IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 28 Şubat 2010, 18:51   #1
Çevrimdışı
Gerçekte 28 Şubatta kim zarar GÖRDÜ?


sohbet


Gerçekte 28 Şubatta kim zarar GÖRDÜ?
28 Şubat 2010 Pazar 18:25

28 Şubat'ta neler yaşandı, etkileri neler oldu?

28 Şubat'ın en önemli mağdurlarından biri olan İMKANDER Başkanı Nuray Canan Bezirgan ile 13 yılını geride bırakan 28 Şubat'ı, sonrasında yaşananları, etkilerini konuştuk.

HABER5.COM'dan Gülizar Sönmez'in Röportajı

Bugün itibari ile 28 Şubat’ın 13 yılını yaşıyoruz. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz 28 Şubat’ı?

13 yıl önce 28 Şubat 1998’de askerin siyasete müdahalesi ile başlayan süreç maalesef halen devam etmekte. Dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun “28 Şubat 1000 yıl sürecek ”sözlerini haklı çıkarırcasına 28 Şubatla özdeşleşen başörtüsü yasağı tüm şiddetiyle sürdürülmekte.
O dönemin taşeronluğunu yapan medya kurumlarının bu dönemle kıyaslandığında her ne kadar darbe karşıtı tavır sergilemeye çalışsalar da onların bu tavrının konjonktüre paralel olarak değişebileceği olasılığını akılımıza getirmekte.


Bugün tutuklamalar, yargılanmalar yaşanıyor. Devamlı darbe olmasın açıklamaları yapılıyor. Bu gelişmeleri sizce olumlu gelişmeler mi?
Demokrasiden ve evrensel insan hakları ve özgürlüklerinden dem vuran aydınların samimiyetlerini anlamak için başörtüsü yasağına yani 28 Şubat Darbesine destek verip vermediklerine veya sessiz kalıp kalmadıklarına bakmak yeterli olacaktır. Zira bu ülkede varlıklarını ve özgürlüklerini kendileri gibi düşünmeyen, inanmayan ve yaşamayan insanları baskı altında tutmalarına borçlu olduğunu zanneden bir zümre var. Bu yüzden başörtüsü yasağı veya Müslümanların inançlarını yaşama noktasındaki diğer engellerin sürdürülmesi yönünde ciddi bir mücadele üstlenmiş durumdalar. Bugün TSK’nın tavrına bakıyorsunuz, başörtülü ve inançlı insanlar onların düşmanıymışçasına hazırlanan planlar, oyunlar, kumpaslar insanı hayrete düşürüyor. Neticede ceplerine giren maaş bizlerden kesilen vergilerden elde edilmiyor mu?



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.




Yargılandık… Hapis Cezaları Aldık… Hicret Ettik…


28 Şubat günlerinde neler yaşadınız?
28 Şubat’ta da öyle oldu. Fadime Şahin meseleleri sahnelendi ve sonrası malum. Başörtüsü yasağıyla birlikte, okuduğumuz okulları polisler bastı, gözaltlarına alındık, defalarca hücrelere kilitlendik, bir teröristmişçesine. Terörle Mücadele’de sorgulandık, parmak izlerimiz alındı bir bir ve önümüze numaralar yazılı tabelalar konularak resmimiz çekildi, yargılandık, hapis cezaları aldık. Kimimiz hicret etti başka diyarlara, kimimizse bekledi sabırla hep bu yasak kalkacak diye.


Neden yaşandı bunlar?
Tek bir sebebi vardı bütün bu muamelelerin. O da başörtüsüyle derse girmek veya giremediğimiz için direnmek.


Tek hedef başörtülüler miydi?
Sadece başörtülüler değil. Bu yasağın hukuk dışı olduğunu ifade eden ve başörtülülere zulmetmeyi reddeden akademisyenler, hâkim ve savcılar da ya görevden alındı ya da sürgün edildi. Yasak devletin halkı arasında yaptığı ayrımcılık ve zulüm neticesinde toplumda da bir ayrışmaya neden oldu. Zira devletin vatandaşlarından bir kısmını hedef alan zulmü devletin memurları vasıtasıyla uygulanıyordu. Bu da “kamusal alan” tabiriyle her alana yayılmaya çalışılırken vatandaşlar arasında olumsuz hadiselerin yaşanmasına sebebiyet veriyordu.

