IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  odeaweb

>
+
Etiketlenen Kullanıcılar

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 20 Kasım 2025, 16:15   #1
Çevrimdışı
~ TeFeCi’nin KıZı ~
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
KARANLIĞIN GELİNİ – 4. BÖLÜM: KARANLIĞIN İÇİNDEKİ GÖLGELERLE İLK ADIMLAR




[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



Sabahın erken saatlerinde Gamze erkenden kalkmış, çaydanlığı ocağa koymuş ve kahvaltı masasını özenle hazırlamıştı. Ekmekleri kızartırken yayılan sıcak koku, sessiz evi nazikçe dolduruyor, güne taze bir başlangıç havası katıyordu.


Yatakta hâlâ yarı uykulu olan Yezra, burnuna dolan bu tanıdık koku ile gözlerini araladı. Yeni bir güne, yeni bir başlangıca uyanıyordu.

Yavaşça yataktan doğruldu ve mutfak kapısından Gamzeye “Günaydın Kuzum ” diyerek lavaboya yöneldi. Elini yüzünü yıkarken, mutfaktan hafifçe çay kokusu ve Gamze’nin hareketlerinin sesi geliyordu; kahvaltı masasını hâlâ görmemişti.
Gamze mutfakta çay olup olmadığını kontrol ederken hafifçe gülümseyerek Yezra’ya seslendi.
“Hadi kuşum, çaylar soğuyor!”

Yüzünü yıkayıp toparlandıktan sonra mutfak kapısından içeri girdi ve karşısında özenle hazırlanmış kahvaltı masasını gördü. Masada kızarmış ekmekler, çay, tabaklar ve küçük bir tatlı sürprizi vardı. Bu manzara Yezra’nın içini ısıttı ve hafif bir mutluluk duygusu uyandırdı.Gamze kuzum neler hazırlamışsın sen böyle teşekkür ederim.

Gamze, masanın yanında dururken gözleriyle hafif bir uyarı yaptı: bırak teşekkürü şimdi kuşum hadi oturalım masaya, hem
“Bugün sana şoförlük ben edeceğim. Evrak işlerini hallederken birlikte dolaşırız, belki öğleden sonra yeni kıyafetlere bakarız. Yeni işin ilk günü, ortama alışmana yardımcı olur kuşum,” dedi, gülümseyerek.

Kahvaltı boyunca sohbet ederek günün planlarını konuştular ve hafif heyecanlı bir mutluluk paylaştılar.Kahvaltı bitince Elbirliğiyle masayı topladılar.
Yezra ve Gamze hızlıca hazırlanıp, hazır hale gelmişlerdi. Evden çıkmadan son kez Gamze, Yezra’ya dönüp nazikçe sordu:
“Hazır mısın kuşum? Evrak işlerini halletmek için gidebiliriz.” değil mi ?


Yezra başını salladı ve birlikte evden çıkıp arabaya yöneldiler. Gamze arabayı çalıştırdı, Yezra araca bindiğinde sakin ve güven verici tavrı onu rahatlatıyordu.

Şehrin sokaklarında ilerlerken Yezra, ilk kez kendi kariyerinin başlangıcına adım atmanın heyecanını ve hafif gerginliğini hissetti. Evrak işleri sırayla tamamlandı; kimlik, sağlık sigortası ve iş sözleşmesi işlemleri sorunsuz bir şekilde ilerledi. Gamze her durakta onu yönlendiriyor ve moral veriyordu.

Yezra ve Gamze evrak işlerinden sonra biraz alışveriş yapıp bir kafede dinlenmek üzere oturup kahve içtiler, daha sonra eve dönmüşlerdi. Evrak işlerinin çoğunu bir günde bitirmiş sadece bir tanesi diğer güne kalmıştı.


Ertesi sabah Yezra erkenden uyandı. Önceki günün evrak işlerinden geriye kalan küçük bir belgeyi tamamlamak üzere hazırlanmıştı. Gamze, işleri nedeniyle yanında olamayacağını söylemişti. Yine de Yezra, Gamze’nin desteğini hissedebiliyordu; kısa bir mesaj göndererek onu bilgilendirdi ve sakin bir şekilde işine odaklandı. Evrakını bitirdikten sonra Gamze’ye kısa bir sesli mesaj attı:
“İş tamam kuzum, geriye kalan tek belgeyi bitirdim.”

