IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06 Eylül 2016, 16:43   #1
Çevrimiçi
Aziz İzmirli Polikarpus.


-- Sponsor Baglantı --


Olağan 26. Pazar

Tanrı’ya imanda ve sevgide hizmet etmek.

Polikarpos ve yanındaki rahiplerden, Filipi’ de gurbetteymiş gibi yaşayan Kilise’ye: her şeye kadir olan Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih sizlere merhamet ve barış ihsan eylesin.

Gerçek sevginin timsali olan şahitlere kucak açtığınızda, azizlere layık olan zincirlere -bu zincirler ki Tanrımız ve Rabbimizin gerçekten geçtikleri için bir baş tacı gibidir - vurulanlara gerektiği gibi eşlik ettiğinizde, mutluluğunuza Rabbimiz İsa Mesih’te ben de gönülden katıldım. Eskiden beri bilinen imanınızın güçlü kökünün de bugüne dek sağlam kalmasına ve İsa Mesih’te meyve vermesine sevindim. O İsa Mesih ki günahlarımız yüzünden ölümle kucaklaştı. Tanrı’nın, ölümün acılarına son vererek dirilttiği İsa Mesih. Henüz görmediğiniz, sözlerle anlatılamayan, çehrenizi nurlandıran, birçoğunun özlemi olan bir mutlulukla iman ettiğiniz Mesih. Çünkü biliyorsunuz, inayet sayesinde kurtuldunuz, eylemleriniz sayesinde değil, İsa Mesih aracılığı ile Tanrı’nın rızası sayesinde. Bu nedenle, eyleme hazırlanınız ve Tanrı’ya züht içinde ve gerçekten hizmet ediniz. Topluluğun boş lafları ve yanılgılarından uzak durun. Rabbimiz İsa Mesih’i ölülerden diriltene, ona şan ve şeref verene, sağ kolunda bir taht ihsan edene inanın. Göklerde ve yeryüzünde her şey ona tabidir. Her nefes alan varlık ona tapar. O dirileri ve ölüleri yargılamak üzere gelecek ve Tanrı O’na inanmayı reddedenlerden O’nun kanının hesabını soracak.

İstediğini yaparsak, buyruklarına uyarsak, onun sevdiğini seversek, her türlü haksızlıktan, açgözlülükten, para sevdasından, dedikoduaculuktan, yalancı tanıklıktan kaçınırsak, kötülüğe kötülükle, hakarete hakaretle, darbeye darbeyle, bedduaya bedduayla karşılık veramezsek, O’nu dirilten, bizi de diriltecek, Rabbin öğretisini anımsayalım: yargılanmak istemezseniz, yargılamayın. Bağışlayın ki bağışlanasınız. Merhamet edin ki merhamet edilsin. Kullandığınız ölçü size uygulanacaktır. Ayrıca şu sözleri de hatırlayın: Ne mutlu yoksullara ve adalet uğruna ezilenlere. Tanrı mülkü onlarındır.



(Polikarpos, Filipililere Mektup, 3,1-5,2)

Olağan 26, Pazartesi.

Hıristiyan ülküsü.

Size adalet hakkında yazı yazmaya kendiliğimden karar vermiş değilim, kardeşlerim, bunu önce siz benden istediniz. Kaldı ki ne ben, ne de bir başkası bilgede aziz ve şanlı Pavlus ile ölçüşemez. O, aranızda olduğu sürece ve çağdaşları ile yüz yüze konuşurken, gerçeği kesin ve güçlü bir ifade ile öğretti. Yanınızdan ayrıldıktan sonra da size bir mektup yazdı. Bunu incelerseniz, size ihsan edilen imanda ilerlemeniz mümkün olur. Bu iman hepinizin anasıdır, onu umut izler, Tanrı, İsa ve insan sevgisi ise önünden gider. Bu erdemlere uygun olarak yaşayan, kişinin doğru olmasını sağlayan buyruğu yerine getirir.

Tüm kötülüklerin kaynağında para sevdası vardır. O halde, bu dünyaya gelirken hiçbir şey getirmediğimizin, giderken de hiçbir şey götüremeyeceğimizin bilincinde olarak, adaletin silahlarını kuşanalım ve her şeyden önce Rabbin buyruğuna uymayı öğrenelim. İkinci olarak da karılarınıza, kendilerine öğretilen imanda, sevgide, saflıkta yaşamayı öğretiniz; kocalarına sadakatle bağlı olsunlar, herkesi eşit şekilde, kusursuz bir iffetle sevsinler, çocuklarını Tanrı saygısı içinde yetiştirsinler. Dul kadınlara Tanrı’ya iman etmenin bağışladığı bilgelikle yaşamayı öğretelim; onlar daima herkes için dua etsin, her tür iftira, dedikodu, yalancı tanıklıktan, para sevdasından, her tür kötülükten uzak dursun. Kendilerinin Tanrı sunağı olduklarını ve Tanrı’nın her şeyi titizlikle incelediğini bilmeleri gerekir. Ne düşüncelerimiz, ne duygularımız, ne de kalbimizin sırları ondan gizli kalır.

O halde, Tanrı ile alay edilmediğini bildiğimize göre, buyruklarına ve şanına layık şekilde yaşamamız gerekiyor.

Keza diyakozlar da O’nun adaleti önünde kusursuz olsunlar, çünkü insanların değil, Tanrı’nın ve Mesih’in hizmetkarlarıdırlar. Ne müfateri, ne ikiyüzlü, ne para düşkünü olsunlar. Her şeyde nefislerine egemen, merhametli, etkin olsunlar, kendini diyakoz, yani herkesin hizmetkarı yapan Tanrı’ya layık şekilde hareket etsinler. Onu bu dünyada hoşnut edersek, bize karşılığında gelecek dünyayı ihsan edecektir. 0 bize, bizi gerçekten ölülerden diriltmeyi ve, O’na layık davranırsak, mülküne paydaş etmeyi vaat etti, yeter ki inanan olalım.



(Polikarpos, Filipililere Mektubundan, 6-8,2)

Olağan 26. Salı

Rahiplere çağrı: Mesih’i örnek edinelim.

Rahipler herkese karşı merhametli, bağışlayıcı olsun, yanılgıları düzeltsinler, hastaları ziyaret etsinler, dulu, yetimi yüzüstü bırakmayarak, Tanrı ve insanlar huzurunda daima iyilik yapmaya özen göstersinler; hiddetten, taraf tutmadan, haksız yargıdan kesinlikle kaçsınlar, para sevdasından her ne pahasına olursa olsun uzak dursunlar, kötülüğe inanmada aceleci olmasınlar, yargıları acımasız olmasın, günah konusunda hepimizin kusuru olduğunu unutmasınlar.

Tanrı’ya bizi bağışlaması için dua ediyorsak, biz de bağışlamalıyız, çünkü Tanrı’mızın ve Rabbimizin gözleri önünde bulunuyoruz ve hepimiz Mesih’in mahkemesine çıkacağız, herkes yaptıklarının hesabını verecek. Bu nedenle O’na huşu ve saygı ile hizmet edelim, bizzat kendisinin emrettiği gibi, bize İncil’i müjdeleyen Havariler ve Rabbin geleceğini önceden bildiren Peygamberler gibi. İyiliğin ateşli yandaşları olalım, sürçmelere neden olacak davranışlardan, yalancı kardeşlerden ve Rabbin ismini sahte olarak taşıyarak. düşüncesiz kimseleri yanıltanlardan kaçınalım.

Zira İsa Mesih’in vücut alarak geldiğini beyan etmeyen her kimse Mesih’e karşıdır, Çarmıha tanıklık etmeyen kimse Şeytana aittir. Tanrı sözlerini kendi öz dileklerine göre çarpıtan. dirilişin ve yargının olmadığını ileri süren Şeytanın ilk çocuğudur. O halde halk arasında varolan yanılgıları ve yanlış doktrinleri terk edelim, başından beri bize verilen öğretiye dönelim: ibadet edebilmek için yetingen olalım. Oruçta sebat edelim. Dualarımızda, herkesi gören Tanrı’dan bizi deneyime tabi tutmasını dileyelim, çünkü Rab şöyle der: Ruh istekli, ten ise zaafla malumdur.

O halde umudumuz ve adaletimizin teminatı olan İsa Mesih’e sıkı sıkıya bağlı kalalım, çünkü o bedeninde kusurlarımızı Çarmıh’ın ağacına taşıdı. hiçbir günah işlemeyen, hiçbir yalan söylemeyen O; ancak bizim için, Onda yaşamamız için her şeye tahammül etti. Biz de tahammülünü örnek edinelim ve Onun uğruna acı çekersek. Ona şükredelim. Çünkü bize verdiği örnek budur ve biz buna inandık.



(Polikarpos. Filipililere Mektubundan, 9-11)

Olağan 26. Çarşamba

Sebata çağrı.