Öyle ki “kamusal alan” diyerek yasağı uygulamayı ibadet aşkıyla yerine getirmeyi vazife bilenlerin fütursuz tutumları yüzünden başörtülüler mahkeme salonlarından, misafirhanelerden, belediye binalarından ve hatta otellerden kovulmuşlardır.



Gelmiş Geçmiş En Bilge Lider Necmettin Erbakan Mağdur Edilmiştir


Bunlar yaşanırken olayların birde siyasi boyutu var. O günün ve o günlerden sonra oluşan siyaseti nasıl değerlendiriyorsunuz?
28 Şubat darbesi AK Parti’nin tek başına iktidar olmasını sağlarken, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en bilge lideri olan Necmettin Erbakan Hoca’yı mağdur etmiştir. Olayın siyasi boyutu önemlidir aslında. Sonrasında ABD’nin istediği Ilımlı İslam modeline geçiş yapılmış ve Türkiye’de artık yasak neredeyse kanıksanır olmuştur.


Yasakların ve yaşananların etkileri nasıl oldu?
Yasaklar başladığında 20 yaşında olan ve vatandaşı olduğu devletin ayrımcılık yaparak eğitim hakkını elinden aldığı bir kız öğrenci bugün 33 yaşında kendisine bir gelecek inşa etme noktasında hala ümit var olduğunu sanmıyorum.
Başörtüsü yasağının uygulanmasında ve bu güne değin sürdürülmesinde sadece sistemi suçlamak da doğru bir tavır olmayacaktır. Pratikte İslam’ı yaşayanların bu ve diğer haksızlıklar karşısında mücadele etmek yerine pragmatist tavrı tercih etmeleri hem yasakçıları cesaretlendirmiş hem de yasak karşısında mücadeleyi farz bilenlerin kendilerini yalnız ve mazlum hissetmelerine sebep olmuştur.



Celselerde Yargılanan Ben Değil Başörtüsüydü



Bu mücadeleyi verenler neden kendilerini yalnız hissetmişlerdir?
Basit bir örnek vermek gerekirse başörtüsüyle derste olduğum için sınıfı robocop polisler basmıştı ve bu yüzden 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmaktaydım. Duruşmalarıma katılanların sayısı 10-15 kişiyi geçmemekte ve herkes neticeyi telefonla öğrenmek için beni aradığında korktukları için gelemediklerini ifade etmekteydiler. Anmadan geçemem. Benim her duruşmama katılan Şehit Metin Yüksel’in ablası rahmetli Süreyya Yüksel Hocamızın desteği bana inanılmaz bir güç veriyordu. Sadece O’nun yanımda olduğunu görmek bilmek sanki binlerce insanın desteğini alıyormuşçasına sabretmeme vesile oluyordu. O da Ben de biliyorduk ki celselerde yargılanan ben değil başörtüsüydü.


O dönemde cemaatler arası bir birleşme bir ortak duruş var mıydı?
Böylesi yasaklar karşısında toplumların haklarına sahip çıkmak için oluşturacakları kollektif mukavemetin önemi büyük. Bu bağlamda bu mukavemeti bozan ve zayıflaması için İslam dışı reçeteler sunan liderlere, şeyhlere, Hoca efendi (!) lere karşı dikkatli olunmalı ve gençler bilinçlendirilmeli. İbrahimi bir tavrın örneklikleri gençlerimize anlatılmalı. Teslimiyetçi reçetelerden yani fetvalardan kaçınılmalı. Yasakların ancak bu şekilde son bulacağına inanıyorum.


Gerçekte 28 Şubat’ta kim zarar gördü?
28 Şubat‘ın kimleri hedef aldığını bulmamıza yardımcı olacaktır. Tabanına “28 Şubat’ın mimarı ve İslami çalışmaların kesintiye uğramasının baş müsebbibi Erbakan’dır” iddiasını yayan bir büyük cemaatin 28 Şubat’ta kaç tane okulu kapatılmıştır? Hangi dernek ya da vakıfları kapatılmış ve hangi mallarına el konulmuştur? Hangi partileri kapatılmış ve taraftarlarından kaç kişi cezaevine girmiş ve yasaklı hale gelmiştir?

