IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  odeaweb

>
+
Etiketlenen Kullanıcılar

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 22 Mart 2009, 21:07   #1
Çevrimdışı
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Cevap: ..::baL'câ::..




sanki
yokluğuna kahırlanan kent
ah çeker

yarasına acılar düşer kuşların
ay uzak tepelere çekilir

sular kararır...
sen giderken...















Adına aşk koyduğun o büyük boşluğa
ben koca bir hayat sığdırdım...
Beni sevmemene isyan edip kaçmak,
sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak,
ruhumun en büyük yanılgısıydı...
Hayat bana en acımasız yüzünü
sevgini inkar ettiğim zamanlarda gösterdi...
Ve şimdi asıl olmam gereken yerde,
hayata başladığım yerde,
kalbindeyim...
Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işte:
Senin olmadığın yerde ne olduğunu biliyorum...
















Alnımı cama yaslayıp barkodumu okutuyorum,
Seni Sevmeme İzin Vermiyor Kalbimin Mor Ötesi.Cama vurup yüzümü kesiyorum,Bu gün SEVMİYORUM SENİ
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
adece korkuyorum...















Ne oldu? nasıl oldu? anlamadım
Birden birden karşıma çıktın
Sonra hayallerimi süsleyen rüyalarıma giren
Tatlı bir telaşım oldun..
Ve yine ne olduğunu anlamadan ansızın hayatımdan çıkıp gittin..
Kıyamet kopsun ne çıkar
Yeterki yeterki senli baharlar bitmesin.
Ben seni ben seni çok sevdim tatlı telaşım
Ama sen sana olan aşkımı hep başka baharlara erteledin
Bense sana olan aşkımı sevgimi benliğimi ve sende kaybolmuş bu yüreğimi ıssız bir adada kimsenin bulamayacağı bir kutunun içine kilitledim..
Şimdide sana yalvarıyorum
Ne olur ne olur tatlı telaşım
Yine bir bahar rüzgarıyla gelde
Sana olan aşkımı sevgimi benliğimi ve sende kaybolmuş yüreğimi saklıdığım kutunun kilidini kır..
Çünkü ben sensiz ölmek istemiyorum..

 
Alıntı ile Cevapla

Alt 22 Mart 2009, 21:11   #2
Çevrimdışı
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Cevap: ..::baL'câ::..




Buraya senden geldim biliyorum.
Otuz dört gün oldu sen gideli kentimden.
Kendimde değilim.
Caddeyi arşınlayan sadece ben miyim?
Arkamda bir yalnızlığın koyu gölgesi.
Canı çıksa, canı yok ki!
İki parmak arasına sıkışmış nikotin kokuları,
Yapmak istemediklerimin sinişmişliğinden ibaret bir bozgunun terkisidir.
Yalnızlığım,
Tek başınalığım,
Aşinalığım…Otuz dört plaka acılar yükler yalnızlığım, bagajları faili meçhul dolu otobüs kuyruklarına.
Çirkin, yoksul, doğurgan ruh yolcuları hiç tükenmez bu seferin.
Her sefer bir yalnızlıktır,
Her yalnızlık binlerce sefer.
Kararmış düşlerimin aydınlık çağı,
Ömrüm,
Canım,
Anlamım benim.
Ölüm haberlerini bellettilerdi bana senden önce,
Yorumlarını ölü çoğaltmaya parsellerdi çingene yüzlü kadınlar, daha uykusuna yatılmamış düşlerin.
Bir divan üstüne bağdaş kurup, yaşayamayacağım günlerin çetelesini tutardım, yaşadığımı hiçe sayarak…

Acemiliğimi satır başlarına sıkıştırıp, ustalıktan caydığım zamanlardı.
Geçtiğim, yittiğim, bitmediğim.
Birden bire,
İnançlı dizeler kuşatması, yabancı-devrik düşlerinle,
Sen geldin.
Geldin mi, gittin mi anlamadım.