Hepinizi adalet sözüne uymaya ve tam bir sabırda sebat etmeye davet ediyorum. Bu kusursuz sabrı gözlerinizle gördünüz, sadece mutlu İgnatius, Zosimus ve Rufus’ da değil, yanınızda bulunan başkalarında ve keza Pavlus ve Havariler’ de de. Şundan emin olunuz, onlar boşuna yarışmadılar, iman ve adalet için yarıştılar ve şimdi hakkettikleri yerde bulunuyorlar, Cefasını paylaştıkları Rabbin yanında. Onlar bu dünyayı değil, bizim için Ölen’ i ve Tanrı’nın uğrumuza dirilttiğini sevdiler.

O halde bu imanda sebat ediniz ve Rabbin örneğini izleyiniz, sarsılmaz bir imanla, kardeşlerinizi, birbirinizi kollayarak, kimseyi hakir görmeyerek yapabileceğiniz iyiliği gecikmeden yapın. Çünkü sadaka ölümden kurtarır. Birbirinize tabi olun, putperestlerin ortasında örnek bir davranış sergileyin ki hayırlı işleriniz övgüye değer görünsün ve sizin yüzünüzden Rabbe lanet okunmasın. Vay Tanrı adına lanet ettirene! Yaşamınıza hakim olan ölçülüğü herkese öğretin.

Aranızda bir süre rahip olarak bulunan Valens’ in kendine verilen görevi kötüye kullanmış olmasına çok üzüldüm. Para sevdasından kaçınma, iffetli ve açık yürekli olma konusunda sizleri tekrar uyarıyorum. Kötü olan her şeyden kaçının. Bu konuda kendi kendine yön veremeyen başkasına nasıl örnek olur? Para sevdasından kaçınmayan, putperestlik lekesini taşır ve Rabbin yargısından habersiz olan paganlarca yargılanacaktır. Pavlus’ un da öğrettiği gibi Azizlerin dünyayı yargılaya-cağını bilmiyor muyuz?

Bana gelince, ben sizde bu tarz bir davranışı ne gördüm ne de işittim, Aziz Pavlus da nezrinizde çalışmış ve yazısının başında sizden övgü ile bahsetmişti. Gerçekten de, biz henüz Tanrı’yı bilmezken, Onu tanıyan tüm Kiliseler nezrinde sizinle övünmüştür. Bu nedenle, kardeşlerim, onun için ve zevcesi için çok üzülüyorum. Tanrı ona gerçek bir pişmanlık nasip etsin. Siz de bu konuda çok ihtiyatlı olun ve onlara düşman gözü ile bakmayın. Hep birlikte oluşturduğunuz vücudu kurtarmak için, onlara hasta ve yolunu şaşırmış uzuvlar muamelesi yapın. Böyle davranarak teşkil ettiğiniz binayı yüceltirsiniz.



(Polikarpos, Filipililere Mektubundan,12-l4)

Olağan 26. Perşembe

Dünyaya çağrı. Antakyalı Aziz İgnatius’ un mektuplarının gönderilmesi.

Kutsal Kitaba çok aşina olduğunuzdan, Onun hakkında her şeyi bildiğinizden eminim. Bu kabiliyet bana nasip olmadı. Ben sadece Kutsal Kitabın sözlerini yinelemekle yetineceğim: Hiddete kapıldığınız zaman, günahta direnmeyin ve güneş batarken sizi hiddetli bulmasın. Ne mutlu bunu anımsayana. Sanırım, siz anımsıyorsunuz.

Rabbimiz İsa Mesih’in Babası olan Tanrı ve İsa Mesih’in kendisi, Tanrı Oğlu ve ulu ve ebedi Kahin sizlere, imanda ve hakikatte, kusursuz bir müsamahada ve sükunette, sebatta, sabırda, katlanmada ve iffette ilerlemeyi ihsan etsin. Sizleri ve sizinle birlikte de bizi, Rabbimiz İsa Mesih’e ve O’nu ölülerden dirilten Babasına inanan tüm dünya insanlarını, Azizlerin mirasına paydaş etsin.

Tüm inananlar için dua edin. Krallar, yetki sahipleri, hükümdarlar, size eziyet edenler, kin besleyenler ve Çarmıhın düşmanları için de. Böylece taşıdığınız meyveyi herkes görecek ve siz O’nda kemale erişeceksiniz.

Sizden ve İgnatius’ dan mektup aldım, Suriye’ye giden olursa sizin mektubunuzu da götürsün, diye. Uygun bir fırsat bulursam bunu sağlayacağım, ya bizzat, ya da göndereceğim kimsenin aracılığı ile.

İgnatius’ un mektuplarına gelince, ister bize yazdıkları olsun, ister elimizde bulunan diğer mektupları, bunları dilediğiniz gibi size gönderiyoruz. Mektuplar bu yazımıza eklidir ve size büyük faydalar sağlayacaktır. Bu mektuplarda iman var. İgnatius ve arkadaşları hakkında edinebileceğiniz kesin bilgileri bize de iletiniz.

Bu mektubu, size daha önce de yaptığım gibi şimdi tekrar tavsiye ettiğim Crescentius vasıtasıyla gönderiyorum. Kendisi bizde kusursuz bir davranış sergiledi ve sanırım sizde de öyle olacaktır. Kız kardeşini de, yanınıza geldiği zaman, size emanet ederim. Rabbimiz İsa Mesih’te ve onun inayetinde esen kalın, tüm sizinkilerle birlikte. Amin.



(İzmir Kilisesinin Aziz Polikarpos’ un Şehitliği

Hakkında Mektup, 13,2-15,3)

23 Şubat, Aziz Polikarpos Bayramı

Odun yığını hazırlandıktan sonra Polikarpos, giysilerini kendisi çıkararak kemerini söktü ve ayakkabılarını da kimsenin yardımı olmadan çıkarmak istedi. Daha önce bunu hiç yapmamıştı, çünkü müminleri vücuduna dokunmak için adeta yarışırlardı; imanı uğrunda şehit olmadan önce bile ulvi yaşamı daima derin bir saygı uyandırmıştı.

Odun yığını için hazırlanan malzemeleri hemen etrafına yerleştirdiler. Cellatları onu mıhlamaya hazırlanırken şöyle dedi:

"Beni böylece bırakın. Bana ateşe dayanma gücünü veren, çivileriniz olmadan da, odun yığını üstünde dimdik durmamı sağlayacaktır." Bunun üzerine, onu mıhlamayıp sadece bağladılar. Böylece, elleri sırtında kıskıvrak bağlıyken, kurban edilmek üzere, büyük bir sürünün içinden çekip çıkarılan, Tanrı’nın rızasına sunulmuş, seçkin bir koçu andırıyordu. Gözlerini gökyüzüne kaldırarak şöyle konuştu:

"Rabbim, sevdiğin ve kutsadığın, bize ismini öğreten Oğlun İsa Mesih’in babası, her şeye muktedir Tanrım, meleklerin, göklerdeki güçlerin, tüm yaratılışın ve huzurunda yaşayan tüm haksever kuşağın Tanrısı, sana şükrediyorum, çünkü şehitlerin topluluğu içinde, Kutsal Ruh’un bağışladığı ölümsüzlükle, ruhumun ve bedenimin ebedi hayata uyanması için, Mesih’in cefasına paydaş olayım diye, beni bugüne ve bu saate layık gördün. Gerçek ve tek Tanrım, önceden hazırlayıp gösterdiğin gibi, önceden gerçekleştirdiğin gibi, seni hoşnut edecek mebzul bir kurban misali, onlarla birlikte bugün huzuruna çıkmayı diliyorum senden. Ve de sana her şeyde şükrediyorum, sana övgü okuyorum, Aziz Oğlun, ulu ve ebedi göksel kahin İsa Mesih aracılığı ile sana hamdediyorum. Sana, O’na ve Kutsal Ruh’a şimdi ve sonsuza dek şükürler olusun.

Bu Amin’i göklere yükselterek duasını bitirince, ateşçiler odun yığınını tutuşturdu. Kocaman bir alev yükseldi ve bu olayları insanlara iletmek için seçilen ve bunları görmeye nail olan bizler bir mucizeye tanık olduk. Ateş, rüzgarda şişen yelken gibi, bir kubbe şeklini aldı, bir siper gibi şehidin bedenini kuşattı. Aziz ise ortada duruyordu, yanan bir vücut gibi değil, pişen ekmek gibi ya da potada ışıldayan altın veya gümüş gibi. Ve de günlükten ya da başka pahalı bir ıtırdan yayılıyormuş gibi bir koku geliyordu burnumuza.


