IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Ekim 2012, 14:05   #1
Çevrimdışı
Rehin Hayatlar


sohbet


Pazardaki et’e evde soğan doğramak


Öğlen sıcağının çökmesiyle, evin içi durulmaz hale geldi ,bunalmaya başladım.Mayıs ta bu kadar sıcak olursa ,Temmuz /Ağostos daki halimi düşünemiyorum.Nescafe içmek için çaydanlığı ocağa koyup,balkonu yıkamaya gittiğim sırada telefon çaldı ve kapanmadan yetişmek için biraz hızlı hareket edince sırt üstü düşmekten son anda kurtuldum.

Telefonda arayan mumarayı görünce "Eyvah!..Figen arıyor,kesin fırçayı yedim" dedim.

Figen; uzun süre beraber çalışıp , kurduğumuz hayallerimizi gerçekleştirmek(sosyal etkinlikler,geziler,birlikte gezmeye gitmeler vs,vs) için aynı zamanda emekli olmaya karar verdiğim bir arkadaşım.

Ahizeyi yerinden kaldırıp;

_Buyur canım.....Telfon çaldığında balkonu yıkıyordum,kapanmadan yetişeyim derken az kalsın düşüyordum.
_Düşmediysen sorun yok,Köydeyim dersin,bir bahane bulursun diye,özellikle cep telefonundan aramadım.Hayırsız!...
_Aşkosun,ne zaman bahane uydurdum ben sana ?
_Neyse,Nergis’ciğim,biz emekli olmaya karar verdiğimizde neler konuştuk seninle?İki yıl oldu,daha iki kere gezmeye bile çıkamadık.Buna ne bahane bulcaksın peki?
_Biz o günlerde,pazarda ki Et’e, evde soğan doğruyormuşuz.
_Bırak şimdi Et’i, soğanı da, çabuk hazırlan evin önünde bekle.Şefika’nın bugün dersi yokmuş,Nergis’ i de alıp çamlığa kahvaltıya gidelim diye telefon açtı.Sakın Ekrem evde gidemem deme.Ekrem beyi de bir görürsem.......Çok kırgınım ona çokkk...
Baldızlarım bir yana,herşey bir yana diyordu.Ne oldu? Başka baldızlarmı buldu yoksa kendine ?
_Ne baldızı yaaa? Onun kendini görcek hali yok.
_iyi ,iyi tamam.İllede müdafa etmesen ölürsün?

"Bunları sonra konuşuruz diyerek telefonu kapadı". Çaydanlığın altını söndürüp,apat/topar giyinerek,sabahtan yaptığım kek’i tepsisiyle birlikde poşete koyup evin önünde beklemeye başladım.Güya iki dakika sonra burda olacaklardı, kaç dakika oldu hala gelen yok.Hele ki beklemek için gölge bir yer bulmuştum

_Ooooo....Recep bey nasıl oldu da kıyıpta verdi arabayı?
_Recebi,mecebi takmıyom artık.Benimkini satmasydı.
_Hani Şefika nerde? Beraber geleceğiz demişdin.
_Bin hadi, bin.Yolda anlatırım.
_Az bekle.Sinan ,şu yan tarafdaki kitapcıya girdi,haber verip geleyim, dedim.

Elimdeki kek tepsisini arabanın arka koltuğuna bırakıp,kitapcıya doğru yürürken,oğlum da bize doğru geliyordu."Sinancığım,ben Figen teyzenle çamlığa gidiyorum,arayan olursa sen çağrı bırak,ben seni ararım" dedim ve geri dönüp ,Figenin yanına ,ön koltuğa oturdum.

_Niye gelmedi Şefika? Bi aksilk falan yoktur inşallah.
_Yok,yok.İsimlerini de karıştırıyorum hep,Mühendislikde okuyan oğlu var ya.
_Necip.
_Evet,Necip. Eve arkadaşlarını davet etmiş.Anne bize pasta/börek yapıver diye de telofon açmış.Şefika’yı bilirsin,oğlanları bir yana,Dünya bir yana dır.
_Bilmez olurmuyum.Vay ...Gelinlerinin haline.....