Melamet fikirler hû çeker, nüfussuz kasabaların orta yerinde.
Nesimi’yi yüzer,
Pir Sultan’ı asarım ruhumda.
Gözlerim Yakup’tan beter,
Yusuf’un kuyuları ne gördü daha…
Şems’le cem ederim yana
-yanarım-
‘belki seni bana yazar yaradan…’
Yine de anlatamam yokluğunun müthişliğini,
Ermiş hükümlerin bilge acıları gül müdür bana?
Çekerim,
Çektiklerim ar gelir.
Çekerim,
Bu acılar zor gelir.

Günlerin avucunda bir serseri üzgünlüğüm şimdi.
Her yanımdan garip yalnızlığım geçer,
Her yanımdan yabancısı olmadığım ezgileri dudaklarının.
Seni soluksuz bekleyişlerimi, öfkeme vurduğum yerdeyim,
Hınca hınç bir özlemle yine bekledim gelmeyişlerini.
Dizlerimin bağı çözülmedi,
Bir muştu gelmedi telefon direklerinin bana uzanan yerinden.
Bir Cuma akşam üstüsü heyecanı duymadı içim,
İçim geldiğin ki kadar ısınmadı, bu menekşe kokulu nisan akşamlarında.
Rüzgar el gibi uzağımdan gitti,
Yağmur sel oldu yakınıma düştü, ağladım.
Ağladım,
Siğim siğim döküldü gidenler, asit gibi deldi içimi.
Kesilen hiçbir otobüs bileti bitirmez senin gitmelerini.
Duvar diplerinden medet uman ihtiyarlığımı çökerek toprağa,
Zavallı bir aşkın ağrılı bekleyişlerini duyarak içimde
Ve beni ipe çeken kaygıları kanatarak sesinle çınlattığın isimlere,
Ağladım.
Yüzüme çarpan ışıktan göremediğim yüzünün her milimetrekaresini özledim…
Özledim de,
Özlemek, mani olmuyor ki yalnız kalmaya.
Yalnızlığım,
Bir başınalığım,
Aymazlığım…
Bu suç senin ellerinle işlenmedi, şahsa münhasır cinayet benimdir.
Sen,
Yorma kendini bana.
Ne olduğumu biliyorum, bilmezliğe vursamda.
Çok değil istediğim.
Bir gül, yeter bana…

Caddeyi arşınlayan ben değilim sadece.
Arkamda koyu gölgesi yalnızlığımın.
Aralarından geçerim klakson seslerinin,
Sesler benim ardımdan geçer.
Bir İstanbul, bir Ankara’yı geçer kapkara hilelerin başından.
Bir kötü, bir iyiyi. ‘-İyinin kaderi kötüye düşer-’
Bir hüzün, bir sevinci geçer,
Gelmelerinin, aslında hiç gitmemiş bir yolcunun bavulunda sakladığı dipnot yalanlarına benzediğini anımsatarak,
Bir hüzün, bir sevinci 34 plaka ezerek geçer…

‘Geldin,
Sevindim’.
Neleri unuttuğumu hatırlatarak,
Bir elma şekeri sevincini taşıyarak yüzüme bir çocuğun,
Doğaçlayarak hayatına kattığın kelimelerin uyaklarını,
Geldin.
Diyeceğim çok şey vardı…

‘Gittin,
Üzüldüm’.
Bütün dünyayı başıma geçirdim,
İntiharların bütün şeklini denemek istedim,
Eşkıya basmış bir köy yerine döndü içim, taranmış, yanmış, yağmalanmış…
Gittin,
Diyeceğim her şeyin altında kaldım.
Otuz dört plaka yalnızlığım,
Geldin mi, gittin mi anlamadım…

[...]

 
Alıntı ile Cevapla

Alt 22 Mart 2009, 21:25   #3
Çevrimdışı
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Cevap: ..::baL'câ::..




