IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




11Beğeni(ler)
  • 2 Post By JosephiNe
  • 3 Post By Lilith
  • 3 Post By Nickolas
  • 2 Post By esekherif
  • 1 Post By Sue

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05 Kasım 2012, 14:10   #1
Çevrimdışı
'Aşk'ı İstediğinize Emin misiniz?


sohbet



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Kaybettiğimiz şeyleri yeniden bulabilir miyiz? “Koskocaman” olmalı diye düşündük. “Büyük” olmalıydı. Geniş, alabildiğine geniş yer kaplamalıydı. Her şeyi içine alıp, yiyerek tüketecek kadar geniş. Bir tuz gölü gibi sığ ve geniş… Büyük olanın derin olduğunu nasıl unuttuk. Sıradan ânların, sıradan gibi görünen zamanların içinden hızla geçip gitmek istedik. Kalabalığa karışmak, gürültüye, -bize renkli denen göz alıcı, gözü kör edici- ışıkların arasına gitmek istedik. Bir kişiye, bir kişide, bir kişiyle deliremedik. Bir kişide eriyemedik.

İlk kez gidilen bir şehrin caddesine yürüdüğümüz o ânın unutulmaz olabileceğini hissedemedik. Bir taksinin gelmesini bekleyen sigara içen bir adamın karanlıktaki silüeti içimize çekemedik. Adam ne kadar güzel göründüğünün farkında bile değildi artık. Denizden çıkmış kadına, onun bir gün hastalanma ihtimalini düşünerek gözleri dolarak bakan adam, gölgesinin güzel görünebileceğini unutmuştu. Duymayalı ne çok olmuştu.

Ne oldu bize? Sevişmelerimiz neden sevmelerden uzak? Kelimeler değişti. Artık yiyişiyoruz. Birbirimizi sevmek yerine yiyoruz. Etimizi veriyoruz. Birbirimizi sevmeyi bilmiyor, bilmeyi sevmiyoruz. Bilmek istemiyoruz. Delmek geçmek istiyoruz. Ruhlarımız tükettiklerimizin çöp kutusu… Eskiyemiyoruz, çürüyoruz. Yenisini istiyoruz. Elimizin iziyle aşınıp iyiden iyiye bize benzeyeni değil daha önce hiç ellemediğimizi istiyoruz. Eskimeyi sevmiyor, sevmeyi eskitemiyoruz. Tamir etmiyoruz, tamir etmeyi öğrenmiyoruz. Elimizi yağa, çeliğe, dişliye değdirmiyoruz. Bizi taşıyanı öğrenmiyoruz. Biz onu taşımıyoruz. Yenisini istiyoruz. En yenisini, en parıltılısını… Eskiyemiyoruz. Bir insan tekinde kendi ruhumuzu, kendi geleceğimizi, kendi tekâmülümüzü kendi ellerimizle geliştiremiyoruz. Genişliyoruz. Bir tuz gölü gibi sığ…

Dokunmak için değil birbirimizi yemek için soyunuyoruz. Dişimizin arasında bir diğerinin kanıyla uyanıyoruz. Banyoya gidip tükürüyoruz. Vampir masallarında aşkı arıyoruz.



Kaybedecek bir şeyiniz var mı? Kaybedecek bir aşkınız var mı? Ancak edinirseniz kaybedebilirsiniz. Ancak edinirseniz kaybetmekten korkabilirsiniz. Bu mu hayatınız? Ölmekten korktuğunuz için yaşamadığınız. Bu mu? Bir gün giderse diye sevmediğiniz. Çelişik görünüyor biliyorum. Ama sır da burada. Anneler de ancak bir ölümlüyü doğurabiliyor ve büyütebiliyor. Sevindiğimiz o başlangıçlar, ancak ‘bitme’leri olanlar. Aşklar ölümsüz olabilir ama ölümsüzler âşık olamaz. Bitmesinden, gitmesinden korkmadığınız neye tutkuyla sarılabilirsiniz?

Bitmesinden, gitmesinden korkacak denli neyi doğurdunuz? Neyi büyüttünüz onu kaybetmekten korkacak denli? Yoksa kaybına aşılı olduğunuz küçük şeylerle mi oyalandınız ondan ona, oradan buraya sıçrayarak? Çoklukta büyüdüğünüzü mü zannettiniz? Teklikte derinlere ve zirveye dokunmayı göze aldınız mı?

