IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  odeaweb

>
+
Etiketlenen Kullanıcılar

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04 Ekim 2025, 23:54   #1
Çevrimdışı
~ TeFeCi’nin KıZı ~
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman 28. Bölüm – Kazının Altındaki Fısıltı




[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Berzah’ta fırtına dinmişti ama Süleyman’ın kalbinde dinmeyen bir uğultu vardı. O gece dua odasında diz çökmüş, Fatiha’yı defalarca okumuştu. Berrak kandilin ışığında Kur’an tilaveti yaparken, evin duvarları âdeta bir zikir halkası gibi nefes alıyordu.
Süleyman biliyordu: huzur, fırtınanın öncesindeki sessizlikti.

Kapı üç kez çaldığında kandil titredi. Süleyman içini kaplayan titreşimi tanıdı: görünmeyen bir gölgenin ağırlığı. Kapıyı açtığında karşısında iki genç adam duruyordu; üzerlerinde toprak tozu, yüzlerinde yorgunluk.

“Hocam…” dedi biri, sesi çatallı, “biz arkeoloğuz. Bir kazı alanında çalışıyorduk… orada garip şeyler oldu. Arkadaşımız Yusuf öldü. Ama sonra onu yine gördük…”

Süleyman’ın bakışları keskinleşti. “İçeri gelin evlatlar.”

Berrak, odanın diğer ucundan onları izliyordu. Adamların sözlerinde bir boşluk vardı, üçüncü bir nefes eksikti. Gözlerinden biri insandı, diğeri titreşen bir gölge gibi.

Evde çay buharı yükselirken Süleyman onları dinledi. Kazı yaptıkları yer eski bir Zuzula kabilesi bölgesinin yakınındaydı. Orada mühürlenmiş bir taş oda bulmuşlardı; kapıyı açtıklarında içeri serin bir nefes dolmuş, ardından rüyalar, fısıltılar, uğultular başlamıştı. Üçüncü arkadaşları Yusuf, o odada bir “sesle” konuştuğunu söylemiş ve ertesi sabah cansız bulunmuştu. Ama cenazesi kaldırıldıktan iki gün sonra yine aynı bölgede görülmüştü.

Süleyman sorusunu sakince sordu:
“Yusuf şimdi nerede?”

İki genç birbirine baktı. “Hocam, o gelmek istemedi. ‘Ben oradayım, siz gidin’ dedi. Biz de… garip bir şekilde izin ister gibiydi.”

Süleyman’ın gözleri kısıldı. Berrak bunu fark etti; babasının sezgisi devreye girmişti. O anda Cabir ve Sabur da içeri girdiler. Cabir gelenlere bir bakış attı; Sabur, alttan bir sesle Süleyman’a eğildi:

“Efendim… o üçüncü dedikleri kişi… şu an aramızda. Ama o Yusuf değil.”

Süleyman belli etmeden başını eğdi. “Ne diyorsun Sabur?”

“Zuzula kabilesinden biri efendim. Ruhunu öldürdüğü bedenin kabuğunda geziyor. Işıktan korkar ama insan gibi görünür. Onu ortaya çıkarmanın yolu tuzla değil, kelimeyle — Besmele’nin altındaki sırla.”

Masadaki üçüncü sandalye bir an titredi; görünmez bir ağırlık vardı. Süleyman planını kafasında kurdu:
“Biz onu yakalayacağız. Ama bunu belli etmeden. O iki masumun ruhunu da kurtaracağız.”

Berrak babasının yanına gelip sessizce elini tuttu.
“Babacığım… o cin sadece oyun oynamıyor. Berzah’tan kalan bir nefretle geliyor. Belki de sahtekar imamla aynı güçlerden besleniyor.”

Süleyman başını salladı. “Biliyorum kızım. Bu kez düşman gölgede değil, gövdemizde.”



Ertesi gün Süleyman, iki arkeoloğu kazı alanına götürmeyi teklif etti. Plan açıktı: Zuzula cinini kendi mekânında, kendi büyüsünde açığa çıkarmak. Cabir toprağa dairesel bir mühür çizdi; Sabur tuz ve ayetlerle çevreyi korudu.
Süleyman dua etmeye başladığında hava bir anda karardı. Ormanın içinden üçüncü arkadaş — Yusuf’un suretine bürünmüş cin — göründü. Yüzünde garip bir tebessüm, sesi insan gibi ama yankılıydı:

“Siz buraya dönmemeliydiniz. O kapı bir kere açıldı Süleyman. Şimdi sizi de çağırıyor.”

Süleyman gülümsemeden cevap verdi:
“Bizi çağıran sen değilsin. Sadece sahibine döneceksin.”

O an Berrak ellerini kaldırdı, Süleyman’ın okuduğu eski bir dua ile gökyüzüne ışık yükseldi.
Zuzula cini bedenden çıkarken bir çığlık attı; iki arkeolog yere düştü ama canlıydı. Cin gövdesinden koparken siyah bir duman şeklinde savruldu, sonra Süleyman’ın duasıyla mühürlendi.

Kazı alanı sessizliğe büründü. Sabur eğilip mühürlü taşa baktı:
“Efendim, bu kabile tekrar huzura erdi.”

Süleyman göğe baktı, derin bir nefes aldı.
“Bir sınav daha bitti. Ama yer altı henüz susmadı.”

Berrak, babasının yanına geldi; gözlerinde hem ışık hem de kaygı vardı.
“Babacığım,” dedi sessizce, “bir dahaki sefere ben de yanında olayım. Hislerimle sana yardım edebilirim.”

Süleyman, kızının küçük ellerini avuçlarının arasına aldı; yüzüne sevgiyle ama derin bir ciddiyetle baktı.
“Senin ışığın bana her şeyden daha güçlü bir kalkan, Berrak. Ama bazı savaşlar vardır ki çocuk kalbi taşıyamaz. Henüz vaktin değil. Ben senin korumanım, sen ise duamın cevabısın.”

Berrak başını eğdi, gözleri doldu ama sustu.
Süleyman onun alnına bir öpücük kondurdu.
“Şimdi evimize dön kızım,” dedi yumuşak bir sesle. “Annenle ol. Bu karanlık işler seni yormasın. Ben işimi bitirip geleceğim.”

Berrak, babasına bakarken gözlerinde bir parıltı belirdi — hem anlayış hem de hafif bir isyan.
Ama hiçbir şey söylemedi; sadece başını sallayıp geri çekildi.
Rüzgâr, o an ormanın içinden geçti; sanki Berzah bile o vedayı sessizlikle dinliyordu.

Zuzula cininin mühürü kapanmıştı, fakat Berzah’ın derinliklerinde bir taş daha sızlıyordu.
Süleyman biliyordu; bu sadece bir başlangıçtı.

__________________
''Zamanın Eli Değdi Bize
Artık Aynı Değiliz
İkimiz de''


Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir.
 
Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
sohbet odaları sohbet bizimmekan reklamver
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman — 22. Bölüm: Kan ve Kandırmacanın İzinde Tanem Tanem 5 03 Ekim 2025 12:35
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman — 17. Bölüm: Süleyman’a Mahir’in Sessiz Sadakati Tanem Tanem 0 02 Ekim 2025 23:11
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman — 14. Bölüm: Pusudaki Ateş Tanem Tanem 0 02 Ekim 2025 22:16
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 7. Bölüm: Bağımsız Sınav Tanem Tanem 0 01 Ekim 2025 19:37
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 2. Bölüm: Çıraklık ve İlk İşaretler Tanem Tanem 0 01 Ekim 2025 18:38

×