IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  Mobil Sohbet, Sohbet ve Sohbet Odaları




Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08 Kasım 2011, 18:11   #1
Çevrimdışı
Mesih'e İhtiyaç


sohbet


Mesih'e İhtiyaç
Yıllar geçiyor ve insan, mutsuzluk girdabında bir kat daha batıyordu. Kusursuzluktan, yetkinlikten uzaktı. Bu yetkinliğe felsefenin de ulaşamayacağını en açık biçimde Sokrat'ın öğrencisi Alkibiades'e söylediği şu sözde görüyoruz: " Değerli Alkibiades, en yüce hayrı nasıl edeceğini sana açıklayamıyorum. Çünkü ben de, bilmiyorum. Ancak şunu kesin olarak biliyorum ki, tanrı cömettir, iyilik yapmayı sever. Bu nedenle uygun zamanda, insana bu hayrı nasıl elde edeceğini öğreten bir öğretmen yollayacaktır... "

Tecrübe, bu filozofa, doğaları gereği bozuk insanların bozuk olanı düzeltmeye güçleri olmadığını öğretti.

Yöneticiler, durumu düzeltmek amacıyla yasalar koydular. Hamurabi'nin çağında yapılanlar, Yunan filozoflarınıni Mısır bilgelerinin önerileri, Roma hukukçularının, Brahma'ların sundukları tasarı ve çözümler bize bu konuda fikir verebilir. Bütün bu çabalara rağmen, istenilene ulaşılamadı. Musa'nın yasası bile kutsal bir yasa olmasına karşın kusursuz bir düzeltmeyi gerçekleştiremezdi. Zira ondn güdülen amaç, kişiye suçunu bildirmek, ona doğruluğun kaynağını göstermekti.

Bu durmda insanın yetkinlik düzeyine erişebilmesi için tek bir yol kalıyordu: İnsanlara bilgelerin veremediğini verecek göksel öğretmen İsa Mesih'in gönderilmesi. O, yasasanın yücelik ve kusursuzluğuna ek olarak insanlara gözetmeleri buyruğunu verdiği tek bir harfle bile gerek söz, gerekse davranış açısından aykırı davranmadı. İşte tüm düzelticilerin aciz kaldığı nokta.

O halde bize yetkinlik yolunu öğreten birine değil, önümüzde yürüyen, adımlarını izleyebileceğimiz birine ihtiyacımız var. Yeryüzüne Meryem oğlu İsa dışında kutsal bir ayak basmadı. Söz ile eylem arasında dağlar kadar fark vardır. Çünkü söz kuramsal, eylem gözle görülen, elle tutulan bir şey olup pratiktir. Mesih, bu nedenle tüm dünyanın özlemi oldu. Doğruluk ve mutluluğu onlara O, verebilir. Kusursuzluk düzeyine onları O, ulaştırabilirdi. Mesih'in bizim için ne yaptığını, ne öğretttiğini bilmeli, mutluluk yolunu görebilmek için O'nun yaşamını incelemeliyiz. Mesih dışında her konuda abartma yapılabilir; ama en güçlü yazarların kalemi, O'nun kusursuz, yüce yaşamını anlatmaktan aciz kalır. İnsaların Mesih'e gelmesine aracı olup göksel sevgiye eşlik etmek, kişinin bekleyebileceği en büyük ödüldür. Bu yolla gerçek kusursuzluk,ücretsiz kurtuluş eld edilir; göksel yücelikte O'nunla birlikte sonsuz yaşam tadılır.

Beş nedenden ötürü Mesih'e gereksinimiiz var:

1 - Mesih, insanlara olan sevgisiyle seçkinleşen bir din önderidir. O'nun çağrısı, bugün başarı elde etmişse; bunun nedeni eşsiz sevgisi, halkı ile sürekli birlikteliğidir.
2 - Mesih, insanlığın duyduğu en büyük müjde olan İncil'in konusudur. En büyük müjde, dedik. Zira bu, gerek zamansal açıdan, gerekse sonsuzda Tanrı'nın insanla ilgilendiğinin göstergesidir.
3 - Mesih, tüm insanlığın kurtarıcısı olmak amacıyla - kendi seçimiyle - insan doğasına büründü. O, ademoğullarının tümünü sever.
4 - Mesih, Tanrı'nın öncesizinden saptadığı insanlara sevgisini duyurup kurtulmalık görevini yerine getirmesi için gönderdiği kişidir.
5 - Mesih, Tanrı'nın bedenine girmiş Söz'ü, İncil'in sevgi sözcüğüyle nitelendirdiğ biricik Oğlu'dur. Tanrı, Mesih'in kişiliğnde bize hiç ayırım gözetmeksizin sınırsız tanrısal sevgiyi gösterdi,

O, yalnızca kendisini sevenleri değil, kendisinden tiksinenleri, çarmıha diri diri çivileyecek derecede kin duyanları da sevdi

Ra'bin sevgi v ışığının sarmalında kalınız.
Mesih'e İhtiyaç
Yıllar geçiyor ve insan, mutsuzluk girdabında bir kat daha batıyordu. Kusursuzluktan, yetkinlikten uzaktı. Bu yetkinliğe felsefenin de ulaşamayacağını en açık biçimde Sokrat'ın öğrencisi Alkibiades'e söylediği şu sözde görüyoruz: " Değerli Alkibiades, en yüce hayrı nasıl edeceğini sana açıklayamıyorum. Çünkü ben de, bilmiyorum. Ancak şunu kesin olarak biliyorum ki, tanrı cömettir, iyilik yapmayı sever. Bu nedenle uygun zamanda, insana bu hayrı nasıl elde edeceğini öğreten bir öğretmen yollayacaktır... "

Tecrübe, bu filozofa, doğaları gereği bozuk insanların bozuk olanı düzeltmeye güçleri olmadığını öğretti.

Yöneticiler, durumu düzeltmek amacıyla yasalar koydular. Hamurabi'nin çağında yapılanlar, Yunan filozoflarınıni Mısır bilgelerinin önerileri, Roma hukukçularının, Brahma'ların sundukları tasarı ve çözümler bize bu konuda fikir verebilir. Bütün bu çabalara rağmen, istenilene ulaşılamadı. Musa'nın yasası bile kutsal bir yasa olmasına karşın kusursuz bir düzeltmeyi gerçekleştiremezdi. Zira ondn güdülen amaç, kişiye suçunu bildirmek, ona doğruluğun kaynağını göstermekti.

Bu durmda insanın yetkinlik düzeyine erişebilmesi için tek bir yol kalıyordu: İnsanlara bilgelerin veremediğini verecek göksel öğretmen İsa Mesih'in gönderilmesi. O, yasasanın yücelik ve kusursuzluğuna ek olarak insanlara gözetmeleri buyruğunu verdiği tek bir harfle bile gerek söz, gerekse davranış açısından aykırı davranmadı. İşte tüm düzelticilerin aciz kaldığı nokta.

O halde bize yetkinlik yolunu öğreten birine değil, önümüzde yürüyen, adımlarını izleyebileceğimiz birine ihtiyacımız var. Yeryüzüne Meryem oğlu İsa dışında kutsal bir ayak basmadı. Söz ile eylem arasında dağlar kadar fark vardır. Çünkü söz kuramsal, eylem gözle görülen, elle tutulan bir şey olup pratiktir. Mesih, bu nedenle tüm dünyanın özlemi oldu. Doğruluk ve mutluluğu onlara O, verebilir. Kusursuzluk düzeyine onları O, ulaştırabilirdi. Mesih'in bizim için ne yaptığını, ne öğretttiğini bilmeli, mutluluk yolunu görebilmek için O'nun yaşamını incelemeliyiz. Mesih dışında her konuda abartma yapılabilir; ama en güçlü yazarların kalemi, O'nun kusursuz, yüce yaşamını anlatmaktan aciz kalır. İnsaların Mesih'e gelmesine aracı olup göksel sevgiye eşlik etmek, kişinin bekleyebileceği en büyük ödüldür. Bu yolla gerçek kusursuzluk,ücretsiz kurtuluş eld edilir; göksel yücelikte O'nunla birlikte sonsuz yaşam tadılır.

