IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19 Mayıs 2009, 12:22   #1
Çevrimdışı
Babamın İçindeki Küçük Babama


sohbet


Ben bitirdim kırgınlarımı. Ben bağışladım seni babam. Sen ne zaman bağışlayacaksın kendini. Çok yalnız kaldın biliyorum. Sevilmeyi hak etmediğini düşünüyorsun biliyorum. Hala ağlıyorsun biliyorum. Küçük babam uzat elini. Babamın içindeki küçük babam. Hadi uzat elini. Bazen hayat gerçekten çok acı biliyorum. İnsanlar acıtırlar biliyorum. Çok yalnız kaldın biliyorum. Sevilmeyi hak etmediğini düşünüyorsun biliyorum. Hala ağlıyorsun biliyorum. Küçük babam uzat elini.

Baba, ne kadar telaffuzu zor olda da söyleyebileceğim başka bir kelime yok senin için. Her ne kadar biyolojik olsa da genlerim senin genlerinden geliyor. Bu değiştiremeyeceğim bir gerçek. Ne yapalım o halde kabul edeceğiz.

Seni anlamaya çalışıyorum. Biliyorum ki öfken bana değil. Biliyorum ki seni sevgisiz yapan ben değilim. Sen her ne kadar desen ki hangi parmağını kessen acımaz, sen her ne kadar desen ki insan evladını sever, ben biliyorum ki evladı bile olsa, kimse kimseyi sevmek zorunda değil. Ara sıra küçük bir çocukken yaşadıklarını hatırlıyorum. Mutluluğa olan hasretini, anneni yedi yaşında kayıp edişini, annenin seni doğuracağıma taş doğursaydım diye haykırışlarını anlatırken nasıl da canının yandığını, babanın seni küçük yaşlarda çalıştırmaya başladığını, yaramaz bir çocuk olduğun düşünülüp (ki aslında çok zeki) sürekli itilip kakıldığını ve bunların sende nasıl tahribatlar yaptığını anlamaya çalışıyorum. Sana demek istiyorum ki canım babam artık hepsi geçti. Sen artık büyüdün. Kimse seni itip kakamaz. Kendini korumak için ördüğün duvarlar artık işe yaramaz. Sana demek istiyorum ki canım babam artık geçti. Senin babanın sana yaptıklarının suçlusu çocukların değil. Babana duyduğun nefreti biz sana duymuyoruz. Bizler sadece seni yanımızda istiyoruz. Keşke içindeki küçük çocuğa ulaşabilsek. Keşke onun elinden tutup kucaklayabilsek. En uzağındaki insanlara gösterdiğin alakanın çok küçük bir kısmını bize gösterebilmiş olsaydın, ama keşke değil mi bu cümlenin başı. Ve biz keşkeleri imkansız olan şeyler için kullanırız. O halde keşkeli cümleler kurmayalım.

Canım babam, keşkeden vazgeçtim. İyi ki diyebileceğim bir şeyler arıyorum seninle olan ilişkimde. İyi ki şöyle oldu. İyi ki böyle oldu. Aaa evet buldum bir tane. İyi ki okulun karşısında sigara içme cüretini gösterdiğimde yanımdaydın ve beni korudun. İyi ki o küçük kasabadan bizleri çıkartıp ufkumuzu genişlettin. İyi ki bir an bile koltuk değneğim olmadın babam. İyi ki sırtımı sana hiç yaslamadım. İyi ki düşersem kimse kaldırmaz düşmemeliyim dedim. Ama düştüm babam. Ellerim parçalandı, dizlerim kanadı. İstediğimse sadece “kızım canın mı yandı ?” yı duymaktı. Şimdi sen bana diyorsun ki eski sayfaları açma. Şimdi ben sana diyorum ki eski sayfaları açmayalım. Kapatalım üstünü onların. Birbirimizden uzak duralım. Birbirimize sevgisizliğimizi hatırlatmayalım. Unutalım canımızın yandığı o hazin günleri. Sanki zehirlenmişim gibi halbuki. Halbuki yüzleşebilsek geçmişimizle. Kavga etsek.. Kussak bütün öfkemizi birbirimize. Atsak içimizdeki yarım kalmışlıkları. Ve sonra sımsıkı sarılsak birbirimize. Ama olmaz ki. İnsan geçemiyor işte kendinden. Kurtulamıyor kahrolası beninden. Seni gördüğümde boynuna sarılmak isteyişim hep içimde kalıyor. Biliyorum ki sen sarılmazsın. İçime sokmak istiyorum içindeki o kırılmış çocuğu. Ama biliyorum ki yaklaştırmazsın. Beni sevmediğin için kendine kızma babam. Sevgisizliği öğreniyor insan hayatı boyunca. İnanmıyorum ben anne babalar çocuklarını sever diyenlere. Her anne baba çoğunu sevmez çünkü. Belki seviyormuş gibi yapar. Görevi olduğunu düşünür çocuklarını sevmeyi. Ama görevle olmuyor ki sevgi babam. Hoş artık biliyorum kimse kimseyi sevmek zorunda değil. Artık biliyorum sen beni sevmek zorunda değilsin. Ama acıdı babam. Her yalnız kalışımın hesabını, her damla gözyaşımın hesabını, yaşadığım tarifsiz güvensizlik duygusunun hesabını sormak istiyorum sana. Sonra kimden neyin hesabını soracağım diyorum. Arabasını çocuğundan üstün tutan bencil bir adamdan mı? Yoksa hala içindeki kırgın çocuğun yaralarını onarmaya çalışan bir enkazdan mı? Kimden hesap soracaksın diyorum. Kime ödeteceksin kimsesizliğin sıktığı, yüreğinin bedelini.

