IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 30 Ocak 2007, 10:29   #1
Çevrimdışı
Cem Yılmaz'ın yeni filmi: Süperadam (Röportaj)




Ünlü komedyen Cem Yılmaz; "Uzun ilişkiler kuramıyorum ben. Öyle 17'lik kızlarla da işim olmaz benim. Örneğin bu aralar birinin peşindeyim ama bir türlü ikna edemiyorum" dedi.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


* Hokkabaz vizyona girdiğinde herhalde her türlü eleştiriyi tahmin ediyordunuz.
-Ediyordum da Savaş Ay'ın çıkışını beklemiyordum. Hâlâ da anlamıyorum. Adam beni düpedüz hırsızlıkla suçladı. Emin ol, önce şaka zannettim. Sonra baktık millet ciddiye alıyor. Anlamadığım bir şey daha var. Bu konu öyle gizemli bir konu değil ki. Koyarsın iki senaryoyu yan yana bakarsın. Uzatmanın ne gereği var? Bakıldı da sanat eserleri mahkemesi beni haklı buldu. Daha ne yani?

* Bu olaydan sonra Savaş Ay ile hiç karşılaştınız mı?
-Karşılaşmadım ve karşılaşmak istemem de. Çünkü aradan aylar geçti hâlâ baktım geçenlerde yine bir programda ısrar ediyor. G.O.- R.A. döneminde de dedikodular yaşadım. Bunlar işin tuzun biberi. Ama çok tahmin edemediğin bir şey olduğu zaman "Ulan sebebi nedir bunun?" diye düşünüp de bulamıyorsan kafan karışıyor. Senaryoyu çaldıysam hemen enselenmem gerekir, tartışmaya açık değil ki bu.

ENTELEKTÜEL DEĞİLİM
* Eleştirileri çok mu ciddiye alıyorsunuz?
-Alıyorum zaten buna üzülüyorum. Eleştirilere "Hayır" diyen, kendimi abuk subuk konularda savunan biridurumuna düşmek de beni üzüyor. Alaycı bir köşe yazarı senin hakkında yazmış diyorlar benden de "Vay o tombul mu?" falan gibi espriler bekliyorlar. Ben böyle değilim ki!

* Hokkabaz'ın gişesi nasıldı?
-Bir milyon 700 kişi izledi. Bence çok iyi bir gişe. Gişe kötüydü falan diye yazıyorlar. Kıyasladıkları nedir? Benim diğer filmler. İyi ama aynı kategori değil ki. Üstelik Hokkabaz'dan G.O.R.A.'ya kıyasla çok daha fazla para kazandım. Çünkü öbürü büyük prodüksiyondu. Sırf bu yüzden G.O.- R.A.'nın devamını hikâyesi bitmiş olmasına rağmen daha çekmiyorum. Ben de bilirim gişeni nasıl yapılacağını. Başka işler yapmaya çalışıyorum. Dönüp baktığımda arkamda bıraktığım filmler beni utandırmasın istiyorum. "Dönem öyleydi o filmi çektik, zamanın iyi filmiydi" yalanına sığınmak istemiyorum. Ben bu sularda yüzerken, vallahi billahi filmi çalmadım noktasına beni getirdiler ya! Bu noktaya geldiğim için kendime kızıyorum.

* "Başka sularda yüzüyorum" diyorsunuz. Karikatür çizerken muhalif çizgideydiniz. Peki toplumsal olaylarda niye tepkinizi göremiyoruz?
-Toplumsal olaylarla ilgili çıkıp da açıklama yapmamak onlarla ilgilenmediğim anlamına gelmez ki. Ben olayları tartıp biçerken zaten gündem değişiyor ortalıkta. Öylesine tüketiyoruz ki gündemi yakalamakta zorlanıyorum. Daha birinci olayın etkilerini atamadan ikincisi geliyor. Belki bundan, belki de "Bir ben mi eksiktim yorum yapmayan" havası vermekten çekindiğim için ortalara dökülmüyorum.