Beş nedenden ötürü Mesih'e gereksinimiiz var:

1 - Mesih, insanlara olan sevgisiyle seçkinleşen bir din önderidir. O'nun çağrısı, bugün başarı elde etmişse; bunun nedeni eşsiz sevgisi, halkı ile sürekli birlikteliğidir.
2 - Mesih, insanlığın duyduğu en büyük müjde olan İncil'in konusudur. En büyük müjde, dedik. Zira bu, gerek zamansal açıdan, gerekse sonsuzda Tanrı'nın insanla ilgilendiğinin göstergesidir.
3 - Mesih, tüm insanlığın kurtarıcısı olmak amacıyla - kendi seçimiyle - insan doğasına büründü. O, ademoğullarının tümünü sever.
4 - Mesih, Tanrı'nın öncesizinden saptadığı insanlara sevgisini duyurup kurtulmalık görevini yerine getirmesi için gönderdiği kişidir.
5 - Mesih, Tanrı'nın bedenine girmiş Söz'ü, İncil'in sevgi sözcüğüyle nitelendirdiğ biricik Oğlu'dur. Tanrı, Mesih'in kişiliğnde bize hiç ayırım gözetmeksizin sınırsız tanrısal sevgiyi gösterdi,

O, yalnızca kendisini sevenleri değil, kendisinden tiksinenleri, çarmıha diri diri çivileyecek derecede kin duyanları da sevdi

Ra'bin sevgi v ışığının sarmalında kalınız.
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 08 Kasım 2011, 18:11   #2
Çevrimdışı
Cevap: Mesih'e İhtiyaç




Egemen RAB'bin Ruhu üzerindedir. Çünkü O beni yoksullara müjde iletmek için meshetti. Yüreği ezik olanların yaralarını sarmak için. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, zindanlarda bulunanlara kurtulacaklarını, RAB'bin lütuf yılını, tanrımızın öç alacağı günü ilan etmek, yas tutanların hepsini avutmak.... için RAB beni gönderdi. ( Yşa. 61:1-3 )

Gözümüzü imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsa'ya dikelim. O kendisini bekleyen sevinç uğruna utancı hiçe sayıp çarmıhta ölüme katlandı ve Tanrı'nın tahtının sağında oturdu. Yorulup cesaretimizi yitirmememiz için, günahkarların bunca karşı koymasına katlanmış O'lanı düşünün ( İbr. 12:2, 3 )

Nitekim bunun için çağrıldınız. Mesih, izinden gdeseniz diye uğrunuza acı çekerek size örnek oldu. ( 1. Pe. 2:23 )

İnsanlığa miras olarak bıraktığı " düşmanını sev " ilkesini, bizzat yaşamında uyguladı. ve öğretileri arasına kattı. Yasa (şeriat ) nın ancak sevgi sayesinde yetkinleşeceğini duyurdu. Dinsel toplulukların kimi, taptıkları tanrının gücünü vurgular. Kimileri, ısrarla onun kutsallığı ya da bilgeliği üzerinde durur. Başkaları, tanrının merhametine önem verirler. Mesih inancı ise, tüm bunları açıkca duyurmaının yanı sıra en seçkin yeri, Mesih'in açıklamak için geldiği ilkeye verir. tanrı'nın tü insanları kuşatan, herkesi, en kötüleri bile sapıklıktan dönderip helaktan kurtarmak için çalışan sevgisi ( Yu. 3:16 ).


Tüm insanları, en kötüleri bile sevmeyen, başkalarına hizmet edip özveride bulunmayı ilke edinmeyen kişiye, Mesih İmanlısı denilemez.

Bir insan için öne sürülen iddia, ne kadar büyük olursa, onu kanıtlamak da o denli güç olur.Rezil olmak, önderinin küçümsenmesi korkusundan ötürü aklı başında kişi öyle büyük iddialardan çekinir.

Mesih inancı, önderi için iddiaların en çetinini seçmiş bulunuyor.Bu iddia doğru çıkarsa; Mesih inancı, her türlü dinsel inancın üstüne çıkar ve hiç kimse önderi ile kıyaslanamaz. Bunu kanıtlamak ise, Mesih'in yaşamını incelemekle olasıdır. İsa, " Onları ürünlerinden tanıyacaksınız. " (Mat.7:16 ) diyor. O'nun gerçek yüceliği hakkında verilebilecek bir hüküm, ancak sözleri, yaptıkları ve bunların sonuçları üzerinden verilebilir. Yoksa sevenlerin övgüsü yahut karşıtlarının saldırılarına göre değil. (GF)

Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 08 Kasım 2011, 18:11   #3
Çevrimdışı
Cevap: Mesih'e İhtiyaç




Sevgili kardeşim pessimisT Rab'de teşekkür ederken; esenliği sizinle olsun.

Evet !

Mesih, Galileli yoksul bir öğretmenken; düşmanları Yahudi önderleri, O'nu tutup zalim Roma valisinin önüne getirdiler. Çarmıha gerilmesini istediler. Yargılamadan sonra Pilatus, Mesih'in suçsuz olduğunu açıkladı ve şikayetlerine, " Bu adamda hiçbir şey bulmadım . " dedi. Yahudiler, inatla isteklerini yenilediler. Sonunda yeniden yargılandı. Pilatus, ikinci yargıdan sonra, " İşte onu önünüzde sorguya çektim " dedi. "Bu adamda şikayet ettiğinz şeylerden bir tekine rastlamadım. Herodes de bulamadı. Çünkü onu bizegeri gönderdi " ( Luka 23:13-15 ). Bundan da öte, eşi, Pilatus'dan Mesih konuusunda sakınmasını ister. O'nun için " dopru insan " der ( Mat. 27:19 ). Mesih'in suçsuz olduğunu defalarca açıklamasına rağmen sonunda Yahudilerin talebini istemeye istemeye kabul ederek; O'nu askerlere teslim eder. Ama ondan önce vicdanını rahatlatmak ister. Herkesin önünde ellerini yıkar, " Bu adamın kanında benim hiçbir sorumluluğum yoktur, varın ötesini siz düşünün " ( Mat. 24:27 ).


Pilatus, araştırmış; bu araştırmanın sonunda Mesih'in doğru olduğunu görmüştü. İşte Mesih'in yeryüzündeki yaşamının sonlarında Roma valisinin ulaştığı bu sonuç, O'nu tanımak için vazgeçilmez bir anahtardır. Yahudilerin, Müslümanların, hatta inkarcıların tanıklıkları bile bu konuda birleşmektedir.


Sorun, tüm dünyanın, Mesih'in doğruluk ve kutsallığına ilişkin tanıklığını aşağıdaki gerçeklerle bağdaştırma sorunudur.

a- Kendisi için bir insanın cesaret edemeyeceği şeyleri iddia etmesi.
b- Bir insanın yapamayacağı şeyleri yapması.
c- İnsanların kendisi hakkında söyledikleri - bir insana atfedilmesi mümkün olmayan - şeyleri kabul etmesi.

