IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 20 Ocak 2008, 02:20   #51
Çevrimdışı
Cevap: HiçLiğim..




’virgülden sonra sonsuzdur hayat’
bir virgül koyuyorum,
adımı yazıyorum rengini kaybetmiş duvara.
artık sonsuzluğa karışabilirim...

bir müzmin yok’sun-luk’tur:
her virgül sonrası,
sonsuzluğa karışmış bir sûret.
adımı kimse anmıyor artık...

liman deyince akla hep sevgili gelirdi;
- veya belki de direk -
virgülden sonra sonsuzluğa karışmış,
yitik birer anı(yım) şimdi...

artık susuyorum; benimle susuyor gece:
karanlıklarını kaybediyor her an.
ilmek ilmek büyürken yalnızlığım;
bir virgül koyuyorum // herşey kanıyor...

  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 20 Ocak 2008, 02:21   #52
Çevrimdışı
Cevap: HiçLiğim..




-yine, yeniden hiç kimseye-

bir garip rüyaya yatıyorum, hayat:
-ya da- bir karmaşa
serkeş ruhum yollara tutkun,
her an kaybolabilirim...

bir şarkı söyle bana:
içine gülen yüzünü de koy.
gözyaşlarım damlarken gözümden;
yüzümü silen bir el de sen ol...

ölebilirim: bir nefes ol;
son yolculuğun adımlarını solurken,
gözlerini gözlerimden ayırma,
son bir kez bakabilirim...

varlığının değil; bugün
yokluğunun otuzüçüncü yıldönümü.
hayatın bütün ********liğine rağmen,
bir mey de senin için olsun: şerefe!...

farzediyorum ki; bir oyun oynadık
çocukluktan kalma körebe; oysa ki,
ben hep ebe’si oldum hayatın;
sense kör’ü...

bir garip rüyaya yatıyorum, hadi
bir şarkı söyle bana.
ölebilirim; bir nefes ol.
çanlar, yokluğuna çan’larken,
farzedelim, bir oyun oynadık;
kör-ebe...

  Alıntı ile Cevapla

Alt 20 Ocak 2008, 02:22   #53
Çevrimdışı
Cevap: HiçLiğim..




ressama kurban edilmiş bir yalnızlık,
vadedilmiş toprağın renklerine karışırken,
parmak uçlarında hissettiğin nemdir: hayat!
sabır; elif-lâm-mîm-râ
ve ilk sabır,
dudaklarından dökülen tek hece: aşk!
ressama ve şaire kurban edilişin,
tanrısal muştusu!...

ilk kalemi tutuşun;
/ sesimin tınısı!
ağzına aldığın başparmağın,
kemirdiğin tırnaklarının ucundaki yokluğum;
/ kan kokusu…
şimdi usul usul yoklarken geceyi,
sokaklara yapışmış ceset parçacıkları;
senin dudakların kan,
senin dudakların öylesine revândır.

ilk kalemi tutuşun;
/ sesimin tortusu.
hayvanî bir istektir târumar,
geceyi bilmem kaç kez kolaçan edecektir.
özgürlük duvara çarpıyor,
örtüler bir bir kalkıyor.
bedeninin sığmadığı bu cismânî kentte,
ruhunun çırılçıplak geldiği odadır
/ sesimin hiç dinmeyen yankısı;
/ Lâ

sesimin tortusunda hayvânî bir istekle; dinmeyen bir yankıdır çığlığım: “”… bütün putları yıkıp, önüne gelmişliğim bundandır… yâr, kan kokusuna yapışıp kalmış bir sabırdır şimdi // ki anlatıyorum, yaşamak kadar ölmeye meyilli, bir o kadar isteklidir ölmek için yaşamaya meyilli… vâdedilmiş topraklarda derin bir hüzünle, bütün hüzünlerimi bir ressama kurban ediyorum… aşk, usul usul yoklarken geceyi, sokaklara ceset parçacıkları yerleşiyor… bir sokak fahişesi köşebaşında ekmek kavgası(!)nda, bütün günahlarından ırak… doğacak ilk ışıkla beraber, gündüzü gecesine böyle karışacak, gözlerine birikmiş hayatın ıslaklığında bir o kadar gayb-olmuş!… yaşamın anlamını soruyorum bir sokak fahişesine: birkaç yetim çocuktan bahsediyor, salyaları birbirine karışmış adam(-cık)ların kirli parmaklarının ardından doğacak güneşle beraber, onları kucaklayıp hayata hazırlamaktan bahsediyor! hâsıl-ı kelâm, günahların girift tanımlamalarından uzak düş’lere uzanıyor, mırıldanıyorum: “keşke herkes fahişe (kadar) olsa!”… ve bütün âsî yanlarımla şehrin duvarına yazıyorum: “”… bir put daha devriliyor, ibrahim kan ağlıyor!…

  Alıntı ile Cevapla

Alt 20 Ocak 2008, 02:23   #54
Çevrimdışı
Cevap: HiçLiğim..




ey kapının ardındaki cerâhat;
/ ki, adınız kalabalıktır.
ellerimden değil,
zîrâ göbeğimden bağlıyım yaşama
ve bir o kadar (n)esîr.
şimdi tanrı; duy sesleri
şimdi tanrı; duy seslerini
ve ey tanrı;
/ duy sesimi!
bilâlin göbeğindeki,
/ ağlayan taş benim…

nehir kıyıları azgın sulara teslim.
bütün süslü çerçeveler bir resme yataklık ederken,
etrafından akan sular
/ kan revan,
bir ressamın kirli paletinde yalnızlık.
sesinin tortusunda titrek bir keman.
nûhun gemisindeki tûfânî karmaşa;
âh, kalabalık!
/ duy sesimi;
isyân üzeredir şiir!

hayat: ana rahminden sürgün…
ilk bıçak darbesi ile birbirine girmiş renkler;
değildir baştan başa kırmızı,
ki renklerin en safı; beyaz,
üzerine düşmüş bir siyah lekedir,
doğumunla beraber,
alnına sürülmüş ilk hayâsızlığın,
çıplaklığıdır: “leke”…
/ âh
/ en az senin kadar hayâsızım!

ressamın paletinden fırlıyor âhenk;
/ “geldiğin gibi gideceksin!”
ve şair haykırmaktadır;
/ “yazdığım gibi öleceğim!”…

tanrı ölmüştür diyordu nietzsche. ey âdem, biliniz ki, nietzsche ölmüştür!.. ve ey tanrı; duy sesi; ki nârâdır, bilâlin göbeğindeki taşın âhıdır… şimdi, süslü çerçeveler yataklık ediyor resimlere, her kare bir başka intiharı resmediyor. kan revan gecenin yontusunda, ressamın gözlerinden akıp gidiyor yalnızlık. sesimin tortusuna gizlediğim bir keman, dışarıda nûhanî ve bir o kadar tûfâni bir karmaşa! ey tanrı, duy sesimi; isyân üzredir şiir!… ana rahminden sürgün bir hayatı soluklarken, bir bıçak darbesidir bütün renkleri birbirine karıştıran ki doğumla beraber alnıma sürülmüştür ilk hayasızlığım. âh ne kadar lekeli ve çıplağım!… ressamın paletinden fırlıyor âhenk, “geldiğin gibi gideceksin” diyor yorgun gözlerle… ve şair, haykırmaktadır; “yazdığım gibi öleceğim, öldüğüm gibi yazacağım!”…

  Alıntı ile Cevapla

Alt 20 Ocak 2008, 02:23   #55
Çevrimdışı
Cevap: yaLnIzLIk




fısıltı: “aşk; körkütük hayâsızdır artık

yağmurlar nehrederken nehirleri;
en büyük keşiftir;
/ rüzgarda dalganan saçların.
ay ışığından koparılmış çakıl taşları varken
kalbinin kesik taraflarında.
ağaçlar yapraklarını; bir o kadar
dökmüştür özlemle; yüzünde(n),
bir gül açtı ney kokan nefesinde,
iki beden birleşmek isterken,
örtüsünü sıyırıp atmış aşk’ta,
göğüslerinde bir kemancı eli,
Ilâhî melodinin,
soluğuna tutunmuş sarhoş yarat(t)ıkları!
/ kemânî ellerim,
/ keman çalmayı öğrenmiş,ve artık;
/ günâha kan kokusu bulaşmıştır…

âh vaad;
/ suya kan kokusuyla yazılmıştır.
/ ve örtü;
/ bu kanla sıyrılacaktır
.
özlüyorum seni;
ağacın toprağı - yağmuru özlediği,
ve bir o kadar muhtaçlığı kadar.
eksik olan bütün yanlarımla sesleniyorum sana;
/ hiç bu kadar çıplak kalınmadı
/ ve hiç bir özgürlük
/ bu kadar esir olmadı.

çiğneyip geçerken geceyi,
bir ressamın kirli paletini darmadağın ediyorum.
bir şairin kalemini kırıyorum
/ ya da; hayır hayır!
/ bütün şairleri öldürüyorum

/ (bir kez daha)
uçmak istediğin an;
/ bütün kanatlarımı sana veriyorum.
/ işte bütün vaadim budur!..

aşkın körkütük hayâsızlığında;
artık bütün örtüler sıyrılmıştır,
bütün şairler öl(dürül)müştür…
/ artık;
/ od’u da yakabilirsiniz!…

ağaçlar derin bir hüzünle dökerken yapraklarını, gül kokmuştur nefesin. yağmurlar nehrederken nehirleri, rüzgârın temaşasındadır altın saçların ve örtüsünü sıyırıp atmış körkütük hayasız aşkta, kemânî dokunuşlardır günaha boyanan yanların… vâd-i hakîkat su üzre, kan kokusuyla yazılmıştır ve sıyrılacaksa örtü, yine kan kokusuyla sıyrılmalıdır… ağacın toprağa özlemi, suyun ağaca özlemi gibidir bütün özlemişliklerim ve hürriyet dediğin şey, en az esaretle eşdeğerdir…geceyi yırtarken, ressamın paleti darmadağın! bütün âsi yanlarımla bir şairin kalemini kırıyor, bütün şairleri öldürüyorum: “katiliniz benim!”… vâd-i hakîkatte bütün örtüler sıyrılmış; od yanmaktadır, od od’a düşmüştür!…

  Alıntı ile Cevapla

Alt 20 Ocak 2008, 02:24   #56
Çevrimdışı
Cevap: HiçLiğim..




sarhoşum şems kadar,
“gel” diyenim en az mevlânâ kadar.
ve aşk od’una düşmüşüm,
en az mecnûn kadar.
yusufun düşlerine gebe uykularım,
/ ki;
/ karanlık dehlizlerde,
/ kardeş ihanetleri kolluyorum!
/ bir gece, ben de düşebilirim,
/ kuytu kuyulara…

kim o? / kimdir o?
ben kimim! / ya, sen kimsin?
karışıyor yüzler; bak
/ dünya tersine dönüyor!
/ ehrâm-ı cinnet!

îsa’nın beşiğine tekrar döndüğü yerde,
muhammed’in,
halime’nin memesini emdiği yerdeyiz.
/ ihtimal;
/ onüçüncü havari de pişmandır artık!


gel diyenim mevlânâ’nın şemsî aşkı kadar, mecnûn’um çöle düşmüş kadar. yûsuf kadar özleyen kardeşini ve bir o kadar kardeşi tarafından kuyulara atılanım ki kuyu zindandan öte bir saray ise bir o kadar da kuyuları özleyenim: “bir gün ben de düşebilirim!”… kaybedilmiş yüzler, silüet kalabalık; tepetaklak ehrâm, tersine dünya… kardeş cinâyeti ya da cinâyetin kardeşliği! “âh, pişmanlık!”…

  Alıntı ile Cevapla

Alt 20 Ocak 2008, 02:25   #57
Çevrimdışı
Cevap: HiçLiğim..




cehennet!… günâha dâvet, aşkın “yan!” hâli…fısıltı: “aşk örtüsü kalkmıştır!”

aşk örtüsü,
bohem yüzümden kalkmıştır
ve doğrudur bütün kuşların öldüğü
benimle dönmeni istiyorum.
kimselerin görmediği bakışlara
/ gebedir sûretim
fikirlerim ve tümcelerimin hepsi;
ana sütünden (g)ayrı,
meryem misâli doğurmaktadır,
her imgesinde îsâyı.
hiç bir satırın girmediği koyun,
ve gizli dehlizlerin
vedahi dehlizlerim kalmamıştır.