Susmaktan çok yoruldum. Artık bildiğin sesler hatırına konuş dilim…

Vakit gecenin yarası… Gözümü açtım aydınlı niyetinde. Gündüzlere sığmayınca, geceyi kabullenir oldum. Gecenin en karanlık yerinden yarınlara aydınlıklar biriktirmekti amacım. Aydınlığı gecenin zifiri karanlığından biriktirmek, yarınlarıma karanlık ekmekti. Bildim; ama kulak ardı ettim. Ve geleceğimin portresine kara bir çerçeve biçtim.

Bir ölümün ardından tutulan yaslara hep siyah eklenirdi. Ölü siyahla uğurlanırdı. Ben hangi yanımı öldürmüştüm, hangi yanımı her gün öldürdüm de bu denli siyaha büründüm? Oysa tüm bildiğim siyahlar aynı beyazla kurşunlanıyor. Ve cesedi hep beyazı gölgelenmiş bir kefenle son buluyor.

Bir bir yok oluyorum. Yokluğum giderek “faili meçhul”lere sığınıyor. Kalabalık bir sokak ortasından, günün en aydınlık anında vuruluyorum; ama nedense tutanaklarda sadece “faili meçhul” kalıyorum.

Pılımı pırtımı toplayıp saniyelerin gözüne çarpıyorum hece hece yalnızlığı. Saliseler geçiyordu üstümden, kruvazör niyetinde. Zamanı öldürmeye yelteniyordu içimdeki akrep. Oysa yirmi dört saatten yirmi dört yaraya ulamıştım dünyamı. Yirmi dördü de içimi yaktı…

Bir bedende bir düzineyim Asrevya. Bir ruhta bin… Oyuncaklarla yaşama gülümsemek için geç bir zaman artık. Şimdi cümlelerle oynuyor beynim. Bu oyunda hep düşüp kalkıyorum. Her yanım yara bere… Her yanım vurgun… Tehlikeli bir oyunda ölüm kalım savaşı vererek mutsuzluk diziyorum. Dizgim hatalı, harflerim kırık…

Kelimelerimin kapısı aralı… Her an yazıya dönüşmeyi bekliyor içimdeki ses. Ne konuşacak kadarım ne de susmaktan yanayım Asrevya… Kendime tek muhalifim ben. Tezatlardan tezat beğenmem kendime. Kendim varken en karşımdaki bile yandaşım olur. Bana karşı ben savaşından ölüm aklar beni. Ki hangi yanımı tutsam ölümün kucağıdır zaten. Bir savaşsa yamaçlarımdaki, biri yok olmalı biri kalmalı… İkisi de benim… Bana karşı ben… Ya ben ölücem ya da yine ben… bir yanım sadece sağ çıkacak bu mübarezeden. Ölüm ardında, ölüm tadından koşturup duruyorum Asrevya. Yok, mu musalla suretindeki kelimelerden tabut ören?

Anlamı uzun olan bir cümle bulanıklığıyım. Hangi kelime beni özetleyebilir ki? Hangi dil lisanımı konuşur?

Ne demeliydi ki içim bunca yanmışlığı üzerine? Herkese ve her şeye rağmen yalnız değilim yalanının ardına saklanıp koyu bir yalnızlığı yudumladığında, ne söylemeliydi? Onda acıyı dem tutturan hayatına mı kızmalıydı? Ya da bitmez tükenmez ağıtları mı diline dolamalıydı? Kimden başlamalıydı ağıt yakmaya? En suçlusu kimdi bozulan hayatımın? En suçlusu gidenler miydi? Gitmeyip acı çektirenler mi? Bir bilinmezlik üçgeni arasından oradan oraya savruluyorum Asrevya. Kendime sorduğum soruların bile cevaplarını bulamıyorum. Aşikâr değilim. Hafi bir ömrün kalıntılarını taşıyorum. Yine ben mi suçluyum Asrevya. Yoksa tüm konuşmalarımı çalıp bana sadece susmayı bırakanlar mı?