Kişinin sahip olmadığı bir şeyi iddia etmesi ya hilekarlık, ya ahmaklık ya da akli bir rahatsızlıktır. Oysa kimse, İsa Mesih'i bunlarla suçlayamaz.

Peygamberler, doğrulukta ilerledikçe eksiklikleri ve hataları nedeniyle bir kat daha eziklik duydular. Zira alçakgönüllülük, erdemlerin en üstünü; suçu itiraf, görevlerin başıdır. Doğruluk, vicdanda hassas bir duygu doğurur. Nasıl uygar kişi , ilkel koşullarda yaşayan birinin aldırış etmediği pisliklerden iğreniyorsa; aynı şekilde doğru kişi doğrulukça kendisinden düşük birinin önemsiz gördüğü ya da kötüler arasında övünülecek işlerden sayılan konularda af diler. Vahiy kitabında adı geçen Musai Davut, Daniel, Petrus ve Pavlus gibi en yüce peygamberlerin yaşamlarında gerçekten son derece etkili itiraflar, merhamet dileyişleri vardır. Bu durum, onların doğruluğuna olan inancımızı artırır. Aralarında kusursuz olduğunu iddia eden tek bir kişi yoktur. Fakat Mesih, burada, tüm doğrulardan ayrılıyor. Bu farklılık nasıl açıklanabilir, Mesih kimdir ?

Hepimizin bildiği gibi Mesih'i kusursuzlukla niteleyenler, sabah akşam, yaz kış, üç yıl boyunca O'ndan ayrılmamış kişilerdir. Böylece O'nu her yönüyle tanıma olanağı buldular. Onlar, bir takım noksan ve kusurları görmezlikten gelecek ya da örtmeye çalışacak vurdumduymaz kişiler değillerdi; Mesih'in yaşamını açıklayıp O'nun eşsizliğini vurgularken; bir yandan da kendi eksikliklerini anlatıyorlardı. Bu, onların içtenlik ve dürüstlüklerinin kanıtıdır. O halde tanıklıklarına güvenebiliriz.

Tarihin garip gerçeklerinden biridir, Mesih inancı uğradığı ve halen uğramakta olduğu işkencelere, güçlü düşmanlarının sayısız saldırısına karşın dimdik ayakta kalmasını bilmiştir. Herodes'in Beytlehm'de bebek İsa'yı öldürme girişiminden bugüne dek Mesih inancının sayısı kabarık - Herodes'i harekete geçiren aynı amaçla aimanlılar topluluğuyla savaşmaktan bir an olsun geri durmamışlardır.

Gene konu hakkında bilgisi olan herkesin bildiği üzere, Mesih inancının öğretilerine yapılan itirazlar, çok eskiden elçiler döneminde başlamış, nesiller boyunca kah susmuş, silinmiş, kah yeniden hortlamış, büyük bölümü ise saçmalığı nedeniyle ölüp gitmiştir. Zaman oldu, bu inkarcı ve direnişcilerin önderleri, Kutsal Kitap'a karşı saygının yok olduğunu, artık bu kitapda geçen en önemli konuların bile hiçe sayıldığını, Mesih inancını tamamıyla yıktıklarını öne sürerek övündüler. Fakat İncil'in Mesih'in kişiliği hakkındaki öğretisi tüm bu sınavlardan başarıyla geçti.

Mesih, duasında şöyle demişti: " Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih'i tanımalarıdır. " ( Yu. 17:3 ) Elçi Pavlus, Mesih'i gerçekten tanımak için her şeyi süprüntü saydığını söyler ( Flp. 3:8 ).

Dört İncil'in içinde Mesih'i en güzel resmeden Yuhanna sözünü şöyle bağlıyor: "Ne var ki yazılanlar, İsa'nın, Tanrı'nın Oğlu Mesih olduğuna iman edesiniz ve iman ederek O'nun adıyla yaşama kavuşasınız diye yazılmıştır. " ( Yu. 20:31 )

Keşke herkes, gerçek insan doğasında insanlığa ortak olmakla birlikte onlardan ayrılan bu eşsiz Kurtarıcıya diri ve kişisel bir imanla bağlansa ! Çünkü bu iman, sahibine İsa Mesih aracılığıyla sonsuz yaşamı sağlayacaktır.

" Bunun için de Tanrı O'nu pek çok yükseltti ve O2na her adın üstünde olan adı bağışladı. Öyle ki, İsa'nın adı anıldığında gökteki, yereki ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı'nın yüceltilmesi için İsa Mesih'in Rab olduğunu açıkca söylesin. " ( Flp. 2:9-11 ).

Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 08 Kasım 2011, 18:11   #4
Çevrimdışı
Cevap: Mesih'e İhtiyaç




Mesih'in yaşam öyküsünün kaynakları

İsa Mesih hakkındaki gerçek bilgiler, bize " İnciller " ya da " Müjdeler " olarak adlandırılan dört kaynaktan ulaşır: Matta, Markos, Luka, Yuhanna.

" İncil " , Yunanca bir sözcük olup arapçalaştırılmıştır. Müjde ya da sevindirici haber anlamına gelir. İncil sözcüğü, bu anlamda, herhangi bir kitap anlamına gelmeyip; müjdenin ta kendisi, Mesih ve öğretisinin yazılı bir duyurusudur. İncil'in yazılı olarak derlenmesinden önce elçiler ve onların öğrencileri tarafından aktarılan, tüm Roma imparatorluğunda yayılan sözlü bir İncil vardı. İncil'i Mesih'in kendisi yazmadı, öğrencilerinden de yazmalarını istemedi. Mesih inancında, vahiy harf harf ya da sözcük sözcük indirilen bir kitap değil, diri bir kişidir: Mesih ( İbr. 1:1-3; 1. Yu. 1:1-3 ).

Ancak Mesih inancının önderleri, her türlü şüphe ve tafriften uzak bir biçimde inanlıların elinde sağlam bir kaynak olarak kalmak üzere Mesih'in yaşamını kaleme almak zorunluluğunu duydular. Bu iş, Mesih'in elçileri döneminde yapılmalıydı. Müjdeyi onlar almışlar, başkalarına aktarmadan önce onu yaşamışlardı. Bazıları Kutsal Ruh'un vahyi ile İncil'i yazılı olarak derlemeye koyuldu. Böylece bugün, Kutsal Kitap'da bulunan ve " İnciller " diye adlandırdığımız dört rivayet ortaya çıktı. Oysa Mesih inancının İncil'i tektir: Mesih'in bize aktardığı, yaşamında somutlaştırdığı müjde. Bu anlamda İncil sözcüğü, Yeni Antlaşma'nın çeşitli kitapçıklarında yalnızca bu anlamda kullanılmıştır. Şu var ki; Müjde, konu ve öz bakımından birleşen dört rivayetle bize ulaştırılmıştır. O halde İncil, tek. Onu derleyenler ise, dört kişidir. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna. Matta ve Yuhanna, Mesih'in 12 öğrencisinden ikisidir. Markos, elçi Petrus'un, Luka ise elçi Pavlus'un öğrencileridir. Markos ve Luka, bu iki elçinin gözetimi altında yazmışlardır.