nârin ellerimden kayıp giderken örtü(lerin);
gül bahçesinde konuktur,
aşkın “yan!” hali.
/ işte bir yanım cennet
/ ve işte diğer yanım cehennem
/ cehennetvârî bu yalnızlıkta,

/ gül bahçesidir soluk aldığın her yer.
ashâb-ı kehf’i barındırken içimdeki kalabalıklar;
bütün mağaralar benim,
bütün kehf-î silüetler benim,
kapında bir nefes sadâkat-i kıtmîr,
(d)okunmamış en güzel şiir,
/ benim!…
aşk; örtüsünü kaldırmıştır…kimselerin görmediği bakışlara gebe sûretim doğruluyor bütün kuşların öldüğünü, ceylanların bir o kadar kalpsiz ve kör kaldığını… her düşüncede îsâ’yı doğuran meryemdir akıl, bir o kadar olmazların girift yanlarına hapsolmuş… yâr; girilmedik hiç bir koyum kalmamıştır, aşk’ın örtüsünü kaldırıp attığı mânâda, bir o kadar çıplağım işte!… örtü; nârin ellerimden kayıp gitmekteyken gül bahçesine konuk olmaktadır aşkın yan(!)ar dön(!)er hâli… bir yanımın cenneti, bir yanımın cehennemi soluduğu bu cehennet âleminde, işte bir o kadar ârâfta, bir o kadar mağaraların muhammedîsiyim…. kapında bir nefes kıtmîr; “yazılmamış en güzel şiir ben’im!”

  Alıntı ile Cevapla

Alt 20 Ocak 2008, 03:01   #58
Çevrimdışı
Cevap: HiçLiğim..




gitme zamanı.. ho$cakal..

  Alıntı ile Cevapla

Alt 20 Ocak 2008, 05:29   #59
Çevrimdışı
Cevap: HiçLiğim..




Ben kimimki, senle dans edeyim?
Sonra gel diyen,
Koş diyen ni kalbim yokki...
Hep seninle titreyen!
Boş bakışlar anlatır,
Son sözünle kahreden...
Dinle sen,
Koştuğun bu yolda artık ben yokum!
Her düşümde sen gelirsin
İsmim oldu belkide.
Çık rüyalarımdan artık,
Tanrım affet sen beni!
Duygu kalmadı.
Boş sokaklarında serseri...

Kovdum aşka kurban
Ellerim soğuk,
Ve ruhum artık vur beni!
Dudaklarım kilitli,
Tek bi söz
Çıkmaz sakin eller
Kalbin aynası...

Neymiş asrın kavgası?
Gözlerin yalancı baktı!
Korku sarmış her yanı.
Git deyince gittim ancak
Aklım orda kaldı!

Şimdilerde yagmur yağsa,
Düşmez oldum yollara!
Umursamaz tavırlarımla
Artık yepyeni bi ben varım.
Sende merhaba de
Artık bembeyaz bir sayfaya...
Hiç birşeyde kalmasın
Bak Bi Halime...

Aşk bigünde içine sızan
O aşk şeker bi bok değil!
Ve kahpelerde çay değil!
Pi* eder kral değil...
Anemi çalsın taktiğim,
Ve eşlik etsin sözlerim...
Ha bide s* bakiym,
Rab değil kitap değil!

Cadde görmedin kızım!
Sokaklarım siyah beyaz...
O şehri sevmedim kızım,
Işık var ancak hep ayaz!
Ve malesef sebebi sorma,
Çünkü kızgınım biraz!
Ne fark eder nasılsa sayıldı
Ve geçen o yaz...

Ha birde ermişim ya ben,
O her bi boktan anlayan!
Derdin aşk değil meğer...
Şiirlerden hoşlanan!
Bunuda al bigün biyerde,
Oku bu şiir bana diye!
Bu nasıl memleket lan öyle?
Kurt kuzuyla g*t g*te...

Sakın sen aşık olma.
Aptallıkla aynıdır...
Bırak sen öyle olma!
Can yakar!
İnatçıdır...

Be Aptalın Daniskası,
Nasıl akıttın yaşları!
Aptalında aptalıydın.
Uçuklardan olmadın!


Konu Lee tarafından (20 Ocak 2008 Saat 13:54 ) değiştirilmiştir. Sebep: küfürler editlendi..
  Alıntı ile Cevapla

Alt 20 Ocak 2008, 22:53   #60
Çevrimdışı
Cevap: HiçLiğim..




gidip gidip durdum gözlerinde
kalıp kalıp gittim ellerinde
-bir sahnesi eksik bu oyunun-
bilip bilip sustum içinde

/beni delirdiğimde gömün; yarimin gözlerine/

kalk ayağa ve bağır gözlerime gözlerime. delirdi desinler, ellerini sırtında birleştirsinler, sen çırpın ben seyreyleyeyim seni. uzaktan bir garip olurmuş mazlumun hali. “zalimler” diyeyim “bırakın sevsin beni!” ne garip değil mi, sevgilisine yardım edemeyen bir aşığın hali?
vuslatım! kaçıp kaçıp sana gelen yanlarıma tutuşturdular gitmelerimi. durdurak bilmeyen ayazlarda kahrolmaktı benim çilem. essin diye beklediğim perilerin kanatlarındaki aheng, artık mutlu kılmıyordu beni. uçurumlara yuvarladığım çakıl taşlarının son sesleri, kısıktı, bıkkın birazda. ellerinden tuttum uçurum çiçeklerinin...solgundular...

aynam! devriliyordu ağaçlar rüzgarına. yaprak kıpırdamayan gecelerimde ter döküyordun ya sen, üşümekti sensizliğimin hali. bilmez miydin sen? kanatlarıma can suyu kattığında dönüşüyordum periye ve ışınlanıyordum uzaklığına. yakından seni seyretmek nasip olmayacaktı da bana , birgün saklandığın yerlerden çıkartacaktı sevgim seni. oysa ki uzaklığındaki “deli çığlık”lar tırmalıyordu içimi. gerilerde durmak isteyen seyirciydi sesim. görüntülerin loş odalara gizlendiği gizemli oyunlardan alkışlar yükseltiyordum sana, bir sahnesi eksikti bu oyununun. alnımı serinliğine dayayıp, “başla” dedim sonra. “başla!” ... aynı oyunu sergileyeceğim, senden uzaklarda…

/bir de beni öldükten sonra gör; gömüleceğim içine içine/

şimdi yenilgilerimi büyütüyorum içimde. karşımda duran hiçbir kapı seninkine benzemiyor ve hiçbir kapıda senin izlerini göremiyorum. yalnızlığımla dalıyorum senin kalabalıklarına. ulaşmıyor mu sesim? devleşen düşlerime yeniden doğuyorsun aşkla. her saniye büyüyorsun içimde, küçülmen gerektikçe. acımasızca sürüyorum yelkenlerimi ırmaklarına, tırnaklarını bilemiş kadınlardan alıyorum haberlerini. taradığın saçlarıma takılan güller kurudu, değişmiyorum yenileriyle. ellerinin değdiği teller saçlarımdan düşer diye. binlerce kez tekrar ettiriyorum kalbime: "alıştır kendini, sevdiğinin gelmeyeceğine"... tutsaksın sevdiğim / tutsağınım içinde

usandım, uslanmaz sevdalarımın dişlilerinde ezilmekten. yüreğime sorsalar bir de, gömüldüğüm topraklar ne anlamlar taşır içimde. sanma ki ölmektir arzum, öldüğümde sana kavuşmaktır umudum.

vuslatım! kederli değilim; sevdandır içimde ateşlerle oynayan. dokunma ellerin yanar, dokurum sana gelebilmek için sahte sahte yollar. "şaka" de, hadi; "oyun"de bitsin bu şakadan oyunlar...

aynam! düşeceğim beni çağırdığın uçurumlara, gözlerime değer kanatları göklerin... bakışlarını gördüğüm gün, barışacağım ömrümle! coşkun ırmaklardan sesi gelen yarim, sensizdir bir yanım... koşup durduğum kervanların,hiçbirinde yoksun... kalabalıklaşıyorum senin peşine düştükçe ve yalnızlaşıyorum her ümidimi yitirdiğimde... örüyorum yeni baştan düşlerimi... yerimde değilim, ellerini tutmak için kaçtım bu diyarlardan...sana öle öle geleceğim…

  Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
hiçliğim, hicligim

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hiçliğim Ancak Sende Anlam Kazanır.. vaLerya Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler 0 14 Ocak 2011 17:26