Çamlık la ,bizim evin arası ,arabayla beş dakikalık mesafede.Çamlığa en yakın oto parkın yanına gelince,Figen;
_Arabayı burda bırakıp yürüyelim mi?Yoksa arabayla mı gidelim ?dedi.
_Elimde tepsiyle yürüyemem.Arabayla gidelim .

Çamlığın giriş kapısına geldik.Görevli;"Hanım efendi,içerde park yeri kalmadı,arabanızı malesef dışarıda bırakmanız gerekiyor"deyince,Figen, "iyi de,biz Orman Bölge Müdür’lüğünün lojmanlarında oturan arkadaşımıza misafirliğe gidiyoruz" deyince,Görevli";Bu gün Suzan Hanımın kabul günü herhalde,çok geleni oldu,sizde mi oraya gidiyorsunuz ?"Ben tam"hayır "diyecktim ki,Figen’in attığı çimdikle susdum.Figen;
_Evet,evet.Suzan Hanıma gidiyoruz, dedi.
Ve çantasından çıkardığı on lirayı görevliye uzatınca,Görevli;"Lütfen,lojmanlarda oturanların misafirlerinden giriş ücreti alınmıyor"demesiyle,Figen’in ,"teşekkür ederiz"deyip gaza basması bir oldu.

_Figen,Suzan Hanıma gitmek de nerden çıktı?
_Ne bileyim ben nerden çıkdı.Allah aşkına şaşkın şaşkın bakıp durma.Yalandan kimi asmışlar ki?
_İyi cesaret,ben olsam söyleyemezdim.
_Senin dilin yalan söyleyemeye kalksa,gözlerin yalan !... diye bağırır.

Gerçekten de,çamlığın içinde park edecek yer kalmamış.Şurası mı boş,burası mı boş derken lojmanların önüne kadar geldik.Figen;"yemin etseydik başımız ağrımazdı.Bak, lojmanlara gelmedik mi?"

_Ya, görevli Suzan Hanımefendiye telefon açıp,misafirleriniz geldi,göndereyim mi deseydi ne olacaktı?
_Açsın....Kabul günüymüş ya...Gönderme mi diyecek di?
_İsimlerimizi sorup,tanımıyorum onları deseydi? O zaman ne diyecekdin peki?....
_Aman....Haticeye değil neticeye bak.Çamların altındaki masalardan birine mi oturalım? Yoksa az ileride ki çay bahçesine mi?
_Çam tozu bende kaşıntı yapıyor.Çay bahçesinde oturalım.
_O zaman kek tepsisini arabada bırakalım ,ayıp olmasın.

Çay bahçesine doğru yürürken,ben söylenmeye başladım"Güya arabayla geldik.Arabayı dışarıda bıraksak da olacakmış.Hem yalan söylemek zorunda da kalmazdık."Figen;"Söylenip durmada, yürü !"diyerek koluma girip"Kim dedi sana topuklu ayakkabı giy diye?" Figen kolumdan çekiştire,çekiştire çay bahçesine geldik.Figen;
_Tenha bir yere oturalım.Bak,tam karşıda,köşede tek başına oturan bir bayan var,onun yanındaki masa boş.
_Niye tenha bir yer?Bana güvenip sırlarını falan açma.Belediye’nin hoparlöründen tüm Denizli’ye anons ederim.
_Benim sırlarımı değil canım...Senin sırlarını konuşcaz.
_Benim ,konuşulacak ne sırrım varmış ki?

Figen hala kolumu bırakmadan masaların arasında, kimseyi rahatsız etmemek için ,çok dikkatli bir şekilde geçerek oturacağımız masaya doğru yürüyorduk.
_Hele bi oturalım,çaylarımızı içerken de ifadeni alırım.
_Baştan söyleseydin de Avukatımı da çağırsaydım ya.
_İstersen BAROLAR Birliğini çağır.Bu gün, seni konuşdurmadan hiç bir Avukat seni elimden alamaz.