Matta, Müjde'yi yurttaşları Yahudiler için yazmıştır. Bunu, Tevrat'ın Mesih'e ilişkin bildirlerine ve bunların nasıl gerçekleştiği konusuna önem vermesinden anlıyoruz. Markos ise, Müjde'yi Roma imparatorluğunun başkenti Roma'dayken derlemiş olup; Roma kültüründen gelen Mesih inanlılarına seslenir. Bundan ötürü Markos, Mesih'in yüceliği ve gücü gibi Romalıların ilgisini uyandıran noktaları vurgulamıştır. Luka'nın seslendiği kişiler, genellikle Yunan kültürünün etkisini taşıyanlardı. Bu nedenle o istem ( irade ) ve kalp gibi soyut konular üzerinde durur, bunların önemini ısrarla vurgular. Şöyle ki, irade ve kalp olmaksızın insan tam sayılamaz. Dahası Tanrı2nın insanlara olan sevgisi, bu iki öge ile belirmiştir. Luka'nın İncil'ine bu özelliğinden ötürü " merhamet İncil'i " de denilir. Yuhanna'ya gelince, Mesih inancının yayılmasından sonra yazdı. Bir takım konuları açıklamak, öğretiye giren kimi düşünceleri yanıtlamak amacıyla bu işe koyuldu. ( GF )

Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.

Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı'ya iman edin, bana da iman edin. ( Yu. 14:1 )

  Alıntı ile Cevapla

Alt 08 Kasım 2011, 18:12   #5
Çevrimdışı
Cevap: Mesih'e İhtiyaç




Matta'nın Müjdesi

İsa Mesih'in soyunu gösteren kitap - İbrahimin oğlu, Davut oğlu... ( Mat. 1:1 )

Matta, müjdesini , Mesih inancını kabul eden Yahudiler için yazdı. O, Mesih'in yaşamını bağımsız bir olay değil, çok eski zamanlarda başlayan tarihsel, önbildirilerle dolu bir zincirin tamamlanması olarak anlatır. Buna göre Matta İncil'i, Davut'un, Yahudiler'in atası İbrahim'im oğlu İsa Mesih'in soyunu gösteren kitaptır. Matta, Mesih hakkındaki önbildirilerin nasıl gerçekleştiğini, O'nun nasıl her doğruluğun tamamlayıcısı olduğunu göstermek amacıyla sürekli Tevrat'a işaret eder. Mesih, İbrahim nesline vaadedilen bereketin bütünleyicisidir ve gelecek olan " Mesiyya " nın merkezi Yeruşalim ( Kudüs ) olmak üzere siyasal bir devlet kuracağını sanan Yahudiler, yanılgı içindedirler. Matta, bu yanlışı düzeltmek amacıyla Eski Antlaşma'dan yetmiş beş alıntı bulunur. Matta, Mesih'in 12 öğrencisinden biridir.

Markos'un Müjdesi

Tanrı'nın Oğlu İsa Mesih'le ilgili Müjde'nin başlangıcı. ( Mar. 1:1 )

Markos, Mesih'in elçilerinden değildi. Adı, 4 İncil'de de kesinlikle geçmez. İbranice adı, Yuhanna; Yunanca adı ise, Markos'tur. Adı, ilk kez Mesih'in göğe yükselmesinden birkaç yıl sonra duyulmuştur. Müjde'nin yayılmasında çok emeği geçen Kıbrıslı Barnaba Lavi'nin kızkardeşi olan Meryem adında bir Mesih imanlısının oğludur.

Petrus, Markos için " oğlum " der. Bu bir sevgi ifadesi olup; Markos'un Petrus aracılığıyla imana geldiğini gösterir. Çok önceden, Mesih inancının önderleri, Markos'un, İncil'ini Petrus'un gözetiminde yazdığını belirlemişlerdir. Petrus'un kendi adı ile bir İncil yazmamasının nedeni, burada yatar. Markos, İncil'ine şöyle başlıyor: " Tanrı'nın Oğlu İsa Mesih'le ilgili Müjde'nin başlangıcı. " Bundan da anlıyoruz ki, Mesih'in yaşamı üçlü bir isimde beliren üç yönlü bir sevindirici haberdir: İsa, Mesih, Tanrı'nın Oğlu.

A- İsa: Kurtarıcı anlamına gelir. Bu ad, doğumundan önce Mesih'e melek tarafından verilmiştir. Melek, O'na özellikle bu adın verilmesini şöyle açıklar: " Çünkü O kendi halkını suçlarından kurtaracak. " ( Mat. 1:21 ) O'nun kurtarışı sürekli bir kurtarış olacak.

B- Mesih: Adem'den beri geleceği bildirilen, nesiller boyu kesintisiz bir zincirle verilen önbildiriler gereği Tanrı'nın yolladığı kişidir.

C- Tanrı'nın Oğlu: O'nun bir adı da Tanrı'nın Oğlu'dur. O'nun buna hakkı vardır. Çünkü bu yüce adı insandan değil, Tanrısal duyuru yoluyla almıştır. Melek, Meryem'e, " Yüce olup Tanrı'nın Oğlu diye çağırılacak" ( Luka 1:32 ) bir oğul doğuracağını müjdeledi. Meryem, kendi hesabınca olanaksız olan bu iş hakkında açıklama isteyince, Melek yineleyerek bunu gerçekliğini bildirdi.O, gelmeden önce Tanrısal makamı duyurulmalıydı. Tarihte hiçbir haber, " İncil= Müjde " adını almaya layık değildir. Buna şaşmıyoruz. Mesih'ten 700 yıl önce yaşayan Yeşaya peygamber, " Yehova'nın Ruh'u üzerimde. Çünkü Rab, yoksulları müjdelemem için beni gönderdi. " diyor. Beytlehm çobanlarına O'nun doğumunu haber veren melek ise şöyle seslendi: " Size büyük bir sevinci müjdeliyorum. "

Luka'nın Müjdesi
Sayın Teofilos,
Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişti. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkarı olanlar bunları bize ilettiler. Ben de bütün bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm. Öyle ki, sana verilen bilgilerin doğruluğunu bilesin. ( Luka 1:1-4 )

Markos gibi Luka'dan da 4 İncil'de söz edilmiyor. Ancak kendisinin 2. kitabı olan Elçilerin İşleri'nde onun Mjdeyi yayma yolculuklarında haberci Pavlus'a eşlik ettiğini gösteren işaretlere sahibiz. Mektuplarının birinde de, onun sevilen bir doktor olduğunu öğreniyoruz ( Kol. 4:14 ). Yunanca'daki edebi üslubundan kültürlü biri olduğu açıkca görülebilir.

Yuhanna'nın Müjdesi

Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz tanrı'ydı. Başlangıçta O, Tanrı'yla birlikteydi. Her şey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı. Yaşam O'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. ( Yu. 1:1-4 )

Dördüncü müjdeci, vaftizci yahya'nın eski öğrencisi, Mesih'in ilk iki öğrencisinden biri haberci Yahya'dır. " mesih'in sevdiği öğrenci " diye anılır. balık avcısı olmasına rağmen yoksul değildi. baba Zebedi'nin tekneleri ve işçileri vardı. Annesi Salome, gereksinimlerini kendi malından görmek amacıyla Mesih ve öğrencilerine eşlik ederdi. Mesih, Yuhanna'yı birçok kez onurlandırdı. Son akşam yemeğinde, O'nun göğsüne yaslanan Yuhanna idi ( Yu. 19:27 ). Yuhanna'nın Müjdesi, sevgi ve lütuf sözcükleriyle doludur.

Yuhanna, diğer üç müjdeciden 20 ya da 30 yıl sonra İncil'ini yazdı. Mesih'in insanlığına ilişkin inanç kökleşmiş, imanlıların düşüncelerine egemen olmuştu. işin içine aşırılık da girince; koyu Mesih imanlısı çoğu kişi, O'nun insanlığını açıklamakla yetinip zamanla Tanrılığını yadsımaya başladılar. Yuhanna, bu nedenle müjdesinde sık sık Mesih'in tanrılığı üzerinde durmayı uygun gördü.