AZİZ POLİKARPOS'UN

ŞEHİT EDİLİŞİNİN ÖYKÜSÜ

Aziz Polikarpos, Havari Yuhanna' nın öğrencisi idi. Sonradan Asya'nın en eski Kiliselerinden olan İzmir Kilisesi'nde Episkopos tayin edildi. MS. 155 yılında İmparator Antoninus Pius' un hükümdarlığı altında işkence gördü. Gördüğü eza ve işkencelerin görgü tanığı olan Kilisesinin mensupları Frikya Kilisesine bir mektup yazarak onlara bu hadiseyi anlatmışlardı. Aziz Polikarpos' un şehit edilişine ait burada anlatılanlar bu mektuptan alınmıştır.

İncil'e uygun bir işkence.

Kardeşlerimiz, size işkence çekenler ve Aziz Polikarpos hakkında yazıyoruz. Polikarpos' un işkence edilmesi ve ölümü ile bütün işkenceler son buldu ve Hıristiyanlar artık takip edilmiyorlar. Son olaylarla gökteki Rabbimiz, Polikarpos’ un acı ve işkence çekmesinin İncil'e uygun olduğunu gösterdi. Gerçekten de Polikarpos Mesih İsa gibi ele verilmeyi bekledi. Bize örnek olup sadece kendimizin değil de başkalarının kazancını da düşünmemiz gerektiğini gösterdi. Çünkü gerçek sevap sadece kendi kurtuluşunu arzulamak değil, kardeşlerimizin kurtuluşunu da istemektir.

Evet, Allah'ın arzusuna göre olan bütün işkence ile ölümler azizlik ve cesaret örneğidir. Çünkü her konuda Allah'ın gücünü görecek kadar dindar olmalıyız. Kim işkence çekenlerin cömertliğini, dayanma gücünü ve Rabbe olan sevgisini takdir etmez ? Kırbaçlananların derileri yarılmış, damarları gözüküyordu, buna rağmen dayanma gücü buluyorlardı. O kadar ki seyirciler onlara acıyor, onlar için üzülüyorlardı. Korkunç acılar çekenler ise harika bir cömertlik örneğiyle ağızlarından hiç bir çığlık veya inleme kaçırmıyorlardı.



Germanicus

Şeytan onlara karşı birçok girişimler yapmıştı, ama Allah'a şükürler olsun hiç birini yenememişti.

Germanicus, herkesten cesurdu ve herkesin ürkekliğini dayanma gücü ile kuvvetlendiriyordu. Hayvanlara karşı savaşmada harika idi. Konsül Vekili direnişini kırmak için gençliğine acıdığını söylüyordu.

Ama o tersine hayvana şiddet göstererek kendisine çekiyor, haksızlıklar dolu bu hayattan bir an önce ayrılmayı arzuladığını gösteriyordu.

O zaman bütün millet, dindar ve aziz olan Hıristiyanların cesaretlerine hayran kaldılar. Şöyle bağırmaya başladılar: - Dinsizlere ölüm! Polikarpos' u arayalım!


Quintus olayı

Sadece bir kişi zayıflık gösterdi. Adı Quintus idi. Ülkesinden yeni gelmiş bir Frikyalı idi. Hayvanları görünce paniğe kapıldı. O da kendisini serbestçe teslim etmişti ve başkalarını da aynen yapmaya itmişti. Ancak Konsül Vekilinin ısrarları ile imanını inkâr edip putlara kurban kesti.


Askerler Polikarpos' u arıyorlar

Polikarpos her şeyi ile mükemmeldi. Olanları duyunca hiç etkilenmedi, hatta aynı şehirde kalmak bile istedi. Ama çoğunluk onu uzaklaşmaya ikna etti. Bunun için şehirden uzakta olmayan küçük bir eve arkadaşları ile birlikte çekildi.

Adeti olduğu gibi gece ve gündüz bütün insanlar ve dünyadaki bütün kiliseler için dua ediyordu.

Yakalanmasından üç gün önce dua ederken bir rüya gördü. Odasını alevler içinde gördü. Arkadaşlarına da dönüp, kehanette bulundu:

- Canlı olarak yakılacağım!

Onu yakalamak üzerelerken başka bir yere taşındı. O gider gitmez askerler onu yakalatmak için varmıştı. Onu bulamayınca iki genç esir ele geçirdiler. Aralarından biri işkencelere dayanamayıp konuştu. O andan itibaren Polikarpos artık saklanamıyordu, çünkü kendi evinden olan kişiler onu ele vermişlerdi. Herodes isimli yüzbaşı, onu stadyuma getirmek için acele ediyordu: Polikarpos' un kaderi, orada Mesih'in acılarını paylaşmaktı. Onu ele verenler de Yahuda' nın cezasını çekeceklerdi.


Yakalanması

Bir Cuma, akşam yemeği saatinde, genç köleyi götürdüler. Piyade ve atlı askerler, her zamanki gibi silahlı olarak, bir haydudu kovalıyorlarmış gibi yola koyuldular. Vardıklarında karanlık çökmüştü ve Polikarpos' u yukarıdaki katta yatarken buldular. Oradan da kaçıp başka bir yere saklanabilirdi. Ama istemedi.

Şöyle dedi:

- Allah'ın istediği olsun!

Polikarpos vardıklarını duymuştu. Aşağıya inip onlarla konuşmaya başladı. Yaşı ve sakinliği ile herkesin hayranlığını uyandırdı. O yaşta birini tutuklamak için o kadar çok uğraşıldığına, emek sarf edildiğine şaşıyorlardı.

Polikarpos hemen onlara diledikleri kadar yiyecek ve içecek ikram etti. Onlardan sadece rahatça dua edebilmesi için bir saat istedi. Kabul ettiler. Ayakta dua etti. Allah'ın lütfu ile dolu idi. Böylece iki saat dua etti. Onu duyanlar şaşkınlık içinde idiler. Çoğu böyle hürmete lâyık bir ihtiyarı yakalamaktan üzgündü.


Stadyuma doğru yolda

Polikarpos onunla beraber yaşamış olan büyükler ve küçükler, meşhur veya halktan olan insanlar ve bütün dünyaya yayılmış Kilise için dua ettikten sonra yola çıkma zamanı geldi: Onu bir merkep üstüne oturttular ve şehre götürdüler. O gün Cumartesi günü idi.

Askerlerin başı ve onun babası Nicetus onu karşılamaya geldiler. Onu arabalarına aldılar ve aralarına oturttular. Onu ikna etmeye çalışıyorlardı:

- Sezar Tanrıdır deyip ona günlük ikram etmekte ne kötülük var? Böyle yaparak hayatını kurtarırdın.

O ilk önce hiç sesini çıkarmadı. Sonra ısrar ettikleri için şöyle cevap verdi:

- Hayır, bana tavsiye ettiklerinizi yapmayacağım!

Onu ikna edemeyeceklerini anladıklarında ona bu sefer küfretmeye başladılar.

Onu arabadan şiddetle dışarı attılar. O kadar ki ayağı bile yaralandı. Polikarpos başına hiç bir şey gelmemişçesine arkasına dönüp bakmadan stadyuma doğru yürümeye başladı.

Orada o kadar çok gürültü vardı ki hiç kimse sesini duyurtamıyordu.

Sonunda Polikarpos' u içeri aldılar. Onun yakalandığı duyulduktan sonra gürültü sağır edecek kadar çok fazlalaştı.


Sorgu

Polikarpos' u konsül Vekiline götürdüler. Konsül Vekili onun Polikarpos olup olmadığını sordu. O, evet diye cevap verdi.

Konsül Vekili ona, hayır demesini tavsiye etti.

-Büyük yaşına saygı duy! - dedi ve adeti olduğu gibi buna benzer

şeyler ekledi:

- Sezar'ın adına yemin et! Geriye dön! Dinsizleri yuhla!

O zaman Polikarpos ciddi bir ifade ile stadyumu dolduran putperestlere baktı, onlara eliyle işaret etti, gözlerini gökyüzüne çevirdi ve içini çekerek şöyle dedi:

- Dinsizlere yuh!

Konsül Vekili ısrar ediyordu:

- Yemin et ve seni serbest bırakacağım! Mesih'i inkâr et!

Polikarpos şöyle cevap verdi:

- aaaaen altı senedir Mesih'e hizmet ediyorum ve bana hiç bir kötülüğü dokunmadı. Kralıma ve Kurtarıcıma nasıl küfrederim?

Konsül vekili yeniden ısrar etti:

- Sezar'ın adına yemin et.

Polikarpos şöyle cevap verdi:

- Dediğin gibi yemin edeceğimi zannediyorsan, yanılıyorsun. Ve benim kim olduğumu bilmezlikten geliyorsun. İşte, dinle, ben sana açıkça söylüyorum: Ben Hıristiyan’ım!

Konsül Vekili yeniden başladı:

- Hayvanlarım var. Eğer fikir değiştirmezsen onlara yem olursun.