Sandalyelerimizi çekip oturunca ;garson,elinde bezle gelip hemen masamızın tozunu hemde siparişlerimizi alıp gitti.Ben gülmekle ağlamak arasında "Figenciğim, senin duyduğun birşey var da, benden onu mu öğrenmek istiyorsun"diye sordum.
_Duydum duymasına da,senin korkmana neden olacak bişey değil.Telaşa Müdürlüğü yapmaya kalma hemen,sakin ol.

Bizim oturduğumuz masanın yanında ki masada tek başına oturan bayanın sırtı bize dönükdü,biz oturduktan sonra yerinden kalkıp,tam benimle göz göze gelecek şekilde yer değiştirdi.

_Eeeeee. Neymiş o duyduğun? söle de bende bileyim.
_Bir;Neden iki yıldır arkadaşlarını arayıp,sormuyorsun ve davet edildiğin halde ne gece ne de gündüz gezmelerimize katılmayıp,hep bir bahane buluyorsun?
İki;Burda hiç mi Psikiyatri Uzamanı kalmadı da,taa... İzmir’lere Psikiyatri Uzmanına muayene olmaya gittin?Önce bu ikisine cevap ver ,ikna olmazsam gerisini öyle sorayım.
_Şu yan masada ki bayanın bakışlarından rahatsız oldum.O, kalkınca anlatsam.Bu arada çaylarımızda geldi ,çay keyfimi bozma şimdi.
_Peki,az bekleyelim belki kalkıp gider,gitmezse de ,sabaha kadar bekleyecek halimiz yok ama,Sorularımın cevabını da almadan bırakmak istemiyorum seni.
_Tamam.Müsade et,Ayın on dokuzu gelmeden birde sigara yakayım.Söz ;O, bayan kalkmasa da anlatacağım.

Pazardaki et’e evde soğan doğramak


Öğlen sıcağının çökmesiyle, evin içi durulmaz hale geldi ,bunalmaya başladım.Mayıs ta bu kadar sıcak olursa ,Temmuz /Ağostos daki halimi düşünemiyorum.Nescafe içmek için çaydanlığı ocağa koyup,balkonu yıkamaya gittiğim sırada telefon çaldı ve kapanmadan yetişmek için biraz hızlı hareket edince sırt üstü düşmekten son anda kurtuldum.

Telefonda arayan mumarayı görünce "Eyvah!..Figen arıyor,kesin fırçayı yedim" dedim.

Figen; uzun süre beraber çalışıp , kurduğumuz hayallerimizi gerçekleştirmek(sosyal etkinlikler,geziler,birlikte gezmeye gitmeler vs,vs) için aynı zamanda emekli olmaya karar verdiğim bir arkadaşım.

Ahizeyi yerinden kaldırıp;

_Buyur canım.....Telfon çaldığında balkonu yıkıyordum,kapanmadan yetişeyim derken az kalsın düşüyordum.
_Düşmediysen sorun yok,Köydeyim dersin,bir bahane bulursun diye,özellikle cep telefonundan aramadım.Hayırsız!...
_Aşkosun,ne zaman bahane uydurdum ben sana ?
_Neyse,Nergis’ciğim,biz emekli olmaya karar verdiğimizde neler konuştuk seninle?İki yıl oldu,daha iki kere gezmeye bile çıkamadık.Buna ne bahane bulcaksın peki?
_Biz o günlerde,pazarda ki Et’e, evde soğan doğruyormuşuz.
_Bırak şimdi Et’i, soğanı da, çabuk hazırlan evin önünde bekle.Şefika’nın bugün dersi yokmuş,Nergis’ i de alıp çamlığa kahvaltıya gidelim diye telefon açtı.Sakın Ekrem evde gidemem deme.Ekrem beyi de bir görürsem.......Çok kırgınım ona çokkk...
Baldızlarım bir yana,herşey bir yana diyordu.Ne oldu? Başka baldızlarmı buldu yoksa kendine ?
_Ne baldızı yaaa? Onun kendini görcek hali yok.
_iyi ,iyi tamam.İllede müdafa etmesen ölürsün?

