| Cevap: Soma faciası TBMM gündeminde
Kaybedilen insanlar üzerinden siyaset yapmayın deniliyor ya, aslında siyaset tam olarak yapılamadığı için biz bu insanları kaybettik ve ne yazık ki bu ülkede her zaman birileri kaybedilince denetimler yapılır, önlemler alınır. Yani birkaç gün bu şekilde kamuoyuna görüntüler verilir, birkaç yetkili, bazı bakanlar çıkıp açıklamalarda bulunur, o arada halkın acısı soğumuştur ama ateşin düştüğü evler hâlâ yanmaktadır. Burada sorun, ne insanların bu olanları iki güne unutması ne de hayatlarına devam etmeleridir. İnsanların hayatlarına devam ediyor olmalarını başka yerlere çekip de, saldırganlaşmak böyle zamanlarda da anlamsızdır. Bir şeye tepki koyarken bile bölünen ve birbirine saldıran insanlarız, birlikte yas tutarken bile öteki daha az yas tuttu diye laf eden insanlarız, böyle olmaz işte, buna bir çare bulmalı.
Bir tepki koyulacaksa, hep birlikte koyulmalı. Ölümler bir halkın uyanışı olmamalı bana göre ama eğer birlik olunacaksa, daha fazla da geç kalınmamalı. Yeterince geç kaldığımız için bu haldeyiz, onların eline her şeyi bıraktığımız için bu haldeyiz.
Hiçbir siyasi parti ve siyasi lider samimi gelmiyor, herkes tek bir taraftan bakıp kendine yakın olanın iyi olacağını zannediyor. Yapmayın böyle, ben bu ülkenin bir genciyim ama özellikle geçen yıldan bu yana ülkede yaşanılanlar ve hâlâ buna tepkisiz kalabilenleri gördükçe nefret eder oldum. Düşününce insanların da suçu yok, suç belki de bizim bilmiyorum ama böyle devam ettikçe daha çok bölüneceğiz ve biz daha çok öleceğiz.
Soma katliamından sonra-katliam diyorum çünkü bu bir kader değildir, ihmallerin sonucu meydana gelmiş bir olaydır- bu adamların çıkıp da '' şunu yapacağız, bunu edeceğiz '' demesi, zerre samimi gelmemekle birlikte yapılan şeylerin insanların gözünü boyamaktan öte gitmeyeceğini düşünüyorum. (bkz: Van )
Bu ülkenin tarihine kömürden daha kara yazılmış bir olay olarak geçmiştir. Ölü sayısının 301 olmadığını orada yaşayan insanların çoğu biliyor. İnsanların acılarını bile parayla bastırmaya çalışan bu ar damarı çatlamış ahlaksızların, kayıt dışı çalıştırdığı işçileri saklayarak insanlara acılarını bile yaşatmadıklarını birçok insan biliyor.
Bu adamlar istifa etse yerine geleceklerin ne yapacağını ben bilemem, sen bilemezsin kimse bilemez ama bildiğim bir şey var, o da bu ülke kendi kendini yakıyor, yani olanlar ne kaderdir ne de kısmet ve bu adamlar ne peygamberdir ne de Allah'ın bir lütfudur. Buna inanmayı bırakıp, halk olabilmeyi öğrenmemiz gerekir.
Günlerdir bu konuda konuşmuyorum çünkü ne desem bir tarafı eksik kalacak, yine de konuşmuş sayılmam, sadece artık bu ülkede yaşadığımız için '' mutlu '' olabilmeyi diliyorum. İnsan yerine konulmayı diliyorum.
Soma'da unutulmayacak, hayatlarımıza devam edip her gün Soma demememiz bunu unutacağımız anlamına gelmiyor. Tarihin kara kaplı sayfalarında yer alan katliamların yanına Soma'yı da eklediğimiz için üzgünüm ve umudumu yitirmiş durumdayım.
Umarım o güneşli yollara girebiliriz, umarım güzel günleri biz de görebiliriz.
__________________ If you can't measure it, it doesn't exist. |