Müjde'sinin girişi, İncil'in en ünlü sözlerinden biri olarak kabul edilir. Yazar, burada evrenin yaratılışını anımsar. Bilindiği üzere Kutsal Kitap'ın ilk sözcükleri şudur: " Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı. " ( Oluş 1:1 ). Ancak Yuhanna, bundan da önce bir başlangıçtan söz ediyor: " Başlangıçta Söz vardı. Her şey O'nun aracılığıyla varoldu, varolan hiç bir şey O'nsuz olmadı. " ( Yu. 1:1-4 ) { GF }

Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.

Kalk, parla; çünkü ışığın geliyor, RAB'bin yüceliği üzerine doğuyor. Dünyayı karanlık, halkları koyu karanlık örtüyor; oysa RAB senin üzerine doğacak, yüceliği üzerinde görünecek. ( Yşa 60:1-2 )









  Alıntı ile Cevapla

Alt 08 Kasım 2011, 18:13   #6
Çevrimdışı
Cevap: Mesih'e İhtiyaç




Mesih'in soyağacı

Aceleci bir okuyucu, Matta ve Luka İncillerinin içerdiği Mesih'in soyağacının farklı olduğunu, Yuhanna'nın ise bu konuya olduğu gibi görmemezlikten geldiğini sanır. Gerçekte ise, Yuhanna, Mesih'in soyağacını ihmal etmemiş; tam tersine O'nu öncesiz aslına götürmüştür. Yine göreceğimiz gibi Matta ve Luka'nın soyağaçlaında bir ayrım yoktur.

- Yuhanna'nın Müjdesi'nde

Gerçek şu ki; Yuhanna,Mesih'in soyağacını ihmal etmemiş ama O'na kendisi dışında bir ünvan vermiştir: Söz. Bu, yerinde bir ünvandır. Söz, kişinin düşüncesini açıklar. Kişi olmaksızın sözün varlığı düşünülemez. Bedende ortaya çıkan İsa, gören ama görülmeyen Tanrı'yı böyle gösterdi. Mesih, davranışlarıyla Tanrı'nın gücü, bilgeliği, cömertleri ve kutsallığı gibi niteliklerini duyurdu. Bundan dolayı O'nu niteleyen adlardan birinin de, Söz olması doğaldır.

Yuhanna, Söz'ü alışılagelmiş kalıbından çıkarıp; ona gerçek bir insan, İsa Mesih anlamını vermiştir. İncil'in önsözünü bitirirken Tanrı'nın kesinlikle görülmeyen bir ruh olduğunu vurgular.Fakat Baba'nın biricik oğlu O'nu açıkladı, O'nu gerçek anlamda insanlara gösterdi. Söz, işte bu amaçla beden giyip aramıza yerleşti ( Yu. 1:14 ). Bu yerleşmeye, bedene girme ya da beden giyme adı verilir.

- Matta'da ( Matta 1:1-17 )

Matta'ya gelince, yahudi olup önceleri vergi toplayıcısıydı. İbranice adı Lavi, Yunanca adı Matta, babasının adı ise, Halfe'dir. Roma yönetimi içindeki görevi, mali ve ticari konularda bilgili olmasını gerektiriyordu. Ayrıca parasal açıdan da, oldukça rahattı. Matta İncilİnin önsözü şu sözlerle başlar: İsa Mesih'in soyunu gösteren kitap - Davut'un oğlu, İbrahim'in oğlu. İbrahim'e İshak doğdu, İshak'a Yakup doğdu... Matta, daha sonra kadınlı erkekli kırk kişinin adını bildirir ki, en son şahıs kendisinden Mesih diye anılacak İsa'nın doğduğu Meryem'in erkeği Yusuf'tur.Aceleci birinin, okumaktan bıkabileceği bu zincir, iyi düşünen birisi için olağanüstü öneme sahiptir. Çünkü burada, beden giyip aramıza yerleşen bu olağanüstü kişinin soyağacının da bulunduğu insanlığın kökenine ilişkin önemli açıklamalar bulunmaktadır. İsa, tarihte, insanlığın atası Adem'den başlamak üzere soyağacı korunmuş tek kişidir.Yüce özünün yanı sıra insanlık değeri atalarının zincirine bağlı tek kişi de, O'dur. O'nun Davut oğlu beklenen Kurtarıcı olduğunu bu zincirden anlıyoruz.

- Luka'nın zinciri

Luka İncil'inde bildirilen soyağacı, Matta'dan biraz farklıdır. Fakat her iki zincir de, Yusuf'un İsa'nın annesi Meryem'in erkeği olduğunda birleşir. Bu, her iki zincirin son halkasıdır. Yine İbrahim ile Davut arasındaki soybağında - Babil sürgünü sırasında - Zerubbabel ve Sealtiel adlarında birleşirler. Ayrıldıkları birkaç nokta eleştiricilerin sevinç kaynağı olmuştur. Bunlardan biri şudur: Matta, İsa'dan bu yana soyların adlarını İbrahim'le başlatarak sunar. Luka ise, Adem'le başlıyor. Matta, Davut'un oğlu Süleyman'ın; Luka ise, Davut oğlu Nasan'ın zincirini izler. Matta, Meryem'in sözlüsü Yusuf'un Yakup'un oğlu olduğunu bildirirken; Luka, onun Meryem'İN BABASI Hali'nin oğlu olduğunu söylüyor. Yahudiler, zaman zaman erkeği eşinin babasının adıyla anarlardı ( Ör. Barzillay'ın ailesi. Bk. Ezra 2:61, Nehemya 7:63 ). Davut ile Yusuf arasındaki halkalar, Matta'da Luka'ya oranla çok daha seyrek olup kimi halkaların geçildiği açıktır. Matta, arada 450 yıllık bir süre olmasına karşın Davut ile Rahap arasına dört nesil koymakla yetiniyor. Yine Luka'nın zinciri Meryem'e, Matta'nın ki ise Yusuf'a özgüdür. Her ikisinin de, soy zincirini belirtmek zorunluydu.

Bununla birlikte müjdecilerin ikisi de, Mesih'in kutsal kökenini açıklıyorlar. Örneğin Matta soy zincirini, " Yakup'a Meryem kocası Yusuf doğdu. Meryem'den Mesih diye tanınan İsa doğdu. " Luka ise, " Yusuf'un oğlu sanılıyordu. " biçiminde bir ifade kullanıyor. Her iki zincirde de şayet saldırıya değer bir yan olsaydı, bunu başta Yahudi önderleri yaparlardı. Kaldı ki, ssoyağacı İsa'nın davut'un oğlu gelecek Kurtarıcı olduğunu kanıtlıyor. İşte Yahudilerin, Matta ve Luka'nın sundukları bu zincir karşısındaki suskunlukları onların doğruluklarının kanıtlarıdır.

- Soyağacından çıkarılacak dersler

Luka ve Matta'nın soyağaçlarında, Ruth adında bir kadının geçmesi, Mesih inancının onur listesinde İsrail soyundan olmayan yabancıların, yoksulların da yeri olduğunu gösterir. Önceleri genel kadın olan Rahab, Tamar ve Beşşaba adlarından, gerçekten tövbe etmiş kişilerin de bu onura erişebileceklerini anlıyoruz.