* Radikal gazetesini bir pazar da sizin hazırlayacağını duymuştum. Niye vazgeçtiniz? Sonuçta siz de entelektüel kesimden değil misiniz?
-Öncelikle entelektüel değilim. Ayrıca bana teklif gelmedi. Gelseydi de yapamazdım. Kolay mı genel yayın yönetmenliği yapmak? Ben Leman dergisinde bir köşeyi zor yapıyordum. Ne değişti ki Radikal'i yöneteyim? Ben o olgunlukta değilim. Belki on yıl sonra, kim bilir?
***
Eleştirmene yuh artık demek için koz lazım

* Atilla Dorsay'ın Mehmet Ali Erbil'in oynadığı "Şah Mat" isimli filmi acımasızca eleştirmesi için ne düşünüyorsunuz?
-O eleştirinin içinde bazı kişisel şeyler olabilir tabii ama bazen insanlar kendi filmlerini fazla önemsiyor olabilir. İş aslında beş bin evreden geçiyor ve siz onu süzgeçten geçirip sunuyorsunuz. Sert eleştiriye karşı "Yuh artık bu kadar da Allahsız olma!" diyebilmek için elimizde bazı kozlarımızın olması lazım. Dorsay'ın sivri eleştirisi eğer doğruyu yansıtmıyorsa marjinal olarak kalır, önemsenmez. Ama ya doğruysa? Belki eleştirileri bu kadar da hassas algılamamak gerek. Tabii "O filme gitmeyin" cümlesini ben de talihsiz buluyorum. O tip eleştiriyle o film düzelmez, tuhaf bir kutuplaşma olur ancak.
***
Şahan, biraz hayal kırıklığı

* Şahan Gökbakar en güldüğüm komedyen demiştiniz. Aynı fikirde misiniz?
-Maalesef değilim. Artık eskisi gibi umut vaat ettiğini düşünmüyorum. Biraz hayal kırıklığı. Ona birazcık daha sakin olmasını tavsiye ediyorum.

* Şöhreti ani mi geldi?
-Bilmiyorum çünkü ben şöhreti ani yaşamadım. Karikatür çizdiğim dönemlerde bile kabaca şöhretin ne olduğunu biliyorduk. Televizyon arkadaşlarım hakkında eleştirilerde bulunduğum zaman bazıları alınıyor sonra barıştırılmak zorunda kalıyorum.

* Beyaz'dan bahsediyorsunuz.
-Beyaz yıllarca bu piyasada yazarlarla çalıştı bir kez bile "Ben mizahçıyım" demedi. Televizyonda müthiş başarılı oldu. Öylesine usta oldu ki komedyenlik konusu zaten kapandı. Yılmaz (Erdoğan), Beyaz, Okan ve beni televizyona çıkarırlar "Hepiniz komedyensiniz" diye. Adamlar komedyen değil ki. Arada bir ben de gülüyorum yaptıklarına, hakikaten de komikler ama bu onları komedyen yapmaz ki. Şahan komedyendi yön değiştirdi.

* Talk show yapmaya başladı.
-Evet. Kabiliyetliydi ama tercihini o yönde kullandı. O zaman karşısında rakip olarak Okan ve Beyaz'ı buldu. Komedyen olarak kalmalıydı.

* Şimdi kime gülüyorsunuz? Piyasada sizden başka komedyen var mı?
-Engin Günaydın'a gülüyorum. Avrupa Yakası'nda onu çok başarılı buluyorum. Mutlaka Gülse Birsel'in de katkısı vardır ama ben o kimliği Engin'in kendisinin yarattığına inanıyorum.

* Günaydın sizin rakibiniz mi yani?
-Yok öyle bir rekabet durumu. Piyasada komedyen o kadar az ki. Kendime kimseyi rakip görmüyorum çünkü bende öyle bir ruh hali yoktur.

* Ya Gaffur karakteri?
-Ona gülmüyorum örneğin. Bak, bu televizyon piyasası 4-5 kişinin elinde. Ve bu insanlar hiç de aptal değil. Artık televizyonlarda polemikten başka bir şey seyretmez olduk. Jüriler bile atışıyor. "Halk bunu istiyor" cümlesine artık halk bile inanmıyor. Hayatımda bir kez bile insanlar istedi diye bir şey yapmadım. Yaptım oldu. Pek de bir şey kaybetmedim. O yüzden 4-5 kişiye söylüyorum yapmayın artık böyle programlar.
***
Cansu'yla çok önce ayrıldık niye söylemiyor?
* Sevgilinizle gazete haberleri yardımıyla konuşuyorsunuz. Bu bana garip geliyor.
-Hangi sevgilim?

* Cansu Dere.
-Cansu Dere ile ayrılalı yaklaşık bir yıl oldu. Şimdiye kadar edepli olmaya çalıştım. Bak kız da konuşmadı arkamdan, güzel hareket falan diye düşündüm ama bu suskunluğun da ilişkinin devam ettiği mesajını yaymaya yaradığını fark ettim.

* Yani o sustukça biz sizi beraber sanıyoruz.
-Sustukça sıra bana geliyor. İşin şakası bir yana, görüşüyor bile olabilirim bekâr adamım ama yok öyle bir şey. Öpüşme sahneleri yüzünden ayrıldılar filan. Beraber değiliz ki. Mesajlaştık o kadar.

*
Köpek hediye etmişsiniz.
-Yok öyle bir şey ablacım, ben etmedim.

* Dere "Ayrılığı gazeteden öğrendim" diyor.
-Menajeryel durum seziyorum. Cansu'ya da yakıştıramıyorum. Niye söylemiyor ayrıldığımızı?

* İki buçuk yıl önce söyleşi yapmıştık. O zaman da yalnızdınız. Mutlu bir anınızı yakalayamıyorum.
-Ben yapamıyorum belki de, bu saatten sonra uzun ilişki kurmak mümkün değil. Örneğin bir kadının peşindeyim. Bir türlü yüz vermiyor. İkna edemiyorum.

* Ne demek o? Ya hayır ya evet der bunun ortası olmaz ki. Belki yaşı küçüktür, olgun değildir.
-Tövbe estağfurullah 17'lik kızlarla işim yok benim. Peşindeydim ama olmuyor galiba..

* Bir önceki söyleşimizde baba olmak istediğinizden bahsetmiştiniz.
-Ancak arkadaş olduğun bir sevgilinle çocuk yapabilirsin. Kafam genelde daha sert seksüel çalışıyor. Yani çalışmadığı anlar var ama daha az.

* Çocuk yapınca seks bitiyor mu yani?
-Doğru, babalık seksüel meseleden vazgeçmek anlamına gelmiyor ama çocuk yetiştireceğin kişinin çok iyi arkadaşın olması lazım. Yaşadığım ilişkilere bakıyorum, olur muydu? Olmadı.

Yeni filmi Süperadam


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


"Filme başlamadan önce fikir oluştuğunda afişini yaparım. Böylelikle bitmiş hissi uyanır bende. Süperadam 60'lı yıllarda yapılmış bir proje. Sonra proje iptal ediliyor. 1930 doğumlu süperadam Fethi Bey'i donduruyorlar. Ve 2007 yılında hiçbir akrabası, hiçbir teşkilatı olmayan bu adam bir anda uyanıyor. Film başından geçenleri anlatıyor. Yarı dokümanter yarı tarihi fantastik bir çizgi roman filmi yani. Duyduğuma göre Tolga Örnek de bu konuda bir film yapıyormuş. Onunla temasa geçeceğim, belki güçleri birleştiririz."

Kaynak : Sabah ve haber7.com
Ünlü komedyen Cem Yılmaz; "Uzun ilişkiler kuramıyorum ben. Öyle 17'lik kızlarla da işim olmaz benim. Örneğin bu aralar birinin peşindeyim ama bir türlü ikna edemiyorum" dedi.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


* Hokkabaz vizyona girdiğinde herhalde her türlü eleştiriyi tahmin ediyordunuz.
-Ediyordum da Savaş Ay'ın çıkışını beklemiyordum. Hâlâ da anlamıyorum. Adam beni düpedüz hırsızlıkla suçladı. Emin ol, önce şaka zannettim. Sonra baktık millet ciddiye alıyor. Anlamadığım bir şey daha var. Bu konu öyle gizemli bir konu değil ki. Koyarsın iki senaryoyu yan yana bakarsın. Uzatmanın ne gereği var? Bakıldı da sanat eserleri mahkemesi beni haklı buldu. Daha ne yani?

* Bu olaydan sonra Savaş Ay ile hiç karşılaştınız mı?
-Karşılaşmadım ve karşılaşmak istemem de. Çünkü aradan aylar geçti hâlâ baktım geçenlerde yine bir programda ısrar ediyor. G.O.- R.A. döneminde de dedikodular yaşadım. Bunlar işin tuzun biberi. Ama çok tahmin edemediğin bir şey olduğu zaman "Ulan sebebi nedir bunun?" diye düşünüp de bulamıyorsan kafan karışıyor. Senaryoyu çaldıysam hemen enselenmem gerekir, tartışmaya açık değil ki bu.

ENTELEKTÜEL DEĞİLİM
* Eleştirileri çok mu ciddiye alıyorsunuz?
-Alıyorum zaten buna üzülüyorum. Eleştirilere "Hayır" diyen, kendimi abuk subuk konularda savunan biridurumuna düşmek de beni üzüyor. Alaycı bir köşe yazarı senin hakkında yazmış diyorlar benden de "Vay o tombul mu?" falan gibi espriler bekliyorlar. Ben böyle değilim ki!

* Hokkabaz'ın gişesi nasıldı?
-Bir milyon 700 kişi izledi. Bence çok iyi bir gişe. Gişe kötüydü falan diye yazıyorlar. Kıyasladıkları nedir? Benim diğer filmler. İyi ama aynı kategori değil ki. Üstelik Hokkabaz'dan G.O.R.A.'ya kıyasla çok daha fazla para kazandım. Çünkü öbürü büyük prodüksiyondu. Sırf bu yüzden G.O.- R.A.'nın devamını hikâyesi bitmiş olmasına rağmen daha çekmiyorum. Ben de bilirim gişeni nasıl yapılacağını. Başka işler yapmaya çalışıyorum. Dönüp baktığımda arkamda bıraktığım filmler beni utandırmasın istiyorum. "Dönem öyleydi o filmi çektik, zamanın iyi filmiydi" yalanına sığınmak istemiyorum. Ben bu sularda yüzerken, vallahi billahi filmi çalmadım noktasına beni getirdiler ya! Bu noktaya geldiğim için kendime kızıyorum.

* "Başka sularda yüzüyorum" diyorsunuz. Karikatür çizerken muhalif çizgideydiniz. Peki toplumsal olaylarda niye tepkinizi göremiyoruz?
-Toplumsal olaylarla ilgili çıkıp da açıklama yapmamak onlarla ilgilenmediğim anlamına gelmez ki. Ben olayları tartıp biçerken zaten gündem değişiyor ortalıkta. Öylesine tüketiyoruz ki gündemi yakalamakta zorlanıyorum. Daha birinci olayın etkilerini atamadan ikincisi geliyor. Belki bundan, belki de "Bir ben mi eksiktim yorum yapmayan" havası vermekten çekindiğim için ortalara dökülmüyorum.

