IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09 Haziran 2008, 01:36   #1
Çevrimiçi
Al Pacino: Efsaneleşen bir "Baba"nın öyküsü...





Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Türkiye sinemalarında geçtiğimiz hafta vizyona giren 88 Dakika'dakarşımıza çıkan Al Pacino, her ne kadar şimdiye kadar kırktan fazla filmde rol aldıysa da, hayranlarının gönlünde hâlâ Coppola'nın “Baba” üçlemesindeki karakteri Carleone olarak yer alıyor...
Belki “Serpico”ya veya “Kadın Kokusu”na haksızlık etmek olacak ama Al Pacino'yu Pacino yapan filmler, sinema tarihinin kilometre taşlarından olan Baba üçlemesinde yer alanlardı.
1972 yılında Coppola Broadway'da izlediği bir oyundaki performansından büyülenmemiş olmasaydı da Pacino'nun başarılı bir aktör olması kaçınılmazdı; belki bir beş yıl sonra ya da kim bilir çok daha sonra farkına varılacaktı yeteneğinin. Ekibin tümünün itirazlarına ve Robert Redford, Jack Nicholson gibi isimlerin alternatif olarak sunulmasına karşın Coppola “Baba”da bu, genç ve çelimsiz İtalyan delikanlıyı oynatmak istiyordu. Ve son sözü söyleyen yönetmen oldu. Bu karardan hoşlanmayan Paramount firması da ne yapıp edip Pacino'ya alışmak zorundaydı, ne de olsa iki film daha vardı onları bekleyen.

Işıkçılıktan Oyunculuğa..

Peki ilk önce şunları sormak lazım, kimdir Al Pacino? 1940 New York doğumlu; ama bu sizi yanıltmasın o, Sicilyalı, has bir İtalyan. Anne ve babası , o iki yaşındayken boşanıyor ve mutlu bir aile hayatı yerine çocukluğunu büyükbabasının yanında, baba sevgisinden yoksun geçiriyor. (22 yaşına geldiğinde, annesini kaybettiğinde de en çok babasını suçluyor zaten, hiçbir zaman yanlarında olmadığı için.) Okuldaki amatör oyunlarda sahne alırken, yeteneğinin fark edilmesi üzerine New York'ta Tiyatro okumaya başlıyor, fakat istediğinin bir kariyer elde etmek olduğunun farkına varınca bu okulu yarıda bırakıp, evini de terk edip ışıkçılıktan yer göstericiliğe her işi yaparak para kazanıyor. Ufak çaplı rollerin ardından sahnelere iyice ısınınca, ödüller ve sonrasında Coppola'yı derinden etkileyeceği rolünü de canlandıracağı Broadway sahnesi geliyor. Pacino'nun hayatının bu kısmına kadar geçen süreye dair şunu not düşmek lazım: Şu an neredeyse orayı tamamen hak ediyor. İsmi Hollywood geçidinde bir yıldız içinde yazılı ama o zamanında çok sevdiği tiyatro provalarına gitmek için otobüs parasını bile zar zor denk getirmiş.


Al Pacino'nun 40 yıllık tecrübesi

Adı sanı duyulmamış iki filmle başlamıştı sinema kariyeri, ama filmografisindeki üçüncü film ile “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” dalında Oscar'a aday olmuştu Pacino. Fakat Oscar heykelciğine kavuşması, ona aday olması kadar kolay olmadı. Sonraki filmlerinden altı tanesinde daha çeşitli adaylıklarda adı geçmesine karşın Oscar ona gecikmeli olarak ancak 1993 yılında “Kadın Kokusu”ndaki gözleri görmeyen bir emekli subay rolüyle gelebildi.
Aldığı sayısız ödüllere bir yenisi de geçtiğimiz günlerde eklendi. Amerikan Film Endüstrisi’nin 35. Yaşamboyu Başarı Ödülü, beyazperdeye tam 40 yılını veren Al Pacino’ya verildi. Hollywood’daki Kodak Tiyatrosu’nda düzenlenen törende ödülünü alan ünlü aktör, bu tören sırasında: “Çoğu zaman bir nevi hislerime hitap eden şeyleri yapmaya çalıştım. Bazen yaptım bazen yapamadım. Gerçekten hissediğiniz şeyi yapmak tabii eğer yapabilirseniz, ya da yapacak kadar şanslıysanız iyi bir tecrübedir.” diyerek duygularını dile getirdi.