"Bunları sonra konuşuruz diyerek telefonu kapadı". Çaydanlığın altını söndürüp,apat/topar giyinerek,sabahtan yaptığım kek’i tepsisiyle birlikde poşete koyup evin önünde beklemeye başladım.Güya iki dakika sonra burda olacaklardı, kaç dakika oldu hala gelen yok.Hele ki beklemek için gölge bir yer bulmuştum

_Ooooo....Recep bey nasıl oldu da kıyıpta verdi arabayı?
_Recebi,mecebi takmıyom artık.Benimkini satmasydı.
_Hani Şefika nerde? Beraber geleceğiz demişdin.
_Bin hadi, bin.Yolda anlatırım.
_Az bekle.Sinan ,şu yan tarafdaki kitapcıya girdi,haber verip geleyim, dedim.

Elimdeki kek tepsisini arabanın arka koltuğuna bırakıp,kitapcıya doğru yürürken,oğlum da bize doğru geliyordu."Sinancığım,ben Figen teyzenle çamlığa gidiyorum,arayan olursa sen çağrı bırak,ben seni ararım" dedim ve geri dönüp ,Figenin yanına ,ön koltuğa oturdum.

_Niye gelmedi Şefika? Bi aksilk falan yoktur inşallah.
_Yok,yok.İsimlerini de karıştırıyorum hep,Mühendislikde okuyan oğlu var ya.
_Necip.
_Evet,Necip. Eve arkadaşlarını davet etmiş.Anne bize pasta/börek yapıver diye de telofon açmış.Şefika’yı bilirsin,oğlanları bir yana,Dünya bir yana dır.
_Bilmez olurmuyum.Vay ...Gelinlerinin haline.....

Çamlık la ,bizim evin arası ,arabayla beş dakikalık mesafede.Çamlığa en yakın oto parkın yanına gelince,Figen;
_Arabayı burda bırakıp yürüyelim mi?Yoksa arabayla mı gidelim ?dedi.
_Elimde tepsiyle yürüyemem.Arabayla gidelim .

Çamlığın giriş kapısına geldik.Görevli;"Hanım efendi,içerde park yeri kalmadı,arabanızı malesef dışarıda bırakmanız gerekiyor"deyince,Figen, "iyi de,biz Orman Bölge Müdür’lüğünün lojmanlarında oturan arkadaşımıza misafirliğe gidiyoruz" deyince,Görevli";Bu gün Suzan Hanımın kabul günü herhalde,çok geleni oldu,sizde mi oraya gidiyorsunuz ?"Ben tam"hayır "diyecktim ki,Figen’in attığı çimdikle susdum.Figen;
_Evet,evet.Suzan Hanıma gidiyoruz, dedi.
Ve çantasından çıkardığı on lirayı görevliye uzatınca,Görevli;"Lütfen,lojmanlarda oturanların misafirlerinden giriş ücreti alınmıyor"demesiyle,Figen’in ,"teşekkür ederiz"deyip gaza basması bir oldu.

_Figen,Suzan Hanıma gitmek de nerden çıktı?
_Ne bileyim ben nerden çıkdı.Allah aşkına şaşkın şaşkın bakıp durma.Yalandan kimi asmışlar ki?
_İyi cesaret,ben olsam söyleyemezdim.
_Senin dilin yalan söyleyemeye kalksa,gözlerin yalan !... diye bağırır.

Gerçekten de,çamlığın içinde park edecek yer kalmamış.Şurası mı boş,burası mı boş derken lojmanların önüne kadar geldik.Figen;"yemin etseydik başımız ağrımazdı.Bak, lojmanlara gelmedik mi?"

