IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası

IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası (https://www.ircforumlari.net/)
-   Serbest Kürsü (https://www.ircforumlari.net/serbest-kursu/)
-   -   ŞiirLer (https://www.ircforumlari.net/serbest-kursu/954585-siirler.html)

NurSima 05 Nisan 2022 23:14

Deniz Kokusu
 
Deniz Kokusu

Hani bütün gün deniz yıkamıştır seni,
Gün bitmemek için direnmektedir,
Tenin tuz mu, sen mi kokayım diye sorgulamaktadır kendini,
İşte o an,
Sen guruba bakarken bensiz,
Arkandan gelip,
Saçlarının içinde kaybolduğumda,
Dudağıma öyle bir gülümseme konar ki...
Bütün gece güler; toprağa, taşa, ağaca..
Saçlarındaki deniz kokusu seni bana karıştırır,
Ben ben olmaktan çıkarım,
Sen gönlüm olursun.
Özgür Sayın

NurSima 05 Nisan 2022 23:16

Bu günleri görmez olaydım
 
Bu günleri görmez olaydım

cebimde yok hiç param param.....
şimdilerde yok kimseyle aram....
sızlıyor yüreğim sızlıyor ciğerlerim....
bu böyle gitmez olsun haram haram....

ah memleketim ne hale geldin....
sen hiç olmadın böyle değildin....
düşman belledin önünde eğildin....
kanıyor kabuk bağlayan yaram yaram....

kaldır başın kaldır ne olur gör....
düşmanın kapısın çalmak zor...
eski canavarlar şimdi dinazor....
hiç biriyle yoktu aram aram....

kıymetini yitirdi param pul oldu....
değerini yitirdi kul kula kul oldu....
kızlarımız evlenemeden dul oldu....
ben kimi kimden soram soram....

rüyamda görsem hayra yormazdım....
bu günlerin hayalini dahi kurmazdım....
bilsem gece gündüz çalışır oturmazdım....
gördüklerimi nasıl hayra yoram yoram....

kendi yurdumda evimde oldum kiracı....
onca dert gördüm bu hepsinden acı....
suçumuz sevmek etmek mi baş tacı....
şimdi başımı taşlara mı vuram vuram....

Erdem Bağcı

NurSima 05 Nisan 2022 23:20

Dönüşü Olmaz
 
Dönüşü Olmaz

Hayat zordur çocuğum,
Bazı gidişlerin dönüşü olmaz.
Umutla bakarsın uzaklara...
Kızıl bulutların uykusuz şafağında,
Yorgun kuşlar gelir, geçer,
Kanatlarında gözyaşı taşır.
Gelecek sandıkların,
Bir daha geri gelmez.
Güneş umursamaz seni,
Ne doğduğunu anlarsın,
Ne de battığını.
Soğuk esen rüzgar,
Elveda sarkıları söyler sanırsın.

Seyrani Göl

NurSima 05 Nisan 2022 23:22

Hangi Çağ
 
Hangi Çağ

"Nasıl bir çağ?" diye sorma,
Ortaçağ değil,
Gül kokusu, barut kokusu olmuş,
Duyular karışmış birbirine,
Hastalık; veba hiç değil.
Yıkık, virane, mutsuz evler.
Sevgisizlikten ölmüş insanlar.
Savaş, kıtlık, salgın...
İnsanın, yaptığı ile övündüğü,
Silah değil öldüren,
İnsandan akıllı bombalar...
Çağ, hangi çağ?
İnsan kim?
İnsan ne?
İcatların ne faydası var,
Öldürmekten başka.
Duasız gömülen bedenler.
Ağlamayı unutmuş gözler...
Ömür dediğin,
Neler neler öğretirmiş...
Keşke öğrenmeseydim,
Yoksa dedemle aynı yaşta mı ölseydim.

Seyrani Göl

NurSima 05 Nisan 2022 23:41

Herkes Gibisin
 
Herkes Gibisin

Kimsenin gidişine üzülmedim böyle,
Yaralayamadı bu kadar,
Kimse de sevilmedi, sevildiğin kadar.
Öyle güvenmiştim sana.
Yıktın,
Beni uçurumlara attın.
Ne kadar basit senin için.
Anlam veremiyorsun buna değil mi?
Güven nedir bilir misin?
Ya sadakat?
Yalan bilir misin?
Yıkmak dünyayı?
Yıktın, güvenimi, senin kadar kimseye güvenmedim.
O kadar emindim ki senden,
Herkes aynı dedirttin bana.
Herkes aynı.
Değmez kimseler Sevilmeye.
Güvenilmeye.
Git sen de herkes gibi.

