IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15 Temmuz 2010, 21:29   #1
Çevrimdışı
Aziz Polikarpus'un Şehid Edilişinin Öyküsü


sohbet



Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Aziz Polikarpus, Havari Yuhanna'nın öğrencisi idi. Sonradan Asya'nın en eski Kiliselerinden olan İzmir Kilisesi'nde Episkopos tayin edildi. MS. 155 yılında İmparator Antoninus Pius'un hükümdarlığı altında işkence gördü. Gördüğü eza ve işkencelerin görgü tanığı olan Kilisesinin mensupları Frigya Kilisesine bir mektup yazarak onlara bu hadiseyi anlatmışlardı. Aziz Polikarpus'un şehit edilişine ait burada anlatılanlar bu mektuptan alınmıştır.

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.



İncil'e uygun bir işkence.
Kardeşlerimiz, size işkence çekenler ve Aziz Polikarpus hakkında yazıyoruz. Polikarpus'un işkence edilmesi ve ölümü ile bütün işkenceler son buldu ve hristiyanlar artık takip edilmiyorlar. Son olaylarla gökteki Rabbimiz, Polikarpus'un acı ve işkence çekmesinin İncil'e uygun olduğunu gösterdi. Gerçekten de Polikarpus Mesih İsa gibi ele verilmeyi bekledi. Bize örnek olup sadece kendimizin değil de başkalarının kazancını da düşünmemiz gerektiğini gösterdi. Çünkü gerçek sevap sadece kendi kurtuluşunu arzulamak değil, kardeşlerimizin kurtuluşunu da istemektir.
Evet, Allah'ın arzusuna göre olan bütün işkence ile ölümler azizlik ve cesaret örneğidir. Çünkü her konuda Allah'ın gücünü görecek kadar dindar olmalıyız. Kim işkence çekenlerin cömertliğini, dayanma gücünü ve Rabbe olan sevgisini takdir etmez ? Kırbaçlananların derileri yarılmış, damarları gözüküyordu, buna rağmen dayanma gücü buluyorlardı. O kadar ki seyirciler onlara acıyor, onlar için üzülüyorlardı. Korkunç acılar çekenler ise harika bir cömertlik örneğiyle ağızlarından hiç bir çığlık veya inleme kaçırmıyorlardı.

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Germanicus
Şeytan onlara karşı birçok girişimler yapmıştı, ama Allah'a şükürler olsun hiç birini yenememişti.
Germanicus, herkesten cesurdu ve herkesin ürkekliğini dayanma gücü ile kuvvetlendiriyordu. Hayvanlara karşı savaşmada harika idi. Konsül Vekili direnişini kırmak için gençliğine acıdığını söylüyordu. Ama o tersine hayvana şiddet göstererek kendisine çekiyor, haksızlıklar dolu bu hayattan bir an önce ayrılmayı arzuladığını gösteriyordu.
O zaman bütün millet, dindar ve aziz olan hristiyanların cesaretlerine hayran kaldılar. Şöyle bağırmaya başladılar: - Dinsizlere ölüm! Polikarpus'u arayalım!
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Quintus olayı
Sadece bir kişi zayıflık gösterdi. Adı Quintus idi. Ülkesinden yeni gelmiş bir Frigyalı idi. Hayvanları görünce paniğe kapıldı. O da kendisini serbestçe teslim etmişti ve başkalarını da aynen yapmaya itmişti. Ancak Konsül Vekilinin ısrarları ile imanını inkâr edip putlara kurban kesti.
Askerler Polikarpus'u arıyorlar

Polikarpus her şeyi ile mükemmeldi. Olanları duyunca hiç etkilenmedi, hatta aynı şehirde kalmak bile istedi. Ama çoğunluk onu uzaklaşmaya ikna etti. Bunun için şehirden uzakta olmayan küçük bir eve arkadaşları ile birlikte çekildi.
Adeti olduğu gibi gece ve gündüz bütün insanlar ve dünyadaki bütün kiliseler için dua ediyordu.
Yakalanmasından üç gün önce dua ederken bir rüya gördü. Odasını alevler içinde gördü. Arkadaşlarına da dönüp, kehanette bulundu:
- Canlı olarak yakılacağım!
Onu yakalamak üzerelerken başka bir yere taşındı. O gider gitmez askerler onu yakalatmak için varmıştı. Onu bulamayınca iki genç esir ele geçirdiler. Aralarından biri işkencelere dayanamayıp konuştu. O andan itibaren Polikarpus artık saklanamıyordu, çünkü kendi evinden olan kişiler onu ele vermişlerdi. Herodes isimli yüzbaşı, onu stadyuma getirmek için acele ediyordu: Polikarpus'un kaderi, orada Mesih'in acılarını paylaşmaktı. Onu ele verenler de Yahuda'nın cezasını çekeceklerdi.
Yakalanması