_Ya, görevli Suzan Hanımefendiye telefon açıp,misafirleriniz geldi,göndereyim mi deseydi ne olacaktı?
_Açsın....Kabul günüymüş ya...Gönderme mi diyecek di?
_İsimlerimizi sorup,tanımıyorum onları deseydi? O zaman ne diyecekdin peki?....
_Aman....Haticeye değil neticeye bak.Çamların altındaki masalardan birine mi oturalım? Yoksa az ileride ki çay bahçesine mi?
_Çam tozu bende kaşıntı yapıyor.Çay bahçesinde oturalım.
_O zaman kek tepsisini arabada bırakalım ,ayıp olmasın.

Çay bahçesine doğru yürürken,ben söylenmeye başladım"Güya arabayla geldik.Arabayı dışarıda bıraksak da olacakmış.Hem yalan söylemek zorunda da kalmazdık."Figen;"Söylenip durmada, yürü !"diyerek koluma girip"Kim dedi sana topuklu ayakkabı giy diye?" Figen kolumdan çekiştire,çekiştire çay bahçesine geldik.Figen;
_Tenha bir yere oturalım.Bak,tam karşıda,köşede tek başına oturan bir bayan var,onun yanındaki masa boş.
_Niye tenha bir yer?Bana güvenip sırlarını falan açma.Belediye’nin hoparlöründen tüm Denizli’ye anons ederim.
_Benim sırlarımı değil canım...Senin sırlarını konuşcaz.
_Benim ,konuşulacak ne sırrım varmış ki?

Figen hala kolumu bırakmadan masaların arasında, kimseyi rahatsız etmemek için ,çok dikkatli bir şekilde geçerek oturacağımız masaya doğru yürüyorduk.
_Hele bi oturalım,çaylarımızı içerken de ifadeni alırım.
_Baştan söyleseydin de Avukatımı da çağırsaydım ya.
_İstersen BAROLAR Birliğini çağır.Bu gün, seni konuşdurmadan hiç bir Avukat seni elimden alamaz.

Sandalyelerimizi çekip oturunca ;garson,elinde bezle gelip hemen masamızın tozunu hemde siparişlerimizi alıp gitti.Ben gülmekle ağlamak arasında "Figenciğim, senin duyduğun birşey var da, benden onu mu öğrenmek istiyorsun"diye sordum.
_Duydum duymasına da,senin korkmana neden olacak bişey değil.Telaşa Müdürlüğü yapmaya kalma hemen,sakin ol.

Bizim oturduğumuz masanın yanında ki masada tek başına oturan bayanın sırtı bize dönükdü,biz oturduktan sonra yerinden kalkıp,tam benimle göz göze gelecek şekilde yer değiştirdi.

_Eeeeee. Neymiş o duyduğun? söle de bende bileyim.
_Bir;Neden iki yıldır arkadaşlarını arayıp,sormuyorsun ve davet edildiğin halde ne gece ne de gündüz gezmelerimize katılmayıp,hep bir bahane buluyorsun?
İki;Burda hiç mi Psikiyatri Uzamanı kalmadı da,taa... İzmir’lere Psikiyatri Uzmanına muayene olmaya gittin?Önce bu ikisine cevap ver ,ikna olmazsam gerisini öyle sorayım.
_Şu yan masada ki bayanın bakışlarından rahatsız oldum.O, kalkınca anlatsam.Bu arada çaylarımızda geldi ,çay keyfimi bozma şimdi.
_Peki,az bekleyelim belki kalkıp gider,gitmezse de ,sabaha kadar bekleyecek halimiz yok ama,Sorularımın cevabını da almadan bırakmak istemiyorum seni.
_Tamam.Müsade et,Ayın on dokuzu gelmeden birde sigara yakayım.Söz ;O, bayan kalkmasa da anlatacağım.

  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
hayatlar, rehin

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık