IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16 Şubat 2012, 18:20   #1
Zen
Guest
Zen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tuğrul ve Çağrı Beyler


sohbet


Batılıların Orta Asya dedikleri Uluğ Türkistan’da yaşayan Türk’lerin bir bölümü Hazer Denizi ile Karadeniz’in kuzeyinden Kafkasya, Ukrayna ve Balkanlar’a gitti. Bir bölümü de Hazer’in güneyinden Orta Doğu ve Anadolu’ya... Uluğ Türkistan’da kalan Türk’lerin büyük çoğunluğu, Aral Gölü ile Hazer denizi arasındaki topraklarda yaşıyorlardı. Bu bölgedeki Türkler, 24 boy oluşturuyorlardı. Bu 24 boydan biri: Kınık Boyu Oğuzları idi. Onlar, Seyhun Nehri civarında yaşıyorlardı. Boy Beyi, Dukak Bey adında bir yiğitti. Dukak Bey ölünce yerine oğlu Selçuk Bey geçti. Selçuk Bey, etrafındaki Türk’lerle birlikte Cend şehrine yerleşti. İslâmiyet ile şereflenmeleri, bu yerleşimden sonra gerçekleşti. Selçuk Bey ölünce yerine oğlu Arslan Yabgu geçti. Arslan Yabgu 1025 yılında Gazneli Mahmud tarafından esir alınınca hâkimiyet, Selçuklu ailesi içerisinde el değiştirdi. Selçuk Bey’in, oğlu Mikail’den olma torunları Tuğrul ve Çağrı Beyler, amcaları Arslan Yabgu’nun yerine yönetimi ellerine aldılar. Bu değişiklik pek kolay olmadı. İçeride Arslan Yabgu’nun taraftarları, dışarıda Gazneli Mahmud Sultan ile çetin mücâdeleler yaşandı. Çağrı Bey, kendisinden üç yaş küçük kardeşinin de desteği ile bu savaşların hepsinden galip çıktı. 1030 yılına gelindiğinde, Mahmud Sultan ölmüştü. Sultan’ın iki oğlu, taht kavgasına tutuştular. Buna karşılık Tuğrul ve Çağrı Beyler, tam bir dayanışma içerisinde idiler. Kendilerine Bilge Kağan ve Kül Tigin kardeşleri örnek almışlardı. Tuğrul Bey devlet başkanı, Çağrı Bey ordu komutanı oldu.

Gazneli Devleti’nde yönetime Sultan Mes’ud hâkim olunca, Gazneliler ve Selçuklular arasında savaşlar başladı. Bu savaşlarda Sultan Mes’ud başarısızdı. Çağrı Bey 1037’de Merv, 1038’de Nişabür şehrini aldı. Orada kendi adına para bastırıp hutbe okuttu. Böylece Selçuklu Devleti resmen kurulmuş oldu. Yeni Selçuklu Devleti henüz küçük ve zayıf, Gazneli İmparatorluğu ise büyük ve güçlü idi. Çağrı ve Tuğrul Beyler, 1040 yılına kadar Gazneli Devleti’ni gerilla savaşlarıyla ve vur-kaçlarla iyice yıprattılar. İki devlet, 20 Mayıs 1040 tarihinde Dandanakan Ovası’nda karşı karşıya geldiler. Üç gün süren savaş, Çağrı ve Tuğrul Beylerin galibiyeti ile sona erdi. Savaştan sonra Merv şehrinde Büyük Selçuklu Kurultayı toplandı. Kurultayda Tuğrul Bey, ağabeyi Çağrı Bey’e bir ok verip kırmasını istedi. Çağrı Bey verilen oku kolayca kırdı. Tuğrul Bey, iki parçaya ayrılan okların bir arada kırılmasını istedi. Bu istek de biraz zorlanarak yerine getirildi. Sonra, 4 parçaya ayrılan okların bir arada kırılması istendi. Oklar kırılamadı. Bunun üzerine Tuğrul Bey:


— Birlik hâlinde olursak bizi kimse kıramaz! Dedi.