* Radikal gazetesini bir pazar da sizin hazırlayacağını duymuştum. Niye vazgeçtiniz? Sonuçta siz de entelektüel kesimden değil misiniz?
-Öncelikle entelektüel değilim. Ayrıca bana teklif gelmedi. Gelseydi de yapamazdım. Kolay mı genel yayın yönetmenliği yapmak? Ben Leman dergisinde bir köşeyi zor yapıyordum. Ne değişti ki Radikal'i yöneteyim? Ben o olgunlukta değilim. Belki on yıl sonra, kim bilir?
***
Eleştirmene yuh artık demek için koz lazım

* Atilla Dorsay'ın Mehmet Ali Erbil'in oynadığı "Şah Mat" isimli filmi acımasızca eleştirmesi için ne düşünüyorsunuz?
-O eleştirinin içinde bazı kişisel şeyler olabilir tabii ama bazen insanlar kendi filmlerini fazla önemsiyor olabilir. İş aslında beş bin evreden geçiyor ve siz onu süzgeçten geçirip sunuyorsunuz. Sert eleştiriye karşı "Yuh artık bu kadar da Allahsız olma!" diyebilmek için elimizde bazı kozlarımızın olması lazım. Dorsay'ın sivri eleştirisi eğer doğruyu yansıtmıyorsa marjinal olarak kalır, önemsenmez. Ama ya doğruysa? Belki eleştirileri bu kadar da hassas algılamamak gerek. Tabii "O filme gitmeyin" cümlesini ben de talihsiz buluyorum. O tip eleştiriyle o film düzelmez, tuhaf bir kutuplaşma olur ancak.
***
Şahan, biraz hayal kırıklığı

* Şahan Gökbakar en güldüğüm komedyen demiştiniz. Aynı fikirde misiniz?
-Maalesef değilim. Artık eskisi gibi umut vaat ettiğini düşünmüyorum. Biraz hayal kırıklığı. Ona birazcık daha sakin olmasını tavsiye ediyorum.

* Şöhreti ani mi geldi?
-Bilmiyorum çünkü ben şöhreti ani yaşamadım. Karikatür çizdiğim dönemlerde bile kabaca şöhretin ne olduğunu biliyorduk. Televizyon arkadaşlarım hakkında eleştirilerde bulunduğum zaman bazıları alınıyor sonra barıştırılmak zorunda kalıyorum.

* Beyaz'dan bahsediyorsunuz.
-Beyaz yıllarca bu piyasada yazarlarla çalıştı bir kez bile "Ben mizahçıyım" demedi. Televizyonda müthiş başarılı oldu. Öylesine usta oldu ki komedyenlik konusu zaten kapandı. Yılmaz (Erdoğan), Beyaz, Okan ve beni televizyona çıkarırlar "Hepiniz komedyensiniz" diye. Adamlar komedyen değil ki. Arada bir ben de gülüyorum yaptıklarına, hakikaten de komikler ama bu onları komedyen yapmaz ki. Şahan komedyendi yön değiştirdi.

* Talk show yapmaya başladı.
-Evet. Kabiliyetliydi ama tercihini o yönde kullandı. O zaman karşısında rakip olarak Okan ve Beyaz'ı buldu. Komedyen olarak kalmalıydı.

* Şimdi kime gülüyorsunuz? Piyasada sizden başka komedyen var mı?
-Engin Günaydın'a gülüyorum. Avrupa Yakası'nda onu çok başarılı buluyorum. Mutlaka Gülse Birsel'in de katkısı vardır ama ben o kimliği Engin'in kendisinin yarattığına inanıyorum.

* Günaydın sizin rakibiniz mi yani?
-Yok öyle bir rekabet durumu. Piyasada komedyen o kadar az ki. Kendime kimseyi rakip görmüyorum çünkü bende öyle bir ruh hali yoktur.

* Ya Gaffur karakteri?
-Ona gülmüyorum örneğin. Bak, bu televizyon piyasası 4-5 kişinin elinde. Ve bu insanlar hiç de aptal değil. Artık televizyonlarda polemikten başka bir şey seyretmez olduk. Jüriler bile atışıyor. "Halk bunu istiyor" cümlesine artık halk bile inanmıyor. Hayatımda bir kez bile insanlar istedi diye bir şey yapmadım. Yaptım oldu. Pek de bir şey kaybetmedim. O yüzden 4-5 kişiye söylüyorum yapmayın artık böyle programlar.
***
Cansu'yla çok önce ayrıldık niye söylemiyor?
* Sevgilinizle gazete haberleri yardımıyla konuşuyorsunuz. Bu bana garip geliyor.
-Hangi sevgilim?