Birkaç dakika sonra Gamze, kendi sesli mesajıyla yanıt verdi; sesi neşeli ve destekleyiciydi:
“Harika kuşum! Seninle gurur duyuyorum. Bugün işlerim çok yoğun, kuşum. Öpüyorum seni, konuşuruz.”

Gün ilerledikçe Yezra işleri tamamladı, fakat akşam olmuştu ve Gamze’nin yoğunluğu nedeniyle o gün görüşüp sohbet edemediler. Sadece Gamze, günün sonunda ikinci bir sesli mesaj atmıştı:
“Kuşum, sana geri dönüş yapamadım, işlerim bir türlü bitmedi ama aklımdasın. Öpüldün, iyi geceler.”


Yezra mesajı dinlerken hafifçe gülümsedi. Gamze’nin desteği ve sıcak sözleri, günün yorgunluğunu hafifletmişti. O an, ertesi gün başlayacak yeni başlangıcın heyecanıyla dolu kalbiyle Gamze’ye kısa bir sesli mesaj attı:
“Kuzum, günler bitmedi, telafi ederiz. Sen de öpüldün, iyi geceler.”

Mesajını gönderdikten sonra Yezra derin bir nefes aldı, gözlerini kapattı ve sessizliğin içinde uykuya daldı.

“Yeni günün sabah ışıkları Yezra’nın odasına yavaşça süzüldü. Güneş perdelerden içeri süzülüyor, odaya sıcak bir aydınlık yayıyordu. Yezra gözlerini açarken kalbinde hem heyecan hem de hafif bir gerginlik vardı; bugün hayatında yeni bir dönemin başlangıcıydı.”
Yatağının ucundaki ince perde hafifçe hareket ediyordu; pencereden giren sabah havası odaya serin bir ferahlık katmıştı. Yezra derin bir nefes aldı, içini saran taze sabah kokusuyla yataktan kalktı.

Banyoya gidip yüzünü yıkadı. Aynaya baktığında mavi gözlerinin ışıldadığını fark etti; uzun siyah saçları omuzlarına dökülüyor, sabah ışığı yüzüne yumuşak bir parlaklık veriyordu. Bugün için seçtiği kıyafetleri çoktan hazırlamıştı: krem rengi gömlek, koyu lacivert pantolon ve sade bir ceket. Üzerine giydiğinde profesyonel bir görünüm kazandı. Hafif bir makyaj yaptı, saçlarını düzleştirip özenle taradı.

Aynadaki yansımasına son bir kez baktığında, bir anlığına gözlerinin içinde yabancı bir gölge belirdi. Yüzünün hatları sanki kısa bir süreliğine değişmiş, başka birine aitmiş gibi görünmüştü. Nefesi kesildi, geri çekildi.
Gözlerini kırpıştırdığında görüntü yok olmuştu; karşısında yalnızca kendisi vardı.

Bir an durdu, ellerini lavabonun tezgâhına dayadı
“Sanırım heyecandan,” diye mırıldandı kendi kendine.
Gördüğü şeyi uykusuzluğa, gerginliğe ve iş heyecanına yordu. Ardından derin bir nefes alarak hazırlanmasına devam etti.


Yezra, hazırlığını tamamladıktan sonra mutfağa geçti. Küçük bir kahvaltı hazırladı; bir dilim kızarmış ekmek, biraz peynir ve taze demlediği çay… Her zamanki gibi sade ama düzenliydi. Masaya oturduğunda aklından geçen tek şey, bugünün ilk iş günü olduğuydu. Her şeyin güzel geçmesini diliyor, kalbinde tatlı bir heyecan hissediyordu.

Kahvaltısını bitirdikten sonra çantasını hazırladı, küçük ajandasını ve kalemlerini içine yerleştirdi. Kapıya yönelmeden önce aynaya son bir kez baktı; bu kez yansımasında hiçbir gariplik yoktu, sadece kendisi vardı. Hafifçe gülümsedi, saçlarını düzeltti ve evden çıkmadan önce derin bir nefes aldı.



Telefonunu eline aldı ve Gamze’ye kısa bir sesli mesaj gönderdi:
“Günaydın kuzum! Hazırım, ilk iş günüm başlıyor. Bana şans dile ve dua et. Senin desteğinle kendimi güçlü hissediyorum. Öpüldün!”

