IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  odeaweb
>
+
Etiketlenen Kullanıcılar

 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01 Haziran 2005, 21:25   #1
Çevrimdışı
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Güncel Köşe Yazıları




Şiddetin nedenleri, sporda şiddet, Globalizm bir tuzak mı?, Üniversite ve kalite konularında makaleler okumak ister misiniz?
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
MEYRANİN GÜNLÜĞÜ
Makaleler hakkında eleştirilerinizi bekliyorum
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

 

Alt 01 Ağustos 2005, 22:04   #2
Çevrimiçi
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (1)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Her Türk Sanatçı Doğar..




Şu gayri-fani sanal alemde muhakkak herkesin kendine yakın bulduğu bir muharrir yani yazar vardır. Sizler her gün bu Cibilliyet’in altını üstüne getirirken bendeniz, yazdıklarımın ve yazamadıklarımın bana yüklediği, yaşanmadan anlaşılmayan sorumluluğun artık ne kadar gerekli olup olmadığını düşünüyorum. Yazılarım için bir sorumluluk hissinin gerekliliğini sorgular oldum açıkçası.

Niye getirdik, bu topraklar sanat eserleri bakımından insanın gözünü açan zenginliklerle dolu. Eee malum Anadolu tarih boyunca çeşitli medeniyetleri besleyen bir kaynak olduğuna göre bu kaynağın asıl sahiplerinde de bir miktar kırıntı bulunmalı. Bu kadar medeniyetin çakıştığı ortamda yaşamak insanın sanatla hemhal olmasını zorunlu kılıyor artık.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Efendim nedir beni bu kadar derin teessüre gark eden şey hemen söyleyeyim; Türk toplumunun sahip olduğu entelektüel boyut, sanata olan aşinalığı hemen her alanda yaptığı yaratıcılıklarla kendini gösteriyor. Beni asıl derin derin düşündüren de bu. Toplum olarak şiir yazmaya olan yatkınlığımızla, en az satılan kitapların yine şiir üzerine olması gibi ciddi çelişkiler olsa da. Bir köylünün, gördüğü garip cisme uzaylı muamelesi yapıp onu taş atarak kovmaya çalışması, eli kalem tutan herkesin yaşamının bir anında dahi olsa meşhur olma sevdasıyla film çekmeye çalışması, herkesin senarist, eleştirmen, yorumcu, gazeteci, deprem uzmanı olduğu bir ortamda bana ve benim gibilere ne hacet!!! Arabanın geri vitesinde bile 9. senfoniyi çaldırabilen bir milletiz. Bebek ağlama sesli olanları da var bunun azizlerim.
Bu 23 Nisan kutlamalarında bir kez daha anladım bunu. Her Türk muhakkak sanatçı olarak doğuyor olmalıydı. Zaten asırlardır at sırtında o kıtadan bu kıtaya koşturan atalarımızın “polo” oyununu icat ettiklerine dair bilgiler aldım. Nasıl mutlu oldum anlatamam. Rönesansı başlatan da bizim İstanbul’dan yolladığımız sanatçıların hayal güçleri değil miydi?

Sonuç olarak çok zor da olsa, kendi kendime, yazdıklarımın kime hitap ettiğini düşünür ve işin içinden çıkamaz oldum. Hayatımda ilk kez bu kadar hüzünlü ve karamsar bir kimliğe kavuşuyorum.

Oysa bu güne kadar nice insanı rahle-i tedrisatımızdan geçirmiş, nicelerine el vermiş, sanat dünyasına, yazı alemine nice gençler kazandırmıştım. En iyisini, en doğrusunu bilmek isteyen bana koşar, kaş göz işaretlerimden sanat akımlarının akıbetini takip ederlerdi. Offff, nerde bunlar. Şimdi yazdıklarım bir amatör futbol maçındaki taraftarların tezahüratları kadar etki yapmıyor insanlarda. Neden böyle olduk biz?

Hayır sorunu kendimde aramaya kalksam, bu kadar yanılgı içinde olan bir toplumda doğrularımdan taviz veriyormuş hissine kapılıyorum. Bu kadar birikimle insanlara etkileyememek, sanata aşina bir toplum oluşturamamak benim mi suçum allahaşkına! Yoksa toplum zaten “sanat”la yatar kalkar olmuş da benim mi haberim yok.

Yazı yazan biri için, okuyucusu tarafından merakla beklenmek ve dikkatle okunmak kadar büyüleyici bir şey yoktur. Yıllar bana bir çok defa tattırdı bunu. Ancak şu fani ömrümün son demlerinde artık etkisi kadar insanlara etki edemediğimin de farkındayım ne yazık ki...

Bunu da artık her Türk’ün zaten bilgili, görgülü, aydın bir şekilde doğup büyüdüğüne bağlıyorum artık. Kendisi hakkında bu kadar toplumsal tespit yapıp da kendi kendini, ekrandan, kahvehaneden, evinden, okulundan, işinden, gazetesinden ve okulundan bu kadar eleştirebilen, kendi sanatını kendi yapan bir toplumdan başka bir şey de beklenmezdi doğrusu. Varsın bizim yazdıklarımız okunmasın ama, kendi yazdıklarını okuyan bir toplum olabilme uğrunda bir şeyler yapabilir miyiz acaba? Biraz bunu düşüneyim. Ey Türk sen de düşün!

Not : Alıntıdır.

 

 

Etiketler
guncel, güncel, kose, köşe, yazilari, yazıları


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Aşk Yazıları - Hasret Yazıları - Aşk Cümleleri - Özlem İçeren Yazılar PauL Aşk ve Sevgi Köşesi 0 15 Kasım 2011 12:51
Yılmaz Özdil - Köşe Yazıları SeytaninOrkestrasi Serbest Kürsü 22 23 Eylül 2010 10:41
Nihat Sırdar - Köşe Yazıları SeytaninOrkestrasi Serbest Kürsü 9 17 Eylül 2010 09:29
Bekir Coşkun - Köşe Yazıları SeytaninOrkestrasi Serbest Kürsü 3 06 Haziran 2010 21:48
Soner Yalçın - Köşe Yazıları SeytaninOrkestrasi Serbest Kürsü 0 27 Nisan 2010 06:12



Canlı Akış 0

+
Canlı akışı görmek için lütfen
Üye Girişi Yapın veya
Kayıt Olun.

Reaksiyonlar

×