Payıma bir son yazılmış. Ne kadar didinsem boş Asrevya… Öyle geçti ki vakit. Sen bile kurtaramazsın artık beni. Sen bile yarama merhem olmazsın Asrevya. Sen bile…

Oysa hep senden sanmıştım acılar. Yokluğunla varlığın arasında sürüp giden ömrüme. Bir yok olup bir de var olduğunu ispatlamak adına yollara düşmüştüm. Bilmeliydim ki tüm şüpheler, tüm ispatlama düşleri varlığın olunca oluyordu Asrevya.

Asrevya!..Geç bir zaman. Git desem gitmezsin belki şimdi. Ama gel desen ben de gelemem. Her şey için geç Asrevya. Yoruldum adına düşler biriktirmekten. Harflerin kalemime dolanmasın artık… Ki adımı unuttum adını yazmaktan… Yorgunum Asrevya… Sana susmayı kabullenecek kadar… Geç bir zaman. Artık düşme satırlarıma. Ki sen satırlarıma düştükçe ben acılara düşüyorum… Ki sen yazılınca ben siliniyorum…

[...]

 
Alıntı ile Cevapla

Alt 22 Mart 2009, 21:30   #4
Çevrimdışı
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Cevap: ..::baL'câ::..




O kadar intihar ettim ki yaşamaya mecalsizim…

Sivil kalp ağrılarımdan mızraklıyor göçmen mevsimler beni. Sığmıyor sükûnet pencere önü bekleyişlerin zamansızlığına. Boş bırakıyorum haykırışların karalanmamış karelerini. Teni paslı kuyulara terk etsem utancımı dirilir mi kimliksiz uyur-gezer ölüler? Lâhitlere gömüyor sahte acıları benimseyen kadınlar kirli camekân yüzümü. Talan meraklısı eylül teğet geçmiyor aşka kıymadan. Pinti bir ecel kaplıyor dargın mezarlıkların killi toprağını. Ey zahmin! Ateşkesler durdurur mu gitmelerini? Ayrılık aşkın hedonistliği değil de nedir? Gözlerindir gecenin mahremiyetine sığınan kutsal cümlelerin ışığı. Öte yanı yalnızlık kadar çığlık kirpiklerinin. Beri yanı aşk kadar uçurum ellerinin. Gelsen içini karanlıkta kalmış kelimelere batırarak kaç susmayı göze alabilirim ki zahmin?

Budala aynaların önünde kendini dökme seremonileri düzenliyor sonbahar. Kış göğsüme saklanıyor. Ölmek için susmayı bekliyor beklediğim sevinçler. Kutsalı katlanıp raflara kaldırılıyor aklanmamış maktul yanıma yaslanan tebessümlerimin. Suları sağır sensizliğe kıyıp bir avuç deniz getir, diz üstümde ısrarla kanayan atlas yılgını gemilere. Tedavülden kalkmadan aşk al yokluğunu benden. Çığırından çıkmış yaslı koridorların ucuz loşluğuna uzatma bedenimi. Rengini as yüzüme zahmin. Ben senin gözlerini tavaf ederken kahrolası tükenişlerim suya iniyor. Döşümde uğulduyor sık sık yatak değiştiren uslanmaz nehir. Tecride meyilli uykusuzluğumun ensesini sıvazlıyor mülayim heveslerin rüzgârı. Defolu bu dilhun keder. Kullanmıyorum.

Yokluğundan ezberliyorum gülüşünü önce. Gelişlerinin cehennemlerine denk geliyor yalnızlığım. Tanrı affetsin kabuk bağlamayı bilmeyen tek başınalığımı.

Faili malum düşlerin ayaklanmalarını özleyerek kanatıyorum faili kim sarsıntılarımı her gece. Bu yüzden batıyor içime paslı makaslar ve sonu belli masallarda bu yüzden onaramıyorum kasvetli çocukluğumu. Erken bir ağıt gibi göğsümde sabahlıyor saçların, sızıma tekmil dağılmışlığıyla. Yakılmış bir şarkıya benziyor bu şehrin damar damar üzgünlüğü. Her nakaratta kendimi kollamaktan yoruldum. Uzak kasaba ezgilerinde harmanlanıyor fitili ateşlenmiş kavgalar. Kime varsam seyrelmemiş bir acı menfez açıyor şakaklarımda. Bütün uzuvlarımda aşk geceliyor yine ve otogar kalabalığında arkamdan avunan kız benden başlıyor ölgün hayatları tümcesiz kusmaya. Münzevi feryatlar tahayyüle sığmayan küfürlerde ıslanıyor. Şimdi uzat güneşe ellerini anne, yoksa dizlerinde solacak papatyalar.

Münferit kaygıların aleve değen ıslaklığını öperken denizin çocukları, alnımda kandan utanan karanfiller taşıyorum. Giderayak çoğalıyor esrikliğin tadı. Yalvarışların tuzu dokunuyor yaranın en dokunaklısına. Tütün dediğin de yaraya basmak içindir oysa. Kursağımda kalıyor yankısızlığı cebimde duran sesin tınısında ayağa kalkan kentlerin sarsaklığı. Dudağımda bir kurşun karası yalnızlık. Biliyorum okyanuslar yanağında durulacak bu gece, kendimi düğümlerken yüzünün kör/düğümlerine. Tenhalığından eskitiyorum adımı. Devrimin küllerinde yazgısından vurulurken eylem, her bilinç kendi kaybından mesul tutuluyor. ‘Ayıp’ diyor bir kadın, ‘Aşkı harfsizliğinden yorumlamak ayıp’. Ey zahmin! Ben babamın ölümünü görmek için büyümüştüm. Dalgın uyansada insan sefaletinden aşk kabul edilebilir bir uyuma şeklidir.

Alazına kahır düşmüş öykülerde nabzı dururken kurgusuz aşkın, serencamı muğlak kahramanlara henüz yazılmamış kırıklıkları yaftalıyorum. Terimle yıkanıyor mürekkebi kurumayan yazı. Olmamışa kasem veriyor boşlukta sersemleyen çığırtkan turna. Gözyaşı selinde arınmak mı yağmurda savrulasıya kıvranmanın diyeti? Yağmalanmış telaşların kapısında alabildiğine öksürüyor inzivaya çekilen karaltım. Bir adım sonrası kül olmak bu hicranın. Belki de kabule şayan bir eksilmedir aşk. Sahi sen kendine ağladıklarını başkalarında avuttun mu? Öykünme sensizliğe ben kadar yok olursun.

Suskunluğumun devrikebir makamında büyütüyorum ömre bedel sunulan harf kesiği ağlayışlarımı. Terlemiş bir uğultu saplanıyor kulağımın örsüne. Çaresiz sesler doluyor zamanın kendini kovaladığı düşlerime. Hazirandan kalma ıssız günlerin alacalığını biriktiriyorum kısır hayatın güncesinde, sen inadına üşüyorsun düşlerinin buz kesmiş yanlarından. Ağlama zahmin! Gözyaşından tuzlu değil kederin tadı. Meleği yanmış sağ omzum sayrık bir ölüme gönüllü şimdi. Gücüm yetmiyor hüznün göğsümü deşen karaltısının izine bile. Gözlerime sökün eden yabancılıktan yakala gidişlerimi. Bas zülfünün telini içime, daha senli kanasın diye. Severek kutsa beni.

Sen imanın aşk yanıydın ve şimdi Tanrı’ya imanımdır gözlerin zahmin.

[...]

 
Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
balcâ


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


×