Mesih, halkın zayıflıklarına ilgi gösterdi, doğruluktan uzak çoklarını bağışladı. O, şöyle der: " Tabibe sağlamlar değil, hastalar gereksinim duyar.." ( Mat. 9:12 ) " İnsanoğlu mahvolmuş olanı arayıp kurtarmak için geldi. " ( Luk. 19:10 )

Tüm İncil'in özünü, Yuhanna'nın yazdığı şu sözde buluruz: " Söz Tanrı idi. Söz beden giyip aramıza yerleşti... "

Madem Mesih'in haberleri için tek kaynak, İncil'dir ve tüm İncil yazarları da O'nun Tanrılığı konusunda birleşmişlerdir; o halde Mesih'in yaşamını, O'nun Tanrılığı niteliğine göre açıklamalıyız.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 08 Kasım 2011, 18:14   #7
Çevrimdışı
Cevap: Mesih'e İhtiyaç




Yahudiye Kralı Hirodes zamanında, Aviya bölüğünden Zekeriya adında bir kahin vardı. Harun soyundan gelen karısının adı ise Elizabet'ti. Her ikisi de Tanrı'nın gözünde doğru kişilerdi, Rab'bin bütün buyruk ve kurallarına eksiksizce uyarlardı. Elizabet kısır olduğu için çocukları olmuyordu. İkisinin de yaşı ilerlemişti.
Zekeriya, hizmet sırasının kendi bölüğünde olduğu bir gün, Tanrı'nın önünde kahinlik görevini yerine getiriyordu. Kahinlik geleneği uyarınca Rab'bin Tapınağı'na girip buhur yakma görevi kurayla ona verilmişti. Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu.
Bu sırada, Rab'bin bir meleği buhur sunağının sağında durup Zekeriya'ya göründü. Zekeriya onu görünce şaşırdı, korkuya kapıldı. Melek, " Korkma, Zekeriya " dedi. " Duan kabul edildi. Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın.Sevinip çoşacaksın. Birçokları da onun doğumuna sevinecek. O, Rab'bin gözünde büyük olacak. Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh'la dolacak. İsrailoğulları'ndan birçoğunu, Tanrıları Rab'be döndürecek. Babaların yüreklerini çocuklara döndürmek, söz dinlemeyenleri doğru kişilerin anlayışına yöneltmek ve Rab için hazırlanmış bir halk yetiştirmek üzere, İlyas'ın ruhu ve gücüyle Rab'bin önünden gidecektir. "
Zekeriya meleğe, " Bundan nasıl emin olabilirim ? " dedi. " Çünkü ben yaşlandım, karımın da yaşı ilerledi. "
Melek ona şöyle karşılık verdi: " Ben Tanrı'nın huzurunda duran Cebrail'im. Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim. işte, belirlenen zamanda yerine gelecek olan sözlerime inanmadığın için dilin tutulacak, bunların gerçekleşeceği güne dek konuşamayacaksın. "
Zekeriya'yı bekleyen halk, onun tapınakta bu kadar uzun süre kalmasına şaştı. Zekeriya ise dışarı çıktığında onlarla konuşamadı. O zaman tapınakta bir görüm gördüğünü anladılar. Kendisi onlara işaretler yapıyor, ama konuşamıyordu.
Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü. Bir süre sonra karısı Elizabet gebe kaldı ve beş ay evine kapandı. " Bunu benim için yapan Rab'dir " dedi. " Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi. " ( Luka 1:5-25 )

Önbelirtiler olmaksızın parıldamaya başlayan bir yıldız, bizi şaşırtabilir. Işıkların en güçlüsü, güneşin doğuşu böyle değildir; kızaran tan, onu önceden bildirir. Büyük peygamberlerin, insanlık tarihine çıkışları birer süpriz olmuştur. Vaftizci Yahya dışında, ne İbrahim, ne Musa, ne de İlyas hakkında bir ön müjdeye rastlamıyoruz. Fakat onların tümünün efendisi, doğruluk güneşi Mesih'in ortaya çıkışı ani olmamıştır. Sayısız önbildiri gelişi arifesinde, eşsiz bir şafak oluşturmuştu. Öte yandan bu müjde dolu şafağın dışındaki yerlerle ahlaksal ruhsal karanlık doruğa ulaşmıştı. Göksel ışık, kendisine duyulan ihtiyacın en şiddetli anında geldi.

Aslında Mesih'in gelişinden önce açıklanmış olan önbildirilerin tümü incelenmeye değer. Ancak yerimizin dar oluşu, onların arasından yalnızca Mesih'in artık kapıda olduğunu bildirenlerle yetinmeye bizi zorluyor.

Göğün elçileri, insanlara 500 yıldan beri görünmemişti. Ancak Mesih'in bedene girmesi yaklaşınca; elçiler, her zamankinden daha sık ve daha görkemli bir biçimde akın akın dünyamıza gelmeye başladılar. " Kralların kralı, Rablerin Rabbi insan bedeninde yeryüzüne geliyordu. "

İlk oğulu dünyaya getiren diyor: Tanrı'nın tüm melekleri ona secde kılsınlar. ( İbr. 1:6 )

Kudüs tapınağına girip, buhur yakma kurası Zekeriya'ya düş
tü. Kendisini secde eden kalabalıktan ayıran ağır perdenin arkasına geçip dua etmeye başladı. Duman ve buharın keskin kokusu, göğe doğru yükseliyordu. Birden meleklerin başkanı Cebrail'i buhur sancağının sağında gördü. Ürperdi, içine korku düştü. Ne denli doğru dindar olursa olsun melek gören kişinin ürperip titremesi doğaldır. Her doğru kişi kendisinin suçlu olduğunu bilir.Diri vicdan, sahibini pakların huzurunda ürkek kılar, en küçük bir yalnış nedeniyle onu eleştirir. Özellikle bir melekle yüzyüze gelmek kişinin titremesine yeter. Ortada, Tanrı'nın kişi üzerindeki haklarını istemek ya da suçlarına karşılık vermek için gelmiş olması endişesi var.

Bundan önceki son melek görünümü, bundan elli yıl önce Mesih'ten önceki peygamberlerin en büyüklerinden biri olan Daniel'e aynı meleğin ( Cebrail ) yine aynı amaçla gelmesiydi ( Daniel 10:5-6 ). Aynı konuda Zekeriya ile konuşması için Tanrı, Cebrail'i atadı. Bu, Mesih'in yeryüzüne gelişine göğün ilgisinin kanıtıdır. Korkudan titreyen Zekeriya'yı teskin etmek için melek, " Korkma " dedi, ona dualarının kabul edildiğini bildirdi. Oysa ne Zekeriya ne de eşi - yaşlarının ileri olmasından dolayı - nesillerinin süreceğini ummuyorlardı.

Cebrail, Zekeriya'ya, oğluna vereceği adı da bildirdi. Dahası, çocuğun hakkında konuştu. Onun yalnız anne ve babasına değil, çoklarına sevinç kaynağı olacağını, yalnız insanların gözünde değil; Tanrı katında da yüceleceğini müjdeledi. Varlığının ilk anından itibaren Kutsal Ruh'la dolacak, yaşamı boyunca pak ve Rabbin uyaıcısı olacak, Tanrısal ilginin merkez noktası olan büyük göreve başarı kazanacak: Çokları Tanrı'ları Rabbe döndürmek.

Cebrail, Zekeriya'ya bundan da yüce olanı söyledi; Vaadedilen bu çocuk, gene vaadedilmiş Mesih'in gelişini müjdeleyecek, O'nun öncüsü olup hiç bir Yahudinin dilinden düşmeyen önbildiriyi tamamlayacak. Bu önbildiriye göre İlyas, Mesih'in önünden gelip Rabbe hazırlanmış bir halk yetiştirecekti.

Meleklerin başkanı Cebrail'in ağzından duymasına karşın Zekeriya, bu müjdeyi doğrulamadı. Doğal engeller, gerçekten büyüktü. Ancak burada Zekeriya'yı kınıyoruz. Çünkü o, aynı müjdenin iki yaşlı kişiye - İbrahim ve Sara - geldiğini biliyordu. Zekeriya, müjdeyi doğrulamayınca; dili tanrı tarafından tutuldu. Aradığı kanıtı gözüyle görüp, kulağıyla duyana dek tam dokuz ay sürdü bu ceza.

Melekle bu garip karşılaşmadan ötürü rahip dışarıda çıkışını bekleyen kalabalıktan uzun süre ayrı kaldı. Dua eden kalabalık, kendilerine bereket vermesi için rahibi bekliyordu. Bu denli ağır davranasına şaştılar. Yükümlü olduğu bereketi söyleyemediğini, konuşamadığını, niçin geç kaldığını anlatamadığını görünce şaşkınlıkları bir kat daha arttı. O zaman onun Tanrısal bir görme görmüş olduğunu anladılar.

Görevi konusunda son derece titiz olan Zekeriya, başına gelenlerden ötürü ya da olan biteni eşine bildirmek için görevden affını istemedi. Görevinin günleri dolana dek bekledikten sonra evine döndü.

Eşini konuşma ve duyma yeteneğini yitirmiş bir biçimde gören yaşlı Elizabet'in o anki kederini, Zekeriya meleğin kendisine bildirdiklerini kağıda yazdığı an duyduğu dehşeti tasavvur edebiliriz. Her ikisi de, doğacak olan oğullarının müjdecisi ve yolunun hazırlayıcısı olacağı, meleğin Rab dediği Mesih'in geliş müjdesi nedeniyle her şeyi unuttular.

Öncesiz Oğul Mesih'in bedene girişi gibi üstün bir olayın ona eşlik eden başka mucizelerle donanmadan meydana geleceğini akıl kabul edemez. Zekeriya'nın müjdelenmesi, kuşkusundan dolayı cezalandırılması, Elizabet'in gebe kalışı... Tüm bunlar, daha sonra gerçekleşecek olan en büyük mucize - Mesih'in kız oğlan kızdan doğumunu doğrulamamızı kolaylaştırır. İnsanlık tarihinde, Mesih hariç sayısız önbildiri ve remzin kendisine uyduğu bir başka kişi yoktur. Nasıralı İsa'nın, Tevrat peygamberlerinin geleceğini müjdeledikleri Kurtarıcı olduğu hükmü bu yolla doğruluk kazandı. Tevrat'ı dikkatli bir biçimde inceleyen kişi, Tanrı vahyi olan bu kitapta vaadedilen Mesih'in diğer peygamberler gibi salt insan değil, Tanrısal bir kişi olduğunu görür. ( G. FORD )


  Alıntı ile Cevapla

Alt 08 Kasım 2011, 18:14   #8
Çevrimdışı
Cevap: Mesih'e İhtiyaç




Mat. 1:18-25

Sözlüsünün hamile olduğunu öğrendiğinde; Yusuf, ne düşünmüştü ? Yusuf, sözlüsünün sırrını nasıl öğrendi, bilmiyoruz. Fakat o da, Meryem gibi birinden birini seçmek zorunda olduğu durumun öneminden ötürü korktu. Durumun tüm zorluğuna karşın Meryem'in anlattıklarına tüm yüreğiyle inanmak istiyordu. Meryem'in seçkin niteliklerini herkesten iyi tanıması, onun hakkında şüphelenmesini olanaksız kılıyordu.

Sözlüsü olduğu için onu her türlü zarardan koruması gerekiyordu. Açıca salıverereken hafif cezayı verse bile, bu açık bir haksızlık olurdu. Sonra, Mesih'in, evinde doğmasından daha büyük bir onur olabilir miydi ?

Yusuf'un çaresizliğini tasavvur eebiliriz. Yeteri kadar düşündükten sonra, sevgisi ve onuru Yusuf'u en hafif cezayı seçmeye yöneltti; " Onu gizlice salıvermeyi uygun gördü. "

Bu bağlamda, uçsuz bucaksız evreninde en küçük kıpırtıdan bile haberi olan Tanrı'nın lütfunu, yeryüzündeki imanlılara karşı ilgisini görüyoruz. Meleklerden biri, gece vakti Yusuf'u ziyaret etmek için Tanrısal buyruk aldı. Melek, Yusuf'a görünerek Meryem'de vücuda gelenin Kutsal Ruh'tan olduğunu, bu nedenle ondan ayrılmaması gerektiğini bildirdi. O halde, şimdiye kadar ar saydığı şey gerçekte her ikisi için de en büyük övünçtü.

Melek, Meryem'e verdiği buyruğu Yusuf'a da yineledi: Onun adını İsa koyacaksın... Çocuğa ad verilmesinde ilk hak erkeğindir. Bu nedenle çocuğun özel görevini bildiren bir adla adlandırılması ve onun bu konuda rızasını almak için Tanrısal iradeyi Yusuf'un da bilmesi gerekiyordu.

İsa ve Yeşu bir olup Yahudilerin son derece değer verdikleri adlardandır. Anlamı ise, insan adlarının en yücesi: Kurtarıcı. Zira bu ad, yeryüzünde gerçekleştirilecek en yüce işi gösteriyor. İnsanların günahtan kurturulması. Adı İsa olan kişi, tüm insanoğullarını sarmış olan öldürücü günah kanserini yok edecek tabibdir.

Yahudiler, çocuklarına Yahuda boyundan ve Davut'un evinden bir Mesih geleceğini anlatırlardı. Bu Mesih onları yoksulluk, hastalık, düşmanların egemenliği gibi zamanın musibetlerinden kurtaracaktı. Bu Mesih bekleyişi, kişisel arzu ve hedefleri olan yalancı Mesihlerin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu başkaldırılar, Yahudi ulusuna sürekli bela getirmişti. Meleğin sözü, bu türden düşük tasarımları yok edip vaaadedilen Mesih'in gerçek görevini ve işini bildirdi. Bu görev onların tüm zan ve tasavvurlarından yüceydi. Böylece Yeşaya peygamberin önbildirisi gerçekleşti: " Mesih erden kızdan doğacak. Olağanüstü doğasından ötürü İmmanuel diye adlandırılacak. " ( Yeşaya 7:14 )

Yusuf, Rabbin meleğinin buyruğuna uydu. Oğlunu dünyaya getirene dek Meryem'e yaklaşmadı. Herkes İsa'yı Meryem'in oğlu olduğu kadar Yusuf'un oğlu olarak da tanıdı. Yusuf, bu yolla hem kendi hem de Meryem ve oğlunun onurunu korudu.

Yazan: George FORD

  Alıntı ile Cevapla

Alt 08 Kasım 2011, 18:15   #9
Çevrimdışı
Cevap: Mesih'e İhtiyaç




Bkz. Luka 1:39-45

Meryem, yaşlılığına rağmen gebe kaldığını öğrendiği Elizabet'i gözleriyle görmek istiyordu. Elizabet'i kutlamalı, sevincine ortak olmalıydı. Nasıra'dan Yahuda'ya yolculuk beş gün sürdü. Meryem Elizabet'i gebeliğinin altıncı ayını doldurmuş olarak buldu. Artık herkes haberi almış, kısırlık lekesinden kurtulmuştu. Yüreğini kıvançla dolduran sevinci bir mucize yaşadı.

Meryem, Elizabet'i selamlayıp eriştiği bu Tanrısal lütuftan ötürü onu kutladığı zaman; Elizabet'in karnındaki cenin sıçradı. Elizabet, bunu, beklenen ziyaretçinin Mesih'in annesi olduğunun kanıtı olarak gördü. Kutsal Ruh, zihnini aydınlatmıştı.

Elizabet'in Meryem'i kutlayışında güzel bir alçakgönüllülük, yüce bir ruhsal esin görüyoruz. Baş rahibin yaşlı eşi, Tanrısal onura erişmiş Elizabet, yoksul bir genç kıza saygı gösteriyor. " Rabbimin annesi " ifadesinden anlıyoruz ki, bu saygı Meryem'in hakettiği bir saygı değil, tam tersi, ondan doğacak olanı yüceltiş. O'nun Tanrısal makamını itiraftı.

Bkz. Luka 1:46-55

Elizabet, övgüsünü bitirdiğinde; Kutsal Ruh, bu kez Meryem'e doldu. O anda hazırlıksız olarak İncil'in en güzel ilahilerinden biri olarak kabul edilecek bir övgü yükseltti. Bu ilahi, dedesi Davut'un ilahileriyle boy ölçüştüğü gibi Tanrı'nın ona verdiği zeka ve ruhsal bilinci de gösteriyordu. Meryem, bu şiirinde İsrail oğulları Kızıl denizi geçtikten sonra Musa'nın kızkardeşi Meryem'in söylediği ilahiyi hatırlatıyor.

Erden kız Meryem'in bu ilahisindeki üslubu kibirden uzak olup alçakgönüllülükle doludur. O eksikliğini şimdi daha çok hissediyordu. Diğerleri gibi Kurtarıcıya gereksinimi olduğunu, kişisel kurtuluşu için Tanrı'ya sığınmasını gerektiğini itiraf etti. O halde Meryem'den, başkalarını kurtarması beklenemez.

Dindar Meryem'den kendimizi arka plana almayı, özveriyi öğrenmeliyiz. Onun aklı fikri Rab'de idi, O'nun bağışı ile seviniyordu. Tanrı'nın kimseye iltimas etmediğini, insan düşüncesine aykırı düşen kendi planına göre davrandığını duyurdu: Uluları tahtlarından aşağı indirdi. Engin yüreklileri yükseltti. Açları doyurdu, varlıklıları bomboş gönderdi. O vaad ve merhametini soy be soy koruyan Tanrı'dır.

Mesih'in
doğumu

Bkz. Luka 2:1-7

Meryem, hamileliği süresince Yusuf'un evinde kaldı. Yurtları olan Nasıra'da bulundukları sırada gebelik süresinin sonlarına geldi. Oysa Mika peygamber, bundan yaklaşık 700 yıl önce yazdığı önbildiride Mesih'in Beytlehm'de doğacağını bildiriyordu. Mesih, " Gök ve yer geçip gidecek ama Tanrı'nın sözünden tek bir nokta bile yok olmayacaktır. " buyuruyor. Yeşaya peygamber ise, " Rabbin kitabında araştırın ve okuyun. " diyor, " bunlardan hiç bir şey kaybolmayacak. Çünkü onu dudağı amretti, Ruh'u topladı. " ( Yşa. 24:16 ).

Meryem ve Yusuf'u kış günü dört-beş günlük yorgunluğuna katlanarak Beytlehem'e ne götürebilirdi ?

Tanrı, isteğini gerçekleştirmek için yalnız melekleri değil, kralları da kullanır. Bilge Süleyman, şöyle diyordu: " Kralın yüreği Rabbin elinde suların arkları gibidir, nereye isterse oraya gönderir. " ( Özd. 21:1 ) Tanrıi Mesih'in doğum yerine ilişkin önbildirinin gerçekleşmesi için yeryüzü krallarının en büyüğünü kullandı; Roma imaparatoru kayzer Avgustus'u tebası için genel bir nüfus sayımı yapmaya yöneltti. Yahudilerin isteğine uyularak, soyları yerleşim yerlerinde korumak amacıyla sayımın her boy ve ailenin gerçek yurdunda yapılmasına izin verildi. Yusuf ve Meryem, Davut soyundan oldukları için Davut'un kenti olan Beytlehem'e gitmek zorunda kaldılar.

Yazan: George FORD

  Alıntı ile Cevapla

Alt 08 Kasım 2011, 18:15   #10
Çevrimdışı
Cevap: Mesih'e İhtiyaç




Geçen bin yıl zarfında Davut'un krallık soyundan gelenler dünyanın dört bir yanına dağılmış, çoğalmışlardı. Beytlehem sayım için gelen bu topluluklarla tıklım tıklım doldu. Meryem ve Yusuf, bu nedenle yolcu hanında yer bulamadılar. Kimse, onlara kapısını açmadı. Yoksullukları göze batacak derecedeydi. Dahası Yahudiyeliler, Galileleri küçümserlerdi. Meryem ve Yusuf, hanın ahırında gecelediler.

Ahırda bulundukları sırada doğum gerçekleşti. Sahip oldukları birkaç parça çuha ile onu kundakladılar. Bundan daha büyük yoksulluk olabilir mi ? Ama bu, günahlıları kurtarmak için alçalan olağanüstü sevginin bedene girmesi olayındaki Tanrısal iradeye uygun düşüyordu.

Bu çocuğun doğumunu Meryem'le Yusuf'tan başkası bilmedi, oysa kayzerin fermanını herkes duymuştu. Yediden yetmişe tüm halk bu konu üzerinde konuşmuştu. Bugün ise tam tersi söz konusu; bu çocuğun doğumuyla ilintisi olmasa kayzerin fermanını kimsenin anımsayacağı yok ! İnsanlar, artık bu çocuğun yoksulluğunu soruşturuyorlar, kayzerin fermanını değil. Milyonlar, bugün Avgustos'un sarayına değil; Mesih'in ahırına akın ediyorlar.

İki bin yıl sonra yeryüzündeki en büyük kralların, en ünlü bilginlerin tapınma konusu olan bu yoksul çocuk ve içinde bulunduğu ahır düşünülmeye değer. Şimdi insanlar, O'nun çarmıhı önünde secde etmekle, öğretilerine uymakla övünüyorlar.

Daha bir günlükken kendisine saygı ile karışık yoğun sevgi gösterildi. Çünkü O, birinci Adem'in bozduğunu düzeltmek, ruhsal bir soy oluşturmak, sonunda da dünyamıza cenneti getirmek için beşeri babası olmaksızın kusursuz doğasında aramıza gelen ikinci Adem'di.

Yazan: George FORD

  Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
ihtiyac, mesihe, İhtiyaç

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İşte Van'ın ÖNCELİKLİ İhtiyaç Listesi aLya Haber Arşivi 0 26 Ekim 2011 10:45
Arh+ Kan İhtiyac Vardr Acil! Toprak Serbest Kürsü 2 24 Ekim 2011 01:57
Canlı Varlıkların Duâsı..(İhtiyaç Lisanıyla Duâ) Sevda İslamiyet 0 27 Şubat 2011 13:15
İhtiyaç Anında Kalbimi Kırınız Sır Aşk ve Sevgi Köşesi 1 23 Şubat 2011 04:09
Evlilik Terapistine İhtiyaç Duyulan Durumlar YapraK Aile Evlilik ve Çocuklar 0 22 Nisan 2009 11:26