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Bir Cuma, akşam yemeği saatinde, genç köleyi götürdüler. Piyade ve atlı askerler, her zamanki gibi silahlı olarak, bir haydudu kovalıyorlarmış gibi yola koyuldular.
Vardıklarında karanlık çökmüştü ve Polikarpus'u yukarıdaki katta yatarken buldular. Oradan da kaçıp başka bir yere saklanabilirdi. Ama istemedi. Şöyle dedi:
- Allah'ın istediği olsun!
Polikarpus vardıklarını duymuştu. Aşağıya inip onlarla konuşmaya başladı. Yaşı ve sakinliği ile herkesin hayranlığını uyandırdı. O yaşta birini tutuklamak için o kadar çok uğraşıldığına, emek sarf edildiğine şaşıyorlardı.
Polikarpus hemen onlara diledikleri kadar yiyecek ve içecek ikram etti. Onlardan sadece rahatça dua edebilmesi için bir saat istedi. Kabul ettiler. Ayakta dua etti. Allah'ın lütfü ile dolu idi. Böylece iki saat dua etti. Onu duyanlar şaşkınlık içinde idiler. Çoğu böyle hürmete lâyık bir ihtiyarı yakalamaktan üzgündü.
Stadyuma doğru yolda...

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Polikarpus onunla beraber yaşamış olan büyükler ve küçükler, meşhur veya halktan olan insanlar ve bütün dünyaya yayılmış Kilise için dua ettikten sonra yola çıkma zamanı geldi: Onu bir merkep üstüne oturttular ve şehre götürdüler. O gün Cumartesi günü idi.
Askerlerin başı ve onun babası Nicetus onu karşılamaya geldiler. Onu arabalarına aldılar ve aralarına oturttular. Onu ikna etmeye çalışıyorlardı:
- Sezar Tanrıdır deyip ona günlük ikram etmekte ne kötülük var? Böyle yaparak hayatını kurtarırdın.
O ilk önce hiç sesini çıkarmadı. Sonra ısrar ettikleri için şöyle cevap verdi:
- Hayır, bana tavsiye ettiklerinizi yapmayacağım!
Onu ikna edemeyeceklerini anladıklarında ona bu sefer küfretmeye başladılar.
Onu arabadan şiddetle dışarı attılar. O kadar ki ayağı bile yaralandı. Polikarpus başına hiç bir şey gelmemişçesine arkasına dönüp bakmadan stadyuma doğru yürümeye başladı.
Orada o kadar çok gürültü vardı ki hiç kimse sesini duyurtamıyordu.
Sonunda Polikarpus'u içeri aldılar. Onun yakalandığı duyulduktan sonra gürültü sağır edecek kadar çok fazlalaştı.
Sorgu

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Polikarpus'u konsül Vekiline götürdüler. Konsül Vekili onun Polikarpus olup olmadığını sordu. O, evet diye cevap verdi.
Konsül Vekili ona, hayır demesini tavsiye etti.
- Büyük yaşına saygı duy! - dedi ve adeti olduğu gibi buna benzer şeyler ekledi:
- Sezar'ın adına yemin et! Geriye dön! Dinsizleri yuhala!
O zaman Polikarpus ciddi bir ifade ile stadyumu dolduran putperestlere baktı, onlara eliyle işaret etti, gözlerini gökyüzüne çevirdi ve içini çekerek şöyle dedi:
- Dinsizlere yuh!
Konsül Vekili ısrar ediyordu:
- Yemin et ve seni serbest bırakacağım! Mesih'i inkâr et!
Polikarpus şöyle cevap verdi:
- Seksen altı senedir Mesih'e hizmet ediyorum ve bana hiç bir kötülüğü dokunmadı. Kralıma ve Kurtarıcıma nasıl küfrederim?
Konsül vekili yeniden ısrar etti:
- Sezar'ın adına yemin et.
Polikarpus şöyle cevap verdi:
- Dediğin gibi yemin edeceğimi zannediyorsan, yanılıyorsun. Ve benim kim olduğumu bilmezlikten geliyorsun. İşte, dinle, ben sana açıkça söylüyorum: Ben Hristiyanım!
Konsül Vekili yeniden başladı:
- Hayvanlarım var. Eğer fikir değiştirmezsen onlara yem olursun.
Polikarpus cevap verdi:
- Haydi çağır onları! Çünkü bizler iyiden kötüye gitmek için fikir değiştirmeyiz. Ama kötüden iyiye geçmek işte bu güzeldir!
Konsül Vekili kızarak:
- Madem ki hayvanları küçümsüyorsun, fikir değiştirmezsen seni ateşle yakarım - dedi.
Polikarpus cevap verdi:
- Sen beni bir an yakan sonra sönen ateşle korkutuyorsun. Ama kötüleri bekleyen sonsuz acıları ve yargılamanın ateşini bilmiyor musun ? O halde geç kalma. İstediğine karar ver.