Polikarpos cevap verdi:

- Haydi çağır onları! Çünkü bizler iyiden kötüye gitmek için fikir değiştirmeyiz. Ama kötüden iyiye geçmek işte bu güzeldir!

Konsül Vekili kızarak:

- Madem ki hayvanları küçümsüyorsun, fikir değiştirmezsen seni ateşle yakarım - dedi.

Polikarpos cevap verdi:

- Sen beni bir an yakan sonra sönen ateşle korkutuyorsun. Ama kötüleri bekleyen sonsuz acıları ve yargılamanın ateşini bilmiyor musun ? O halde geç kalma. İstediğine karar ver.

Bunlar Polikarpos' un verdiği cevaplardan birkaç tanesidir.

Polikarpos' un yüzü güzellikten parlıyordu ve kuvvet, mutluluk doluydu. Soruşturma onu ne sıkmış ne de üzmüştü.

Tersine Konsül Vekili sinirliydi. Sözcüsünü stadyumun ortasına yollayıp üç kere şunu bildirdi:

- Polikarpos Hıristiyan olduğunu söyledi.


Ölüme mahkûm edilir

Kahramanca söylediği bu sözlerden sonra putperestler ve İzmir'e yerleşmiş Müsaviler kızgınlıkla bağırmaya başladılar:

- İşte, Asya'nın öğreticisi, Hıristiyanların babası, tanrılarımızı yıkan o dur! O kadar kişiye tanrılarımıza kurban kesmemeyi ve tapmamayı öğreten o dur! Bir taraftan kuvvetle bağırırlarken öte yandan Asiyark¹ Filippus' tan Polikarpos üzerine bir aslan yollamasını istiyorlardı. Filippus bunu yapmaya yetkisi olmadığını söyledi. Çünkü hayvanlarla dövüşler sona ermişti.

O zaman hep beraber karar verip şöyle bağırdılar:

- Polikarpos canlı olarak yakılsın!


Odunlar hazırlanıyor

O zaman her şey çok çabuk, gerektiğinden kısa bir sürede oldu.

Anında millet, tahtalar ve odunlar toplamaya ve üst üste yığmaya başladı. Museviler, adetleri olduğu gibi hevesle çalışıyorlardı.

Odunlar hazır olunca Polikarpos soyundu; kemerini çözdü ve ayakkabılarını da çıkarmaya çalıştı. Genelde bunu kendi yapmazdı, çünkü etrafındaki imanlılar bu hizmeti ona yapmaya can atıyorlardı: adeta vücuduna dokunabilmek için yarışıyorlardı. Gerçekten de şehit olmadan önce bile ona büyük bir saygı duyuyorlardı, çünkü yaşamı ile büyük bir aziz olduğunu göstermişti.

Onu yakmak için gerekenleri derhal hazırladılar. Onu çivilemek üzerelerken Polikarpos şöyle dedi:

- Beni böyle bırakın! Bana alevlere dayanma gücünü veren, çivisiz de kımıldamadan durmam için bana güç verecektir.

O zaman onu çivilemediler, sadece bağladılar. Elleri sırtında zincirli, kurban edilmek üzere sürüden alınmış kaliteli, Allah için hazırlanmış güzel bir kurbana benziyordu!


Şükran duası

Polikarpos gözlerini göğe kaldırarak şöyle dedi:

"Rabbim, her şeye kadir Allah'ım,

çok sevgili ve kutsal Oğlun Mesih İsa

bize senin adını öğretti.

MeIekIerin ve her gücün Allah'ı

bütün yaratıkların ve

senin indinde yaşayan

bütün dürüst insanların Babası

sana şükrediyorum,

çünkü beni bugünü ve bu saati yaşamaya layık gördün:

Mesih'in kupasına ortak olmaya beni layık gördün;

öyle ki ruhum ve vücudum ebedi bir hayata dirilecek

ve Kutsal Ruh gibi ebediyen yaşayacaktır.

AIIah' ım bugün beni

değerli ve hoş bir sunak olarak yanında kabul et!

Sen bunu eskiden beri hazırlamıştın.

Bana bildirmiştin

ve de şimdi gerçekleştirdin.

Ey Gerçeklerin AIIah' ı!

Bunun için ve diğer bütün lütuflar için

sana şan, şeref ve övgüler olsun.

Ebedî büyük kâhin olan

sevgili oğlun Mesih İsa sayesinde

sana şan, şeref ve övgüler olsun!

Mesih sayesinde, Mesih'le birlikte ve Kutsal Ruh'un

sağladığı birlik sayesinde

şimdi ve ebediyen sana övgüler olsun!

Amin.


Alevlerin arasında

Polikarpos "Amin" deyip duasını bitirdikten sonra ateşi yaktılar.

O zaman parlak bir alev yükseldi.

Ve gördüklerimizi başkalarına anlatabilmemiz için orada bulunma şansına layık olan bizler harika bir şey gördük: alev rüzgardan şişmiş bir yelkenli gibi yükseldi ve Polikarpos' un vücudunun etrafını sardı. O ortada duruyordu. Yanan bir et gibi değil, pişen bir ekmek gibi idi. Ya da daha doğrusu ateşte parlayan bir gümüş gibi idi. Ve biz günlük kokusuna benzer en güzel kokulara bedel bir koku duyduk. Sonunda putperestler Polikarpos' un vücudunun ateşten etkilenmediğini görünce onu hançerlemek için birini yolladılar.

Onu hançerlediklerinde o kadar çok kan aktı ki ateş söndü. Kalabalık, imansızlar ile seçilmişler arasındaki büyük farkı görmekten şaşkındılar.

Ama kötü, kıskanç, ve doğru olanların düşmanı, Polikarpos’ un şehit olmasındaki büyüklüğü ve çocukluğundan beri kusursuz olan hayatını duydukça ve onun böyle büyük bir zaferle öldüğünü görünce zavallı cesedini almamıza izin vermedi. Hepimiz onun değerli vücuduna sahip olmak istiyorduk. O kötü, Herodes’ in babası ve Alces’ in kardeşi Nicetus’ a bile vücudunu vermemeleri için aracılık yapmasını istedi. Ve şöyle diyordu:

- Korkmalıyız, belki de haça gerilmişten vazgeçip Polikarpos’ a tapmaya başlarlar!.

Bunu Polikarpos’ un vücudunu almak istediğimizde incelemeler yapan Museviler söylediler.

Onlar, dünyada insanların kurtuluşu için acılar çeken Mesih’ten başkasına tapmayacağımızı bilmiyorlardı.

Biz Mesih’i ne terk edebiliriz ne de başkasına değiştirebiliriz. Çünkü biz ona Allah’ın Oğlu olduğu için tapıyoruz. Ama din için şehit olanları, Havariler ve Rabbi taklit edenleri çok severiz. Ve bu doğrudur, çünkü onlar Rabbi ve Kralımızı mukayese edilmez bir şekilde sevdiklerini gösterdiler.

Biz de keşke onların arkadaşları ve öğrencileri olabilsek!

Yüzbaşı, Museviler tarafından çıkarılan kavgayı görünce cesedi herkesin görebilmesi için sergiledi ve sonra adetleri gereğince onu yaktılar. İşte böylece biz de kıymetli taşlardan ve paha biçilmez altından daha değerli olan kemiklerini böylece toplayabildik ve doğru dürüst bir yere koyabildik.

İşte orada, Allah'ın yardımı ile mümkün olduğu zamanlar sevinçle ve mutlulukla, Polikarpos' un ölüm yıldönümlerinde toplanıyoruz. Ve diğer din şehitlerini de hatırlıyoruz.

Böylece kendimizi de ileride olabilecek zorluklara hazırlıyoruz.


Bir örnek ve bir hatıra

Bu mutlu Polikarpos' un öyküsüdür. Filadelfya’ da ki lerle beraber İzmir’de şehit olan on ikinci kişidir. Fakat Polikarpos diğerlerinden daha çok hatırlanmaktadır, o kadar ki putperestler bile halen ondan bahsetmektedirler.

Polikarpos sadece iyi bir hoca değil aynı zamanda İncil'e uygun olarak şehit olan örnek bir kişidir. Herkes onun acı çekmesini örnek almak istemektedir. Sabrı ile adaletsiz hakim önünde zafer kazandı ve ölümsüzlük taşına lâyık oldu.

Polikarpos şimdi Havarilerle ve bütün doğru olanlarla birlikte mutlulukla Evrensel Kilisenin Çobanı, ruhlarımızın rehberi ve Kurtarıcımız Rabbimiz Mesih İsa'yı ve her şeye kadir Allah'ı övmektedir.




aLinti..
Olağan 26. Pazar

Tanrı’ya imanda ve sevgide hizmet etmek.

Polikarpos ve yanındaki rahiplerden, Filipi’ de gurbetteymiş gibi yaşayan Kilise’ye: her şeye kadir olan Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih sizlere merhamet ve barış ihsan eylesin.

Gerçek sevginin timsali olan şahitlere kucak açtığınızda, azizlere layık olan zincirlere -bu zincirler ki Tanrımız ve Rabbimizin gerçekten geçtikleri için bir baş tacı gibidir - vurulanlara gerektiği gibi eşlik ettiğinizde, mutluluğunuza Rabbimiz İsa Mesih’te ben de gönülden katıldım. Eskiden beri bilinen imanınızın güçlü kökünün de bugüne dek sağlam kalmasına ve İsa Mesih’te meyve vermesine sevindim. O İsa Mesih ki günahlarımız yüzünden ölümle kucaklaştı. Tanrı’nın, ölümün acılarına son vererek dirilttiği İsa Mesih. Henüz görmediğiniz, sözlerle anlatılamayan, çehrenizi nurlandıran, birçoğunun özlemi olan bir mutlulukla iman ettiğiniz Mesih. Çünkü biliyorsunuz, inayet sayesinde kurtuldunuz, eylemleriniz sayesinde değil, İsa Mesih aracılığı ile Tanrı’nın rızası sayesinde. Bu nedenle, eyleme hazırlanınız ve Tanrı’ya züht içinde ve gerçekten hizmet ediniz. Topluluğun boş lafları ve yanılgılarından uzak durun. Rabbimiz İsa Mesih’i ölülerden diriltene, ona şan ve şeref verene, sağ kolunda bir taht ihsan edene inanın. Göklerde ve yeryüzünde her şey ona tabidir. Her nefes alan varlık ona tapar. O dirileri ve ölüleri yargılamak üzere gelecek ve Tanrı O’na inanmayı reddedenlerden O’nun kanının hesabını soracak.

İstediğini yaparsak, buyruklarına uyarsak, onun sevdiğini seversek, her türlü haksızlıktan, açgözlülükten, para sevdasından, dedikoduaculuktan, yalancı tanıklıktan kaçınırsak, kötülüğe kötülükle, hakarete hakaretle, darbeye darbeyle, bedduaya bedduayla karşılık veramezsek, O’nu dirilten, bizi de diriltecek, Rabbin öğretisini anımsayalım: yargılanmak istemezseniz, yargılamayın. Bağışlayın ki bağışlanasınız. Merhamet edin ki merhamet edilsin. Kullandığınız ölçü size uygulanacaktır. Ayrıca şu sözleri de hatırlayın: Ne mutlu yoksullara ve adalet uğruna ezilenlere. Tanrı mülkü onlarındır.



(Polikarpos, Filipililere Mektup, 3,1-5,2)

Olağan 26, Pazartesi.

Hıristiyan ülküsü.

Size adalet hakkında yazı yazmaya kendiliğimden karar vermiş değilim, kardeşlerim, bunu önce siz benden istediniz. Kaldı ki ne ben, ne de bir başkası bilgede aziz ve şanlı Pavlus ile ölçüşemez. O, aranızda olduğu sürece ve çağdaşları ile yüz yüze konuşurken, gerçeği kesin ve güçlü bir ifade ile öğretti. Yanınızdan ayrıldıktan sonra da size bir mektup yazdı. Bunu incelerseniz, size ihsan edilen imanda ilerlemeniz mümkün olur. Bu iman hepinizin anasıdır, onu umut izler, Tanrı, İsa ve insan sevgisi ise önünden gider. Bu erdemlere uygun olarak yaşayan, kişinin doğru olmasını sağlayan buyruğu yerine getirir.

Tüm kötülüklerin kaynağında para sevdası vardır. O halde, bu dünyaya gelirken hiçbir şey getirmediğimizin, giderken de hiçbir şey götüremeyeceğimizin bilincinde olarak, adaletin silahlarını kuşanalım ve her şeyden önce Rabbin buyruğuna uymayı öğrenelim. İkinci olarak da karılarınıza, kendilerine öğretilen imanda, sevgide, saflıkta yaşamayı öğretiniz; kocalarına sadakatle bağlı olsunlar, herkesi eşit şekilde, kusursuz bir iffetle sevsinler, çocuklarını Tanrı saygısı içinde yetiştirsinler. Dul kadınlara Tanrı’ya iman etmenin bağışladığı bilgelikle yaşamayı öğretelim; onlar daima herkes için dua etsin, her tür iftira, dedikodu, yalancı tanıklıktan, para sevdasından, her tür kötülükten uzak dursun. Kendilerinin Tanrı sunağı olduklarını ve Tanrı’nın her şeyi titizlikle incelediğini bilmeleri gerekir. Ne düşüncelerimiz, ne duygularımız, ne de kalbimizin sırları ondan gizli kalır.

O halde, Tanrı ile alay edilmediğini bildiğimize göre, buyruklarına ve şanına layık şekilde yaşamamız gerekiyor.

Keza diyakozlar da O’nun adaleti önünde kusursuz olsunlar, çünkü insanların değil, Tanrı’nın ve Mesih’in hizmetkarlarıdırlar. Ne müfateri, ne ikiyüzlü, ne para düşkünü olsunlar. Her şeyde nefislerine egemen, merhametli, etkin olsunlar, kendini diyakoz, yani herkesin hizmetkarı yapan Tanrı’ya layık şekilde hareket etsinler. Onu bu dünyada hoşnut edersek, bize karşılığında gelecek dünyayı ihsan edecektir. 0 bize, bizi gerçekten ölülerden diriltmeyi ve, O’na layık davranırsak, mülküne paydaş etmeyi vaat etti, yeter ki inanan olalım.



(Polikarpos, Filipililere Mektubundan, 6-8,2)

Olağan 26. Salı

Rahiplere çağrı: Mesih’i örnek edinelim.

Rahipler herkese karşı merhametli, bağışlayıcı olsun, yanılgıları düzeltsinler, hastaları ziyaret etsinler, dulu, yetimi yüzüstü bırakmayarak, Tanrı ve insanlar huzurunda daima iyilik yapmaya özen göstersinler; hiddetten, taraf tutmadan, haksız yargıdan kesinlikle kaçsınlar, para sevdasından her ne pahasına olursa olsun uzak dursunlar, kötülüğe inanmada aceleci olmasınlar, yargıları acımasız olmasın, günah konusunda hepimizin kusuru olduğunu unutmasınlar.

Tanrı’ya bizi bağışlaması için dua ediyorsak, biz de bağışlamalıyız, çünkü Tanrı’mızın ve Rabbimizin gözleri önünde bulunuyoruz ve hepimiz Mesih’in mahkemesine çıkacağız, herkes yaptıklarının hesabını verecek. Bu nedenle O’na huşu ve saygı ile hizmet edelim, bizzat kendisinin emrettiği gibi, bize İncil’i müjdeleyen Havariler ve Rabbin geleceğini önceden bildiren Peygamberler gibi. İyiliğin ateşli yandaşları olalım, sürçmelere neden olacak davranışlardan, yalancı kardeşlerden ve Rabbin ismini sahte olarak taşıyarak. düşüncesiz kimseleri yanıltanlardan kaçınalım.

Zira İsa Mesih’in vücut alarak geldiğini beyan etmeyen her kimse Mesih’e karşıdır, Çarmıha tanıklık etmeyen kimse Şeytana aittir. Tanrı sözlerini kendi öz dileklerine göre çarpıtan. dirilişin ve yargının olmadığını ileri süren Şeytanın ilk çocuğudur. O halde halk arasında varolan yanılgıları ve yanlış doktrinleri terk edelim, başından beri bize verilen öğretiye dönelim: ibadet edebilmek için yetingen olalım. Oruçta sebat edelim. Dualarımızda, herkesi gören Tanrı’dan bizi deneyime tabi tutmasını dileyelim, çünkü Rab şöyle der: Ruh istekli, ten ise zaafla malumdur.

O halde umudumuz ve adaletimizin teminatı olan İsa Mesih’e sıkı sıkıya bağlı kalalım, çünkü o bedeninde kusurlarımızı Çarmıh’ın ağacına taşıdı. hiçbir günah işlemeyen, hiçbir yalan söylemeyen O; ancak bizim için, Onda yaşamamız için her şeye tahammül etti. Biz de tahammülünü örnek edinelim ve Onun uğruna acı çekersek. Ona şükredelim. Çünkü bize verdiği örnek budur ve biz buna inandık.



(Polikarpos. Filipililere Mektubundan, 9-11)

Olağan 26. Çarşamba

Sebata çağrı.