Birkaç saniye sonra Gamze, kendi sesli mesajıyla yanıt verdi; sesi neşeli ve destekleyiciydi:
“Günaydın kuşum! Harika, seninle gurur duyuyorum. Dün akşam sana cevap veremedim, işlerim bitmedi ama aklımdasın. Bugün de yoğun olacak ama her zaman yanındayım, dualarım seninle başarılar öpüyorum seni!”

Yezra mesajı dinlerken hafifçe gülümsedi. Gamze’nin desteği ve sıcak sözleri, günün heyecanını hafif bir güven duygusuyla karıştırdı. Telefonu kapatıp derin bir nefes aldı; şimdi tamamen işe odaklanabilir ve yeni başlangıcın heyecanını yaşayabilirdi.

Yezra derin bir nefes aldı, çantasını omzuna attı ve evden çıktı. Hafif esinti yüzünü okşuyor, güneş yeni doğmuş, şehre taze bir başlangıç ışığı saçıyordu. Gamze’nin sesli mesajındaki sıcak sözler aklında dönüyor, ona cesaret veriyordu.

Minibüs durağına yürüdü, minibüse bindi ve cam kenarına oturdu. Şehrin hareketli caddeleri, kafeler ve mağazalar dışarıdan geçerken Yezra, kalbinde hem heyecan hem de hafif bir tedirginlik hissediyordu. İlk iş günü… Hayatında yeni bir dönemin kapısı aralanıyordu.

Minibüs durağında indi, kalan yolu yürüyerek ilerledi. Her adımıyla gazeteye yaklaşırken, heyecanı bir kat daha arttı. Binanın önüne geldiğinde derin bir nefes aldı, çantasını biraz daha sıkıca tuttu ve içeriye adım attı.

Damla, girişteki danışmada Yezra’yı fark etti ve neşeyle karşıladı:
“Günaydın Yezra Hanım! Ben Damla Aramıza hoş geldiniz. Aslı Hanım not bırakmıştı; bugün işe geldiğinizde Alkar Bey sizi yanına bekliyordu.”

Yezra hafifçe gülümseyerek, “Günaydın, teşekkür ederim,” dedi ve koridora doğru ilerledi. Kalbindeki heyecan biraz daha arttı; bugün ilk iş günüydü ve her şeyin yolunda gitmesini istiyordu.

Koridorun sonundan tek bir kat yukarı çıkarak Alkar Bey’in odasına ulaştı.


Yezra kapıyı çaldı ve içeri adım attı. Alkar Bey, masasının başında oturuyor, bilgisayar ekranına bakıyordu. Başını kaldırıp Yezra’ya bakınca yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.

“Günaydın Yezra hanım , hoş geldiniz,” dedi Alkar Bey, sesi sakin ve etkileyiciydi. “İlk günün heyecanı var sanırım. Gel, otur biraz. Seni biraz tanımak istiyorum.”

Yezra masanın karşısındaki sandalyeye oturdu. İçinde hafif bir gerginlik vardı ama Alkar Bey’in sakin duruşu onu rahatlattı.

“Teşekkür ederim, Alkar Bey,” dedi Yezra, sesi nazik ama kararlı. “Yeni bir başlangıç için gerçekten heyecanlıyım.”


Alkar Bey başını hafifçe salladı ve gözleri Yezra’yı dikkatle süzdü.Ve baştan sonra taradı. “Bence heyecanın çok normal. Bugün seninle sadece biraz sohbet edeceğiz, sonra seni ekiple tanıştıracağım. Gazetenin işleyişini, ofisteki düzeni ve sorumluluklarını anlaman için bir tur atacağız.”

Yezra hafifçe gülümsedi. “Tamam, memnuniyetle.”


Alkar Bey, bilgisayarının ekranını kapattı ve Yezra’ya dönerek ekledi:
“Önce biraz senden bahsedelim. Üniversite yıllarını, stajlarını ve gazetecilik deneyimlerini merak ediyorum. Ayrıca, iki ay kadar önce anneni kaybetmişsin, değil mi?”

Yezra bir an donakaldı. Yüzü hafifçe tuhaf bir hâl aldı. “Nasıl… nasıl bildiniz?” dedi, şaşkınlıkla karışık bir sesle.

Alkar Bey hafifçe tebessüm etti. “Panik yapma. Ben gazeteciyim, unuttun mu? Gazeteciler her şeyi bilir,” diyerek esprili bir tonla ortamı yumuşattı.

Yezra derin bir nefes aldı, hâlâ biraz şaşkın ama rahatlamıştı. İçinde ise gizemli bir merak uyanmıştı; acaba bu adam onu önceden mi araştırmıştı, yoksa onu ne kadar ve nasıl tanıyordu sorusu aklını kurcalıyordu.


Alkar Bey, hafifçe gülümseyerek Yezra’ya baktı ve sözlerine devam etti:
“Peki, şimdi seni ekiple tanıştırmak istiyorum. Herkes senin gelmeni merak ediyor. Gazetemizin çalışanlarını tek tek tanıyacaksın; bu, yeni ortamına alışmanı kolaylaştıracak.”


Yezra başını salladı ve Alkar Bey’in ardında yürüyerek koridora çıktı. Koridorun sonunda, birkaç üst kat merdivenini çıktıktan sonra ofisin merkezi bölmesine ulaştılar.

İlk tanıştığı kişi Can oldu. Can, enerjik bir şekilde elini uzattı:
“Merhaba Yezra, ben Can. Haberleri düzenleyen editörüm. Seninle çalışacağımız için çok heyecanlıyım!”
Yezra gülümseyerek elini sıktı:
“Memnun oldum, ben de çok heyecanlıyım.”

Sıradaki kişi Ebru’ydu. Ebru, ciddi ama güven veren bir ifadeyle Yezra’ya baktı:
“Ben Ebru, haber müdürüyüm. Sana saha görevlerinde rehberlik edeceğim. Merak etme, her şey çok güzel olacak.”
Yezra, Ebru’ya teşekkür etti ve hafifçe başını salladı.

Daha sonra Mert ile tanıştı. Mert, samimi bir şekilde gülümsedi:
“Merhaba, ben Mert. Kameraman olarak sahada seninle birlikte çalışacağım. Umarım iyi anlaşırız.”
Yezra başını sallayarak cevap verdi:
“Harika, birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum.”

Semih, dostane bir şekilde Yezra’ya bakarak:
“Ben Semih, senin saha partnerin olacağım. Kamerada ve haberde seninle koordineli çalışacağız.”
Yezra gülümseyerek:
“Tamam, memnun oldum,” dedi.

Deniz, mutfak ve ofis işleriyle ilgilenen, her zaman gülümseyen biriydi:
“Ben Deniz, çay-kahve ve ofis işleriyle ilgileniyorum. Yardıma ihtiyacın olursa çekinme.”
Yezra, “Teşekkür ederim, çok naziksiniz,” diye cevap verdi.

Damla öne çıktı, hafifçe eğildi ve gülümseyerek konuştu:
“Merhaba Yezra Hanım, ben Damla. Danışmada çalışıyorum. Sizi ekibimizde görmek gerçekten güzel, hoş geldiniz!”

Yezra hafifçe başını sallayarak,teşekkür ederim,” dedi.


Aslı kısa ama samimi bir sesle: ben Alkar Bey’in asistanıyım.
“Hoş geldin Yezra, bugün yanındayım. Herhangi bir şeye ihtiyacın olursa bana ulaşabilirsin,” dedi.


Ece, dijital yayın ve karekodlardan sorumlu olarak, elini uzattı:
“Ben Ece, dijital içerik ve yayınlardan sorumluyum. Saha haberlerinin dijital ayağında birlikte olacağız.”
Yezra: “Memnun oldum, tanıştığımıza sevindim,” dedi.

Son olarak, Zeynep ile tanıştı. Zeynep, zarif ve soğukkanlı bir tavırla elini uzattı:
“Ben Zeynep, yayın koordinatörüyüm. Bugün yoğun bir gün olacak ama birlikte harika bir başlangıç yapacağız.”
Yezra: “Memnun oldum, her şey için teşekkür ederim,” diye yanıtladı.


Yezra, herkesin kendisine karşı gülümseyen ve yardımsever tavırlarıyla biraz daha rahatladı. Her birini tanımak, ilk günün heyecanını hafifletti ve ona ekibin sıcaklığıyla güven verdi. Teşekkür etmek için bir adım attığında, Alkar Bey gülümseyerek hafifçe durdurdu:
“Dur bakalım, hemen teşekkür etme. Daha benimle tanışmadın. Ben Alkar, Ufuk Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeniyim. Aramıza hoş geldin, Yezra Hanım,” dedi ve espirili bir şekilde elini uzattı.

Yezra kısa bir an tereddüt etti ama sonra tebessümle elini uzattı. Ortam birdenbire daha samimi ve sıcak bir havaya bürünmüştü; Alkar Bey’in esprili tavrı, Yezra’nın heyecanini da biraz bastırmıştı.



“Zamanın nasıl geçtiğini Yezra tam anlamıyla fark edememişti.” Zeynep Hanım’ın dediği gibi bugün çok yoğun bir gündü. Akşamüzeri Gamze, bir sürpriz yaparak Yezra’nın iş yerine onun en sevdiği çiçek olan kır papatyalarından göndermişti. Üzerine de, “Kuşum, yeni işin hayırlı olsun, başarılar! Kocaman öpüldün,” diye bir not iliştirmişti.

Yezra, iş yerinde son toparlamalarını yaptıktan sonra çalışanlara bakarak hafifçe gülümsedi:
“Yarın görüşürüz, iyi akşamlar arkadaşlar!”

Herkes gülümseyerek karşılık verdi; Ebru ciddi ama sevecen bir ifadeyle başını salladı, Mert ve Semih neşeli bir şekilde el salladı, Can ve Aslı kısa ama samimi bir “İyi akşamlar!” dedi. Ece ve Deniz de aynı şekilde Yezra’ya veda etti.


Yezra, günün yorgunluğunu hissettiği halde elinde kır papatyalarıyla çıkışa doğru yöneldi. İçeride Alkar Bey’i görememişti, tam o sırada Alkar Bey de çıkış kapısının oradaydı. Yezra’nın elinde çiçekleri görünce kısa bir süre sertçe gözlerini Yezra’ya dikti.

Yezra tebessümle, “Sizi gördüğüme sevindim, Alkar Bey. Size de iyi akşamlar dilerim,” dedi.

Alkar Bey soğuk ama kısa bir şekilde, “İyi akşamlar,” diyerek karşılık verdi. Yezra kapıdan çıktı ve adımlarını hızlandırdı; tam arkasından Alkar Bey hafif bir merakla, “Yezra Hanım, o çiçekler kimden?” diye sordu. Soru meraklı ama soğuk bir gizem taşıyordu.

Yezra duraksamadan, hafif bir gülümsemeyle, “Arkadaşımdan,” dedi ve yoluna devam etti.



Yezra duraksamadan, hafif bir gülümsemeyle, “Arkadaşımdan,” dedi ve yoluna devam etti. Hızlı adımlarla minibüs durağına yöneldi, elindeki kocaman kır papatyaları dikkatle tuttu ve minibüse bindi. Koltuklara otururken günün yorgunluğu omuzlarına çökmüş, ama içi hala ilk iş gününün heyecanıyla doluydu. Minibüs, şehrin sokaklarında ilerlerken Yezra, eve varacağı anı düşünerek hafifçe derin bir nefes aldı ve çiçekleri güvenle kucakladı.

Eve vardığında biraz yürüyüp kapıyı açtı. Kır papatyaları için uygun bir vazo buldu ve masanın ortasına yerleştirdi. Çiçeklerin hafif kokusu hemen odanın atmosferini değiştirdi. Gamze’nin notu gözünün önüne geldi:
“Kuşum, yeni işin hayırlı olsun, başarılar! Kocaman öpüldün.”


Günün yoğunluğundan Gamze’yi arayıp çiçekler için teşekkür etmediğini fark etti. Telaşla telefona sarıldı ve arama tuşuna bastı. Telefon birkaç kez çaldıktan sonra Gamze’nin tanıdık, içten sesi duyuldu:

“Kuşum, nasıl geçti günün? Seni üzdüler mi?”

Yezra gülümseyerek yanıtladı:
“Hayır kuzum, aksine herkes çok ilgiliydi. Sadece günüm o kadar yoğundu ki, seni aramaya fırsat bulamadım. Çiçeklerin… o kadar güzeldi ki! Eve gelir gelmez hemen vazoya koydum.”

Gamze’nin sesi yumuşadı, samimiyetle:
“Beğenmene çok sevindim kuşum. Yeni işine güzel bir enerji katsın istedim. Senin için çok gururluyum, biliyorsun değil mi?”


Yezra hafifçe iç çekti:
“Biliyorum kuzum… ama keşke annem de olsaydı.”

Bir an sessizlik oldu. Gamze’nin sesi, bu sessizliği şefkatle doldurdu:
“Kuşum… o hep seninle, biliyorsun. Seninle gurur duyduğuna eminim. Bu kadar güçlü durman… eminim o da bunu isterdi.”

Yezra’nın gözleri hafifçe doldu ama gülümsedi:
“Evet, haklısın. Belki de o yüzden bugün bu kadar huzurluydum.”

Gamze yumuşak bir tonda, “Hadi şimdi güzelce dinlen. Yarın yeni bir gün, seni öpüyorum,” dedi.

Yezra da tebessüm ederek telefonu kapattı:
“Ben de seni öpüyorum kuzum, iyi geceler.”

Yezra, Gamze’yle konuşmayı sonlandırdıktan sonra koltuğa uzandı. Günün yorgunluğu sonunda onu teslim almıştı; gözleri ağırlaştı ve kısa sürede derin bir uykuya daldı.

Gecenin ilerleyen saatlerinde, evin sessizliğini bozan hafif bir tıkırtı ile irkildi. Gözlerini açtığında etraf karanlıktı. Bir an kalbi hızla çarpmaya başladı. “Eve biri mi girdi?” diye düşündü. Tedirgin adımlarla doğruldu, salonun her köşesine dikkatle baktı ama hiçbir şey yoktu. Her şey yerli yerindeydi.

Kendi kendine mırıldandı:
“Koltukta uyuyakalmışım… En iyisi yatağıma geçeyim.”

Yavaş adımlarla odasına gitti, yatağına uzandı. Yorgunluk ve hafif bir huzursuzlukla gözlerini kapadı. Üzerine sanki görünmeyen bir ağırlık çökmüş gibiydi. Çok geçmeden yeniden uykuya daldı.

Ancak bu defa uyku, huzur getirmemişti; karanlık, rüya ile kâbus arasında dolaşıyordu. Sisli bir gölgenin içinden yankılanan ince bir ses, neredeyse kulağının dibindeydi:
“Az kaldı… seni alacağım. Karanlıkta sonsuza dek birlikte olacağız…”

Yezra’nın kalbi sıkıştı. Ses… tüylerini diken diken eden kadar tanıdıktı, sanki Alkar Bey’in sesiydi.

Bir anda gözlerini açtı, nefes nefeseydi. Ay ışığı perdeden süzülüyor, odanın köşelerini solgun bir aydınlıkla dolduruyordu. Sessizlikte, fark edilmesi zor bir fısıltı yankılandı:
“Karanlık seni çağırıyor…”

Yezra ürperdi, ama kendi kendine mırıldandı:
“Yorgunum… sadece yorgunum.”

Bir an yatağının hemen yanında duran aynaya baktığında, kısa bir süreliğine karanlık bir gölge belirdi… ve sonra sessizce kayboldu.

Derin bir nefes aldı, gözlerini kapatıp tekrar uyumaya çalıştı. Ama aklında yeni iş günü vardı; heyecan ve hafif bir endişe karışımıyla, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte hayatının yeni bölümüne adım atacağını düşündü. İçinde hem merak hem de kararlılık vardı; bu, bir başlangıçtı ve Yezra hazırdı.

__________________
''Zamanın Eli Değdi Bize
Artık Aynı Değiliz
İkimiz de''


Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir.

Konu Tanem tarafından (20 Kasım 2025 Saat 17:05 ) değiştirilmiştir.
 
Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
sohbet odaları sohbet bizimmekan reklamver
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
KARANLIĞIN GELİNİ – 3. BÖLÜM: GÖLGENİN SİNSİ DAVETİ Tanem Tanem 0 19 Kasım 2025 13:50
KARANLIĞIN GÖZLERİ Sarya EylulFM Paylaşım 0 03 Ocak 2022 13:12
Sigaranın ıcındekı Zehirli Maddeler Sır Sağlık Köşesi 1 26 Ekim 2010 02:36
GenÇ Kizin İÇİndekİ ( GerÇek Olay ) Berna Genel Paylaşım 6 17 Mart 2007 21:56
KaranLiğin İçinden.... WampireS Şiir, Hikaye ve Güzel Sözler 1 23 Kasım 2005 12:23

×