Kısa zamanda cihan devleti hâline gelen Selçuklu İmparatorluğu işte bu prensip üzerine kuruldu. Kurultayda alınan karar gereğince, Bağdat’taki halifeye mektup yazılarak, Selçuklu Devleti’nin tanınması istendi. Halife bu isteğe olumlu cevap verdi. Selçuklular 1046’da Gence’yi, 1048’de Erzurum, Gürcistan ve Ermenistan’ı fethetti. Onlar artık Aral Gölü’nden Anadolu’ya kadar uzanan büyük bir imparatorluk olmuşlardı. O imparatorluğun gücü ile 1071’de Anadolu’nun kapıları Türk’lere resmen açıldı.


ÖRNEK ŞAHSİYET


Çağrı Bey, 990 yılında Cend şehrinde doğdu. Babası Mikail Bey, Selçukluları ilk defa bir araya toplayan Selçuk Bey’in oğlu idi. Mikail Bey, Müslüman olmayan Türk’lerle giriştiği bir savaşta şehit oldu. Çağrı ve Tuğrul Beyler, dedeleri Selçuk Bey himayesinde yetiştiler. Selçuk Bey’in ölümünden sonra ailenin ve henüz devlet hâline gelmemiş olan Oğuzların başına, töre gereğince büyük evlât olarak Arslan Yabgu geçti.


Babaları Mikail Bey’e bağlı küçük bir Türkmen (Oğuz) grubunun başında bulunan Tuğrul ve Çağrı Beylerin, Arslan Yabgu ile mesafeli-zayıf bağları vardı. Arslan Yabgu’nun, hizmetleri karşılığında kendilerine verdiği Nur şehrinde yaşıyorlardı. Tuğrul Bey, Karahanlı hükümdarı Buğra Han tarafından hile ile esir alınınca, Arslan Yabgu bu olaya ilgisiz kaldı. Çağrı Bey kardeşini kurtarmak için harekete geçti. Buğra Han’ı esir alıp kardeşinin serbest kalmasını sağladı. İki kardeş, artık Maverâünnehir’de rahat edemeyeceklerini anladılar. Kendilerine yeni bir yurt aramaya koyuldular. Çağrı Bey, 3000 Türkmen atlısıyla batıya yöneldi. 1015 yılında Horasan’ı aşarak Van Gölü civarına geldi. O dönemlerde, Bizans’la arası iyi olmayan ve Türklerin gelişini sevinçle karşılayan Ermeni’lerin yazdığı kaynaklarında bu olay şöyle anlatılır:


— Beli kemerli, saçları uzun ve örülü Türkler geldiler. Mızrak, ok ve yaydan ibaret silâhları vardı. Atlarının üzerinde, rüzgârdan daha hızlı gidiyorlardı. Onları durdurmaya çalışan Bizanslı komutan ve askerleri, Türk’lerin attığı ve yağmur gibi üzerlerine düşen oklar – mızraklar altında perişan oldular.


Çağrı Bey Van Gölü’nden sonra kuzeye yöneldi. Gürcülerin yönetimindeki Nahcıvan’ı fethetti. Gürcüler, Ermeniler ve Bizanslıların bölgedeki komutanları, Çağrı Bey ile karşılaşmaya bile cesaret edemiyorlardı. Çağrı Bey’in bu seferi, keşif amaçlı idi. İleride, kendisinin veya soyundan gelen insanların, yurt edinebileceği topraklar, Bizans’ın ve bölgedeki diğer devletlerin gücü hakkında bilgi toplamak istiyordu. İstediklerini elde edince, 1021 yılında, Azerbaycan – Horasan yoluyla Maveraünnehir’deki Tuğrul Bey’in yanına döndü. İzlenimlerini kardeşine şöyle özetledi.


— Karahanlı ve Gazneli Devletleri karşısında tutunamaz isek, Doğu Anadolu’ya gidip yerleşebiliriz. Oralarda bizi durdurabilecek güce sahip kimse yok.


Gazneli Mahmud Sultan, 1025 yılında Arslan Yabgu’yu esir aldı. Bu defa da Çağrı ve Tuğrul Beyler, olayla ilgilenmediler. Hatta 1026 yılında, Selçuklu yönetimini ellerine aldılar. Bu dönem, Çağrı ve Tuğrul Beyler için ölüm – kalım savaşı verilen korkulu günlerdi. Hepsinden Çağrı Bey’in üstün askerî zekâsı ile sıyrıldılar. Çağrı Bey, Dandanakan Savaşı’nda çok üstün bir performans gösterdi. Askerlerinin arasında bir nefer gibi yiğitçe savaştı. Türk İslâm tarihinde büyük roller üstlenen ve önemli hizmetler gerçekleştiren Selçuklu Devleti, Çağrı Bey’in bu savaştaki gayretleri ve başarıları ile kuruldu. Devlet kurulduktan sonra alınan karar gereğince Tuğrul Bey batıya, Çağrı Bey doğuya seferler düzenlediler. Çağrı Bey’in komutasındaki ordular, Cüzcân, Bağdis, Huttalan ve Toharistan’ı fethetti. Çağrı Bey artık yorulmuş ve yaşlanmıştı. Bunu bilen Gazneli Sultanı, Belh ve Toharistan’ı geri almak için harekete geçti. Çağrı Bey, oğlu Alparslan komutasında bir ordu gönderdi. İleride, Anadolu Fatihi olarak tarihe geçecek olan Alparslan, Gazneliler’i yendi. Yenmekle kalmadı, yeni topraklar da kazandı. Yıl: 1042’dir. Alparslan 1043’te Hârizm Devleti’ni Selçuklular’a bağladı. Diğer oğlu Yakutî de fetihlerde bulunuyordu. Çağrı Bey, Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşu sırasında birlikte hareket ettiği kardeşini her vesile ile desteklemişti. Son desteğini de ölümünden iki yıl önce gerçekleştirdi. Amcaları Arslan Yabgu’nun oğlu İbrahim Yinal, taht iddiasında bulundu ve Tuğrul Bey’in oturduğu Hemedan şehrini kuşattı. Çağrı Bey, yaşlı ve hasta olduğu için oğulları Alparslan, Kavurd ve Yakutî’yi, amcalarını kurtarmak için görevlendirdi. Görev yerine getirildi. İbrahim Yinal ve adamları esir alınıp Tuğrul Bey’e teslim edildi. Yıl: 1060.


Çağrı Bey, aynı yılın Ağustos ayında, 70 yaşında iken Serahs şehrinde Hakk’a yürüdü. Naaşı, daha sonra, Tuğrul Bey’in oğlunun olmayışı sebebiyle Selçuklu Sultanı olan Alparslan Bey tarafından Merv’de inşa edilen türbesine nakledildi. Çağrı Bey’in; Alparslan, Kavurd, Yakutî, Süleyman, İlyas, Argun adlarında 6 oğlu, 4 kızı vardı. Kızlarından biri, Abbasî Halifesi Kaim bi-Emrillâh ile evliydi.


ABİDE ŞAHSİYET


Türk
tarihînin en yiğit ve eşine az rastlanır bir fedakârlık örneği sergileyen tek devlet adamı olan Çağrı Bey; âdil, faziletli, dindar ve merhametli bir mizaca sahipti. Cesur, yiğit ve kabiliyetli bir komutandı. Kendisinden üç yaş küçük olan kardeşinin devlet başkanlığına razı olacak kadar fedakâr ve mütevazı bir insandı. Kardeşi Tuğrul Bey ile birlikte bütün İran ve Yakın Doğu topraklarını fethetti. Türk’lerde fetih ruhunu oluşturdu. En büyük hizmeti, Anadolu topraklarının Türk’lere ve İslâmiyet’e açılmasını sağlayacak ortamı oluşturmasıdır. Anadolu’nun fethi, oğlu Sultan Alparslan’a nasip oldu. Çağrı Bey’in temelini attığı Selçuklu Devleti ve onun devamı olan Osmanlı Devleti ile İslâmiyet’e hizmetler devam etti. İslâmiyet, O’nun temellerini oluşturduğu güçlü devlet anlayışı ile Viyana kapılarına kadar ulaştı.

Selçuklu Devleti, Türk Devlet Töresi’ne Kurultay müessesesini yerleştirdi. Önemli konular daima Kurultayda karara bağlanırdı. Savaşlardan bir gün önce Kurultay toplanır, çarpışmalarda uygulanacak taktikler için komutanların görüşü alınırdı. Devlete hizmet edenler, hizmetlerinin karşılığını mutlaka ve fazlasıyla alırlardı.


Çağrı ve Tuğrul Beyler, Bizans İmparatorluğu’na karşı özel bir siyaset güttüler. O ince siyaset neticesindedir ki İstanbul’da bir câmide, Tuğrul Bey adına hutbe okundu. Türk akınlarının Bizans topraklarına yöneleceğine muhakkak nazarı ile bakan İmparator, bu hücumların olabildiğince geciktirilmesi için Selçukluların en olmayacak isteklerine boyun eğiyordu. Özetle, Anadolu resmen ve fiilen fethedilmeden önce, Anadolu topraklarında dostlar, yardımcılar ordusu oluşturulmuştu. O taktik, Osmanlılar döneminde Avrupa’da fetihler yapılırken aynen uygulandı.


Çağrı ve Tuğrul Beyler, yalnız ülke fethetmekle yetinmediler. Din ve ilim adamlarını himaye ederek kalıcı devlet olmanın olmazsa olmaz şartını keşfedip uygulamışlardı.

Batılıların Orta Asya dedikleri Uluğ Türkistan’da yaşayan Türk’lerin bir bölümü Hazer Denizi ile Karadeniz’in kuzeyinden Kafkasya, Ukrayna ve Balkanlar’a gitti. Bir bölümü de Hazer’in güneyinden Orta Doğu ve Anadolu’ya... Uluğ Türkistan’da kalan Türk’lerin büyük çoğunluğu, Aral Gölü ile Hazer denizi arasındaki topraklarda yaşıyorlardı. Bu bölgedeki Türkler, 24 boy oluşturuyorlardı. Bu 24 boydan biri: Kınık Boyu Oğuzları idi. Onlar, Seyhun Nehri civarında yaşıyorlardı. Boy Beyi, Dukak Bey adında bir yiğitti. Dukak Bey ölünce yerine oğlu Selçuk Bey geçti. Selçuk Bey, etrafındaki Türk’lerle birlikte Cend şehrine yerleşti. İslâmiyet ile şereflenmeleri, bu yerleşimden sonra gerçekleşti. Selçuk Bey ölünce yerine oğlu Arslan Yabgu geçti. Arslan Yabgu 1025 yılında Gazneli Mahmud tarafından esir alınınca hâkimiyet, Selçuklu ailesi içerisinde el değiştirdi. Selçuk Bey’in, oğlu Mikail’den olma torunları Tuğrul ve Çağrı Beyler, amcaları Arslan Yabgu’nun yerine yönetimi ellerine aldılar. Bu değişiklik pek kolay olmadı. İçeride Arslan Yabgu’nun taraftarları, dışarıda Gazneli Mahmud Sultan ile çetin mücâdeleler yaşandı. Çağrı Bey, kendisinden üç yaş küçük kardeşinin de desteği ile bu savaşların hepsinden galip çıktı. 1030 yılına gelindiğinde, Mahmud Sultan ölmüştü. Sultan’ın iki oğlu, taht kavgasına tutuştular. Buna karşılık Tuğrul ve Çağrı Beyler, tam bir dayanışma içerisinde idiler. Kendilerine Bilge Kağan ve Kül Tigin kardeşleri örnek almışlardı. Tuğrul Bey devlet başkanı, Çağrı Bey ordu komutanı oldu.

Gazneli Devleti’nde yönetime Sultan Mes’ud hâkim olunca, Gazneliler ve Selçuklular arasında savaşlar başladı. Bu savaşlarda Sultan Mes’ud başarısızdı. Çağrı Bey 1037’de Merv, 1038’de Nişabür şehrini aldı. Orada kendi adına para bastırıp hutbe okuttu. Böylece Selçuklu Devleti resmen kurulmuş oldu. Yeni Selçuklu Devleti henüz küçük ve zayıf, Gazneli İmparatorluğu ise büyük ve güçlü idi. Çağrı ve Tuğrul Beyler, 1040 yılına kadar Gazneli Devleti’ni gerilla savaşlarıyla ve vur-kaçlarla iyice yıprattılar. İki devlet, 20 Mayıs 1040 tarihinde Dandanakan Ovası’nda karşı karşıya geldiler. Üç gün süren savaş, Çağrı ve Tuğrul Beylerin galibiyeti ile sona erdi. Savaştan sonra Merv şehrinde Büyük Selçuklu Kurultayı toplandı. Kurultayda Tuğrul Bey, ağabeyi Çağrı Bey’e bir ok verip kırmasını istedi. Çağrı Bey verilen oku kolayca kırdı. Tuğrul Bey, iki parçaya ayrılan okların bir arada kırılmasını istedi. Bu istek de biraz zorlanarak yerine getirildi. Sonra, 4 parçaya ayrılan okların bir arada kırılması istendi. Oklar kırılamadı. Bunun üzerine Tuğrul Bey:


— Birlik hâlinde olursak bizi kimse kıramaz! Dedi.


Kısa zamanda cihan devleti hâline gelen Selçuklu İmparatorluğu işte bu prensip üzerine kuruldu. Kurultayda alınan karar gereğince, Bağdat’taki halifeye mektup yazılarak, Selçuklu Devleti’nin tanınması istendi. Halife bu isteğe olumlu cevap verdi. Selçuklular 1046’da Gence’yi, 1048’de Erzurum, Gürcistan ve Ermenistan’ı fethetti. Onlar artık Aral Gölü’nden Anadolu’ya kadar uzanan büyük bir imparatorluk olmuşlardı. O imparatorluğun gücü ile 1071’de Anadolu’nun kapıları Türk’lere resmen açıldı.


ÖRNEK ŞAHSİYET


Çağrı Bey, 990 yılında Cend şehrinde doğdu. Babası Mikail Bey, Selçukluları ilk defa bir araya toplayan Selçuk Bey’in oğlu idi. Mikail Bey, Müslüman olmayan Türk’lerle giriştiği bir savaşta şehit oldu. Çağrı ve Tuğrul Beyler, dedeleri Selçuk Bey himayesinde yetiştiler. Selçuk Bey’in ölümünden sonra ailenin ve henüz devlet hâline gelmemiş olan Oğuzların başına, töre gereğince büyük evlât olarak Arslan Yabgu geçti.


Babaları Mikail Bey’e bağlı küçük bir Türkmen (Oğuz) grubunun başında bulunan Tuğrul ve Çağrı Beylerin, Arslan Yabgu ile mesafeli-zayıf bağları vardı. Arslan Yabgu’nun, hizmetleri karşılığında kendilerine verdiği Nur şehrinde yaşıyorlardı. Tuğrul Bey, Karahanlı hükümdarı Buğra Han tarafından hile ile esir alınınca, Arslan Yabgu bu olaya ilgisiz kaldı. Çağrı Bey kardeşini kurtarmak için harekete geçti. Buğra Han’ı esir alıp kardeşinin serbest kalmasını sağladı. İki kardeş, artık Maverâünnehir’de rahat edemeyeceklerini anladılar. Kendilerine yeni bir yurt aramaya koyuldular. Çağrı Bey, 3000 Türkmen atlısıyla batıya yöneldi. 1015 yılında Horasan’ı aşarak Van Gölü civarına geldi. O dönemlerde, Bizans’la arası iyi olmayan ve Türklerin gelişini sevinçle karşılayan Ermeni’lerin yazdığı kaynaklarında bu olay şöyle anlatılır:


— Beli kemerli, saçları uzun ve örülü Türkler geldiler. Mızrak, ok ve yaydan ibaret silâhları vardı. Atlarının üzerinde, rüzgârdan daha hızlı gidiyorlardı. Onları durdurmaya çalışan Bizanslı komutan ve askerleri, Türk’lerin attığı ve yağmur gibi üzerlerine düşen oklar – mızraklar altında perişan oldular.


Çağrı Bey Van Gölü’nden sonra kuzeye yöneldi. Gürcülerin yönetimindeki Nahcıvan’ı fethetti. Gürcüler, Ermeniler ve Bizanslıların bölgedeki komutanları, Çağrı Bey ile karşılaşmaya bile cesaret edemiyorlardı. Çağrı Bey’in bu seferi, keşif amaçlı idi. İleride, kendisinin veya soyundan gelen insanların, yurt edinebileceği topraklar, Bizans’ın ve bölgedeki diğer devletlerin gücü hakkında bilgi toplamak istiyordu. İstediklerini elde edince, 1021 yılında, Azerbaycan – Horasan yoluyla Maveraünnehir’deki Tuğrul Bey’in yanına döndü. İzlenimlerini kardeşine şöyle özetledi.


— Karahanlı ve Gazneli Devletleri karşısında tutunamaz isek, Doğu Anadolu’ya gidip yerleşebiliriz. Oralarda bizi durdurabilecek güce sahip kimse yok.


Gazneli Mahmud Sultan, 1025 yılında Arslan Yabgu’yu esir aldı. Bu defa da Çağrı ve Tuğrul Beyler, olayla ilgilenmediler. Hatta 1026 yılında, Selçuklu yönetimini ellerine aldılar. Bu dönem, Çağrı ve Tuğrul Beyler için ölüm – kalım savaşı verilen korkulu günlerdi. Hepsinden Çağrı Bey’in üstün askerî zekâsı ile sıyrıldılar. Çağrı Bey, Dandanakan Savaşı’nda çok üstün bir performans gösterdi. Askerlerinin arasında bir nefer gibi yiğitçe savaştı. Türk İslâm tarihinde büyük roller üstlenen ve önemli hizmetler gerçekleştiren Selçuklu Devleti, Çağrı Bey’in bu savaştaki gayretleri ve başarıları ile kuruldu. Devlet kurulduktan sonra alınan karar gereğince Tuğrul Bey batıya, Çağrı Bey doğuya seferler düzenlediler. Çağrı Bey’in komutasındaki ordular, Cüzcân, Bağdis, Huttalan ve Toharistan’ı fethetti. Çağrı Bey artık yorulmuş ve yaşlanmıştı. Bunu bilen Gazneli Sultanı, Belh ve Toharistan’ı geri almak için harekete geçti. Çağrı Bey, oğlu Alparslan komutasında bir ordu gönderdi. İleride, Anadolu Fatihi olarak tarihe geçecek olan Alparslan, Gazneliler’i yendi. Yenmekle kalmadı, yeni topraklar da kazandı. Yıl: 1042’dir. Alparslan 1043’te Hârizm Devleti’ni Selçuklular’a bağladı. Diğer oğlu Yakutî de fetihlerde bulunuyordu. Çağrı Bey, Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşu sırasında birlikte hareket ettiği kardeşini her vesile ile desteklemişti. Son desteğini de ölümünden iki yıl önce gerçekleştirdi. Amcaları Arslan Yabgu’nun oğlu İbrahim Yinal, taht iddiasında bulundu ve Tuğrul Bey’in oturduğu Hemedan şehrini kuşattı. Çağrı Bey, yaşlı ve hasta olduğu için oğulları Alparslan, Kavurd ve Yakutî’yi, amcalarını kurtarmak için görevlendirdi. Görev yerine getirildi. İbrahim Yinal ve adamları esir alınıp Tuğrul Bey’e teslim edildi. Yıl: 1060.


