|
|
| |
| | #1 | |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Bu şehre yağmur yağıyordu ![]() Bu şehre yağmur yağıyordu. Bu şehre yağmur yağıyordu. Bütün şehir ağlıyordu. Ben en çok çocuk halimle üşüyordum. Kimse sen değildi, kimseyi istemiyordum. Şehirle birlikte ben de ağlıyordum. Göz yaşlarımı kimse fark etmiyordu. Yorgun adımlarla, ıslak sokakları dolaşıyordum. Bir yerlerde seni bulmayı umuyordum.Yürüdükçe daha şiddetleniyordu yağmur. Sokak sokak geçerken bu şehri umudumu kaybediyordum. İşte en büyük tehlike buydu. Umutsuz yaşar mıydı insan¿ Umutsuz direnilir miydi hayatın acımasızlığına¿ Yağmura ev sahipliği yapan gece, hiç aşılamayacak bir engel gibi karşımda duruyordu. Hazırlıksızdım, sensizken saatlerin bu kadar geçmez olduğunu bilmiyordum. Koynuma hasretimi alıp uyumaktan nefret ediyordum. Bu yüzden gece bitsin diye yürüyor, yürüyor, yürüyordum. Ah, şu köşe başını döndüğümde görebilsem seni, ya da şu parkın sırılsıklam olmuş banklarında otururken bulsam. Bilirim sen de seversin yağmuru, aldırmazsın ıslanmaya. Bu yüzden şaşırmazdım seni gördüğümde. Bir köşe başı daha dönüyordum, yağmur bana eşlik ediyordu. Şehrin sokaklarında değil, senin yokluğunda kayboluyordum. Nereye gitsem diye düşümüyordum çünkü sen olmadıktan sonra hiçbir yer fark etmiyordu. Öylece, amaçsızca dolaşıyordum. Oysa her sokağa sevdamızı yazacaktım ben. Taşlara adını kazıyacaktım. Sevgimiz yıllara, yağmura, kara meydan Okuyacaktı. Yıkılmayacaktık, yıpransak da antik çağdan kalan bir kale gibi ayakta duracaktık. Bir maratonun iKi güçlü koşucusu olacaktık. Sevda koşumuz ancak ölümle noktalanacaktı. İçim üşüyordu, titriyordum.Bir sabahçı kahvesi, giriyordum. Demi sevdalardan süzülmüş bir bardak taze çay Titremem duruyordu biraz. Kahveci çırağının sesiyle irkiliyordum, çok ıslanmışsın, sobanın başına geç... Bir yanardağın içine atsalar beni ısınır mıyım sanıyorsun¿ Beni ancak teninin sıcaklığı döndürebilir hayata. Ancak, Ellerini tuttuğumda yaşadığımı anlayabilirim. Çay boğazıma diziliyordu, bitirmeden kalkıyordum. Biliyordum, bir başka gecede, bir başka yağmurda yine sensiz, yine umarsız, yine yalnız yürüyeceğim bu yolları. Yeter, gel artık.Gel, dindir bu yağmuru, bu gözyaşlarını... Alıntı | |
| | |
| | #2 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | KORKUYORUM ![]() KORKUYORUM!!!! Neden bu kadar hayatımın içindesin ki sanki? Beklenmeyen bir anda geldin ve hayatımın tamda merkezine oturdun kaldın... Oysa ki sen davetsiz bir misafirdin sence de haddini aşmamış mıydın uzun zamandır kimsenin girmediği(giremediği)kalb imin gizli kapısını tıklarken(!) ? Önce o kapıyı duymamazlıktan geldim , kaçmaya çalıştım ; yok olmadı işte... Sen o masumluğunla o kapıyı tıklarken sana karşı kayıtsız kalamazdım duyuyordum seni.. Günden güne alıştım sana... Oysa ki ben çok korkuyordum sana alışmaktan; çünkü biliyordum , adım gibi biliryordum bir gün gideceğini... Sen bambaşka bir mevsimin çiçeğisin , ben hep sonbahar. Adı aşk mı bu alışkanlığın? Aşk olmamalı ben hep kaçtım aşktan , aşk beni böyle ansızım , ummadığım bir anda yakalamış olamaz..Yoo aşk değil bu , aşk olamaz , olmamalı peki öyleyse ne olabilirki.. Biliyor musun kalbimin senden önceki davetsiz misafiri de böyle masumca ansızın gelmişti... Kendimce kalbimdeki misafire hürmette kusur etmemiştim ; ama neden bilmiyorum o giderken kalbimide yakıp yakıp öyle gitmişti , ancak toparlandım derken şimdi de sen? Ah bir bilsem ki hak edeceksin bu sevgiyi kabulümdür senle gelen her hüzün ; ama bilmiyorum.. Tek bildiğim er ya da geç gideceksin, beni benle tek bırakıp gideceksin... Evet korkuyordum sana alışmaktan , korktuğum başıma geldi alıştım; ama daha vakit erken gideceksen şimdi git sana daha çok bağlanıp sevmeden... Hiç girme kalbime sessiz sedasız git... Gitmeyeceksen de öğret bana sevgiyi taa en başından yalansız , yanlışsız!!! Alıntı |
| | |
| | #3 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Sana Yağmur Diyorum * Sana Yağmur Diyorum * (gidersen hani sığınaklarım? eksilir, zarar kalırım kalırım! yeni günün tenine dağılır yaralarım sana yağmur diyorum…) uzun boylu umuttun tadında unutuldun nerde büyük uçurumların kış suların, yaz uykuların? sana yağmur diyorum ıslaklığım bundan yağ da ıslanalım, ama uslanmayalım uslanmayalım! gün, vursun yükünü gecenin hırkasına yol, vursun sesini uzaklığın pasına sesime kibrit çaksan tutuşacağım sargısızım, çoğalırım; çoğaldıkça arsızım sana yağmur diyorum… en haklı aşk, alkışsız sürebilendir ve en haklı kavganın öznesi ölmemek için dövüşürken de ölebilendir… o an işte o an ey bizi ayrı takvimlere düşüren zaman yere bir bahar dalı düşmüş gibi mi olur sıradağlar mı tutuşur bağrının orta yerinde? yeter kan sıçratmayın sabahın seherine boğulursunuz boğulursunuz! * Yılmaz Odabaşı |
| | |
| | #4 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | KAHRAMANLIK Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir. Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir; Kahramanlık, saldırıp bir daha dönmemektir. Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından, Koşar adım gitmeli onların arkasından. Kahramanlık, içerek acı ölüm tasından, İleriye atılmak ve sonra dönmemektir. Yırtıcılar az yaşar, uzun sürmez doğanlık. Her ışığın ardında gizlidir bir kahramanlık; Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık: Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir. Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir. Bunun için ölüme bir atılış gerektir, Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir... HÜSEYİN NİHAL ATSIZ |
| | |
| | #5 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | KALK YİĞİTİM ! Kalk yiğitim, yine dağbaşını duman aldı. Parçalandı bir kıtanın toprakları, Aslan payını aslan olmayan aldı.. Kalk yiğitim, yine dağbaşını duman aldı. Tulgalı, tulgasız başlar alayı, Kanadlı, kanadsız kuşlar.. Aşılmamış dağlar, çıkılmamış yokuşlar.. Dağları, taşları, akar sularıyla, Şu tanıdık toprakta Bir büyük dünya parçası Fatihini aramakta. Dünyayı ahretten ayıran Duvarları yık da gel, Ay doğar gibi, gün doğar gibi Şu kıpkızıl ufuktan çık da gel! Kalk yiğitim, yine dağ başını duman aldı. Parçalandı bir kıtanın toprakları; Aslan payını aslan olmıyan aldı.. Kalk yiğitim, yine dağbaşını duman aldı... ARİF NİHAT ASYA |
| | |
| | #6 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | KİMİZ? Yaslıyız, kapkara olsak da hayâlet değiliz; Silemezsin, izimizdir yerin altındaki iz. Şahlanır göklere inkâr edilen heykelimiz, Gösterir ufku, ölürken bile, solgun elimiz. Kırılan göğsümüzün darmadağın mermerine, Bir alev dalgası mecz eylemişiz kan yerine. Yerde dursak ne çıkar, gökte yürür maksadımız, Titretip burcuna, bârûsunu zulmün, adımız. Yüzümüz zulme susarken gözümüz ses kesilir; Zâlimin rûhuna zulmün leşi mahbes kesilir. Dökülen kanlarımız, farzı muhâl olsa heder, Yine tek damlasının kendi yeter, yâdı yeter; O kızıl damla ki bir hutbesidir hakkımızın. Gezer etrafını çığlık gibi âfâkımızın. Boşa gitmez, heder olmaz, vurulup düşdüğümüz, Zâlimin göğsüne çarpar düşüyorken ölümüz. Canımızdır, acı hissetmeyerek, verdiğimiz; Şaşırırsın, şu asırlar sana anlatsa kimiz... MİTHAT CEMAL KUNTAY |
| | |
| | #7 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | MARŞ Gök mavi, başak sarışın.. Tadı ne güzel barışın. Karları ılık olacak Yarın yuvalarda kışın. On altı yaş kucağına Koşabilir yirmi yaşın Kanatları üzerinde Aşkın, dileğin, alkışın. Gök mavi, başak sarışın.. Tadı ne güzel barışın! Fakat senin on savaşa Değer, ey yurt, bir karışın! ARİF NİHAT ASYA |
| | |
| | #8 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | MEHMETÇİK'E KASİDE Ey milletimin lahzada halkettiği ordu! Baktın ki bir bütün bir vatan elden gidiyordu, Boğdun coşarak düşmanın gayzını kanda.. Derler ki, esaret denilen halka cihanda Bir geçti mi hür boyna, asırlar kıramazmış; Bir secde eden, bir daha baş kaldıramazmış! Ancak sen o zinciri söküp kırmayı bildin; Gökten geniş alnınla ne taptın, ne eğildin. Dünya seni sehpaya çekerken gözü bağlı; Mağlubu o gün gördü cihan galip edalı.. Bir taştı, fakat, benliğin en sonra kabından, Sarsıldı cihan kükremiş arslan gazabından. Çarpıştın ölümlerle, boğuştun heyecanla; Sildin kara gözlerden akan yaşları kanla! Memnun kapanır gözlerim ölsem de vatanda; Madem ki cihan neş'eli, madem ki bu anda Seyretmede bir kafile Türk ordularından, Şarkın ebedi fecrini İzmir sularından! FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL |
| | |
| | #9 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | MEYDAN GÜMBÜR GÜMBÜRLENİR Mert dayanır nâmert kaçar Meydan gümbür gümbürlenir Şahlar şahı divan açar Divan gümbür gümbürlenir .. Yiğit kendini övende , Oklar menzili dövende , Kılıç kalkana değende , Kalkan gümbürlenir .. Ok atılır kalasından , Hak saklasın belâsından , Köroğlu'nun nârasından , Dağlar gümbür gümbürlenir ... Köroğlu |
| | |
| | #10 |
| Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | MOHAÇ TÜRKÜSÜ Bizdik o hücumun bütün aşkiyle kanatlı; Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı. Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle, Canlandı o meşhur ova at kişnemesiyle, Fethin daha bir ülkeyi parlattığı gündü, Biz uğruna can verdiğimiz yerde göründü. Gül yüzlü bir âfetti ki her bûsesi lâle; Girdik zaferin koynuna, kandık o visâle. Dünyaya vedâ ettik, atıldık dolu dizgin; En son koşumuzdur bu! Asırlarca bilinsin! Bir bir açılırken göğe son def'a yarıştık, Allah'a giden yolda meleklerle karıştık. Geçtik hepimiz dört nala cennet kapısından; Gördük ebedî cedleri bir anda yakından! Bir bahçedeyiz şimdi şehitlerle beraber; Bizler gibi ölmüş o yiğitlerle beraber. Lâkin kalacak doğduğumuz toprağa bizden, Şimşek gibi bir hatıra, nal seslerimizden! YAHYA KEMAL BEYATLI |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir) | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Her TeLden.. | Ece | Genel İslami Konular | 514 | 08 Aralık 2022 19:11 |
| DJ-HxC iLe Her TeLden | AyNiL | Sunucu Radyolarından Son Haberler | 0 | 02 Ekim 2021 18:23 |
| DJ-HxC iLe Her TeLden.. | AdrenaLin | Sunucu Radyolarından Son Haberler | 0 | 22 Ağustos 2021 20:40 |