“Coppola'yla sadece savaşa gidemem”

67 yaşındaki aktör Coppola'dan, Michael Mann'e, Oliver Stone'dan Brian De Palma'ya birçok emektar yönetmenin yapıtları ve pek bir umut vaad etmemelerine rağmen, sayesinde önem kazanan filmleri dahil kırktan fazla filmde rol aldı. İkisi oyun uyarlaması olmak üzere de üç film yönetti ancak aralarından yalnızca “Richard'ı Ararken” ülkemizde gösterime girdi. “Kramer Kramer'e Karşı”, “Özel Bir Kadın”, “Kıyamet”, “Yıldız Savaşları” gibi filmlerde de rol almayı red etti. Aralarından en ilginç olanı ise “Kıyamet” filminde sonradan Martin Sheen'e verilen Yüzbaşı Benjamin rolünü geri çevirirken Coppola'ya hem kibarca rolü istemediğini belirten, hem de vefa göstermekten geri kalmayan cevabı: “İstediğin her şeyi yaparım, sadece seninle savaşa gidemem.”
Yıllar sonra “Baba III” için görüşmeye oturduklarında, 5 milyon doları beğenmeyen Pacino'ya Coppolla'nın da edeceği bir çift lafı vardı: “Ben de o zaman yeni bir senaryo yazar ve filmin başlangıcına Michael Carleone'nin cenaze törenini koyarım.”

Yeni Projelere Hazırlanıyor

Pacino kariyerinin sonraki dönemlerinde iyi-kötü ayırt etmeden birçok filmde rol aldı. “Kirli Para”, bazı hayranları tarafından onun çapında bir oyuncu için vasat bir film olarak görülmüştü; zaten onu “Baba”dan beri takip edenlerin gönlü, Pacino perdeyi ne kadar doldursa da, her filmde biraz daha boşalıyor hissine kapılıyor...
88 Dakika filmiyle vizyonda birkez daha karşımıza çıkan ve yaşlanmak ve yorulmak nedir bilmeden çalışan Pacino, ünlü ressam Salvador Dali’yi canlandıracağı filme hazırlanıyor. Ayrıca gene yakın zamanda 1995’te “Heat” filminde başrolü paylaştığı bir başka usta Robert De Niro ile de “Righteous Kill” adlı filmde buluşacak...
40 yıl beyazperde de kalmak her "Baba" yiğidin harcı değildir, bunu başarıyla gerçekleştiren büyük usta Al Pacino'ya biz de 41 kere maşallah dedikten sonra yeni filmlerini merakla bekliyoruz...

Ve birkaç resim.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.





Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Türkiye sinemalarında geçtiğimiz hafta vizyona giren 88 Dakika'dakarşımıza çıkan Al Pacino, her ne kadar şimdiye kadar kırktan fazla filmde rol aldıysa da, hayranlarının gönlünde hâlâ Coppola'nın “Baba” üçlemesindeki karakteri Carleone olarak yer alıyor...
Belki “Serpico”ya veya “Kadın Kokusu”na haksızlık etmek olacak ama Al Pacino'yu Pacino yapan filmler, sinema tarihinin kilometre taşlarından olan Baba üçlemesinde yer alanlardı.
1972 yılında Coppola Broadway'da izlediği bir oyundaki performansından büyülenmemiş olmasaydı da Pacino'nun başarılı bir aktör olması kaçınılmazdı; belki bir beş yıl sonra ya da kim bilir çok daha sonra farkına varılacaktı yeteneğinin. Ekibin tümünün itirazlarına ve Robert Redford, Jack Nicholson gibi isimlerin alternatif olarak sunulmasına karşın Coppola “Baba”da bu, genç ve çelimsiz İtalyan delikanlıyı oynatmak istiyordu. Ve son sözü söyleyen yönetmen oldu. Bu karardan hoşlanmayan Paramount firması da ne yapıp edip Pacino'ya alışmak zorundaydı, ne de olsa iki film daha vardı onları bekleyen.

Işıkçılıktan Oyunculuğa..

Peki ilk önce şunları sormak lazım, kimdir Al Pacino? 1940 New York doğumlu; ama bu sizi yanıltmasın o, Sicilyalı, has bir İtalyan. Anne ve babası , o iki yaşındayken boşanıyor ve mutlu bir aile hayatı yerine çocukluğunu büyükbabasının yanında, baba sevgisinden yoksun geçiriyor. (22 yaşına geldiğinde, annesini kaybettiğinde de en çok babasını suçluyor zaten, hiçbir zaman yanlarında olmadığı için.) Okuldaki amatör oyunlarda sahne alırken, yeteneğinin fark edilmesi üzerine New York'ta Tiyatro okumaya başlıyor, fakat istediğinin bir kariyer elde etmek olduğunun farkına varınca bu okulu yarıda bırakıp, evini de terk edip ışıkçılıktan yer göstericiliğe her işi yaparak para kazanıyor. Ufak çaplı rollerin ardından sahnelere iyice ısınınca, ödüller ve sonrasında Coppola'yı derinden etkileyeceği rolünü de canlandıracağı Broadway sahnesi geliyor. Pacino'nun hayatının bu kısmına kadar geçen süreye dair şunu not düşmek lazım: Şu an neredeyse orayı tamamen hak ediyor. İsmi Hollywood geçidinde bir yıldız içinde yazılı ama o zamanında çok sevdiği tiyatro provalarına gitmek için otobüs parasını bile zar zor denk getirmiş.