Bilakis 28 Şubat’tan sonra malum cemaat bir çığ gibi büyümüş ve ekonomik anlamda da bir güç haline gelmiştir. Hiçbir okulu kapatılmamış aksine bu dönemden sonra hem Türkiye’de hem de dünyada okullarının sayılarını daha da arttırmışlardır.
İmam Hatiplerin kapatılmasını kendilerine bağlı özel okullarına müşteri çıkacağı için desteklemeleri de ayrıca irdelenmesi gereken bir konu.

28 Şubat’ın mimarı diye suçladıkları Erbakan’ın ise partisi kapatılıyor, bağlı vakıfları kapatılıyor, mallarına el konuyor, kendisine siyasi yasak getiriliyor, İmam Hatipler kapatılıyor, Kuran Kursları kapatılıyor ve adeta Milli Görüş’e ve ona destek veren bütün İslami oluşumlara açıkça ders veriliyordu.

Oysa bu dönemde malum grubun ise işleri katlanarak büyüyor, hiçbir sıkıntı ile karşılaşmıyorlardı. Başörtüsü yasağını bile Erbakan’ın üstüne yıkan bu zihniyet aslında bilmiyor mu ki başörtüsü yasağı cumhuriyet kurulduğu yıldan beri memur hanımlara ve ilk, orta ve lise öğrencilerine uygulanıyordu.

Ancak başörtüsü konusunda da kendince çıkarımlarda bulunan ve bu çıkarımların cemaat tabanında bir fetva gibi algılanması, örtü mücadelesini de baltalamış oluyordu.
O yıları iyi bilenler anımsarlar; yasakçıların pilot bölge olarak seçtikleri Cerrahpaşa’da bu cemaatin kızları örtülerini hiçbir direnç göstermeden açmışlardı. Tepeden emir o şekilde gelmişti. Bu ilkesiz tavır sayıca kalabalık olan bu kitle tarafından gayet rahat uygulanmış ve bu baş açma furyası yasakçıların iştahını daha da kabartmıştı. Tepkiyi ölçen ve sonuçtan oldukça memnun kalan yasakçılar örtü yasağını daha da genişleterek İstanbul’un bütün üniversitelerine yaymışlardı. Diğer üniversitelerde de bu cemaat aynı izzetsizliği göstererek yasağın tüm Türkiye’ye yayılmasına katkı sağlamıştır.

Bizler okul önlerinde eylem yapmaya başlayınca cemaate ait medyada “kara çarşaf içinde ki devlet düşmanı provokatörler” şeklinde lanse edilmiştik.
Yani başörtüsü yasağı da bu kesim için bir sorun teşkil etmedi. Zira onlar “Hoca efendileri” için “her şeyi” yapmaya hazırlardı. Ellerinde fetvayla okullarını da bitirdiler, iş sahibi de oldular. Olan İslam’ı tavizsizce yaşamak isteyen ve bu uğurda çeşitli platformlarda mücadele edenlere oldu. Bu sebeple 28 Şubat’ta hiçbir zarar görmemiş bu kitlenin asıl mağdur edilmişleri sebep oldular şeklinde yaftalamalarının asılsız olduğu bilinmelidir.

Ne hazindir ki bedel ödeyen Erbakan iken, bugün yavuz hırsız misali cemaat 28 Şubat’ın faturasını Erbakan Hoca’ya keserek onu töhmet altında bırakıyor ve cemaate yeni katılan genç dimağlar bu şekilde eğitiliyor.

Bu 28 Şubat’ın sene-i devriyesinde bir temenniniz var mıdır?
Şahsım olarak 28 Şubat’ı 13 yıl öncesinden daha şiddetle yaşamaktayım. Temennim odur ki seneye okula başlayacak kızımın bu çağdışı yasakla karşılaşmaması.

HABER5.COM –Gülizar Sönmez
Gerçekte 28 Şubatta kim zarar GÖRDÜ?
28 Şubat 2010 Pazar 18:25

28 Şubat'ta neler yaşandı, etkileri neler oldu?

28 Şubat'ın en önemli mağdurlarından biri olan İMKANDER Başkanı Nuray Canan Bezirgan ile 13 yılını geride bırakan 28 Şubat'ı, sonrasında yaşananları, etkilerini konuştuk.

HABER5.COM'dan Gülizar Sönmez'in Röportajı

Bugün itibari ile 28 Şubat’ın 13 yılını yaşıyoruz. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz 28 Şubat’ı?

13 yıl önce 28 Şubat 1998’de askerin siyasete müdahalesi ile başlayan süreç maalesef halen devam etmekte. Dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun “28 Şubat 1000 yıl sürecek ”sözlerini haklı çıkarırcasına 28 Şubatla özdeşleşen başörtüsü yasağı tüm şiddetiyle sürdürülmekte.
O dönemin taşeronluğunu yapan medya kurumlarının bu dönemle kıyaslandığında her ne kadar darbe karşıtı tavır sergilemeye çalışsalar da onların bu tavrının konjonktüre paralel olarak değişebileceği olasılığını akılımıza getirmekte.


Bugün tutuklamalar, yargılanmalar yaşanıyor. Devamlı darbe olmasın açıklamaları yapılıyor. Bu gelişmeleri sizce olumlu gelişmeler mi?
Demokrasiden ve evrensel insan hakları ve özgürlüklerinden dem vuran aydınların samimiyetlerini anlamak için başörtüsü yasağına yani 28 Şubat Darbesine destek verip vermediklerine veya sessiz kalıp kalmadıklarına bakmak yeterli olacaktır. Zira bu ülkede varlıklarını ve özgürlüklerini kendileri gibi düşünmeyen, inanmayan ve yaşamayan insanları baskı altında tutmalarına borçlu olduğunu zanneden bir zümre var. Bu yüzden başörtüsü yasağı veya Müslümanların inançlarını yaşama noktasındaki diğer engellerin sürdürülmesi yönünde ciddi bir mücadele üstlenmiş durumdalar. Bugün TSK’nın tavrına bakıyorsunuz, başörtülü ve inançlı insanlar onların düşmanıymışçasına hazırlanan planlar, oyunlar, kumpaslar insanı hayrete düşürüyor. Neticede ceplerine giren maaş bizlerden kesilen vergilerden elde edilmiyor mu?



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.




Yargılandık… Hapis Cezaları Aldık… Hicret Ettik…


28 Şubat günlerinde neler yaşadınız?
28 Şubat’ta da öyle oldu. Fadime Şahin meseleleri sahnelendi ve sonrası malum. Başörtüsü yasağıyla birlikte, okuduğumuz okulları polisler bastı, gözaltlarına alındık, defalarca hücrelere kilitlendik, bir teröristmişçesine. Terörle Mücadele’de sorgulandık, parmak izlerimiz alındı bir bir ve önümüze numaralar yazılı tabelalar konularak resmimiz çekildi, yargılandık, hapis cezaları aldık. Kimimiz hicret etti başka diyarlara, kimimizse bekledi sabırla hep bu yasak kalkacak diye.


Neden yaşandı bunlar?
Tek bir sebebi vardı bütün bu muamelelerin. O da başörtüsüyle derse girmek veya giremediğimiz için direnmek.


Tek hedef başörtülüler miydi?
Sadece başörtülüler değil. Bu yasağın hukuk dışı olduğunu ifade eden ve başörtülülere zulmetmeyi reddeden akademisyenler, hâkim ve savcılar da ya görevden alındı ya da sürgün edildi. Yasak devletin halkı arasında yaptığı ayrımcılık ve zulüm neticesinde toplumda da bir ayrışmaya neden oldu. Zira devletin vatandaşlarından bir kısmını hedef alan zulmü devletin memurları vasıtasıyla uygulanıyordu. Bu da “kamusal alan” tabiriyle her alana yayılmaya çalışılırken vatandaşlar arasında olumsuz hadiselerin yaşanmasına sebebiyet veriyordu.

Öyle ki “kamusal alan” diyerek yasağı uygulamayı ibadet aşkıyla yerine getirmeyi vazife bilenlerin fütursuz tutumları yüzünden başörtülüler mahkeme salonlarından, misafirhanelerden, belediye binalarından ve hatta otellerden kovulmuşlardır.



Gelmiş Geçmiş En Bilge Lider Necmettin Erbakan Mağdur Edilmiştir


Bunlar yaşanırken olayların birde siyasi boyutu var. O günün ve o günlerden sonra oluşan siyaseti nasıl değerlendiriyorsunuz?
28 Şubat darbesi AK Parti’nin tek başına iktidar olmasını sağlarken, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en bilge lideri olan Necmettin Erbakan Hoca’yı mağdur etmiştir. Olayın siyasi boyutu önemlidir aslında. Sonrasında ABD’nin istediği Ilımlı İslam modeline geçiş yapılmış ve Türkiye’de artık yasak neredeyse kanıksanır olmuştur.


Yasakların ve yaşananların etkileri nasıl oldu?
Yasaklar başladığında 20 yaşında olan ve vatandaşı olduğu devletin ayrımcılık yaparak eğitim hakkını elinden aldığı bir kız öğrenci bugün 33 yaşında kendisine bir gelecek inşa etme noktasında hala ümit var olduğunu sanmıyorum.
Başörtüsü yasağının uygulanmasında ve bu güne değin sürdürülmesinde sadece sistemi suçlamak da doğru bir tavır olmayacaktır. Pratikte İslam’ı yaşayanların bu ve diğer haksızlıklar karşısında mücadele etmek yerine pragmatist tavrı tercih etmeleri hem yasakçıları cesaretlendirmiş hem de yasak karşısında mücadeleyi farz bilenlerin kendilerini yalnız ve mazlum hissetmelerine sebep olmuştur.



Celselerde Yargılanan Ben Değil Başörtüsüydü



Bu mücadeleyi verenler neden kendilerini yalnız hissetmişlerdir?
Basit bir örnek vermek gerekirse başörtüsüyle derste olduğum için sınıfı robocop polisler basmıştı ve bu yüzden 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmaktaydım. Duruşmalarıma katılanların sayısı 10-15 kişiyi geçmemekte ve herkes neticeyi telefonla öğrenmek için beni aradığında korktukları için gelemediklerini ifade etmekteydiler. Anmadan geçemem. Benim her duruşmama katılan Şehit Metin Yüksel’in ablası rahmetli Süreyya Yüksel Hocamızın desteği bana inanılmaz bir güç veriyordu. Sadece O’nun yanımda olduğunu görmek bilmek sanki binlerce insanın desteğini alıyormuşçasına sabretmeme vesile oluyordu. O da Ben de biliyorduk ki celselerde yargılanan ben değil başörtüsüydü.


O dönemde cemaatler arası bir birleşme bir ortak duruş var mıydı?
Böylesi yasaklar karşısında toplumların haklarına sahip çıkmak için oluşturacakları kollektif mukavemetin önemi büyük. Bu bağlamda bu mukavemeti bozan ve zayıflaması için İslam dışı reçeteler sunan liderlere, şeyhlere, Hoca efendi (!) lere karşı dikkatli olunmalı ve gençler bilinçlendirilmeli. İbrahimi bir tavrın örneklikleri gençlerimize anlatılmalı. Teslimiyetçi reçetelerden yani fetvalardan kaçınılmalı. Yasakların ancak bu şekilde son bulacağına inanıyorum.


Gerçekte 28 Şubat’ta kim zarar gördü?
28 Şubat‘ın kimleri hedef aldığını bulmamıza yardımcı olacaktır. Tabanına “28 Şubat’ın mimarı ve İslami çalışmaların kesintiye uğramasının baş müsebbibi Erbakan’dır” iddiasını yayan bir büyük cemaatin 28 Şubat’ta kaç tane okulu kapatılmıştır? Hangi dernek ya da vakıfları kapatılmış ve hangi mallarına el konulmuştur? Hangi partileri kapatılmış ve taraftarlarından kaç kişi cezaevine girmiş ve yasaklı hale gelmiştir?

Bilakis 28 Şubat’tan sonra malum cemaat bir çığ gibi büyümüş ve ekonomik anlamda da bir güç haline gelmiştir. Hiçbir okulu kapatılmamış aksine bu dönemden sonra hem Türkiye’de hem de dünyada okullarının sayılarını daha da arttırmışlardır.
İmam Hatiplerin kapatılmasını kendilerine bağlı özel okullarına müşteri çıkacağı için desteklemeleri de ayrıca irdelenmesi gereken bir konu.

28 Şubat’ın mimarı diye suçladıkları Erbakan’ın ise partisi kapatılıyor, bağlı vakıfları kapatılıyor, mallarına el konuyor, kendisine siyasi yasak getiriliyor, İmam Hatipler kapatılıyor, Kuran Kursları kapatılıyor ve adeta Milli Görüş’e ve ona destek veren bütün İslami oluşumlara açıkça ders veriliyordu.

Oysa bu dönemde malum grubun ise işleri katlanarak büyüyor, hiçbir sıkıntı ile karşılaşmıyorlardı. Başörtüsü yasağını bile Erbakan’ın üstüne yıkan bu zihniyet aslında bilmiyor mu ki başörtüsü yasağı cumhuriyet kurulduğu yıldan beri memur hanımlara ve ilk, orta ve lise öğrencilerine uygulanıyordu.

Ancak başörtüsü konusunda da kendince çıkarımlarda bulunan ve bu çıkarımların cemaat tabanında bir fetva gibi algılanması, örtü mücadelesini de baltalamış oluyordu.
O yıları iyi bilenler anımsarlar; yasakçıların pilot bölge olarak seçtikleri Cerrahpaşa’da bu cemaatin kızları örtülerini hiçbir direnç göstermeden açmışlardı. Tepeden emir o şekilde gelmişti. Bu ilkesiz tavır sayıca kalabalık olan bu kitle tarafından gayet rahat uygulanmış ve bu baş açma furyası yasakçıların iştahını daha da kabartmıştı. Tepkiyi ölçen ve sonuçtan oldukça memnun kalan yasakçılar örtü yasağını daha da genişleterek İstanbul’un bütün üniversitelerine yaymışlardı. Diğer üniversitelerde de bu cemaat aynı izzetsizliği göstererek yasağın tüm Türkiye’ye yayılmasına katkı sağlamıştır.

Bizler okul önlerinde eylem yapmaya başlayınca cemaate ait medyada “kara çarşaf içinde ki devlet düşmanı provokatörler” şeklinde lanse edilmiştik.
Yani başörtüsü yasağı da bu kesim için bir sorun teşkil etmedi. Zira onlar “Hoca efendileri” için “her şeyi” yapmaya hazırlardı. Ellerinde fetvayla okullarını da bitirdiler, iş sahibi de oldular. Olan İslam’ı tavizsizce yaşamak isteyen ve bu uğurda çeşitli platformlarda mücadele edenlere oldu. Bu sebeple 28 Şubat’ta hiçbir zarar görmemiş bu kitlenin asıl mağdur edilmişleri sebep oldular şeklinde yaftalamalarının asılsız olduğu bilinmelidir.

Ne hazindir ki bedel ödeyen Erbakan iken, bugün yavuz hırsız misali cemaat 28 Şubat’ın faturasını Erbakan Hoca’ya keserek onu töhmet altında bırakıyor ve cemaate yeni katılan genç dimağlar bu şekilde eğitiliyor.

Bu 28 Şubat’ın sene-i devriyesinde bir temenniniz var mıdır?
Şahsım olarak 28 Şubat’ı 13 yıl öncesinden daha şiddetle yaşamaktayım. Temennim odur ki seneye okula başlayacak kızımın bu çağdışı yasakla karşılaşmaması.

HABER5.COM –Gülizar Sönmez
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
28, gercekte, gordu, gördü, kim, subatta, zarar, Şubatta

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Gerçekte Düş Buluşmaları. Düş Kitap Tanıtımları 0 20 Ocak 2015 04:11
Yılbaşında Umulan ve Gerçekte Olan Violent Komedi ve Mizah 0 21 Aralık 2013 15:15
Yozgat'ta 10 bin dekar ekili alan zarar gördü PassioN Haber Arşivi 0 04 Mayıs 2012 21:11
Gladio gerçekte nedir? Süslü Merak Ettikleriniz 5 11 Mart 2010 02:18
Gerçekte var olmayan. LuisCode Genel Paylaşım 0 15 Haziran 2006 15:38