Bazen düşünüyorum. Acaba sana kızgın mıyım diye. Kızamıyor ki insan yaşananları bile bile. Kabul etmek en doğrusu galiba olup bitenleri. Geçmişi geçmişe teslim etmek gerek. Ben yapabiliyorum artık bunları. Peki sen babam. Ben bitirdim içimdeki yangını. Ben bitirdim kırgınlarımı. Ben bağışladım seni babam. Sen ne zaman bağışlayacaksın kendini. Babamın içindeki küçük babam. Hadi uzat elini. Bazen hayat gerçekten çok acı biliyorum. İnsanlar acıtırlar biliyorum. Çok yalnız kaldın biliyorum. Sevilmeyi hak etmediğini düşünüyorsun biliyorum. Hala ağlıyorsun biliyorum. Küçük babam uzat elini. Çıkabiliriz biz o dipsiz kuyudan. Çıkabiliriz bu karanlıktan. Biliyorum ki sevmiyorsun kendini. Biliyorum ki ne kadar paran var o kadar değerlisin kendi gözünde. Babamın içindeki küçük babam, paran olmasa da seviyorum seni. Babamın içindeki küçük babam, kendini sevmesen de seviyorum seni.


alintidir
Ben bitirdim kırgınlarımı. Ben bağışladım seni babam. Sen ne zaman bağışlayacaksın kendini. Çok yalnız kaldın biliyorum. Sevilmeyi hak etmediğini düşünüyorsun biliyorum. Hala ağlıyorsun biliyorum. Küçük babam uzat elini. Babamın içindeki küçük babam. Hadi uzat elini. Bazen hayat gerçekten çok acı biliyorum. İnsanlar acıtırlar biliyorum. Çok yalnız kaldın biliyorum. Sevilmeyi hak etmediğini düşünüyorsun biliyorum. Hala ağlıyorsun biliyorum. Küçük babam uzat elini.

Baba, ne kadar telaffuzu zor olda da söyleyebileceğim başka bir kelime yok senin için. Her ne kadar biyolojik olsa da genlerim senin genlerinden geliyor. Bu değiştiremeyeceğim bir gerçek. Ne yapalım o halde kabul edeceğiz.

Seni anlamaya çalışıyorum. Biliyorum ki öfken bana değil. Biliyorum ki seni sevgisiz yapan ben değilim. Sen her ne kadar desen ki hangi parmağını kessen acımaz, sen her ne kadar desen ki insan evladını sever, ben biliyorum ki evladı bile olsa, kimse kimseyi sevmek zorunda değil. Ara sıra küçük bir çocukken yaşadıklarını hatırlıyorum. Mutluluğa olan hasretini, anneni yedi yaşında kayıp edişini, annenin seni doğuracağıma taş doğursaydım diye haykırışlarını anlatırken nasıl da canının yandığını, babanın seni küçük yaşlarda çalıştırmaya başladığını, yaramaz bir çocuk olduğun düşünülüp (ki aslında çok zeki) sürekli itilip kakıldığını ve bunların sende nasıl tahribatlar yaptığını anlamaya çalışıyorum. Sana demek istiyorum ki canım babam artık hepsi geçti. Sen artık büyüdün. Kimse seni itip kakamaz. Kendini korumak için ördüğün duvarlar artık işe yaramaz. Sana demek istiyorum ki canım babam artık geçti. Senin babanın sana yaptıklarının suçlusu çocukların değil. Babana duyduğun nefreti biz sana duymuyoruz. Bizler sadece seni yanımızda istiyoruz. Keşke içindeki küçük çocuğa ulaşabilsek. Keşke onun elinden tutup kucaklayabilsek. En uzağındaki insanlara gösterdiğin alakanın çok küçük bir kısmını bize gösterebilmiş olsaydın, ama keşke değil mi bu cümlenin başı. Ve biz keşkeleri imkansız olan şeyler için kullanırız. O halde keşkeli cümleler kurmayalım.