Al Pacino'nun 40 yıllık tecrübesi

Adı sanı duyulmamış iki filmle başlamıştı sinema kariyeri, ama filmografisindeki üçüncü film ile “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” dalında Oscar'a aday olmuştu Pacino. Fakat Oscar heykelciğine kavuşması, ona aday olması kadar kolay olmadı. Sonraki filmlerinden altı tanesinde daha çeşitli adaylıklarda adı geçmesine karşın Oscar ona gecikmeli olarak ancak 1993 yılında “Kadın Kokusu”ndaki gözleri görmeyen bir emekli subay rolüyle gelebildi.
Aldığı sayısız ödüllere bir yenisi de geçtiğimiz günlerde eklendi. Amerikan Film Endüstrisi’nin 35. Yaşamboyu Başarı Ödülü, beyazperdeye tam 40 yılını veren Al Pacino’ya verildi. Hollywood’daki Kodak Tiyatrosu’nda düzenlenen törende ödülünü alan ünlü aktör, bu tören sırasında: “Çoğu zaman bir nevi hislerime hitap eden şeyleri yapmaya çalıştım. Bazen yaptım bazen yapamadım. Gerçekten hissediğiniz şeyi yapmak tabii eğer yapabilirseniz, ya da yapacak kadar şanslıysanız iyi bir tecrübedir.” diyerek duygularını dile getirdi.

“Coppola'yla sadece savaşa gidemem”

67 yaşındaki aktör Coppola'dan, Michael Mann'e, Oliver Stone'dan Brian De Palma'ya birçok emektar yönetmenin yapıtları ve pek bir umut vaad etmemelerine rağmen, sayesinde önem kazanan filmleri dahil kırktan fazla filmde rol aldı. İkisi oyun uyarlaması olmak üzere de üç film yönetti ancak aralarından yalnızca “Richard'ı Ararken” ülkemizde gösterime girdi. “Kramer Kramer'e Karşı”, “Özel Bir Kadın”, “Kıyamet”, “Yıldız Savaşları” gibi filmlerde de rol almayı red etti. Aralarından en ilginç olanı ise “Kıyamet” filminde sonradan Martin Sheen'e verilen Yüzbaşı Benjamin rolünü geri çevirirken Coppola'ya hem kibarca rolü istemediğini belirten, hem de vefa göstermekten geri kalmayan cevabı: “İstediğin her şeyi yaparım, sadece seninle savaşa gidemem.”
Yıllar sonra “Baba III” için görüşmeye oturduklarında, 5 milyon doları beğenmeyen Pacino'ya Coppolla'nın da edeceği bir çift lafı vardı: “Ben de o zaman yeni bir senaryo yazar ve filmin başlangıcına Michael Carleone'nin cenaze törenini koyarım.”

Yeni Projelere Hazırlanıyor

Pacino kariyerinin sonraki dönemlerinde iyi-kötü ayırt etmeden birçok filmde rol aldı. “Kirli Para”, bazı hayranları tarafından onun çapında bir oyuncu için vasat bir film olarak görülmüştü; zaten onu “Baba”dan beri takip edenlerin gönlü, Pacino perdeyi ne kadar doldursa da, her filmde biraz daha boşalıyor hissine kapılıyor...
88 Dakika filmiyle vizyonda birkez daha karşımıza çıkan ve yaşlanmak ve yorulmak nedir bilmeden çalışan Pacino, ünlü ressam Salvador Dali’yi canlandıracağı filme hazırlanıyor. Ayrıca gene yakın zamanda 1995’te “Heat” filminde başrolü paylaştığı bir başka usta Robert De Niro ile de “Righteous Kill” adlı filmde buluşacak...
40 yıl beyazperde de kalmak her "Baba" yiğidin harcı değildir, bunu başarıyla gerçekleştiren büyük usta Al Pacino'ya biz de 41 kere maşallah dedikten sonra yeni filmlerini merakla bekliyoruz...

Ve birkaç resim.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.




  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
babanın, bîr, efsaneleşen, pacino, Öyküsü

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık