IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




5Beğeni(ler)
  • 2 Post By Zen
  • 3 Post By esekherif

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16 Şubat 2012, 18:22   #1
Zen
Guest
Zen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Akşemseddin Olabilmek!


sohbet



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Şemseddin Muhammed bin Hamza yani Fatih’in hocası âlim ve mutasavvıf Akşemseddin bundan tam 543 yıl önce 15 Ocak 1459 tarihinde vefat etmiştir. "Akşeyh" adıyla şöhret kazanmış olan Akşemseddin Hacı Bayram Veli’ye intisab etmiş ve bir süre Hacıbayram Camii’nin çilehânesinde çile çıkarmıştır.


Akşemseddin halkın teveccüh ve nazarından uzak durması şöhret ve şan belâsından sürekli kaçınmasıyla bir sembol şahsiyet olarak bayraklaşmıştır. Onun çile hayatı tevâzu ve mahfiyet iklimine ayak bastığı ilk tecrübesidir. Halkın ilgisinden çekinerek şeyhinden ayrılma pahasına Beypazar’a giden Akşeyh burada bir mescid ve değirmen inşâ etmiştir. Ancak burada da halkın teveccühünden rahatsız olmuş ve Çorum’un İskilip kazasına bağlı Evlek köyüne göç etmiştir. Bir süre sonra Bolu’nun Göynük kazasına yerleşen Akşemseddin burada da bir mescitle bir değirmen yaptırmıştır. Akşemseddin şeyhi Hacı Bayram Veli’nin vefâtıyla irşad makamına geçmiştir. İstanbul’un fethi sırasında Fatih Sultan Mehmed’in yanında fethin manevî cephesini temsil eden büyük veli muhasaranın en sıkıntılı zamanında ordunun maneviyatını diri tutmuştur. Akşemseddin fethin en önemli simgesi olan Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi sırasında burada ilk Cuma namazı hutbesini okumuştur. O İstanbul’un asırlar süren fetih rüyasını gören bahtiyarlardandır. Akşemseddin hem fethe katılmış ve hem de fethin gerçekleştiğini görmüş asırlarca birçok İslâm ordusunun muhasaraya aldığı ama belki de vakti gelmediği için bir türlü fethetmeye muvaffak olamadığı İstanbul’un artık bir İslâm beldesi olmasında önemli rol oynamıştır. Fetih’ten hemen sonra padişahın isteği ile İslâm ordularının İstanbul’u fethi sırasında şehit düşen büyük sahâbi Ebû Eyyüb el-Ensârî (ra)’nin kabrini de keşfeden bu büyük mürşid bir süre müderrislik de yapmıştır.


Akşemseddin; tevâzu alçakgönüllülük ve ferâgatin zirve ismidir. O herşeye sahip iken bırakmasını bilen; hükümranlığı ve dünya saltanatını mahfiyet ve tecrîd makamına tercih etmeyen bir mürşîdi kâmildir. Maddî varlık ve dünyevî arzulardan el-etek çeken bu büyük zât bedenî isteklerden büsbütün sıyrılmayı başarmış ve mâsivâdan yüz çevirmiştir. O bu mânâda bir "ehli tecrid"dir. Fuzûlî’nin :


"Mesleki tecrîddir ferâgat evi

Terki mâl ile hânümândan geç"

çağrısıyla tarif ettiği bu makam elbette ki kalp gözü açık bahtiyarların varlık ve eşyanın mahiyetini keşfederek "asıl olanı" bulmasıyla kazanacağı bir mertebedir. Yunus’un "ballar balını bulduğu" bu makam herşeyden feragat etmeyi gerektiren bir "bulma hali"nin eseridir. O’nu bulmak O’na yönelmek ve O’na ulaşmak herşeyi bırakmanın da yeri ve zamanıdır. Nitekim fetihten sonra Akşemseddin padişahın tacını ve tahtını bırakarak kendisine bağlanma isteğini engellemeye çalışmış ve bu cihan sultanını durduramayacağını anlayınca da Gelibolu üzerinden Göynük’e dönerek inzivâya çekilmiştir. Akşemseddin’in hangi ruh hâliyle padişahı durdurmak istediği ve taht merkezinden ayrılarak iltifat ve ilgiden neden rahatsız olduğu konusunda pek çok şey söylenebilir. Ancak Fatih’in Göynük’e gönderdiği hediyeleri almak istememesi ve Göynük’e yaptırmak istediği tekke ve cami için rıza göstermemesi devletin devamı ve bekâsının teminatı olan hükümdarlık makamının zedelenmemesi icâbıdır. Nitekim "sultâna sultânlık ve gedâya da gedâlık yakışır". Fatih’in birçok ihsanından sadece Göynük’e bir çeşme yapmasına izin veren Akşemseddin şeyhi Hacı Bayramı Veli’nin yolundan gitmiş ve tekkenin devlet üzerindeki tahakkümüne yol açacak bir tavrı şiddetle reddetmiştir. Bize göre Osmanlı Devleti’nin din ve devlet işlerinin sağlıklı gelişmesinde Akşemseddin’in bu tavrı büyük bir önem taşımaktadır.


Cihan padişahı Fatih Sultan Mehmed’in derviş olma talebini geri çeviren Akşemseddin’in sultanın kırılması karşısında verdiği cevap çok önemlidir: "Dervişlikte bir hâlet vardır ki eğer lezzet alınırsa saltanat işlerinden kesin olarak el çekmek lâzım gelir. Memleketin işleri ihtilâl bulur. O takdirde hem siz ve hem de biz vebâle gireriz..." (Solakzâde Tarihi c. I s. 273) Şeyhin bu sözleri karşısında teselli bulan Fatih ikibin altın göndererek onu taltif etmek ister. Fakat Akşemseddin bu parayı kabul etmez ve geri gönderir.


Rivayete göre padişah bir gün Akşemseddin’in çadırına girmiş ancak şeyh hiç kımıldamadan öylece yerinde oturmaya devam etmiş. Bu hale çok üzülen padişah Ahmed Paşa’ya: "Şeyh bize kıyâm etmeyip yerinden kımıldamadığı için hâtırım kırılmıştır ve gönlüm mahzundur" diye yakınmıştır. Akşemseddin’i iyi tanıyan Ahmed Paşa padişaha şeyhin bu hareketini şöyle izâh etmiştir: "Bu büyük fetih önceki pâdişâhlara ve mübârek ecdâdınıza müyesser olmayıp size nasip olmakla sizde bir çeşit gurur müşâhade eylemiş bu yüzden riâyet ve tâzimde kusur göstermiştir. Gerçekten maksatları sizden o gururun izâlesine gayret gösterip ayağa kalkmadı." Bu izâh üzerine rahatlayan padişah gece yarısı Akşemseddin’i ziyaret etmiş ve kendisiyle sabaha kadar sohbet edip sabah namazını da Şeyhle birlikte edâ etmiştir.


Aynı zamanda şair de olan Akşemseddin "terki cân bînişân bîgümân" kâfiyeleriyle kendisini şu şiirinde ne güzel anlatıvermiş :


Cânı cânân isteyenler terki cân olmak gerek

Âlemi devri zamânda bînişân olmak gerek

Lâmüsellim kaydımış gavvâs olan gevher bulur

Gevheri gayb isteyenler bînişân olmak gerek

Rükni a’zam sıdk u himmet i’tikâdı pâk imiş

Bîriyâ ihlâsı mahz bîgümân olmak gerek

Nahv u sarf u mantık u hey’et nücûm u ilm ü tıb

Meclisin terk eyleyüp andan revân olmak gerek

Sen seni altın sanursın altunun oda bırak

Sâfî olup gıll u gışdan pâkcân olmak gerek

Bildügün terk eylegil hestîligün elden bırak

Işkıla pervâne tek bîcism ü cân olmak gerek

Şems istersin ki sultân sohbetine iresin

Kapusında çok zamânlar pâsubân olmak gerek

Büyük mutasavvıf ve mürşidi kâmil Akşemseddin hazretlerini vefâtlarının yıldönümü münasebetiyle (rahmet niyazıyla yâdedip) bir kez daha örnek bir şahsiyet olarak tanımak ve "Akşemseddin Olabilmek" idealini hep diri tutmak ne büyük saadet !...


Kaynaklar


-Ali İhsan Yurd Dr. Mustafa Kaçalın Akşemseddin Hayatı ve Eserleri Marmara Üniv. İlahiyat Fak. Vakfı Yay. İst. 1994.

-Ayşe Yücel Akşemseddin’in Fikir ve Felsefe Dünyası Gazi Üniv. Sos. Bil. Ens. basılmamış doktora tezi Ankara 1993.
-Dr. Vahid Çabuk Solakzâde Tarihi Kültür Bak. Yay. c.I Ank. 1989.
-Orhan F. Köprülü Mustafa Uzun "Akşemseddin" Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi c.2 s. 29930.

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Şemseddin Muhammed bin Hamza yani Fatih’in hocası âlim ve mutasavvıf Akşemseddin bundan tam 543 yıl önce 15 Ocak 1459 tarihinde vefat etmiştir. "Akşeyh" adıyla şöhret kazanmış olan Akşemseddin Hacı Bayram Veli’ye intisab etmiş ve bir süre Hacıbayram Camii’nin çilehânesinde çile çıkarmıştır.


Akşemseddin halkın teveccüh ve nazarından uzak durması şöhret ve şan belâsından sürekli kaçınmasıyla bir sembol şahsiyet olarak bayraklaşmıştır. Onun çile hayatı tevâzu ve mahfiyet iklimine ayak bastığı ilk tecrübesidir. Halkın ilgisinden çekinerek şeyhinden ayrılma pahasına Beypazar’a giden Akşeyh burada bir mescid ve değirmen inşâ etmiştir. Ancak burada da halkın teveccühünden rahatsız olmuş ve Çorum’un İskilip kazasına bağlı Evlek köyüne göç etmiştir. Bir süre sonra Bolu’nun Göynük kazasına yerleşen Akşemseddin burada da bir mescitle bir değirmen yaptırmıştır. Akşemseddin şeyhi Hacı Bayram Veli’nin vefâtıyla irşad makamına geçmiştir. İstanbul’un fethi sırasında Fatih Sultan Mehmed’in yanında fethin manevî cephesini temsil eden büyük veli muhasaranın en sıkıntılı zamanında ordunun maneviyatını diri tutmuştur. Akşemseddin fethin en önemli simgesi olan Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi sırasında burada ilk Cuma namazı hutbesini okumuştur. O İstanbul’un asırlar süren fetih rüyasını gören bahtiyarlardandır. Akşemseddin hem fethe katılmış ve hem de fethin gerçekleştiğini görmüş asırlarca birçok İslâm ordusunun muhasaraya aldığı ama belki de vakti gelmediği için bir türlü fethetmeye muvaffak olamadığı İstanbul’un artık bir İslâm beldesi olmasında önemli rol oynamıştır. Fetih’ten hemen sonra padişahın isteği ile İslâm ordularının İstanbul’u fethi sırasında şehit düşen büyük sahâbi Ebû Eyyüb el-Ensârî (ra)’nin kabrini de keşfeden bu büyük mürşid bir süre müderrislik de yapmıştır.


Akşemseddin; tevâzu alçakgönüllülük ve ferâgatin zirve ismidir. O herşeye sahip iken bırakmasını bilen; hükümranlığı ve dünya saltanatını mahfiyet ve tecrîd makamına tercih etmeyen bir mürşîdi kâmildir. Maddî varlık ve dünyevî arzulardan el-etek çeken bu büyük zât bedenî isteklerden büsbütün sıyrılmayı başarmış ve mâsivâdan yüz çevirmiştir. O bu mânâda bir "ehli tecrid"dir. Fuzûlî’nin :


"Mesleki tecrîddir ferâgat evi

Terki mâl ile hânümândan geç"

çağrısıyla tarif ettiği bu makam elbette ki kalp gözü açık bahtiyarların varlık ve eşyanın mahiyetini keşfederek "asıl olanı" bulmasıyla kazanacağı bir mertebedir. Yunus’un "ballar balını bulduğu" bu makam herşeyden feragat etmeyi gerektiren bir "bulma hali"nin eseridir. O’nu bulmak O’na yönelmek ve O’na ulaşmak herşeyi bırakmanın da yeri ve zamanıdır. Nitekim fetihten sonra Akşemseddin padişahın tacını ve tahtını bırakarak kendisine bağlanma isteğini engellemeye çalışmış ve bu cihan sultanını durduramayacağını anlayınca da Gelibolu üzerinden Göynük’e dönerek inzivâya çekilmiştir. Akşemseddin’in hangi ruh hâliyle padişahı durdurmak istediği ve taht merkezinden ayrılarak iltifat ve ilgiden neden rahatsız olduğu konusunda pek çok şey söylenebilir. Ancak Fatih’in Göynük’e gönderdiği hediyeleri almak istememesi ve Göynük’e yaptırmak istediği tekke ve cami için rıza göstermemesi devletin devamı ve bekâsının teminatı olan hükümdarlık makamının zedelenmemesi icâbıdır. Nitekim "sultâna sultânlık ve gedâya da gedâlık yakışır". Fatih’in birçok ihsanından sadece Göynük’e bir çeşme yapmasına izin veren Akşemseddin şeyhi Hacı Bayramı Veli’nin yolundan gitmiş ve tekkenin devlet üzerindeki tahakkümüne yol açacak bir tavrı şiddetle reddetmiştir. Bize göre Osmanlı Devleti’nin din ve devlet işlerinin sağlıklı gelişmesinde Akşemseddin’in bu tavrı büyük bir önem taşımaktadır.


Cihan padişahı Fatih Sultan Mehmed’in derviş olma talebini geri çeviren Akşemseddin’in sultanın kırılması karşısında verdiği cevap çok önemlidir: "Dervişlikte bir hâlet vardır ki eğer lezzet alınırsa saltanat işlerinden kesin olarak el çekmek lâzım gelir. Memleketin işleri ihtilâl bulur. O takdirde hem siz ve hem de biz vebâle gireriz..." (Solakzâde Tarihi c. I s. 273) Şeyhin bu sözleri karşısında teselli bulan Fatih ikibin altın göndererek onu taltif etmek ister. Fakat Akşemseddin bu parayı kabul etmez ve geri gönderir.


Rivayete göre padişah bir gün Akşemseddin’in çadırına girmiş ancak şeyh hiç kımıldamadan öylece yerinde oturmaya devam etmiş. Bu hale çok üzülen padişah Ahmed Paşa’ya: "Şeyh bize kıyâm etmeyip yerinden kımıldamadığı için hâtırım kırılmıştır ve gönlüm mahzundur" diye yakınmıştır. Akşemseddin’i iyi tanıyan Ahmed Paşa padişaha şeyhin bu hareketini şöyle izâh etmiştir: "Bu büyük fetih önceki pâdişâhlara ve mübârek ecdâdınıza müyesser olmayıp size nasip olmakla sizde bir çeşit gurur müşâhade eylemiş bu yüzden riâyet ve tâzimde kusur göstermiştir. Gerçekten maksatları sizden o gururun izâlesine gayret gösterip ayağa kalkmadı." Bu izâh üzerine rahatlayan padişah gece yarısı Akşemseddin’i ziyaret etmiş ve kendisiyle sabaha kadar sohbet edip sabah namazını da Şeyhle birlikte edâ etmiştir.


Aynı zamanda şair de olan Akşemseddin "terki cân bînişân bîgümân" kâfiyeleriyle kendisini şu şiirinde ne güzel anlatıvermiş :


Cânı cânân isteyenler terki cân olmak gerek

Âlemi devri zamânda bînişân olmak gerek

Lâmüsellim kaydımış gavvâs olan gevher bulur

Gevheri gayb isteyenler bînişân olmak gerek

Rükni a’zam sıdk u himmet i’tikâdı pâk imiş

Bîriyâ ihlâsı mahz bîgümân olmak gerek

Nahv u sarf u mantık u hey’et nücûm u ilm ü tıb

Meclisin terk eyleyüp andan revân olmak gerek

Sen seni altın sanursın altunun oda bırak

Sâfî olup gıll u gışdan pâkcân olmak gerek

Bildügün terk eylegil hestîligün elden bırak

Işkıla pervâne tek bîcism ü cân olmak gerek

Şems istersin ki sultân sohbetine iresin

Kapusında çok zamânlar pâsubân olmak gerek

Büyük mutasavvıf ve mürşidi kâmil Akşemseddin hazretlerini vefâtlarının yıldönümü münasebetiyle (rahmet niyazıyla yâdedip) bir kez daha örnek bir şahsiyet olarak tanımak ve "Akşemseddin Olabilmek" idealini hep diri tutmak ne büyük saadet !...


Kaynaklar


-Ali İhsan Yurd Dr. Mustafa Kaçalın Akşemseddin Hayatı ve Eserleri Marmara Üniv. İlahiyat Fak. Vakfı Yay. İst. 1994.

-Ayşe Yücel Akşemseddin’in Fikir ve Felsefe Dünyası Gazi Üniv. Sos. Bil. Ens. basılmamış doktora tezi Ankara 1993.
-Dr. Vahid Çabuk Solakzâde Tarihi Kültür Bak. Yay. c.I Ank. 1989.
-Orhan F. Köprülü Mustafa Uzun "Akşemseddin" Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi c.2 s. 29930.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 16 Şubat 2012, 18:27   #2
Çevrimdışı
Cevap: Akşemseddin Olabilmek!




yare varmak hostur ama
yaren olmak başkadır
başka..

  Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
akşemseddin, olabilmek

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Akşemseddin Kimdir ? (Biyografisi) Sevda Düşünürler 1 23 Ocak 2012 23:47
Kurşunkalem gibi olabilmek… Ruj Kişisel Gelişim 0 13 Eylül 2011 13:13
İnsan Olabilmek Satuk Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler 0 26 Nisan 2010 13:25
Başarlı Olabilmek İçin? Heidi Merak Ettikleriniz 8 04 Nisan 2008 19:07