Canım babam, keşkeden vazgeçtim. İyi ki diyebileceğim bir şeyler arıyorum seninle olan ilişkimde. İyi ki şöyle oldu. İyi ki böyle oldu. Aaa evet buldum bir tane. İyi ki okulun karşısında sigara içme cüretini gösterdiğimde yanımdaydın ve beni korudun. İyi ki o küçük kasabadan bizleri çıkartıp ufkumuzu genişlettin. İyi ki bir an bile koltuk değneğim olmadın babam. İyi ki sırtımı sana hiç yaslamadım. İyi ki düşersem kimse kaldırmaz düşmemeliyim dedim. Ama düştüm babam. Ellerim parçalandı, dizlerim kanadı. İstediğimse sadece “kızım canın mı yandı ?” yı duymaktı. Şimdi sen bana diyorsun ki eski sayfaları açma. Şimdi ben sana diyorum ki eski sayfaları açmayalım. Kapatalım üstünü onların. Birbirimizden uzak duralım. Birbirimize sevgisizliğimizi hatırlatmayalım. Unutalım canımızın yandığı o hazin günleri. Sanki zehirlenmişim gibi halbuki. Halbuki yüzleşebilsek geçmişimizle. Kavga etsek.. Kussak bütün öfkemizi birbirimize. Atsak içimizdeki yarım kalmışlıkları. Ve sonra sımsıkı sarılsak birbirimize. Ama olmaz ki. İnsan geçemiyor işte kendinden. Kurtulamıyor kahrolası beninden. Seni gördüğümde boynuna sarılmak isteyişim hep içimde kalıyor. Biliyorum ki sen sarılmazsın. İçime sokmak istiyorum içindeki o kırılmış çocuğu. Ama biliyorum ki yaklaştırmazsın. Beni sevmediğin için kendine kızma babam. Sevgisizliği öğreniyor insan hayatı boyunca. İnanmıyorum ben anne babalar çocuklarını sever diyenlere. Her anne baba çoğunu sevmez çünkü. Belki seviyormuş gibi yapar. Görevi olduğunu düşünür çocuklarını sevmeyi. Ama görevle olmuyor ki sevgi babam. Hoş artık biliyorum kimse kimseyi sevmek zorunda değil. Artık biliyorum sen beni sevmek zorunda değilsin. Ama acıdı babam. Her yalnız kalışımın hesabını, her damla gözyaşımın hesabını, yaşadığım tarifsiz güvensizlik duygusunun hesabını sormak istiyorum sana. Sonra kimden neyin hesabını soracağım diyorum. Arabasını çocuğundan üstün tutan bencil bir adamdan mı? Yoksa hala içindeki kırgın çocuğun yaralarını onarmaya çalışan bir enkazdan mı? Kimden hesap soracaksın diyorum. Kime ödeteceksin kimsesizliğin sıktığı, yüreğinin bedelini.

Bazen düşünüyorum. Acaba sana kızgın mıyım diye. Kızamıyor ki insan yaşananları bile bile. Kabul etmek en doğrusu galiba olup bitenleri. Geçmişi geçmişe teslim etmek gerek. Ben yapabiliyorum artık bunları. Peki sen babam. Ben bitirdim içimdeki yangını. Ben bitirdim kırgınlarımı. Ben bağışladım seni babam. Sen ne zaman bağışlayacaksın kendini. Babamın içindeki küçük babam. Hadi uzat elini. Bazen hayat gerçekten çok acı biliyorum. İnsanlar acıtırlar biliyorum. Çok yalnız kaldın biliyorum. Sevilmeyi hak etmediğini düşünüyorsun biliyorum. Hala ağlıyorsun biliyorum. Küçük babam uzat elini. Çıkabiliriz biz o dipsiz kuyudan. Çıkabiliriz bu karanlıktan. Biliyorum ki sevmiyorsun kendini. Biliyorum ki ne kadar paran var o kadar değerlisin kendi gözünde. Babamın içindeki küçük babam, paran olmasa da seviyorum seni. Babamın içindeki küçük babam, kendini sevmesen de seviyorum seni.


alintidir
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
babama, babamin, babamın, icindeki, kucuk, küçük, İçindeki

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Babama. Düş Kitap Tanıtımları 0 22 Ocak 2015 01:06
Babamın Küçük Kızıydım Ben ! tiNa Aşk ve Sevgi Köşesi 0 30 Ağustos 2013 22:24
Babama. Ruj Ekstra 2 26 Şubat 2011 01:05
Babama ! Ruj Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler 0 02 Eylül 2010 01:13
Babama ßy_MysticaL Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler 3 30 Haziran 2007 20:17