Aşkı istediğinize emin misiniz?

Ben O’na dedim ki: “Senin ‘için’ benim için.” İçinde ölebileyim, içim O olmayınca ölebilsin diye. O’nu en korkan yerime diktim, deliler gibi sevişelim diye.


cem mumcu[

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Kaybettiğimiz şeyleri yeniden bulabilir miyiz? “Koskocaman” olmalı diye düşündük. “Büyük” olmalıydı. Geniş, alabildiğine geniş yer kaplamalıydı. Her şeyi içine alıp, yiyerek tüketecek kadar geniş. Bir tuz gölü gibi sığ ve geniş… Büyük olanın derin olduğunu nasıl unuttuk. Sıradan ânların, sıradan gibi görünen zamanların içinden hızla geçip gitmek istedik. Kalabalığa karışmak, gürültüye, -bize renkli denen göz alıcı, gözü kör edici- ışıkların arasına gitmek istedik. Bir kişiye, bir kişide, bir kişiyle deliremedik. Bir kişide eriyemedik.

İlk kez gidilen bir şehrin caddesine yürüdüğümüz o ânın unutulmaz olabileceğini hissedemedik. Bir taksinin gelmesini bekleyen sigara içen bir adamın karanlıktaki silüeti içimize çekemedik. Adam ne kadar güzel göründüğünün farkında bile değildi artık. Denizden çıkmış kadına, onun bir gün hastalanma ihtimalini düşünerek gözleri dolarak bakan adam, gölgesinin güzel görünebileceğini unutmuştu. Duymayalı ne çok olmuştu.

Ne oldu bize? Sevişmelerimiz neden sevmelerden uzak? Kelimeler değişti. Artık yiyişiyoruz. Birbirimizi sevmek yerine yiyoruz. Etimizi veriyoruz. Birbirimizi sevmeyi bilmiyor, bilmeyi sevmiyoruz. Bilmek istemiyoruz. Delmek geçmek istiyoruz. Ruhlarımız tükettiklerimizin çöp kutusu… Eskiyemiyoruz, çürüyoruz. Yenisini istiyoruz. Elimizin iziyle aşınıp iyiden iyiye bize benzeyeni değil daha önce hiç ellemediğimizi istiyoruz. Eskimeyi sevmiyor, sevmeyi eskitemiyoruz. Tamir etmiyoruz, tamir etmeyi öğrenmiyoruz. Elimizi yağa, çeliğe, dişliye değdirmiyoruz. Bizi taşıyanı öğrenmiyoruz. Biz onu taşımıyoruz. Yenisini istiyoruz. En yenisini, en parıltılısını… Eskiyemiyoruz. Bir insan tekinde kendi ruhumuzu, kendi geleceğimizi, kendi tekâmülümüzü kendi ellerimizle geliştiremiyoruz. Genişliyoruz. Bir tuz gölü gibi sığ…

Dokunmak için değil birbirimizi yemek için soyunuyoruz. Dişimizin arasında bir diğerinin kanıyla uyanıyoruz. Banyoya gidip tükürüyoruz. Vampir masallarında aşkı arıyoruz.



Kaybedecek bir şeyiniz var mı? Kaybedecek bir aşkınız var mı? Ancak edinirseniz kaybedebilirsiniz. Ancak edinirseniz kaybetmekten korkabilirsiniz. Bu mu hayatınız? Ölmekten korktuğunuz için yaşamadığınız. Bu mu? Bir gün giderse diye sevmediğiniz. Çelişik görünüyor biliyorum. Ama sır da burada. Anneler de ancak bir ölümlüyü doğurabiliyor ve büyütebiliyor. Sevindiğimiz o başlangıçlar, ancak ‘bitme’leri olanlar. Aşklar ölümsüz olabilir ama ölümsüzler âşık olamaz. Bitmesinden, gitmesinden korkmadığınız neye tutkuyla sarılabilirsiniz?

Bitmesinden, gitmesinden korkacak denli neyi doğurdunuz? Neyi büyüttünüz onu kaybetmekten korkacak denli? Yoksa kaybına aşılı olduğunuz küçük şeylerle mi oyalandınız ondan ona, oradan buraya sıçrayarak? Çoklukta büyüdüğünüzü mü zannettiniz? Teklikte derinlere ve zirveye dokunmayı göze aldınız mı?

Aşkı istediğinize emin misiniz?

Ben O’na dedim ki: “Senin ‘için’ benim için.” İçinde ölebileyim, içim O olmayınca ölebilsin diye. O’nu en korkan yerime diktim, deliler gibi sevişelim diye.


cem mumcu[
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 05 Kasım 2012, 14:17   #2
Çevrimdışı
Cevap: 'Aşk'ı İstediğinize Emin misiniz?




Aşkı istediğime eminimde, aşkın beni istediğine emin olamıyorum.Ah bir olsam ah bir olsam

  Alıntı ile Cevapla

Alt 05 Kasım 2012, 14:59   #3
Çevrimdışı
Cevap: 'Aşk'ı İstediğinize Emin misiniz?




Yakınlarımda bir arkadaşım şöyle bir paylaşımda bulunmuştu.

"lişkiden ilişkiye koşup “Doğru insanı bulamıyorum yeaa” diyen insan. Bulamazsın tabi. Çünkü sadece operatörün değişiyor, numaran aynı
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
"

Bir ilişkiye başlarken önce kişinin kendisinin hür olduğuna emin olması gerekir. Depresif bir yaşantı içindeyken, kendi içinde psikolojik sorunları varken aşkı istemek, herşey bittiğinde sizi daha dibe sokarken, karşınızdaki kişinin de yaşamanı zehir edecektir.

İstemek güzel birşey. Fakat bu olay tek taraflı değil. Söz konusu olan kişinin hayatı da önemli olmalıdır. Birşeyler yanlış gittiğinde hemen içine kapanan, "zaten benim kaderim bu, ben lanetliyim" diyip, herşeye çabucak sinirlenip, birşeylere tolerans gösteremiyorsanız hakkınız olmayan şeylere göz koymayın derim. Öncelikle insan hayattan keyif almalı. Güler yüzle çevresindekilere yaklaşmalı. Hoş görüyü kendine ilke edinip, kötü şartlarda soğuk kanlı davranarak paniğe kapılmadan akıllı davranması gerekiyor. İlgi alanları ile ilgili çalışmalar yapmalı yoksa edinmeli. Tüm bunlardan sonra da zaten "sorunsuz" biri olarak dışarıdan farkedildiğinizde, siz de sizi farkedenleri farkedeceksiniz.

Bunu sadece "aşkı" elde edebilmek için değil, önce insan kendisi için yapmalı. Bunun geleceğinizde çocuğunuza nasıl bir aile olacağınızla da çok alakası var. Söz konusu bu durumdaki kişiye bağlı insan sayısı 2 'den fazla olabileceği için ona göre düşünün derim.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 05 Kasım 2012, 15:06   #4
Çevrimdışı
Cevap: 'Aşk'ı İstediğinize Emin misiniz?




hepimiz siyah bir atın üzerinde
arzunun eğeriyle
paslı genlerini çekiyoruz şehvetin
sahipsiz bulutların kalçalarını okşayarak
geceye dişler geçirerek
basa basa kendimize

  Alıntı ile Cevapla

Alt 05 Kasım 2012, 15:11   #5
Çevrimdışı
Sue
Sue - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cevap: 'Aşk'ı İstediğinize Emin misiniz?




Aşkı kalbi olan değil yüreği olan istesin; zira kalp herkeste var ya yürek?

  Alıntı ile Cevapla

Alt 06 Kasım 2012, 18:10   #6
Çevrimdışı
Cevap: 'Aşk'ı İstediğinize Emin misiniz?




Tanrıyı anlamak için,
Tanrıya inanmak yetmiyor..

__________________
Geçmiş daima unutulur Rimbaud!
  Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
aşkı, emin, misiniz, İstediğinize

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Doç.Dr. Emin IŞIK Kalemzede İslami Makaleler 0 02 Ağustos 2011 14:46
Y’emin Misiniz? Noyan Makaleler 0 28 Haziran 2011 10:00
şansınız Yok Mu? Emin Misiniz..? Süslü Burçlar, Fallar ve Kehanetler 0 16 Ocak 2010 23:52
Emin misin? SweetLand Dini Resimler 1 25 Ağustos 2008 16:43