Bunlar Polikarpus'un verdiği cevaplardan birkaç tanesidir.
Polikarpus'un yüzü güzellikten parlıyordu ve kuvvet, mutluluk doluydu. Soruşturma onu ne sıkmış ne de üzmüştü.
Tersine Konsül Vekili sinirliydi. Sözcüsünü stadyumun ortasına yollayıp üç kere şunu bildirdi:
- Polikarpus Hıristiyan olduğunu söyledi. Ölüme mahkum edilir

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Kahramanca söylediği bu sözlerden sonra putperestler ve İzmir'e yerleşmiş Müsaviler kızgınlıkla bağırmaya başladılar:
- İşte, Asya'nın öğreticisi, Hristiyanların babası, tanrılarımızı yıkan o dur! O kadar kişiye tanrılarımıza kurban kesmemeyi ve tapmamayı öğreten o dur! Bir taraftan kuvvetle bağırırlarken öte yandan Asiyark*¹ Filippus'tan Polikarpus üzerine bir aslan yollamasını istiyorlardı. Filippus bunu yapmaya yetkisi olmadığını söyledi. Çünkü hayvanlarla dövüşler sona ermişti.
O zaman hep beraber karar verip şöyle bağırdılar:
- Polikarpus canlı olarak yakılsın!
Odunlar hazırlanıyor

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

O zaman her şey çok çabuk, gerektiğinden kısa bir sürede oldu.
Anında millet, tahtalar ve odunlar toplamaya ve üst üste yığmaya başladı. Museviler, adetleri olduğu gibi hevesle çalışıyorlardı.
Odunlar hazır olunca Polikarpus soyundu; kemerini çözdü ve ayakkabılarını da çıkarmaya çalıştı. Genelde bunu kendi yapmazdı, çünkü etrafındaki imanlılar bu hizmeti ona yapmaya can atıyorlardı: adeta vücuduna dokunabilmek için yarışıyorlardı. Gerçekten de şehit olmadan önce bile ona büyük bir saygı duyuyorlardı, çünkü yaşamı ile büyük bir aziz olduğunu göstermişti.
Onu yakmak için gerekenleri derhal hazırladılar. Onu çivilemek üzerelerken Polikarpus şöyle dedi:
- Beni böyle bırakın! Bana alevlere dayanma gücünü veren, çivisiz de kımıldamadan durmam için bana güç verecektir.
O zaman onu çivilemediler, sadece bağladılar. Elleri sırtında zincirli, kurban edilmek üzere sürüden alınmış kaliteli, Allah için hazırlanmış güzel bir kurbana benziyordu!

Şükran duası
Polikarpus gözlerini göğe kaldırarak şöyle dedi:
"Rabbim, her şeye kadir Allah'ım,
çok sevgili ve kutsal Oğlun Mesih İsa
bize senin adını öğretti.
Meleklerin ve her gücün Allah'ı
bütün yaratıkların ve
senin indinde yaşayan
bütün dürüst insanların Babası
sana şükrediyorum,
çünkü beni bugünü ve bu saati yaşamaya layık gördün:
Mesih'in kupasına ortak olmaya beni layık gördün;
öyle ki ruhum ve vücudum ebedi bir hayata dirilecek
ve Kutsal Ruh gibi ebediyen yaşayacaktır.
Allah'ım bugün beni
değerli ve hoş bir sunak olarak yanında kabul et!
Sen bunu eskiden beri hazırlamıştın.
Bana bildirmiştin
ve de şimdi gerçekleştirdin.
Ey Gerçeklerin Allah'ı!
Bunun için ve diğer bütün lütuflar için
sana şan, şeref ve övgüler olsun.
Ebediî büyük kâhin olan
sevgili oğlun Mesih İsa sayesinde
sana şan, şeref ve övgüler olsun!
Mesih sayesinde, Mesih'le birlikte ve Kutsal Ruh'un
sağladığı birlik sayesinde
şimdi ve ebediyen sana övgüler olsun!
Amin.
Alevlerin arasında

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Polikarpus "Amin" deyip duasını bitirdikten sonra ateşi yaktılar.
O zaman parlak bir alev yükseldi.
Ve gördüklerimizi başkalarına anlatabilmemiz için orada bulunma şansına layık olan bizler harika bir şey gördük: alev rüzgârdan şişmiş bir yelkenli gibi yükseldi ve Polikarpus'un vücudunun etrafını sardı. O ortada duruyordu. Yanan bir et gibi değil, pişen bir ekmek gibi idi. Ya da daha doğrusu ateşte parlayan bir gümüş gibi idi. Ve biz günlük kokusuna benzer en güzel kokulara bedel bir koku duyduk. Sonunda putperestler Polikarpus'un vücudunun ateşten etkilenmediğini görünce onu hançerlemek için birini yolladılar.
Onu hançerlediklerinde o kadar çok kan aktı ki ateş söndü. Kalabalık, imansızlar ile seçilmişler arasındaki büyük farkı görmekten şaşkındılar.
Ama kötü, kıskanç, ve doğru olanların düşmanı, Polikarpus’un şehit olmasındaki büyüklüğü ve çocukluğundan beri kusursuz olan hayatını duydukça ve onun böyle büyük bir zaferle öldüğünü görünce zavallı cesedini almamıza izin vermedi. Hepimiz onun değerli vücuduna sahip olmak istiyorduk. O kötü, Herodes’in babası ve Alces’in kardeşi Nicetus’a bile vücudunu vermemeleri için aracılık yapmasını istedi. Ve şöyle diyordu:
- Korkmalıyız, belki de haça gerilmişten vazgeçip Polikarpus’a tapmaya başlarlar!.
Bunu Polikarpus’un vücudunu almak istediğimizde incelemeler yapan Museviler söylediler.
Onlar, dünyada insanların kurtuluşu için acılar çeken Mesih’ten başkasına tapmayacağımızı bilmiyorlardı.
Biz Mesih’i ne terk edebiliriz ne de başkasına değiştirebiliriz. Çünkü biz ona Allah’ın Oğlu olduğu için tapıyoruz. Ama din için şehit olanları, Havariler ve Rabbi taklit edenleri çok severiz. Ve bu doğrudur, çünkü onlar Rabbi ve Kralımızı mukayese edilmez bir şekilde sevdiklerini gösterdiler.
Biz de keşke onların arkadaşları ve öğrencileri olabilsek!
Yüzbaşı, Museviler tarafından çıkarılan kavgayı görünce cesedi herkesin görebilmesi için sergiledi ve sonra adetleri gereğince onu yaktılar. İşte böylece biz de kıymetli taşlardan ve paha biçilmez altından daha değerli olan kemiklerini böylece toplayabildik ve doğru dürüst bir yere koyabildik.
İşte orada, Allah'ın yardımı ile mümkün olduğu zamanlar sevinçle ve mutlulukla, Polikarpus'un ölüm yıldönümlerinde toplanıyoruz. Ve diğer din şehitlerini de hatırlıyoruz.
Böylece kendimizi de ileride olabilecek zorluklara hazırlıyoruz.
Bir örnek ve bir hatıra

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Bu mutlu Polikarpus'un öyküsüdür. Filadelfya’dakilerle beraber İzmir’de şehit olan on ikinci kişidir. Fakat Polikarpus diğerlerinden daha çok hatırlanmaktadır, o kadar ki putperestler bile halen ondan bahsetmektedirler.

Polikarpus sadece iyi bir hoca değil aynı zamanda İncil'e uygun olarak şehit olan örnek bir kişidir. Herkes onun acı çekmesini örnek almak istemektedir. Sabrı ile adaletsiz hakim önünde zafer kazandı ve ölümsüzlük taşına lâyık oldu.
Polikarpus şimdi Havarilerle ve bütün doğru olanlarla birlikte mutlulukla Evrensel Kilisenin Çobanı, ruhlarımızın rehberi ve Kurtarıcımız Rabbimiz Mesih İsa'yı ve Her şeye kadir Allah'ı övmektedir.
Selamlar
Olanları size en ufak ayırtıları ile anlatmamızı istemiştiniz.
Şimdilik size kardeşimiz Markion vasıtasıyla bir anlatım yolluyoruz. Bu mektubu alınca daha uzaktaki kardeşlerimize de yollayın. Öyle ki onlar Rabbe, yolladığı hizmetkârları için şükretsinler.
Hepimizi ebediî Krallığa dahil edebilecek ve bize lütfünü verecek olana, tek Oğul Mesih İsa sayesinde asırlar boyunca şan, şeref ve övgüler olsun!
Bütün azizleri selamlayınız. Bizimle beraber olanlar da sizi selamlıyor. Bu mektubu yazan Evarist ve ailesi de sizi selamlıyor*².

*1. Asiark bölgenin idarecisi idi. Yörenin en yüksek dinî temsilcisi sayılırdı ve oyunları o idare ederdi. *2. Evarist Markion’un dediklerini yazan kişi idi.

alıntıdır

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Aziz Polikarpus, Havari Yuhanna'nın öğrencisi idi. Sonradan Asya'nın en eski Kiliselerinden olan İzmir Kilisesi'nde Episkopos tayin edildi. MS. 155 yılında İmparator Antoninus Pius'un hükümdarlığı altında işkence gördü. Gördüğü eza ve işkencelerin görgü tanığı olan Kilisesinin mensupları Frigya Kilisesine bir mektup yazarak onlara bu hadiseyi anlatmışlardı. Aziz Polikarpus'un şehit edilişine ait burada anlatılanlar bu mektuptan alınmıştır.

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.



İncil'e uygun bir işkence.
Kardeşlerimiz, size işkence çekenler ve Aziz Polikarpus hakkında yazıyoruz. Polikarpus'un işkence edilmesi ve ölümü ile bütün işkenceler son buldu ve hristiyanlar artık takip edilmiyorlar. Son olaylarla gökteki Rabbimiz, Polikarpus'un acı ve işkence çekmesinin İncil'e uygun olduğunu gösterdi. Gerçekten de Polikarpus Mesih İsa gibi ele verilmeyi bekledi. Bize örnek olup sadece kendimizin değil de başkalarının kazancını da düşünmemiz gerektiğini gösterdi. Çünkü gerçek sevap sadece kendi kurtuluşunu arzulamak değil, kardeşlerimizin kurtuluşunu da istemektir.
Evet, Allah'ın arzusuna göre olan bütün işkence ile ölümler azizlik ve cesaret örneğidir. Çünkü her konuda Allah'ın gücünü görecek kadar dindar olmalıyız. Kim işkence çekenlerin cömertliğini, dayanma gücünü ve Rabbe olan sevgisini takdir etmez ? Kırbaçlananların derileri yarılmış, damarları gözüküyordu, buna rağmen dayanma gücü buluyorlardı. O kadar ki seyirciler onlara acıyor, onlar için üzülüyorlardı. Korkunç acılar çekenler ise harika bir cömertlik örneğiyle ağızlarından hiç bir çığlık veya inleme kaçırmıyorlardı.

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Germanicus
Şeytan onlara karşı birçok girişimler yapmıştı, ama Allah'a şükürler olsun hiç birini yenememişti.
Germanicus, herkesten cesurdu ve herkesin ürkekliğini dayanma gücü ile kuvvetlendiriyordu. Hayvanlara karşı savaşmada harika idi. Konsül Vekili direnişini kırmak için gençliğine acıdığını söylüyordu. Ama o tersine hayvana şiddet göstererek kendisine çekiyor, haksızlıklar dolu bu hayattan bir an önce ayrılmayı arzuladığını gösteriyordu.
O zaman bütün millet, dindar ve aziz olan hristiyanların cesaretlerine hayran kaldılar. Şöyle bağırmaya başladılar: - Dinsizlere ölüm! Polikarpus'u arayalım!
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Quintus olayı
Sadece bir kişi zayıflık gösterdi. Adı Quintus idi. Ülkesinden yeni gelmiş bir Frigyalı idi. Hayvanları görünce paniğe kapıldı. O da kendisini serbestçe teslim etmişti ve başkalarını da aynen yapmaya itmişti. Ancak Konsül Vekilinin ısrarları ile imanını inkâr edip putlara kurban kesti.
Askerler Polikarpus'u arıyorlar

Polikarpus her şeyi ile mükemmeldi. Olanları duyunca hiç etkilenmedi, hatta aynı şehirde kalmak bile istedi. Ama çoğunluk onu uzaklaşmaya ikna etti. Bunun için şehirden uzakta olmayan küçük bir eve arkadaşları ile birlikte çekildi.
Adeti olduğu gibi gece ve gündüz bütün insanlar ve dünyadaki bütün kiliseler için dua ediyordu.
Yakalanmasından üç gün önce dua ederken bir rüya gördü. Odasını alevler içinde gördü. Arkadaşlarına da dönüp, kehanette bulundu:
- Canlı olarak yakılacağım!
Onu yakalamak üzerelerken başka bir yere taşındı. O gider gitmez askerler onu yakalatmak için varmıştı. Onu bulamayınca iki genç esir ele geçirdiler. Aralarından biri işkencelere dayanamayıp konuştu. O andan itibaren Polikarpus artık saklanamıyordu, çünkü kendi evinden olan kişiler onu ele vermişlerdi. Herodes isimli yüzbaşı, onu stadyuma getirmek için acele ediyordu: Polikarpus'un kaderi, orada Mesih'in acılarını paylaşmaktı. Onu ele verenler de Yahuda'nın cezasını çekeceklerdi.
Yakalanması

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Bir Cuma, akşam yemeği saatinde, genç köleyi götürdüler. Piyade ve atlı askerler, her zamanki gibi silahlı olarak, bir haydudu kovalıyorlarmış gibi yola koyuldular.
Vardıklarında karanlık çökmüştü ve Polikarpus'u yukarıdaki katta yatarken buldular. Oradan da kaçıp başka bir yere saklanabilirdi. Ama istemedi. Şöyle dedi:
- Allah'ın istediği olsun!
Polikarpus vardıklarını duymuştu. Aşağıya inip onlarla konuşmaya başladı. Yaşı ve sakinliği ile herkesin hayranlığını uyandırdı. O yaşta birini tutuklamak için o kadar çok uğraşıldığına, emek sarf edildiğine şaşıyorlardı.
Polikarpus hemen onlara diledikleri kadar yiyecek ve içecek ikram etti. Onlardan sadece rahatça dua edebilmesi için bir saat istedi. Kabul ettiler. Ayakta dua etti. Allah'ın lütfü ile dolu idi. Böylece iki saat dua etti. Onu duyanlar şaşkınlık içinde idiler. Çoğu böyle hürmete lâyık bir ihtiyarı yakalamaktan üzgündü.
Stadyuma doğru yolda...

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Polikarpus onunla beraber yaşamış olan büyükler ve küçükler, meşhur veya halktan olan insanlar ve bütün dünyaya yayılmış Kilise için dua ettikten sonra yola çıkma zamanı geldi: Onu bir merkep üstüne oturttular ve şehre götürdüler. O gün Cumartesi günü idi.
Askerlerin başı ve onun babası Nicetus onu karşılamaya geldiler. Onu arabalarına aldılar ve aralarına oturttular. Onu ikna etmeye çalışıyorlardı:
- Sezar Tanrıdır deyip ona günlük ikram etmekte ne kötülük var? Böyle yaparak hayatını kurtarırdın.
O ilk önce hiç sesini çıkarmadı. Sonra ısrar ettikleri için şöyle cevap verdi:
- Hayır, bana tavsiye ettiklerinizi yapmayacağım!
Onu ikna edemeyeceklerini anladıklarında ona bu sefer küfretmeye başladılar.
Onu arabadan şiddetle dışarı attılar. O kadar ki ayağı bile yaralandı. Polikarpus başına hiç bir şey gelmemişçesine arkasına dönüp bakmadan stadyuma doğru yürümeye başladı.
Orada o kadar çok gürültü vardı ki hiç kimse sesini duyurtamıyordu.
Sonunda Polikarpus'u içeri aldılar. Onun yakalandığı duyulduktan sonra gürültü sağır edecek kadar çok fazlalaştı.
Sorgu

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Polikarpus'u konsül Vekiline götürdüler. Konsül Vekili onun Polikarpus olup olmadığını sordu. O, evet diye cevap verdi.
Konsül Vekili ona, hayır demesini tavsiye etti.
- Büyük yaşına saygı duy! - dedi ve adeti olduğu gibi buna benzer şeyler ekledi:
- Sezar'ın adına yemin et! Geriye dön! Dinsizleri yuhala!
O zaman Polikarpus ciddi bir ifade ile stadyumu dolduran putperestlere baktı, onlara eliyle işaret etti, gözlerini gökyüzüne çevirdi ve içini çekerek şöyle dedi:
- Dinsizlere yuh!
Konsül Vekili ısrar ediyordu:
- Yemin et ve seni serbest bırakacağım! Mesih'i inkâr et!
Polikarpus şöyle cevap verdi:
- Seksen altı senedir Mesih'e hizmet ediyorum ve bana hiç bir kötülüğü dokunmadı. Kralıma ve Kurtarıcıma nasıl küfrederim?
Konsül vekili yeniden ısrar etti:
- Sezar'ın adına yemin et.
Polikarpus şöyle cevap verdi:
- Dediğin gibi yemin edeceğimi zannediyorsan, yanılıyorsun. Ve benim kim olduğumu bilmezlikten geliyorsun. İşte, dinle, ben sana açıkça söylüyorum: Ben Hristiyanım!
Konsül Vekili yeniden başladı:
- Hayvanlarım var. Eğer fikir değiştirmezsen onlara yem olursun.
Polikarpus cevap verdi:
- Haydi çağır onları! Çünkü bizler iyiden kötüye gitmek için fikir değiştirmeyiz. Ama kötüden iyiye geçmek işte bu güzeldir!
Konsül Vekili kızarak:
- Madem ki hayvanları küçümsüyorsun, fikir değiştirmezsen seni ateşle yakarım - dedi.
Polikarpus cevap verdi:
- Sen beni bir an yakan sonra sönen ateşle korkutuyorsun. Ama kötüleri bekleyen sonsuz acıları ve yargılamanın ateşini bilmiyor musun ? O halde geç kalma. İstediğine karar ver.

Bunlar Polikarpus'un verdiği cevaplardan birkaç tanesidir.
Polikarpus'un yüzü güzellikten parlıyordu ve kuvvet, mutluluk doluydu. Soruşturma onu ne sıkmış ne de üzmüştü.
Tersine Konsül Vekili sinirliydi. Sözcüsünü stadyumun ortasına yollayıp üç kere şunu bildirdi:
- Polikarpus Hıristiyan olduğunu söyledi. Ölüme mahkum edilir

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.


Kahramanca söylediği bu sözlerden sonra putperestler ve İzmir'e yerleşmiş Müsaviler kızgınlıkla bağırmaya başladılar:
- İşte, Asya'nın öğreticisi, Hristiyanların babası, tanrılarımızı yıkan o dur! O kadar kişiye tanrılarımıza kurban kesmemeyi ve tapmamayı öğreten o dur! Bir taraftan kuvvetle bağırırlarken öte yandan Asiyark*¹ Filippus'tan Polikarpus üzerine bir aslan yollamasını istiyorlardı. Filippus bunu yapmaya yetkisi olmadığını söyledi. Çünkü hayvanlarla dövüşler sona ermişti.
O zaman hep beraber karar verip şöyle bağırdılar:
- Polikarpus canlı olarak yakılsın!
Odunlar hazırlanıyor

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

O zaman her şey çok çabuk, gerektiğinden kısa bir sürede oldu.
Anında millet, tahtalar ve odunlar toplamaya ve üst üste yığmaya başladı. Museviler, adetleri olduğu gibi hevesle çalışıyorlardı.
Odunlar hazır olunca Polikarpus soyundu; kemerini çözdü ve ayakkabılarını da çıkarmaya çalıştı. Genelde bunu kendi yapmazdı, çünkü etrafındaki imanlılar bu hizmeti ona yapmaya can atıyorlardı: adeta vücuduna dokunabilmek için yarışıyorlardı. Gerçekten de şehit olmadan önce bile ona büyük bir saygı duyuyorlardı, çünkü yaşamı ile büyük bir aziz olduğunu göstermişti.
Onu yakmak için gerekenleri derhal hazırladılar. Onu çivilemek üzerelerken Polikarpus şöyle dedi:
- Beni böyle bırakın! Bana alevlere dayanma gücünü veren, çivisiz de kımıldamadan durmam için bana güç verecektir.
O zaman onu çivilemediler, sadece bağladılar. Elleri sırtında zincirli, kurban edilmek üzere sürüden alınmış kaliteli, Allah için hazırlanmış güzel bir kurbana benziyordu!

Şükran duası
Polikarpus gözlerini göğe kaldırarak şöyle dedi:
"Rabbim, her şeye kadir Allah'ım,
çok sevgili ve kutsal Oğlun Mesih İsa
bize senin adını öğretti.
Meleklerin ve her gücün Allah'ı
bütün yaratıkların ve
senin indinde yaşayan
bütün dürüst insanların Babası
sana şükrediyorum,
çünkü beni bugünü ve bu saati yaşamaya layık gördün:
Mesih'in kupasına ortak olmaya beni layık gördün;
öyle ki ruhum ve vücudum ebedi bir hayata dirilecek
ve Kutsal Ruh gibi ebediyen yaşayacaktır.
Allah'ım bugün beni
değerli ve hoş bir sunak olarak yanında kabul et!
Sen bunu eskiden beri hazırlamıştın.
Bana bildirmiştin
ve de şimdi gerçekleştirdin.
Ey Gerçeklerin Allah'ı!
Bunun için ve diğer bütün lütuflar için
sana şan, şeref ve övgüler olsun.
Ebediî büyük kâhin olan
sevgili oğlun Mesih İsa sayesinde
sana şan, şeref ve övgüler olsun!
Mesih sayesinde, Mesih'le birlikte ve Kutsal Ruh'un
sağladığı birlik sayesinde
şimdi ve ebediyen sana övgüler olsun!
Amin.
Alevlerin arasında

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Polikarpus "Amin" deyip duasını bitirdikten sonra ateşi yaktılar.
O zaman parlak bir alev yükseldi.
Ve gördüklerimizi başkalarına anlatabilmemiz için orada bulunma şansına layık olan bizler harika bir şey gördük: alev rüzgârdan şişmiş bir yelkenli gibi yükseldi ve Polikarpus'un vücudunun etrafını sardı. O ortada duruyordu. Yanan bir et gibi değil, pişen bir ekmek gibi idi. Ya da daha doğrusu ateşte parlayan bir gümüş gibi idi. Ve biz günlük kokusuna benzer en güzel kokulara bedel bir koku duyduk. Sonunda putperestler Polikarpus'un vücudunun ateşten etkilenmediğini görünce onu hançerlemek için birini yolladılar.
Onu hançerlediklerinde o kadar çok kan aktı ki ateş söndü. Kalabalık, imansızlar ile seçilmişler arasındaki büyük farkı görmekten şaşkındılar.
Ama kötü, kıskanç, ve doğru olanların düşmanı, Polikarpus’un şehit olmasındaki büyüklüğü ve çocukluğundan beri kusursuz olan hayatını duydukça ve onun böyle büyük bir zaferle öldüğünü görünce zavallı cesedini almamıza izin vermedi. Hepimiz onun değerli vücuduna sahip olmak istiyorduk. O kötü, Herodes’in babası ve Alces’in kardeşi Nicetus’a bile vücudunu vermemeleri için aracılık yapmasını istedi. Ve şöyle diyordu:
- Korkmalıyız, belki de haça gerilmişten vazgeçip Polikarpus’a tapmaya başlarlar!.
Bunu Polikarpus’un vücudunu almak istediğimizde incelemeler yapan Museviler söylediler.
Onlar, dünyada insanların kurtuluşu için acılar çeken Mesih’ten başkasına tapmayacağımızı bilmiyorlardı.
Biz Mesih’i ne terk edebiliriz ne de başkasına değiştirebiliriz. Çünkü biz ona Allah’ın Oğlu olduğu için tapıyoruz. Ama din için şehit olanları, Havariler ve Rabbi taklit edenleri çok severiz. Ve bu doğrudur, çünkü onlar Rabbi ve Kralımızı mukayese edilmez bir şekilde sevdiklerini gösterdiler.
Biz de keşke onların arkadaşları ve öğrencileri olabilsek!
Yüzbaşı, Museviler tarafından çıkarılan kavgayı görünce cesedi herkesin görebilmesi için sergiledi ve sonra adetleri gereğince onu yaktılar. İşte böylece biz de kıymetli taşlardan ve paha biçilmez altından daha değerli olan kemiklerini böylece toplayabildik ve doğru dürüst bir yere koyabildik.
İşte orada, Allah'ın yardımı ile mümkün olduğu zamanlar sevinçle ve mutlulukla, Polikarpus'un ölüm yıldönümlerinde toplanıyoruz. Ve diğer din şehitlerini de hatırlıyoruz.
Böylece kendimizi de ileride olabilecek zorluklara hazırlıyoruz.
Bir örnek ve bir hatıra

Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Bu mutlu Polikarpus'un öyküsüdür. Filadelfya’dakilerle beraber İzmir’de şehit olan on ikinci kişidir. Fakat Polikarpus diğerlerinden daha çok hatırlanmaktadır, o kadar ki putperestler bile halen ondan bahsetmektedirler.

Polikarpus sadece iyi bir hoca değil aynı zamanda İncil'e uygun olarak şehit olan örnek bir kişidir. Herkes onun acı çekmesini örnek almak istemektedir. Sabrı ile adaletsiz hakim önünde zafer kazandı ve ölümsüzlük taşına lâyık oldu.
Polikarpus şimdi Havarilerle ve bütün doğru olanlarla birlikte mutlulukla Evrensel Kilisenin Çobanı, ruhlarımızın rehberi ve Kurtarıcımız Rabbimiz Mesih İsa'yı ve Her şeye kadir Allah'ı övmektedir.
Selamlar
Olanları size en ufak ayırtıları ile anlatmamızı istemiştiniz.
Şimdilik size kardeşimiz Markion vasıtasıyla bir anlatım yolluyoruz. Bu mektubu alınca daha uzaktaki kardeşlerimize de yollayın. Öyle ki onlar Rabbe, yolladığı hizmetkârları için şükretsinler.
Hepimizi ebediî Krallığa dahil edebilecek ve bize lütfünü verecek olana, tek Oğul Mesih İsa sayesinde asırlar boyunca şan, şeref ve övgüler olsun!
Bütün azizleri selamlayınız. Bizimle beraber olanlar da sizi selamlıyor. Bu mektubu yazan Evarist ve ailesi de sizi selamlıyor*².

*1. Asiark bölgenin idarecisi idi. Yörenin en yüksek dinî temsilcisi sayılırdı ve oyunları o idare ederdi. *2. Evarist Markion’un dediklerini yazan kişi idi.

alıntıdır
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
Öyküsü, şehid

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Gaffar Okkan'ın şehit edilişinin 14. yılı AngeL Haber Arşivi 0 24 Ocak 2015 14:57
Şehid Aziz Ecrin Dini İlahiler 0 16 Mart 2014 10:19
Şehid Ata Ecrin Dini İlahiler 0 16 Mart 2014 10:03
Şehîd oğlu şehîd Freedom Hayat-üs Sahabe 0 20 Ekim 2010 13:21
Aziz'im - İbrahim Sevindik (Aziz Ağa Şiiri) Erzincan-Kemahlı Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler 0 23 Aralık 2009 13:34