Hepinizi adalet sözüne uymaya ve tam bir sabırda sebat etmeye davet ediyorum. Bu kusursuz sabrı gözlerinizle gördünüz, sadece mutlu İgnatius, Zosimus ve Rufus’ da değil, yanınızda bulunan başkalarında ve keza Pavlus ve Havariler’ de de. Şundan emin olunuz, onlar boşuna yarışmadılar, iman ve adalet için yarıştılar ve şimdi hakkettikleri yerde bulunuyorlar, Cefasını paylaştıkları Rabbin yanında. Onlar bu dünyayı değil, bizim için Ölen’ i ve Tanrı’nın uğrumuza dirilttiğini sevdiler.

O halde bu imanda sebat ediniz ve Rabbin örneğini izleyiniz, sarsılmaz bir imanla, kardeşlerinizi, birbirinizi kollayarak, kimseyi hakir görmeyerek yapabileceğiniz iyiliği gecikmeden yapın. Çünkü sadaka ölümden kurtarır. Birbirinize tabi olun, putperestlerin ortasında örnek bir davranış sergileyin ki hayırlı işleriniz övgüye değer görünsün ve sizin yüzünüzden Rabbe lanet okunmasın. Vay Tanrı adına lanet ettirene! Yaşamınıza hakim olan ölçülüğü herkese öğretin.

Aranızda bir süre rahip olarak bulunan Valens’ in kendine verilen görevi kötüye kullanmış olmasına çok üzüldüm. Para sevdasından kaçınma, iffetli ve açık yürekli olma konusunda sizleri tekrar uyarıyorum. Kötü olan her şeyden kaçının. Bu konuda kendi kendine yön veremeyen başkasına nasıl örnek olur? Para sevdasından kaçınmayan, putperestlik lekesini taşır ve Rabbin yargısından habersiz olan paganlarca yargılanacaktır. Pavlus’ un da öğrettiği gibi Azizlerin dünyayı yargılaya-cağını bilmiyor muyuz?

Bana gelince, ben sizde bu tarz bir davranışı ne gördüm ne de işittim, Aziz Pavlus da nezrinizde çalışmış ve yazısının başında sizden övgü ile bahsetmişti. Gerçekten de, biz henüz Tanrı’yı bilmezken, Onu tanıyan tüm Kiliseler nezrinde sizinle övünmüştür. Bu nedenle, kardeşlerim, onun için ve zevcesi için çok üzülüyorum. Tanrı ona gerçek bir pişmanlık nasip etsin. Siz de bu konuda çok ihtiyatlı olun ve onlara düşman gözü ile bakmayın. Hep birlikte oluşturduğunuz vücudu kurtarmak için, onlara hasta ve yolunu şaşırmış uzuvlar muamelesi yapın. Böyle davranarak teşkil ettiğiniz binayı yüceltirsiniz.



(Polikarpos, Filipililere Mektubundan,12-l4)

Olağan 26. Perşembe

Dünyaya çağrı. Antakyalı Aziz İgnatius’ un mektuplarının gönderilmesi.

Kutsal Kitaba çok aşina olduğunuzdan, Onun hakkında her şeyi bildiğinizden eminim. Bu kabiliyet bana nasip olmadı. Ben sadece Kutsal Kitabın sözlerini yinelemekle yetineceğim: Hiddete kapıldığınız zaman, günahta direnmeyin ve güneş batarken sizi hiddetli bulmasın. Ne mutlu bunu anımsayana. Sanırım, siz anımsıyorsunuz.

Rabbimiz İsa Mesih’in Babası olan Tanrı ve İsa Mesih’in kendisi, Tanrı Oğlu ve ulu ve ebedi Kahin sizlere, imanda ve hakikatte, kusursuz bir müsamahada ve sükunette, sebatta, sabırda, katlanmada ve iffette ilerlemeyi ihsan etsin. Sizleri ve sizinle birlikte de bizi, Rabbimiz İsa Mesih’e ve O’nu ölülerden dirilten Babasına inanan tüm dünya insanlarını, Azizlerin mirasına paydaş etsin.

Tüm inananlar için dua edin. Krallar, yetki sahipleri, hükümdarlar, size eziyet edenler, kin besleyenler ve Çarmıhın düşmanları için de. Böylece taşıdığınız meyveyi herkes görecek ve siz O’nda kemale erişeceksiniz.

Sizden ve İgnatius’ dan mektup aldım, Suriye’ye giden olursa sizin mektubunuzu da götürsün, diye. Uygun bir fırsat bulursam bunu sağlayacağım, ya bizzat, ya da göndereceğim kimsenin aracılığı ile.

İgnatius’ un mektuplarına gelince, ister bize yazdıkları olsun, ister elimizde bulunan diğer mektupları, bunları dilediğiniz gibi size gönderiyoruz. Mektuplar bu yazımıza eklidir ve size büyük faydalar sağlayacaktır. Bu mektuplarda iman var. İgnatius ve arkadaşları hakkında edinebileceğiniz kesin bilgileri bize de iletiniz.

Bu mektubu, size daha önce de yaptığım gibi şimdi tekrar tavsiye ettiğim Crescentius vasıtasıyla gönderiyorum. Kendisi bizde kusursuz bir davranış sergiledi ve sanırım sizde de öyle olacaktır. Kız kardeşini de, yanınıza geldiği zaman, size emanet ederim. Rabbimiz İsa Mesih’te ve onun inayetinde esen kalın, tüm sizinkilerle birlikte. Amin.



(İzmir Kilisesinin Aziz Polikarpos’ un Şehitliği

Hakkında Mektup, 13,2-15,3)

23 Şubat, Aziz Polikarpos Bayramı

Odun yığını hazırlandıktan sonra Polikarpos, giysilerini kendisi çıkararak kemerini söktü ve ayakkabılarını da kimsenin yardımı olmadan çıkarmak istedi. Daha önce bunu hiç yapmamıştı, çünkü müminleri vücuduna dokunmak için adeta yarışırlardı; imanı uğrunda şehit olmadan önce bile ulvi yaşamı daima derin bir saygı uyandırmıştı.

Odun yığını için hazırlanan malzemeleri hemen etrafına yerleştirdiler. Cellatları onu mıhlamaya hazırlanırken şöyle dedi:

"Beni böylece bırakın. Bana ateşe dayanma gücünü veren, çivileriniz olmadan da, odun yığını üstünde dimdik durmamı sağlayacaktır." Bunun üzerine, onu mıhlamayıp sadece bağladılar. Böylece, elleri sırtında kıskıvrak bağlıyken, kurban edilmek üzere, büyük bir sürünün içinden çekip çıkarılan, Tanrı’nın rızasına sunulmuş, seçkin bir koçu andırıyordu. Gözlerini gökyüzüne kaldırarak şöyle konuştu:

"Rabbim, sevdiğin ve kutsadığın, bize ismini öğreten Oğlun İsa Mesih’in babası, her şeye muktedir Tanrım, meleklerin, göklerdeki güçlerin, tüm yaratılışın ve huzurunda yaşayan tüm haksever kuşağın Tanrısı, sana şükrediyorum, çünkü şehitlerin topluluğu içinde, Kutsal Ruh’un bağışladığı ölümsüzlükle, ruhumun ve bedenimin ebedi hayata uyanması için, Mesih’in cefasına paydaş olayım diye, beni bugüne ve bu saate layık gördün. Gerçek ve tek Tanrım, önceden hazırlayıp gösterdiğin gibi, önceden gerçekleştirdiğin gibi, seni hoşnut edecek mebzul bir kurban misali, onlarla birlikte bugün huzuruna çıkmayı diliyorum senden. Ve de sana her şeyde şükrediyorum, sana övgü okuyorum, Aziz Oğlun, ulu ve ebedi göksel kahin İsa Mesih aracılığı ile sana hamdediyorum. Sana, O’na ve Kutsal Ruh’a şimdi ve sonsuza dek şükürler olusun.

Bu Amin’i göklere yükselterek duasını bitirince, ateşçiler odun yığınını tutuşturdu. Kocaman bir alev yükseldi ve bu olayları insanlara iletmek için seçilen ve bunları görmeye nail olan bizler bir mucizeye tanık olduk. Ateş, rüzgarda şişen yelken gibi, bir kubbe şeklini aldı, bir siper gibi şehidin bedenini kuşattı. Aziz ise ortada duruyordu, yanan bir vücut gibi değil, pişen ekmek gibi ya da potada ışıldayan altın veya gümüş gibi. Ve de günlükten ya da başka pahalı bir ıtırdan yayılıyormuş gibi bir koku geliyordu burnumuza.


AZİZ POLİKARPOS'UN

ŞEHİT EDİLİŞİNİN ÖYKÜSÜ

Aziz Polikarpos, Havari Yuhanna' nın öğrencisi idi. Sonradan Asya'nın en eski Kiliselerinden olan İzmir Kilisesi'nde Episkopos tayin edildi. MS. 155 yılında İmparator Antoninus Pius' un hükümdarlığı altında işkence gördü. Gördüğü eza ve işkencelerin görgü tanığı olan Kilisesinin mensupları Frikya Kilisesine bir mektup yazarak onlara bu hadiseyi anlatmışlardı. Aziz Polikarpos' un şehit edilişine ait burada anlatılanlar bu mektuptan alınmıştır.

İncil'e uygun bir işkence.

Kardeşlerimiz, size işkence çekenler ve Aziz Polikarpos hakkında yazıyoruz. Polikarpos' un işkence edilmesi ve ölümü ile bütün işkenceler son buldu ve Hıristiyanlar artık takip edilmiyorlar. Son olaylarla gökteki Rabbimiz, Polikarpos’ un acı ve işkence çekmesinin İncil'e uygun olduğunu gösterdi. Gerçekten de Polikarpos Mesih İsa gibi ele verilmeyi bekledi. Bize örnek olup sadece kendimizin değil de başkalarının kazancını da düşünmemiz gerektiğini gösterdi. Çünkü gerçek sevap sadece kendi kurtuluşunu arzulamak değil, kardeşlerimizin kurtuluşunu da istemektir.

Evet, Allah'ın arzusuna göre olan bütün işkence ile ölümler azizlik ve cesaret örneğidir. Çünkü her konuda Allah'ın gücünü görecek kadar dindar olmalıyız. Kim işkence çekenlerin cömertliğini, dayanma gücünü ve Rabbe olan sevgisini takdir etmez ? Kırbaçlananların derileri yarılmış, damarları gözüküyordu, buna rağmen dayanma gücü buluyorlardı. O kadar ki seyirciler onlara acıyor, onlar için üzülüyorlardı. Korkunç acılar çekenler ise harika bir cömertlik örneğiyle ağızlarından hiç bir çığlık veya inleme kaçırmıyorlardı.



Germanicus

Şeytan onlara karşı birçok girişimler yapmıştı, ama Allah'a şükürler olsun hiç birini yenememişti.

Germanicus, herkesten cesurdu ve herkesin ürkekliğini dayanma gücü ile kuvvetlendiriyordu. Hayvanlara karşı savaşmada harika idi. Konsül Vekili direnişini kırmak için gençliğine acıdığını söylüyordu.

Ama o tersine hayvana şiddet göstererek kendisine çekiyor, haksızlıklar dolu bu hayattan bir an önce ayrılmayı arzuladığını gösteriyordu.

O zaman bütün millet, dindar ve aziz olan Hıristiyanların cesaretlerine hayran kaldılar. Şöyle bağırmaya başladılar: - Dinsizlere ölüm! Polikarpos' u arayalım!


Quintus olayı

Sadece bir kişi zayıflık gösterdi. Adı Quintus idi. Ülkesinden yeni gelmiş bir Frikyalı idi. Hayvanları görünce paniğe kapıldı. O da kendisini serbestçe teslim etmişti ve başkalarını da aynen yapmaya itmişti. Ancak Konsül Vekilinin ısrarları ile imanını inkâr edip putlara kurban kesti.


Askerler Polikarpos' u arıyorlar

Polikarpos her şeyi ile mükemmeldi. Olanları duyunca hiç etkilenmedi, hatta aynı şehirde kalmak bile istedi. Ama çoğunluk onu uzaklaşmaya ikna etti. Bunun için şehirden uzakta olmayan küçük bir eve arkadaşları ile birlikte çekildi.

Adeti olduğu gibi gece ve gündüz bütün insanlar ve dünyadaki bütün kiliseler için dua ediyordu.

Yakalanmasından üç gün önce dua ederken bir rüya gördü. Odasını alevler içinde gördü. Arkadaşlarına da dönüp, kehanette bulundu:

- Canlı olarak yakılacağım!

Onu yakalamak üzerelerken başka bir yere taşındı. O gider gitmez askerler onu yakalatmak için varmıştı. Onu bulamayınca iki genç esir ele geçirdiler. Aralarından biri işkencelere dayanamayıp konuştu. O andan itibaren Polikarpos artık saklanamıyordu, çünkü kendi evinden olan kişiler onu ele vermişlerdi. Herodes isimli yüzbaşı, onu stadyuma getirmek için acele ediyordu: Polikarpos' un kaderi, orada Mesih'in acılarını paylaşmaktı. Onu ele verenler de Yahuda' nın cezasını çekeceklerdi.


Yakalanması

Bir Cuma, akşam yemeği saatinde, genç köleyi götürdüler. Piyade ve atlı askerler, her zamanki gibi silahlı olarak, bir haydudu kovalıyorlarmış gibi yola koyuldular. Vardıklarında karanlık çökmüştü ve Polikarpos' u yukarıdaki katta yatarken buldular. Oradan da kaçıp başka bir yere saklanabilirdi. Ama istemedi.

Şöyle dedi:

- Allah'ın istediği olsun!

Polikarpos vardıklarını duymuştu. Aşağıya inip onlarla konuşmaya başladı. Yaşı ve sakinliği ile herkesin hayranlığını uyandırdı. O yaşta birini tutuklamak için o kadar çok uğraşıldığına, emek sarf edildiğine şaşıyorlardı.

Polikarpos hemen onlara diledikleri kadar yiyecek ve içecek ikram etti. Onlardan sadece rahatça dua edebilmesi için bir saat istedi. Kabul ettiler. Ayakta dua etti. Allah'ın lütfu ile dolu idi. Böylece iki saat dua etti. Onu duyanlar şaşkınlık içinde idiler. Çoğu böyle hürmete lâyık bir ihtiyarı yakalamaktan üzgündü.


Stadyuma doğru yolda

Polikarpos onunla beraber yaşamış olan büyükler ve küçükler, meşhur veya halktan olan insanlar ve bütün dünyaya yayılmış Kilise için dua ettikten sonra yola çıkma zamanı geldi: Onu bir merkep üstüne oturttular ve şehre götürdüler. O gün Cumartesi günü idi.

Askerlerin başı ve onun babası Nicetus onu karşılamaya geldiler. Onu arabalarına aldılar ve aralarına oturttular. Onu ikna etmeye çalışıyorlardı:

- Sezar Tanrıdır deyip ona günlük ikram etmekte ne kötülük var? Böyle yaparak hayatını kurtarırdın.

O ilk önce hiç sesini çıkarmadı. Sonra ısrar ettikleri için şöyle cevap verdi:

- Hayır, bana tavsiye ettiklerinizi yapmayacağım!

Onu ikna edemeyeceklerini anladıklarında ona bu sefer küfretmeye başladılar.

Onu arabadan şiddetle dışarı attılar. O kadar ki ayağı bile yaralandı. Polikarpos başına hiç bir şey gelmemişçesine arkasına dönüp bakmadan stadyuma doğru yürümeye başladı.

Orada o kadar çok gürültü vardı ki hiç kimse sesini duyurtamıyordu.

Sonunda Polikarpos' u içeri aldılar. Onun yakalandığı duyulduktan sonra gürültü sağır edecek kadar çok fazlalaştı.


Sorgu

Polikarpos' u konsül Vekiline götürdüler. Konsül Vekili onun Polikarpos olup olmadığını sordu. O, evet diye cevap verdi.

Konsül Vekili ona, hayır demesini tavsiye etti.

-Büyük yaşına saygı duy! - dedi ve adeti olduğu gibi buna benzer

şeyler ekledi:

- Sezar'ın adına yemin et! Geriye dön! Dinsizleri yuhla!

O zaman Polikarpos ciddi bir ifade ile stadyumu dolduran putperestlere baktı, onlara eliyle işaret etti, gözlerini gökyüzüne çevirdi ve içini çekerek şöyle dedi:

- Dinsizlere yuh!

Konsül Vekili ısrar ediyordu:

- Yemin et ve seni serbest bırakacağım! Mesih'i inkâr et!

Polikarpos şöyle cevap verdi:

- aaaaen altı senedir Mesih'e hizmet ediyorum ve bana hiç bir kötülüğü dokunmadı. Kralıma ve Kurtarıcıma nasıl küfrederim?

Konsül vekili yeniden ısrar etti:

- Sezar'ın adına yemin et.

Polikarpos şöyle cevap verdi:

- Dediğin gibi yemin edeceğimi zannediyorsan, yanılıyorsun. Ve benim kim olduğumu bilmezlikten geliyorsun. İşte, dinle, ben sana açıkça söylüyorum: Ben Hıristiyan’ım!

Konsül Vekili yeniden başladı:

- Hayvanlarım var. Eğer fikir değiştirmezsen onlara yem olursun.

Polikarpos cevap verdi:

- Haydi çağır onları! Çünkü bizler iyiden kötüye gitmek için fikir değiştirmeyiz. Ama kötüden iyiye geçmek işte bu güzeldir!

Konsül Vekili kızarak:

- Madem ki hayvanları küçümsüyorsun, fikir değiştirmezsen seni ateşle yakarım - dedi.

Polikarpos cevap verdi:

- Sen beni bir an yakan sonra sönen ateşle korkutuyorsun. Ama kötüleri bekleyen sonsuz acıları ve yargılamanın ateşini bilmiyor musun ? O halde geç kalma. İstediğine karar ver.

Bunlar Polikarpos' un verdiği cevaplardan birkaç tanesidir.

Polikarpos' un yüzü güzellikten parlıyordu ve kuvvet, mutluluk doluydu. Soruşturma onu ne sıkmış ne de üzmüştü.

Tersine Konsül Vekili sinirliydi. Sözcüsünü stadyumun ortasına yollayıp üç kere şunu bildirdi:

- Polikarpos Hıristiyan olduğunu söyledi.


Ölüme mahkûm edilir

Kahramanca söylediği bu sözlerden sonra putperestler ve İzmir'e yerleşmiş Müsaviler kızgınlıkla bağırmaya başladılar:

- İşte, Asya'nın öğreticisi, Hıristiyanların babası, tanrılarımızı yıkan o dur! O kadar kişiye tanrılarımıza kurban kesmemeyi ve tapmamayı öğreten o dur! Bir taraftan kuvvetle bağırırlarken öte yandan Asiyark¹ Filippus' tan Polikarpos üzerine bir aslan yollamasını istiyorlardı. Filippus bunu yapmaya yetkisi olmadığını söyledi. Çünkü hayvanlarla dövüşler sona ermişti.

O zaman hep beraber karar verip şöyle bağırdılar:

- Polikarpos canlı olarak yakılsın!


Odunlar hazırlanıyor

O zaman her şey çok çabuk, gerektiğinden kısa bir sürede oldu.

Anında millet, tahtalar ve odunlar toplamaya ve üst üste yığmaya başladı. Museviler, adetleri olduğu gibi hevesle çalışıyorlardı.

Odunlar hazır olunca Polikarpos soyundu; kemerini çözdü ve ayakkabılarını da çıkarmaya çalıştı. Genelde bunu kendi yapmazdı, çünkü etrafındaki imanlılar bu hizmeti ona yapmaya can atıyorlardı: adeta vücuduna dokunabilmek için yarışıyorlardı. Gerçekten de şehit olmadan önce bile ona büyük bir saygı duyuyorlardı, çünkü yaşamı ile büyük bir aziz olduğunu göstermişti.

Onu yakmak için gerekenleri derhal hazırladılar. Onu çivilemek üzerelerken Polikarpos şöyle dedi:

- Beni böyle bırakın! Bana alevlere dayanma gücünü veren, çivisiz de kımıldamadan durmam için bana güç verecektir.

O zaman onu çivilemediler, sadece bağladılar. Elleri sırtında zincirli, kurban edilmek üzere sürüden alınmış kaliteli, Allah için hazırlanmış güzel bir kurbana benziyordu!


Şükran duası

Polikarpos gözlerini göğe kaldırarak şöyle dedi:

"Rabbim, her şeye kadir Allah'ım,

çok sevgili ve kutsal Oğlun Mesih İsa

bize senin adını öğretti.

MeIekIerin ve her gücün Allah'ı

bütün yaratıkların ve

senin indinde yaşayan

bütün dürüst insanların Babası

sana şükrediyorum,

çünkü beni bugünü ve bu saati yaşamaya layık gördün:

Mesih'in kupasına ortak olmaya beni layık gördün;

öyle ki ruhum ve vücudum ebedi bir hayata dirilecek

ve Kutsal Ruh gibi ebediyen yaşayacaktır.

AIIah' ım bugün beni

değerli ve hoş bir sunak olarak yanında kabul et!

Sen bunu eskiden beri hazırlamıştın.

Bana bildirmiştin

ve de şimdi gerçekleştirdin.

Ey Gerçeklerin AIIah' ı!

Bunun için ve diğer bütün lütuflar için

sana şan, şeref ve övgüler olsun.

Ebedî büyük kâhin olan

sevgili oğlun Mesih İsa sayesinde

sana şan, şeref ve övgüler olsun!

Mesih sayesinde, Mesih'le birlikte ve Kutsal Ruh'un

sağladığı birlik sayesinde

şimdi ve ebediyen sana övgüler olsun!

Amin.


Alevlerin arasında

Polikarpos "Amin" deyip duasını bitirdikten sonra ateşi yaktılar.

O zaman parlak bir alev yükseldi.

Ve gördüklerimizi başkalarına anlatabilmemiz için orada bulunma şansına layık olan bizler harika bir şey gördük: alev rüzgardan şişmiş bir yelkenli gibi yükseldi ve Polikarpos' un vücudunun etrafını sardı. O ortada duruyordu. Yanan bir et gibi değil, pişen bir ekmek gibi idi. Ya da daha doğrusu ateşte parlayan bir gümüş gibi idi. Ve biz günlük kokusuna benzer en güzel kokulara bedel bir koku duyduk. Sonunda putperestler Polikarpos' un vücudunun ateşten etkilenmediğini görünce onu hançerlemek için birini yolladılar.

Onu hançerlediklerinde o kadar çok kan aktı ki ateş söndü. Kalabalık, imansızlar ile seçilmişler arasındaki büyük farkı görmekten şaşkındılar.

Ama kötü, kıskanç, ve doğru olanların düşmanı, Polikarpos’ un şehit olmasındaki büyüklüğü ve çocukluğundan beri kusursuz olan hayatını duydukça ve onun böyle büyük bir zaferle öldüğünü görünce zavallı cesedini almamıza izin vermedi. Hepimiz onun değerli vücuduna sahip olmak istiyorduk. O kötü, Herodes’ in babası ve Alces’ in kardeşi Nicetus’ a bile vücudunu vermemeleri için aracılık yapmasını istedi. Ve şöyle diyordu:

- Korkmalıyız, belki de haça gerilmişten vazgeçip Polikarpos’ a tapmaya başlarlar!.

Bunu Polikarpos’ un vücudunu almak istediğimizde incelemeler yapan Museviler söylediler.

Onlar, dünyada insanların kurtuluşu için acılar çeken Mesih’ten başkasına tapmayacağımızı bilmiyorlardı.

Biz Mesih’i ne terk edebiliriz ne de başkasına değiştirebiliriz. Çünkü biz ona Allah’ın Oğlu olduğu için tapıyoruz. Ama din için şehit olanları, Havariler ve Rabbi taklit edenleri çok severiz. Ve bu doğrudur, çünkü onlar Rabbi ve Kralımızı mukayese edilmez bir şekilde sevdiklerini gösterdiler.

Biz de keşke onların arkadaşları ve öğrencileri olabilsek!

Yüzbaşı, Museviler tarafından çıkarılan kavgayı görünce cesedi herkesin görebilmesi için sergiledi ve sonra adetleri gereğince onu yaktılar. İşte böylece biz de kıymetli taşlardan ve paha biçilmez altından daha değerli olan kemiklerini böylece toplayabildik ve doğru dürüst bir yere koyabildik.

İşte orada, Allah'ın yardımı ile mümkün olduğu zamanlar sevinçle ve mutlulukla, Polikarpos' un ölüm yıldönümlerinde toplanıyoruz. Ve diğer din şehitlerini de hatırlıyoruz.

Böylece kendimizi de ileride olabilecek zorluklara hazırlıyoruz.


Bir örnek ve bir hatıra

Bu mutlu Polikarpos' un öyküsüdür. Filadelfya’ da ki lerle beraber İzmir’de şehit olan on ikinci kişidir. Fakat Polikarpos diğerlerinden daha çok hatırlanmaktadır, o kadar ki putperestler bile halen ondan bahsetmektedirler.

Polikarpos sadece iyi bir hoca değil aynı zamanda İncil'e uygun olarak şehit olan örnek bir kişidir. Herkes onun acı çekmesini örnek almak istemektedir. Sabrı ile adaletsiz hakim önünde zafer kazandı ve ölümsüzlük taşına lâyık oldu.

Polikarpos şimdi Havarilerle ve bütün doğru olanlarla birlikte mutlulukla Evrensel Kilisenin Çobanı, ruhlarımızın rehberi ve Kurtarıcımız Rabbimiz Mesih İsa'yı ve her şeye kadir Allah'ı övmektedir.




aLinti..
__________________
#HerSeyCokGuzeℒoℒacak..ღ ❦
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
aziz izmirli polikarpus.

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Berkay - İzmirli coquettishness A, B, C, Ç 0 23 Kasım 2013 12:18
Aziz Polikarpus'un Şehid Edilişinin Öyküsü Hesna Hristiyanlık 0 15 Temmuz 2010 21:29
Aziz'im - İbrahim Sevindik (Aziz Ağa Şiiri) Erzincan-Kemahlı Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler 0 23 Aralık 2009 13:34