerim ölüme uyuyan morg soğukluğunda buz tutuyor şimdi.
Sözlerim “tüm vakitlerde” isyanlara gebe…
Kanata kanata tüketiyorum gecenin sessizliğini.
İhtilaller koparıyorum içimin ayrılığa sürgün "gittin" taraflarında ve tüm militanlığıyla acûze bir yalnızlık tırmanıyor izbe sokaklardan şakaklarıma.
Tam şah damarından kesiyorum geceyi; ki simsiyah karanlığa boyanıyor gözlerimin hicran zifiriliği.

Ne vakit sana revan olsam yüreğimin aşk çukurlarından uçurum kesiliyorsun yollarıma.

Aralıksız zulmünü kusuyorsun yorgun ayaklarımın altına.
Ah ü firaz ediyor çocukluğum.
Ve kâbuslara bulanmış zamanlara gömüyorsun düşlerimi;
bî-dâr kalıyorum olmadığın soysuz sabahlara.
İz düşürdüğün tüm sokaklar metrûk çıkmazlara açıyor gözlerini.
De hele! Adının hangi harfinden yol tutsam ucu “ikimizliğe” çıkar şimdi?

Yoksun!
Yokluğuna uzanan yolların her durağında durmaksızın kanatıyorum gözlerimi.
Ve isli tren garlarında ben’liğimi ararken buluyorum kendimi…
Yokum!
Viyana kapılarında Süleyman gibi eli boş dönüyorum şehirlerinden.
Ecelim oluyorsun…
“Sen” uçurumlarımdan düşüyorum “kan” çukurlarına…
Ben ölüyorum;sen gülüyorsun!

Sonra Kız Kulesi oluyorsun;İstanbul düşüyorsun sevda taraflarıma.

Kıyılarına geliyorum bir zaman.
Fethedilmez gibi duruşun takılıyor bakışlarıma…
Kimler yitip gitmedi ki vurgun düştüğüm gözlerinin efsunkâr maviliğinde
Muradların muradıydın ezelden; kaç sevdalını boğdun sularında..
Ben elimi uzatsam Ulubatlı gibi vurulup kalırım surlarında.
Bilirim sen Fatih’ini arıyorsun ve belki de Beyazıd olmak düşüyor bana..
Senden çok uzakta bozkır ayazında esir olmak…!
Ahh dört mevsim kışa çalan ömrümün yitik uykularında adı “bekleyişlerim” olan sevdam!
Bil ki ben hâlâ kendi kalabalığıma karışıp ayaklarımı eskitiyorum şehrin en tozlu sokaklarında.
Hercaî kuşların kanatlarında arıyorum saçlarının kokusunu ve ıssız günbatımlarını sarıyorum yaralarıma…

Gelseydin ya da hiç gitmeseydin!
Belki o dem bir yağmur geliverirdi şehre güvercinlerin koynunda.
Belki “aşk” olur düşerdin karanfil kokulu düş kırıklarıma…
El ele soluklanırdık dilimizde puslu bir suskunlukla gözlerinde yitmiş sarhoş gündoğumlarını Belki de yan yana uzanırdık İstanbul’un tepelerinden mavinin uçukluğuna…
Oysa yoksun!

Ve azar azar tükeniyorum yokluğunun dikiş tutmaz yokuşlarında…

Gelmiyorsun…!
Senin düşlerine hiç kar yağdı mı sevdiğim?

Benim tüm şehirlerim ölüme uyuyan morg soğukluğunda buz tutuyor şimdi.
Sözlerim “tüm vakitlerde” isyanlara gebe…
Kanata kanata tüketiyorum gecenin sessizliğini.
İhtilaller koparıyorum içimin ayrılığa sürgün "gittin" taraflarında ve tüm militanlığıyla acûze bir yalnızlık tırmanıyor izbe sokaklardan şakaklarıma.
Tam şah damarından kesiyorum geceyi; ki simsiyah karanlığa boyanıyor gözlerimin hicran zifiriliği.

Ne vakit sana revan olsam yüreğimin aşk çukurlarından uçurum kesiliyorsun yollarıma.

Aralıksız zulmünü kusuyorsun yorgun ayaklarımın altına.
Ah ü firaz ediyor çocukluğum.
Ve kâbuslara bulanmış zamanlara gömüyorsun düşlerimi;
bî-dâr kalıyorum olmadığın soysuz sabahlara.
İz düşürdüğün tüm sokaklar metrûk çıkmazlara açıyor gözlerini.
De hele! Adının hangi harfinden yol tutsam ucu “ikimizliğe” çıkar şimdi?

Yoksun!
Yokluğuna uzanan yolların her durağında durmaksızın kanatıyorum gözlerimi.
Ve isli tren garlarında ben’liğimi ararken buluyorum kendimi…
Yokum!
Viyana kapılarında Süleyman gibi eli boş dönüyorum şehirlerinden.
Ecelim oluyorsun…
“Sen” uçurumlarımdan düşüyorum “kan” çukurlarına…
Ben ölüyorum;sen gülüyorsun!

Sonra Kız Kulesi oluyorsun;İstanbul düşüyorsun sevda taraflarıma.

Kıyılarına geliyorum bir zaman.
Fethedilmez gibi duruşun takılıyor bakışlarıma…
Kimler yitip gitmedi ki vurgun düştüğüm gözlerinin efsunkâr maviliğinde
Muradların muradıydın ezelden; kaç sevdalını boğdun sularında..
Ben elimi uzatsam Ulubatlı gibi vurulup kalırım surlarında.
Bilirim sen Fatih’ini arıyorsun ve belki de Beyazıd olmak düşüyor bana..
Senden çok uzakta bozkır ayazında esir olmak…!
Ahh dört mevsim kışa çalan ömrümün yitik uykularında adı “bekleyişlerim” olan sevdam!
Bil ki ben hâlâ kendi kalabalığıma karışıp ayaklarımı eskitiyorum şehrin en tozlu sokaklarında.
Hercaî kuşların kanatlarında arıyorum saçlarının kokusunu ve ıssız günbatımlarını sarıyorum yaralarıma…

Gelseydin ya da hiç gitmeseydin!
Belki o dem bir yağmur geliverirdi şehre güvercinlerin koynunda.
Belki “aşk” olur düşerdin karanfil kokulu düş kırıklarıma…
El ele soluklanırdık dilimizde puslu bir suskunlukla gözlerinde yitmiş sarhoş gündoğumlarını Belki de yan yana uzanırdık İstanbul’un tepelerinden mavinin uçukluğuna…
Oysa yoksun!

Ve azar azar tükeniyorum yokluğunun dikiş tutmaz yokuşlarında…

Gelmiyorsun…!
__________________
Yürürken başımın yerde olması sizi rahatsız etmesin.Benim tek derdim; yere düşen edebinize takılmamak..
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
birol, hicran, kocak, narı, –

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Birol Güven'e Nankörlük Yapamam Cemalizim Haber Arşivi 0 12 Mart 2012 10:49
Birol Hikmet Karabükspor'da! atear 1. Lig ve Diğer Ligler 0 20 Haziran 2009 10:38