Çağrı Bey, aynı yılın Ağustos ayında, 70 yaşında iken Serahs şehrinde Hakk’a yürüdü. Naaşı, daha sonra, Tuğrul Bey’in oğlunun olmayışı sebebiyle Selçuklu Sultanı olan Alparslan Bey tarafından Merv’de inşa edilen türbesine nakledildi. Çağrı Bey’in; Alparslan, Kavurd, Yakutî, Süleyman, İlyas, Argun adlarında 6 oğlu, 4 kızı vardı. Kızlarından biri, Abbasî Halifesi Kaim bi-Emrillâh ile evliydi.


ABİDE ŞAHSİYET


Türk
tarihînin en yiğit ve eşine az rastlanır bir fedakârlık örneği sergileyen tek devlet adamı olan Çağrı Bey; âdil, faziletli, dindar ve merhametli bir mizaca sahipti. Cesur, yiğit ve kabiliyetli bir komutandı. Kendisinden üç yaş küçük olan kardeşinin devlet başkanlığına razı olacak kadar fedakâr ve mütevazı bir insandı. Kardeşi Tuğrul Bey ile birlikte bütün İran ve Yakın Doğu topraklarını fethetti. Türk’lerde fetih ruhunu oluşturdu. En büyük hizmeti, Anadolu topraklarının Türk’lere ve İslâmiyet’e açılmasını sağlayacak ortamı oluşturmasıdır. Anadolu’nun fethi, oğlu Sultan Alparslan’a nasip oldu. Çağrı Bey’in temelini attığı Selçuklu Devleti ve onun devamı olan Osmanlı Devleti ile İslâmiyet’e hizmetler devam etti. İslâmiyet, O’nun temellerini oluşturduğu güçlü devlet anlayışı ile Viyana kapılarına kadar ulaştı.

Selçuklu Devleti, Türk Devlet Töresi’ne Kurultay müessesesini yerleştirdi. Önemli konular daima Kurultayda karara bağlanırdı. Savaşlardan bir gün önce Kurultay toplanır, çarpışmalarda uygulanacak taktikler için komutanların görüşü alınırdı. Devlete hizmet edenler, hizmetlerinin karşılığını mutlaka ve fazlasıyla alırlardı.


Çağrı ve Tuğrul Beyler, Bizans İmparatorluğu’na karşı özel bir siyaset güttüler. O ince siyaset neticesindedir ki İstanbul’da bir câmide, Tuğrul Bey adına hutbe okundu. Türk akınlarının Bizans topraklarına yöneleceğine muhakkak nazarı ile bakan İmparator, bu hücumların olabildiğince geciktirilmesi için Selçukluların en olmayacak isteklerine boyun eğiyordu. Özetle, Anadolu resmen ve fiilen fethedilmeden önce, Anadolu topraklarında dostlar, yardımcılar ordusu oluşturulmuştu. O taktik, Osmanlılar döneminde Avrupa’da fetihler yapılırken aynen uygulandı.


Çağrı ve Tuğrul Beyler, yalnız ülke fethetmekle yetinmediler. Din ve ilim adamlarını himaye ederek kalıcı devlet olmanın olmazsa olmaz şartını keşfedip uygulamışlardı.

  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
beyler, Çağrı, tuğrul, ve

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Katile Çağrı N999 Haber Arşivi 0 13 Ocak 2012 16:48
Tuğrul Aşkar: F.Bahçe düşerse Türk futbolu biter PassioN Spor Haberleri 0 07 Ocak 2012 18:08
Tuğrul Bey ve Çağrı Bey Kacak Selçuklu Tarihi 1 09 Kasım 2011 18:45
Sudaki Anka (Tuğrul Tanyol) Sevda Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler 0 03 Ağustos 2011 23:45
Taraftarlara çağrı atear Spor Haberleri 0 03 Şubat 2009 02:18