IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Nisan 2009, 15:35   #1
Çevrimdışı
Konstantin’in Oğulları Döneminde Kilise (337-361)


sohbet


Konstantin’in Oğulları Döneminde Kilise (337-361)

Babalarını takip eden üç oğul II.Konstantin, Konstans ve Konstantius imparatorluğun yönetimini aralarında paylaştılar. Onlar sürgüne giden gözetmenlerin dönmelerine de izin verdikleri için Athanasius yeniden İskenderiye’ye dönebilmiştir. Bu üç oğuldan biri Ariusçu, biri İznikçi biri ise ortadaydı. Ariusçu olan ve ortodoks olan orta görüşe sahip olan kardeşe savaş açtılar ve 340’ta orta görüşe sahip olan II.Konstantin ölünce hayatta kalan diğer iki kardeş onun bölgesini aralarında paylaştılar. Konstans batıda, Konstantius ise doğuda egemenlik sürüyordu. 353’te de İznikçi görüşe sahip Konstans da ölünce imparatorluk Ariusçu olan Konstantius’un eline geçmiştir. Bu da İznikçi birçok gözetmenin başının kesilmesine neden olmuştur.

Bu gelişmelerin üzerine İznik’te alınan kararlara batıda sadık kalınırken doğudaki gözetmenlerin çoğu sanki bu kararlara karşıymış gibi görünmeye başlamışlardır. İznik karşıtı görüşler 339’da Eusebius İstanbul episkoposu seçilince daha da güçlenmiştir. Antakya’da düzenlenen bir gözetmenler kurulunda ağırlığını koyan Eusebius yine Athanasius ve Markellus’un sürülmelerini sağlamayı başarmıştır. Bunun üzerine ikisi de Roma episkoposu Julius’un yanına sığınmışlardır. Ancak bu davranış yanan ateşe benzin dökme gibi olmuştur. Kilise disiplinine göre kiliseden sürülmüş birilerini kabul edip onlarla Rabbin Sofrası’nı paylaşmak ciddi bir sorundu. Eusebius mektuplarla olup biteni Julius’a anlatmış ve bir konsey toplamasını istemiştir. 340 yılında çoğu gözetmenin katılmadığı bu toplantıda Athanasius ve Markellus aklanmışlardır.

Bundan kısa bir süre sonra 6 Ocak 341’de, 79 Grek gözetmeni imparator Konstantius’la beraber Antakya’da toplanmışlar ve doğu ile batı arasındaki giderek gelişen bu ayrılığı değerlendirmişlerdir. Greklere göre Markellus Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un ayrı kişiliklerini yadsıyan Modalist görüşlü bir sapkındı. 341’de yapılan bu konseyde Mesih’in krallığının sonu hiç gelmeyecek ifadesi kullanılmıştır.

Doğu kilisesinin işleri İstanbul episkoposu olmuş Eusebius tarafından yönetildikçe Roma doğuya Arius görüşlü gözüyle bakmaya devam etti. Eusebius 342’de ölünce Latin ve Grek dünyasının ayrılığını kapatmak için bir yıl sonra Serdika yani Sofya’da bir konsey daha toplanmıştır. Ancak Ariusçu Grek gözetmenleri, Markellus ve Athanasius’un katılımını protesto etmek için toplantıya katılmamışlardır. Bu toplantıyı Cordovalı Hosius yönetmiş ve Markellus ve Athanasius’la beraber Eusebius tarafından sürgüne gönderilen başka kilise önderleri için de tekrar görevlerine dönme izni almıştır. Ama Serdika toplantısının sonunda Modalizm’i andıran bir manifesto yayımlanmış ve bu da Athanasius’u tekrar göreve dönebilme kararına rağmen çok üzmüştür. Ayrıca bu toplantıda Tuna bölgesinden gelip Greklere katılan iki gözetmen de görevlerinden uzaklaştırıldıkları için devam eden kavga daha da kızışmıştır.

Serdika toplantısının sonundaki bu kilitlenmeden sonra imparatorun uyguladığı ağır baskılar ve verilen birkaç acı verici kurban sayesinde yeniden bir uzlaşma sağlanabilmiştir. Bunun üzerine Athanasius 346’da İskenderiye’deki görevine dönebilmiştir. Fakat bu ancak 10 yıl sürecek ve 10 yılın sonunda Athanasius tekrar sürgüne gidecektir.

353’te Konstantius, diğer kardeşinin de ölümüyle tek başına tüm imparatorluğun yönetmeni olmuştur. Konstantius, Arius taraftarıydı ve bu görüşlerin karşısındaki en ateşli savunucu olan Athanasius’un da karşısındaydı. Konstantius, Athanasius’un batıdaki konumunu da zayıflatmak için orada art arda iki toplantı düzenlemiştir. Bu toplantılardan biri 353’te Gaul’un Arles kentinde, diğeri de 355’te Milan’da gerçekleşmiştir. Özellikle ikincisi oldukça gürültülü ve hatta kargaşalı geçmiş olduğu kayıtlara yazılmıştır. Aslında bu dönemde batıdaki gözetmenler kavganın dışındaydı, hatta kavganın sebebini bile tam olarak anlamış değillerdi. Ama buna rağmen batıdaki önderler doğudaki meslektaşlarıyla işbirliği yapma isteği ağrı basınca Athanasius 356’da üçüncü defa tekrar sürgüne gönderilmiştir. Bu toplantıda imparatorla birlik oluşturma isteğine boyun eğmeyi reddeden birkaç gözetmenle beraber Roma episkoposu Liberius ve Cordovalı Hosius da sürgüne gönderilmiştir.

357’de imparator’un yaşadığı Sirmium’da başka bir toplantı daha düzenlenmiş ve bu toplantıda Arius taraftarı gözetmenlerin önerdiği bir karar alınmıştır. Bu karara göre ousia yani öz, homoousia ve homoiousia kavramalarının kullanımı yasaklanmıştır. Bu kararı verirken Ariusçular’ın gerekçesi de bu kavramların hiçbirinin Kutsal Kitap’ta geçmiyor olmasıydı ve bu sorunu çözmek için de İznik konseyinde kabul edilen bildirge bu toplantıda lanetlenmiştir. Kendi isteğine karşı Hosius da bu toplantıya katılmaya zorlanmış ve yeni bildirge işkence edildikten sonra zorla imzalatılmıştır.
Böylece zorlada olsa dıştan kilisenin birliği sağlanmıştır. Ama acı olan artık Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’u tanımlarken homois yani benzer kelimesi kullanılacaktır.

Ariusçular’la çıkan başka bir sorun da kilise - devlet ilişkisi hakkındaydı. Ariusçular, kilise ve devlet işlerinin birlikte yürümesi ve kilisenin de imparatora bağlı olması gerektiğini savunuyorlardı. İznikçiler ise, kilisenin özerk olması gerektiği görüşündeydiler.

Alıntı.
Konstantin’in Oğulları Döneminde Kilise (337-361)

Babalarını takip eden üç oğul II.Konstantin, Konstans ve Konstantius imparatorluğun yönetimini aralarında paylaştılar. Onlar sürgüne giden gözetmenlerin dönmelerine de izin verdikleri için Athanasius yeniden İskenderiye’ye dönebilmiştir. Bu üç oğuldan biri Ariusçu, biri İznikçi biri ise ortadaydı. Ariusçu olan ve ortodoks olan orta görüşe sahip olan kardeşe savaş açtılar ve 340’ta orta görüşe sahip olan II.Konstantin ölünce hayatta kalan diğer iki kardeş onun bölgesini aralarında paylaştılar. Konstans batıda, Konstantius ise doğuda egemenlik sürüyordu. 353’te de İznikçi görüşe sahip Konstans da ölünce imparatorluk Ariusçu olan Konstantius’un eline geçmiştir. Bu da İznikçi birçok gözetmenin başının kesilmesine neden olmuştur.

Bu gelişmelerin üzerine İznik’te alınan kararlara batıda sadık kalınırken doğudaki gözetmenlerin çoğu sanki bu kararlara karşıymış gibi görünmeye başlamışlardır. İznik karşıtı görüşler 339’da Eusebius İstanbul episkoposu seçilince daha da güçlenmiştir. Antakya’da düzenlenen bir gözetmenler kurulunda ağırlığını koyan Eusebius yine Athanasius ve Markellus’un sürülmelerini sağlamayı başarmıştır. Bunun üzerine ikisi de Roma episkoposu Julius’un yanına sığınmışlardır. Ancak bu davranış yanan ateşe benzin dökme gibi olmuştur. Kilise disiplinine göre kiliseden sürülmüş birilerini kabul edip onlarla Rabbin Sofrası’nı paylaşmak ciddi bir sorundu. Eusebius mektuplarla olup biteni Julius’a anlatmış ve bir konsey toplamasını istemiştir. 340 yılında çoğu gözetmenin katılmadığı bu toplantıda Athanasius ve Markellus aklanmışlardır.

Bundan kısa bir süre sonra 6 Ocak 341’de, 79 Grek gözetmeni imparator Konstantius’la beraber Antakya’da toplanmışlar ve doğu ile batı arasındaki giderek gelişen bu ayrılığı değerlendirmişlerdir. Greklere göre Markellus Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un ayrı kişiliklerini yadsıyan Modalist görüşlü bir sapkındı. 341’de yapılan bu konseyde Mesih’in krallığının sonu hiç gelmeyecek ifadesi kullanılmıştır.

Doğu kilisesinin işleri İstanbul episkoposu olmuş Eusebius tarafından yönetildikçe Roma doğuya Arius görüşlü gözüyle bakmaya devam etti. Eusebius 342’de ölünce Latin ve Grek dünyasının ayrılığını kapatmak için bir yıl sonra Serdika yani Sofya’da bir konsey daha toplanmıştır. Ancak Ariusçu Grek gözetmenleri, Markellus ve Athanasius’un katılımını protesto etmek için toplantıya katılmamışlardır. Bu toplantıyı Cordovalı Hosius yönetmiş ve Markellus ve Athanasius’la beraber Eusebius tarafından sürgüne gönderilen başka kilise önderleri için de tekrar görevlerine dönme izni almıştır. Ama Serdika toplantısının sonunda Modalizm’i andıran bir manifesto yayımlanmış ve bu da Athanasius’u tekrar göreve dönebilme kararına rağmen çok üzmüştür. Ayrıca bu toplantıda Tuna bölgesinden gelip Greklere katılan iki gözetmen de görevlerinden uzaklaştırıldıkları için devam eden kavga daha da kızışmıştır.

Serdika toplantısının sonundaki bu kilitlenmeden sonra imparatorun uyguladığı ağır baskılar ve verilen birkaç acı verici kurban sayesinde yeniden bir uzlaşma sağlanabilmiştir. Bunun üzerine Athanasius 346’da İskenderiye’deki görevine dönebilmiştir. Fakat bu ancak 10 yıl sürecek ve 10 yılın sonunda Athanasius tekrar sürgüne gidecektir.

353’te Konstantius, diğer kardeşinin de ölümüyle tek başına tüm imparatorluğun yönetmeni olmuştur. Konstantius, Arius taraftarıydı ve bu görüşlerin karşısındaki en ateşli savunucu olan Athanasius’un da karşısındaydı. Konstantius, Athanasius’un batıdaki konumunu da zayıflatmak için orada art arda iki toplantı düzenlemiştir. Bu toplantılardan biri 353’te Gaul’un Arles kentinde, diğeri de 355’te Milan’da gerçekleşmiştir. Özellikle ikincisi oldukça gürültülü ve hatta kargaşalı geçmiş olduğu kayıtlara yazılmıştır. Aslında bu dönemde batıdaki gözetmenler kavganın dışındaydı, hatta kavganın sebebini bile tam olarak anlamış değillerdi. Ama buna rağmen batıdaki önderler doğudaki meslektaşlarıyla işbirliği yapma isteği ağrı basınca Athanasius 356’da üçüncü defa tekrar sürgüne gönderilmiştir. Bu toplantıda imparatorla birlik oluşturma isteğine boyun eğmeyi reddeden birkaç gözetmenle beraber Roma episkoposu Liberius ve Cordovalı Hosius da sürgüne gönderilmiştir.

357’de imparator’un yaşadığı Sirmium’da başka bir toplantı daha düzenlenmiş ve bu toplantıda Arius taraftarı gözetmenlerin önerdiği bir karar alınmıştır. Bu karara göre ousia yani öz, homoousia ve homoiousia kavramalarının kullanımı yasaklanmıştır. Bu kararı verirken Ariusçular’ın gerekçesi de bu kavramların hiçbirinin Kutsal Kitap’ta geçmiyor olmasıydı ve bu sorunu çözmek için de İznik konseyinde kabul edilen bildirge bu toplantıda lanetlenmiştir. Kendi isteğine karşı Hosius da bu toplantıya katılmaya zorlanmış ve yeni bildirge işkence edildikten sonra zorla imzalatılmıştır.
Böylece zorlada olsa dıştan kilisenin birliği sağlanmıştır. Ama acı olan artık Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’u tanımlarken homois yani benzer kelimesi kullanılacaktır.

Ariusçular’la çıkan başka bir sorun da kilise - devlet ilişkisi hakkındaydı. Ariusçular, kilise ve devlet işlerinin birlikte yürümesi ve kilisenin de imparatora bağlı olması gerektiğini savunuyorlardı. İznikçiler ise, kilisenin özerk olması gerektiği görüşündeydiler.

Alıntı.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Cevapla

Etiketler
337361, doneminde, kilise, konstantinand#8217in, ogullari

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türkiye’de Temmuz döneminde işsizlik oranı Feronia Haber Arşivi 0 15 Ekim 2010 11:22
Cumhuriyet Döneminde Doğu’da Çikan İsyanların Tümü YapraK Cumhuriyet Tarihi 0 04 Ocak 2010 16:38
Paul'den Konstantin'e YapraK Musevilik 0 18 Nisan 2009 16:42
İznik’ten Konstantin’in Ölümüne Kadar (325-337) YapraK Hristiyanlık 0 18 Nisan 2009 15:34
Konstantin ve Sonrası YapraK Hristiyanlık 0 18 Nisan 2009 15:03