Emine Özçelik

NurSima 05 Nisan 2022 23:43

Yazarsın
 
Yazarsın

Ben giderim,
Sen öksüz kalırsın.
Soğuk olur şubat tatilinde odan,
Bana, üşüdüğünde yazarsın.

Kuşlar her mevsimde öter,
Mutluluktan sanma sakın!
Yem koyarsın pencerene,
Bana, kuşlar geldiğinde yazarsın.

Çocuklar karda oynamayı sever,
Eldiven takmayı unutma sakın!
Bulutlardan gülen kardan adam yap,
Bana, sevindiğinde yazarsın.

Kış güneşi ısıtmaz,
Her yüreği de sıcak sanma sakın!
Buz tutmuş pencerene kalp yap,
Bana, yüreğin ısındığında yazarsın.

Seyrani Göl

NurSima 05 Nisan 2022 23:45

Hasret Gibiyim
 
Hasret Gibiyim

Bana öyle bakma,
Hüzün gözyaşların,
İçimde susuz arklar oluşturur.
Nasıl yağacağını bilmeyen,
Bulut gibiyim.

Bana öyle bakma,
Anlamadığım lisanlar boğar beni,
Çocukça birşeyler söyle,
Dinlemeye hasret gibiyim.

Bana öyle bakma,
Sevgiye muhtaç gönlüm...
Kurumuş çölde çiçek açar mı?
Suya hasret gibiyim.

Seyrani Göl

NurSima 05 Nisan 2022 23:48

Sarmaşık
 
Sarmaşık

Benim toprağıma solup harice gülersen,
Bağların çözülürse sevgiden üzülürsün.
Aldandığın şu güneş, ıslandığın yağmurlar,
Hakikat midir kader çölündeki vahalar?

Enkazında kalsam da kesiğim depremine.
Teneffüs etmişin en derin hücrelerime.
Kalmadım mı aklının ufak bir köşesinde?
Yara deşmesi şiirde bulduğum teselli.

Canım hala acıyorken gittiğin gün gibi,
Unutmamam her günüm geçiyorken sevmekle.
Saat çok geç olursa geldiğinde korkarım,
Uğramasan da bekler kaçtığın sokaklarım.

Günün birinde toprak sudan vaz geçebilir,
Belki kalp bile kansız atabilir bir nebze,
Uçurumdan yuvarlanıp tutunduğum dalı,
Kesemem ben çeksem de yükü ağırca kahrı.

Çınlar kulakların kalbim adınla atarken.
Ümit yiter ihtimalin şafağı atarken.
Yeşilden ışık çöktü gözünden gökyüzüme.
Geri adıma bakmaz mı koşmak mutluluğa?

Elim ayağım dolanır, istemsiz şaşılır;
Duyunca neşe notasındaki ses sedanı.
Aşkın bir zindandır bende kapıları açık.
Üşenmeden her kapısını tek tek kaparım.

Kaçmak başka şey kurtulmak başkaymış ''Sarmaşık''
Ben koşup kaçmak istemişim, kurtulmak asla.
Boğduğun narin ellerinle beni çek kurtar,
Ölümü bekleyen şu hastanın şifasısın.

Bir kez göz göze geldik işte bu merhabaydı.
İkinci olan ise hal hatır sormasıydı.
Üçüncüsünü de sevmek sevilmek diyelim.
Komşum saydım seni külüne bile muhtacım.

Mutluluk tarifi bilmem, yerini bilirim;
Gözlerindeki yeşilden cennette o adres.
Yasaklı al elma mıydı canından çok sevmek?
Kitabın aksine mümkün mü yeniden girmek?