* Cansu Dere.
-Cansu Dere ile ayrılalı yaklaşık bir yıl oldu. Şimdiye kadar edepli olmaya çalıştım. Bak kız da konuşmadı arkamdan, güzel hareket falan diye düşündüm ama bu suskunluğun da ilişkinin devam ettiği mesajını yaymaya yaradığını fark ettim.

* Yani o sustukça biz sizi beraber sanıyoruz.
-Sustukça sıra bana geliyor. İşin şakası bir yana, görüşüyor bile olabilirim bekâr adamım ama yok öyle bir şey. Öpüşme sahneleri yüzünden ayrıldılar filan. Beraber değiliz ki. Mesajlaştık o kadar.

*
Köpek hediye etmişsiniz.
-Yok öyle bir şey ablacım, ben etmedim.

* Dere "Ayrılığı gazeteden öğrendim" diyor.
-Menajeryel durum seziyorum. Cansu'ya da yakıştıramıyorum. Niye söylemiyor ayrıldığımızı?

* İki buçuk yıl önce söyleşi yapmıştık. O zaman da yalnızdınız. Mutlu bir anınızı yakalayamıyorum.
-Ben yapamıyorum belki de, bu saatten sonra uzun ilişki kurmak mümkün değil. Örneğin bir kadının peşindeyim. Bir türlü yüz vermiyor. İkna edemiyorum.

* Ne demek o? Ya hayır ya evet der bunun ortası olmaz ki. Belki yaşı küçüktür, olgun değildir.
-Tövbe estağfurullah 17'lik kızlarla işim yok benim. Peşindeydim ama olmuyor galiba..

* Bir önceki söyleşimizde baba olmak istediğinizden bahsetmiştiniz.
-Ancak arkadaş olduğun bir sevgilinle çocuk yapabilirsin. Kafam genelde daha sert seksüel çalışıyor. Yani çalışmadığı anlar var ama daha az.

* Çocuk yapınca seks bitiyor mu yani?
-Doğru, babalık seksüel meseleden vazgeçmek anlamına gelmiyor ama çocuk yetiştireceğin kişinin çok iyi arkadaşın olması lazım. Yaşadığım ilişkilere bakıyorum, olur muydu? Olmadı.

Yeni filmi Süperadam


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


"Filme başlamadan önce fikir oluştuğunda afişini yaparım. Böylelikle bitmiş hissi uyanır bende. Süperadam 60'lı yıllarda yapılmış bir proje. Sonra proje iptal ediliyor. 1930 doğumlu süperadam Fethi Bey'i donduruyorlar. Ve 2007 yılında hiçbir akrabası, hiçbir teşkilatı olmayan bu adam bir anda uyanıyor. Film başından geçenleri anlatıyor. Yarı dokümanter yarı tarihi fantastik bir çizgi roman filmi yani. Duyduğuma göre Tolga Örnek de bu konuda bir film yapıyormuş. Onunla temasa geçeceğim, belki güçleri birleştiririz."

Kaynak : Sabah ve haber7.com
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
cem, filmi, roportaj, röportaj, superadam, süperadam, yeni, yilmazin, yılmazın

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Cem Yılmaz Yeni filmi 'Pek Yakında' Rhytia Magazin Haberleri 0 06 Mart 2014 21:01
Cem Yılmaz Yeni Filmi İle İlgili Ne Dedi? Rhytia Magazin Haberleri 0 21 Şubat 2014 20:56
Röportaj : O Çılgın Türk'ten iddialı Atatürk filmi Lucifer Kültür ve Sanat 0 15 Mart 2010 18:20
İşte Cem Yılmaz'ın son filmi A.R.O.G CariSma Haber Arşivi 0 25 Ocak 2008 19:56