Yaşa Mustafa Pehlivan

NurSima 05 Nisan 2022 23:54

Aldım Bıraz Konuştum
 
Aldım Bıraz Konuştum

Aldım biraz konuştum
Içimde ki çocuklan
Dedim senin derdin ne
Ne korkarsın yokluktan

Pizzayla mi büyüdün
Hep sucuk mu yiyordun
Hani bi kuru ekmek
Soğan yeter diyordun

Plâstik bi bardakla
Sabah içerdin çayı
Birazcık naz ettikçe
Yiyordun parparayi

Kravatı bağ bilip
Gidip otluk bağlardın
Bi Taç kraker için
Saatlerce ağlardın

Lastiğin yenisiyle
Iki gece yatardın
Sevinçten bi adıma
Iki adım katardın

Ayrı odan mi vardı
Bi odada yatardın
Uykuda kardeşine
Ne tekmeler atardın

Montun mu vardı senin
Eski gocuk giyerdin
Mavi jeans midir yoksa
Pier carden mi derdin

Çantan mi vardı senin
Poşet okul çantandı
Siyah önlük üstünde
Varsa cebi yandaydı

Telefonunun mu vardı
uzaktan bağırırdın
Babanın dediğini
Gidipte cagirirdin

Lahana yemeğindi
Varsa turşu da yerdin
Varmıydı o zamanlar
Böyle dünyalık derdin

Yıldızlı gecelerde
Kapılarda dururdun
Gündüzün güneş ile
Gece ayla yürürdün

Servisin mi var idi
Düşe kalka yürürdün
Şimdi ne oldu sana
Ne lükslere büründun

Sahandaki yemeğe
Ortak kaşık atardın
Biri doydu mu diye
Yüzüne de bakardın

Fenerin etrafında
Kendine yer arardın
Ödevini gündüzden
Gelir gelmez yapardın

Şimdi bollukta isyan
Yakışır mi nefsine
Kaptırma şu çocuğu
Bu dünya hevesine

Bayram Ali Artar

NurSima 07 Nisan 2022 00:34

Dağların Sesi
 
Dağların Sesi

Dağların bağrında gizli sevdalar
O bilir, yokuşlarında buluşmaları
Kaya diplerindeki öpüşmeleri
Dillerin şuursuzca sürtünmelerini
Çayırlarında yuvarlanan aşıkları
Ve mis gibi kokan bahar yellerini

Aşıkları çeker, kendisine dağlar
İğreti törelere aldırmaksızın
Her vuslatın habercisi olur
Birbirine kenetlenmiş eller
Tozpembe görünür, gelecek
Sihri dağların ahenginde saklıdır

Sona ererken bazı sevdalar
Sevdalı türküler yükselir semaha
Bir uçurumun dibinde solar, fidanlar
Özgürlüğe kucak açar, ecel
Son tanıkları olur, ıssız dağ kulübesi
Ve geride kalan lal çoban

Sinelerini döver, analar feryatla
Töre kitabından iki yaprak düşer, o an
Sevdanın türküleri yükseliverir dağlara
Kahır dallarına, ilk karlar düşerken
Sevdalılar, sevda saydamın da kırılır
Ve aşkın ücra köşeleri üşüürken

Yeni sürgünler verir, taze fidanlar
Başka sevdalar indirir dereler, dağlardan
Yapraktan örülmüş bir taç sürüklenir, su da
Peşinden koşar iki aşık, sevdayı kovalar gibi
Çırpınma çabasında son bulur, tacın suda ki raksı
Tanışınca şelalenin köpüklü yarları ile

Koca bir ateş yanar, kasaba meydanında
Dağlara ulaşır, davulun tokmak vurgusu
Yüzde tül duvaklar, yürekte duvarlar
Yazılır yeniden törenin bildik kurgusu
Figan eder zurnanın sesi, yankılarla
Hesaplanmadan bitecek, yılların sorgusu

Sessiz yürüyen bir aşık, duraklayacak aniden
Kasabanın çıkışında, korkularını içine atarak
Ve kafasını çevirip bakacak, sevme ürpertisiyle
Genç aşıklarla dolu, köy mezarlığında
İki yazılı taş daha görecek, her defasında
Biri emmisinin oğlu, yanındaki yavuklusu ile

Özgürlük arayacak sevdalar, tek sığınak dağlarda
Anlayış duvarlarına çarpan, muhalif sazlar çalacak
Son tanıklarıyla devam edecek, başka sevdalar
Ve dağlar, sevdalı sevdalılar alacak yeniden
Yeni türküler yakılacak, sevda üzerine
Eli mavzerli gölgeler, uçurum diplerinde olacak
Ölümün eşiğinden atlamış, sevdalılar arayacak
Dağların sesi ile birlikte, isimleri kalacak sevdaların

İsmet Can


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:09.

Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO
Copyright ©2004 - 2025 IRCForumlari.Net Sparhawk